Tag

Dalyan Foundation arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Sulukule Gönüllüleri Derneği Çocukların Gözünden Okul ve Oyun Projesini Tamamladı

By | Şartlı Hibe

Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD), risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış kadın ve çocuklarla Fatih, Karagümrük’te hak temelli çalışmalar yapıyor. Vakfımızın Şartlı Destek Fonu kapsamında Dalyan Foundation finansmanıyla sağladığımız hibe desteği ile SGD, İstanbul Fatih ilçesinde yaşayan çocukların içinde bulundukları eğitim ortamına dair beklentilerini; öğretmenlerin, ailelerin ve eğitim ortamının çocukların okul ile kurdukları bağı nasıl etkilediğini ve derneğin okul terkini önlemeye yönelik yürüttüğü çalışmaların etkilerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirdiği bir araştırma projesi olan Çocukların Gözünden Okul ve Oyun projesini tamamladı. Bu kapsamda Çocukların Gözünden Okul ve Oyun raporunu yayınlayan dernek, raporun öne çıkan bulgularını alandaki paydaşlarıyla paylaşmak üzere çevrimiçi bir panel de düzenledi. 

Sulukule Gönüllüleri Derneği Proje Koordinatörü ve İzleme Değerlendirme Sorumlusu Aysun Koca ile yaptığımız röportajda raporun öne çıkan bulgularını, COVID-19 salgının projeye ve çalışma alanlarına etkilerini ve salgının okul terki açısından ne tür sonuçlar doğurduğunu konuştuk. 

Fatih Bölgesi’ndeki okul terkini önlemeye yönelik yürüttüğünüz faaliyetlerin etkilerini ölçmek amacıyla gerçekleştirdiğiniz araştırma projesini yakın zamanda tamamladınız. Çocukların Gözünden Okul ve Oyun raporunun amacından ve öne çıkan bulgularından bahseder misiniz?

Çocukların okulla kurdukları bağı ve SGD okul atölyelerinin bu bağa katkısını analiz etmek amacıyla yürüttüğümüz araştırmayı, COVID-19 salgını nedeniyle okulların kapalı olduğu, eğitimin uzaktan sürdürüldüğü ve SGD’nin uzaktan çalıştığı bir dönemde yürüttük. Araştırmanın amaçlarını şöyle özetleyebiliriz:

  • Çocukların içinde bulundukları eğitim ortamlarına dair beklentilerinin belirlenmesi,
  • Öğretmenlerin çocukların okulla kurdukları bağdaki rolünün belirlenmesi,
  • Ailelerin çocukların okulla kurdukları bağdaki rolünün belirlenmesi,
  • Eğitim ortamlarının çocukların okulla kurdukları bağdaki rolünün belirlenmesi,
  • SGD’nin doğrudan çalışma yürüttüğü bölgede yarattığı değişimlerin verilerle ortaya konulması, böylece yapılan çalışmaların model haline getirilmesinin desteklenmesi

Araştırma, İstanbul içinde SGD’nin doğrudan atölyelerini gerçekleştirdiği Karagümrük ve Balat’ta yer alan okullardaki çocukları, onların bakımverenlerini ve öğretmenlerini kapsıyor. Araştırma sürecinde 9 ile 17 yaş aralığında 45 çocuk, 12 bakımveren ve 26 öğretmenle görüştük. 

Görüşülen çocukların % 38’i uzaktan eğitime düzenli olarak erişemediğini, % 40’ı ise ara sıra düzenli erişim sağladığını söyledi. Görüşülen çocukların %89’u okulu özlediğini söyledi. Okula dair en fazla özlenenler ise % 61 ile arkadaşlar, % 14 ile dersler, % 11 ile de atölyeler oldu. 

Görüşme yaptığımız çocuklardan bazılarının atölyeler ile ilgili geribildirimlerini paylaşacak olursak; 

Dönüm noktası gibi bir şey oldu çünkü çok eğlendim. Fotoğrafçılık atölyesinde net olarak hatırladığım bize bir fotoğraf makinesi vermişlerdi. İşte onlarla fotoğraf çekmiştik, anılarımızı anlatmıştık. Fotoğrafta ne anlatmak istedik ne çektik gibi. Teknikler öğrenmiştik o teknikleri ben hala kullanıyorum.” (15 yaş)

Mesela dersler uzun ama atölyeler çok kısa. Ve haftada bir gün bu birazcık kötü benim için.” (12 yaş)

20 günden fazla devamsızlık yapan çocukların, okulların toplam öğrenci sayısına oranı % 14 olarak karşımıza çıktı.

Öğretmenlere göre çocukların devamsızlık nedenleri ise;

  • Ailelerin/bakımverenlerin ekonomik olarak okul masraflarını karşılayamıyor oluşu
  • Çocukların çalışma hayatına katılması
  • Okul ortamının engelli öğrencilere göre düzenlenmemiş olması
  • Uzaklaştırma cezalarının çocukların okulla bağını zayıflatması
  • Çocuklarda ders ve sınavlarda başarısız olma kaygısı
  • Çocukların anneye/aileye ev ve bakım işlerinde yardım etmek zorunda kalması
  • Göçmen çocukların yeterli düzeyde Türkçe bilmemesi
  • Çocuklar arası yaşanan akran zorbalığı
  • İlgisiz aileler/bakımverenler
  • Öğrenme bozukluklarının teşhis edilememesi
  • Çocukların yaşadığı dürtü-davranış kontrol zorlukları ve diğer psikolojik zorluklar

Okula kayıtlı olduğu halde hiç okula gelmeyen çocukların, okulların toplam öğrenci sayısına oranı da % 8 olarak tespit edildi.

Öğretmenlere göre okul terki göstergeleri;

  • Sık devamsızlık yapma
  • Derslerde ilginin azalması
  • Ailenin ilgisinin azalması ve
  • Arkadaşlarıyla iletişimde azalma oldu.

Görüşülen çocuklar 2015 yılından bu yana SGD atölyelerine katılan çocukların da olduğu bir gruptu. Bu vesile ile atölyelerin uzun süreli etkisini anlama imkânı da bulduk.

Atölye katılımcısı çocukların devamsızlık oranlarındaki düşüş SGD’nin temel hedeflerinden biri olan çocukların okulla kurdukları bağın güçlendirilmesine olumlu katkı sunulduğunun göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ancak, çocuklar birden fazla dönem aynı atölyeye katıldıklarında isteklerini kaybedebildiklerini ve çocuklar ile bakımverenlerinin atölyelere katıldıklarında derslerini kaçırma endişesi yaşadıklarını gördük.

Çocukların uzun süredir okula gidemediği bir dönemde okul ile bağlarını ve SGD okul atölyelerinin bu bağa etkilerini analiz ettiniz. Bu durum araştırma sırasında nasıl zorluklara neden oldu? Bu zorlukları aşabilmek için ne tür yöntemler kullandınız?

Pandemi kaçınılmaz olarak bu araştırmayı da etkiledi. Sahaya çıkacağımız zaman, hepimizin evlere kapandığı, karantinalarla tanıştığımız bir döneme denk geldi. Çalışmayı tamamen durdurmak yerine araştırma tasarımını, görüşme yöntemlerini güncelleyerek ve duruma adapte ederek ilerlemeyi tercih ettik. Bu durum da belirlediğimiz takvimde sarkmalara neden oldu.

Salgın koşullarının araştırmaya en önemli etkisi, hiç kuşkusuz, çocukların uzun bir süredir okuldan uzak oldukları bir süreçte yapılmış olmasıdır. Bu durum, uzun zamandır evde kapalı olan ve en önemli sosyalleşme alanı olan okul ve atölyelerden uzak kalan çocukların bu ortamlara dair anlatılarını da oldukça etkiledi. Çocukların okul ve atölye ortamına dair anılarını hatırlamakta güçlük çektiğini gördük. Bu sebeple, araştırma çerçevesi ve hazırladığımız sorular araştırma boyunca birden çok kez değişikliğe uğradı. Gelinen noktada çocukların okuldan ve atölyelerden uzak kalmalarının anlatılarını etkileyeceğinin farkında olan ve bu etkiyi analizin bir parçasına dönüştürmeye izin veren bir araştırma çerçevesi oluşturduk ve uyguladık.

Ayrıca, araştırma kapsamında, SGD’nin atölye modelinin uygulanmadığı okullarda da saha çalışması yapmayı ve atölyelere katılan ve katılmayan öğrenciler için okulla kurulan bağın nasıl farklılaştığını karşılaştırmayı da hedeflemiştiki. Ancak salgın koşulları nedeniyle atölyelerin uygulanmadığı okullara erişim mümkün olamadı, saha çalışmasını sınırlı tutmak durumunda kaldık.

Araştırma sonucunda elde ettiğiniz bulguları çalışma alanınız ve yöntemleriniz açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Araştırma doğrultusunda çalışmalarınızda yapmayı planladığınız bir değişiklik var mı?

Araştırma raporunu referans alarak, kurumsal stratejik planımızı güncellemeyi ve rapor bulgularını saha çalışmaları içinde kullanmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda raporun sonuç ve önerileri ışığında, SGD’nin geliştirdiği model üzerine revizyonlar yapmayı planladık. Yaz döneminde yaptığımız ve yapmaya devam ettiğimiz ekip toplantıları ile yeni okul döneminde modelin büyük bir kısmını yenileyerek denemeyi hedefliyoruz.

İlk somut çalışma ise, okulda kaydı olan fakat fiziksel olarak okulda olmayan, okul sisteminden uzaklaşmış çocuklara okul içinde uygulanan atölyelerle ulaşmanın mümkün olmadığı sonucuna ilişkin oldu. Pandemi döneminde başladığımız bir başka projenin saha sonuçlarını da dahil ederek, bu soruna ilişkin yeni bir proje başvurusu yaptık ve bu dönem okul dışı kalmış çocuklara yönelik bir uygulama gerçekleştireceğiz.

Pandemi döneminde dönüştürdüğümüz atölye içerikleri de bize gösterdi ki, ihtiyaçlara, değişen koşullara göre çalışmanın temel çekirdeğini bozmadan uyarlanabilir, esnetilebilir içerikler üretebilme kapasitesine sahibiz. Bu da modelin güçlü yanını oluşturan unsurlardan birisi olarak görülebilir.

Birlikte çalıştığınız hedef kitle üzerinden düşündüğünüzde salgın sürecinin okul terki açısından nasıl sonuçları oldu? Bu zorlu dönemde okulu terkini engellemek için yapılabilecekler neler?

Salgının, eğitim alanı ile ilgili zaten var olan eşitsizlikleri derinleştirdiğini söylemek hiç yanlış olmaz. Okul terki SGD’nin kurulduğundan bu yana mücadele ettiği bir sorun iken, pandemi ile beraber bu sorunun çalıştığımız bölgede gözle görülür bir biçimde derinleştiğini söyleyebiliriz. 

Bu derinleşme, Tarlabaşı Toplum Merkezi, Başak Sanat Vakfı ve Small Project İstanbul ile beraber eşgüdümlü bir şekilde yürüttüğümüz COVID-19 sürecinde İstanbul’un Farklı Yerleşimlerinde Çocukların Haklarına Erişimi Araştırması-Eğitim Hakkı odağındaki raporun bulgularında da izlenebilir.

Sözünü ettiğimiz izleme raporunun bulgularından da görülebileceği gibi halen öğretmeniyle hiç iletişim kuramamış çocuklar bulunuyor. Bir önceki izleme aşamalarına kıyasla ekonomik koşullar nedeniyle çocukların ev içi ve ev dışı sorumluluk ve yüklerinde artış olduğunu izledik. Okul öncesi eğitim çağı yaşında olan çocukların okula erişim sağlayamadığını gördük.

Önümüzdeki dönem de uzaktan eğitim devam edecekse eğitime erişimin tam donanımlı bir şekilde sağlanması ve hiçbir çocuğun uzaktan eğitimin dışında kalmaması önem taşıyor. Uzaktan eğitim sürecinde ortaya çıkabilen ekstra maliyetler karşılanmalı. Çocukların sosyal-duygusal öğrenme becerilerini destekleyebilecek ve COVID-19 sürecini anlamlandırmalarını sağlayacak programlar ve içerikler geliştirilmeli. Bakımverenlerin çocukları evde nasıl destekleyebileceklerine yönelik erişilebilir eğitimler geliştirilmeli ve yaygınlaştırılmalı. Okul psikolojik danışmanlarının hem çocuklar hem de çocukların bakımverenleriyle etkileşimi daha düzenli olmalı. 

Yüz yüze eğitime dönüş için hazırlıkların başladığı bu dönemde birlikte çalıştığınız çocukların bu sürece hazırlanması ve adaptasyonu için neler yapılması gerekiyor? Sulukule Gönüllüleri Derneği olarak bu süreçte bir destek sağlanmayı planlıyor musunuz?

Yukarıda sözünü ettiğimiz izleme raporunun öneriler kısmında detaylı bir şekilde ele aldığımız gibi uzaktan eğitim sonrası yüz yüze eğitime geçişte öğrenciler arası farklılıkların giderilmesi için öğretmenleri ve öğrencileri destekleyici uygulamalar başlatılmalıdır. İhtiyaç tespiti yapılarak telafi sınıfları veya yetiştirici sınıflar oluşturulmalıdır. Çocukların okula dönüş ve COVID-19 sürecinde yaşadıkları psikolojik zorlukları azaltmak, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle etkileşimlerini artırmak için psikososyal destek alması sağlanmalıdır. Okul terkleri ve uzun süreli devamsızlıklar takip edilmeli, erken müdahale programları geliştirilmelidir.

SGD olarak ise yeni başlayacak okul dönemi için, bulunduğumuz bölgede okul terkine yönelik bir saha çalışması yapmayı, çocuklarla bu araştırmadan elde ettiğimiz bilgileri derinleştirecek görüşmeler yapmayı ve onları eğitim sistemine dahil edecek programlar geliştirmeyi, benzer şekilde bakımverenleri de uzun bir aradan sonra okula dönen çocuklarını nasıl destekleyebilecekleri konularında psikososyal açıdan desteklemeyi hedefliyoruz.