Tag

Demans arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Türkiye Alzheimer Derneği ile Gündüz Yaşam Evi Sanat Terapisi Projesini Konuştuk

By | Şartlı Hibe

Türkiye Alzheimer Derneği kişilerin, Alzheimer hastalığı ve bakımı konusunda bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve bu hastalıktan muzdarip kişi ve ailelerin yaşam kalitesinin artırılması amacıyla çalışmalar yürütüyor. Şartlı Destek Fonu kapsamında hibe desteği sağladığımız dernek, Gündüz Yaşam Evi Sanat Terapisi projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında Şişli Gündüz Yaşam Evinde; 16 kişilik gruplar halinde toplam 32 hastaya, gruplar için belirlenen günlerde 8 saat rehabilitasyon ve sanat terapisi sağlayacak. Sanat terapisi kapsamında haftada iki kez ikişer saatlik müzik dinleme, şarkı söyleme ve dans etme faaliyetleri gerçekleştirecek olan dernek; bir yandan da resim, ebru, kil, mandala, seramik gibi hastaların ince kaslarını çalıştırmalarına ve zihinsel becerilerini korumalarına destek olmayı amaçladığı atölyeler gerçekleştirecek.

Türkiye Alzheimer Derneği Genel Sekreteri Füsun Kocaman, Sosyal Hizmet Uzmanı/Gündüz Yaşam Evi Sorumlu Müdürü Gizem Akpınar, Prof. Dr. Başar Bilgiç Başkan ve dernek Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Nil Tekin ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; her yıl daha da yaşlanan Türkiye nüfusunu sağlık hizmetlerine erişim açısından bekleyen riskler, hava kirliliğinin bunama hastalığına etkileri, Türkiye’de demans hastalarını desteklemek amacıyla geliştirilen stratejiler ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yakın zamanda yayımladığı rapora göre, Türkiye’de yaşlı nüfusu son 5 yılda %24 arttı. Her geçen gün artan yaşlı nüfus göz önüne alındığında yaşlanmakta olan nüfusu özellikle sağlık hizmetlerine erişim açısından ne tür riskler bekliyor? 

Yaşlanmakta olan nüfusu sağlık hizmetlerine erişim açısından bekleyen riskler şu başlıklar altında özetlenebilir:

  • Kapasite yetersizliği nedeniyle tedavi için uzun süre beklemek zorunda kalınması, 
  • Yoksulluk sebebiyle sağlık hizmetlerine (hastane, ameliyat, ilaç vs) erişilememesi,
  • Çok yaşlı olan ve/veya yalnız yaşayan hastaların sağlık kuruluşlarına gidememesi.

Yaşlı nüfusun artması kamusal sağlık hizmetlerinin yetersiz kalma ihtimalini doğurmaktadır. Nüfus yoğunluğu sağlık hizmetlerin yavaşlamasına ve imkanların yetersiz kalmasına neden olabilir. Yatak kapasiteleri ya da bakım evlerinin kapasitesi yaşlı nüfusa yetmeyebilir. Bu sebeple yaşlı nüfus aktif yaşlanma sürecini tamamlayacak sağlık hizmetlerinden yoksun kalabilir. 

Bir diğer sorun ise yoksulluk sebebiyle sağlık hizmetlerine (Hastane, ameliyat, ilaç vs) erişememe. Ülkemizde kayıt dışı çalışanların ve sigorta kapsamı dışında kalanların oranı bir hayli fazla. 

65 yaş üstü 851 bin kişinin %92’si kayıt dışı çalışıyor. Türkiye’de bakımı üstlenenlerin yarısından fazlası da kadınlardan oluşuyor. Evde bakım vb. devlet destekleri ancak belirli bir gelir düzeyinin altında kalan kişilere veriliyor. Bu nedenle bakım sağlayan kesim bu görevi ücretsiz olarak yerine getiriyor ve çalışma imkanına erişemiyor. Bu da yaşlanmayla birlikte yoksulluğun giderek artacağını gösteriyor. Yoksullukla birlikte öz bakım ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasında karşılaşılacak sorunlar ve kısıtlar, sağlığa ihtiyacı daha da artıracak. Bu da sağlığa erişim sorunu daha da büyüyecek. 

Çok yaşlı olan ve/veya yalnız yaşayan hastaların sağlık kuruluşlarına erişimi çok zor hatta kimi durumlarda imkânsız. Bu da evde sağlık uygulamalarını gündeme getiriyor. Yaşlıların sağlığa erişimini sağlamak için sağlık ve sosyal hizmet uygulamaları bir arada düşünülmeli.

Türkiye’de Alzheimer hastalarını desteklemek amacıyla geliştirilmiş ulusal düzeyde bir stratejik plan veya politika bulunuyor mu? Bu tür bir çalışmanın hayata geçirilmesi için hangi paydaşlar tarafından neler yapılması gerekiyor?

Demans, en sık görülen formuyla Alzheimer Hastalığı (AH) yaşla birlikte görülme riski artan, hastada oluşturduğu engellilik durumu, mortalite oranları, bakıcı yükü ve bakım maliyeti ile toplumu etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Demans dünya genelinde 50 milyon kişiyi etkilemektedir ve her 3 saniyede yeni bir demans olgusu ortaya çıkmaktadır. Bu artış hızıyla 2030 yılında 82 milyona, 2050 yılında ise yaklaşık 152 milyona ulaşacağı öngörülmektedir.  Son zamanlarda Türkiye’de 800.000 kişinin bu hastalıkla mücadele ettiği düşünülmektedir.  Her geçen yıl daha da artan ve şu anda nüfusun %9.1’ini oluşturan yaşlı nüfusu ile beraber düşünüldüğünde demansın Türkiye’de görülme oranı da artacaktır. 

Yaşlanan Türkiye’de demans hastalığı hakkında daha fazla farkındalık ve bilgi sahibi olmak büyük önem taşımaktadır. Demans hastalığında korunma, erken tanı, bilgilendirme, kaliteli bakımın sağlanması, hastanın ve ailelerinin yaşam kalitesinin arttırılması için verilecek destek hizmetlerini içeren planlamalara gereksinim giderek artmaktadır.  Kesin tedavisi olmayan, ilerleyici, kronik bir hastalık olarak tanımlanan demans hastalığına yönelik olarak özellikle gelişmiş ülkelerde stratejik planlar oluşturulmasıyla tüm dünyada ülkelerin kendilerine has planların yapılma gereksinimi ortaya konmuştur. Alzheimer’s Disease International (ADI) küresel bir eylem planı oluşturmaya, bu eylem planına daha fazla ülke ve bölgeyi dâhil etmeye çalışmaktadır.

Hızla yaşlanan Türkiye’de giderek daha sık görülmeyen başlayan Alzheimer ve diğer demans tiplerine yönelik bir ulusal stratejik planın oluşturulması önem taşımaktadır. Koordinasyon, bilgi paylaşımı ve işbirlikleri, kaynakların etkin kullanımı, finansman modelleri, sürdürülebilirlik, değişen gereksinimlerin doğru şekilde değerlendirilmesi ve bütünleşik bakımın sağlanması için tüm Dünya’da Alzheimer derneklerine önemli görevler düşmektedir.  ADI üyesi de olan Türkiye Alzheimer Derneği bünyesinde Ulusal Demans Stratejik Plan Çalışma Grubu tarafından Ulusal Demans Stratejik Planı (2020-2025) oluşturulmuştur. Oluşturulan plan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na sunulmuştur.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı öncülüğünde yaşlılara yönelik ulusal eylem planları yapılıyor olsa da Alzheimer özelinde ulusal bir plan mevcut değildir. 

Türkiye’de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı(2007 Kalkınma Ba- kanlığı Devlet Planlama Teşkilat)

Türkiye’de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı Uygulama Programı(2013-2015-2016 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) 

Bakım Hizmetleri Stratejisi ve Eylem Planı(2011-2013 Aile ve SosyalPolitikalarBakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü) 

Türkiye Sağlıklı Yaşlanma Eylem Planı ve Uygulama Programı(2015-T.C. Sağlık Ba- kanlığı)

Hava kirliliğinin bunama hastalığı üzerinde ciddi etkileri olduğu biliniyor. Hava kirliliği bunama hastalığını nasıl tetikliyor? Bunun önüne geçmek için ne tür çalışmalar yapılması gerekiyor?

Hava kirliliği görülme oranı artan küresel bir sorundur. Kalp hastalığı, felç ve kanser dahil olmak üzere birçok bulaşıcı olmayan hastalıkta bilinen bir nedensel faktördür. Demans (bunama) da ilerleyici, engellik yaratan, bulaşıcı olmayan bir hastalık olarak hızla büyüyen küresel bir sorundur. Hava kirliliği ile bunama veya bilişsel bozulma arasında ilişki olduğunu düşündüren çalışmalar mevcuttur. 

Temel olarak hava kirliliğine, özellikle de havada yer alan ince partiküllü maddelere maruz kalmanın, hipertansiyon, hiperlipidemi, ateroskleroz, oksidatif stres, insülin direnci, endotelyal disfonksiyon, pıhtılaşma eğiliminde artış, iltihaplanma ve inme riskini artırdığı ve bunların hepsinin aynı zamanda zihinsel işlevleri de bozduğu düşünülmektedir. 

Genel olarak, uzunlamasına kohort çalışmalarından elde edilen kanıtlar, hava kirliliğinde, özellikle küçük partiküller olan PM2.5, NO2/NOx ve O3 kirleticilerine maruz kalmanın, bunama riskini arttırdığını ve zihinsel işlevleri bozduğunu göstermektedir. Solunduğunda, partikül yüzeyinden desorbe edilen gaz, partiküller veya materyalin inflamatuar yanıtları, mikroglial aktivasyonu, reaktif oksijen türlerinin üretimini ve Aβ peptitlerinin artan üretimini ve birikimini indüklemek üzere hareket ettiği varsayılmaktadır. Bir çalışmada ikamet yeri ile en yakın ana yola olan mesafe arasındaki ilişkiye bakarak kirliliğe maruz kalmanın bir temsili ölçüsü kullanılmış, sonuçlarda konut ana yola ne kadar yakınsa demans riski o kadar yüksek bulunmuştur.

“2017 yılında “Lancet Demans Önleme, Müdahale ve Bakım Komisyonu” demans için potansiyel risk faktörleri listesine hava kirliliğini de dahil etmiştir. 2018 yılında da özellikle yaşlılarda havada asılı küçük partiküller ve bunama için nedensellik kanıtlarının arttığını belirtmiş ve ortaya çıkan nedensel bağlantıların araştırılması için daha fazla araştırma yapılması çağrısında bulunmuştur. Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğu bilinirken, bilişsel işlev üzerindeki etkisini değerlendirmek için gereken uzunlukta klinik çalışmalar yapmak gerekmektedir.”

Demans için belirlenmiş risk faktörlerinin çoğunda olduğu gibi hava kirliliği, tek başına zihinsel işlevleri etkilemez. Aksine, biri demans olan birden fazla bulaşıcı olmayan hastalık riskini artırır. Bununla birlikte, yerleşik bunama risk faktörlerinin çoğunun aksine, hava kirliliğinden kaynaklanan risklere maruz kalma üzerinde kişisel kontrol imkânı düşüktür. Hava kirliliği yaygın, küresel, yaşam boyu sürer ve sağlığa zararlıdır. Maruziyetin azaltılması, potansiyel olarak demans riskini azaltmak da dahil olmak üzere sağlık yararı ve maliyet tasarrufu için büyük bir potansiyele sahiptir.

Bunama için risk yaratan havadaki bu küçük zararlı partiküllerin ana kaynağı petrol türevlerini kullanan içten yanmalı motorlar, termik santraller ve ağır sanayidir. Bu nedenle bunama açısından hava kirliliği kaynaklı riski azaltmak için ülke politikası olarak çevreci bir yaklaşım benimsenmeli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmelidir. Ayrıca içten yanmalı motorların yerine elektrikli araçların yaygınlaşması, ikamet edilen yerlerin otoyol, termik santral ve ağır sanayi alanlarından uzak yapılandırılması da özellikle yaşlı nüfusta hava kirliliği kaynaklı bunama riski azaltacak yaklaşımlardır.  

Türkiye Alzheimer Derneği olarak COVID-19 salgını döneminde; Dijital Torunum, Dijital Çay Saati, Bana Bir Hikâye Anlat gibi faaliyetler yürüttünüz. Pandemi kısıtlamalarının kalkması ile yüz yüze faaliyetler yeniden başladı. Dernek olarak bu dönemde edindiğiniz tecrübeleri ilerleyen dönemlerde nasıl kullanmayı planlıyorsunuz? Dijital etkinlikler yapmaya devam edecek misiniz? 

Hem hastalarımızın – hatta birçok hasta yakınımız – riskli yaş grubu içerisinde yer alması hem de Gündüz Bakım Evi, Evde Bakım ve Eğitim hizmetlerimize uzun süre ara vermiş olmamız,  pandemi koşullarının yarattığı olumsuz etkileri çok ciddi bir şekilde hissetmemize neden oldu. Gündüz Yaşam Evimizde faaliyetleri yaklaşık 18 ay aradan sonra 1 Eylül 2021 itibari ile tekrar başladık. Ancak, bazı aksaklıklar nedeniyle ve pandemi koşullarında henüz yeterli serbesti sağlanamadığı için şu anda hastalarımızı “üçer kişi-yarımşar gün” kabul edebiliyoruz. 1 Mart 2022 tarihinden itibaren tekrar eski düzende çalışabilmenin ilk adımlarını attık. Buna göre dünya standartlarına göre üst sınır kabul edilen 16 hastayı pazartesi, çarşamba ve cuma, diğer 16 hastadan oluşan ikinci grubu da salı ve perşembe günleri kabul ediyoruz. Yani, toplam 32 hastaya günde 8 saat rehabilitasyon ve terapi sağlayacak şekilde pandemi öncesi hizmet modelimize geri dönmek için gerekli planlamaları yapıyoruz. 

Gündüz Yaşam Evimizde sunduğumuz yüz yüze danışmanlık, aylık bilgilendirme seminerleri, aylık grup psiko-terapi seansları, hasta ve hasta yakınlarına canlı müzik eşliğinde birlikte eğlenme imkânı sunan Çay Saati programlarımızı pandemi döneminde telefon üzerinden ve dijital platformlar aracılığı ile devam ettirdik. Böylece, hastalarımıza ve ailelerine sağladığımız destekleri hiç aksatmamış olduk. Aynı zamanda pandemi döneminde, tüm danışma hatlarımızı evlerimize yönlendirerek telefon, görüntülü görüşme ve sosyal medya platformları aracılığı ile hasta yakınlarına psiko-sosyal destek vermeye devam ettik. Mayıs 2021’den itibaren her perşembe saat 15:00’da çevrimiçi bilgilendirme toplantıları yapmayı ve acil ihtiyaç duyan ailelere evde bakım hizmeti sağlanmayı sürdürdük. Ayrıca pandemi döneminde hayata geçen Dijital Torun projesiyle gençler, kendileriyle eşleştirilen hastalarla belirlenen gün ve saatlerde görüntülü görüşerek moral vermeye ve iletişim becerilerini kaybetmelerini önlemeye çalıştılar ve bu görüşmeler halen devam etmekte.

Pandemi hepimize dijitalleşmenin önemini ve kolaylaştırıcılığını gösterdi. Mekandan bağımsız olarak dünyanın herhangi bir yerinden herhangi bir ulaşım sorunu ve masrafı yaşamadan ve özellikle hasta yakınları için hastalarını yalnız bırakmak ya da birine emanet etmek zorunda kalmadan her türlü bilgilendirme, dayanışma, eğlence, vb. etkinliğe katılma imkanı sundu. Dijitalleşme iletişimi yaygınlaştırdı. Ayrıca pandemi dönemi hem bizim hem hizmet sunduğumuz hasta yakınlarımız dijital becerilerini geliştirdi.

Bu dönemde hizmet verdiğimiz hedef kitlemizden aldığımız geri dönüşlere dayanarak, yüz yüze faaliyetlerimizin yanında dijitalde de çalışmalarımıza devam etmeye karar verdik. Örneğin ABKOSE – Alzheimer Hastalarına Bakımveren Kadınlar için Online Sertifikalı Eğitim Programı Geliştirme projesini hayata geçirdik. ABKOSE projesiyle, Alzheimer hastalarının, ailelerinin ve profesyonellerin doğrudan katılımı ve eğitimi üzerine biricik ve yenilikçi bir dijital eğitim programını tasarlıyoruz. Projeyle gayri resmi bakımveren kadınların akrabalarına bakarken edindikleri becerilerin yapılandırılmasını, eksiklerinin tamamlanmasını ve belgelendirilmesini, kadınların sosyal ve ekonomik dışlanmanın üstesinden gelebilmesi için güçlendirilmesini amaçlıyoruz. Eğitimle Türkiye’de artan paramedikal ve bakım personeli açığına cevap verileceği ve yalnızca nihai yararlanıcıların sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarına değil, aynı zamanda ülkenin işgücü piyasası talebi için de fayda sağlayacağı öngörülmektedir. Eğitim, Alzheimer ve demans hastalarına bakımveren kadınlara bakım teknikleri ve teknolojilerini sunarak kişisel güçlenmelerini destekleme ve meslek sahibi yapma noktasında katkı sağlayacak.

Özetle, bundan böyle yüz yüze etkinliklerimizi dijital kanallar aracılığıyla sunacağımız etkinliklerle destekliyor olacağız.

Şartlı Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle Gündüz Yaşam Evi Sanat Terapisi projesini hayata geçireceksiniz. Projenin amacından ve bu kapsamda gerçekleştirmeyi planladığınız faaliyetlerden bahseder misiniz?

Gündüz Yaşam Evi Sanat Terapisi projesi ile hastalarımıza canlı, dinamik, keyifli ve saygın bir yaşam sunmayı ve onlara moral, motivasyon desteği vermeyi amaçlıyoruz. Özellikle pandemi sürecinin hasta ve yakınlarında yarattığı zihinsel durgunluğu ve psikolojik yorgunluğu atmak için bu tarz aktivitelere geçmişe oranla çok daha fazla ihtiyaç duyulmakta. Bu amaçla haftada iki kez ikişer saat müzik ve sanat terapistleri gerçekleştiriyoruz. Projemiz 1 Mart 2022 tarihinde başladı. Önceki dönemlerde de beraber çalıştığımız ve hastalarımızla çok güzel diyaloglar kuran müzik terapisti eşliğinde; dinleme, şarkı söyleme ve dans etme faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Tüm bu faaliyetler hastalara hem zihinsel hem ruhsal hem fiziksel olarak iyi geliyor. Proje kapsamında yürüttüğümüz bir diğer faaliyet ise Psikolog ve Sanat Terapisti uzmanımız eşliğinde gerçekleşen resim, ebru, kil, mandala, seramik gibi hastaların hem ince kaslarını çalıştırmalarına hem zihinsel becerilerini korumalarına yarayan çalışmalar. Aynı zamanda bu çalışmalar sayesinde yeniden üretmeye başlayan hastalar hem moralman daha da güçleniyor hem de bakımverenleri ile birlikte çalışma yaparak aralarındaki iletişim sağlamlaşıyor. 

Hibe desteğiniz sayesinde pandemi döneminde yaşanan tüm maddi sıkıntılara rağmen Gündüz Yaşam Evi Sanat Terapisi projemizi yeniden hayata geçirebildik. Proje ile beraber 24 hafta boyunca hastalara yönelik atölye çalışmaları (Atölyeler 1 ile 3 haftada tamamlanabilemektedir.), canlı müzik ve dans terapisi sunma imkânı elde ettik.

 

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği ile Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu Projesini Konuştuk

By | Her Yaşta Fonu, Her Yaşta Fonu

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği, yaşlanmakta olan kişilerin günlük yaşam kalitelerini artıracak bilişsel ve psikososyal yöntemleri hayata geçirmek, aktif yaşlanma sürecine destek olmak ve bu sürece katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu kapsamında  Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu projesini hayata geçirecek olan dernek, proje kapsamında Demans Simülatörü uygulaması ile ilgili bir eğitim modülü hazırlayacak ve bir ölçme değerlendirme sistemi oluşturacak. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji bölümü 3. ve 4. sınıf lisans öğrencilerinden oluşan toplam 100 öğrenci ile gerçekleştirilecek olan simülasyon çalışması ile demanstan en çok etkilenen yaşlı bireylerin gereksinimleri ve ihtiyaçlarını karşılayacak, yaşam kalitelerini artıracak etkin çözümlerin ve uygulamaların hayata geçirilmesine katkı sağlanacak. 

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çağla Aktaş Aytöre ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Gerontoloji Öğretim Üyesi Psikiyatr Sera Çetingök ile yaptığımız röportajda, demans hastalarının faydalandıkları hizmetleri, COVID-19 sürecinde demanslı hastaların yaşadıkları zorulukları, gerontoloji bölümü öğrencilerinin bu alandaki çalışmalara katılımlarının önemini ve proje kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk. 

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği, Her Yaşta Fonu kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Ülkemizde, yaşlılığa hastalık ve engellilik odaklı bir yaklaşımın olduğu görülüyor. Bu nedenle de mevcut hizmetler ağırlıklı olarak yaşlı bireylerin genel bakımına ve sağlıklarının korunmasına yönelik olan tıbbi uygulamalara odaklanıyor. Yaşlı bireylerin genel sağlık durumu ve iyi olma halleri, tıbbi müdahalelerin yanı sıra günlük yaşam aktivitelerinin niteliğinden de etkileniyor. 

2018 yılında “Yaşanan yıllara hayat katmak” felsefesiyle kurulan derneğimiz yaşlanmaya bakış açısını yaşlı bireylere bakım sağlama boyutundan ileriye götürerek, yaşlılarımızın hayatı tüm yönleriyle sağlıklı aynı zamanda da anlamlı olarak sürdürmelerini, toplumun içinde ve aktif olarak yaşamlarına devam etmelerini ve yaşam kalitelerini korunmalarını hedefleyen bir yaklaşımın geliştirilmesi için çalışıyor.

Derneğimizin adından da anlaşılacağı üzere “Hayat Boyu Hayat Dolu” diyerek yaşlılığın sadece fiziksel boyutuyla değil, bilişsel, sosyal ve ruhsal açıdan da iyi olma halinin psikososyal boyutlarını da içeren bütünsel bir yaklaşım ile değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu vizyon ile öncelikle yaşlılarımızın hayatlarına doğrudan dokunan saha çalışmalarımızı uygulamayı ve yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda, yaşlılar ve toplumun farklı kesimleri arasında köprü oluşturacak, farkındalık yaratacak, birbirimizi daha iyi anlamayı ve empati kurmayı destekleyecek çalışmalar ve projeler üreterek, toplumun her kesiminde özellikle de genç kuşaklar arasında var olan yaşlanma ve yaşlılık ile ilgili önyargıları ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz. 

Derneğimizin başlıca faaliyeti, huzurevlerinde uyguladığımız psikososyal destek programıdır. Psikososyal destek programımız, İngiltere başta olmak üzere 29 farklı ülkede uygulanan,  “Cognitive Stimulation Therapy” esaslarına dayanarak ülkemize adapte etmiş olduğumuz bir programdır. Bu program, yaşlılarımızın günlük yaşam rutinleri ile bütünleşen, sosyalleşmelerine imkan sağlayan, fiziksel, zihinsel  ve duyusal becerilerini kullandıkları, ve aynı zamanda bilişsel uyarımı destekleyen farklı yapılandırılmış aktivitelerden oluşuyor. Yaşlanma ve yaşlılık konusunda toplumda özellikle empati yoluyla farkındalık yaratmak için derneğimiz üniversiteler, diğer sivil toplum kuruluşları (STK) ve gençler ile birlikte  ortak proje ve faaliyetler yürütüyor. 

Üniversiteler ile gerçekleştirdiğimiz farkındalık çalışmalarımız kapsamında, İstanbul Üniversitesi Gerontoloji Bölümü  ve Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğrencileri ile demans farkındalığına yönelik Demans Simülatörü uygulamamızı ve Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü 3. Sınıf öğrencileri ile  dönem bitirme projesi  olarak  “yaş ayrımcılığı” konusunda yaptıkları mini araştırma sonrası davranış değiştirmeye yönelik kampanya çalışması gerçekleştirdik. 

Eğitim faaliyetlerimiz arasında, İstanbul Üniversitesi gerontoloji öğrencilerinin mesleki eğitimleri kapsamında  yaşlılar ile iletişim, bilişsel aktiviteyi destekleyen uygulamalar ve saha gözlemlerimizi aktardığımız eğitimlerimizi çevrimiçi olarak gerçekleştirdik.

Diğer STK’lar ile olan işbirliğimiz kapsamında ise Değiştiren Adımlar Derneği’nin Renkli Kampüs projesi ile 13 üniversite öğrencisi ile huzurevindeki yaşlılar ile kuşaklar arası etkileşimi kapsayan, “Köklerime Sahip Çıkıyorum” projesini hayata geçirdik.

Derneğimiz ayrıca, yaşlılık alanında eğitim gören ve ileride yaşlılar ile etkileşimde olacak öğrencilere, sahadaki faaliyetlerimizde yaşlılar ile birebir çalışma imkanı sunarak bu alanda tecrübe edinmelerine katkı sağlayarak, bu yönde mesleki gelişimlerine destek oluyor. 

Türkiye’deki sağlık kurumları ve kuruluşları demans hastalarına ne tür hizmetler sunuyor? COVID-19 salgını ve bu süreçte alınan tedbirler bu hizmetlere erişimde bir zorluğa veya demans hastalarının hayatında bir değişikliğe neden oldu mu?

Demans hastalarına bakım hizmeti genel olarak evde bakım ve kurumsal bakım olarak sunuluyor. Ülkemizde de tüm dünyada olduğu gibi demanslı bireylere bakım ağırlıklı olarak aile üyeleri tarafından veriliyor. Söz konusu bireylerin bakımlarının  yer değişikliğinin yol açacağı oryantasyon bozuklukluları ve buna bağlı gelişebilecek delirium gibi ek hastalıklar açısından kendi evlerinde yapılması, hastalığın tedavisinde istenilen ve tercih edilen yöntem. Fakat, özellikle Azheimer hastalarının özel bakıma ihtiyaçları bulunuyor ve bu aile bireyleri için son derece zorlayıcı olabiliyor. Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı demanslı bireylere ve ailelerine evde bakım hizmeti sunarak destek oluyor. 

Türkiye’de kurumsal bakım hizmetleri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, belediyeler, kamu kurumları, STK’lar ve özel sektörlere bağlı huzurevleri, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri, yaşlı yaşam evleri ve gündüzlü yaşam merkezleri tarafından sunuluyor. Bu kurumlarda tüm yaşlılara hizmet veriliyor ve demans özelinde ayrım yapılmıyor. Bazı huzurevleri ve yaşlı bakım evlerinde belli kat ya da bölümler demanslı hastalara ayrılmış durumda. Bu kurumlarda, demanslı bireylerin yemek yeme, banyo yapma gibi günlük kişisel ihtiyaçlarını ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik hizmetler veriliyor. Yalnızca demans hastaları özelinde hizmet veren kurum sayısı son derece az. Ancak son yıllarda  yerel yönetimler ve ilgili STK’lar tarafından özellikle demansın en yaygın görülen türü olan Alzheimer hastalarına yönelik  bakım evi ve gündüzlü yaşam merkezleri hizmete açılıyor. Bu merkezlerde, demanslı bireylerin günlük ihtiyaçlarının karşılanması ile beraber zihinsel rehabilitasyon çalışmaları ve psikososyal destek hizmetleri sunuluyor. Ayrıca demans hastası aile yakınlarına da eğitimler ve destek hizmetleri veriliyor.

Pandemi koşulları, demanslı bireylerin bakım süreçlerini ve ihtiyaç duydukları hizmetlere olan erişimlerini olumsuz yönde etkiledi. Demans hastaları büyük çoğunlukla 65 yaş üzeri olduğu için COVID-19 kapsamında yüksek risk grubunda yer aldılar. COVID-19 salgını ve beraberinde uygulanan kısıtlamalar nedeniyle , gündüzlü yaşam merkezleri hizmeti verilemedi.  Huzurevleri ve bakımevlerinde ise olağanüstü önlemler alındı. Kurumlar ziyarete uzun bir süre kapatıldı ve zorunlu haller dışında sakinlerin dışarı çıkmaları kısıtlandı. Kurum içinde gerçekleştirilen birçok faaliyete ve sosyalleşme imkanlarına ara verildi. Benzer şekilde evde bakım alan demanslı bireyler de uzun bir süre sosyal izolasyon yaşadılar, tedavi ve sağlık hizmetlerine ulaşmada zorluk çektiler.  

Alınan önlemler COVID-19 hastalığının bulaşmasını ve hastalanma riskini azaltsa da başka çok ciddi  sıkıntılara yol açtı. Sosyal etkileşim ve fiziksel aktivitenin sınırlanması tüm yaşlıların ve özellikle demanslı bireylerin fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlıklarını olumsuz yönde etkiledi. Sosyalleşme ve dış dünyayla bağlantılarının kesilmesi nedeniyle yaşanan izolasyon demansın ve var olan diğer zihinsel yetersizliklerin ilerlemesine ve ağırlaşmasına, kaygı, korku, öfke, yalnızlık ve terk edilmişlik gibi duygusal sorunlara; hareketsizlik ise kas zayıflaması ve düşme gibi fiziksel sağlık sorunlarının artmasına neden oldu.

Demans konusundaki sosyal farkındalığın ve bilginin artırılması amacıyla ne tür çalışmalar yapılması gerekiyor?

Demans hastalığının görülme sıklığının önümüzdeki yıllarda giderek artacağı öngörülüyor, dolayısıyla  toplum olarak demanslı bireyler ile etkileşimimiz de artacaktır. Hepimizin ailesinde yaşlı bir birey mevcut ve en önemlisi hepimiz yaşlanıyoruz. Ancak yaşlanmaya ve yaşlılığa karşı önyargıları, olumsuz tutum ve davranışları maalesef halen görüyor ve yaşıyoruz. Bu davranışların altında yatan en önemli sebep hem yaşlanma hem demans konusunda toplum olarak yeterli farkındalığa ve bilgiye sahip olmamamız ve yeterince anlayamamız. Bu konuda akademik ve tıbbı olarak birçok önemli çalışma yapılıyor,ancak edilen bilgiler topluma yeterli derecede ve anlaşılabilir bir şekilde aktarılamıyor. Toplum farkındalığın arttırılması adına yapılması gereken en temel faaliyet, bu bilgilerin toplumun tüm kesimlerine ulaştırılarak yaygınlaştırılması. Bunun gerçekleştirilmesinde kilit role sahip uzmanlar ve STK’ların bir araya gelerek toplumsal bilincin geliştirilmesi, özellikle gençlerin bu konuda duyarlılıklarının ve farkındalıklarının artırılmasını sağlayacak ve destekleyecek faaliyetler ve çalışmalar yürütmeleri gerekiyor. Söz konusu çalışmaların teori  ya da sadece bilgi aktarımı şeklinde değil, sahada, kuşakları bir araya getirecek, karşılıklı diyaloğu ve iletişimi güçlendirecek, duygu ve davranışları anlamayı artıracak ve empati oluşturacak faaliyetleri içermesi önemli.  

Hibe desteğimizle Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu projesini hayata geçireceksiniz. Demans Simülatörü’nün ne oluğundan ve proje kapsamında yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Demans Simülatörü, Almanya’da demans konusunda uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından geliştirilmiş, derneğimiz tarafından da ülkemize uyarlanmıştır. Simülatör, demanslı bireylerin davranışlarını, hissettiklerini daha iyi anlamak ve bu sayede empati oluşturmak için geliştirilmiş bir interaktif simülasyon uygulamasıdır.

Unutkanlıktan daha da ötesini yaşayan demanslı bireylerin iç dünyalarında neler hissettiklerini anlamak ancak yaşadıklarını birebir deneyimleyerek mümkün olur. Demans Simülatörü; giyinmek, sabah kahvaltısını hazırlamak, şehirde dolaşmak, yemek yemek gibi farklı günlük yaşam aktivitelerini simüle eden 8 ayrı istasyondan oluşuyor. Her bir istasyonda demansın farklı semptomları öne çıkıyor. Katılımcı, bir moderatör eşliğinde her bir istasyondaki görevleri yerine getirmeye çalışırken demanslı bir bireyin günlük yaşamına adım atmış ve iç dünyasında hissettiklerini deneyimlemiş oluyor. Katılımcıdan her bir aktivite sonrası nasıl bir deneyim yaşadığını ve neler hissettiğini paylaşması isteniyor. Daha sonrasında da katılımcıya söz konusu istasyonda demanslı bireylerin hangi semptomlarını deneyimledikleri hakkında bilgi veriliyor. Simülasyon yolu ile demansın semptomları ve demanslı bireylerin duygusal dünyasına ait teorik bilgilerin ötesine geçilerek empati duygusunu güçlendiren etkileyici bir deneyim kazandırılıyor.

Nitelikli uzmanların yetiştirilmesinde teorik eğitimlerin simülasyon gibi aktif öğrenmeye yönelik uygulamalı eğitimler ile desteklenmesinin eğitimi alan öğrencilerin bilgi, farkındalık ve empati seviyelerini geliştirmelerinde etkin bir yöntem olduğu biliniyor. Biz de “Demans Simulatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu” projemizi bu noktadan hareketle oluşturduk.  Projemizin amacı Demans Simülatörü uygulamamızı bir eğitim modülü olarak geliştirmek ve aynı zamanda, bilimsel ölçüm metodları kullanarak eğitim modülünün etkinliğinin kanıta dayalı bir veri haline gelmesini sağlamak. Demansın yaşlı nüfusta en sık görülen beş hastalığın içinde yer alması nedeniyle projemizi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji (yaşlılık ve yaşlanma bilimi) bölümü öğrencileri ve akademisyenleri ile gerçekleştireceğiz. 

Bu bağlamda eğitim verilen gruba demans stimülatörü deneyimi öncesi ve sonrasında bilimsel ölçekler uygulanarak simülatörün öğrenciler arasında demans hastalığı açısından farkındalık, duyarlılık, empati geliştirme etkinliği araştırılacak ve bizlerin pratikte gördüğü, farkettiği bu etki akademik yazına dönüştürülerek bilimsel veri oluşturulacak. Elde edilen sonuçlara göre gerontolog, yaşlı bakım elemanı vb.  yetiştiren fakülte ve disiplinlerde demans stimülatörü uygulanmasının yaygınlaştırılması, müfredata yerleştirilmesi değerlendirilebilir. Oluşturmayı hedeflediğimiz bu eğitim modülü ile eğitimi alan öğrencilerin, demanslı bireylerin gereksinimlerini ve ihtiyaçlarını karşılayacak, yaşam kalitelerini artıracak etkin çözümleri ve uygulamaları hayata geçirebilmelerine destek olmak istiyoruz.

Demans Simülatörü uygulamasını daha önce İstanbul Üniversitesi Gerontoloji Bölümü öğrencileri ile beraber uyguladığınızı biliyoruz. Bu uygulamanın gerontoloji öğrencileri için uygulanması neden önemli? Bu kapsamda elde ettiğiniz sonuçlardan bahseder misiniz?

İleride demanslı hastalar ile çalışacak olan Gerontoloji bölümü  öğrencilerinin, demanslı bireylerin duygu ve davranışlarını anlayabilmeleri, etkili iletişim kurabilmeleri ve duyarlı olabilmeleri için empati becerilerini geliştirmeleri önemlidir. Demans simülatörü uygulaması sayesinde öğrenciler demans ile ilgili teorik bilgilerini pratiğe dökme imkanı elde ediyor. Bu öğrenciler, farklı demans semptomlarının simüle edildiği şartlar altında belirtilen görevleri yerine getirerek,  demanslı bireylerin günlük hayat içinde karşılaştıkları zorlukları birebir deneyimleyerek ve tecrübe ederek demansın nasıl bir his olduğunu anlayabiliyor. Daha önce simülasyon uygulamasına katılan öğrenciler, demanslı bireylerin son derece basit görünen rutin işleri yerine getirmelerinin ne kadar zor olduğunu anladıklarını, çaresizlik, öfke, pes etme, yetersizlik, utanç duyma gibi duyguları hissettiklerini; koordinasyon, algılama ve anlama gibi becerilerini yönetmede zorluk yaşadıklarını ifade ettiler. Diğer önemli bir  sonuç ise, öğrencilerin demans olmamak, aktif ve sağlıklı bir yaşlanma için yapılabilecekler konusunda bilgi edinme ve öğrenme isteğinin oluşmasıdır.

Demans simülatörü uygulamamızı İstanbul Üniversitesi Gerontoloji Bölümü öğrencileri dışında Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğrencileri, farklı kurum çalışanları, dernek üyelerimiz ve gönüllülerimiz de deneyimlemiştir.