Tag

destekle değiştir arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Köy Okulları Değişim Ağı Derneği Köy Öğretmenleri El Ele Projesine Başladı

By | Şartlı Hibe

Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA), köyde yetişen çocukların eğitim süreçlerini sürdürülebilir şekilde iyileştirmeyi hedefleyerek köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluluğa yayılacak ve kırsal kalkınmayı destekleyecek yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için faaliyetler yürütüyor. 30 Kasım 2021 tarihinde ilk kez çevrimiçi olarak gerçekleştirdiğimiz Destekle Değiştir etkinliğine katılan sivil toplum kuruluşundan birisi olan KODA, sağladığımız hibe desteği ile Köy Öğretmenleri El Ele projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında dernek mesleğe yeni başlayan köy öğretmenlerinin deneyimli köy öğretmenleri tarafından birebir görüşmeler ve eğitimlerle desteklenmesini sağlayacak. Bu amaç doğrultusunda, 26 mentor öğretmen mesleğe yeni başlayan 64 meslektaşının kişisel ve mesleki olarak güçlenmesine katkı sağlayacak.

Köy Okulları Değişim Ağı Derneği İletişim ve Kaynak Geliştirme Koordinatörü Menekşe Canatan ve Araştırma ve Proje Geliştirme Uzmanı Dilara Avdagiç ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; köy okullarında okumanın öğrencilere sunduğu fırsatlar, yüz yüze eğitimin başlaması ile köy okullarının değişen ihtiyaçları, Destekle Değiştir etkinliğindeki deneyimleri ve Köy Öğretmenleri El eEe projesi hakkında konuştuk.

Vakfımızı takip edenler KODA’nın çalışmalarını yakından tanıyorlar. Derneğinizle ilk kez tanışacak olan okuyucularımız için kuruluş hikayenizden ve çalışmalarınızdan kısaca bahseder misiniz?

KODA olarak 2016 yılından bu yana köylerde eğitimin niteliğini sürdürülebilir biçimde artırmak için çalışan bir derneğiz. Dünya Bankası’nın 2010 yılında yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’de bir çocuğun nitelikli eği̇tim alabilmesi gelir farkından sonra kentte ya da kırda doğmasına bağlı olarak şekilleniyor. Bizler köylerdeki çocukların kendilerini gerçekleştirebilecekleri, kendi potansiyellerine ulaşabilecekleri, sadece akademik değil bütünsel gelişimi önceliklendiren bir eği̇ti̇m almalarını sağlamak için çalışıyoruz. Köyde eği̇tim deyince yola çıkış noktamız köy öğretmenlerini güçlendirmek oldu. Şehirde doğmuş, şehirde büyümüş ve şehirdeki bir üniversitede okumuş bir öğretmen adayı olarak bir anda Harran’ın bir köyüne atandığınızı düşünün. Hem okulda köyde öğretmenliğe dair uygulamalı bir eği̇tim almadan mezun oluyorsunuz hem de müfredat dahil elinizdeki çoğu materyal kentte öğretime yönelik oluyor. Öte yandan nüfus dağılımından dolayı köy okullarında çoğunlukla bir ya da iki öğretmen oluyor. Bu da hem mesleki olarak paylaşımda bulunabileceğiniz birilerine erişmenizi zorlaştırıyor hem de ciddi bir sosyal izolasyonla başbaşa kalıyorsunuz. KODA’da bu sorunun çözümüne yönelik olarak Öğretmen Toplulukları Programımız bulunuyor. Köy öğretmenlerini düzenli olarak bir araya getiriyor ve mesleki olarak birbirlerinden öğrenebilecekleri bir alan açıyoruz, bir yandan da ihtiyaç duydukları konulara dair uzman eğitmenlerden eğitimler almalarını sağlıyoruz. Şu anda Türkiye’nin farklı kırsal bölgelerini kapsayan 16 tane topluluğumuz var.

Öğretmenlerin mezun olmadan önce köyde öğretmenlik süreçlerine hazır olabilmeleri için üniversiteler ile işbirliği halinde yürüttüğümüz, öğretmen adaylarına yönelik olan Köye İlk Adım Programımız bulunuyor.

Köyde eğitimi bütünsel olarak güçlendirmek için yereldeki aktörleri de sürece dahil etmenin önemli olduğunu biliyoruz. Köy muhtarları, köylerdeki gençler gibi yerel paydaşları sürece dahil etmeye yönelik çalışmalar da yürütüyoruz. Bir yandan da yerel ihtiyaçlara cevap veren eği̇tim materyalleri ve ders içerikleri geliştirmek stratejimizde önemli bir yer tutuyor.

Türkiye’de köy okulları genellikle eksikler ve imkansızlıklar üzerinden anılıyor. Oysa, KODA olarak köy okullarında okumanın öğrenciler için birçok fırsat sunduğunu söylüyorsunuz. Bu fırsatlardan ve bu fırsatların ortaya çıkmasında öğretmenlerin oynadığı rolden bahseder misiniz?

Köylerdeki fiziksel yoksunlukları görmezden gelmeden köy okullarında var olan fırsatlara odaklandığımızda hayalimizdeki eği̇tim için büyük bir potansiyel bulunuyor. Sınıf mevcudunun azlığı, öğretmenin daha kolay inisiyatif alabilmesi, okulların doğa ile iç içe olması, öğretmenin çocukları tüm çevresi ile birlikte bir tanıyabilmesi bu fırsatlardan bazıları. Köylerde görev alan öğretmenleri bu fırsatları değerlendirebilecek şekilde güçlendirdiğimizde ve bütünsel eğitim süreçlerine uygun araçlar ile desteklediğimizde köyde nitelikli eğitime dair değişimi başlatabiliriz. Yereldeki ihtiyaçlar çok değişken ve farklı olduğundan köy öğretmenlerinin özellikle sorun tespiti, yaratıcı çözümler ve sorumlu karar verme gibi konularda kişisel olarak gelişmelerine olanak sağlamak gerekiyor. Aynı zamanda yerele özgü sorunlar karşısında öğretim, yöntem ve tekniklerini geliştirebilmeleri için öğretmenlerin mesleki kapasitelerinin artırılması da önemli konulardan biri. Köyde bir öğretmenden çok daha fazlası olan köy öğretmenlerini okul-aile ilişkileri, yerel yöneticiler ile ilişkiler gibi konularda da destekleyerek kırsalın koşullarına hazır hale gelebilmeleri için üniversite eğitimlerinden başlayarak uygulamalı çalışmalar yapmaları da köyde eğitimin niteliğine dair önemli bir yatırım.

Uzun bir aradan sonra Eylül 2021’de Türkiye genelinde yüz yüze eğitim yeniden başladı. Bu geçiş süreci köy okullarında nasıl gerçekleşti? Bu çerçevede, birlikte çalıştığınız öğretmenlerin ve okulların ihtiyaçlarında yaşanan değişimlerden ve bu ihtiyaçları karşılamak için yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

2021 Eylül ayında yüz yüze eğitimin başlamasını öğretmenler büyük bir heyecanla bekledi. Aslında pandemi döneminde de birçok öğretmen sağlık tedbirlerini alarak köydeki öğrencilerinin yanına gitmeye ve uzaktan da olsa ödev ve oyunlaştırma ile destek olmaya devam etti. Okulların açılmasıyla da öğretmen ve öğrenciler için okula hızlı bir adaptasyon süreci yaşandı.

KODA olarak bizler için de yüz yüze faaliyetlere dönmek büyük bir heyecan kaynağı oldu. Pandemi döneminde çevrimiçi faaliyetlerimize devam etmenin getirdiği avantajlar oldu (Örneğin; farklı bölgelerden öğretmenlere ulaşma, daha fazla öğretmene ulaşma, vb.). Buradaki öğrenimlerimizi Türkiye genelinden öğretmenlere ulaştırmanın bir fırsatı ve yöntemi olarak görüyoruz. Bu nedenle de KODA olarak bu faaliyet dönemimizde de çevrimiçi buluşmalarımızı sürdürerek yine kırsalda görev yapan öğretmenlerden gelen ihtiyaçlara göre içeriklerimizi revize etmeye ve güncel tutmaya devam ediyoruz.

Ancak yüz yüze faaliyetlerle yeniden sahada öğretmenlerle bir araya gelmenin de avantajlarını yadırgamamak gerekiyor. Bizler de aslında bu iki yöntemi birleştirerek 2021-2022 faaliyet döneminde Öğretmen Toplulukları Programımız dahilinde hem çevrimiçi hem de yerel 16 toplulukla çalışıyoruz.  16 topluluğumuz kurulup, katılımcı öğretmenlerimiz kendi yerel bölgelerinde bir araya gelmeye başladıklarında gördük ki öğretmenlerin birbirlerinden alıp verebileceği, birbirlerine katabileceği çok şey var. Birbirlerini duymak, ortak sorunlardan geçtiklerine şahit olmak ve bir de üzerine sorunlara birlikte çözüm düşünmenin katkısının yüz yüze eğitime geçişte ve hatta kırsal eğitimin niteliğini iyileştirmede çok büyük bir ihtiyacı karşıladığını görüyoruz.

Öğretmenlerin yanı sıra, Eylül ayından beri süregelen dönemde gönüllü faaliyetlerimiz kapsamında okulların ve ailelerin ihtiyaçlarını tespit etmek adına odak grup görüşmeleri gerçekleştirdik ve bir grup gönüllü öğretmen ile ebeveynlerin eğitime dair değişen ihtiyaçlarını karşılama noktasında nasıl destek olabileceğimizi tasarlıyoruz.

Tüm bahsettiğimiz faaliyetler ile aslında çocuğun ve eğitim yolculuğunda ona eşlik eden yetişkinlerin ihtiyaçlarını temele alarak çalışmalarımıza güçlenerek devam etmeyi hedefliyoruz.

2021’de ilk kez çevrimiçi olarak düzenlediğimiz Destekle Değiştir etkinliğinde yer alarak etkinliğe katılanlara kendinizi tanıtıma fırsatına sahip oldunuz. Destekle Değiştir sürecindeki deneyimlerinizi ve bu sürecin derneğinize kattıklarını bizimle paylaşır mısınız?

Sivil toplumun gücüne ve değişime inanan bir toplulukla bir araya gelmek bizler için eşsiz bir deneyimdi. Türkiye’de kırsalda eği̇ti̇m meselesi çoğunlukla büyük ve çözülemez bir sorun olarak algılanabiliyor. Oysa biz KODA’da köyde eğitimi sistematik biçimde güçlendirmek için çocuğun etrafındaki yetişkileri güçlendirme ve yerele özgü içerikler üretme odağındaki stratejimizle bir çok çalışma yürütüyoruz. Tüm faaliyetlerimizi izleme değerlendirme çalışmaları ile destekleyip her yıl gereken revizyonları yaparak yaygınlaştırma sürecimizi sürdürüyoruz. Bizlere Destekle Değiştir katılımcıları gibi değişimin gücüne inanan bir topluluğa sesimizi duyuruma ve çalışmalarımızı paylaşma fırsatını verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Özellikle son zamanlarda Türkiye’de neredeyse hergün bir acil gündem meselesi oluyor. Bu acil meselelerin birçoğu aslında geçmişte önleyici çözümler ve sistematik dönüşümler sağlamadığımız konulardan oluşuyor. Kırsalda eği̇ti̇m meselesi de her ne kadar bugünün “acil” meselesi gibi görünmese de aslında geleceğin en kritik konularından biri. Geleceğimizden vazgeçmeyerek bugünden kırsalda eğitimin niteliğine yatırım yapmanın, kırsal bölgelerdeki çocukların önce kendilerine sonra da topluma değer katacak bireyler olarak yetişebilecekleri bir eğitim alabilmelerinin önemini paylaşmak bizler için çok önemli. Verdikleri katkı ile KODA’ya ve KODA’nın kırsalda eğitime dair attığı adımlara inandığını gösteren tüm Destekle Değiştir katılımcılarına da bu vesile ile bir kez daha çok teşekkür ederiz. Sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerine devam edebilmeleri için aldıkları desteğin boyutunun yanında sürekliliği de çok kritik bir konu. Umarız Destekle Değiştir katılımcıları ile köyde daha iyi eği̇ti̇m için çıktığımız yolculuğumuzda birlikte olmaya devam edebiliriz.

Destekle Değiştir etkinliğinde katılımcılara Köy Öğretmenleri El Ele projesini sundunuz. Projenin amacından ve bu kapsamında yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Köy Öğretmenleri El Ele, mesleğin ilk yıllarında olan köy öğretmenlerinin, köy öğretmenliği alanında deneyimli rehberler tarafından birebirde çalışarak güçlendirilmelerini amaçlayan bir program. Mesleğe yeni başlayan köy öğretmenleri için mesleklerinin ilk üç yılı hayatlarında büyük önem taşır. Okula ilk adımlarını attıklarında onları heyecanlı koca bir sınıf dolusu öğrenci, okul kadrosu, aileler, kitaplar ve bir müfredat bekler. Öğretmen öğrencilerle çalışırken bir fark yaratabilme arzusu içerisinde hem müfredata odaklanır hem de sınıfta disipline enerji harcar. Bu iş yükünde, kendini yıllarca köyde geliştirme fırsatı edinmiş öğretmenlerden birebir destek alan öğretmenler ise; kırsalın şartlarına uygun şekilde problemleri çözebilir ve alternatif öğretim stratejilerini öğrenebilir. Meslekte en az 8 yıldır emek vermiş öğretmenler (rehber öğretmenler), bu geçen sürede edindikleri bilgi ve becerileri aktarırken en büyük hayallerini de gerçekleştiriyorlar: Başka bir öğretmenin gelişimine destek olmak. Rehber öğretmenler, meslekte yeni olan köy öğretmenlerini samimiyetle dinleyip, kendi deneyimlerini paylaşırken aslında onlara bir rol model, bir yol arkadaşı oluyor. Bu yolculukta, rehber öğretmenler de kendi iletişim ve liderlik becerilerini geliştirir. Bu sayede köylerimizde öğretmen açığı azalırken, verimli ve motivasyonu yüksek öğretmen ve öğrenciler ile etkili bir eğitim deneyimine kavuşabiliriz. Bu programdaki amacımız; göreve yeni başlayan ve köylerde görev yapan öğretmenlerin, deneyimli rehberler tarafından hem mesleki hem de kişisel olarak desteklenmesi ve güçlendirilmesi. Güçlenen köy öğretmeninin öğrencilerine ve onların ailelerine daha iyi destek olabileceğine inanıyoruz. Bu amaçla deneyimli, eğitimlerle kendini geliştirmiş rehber öğretmenlerle, göreve yeni başlayan köy öğretmenlerini buluşturuyoruz. Bu amaçlar doğrultusunda, yol gösterici içeriklerden oluşan rehberimizi paylaşarak göreve yeni başlayan köy öğretmenleri ile deneyimli rehber öğretmenlerin en az ayda iki defa bir araya gelmesini sağlıyoruz. Programa katılan öğretmenlerimizden gelen geribildirimlerden bazılarını aşağıda paylaşmak isteriz:

“Okul içinde günlük olarak karşılaştığım sorunlar ya da ihtiyaç duyduğum her konuda ulaşabildiğim, çekinmeden aradığım biri var.” (Hatay, Mesleğe yeni başlayan öğretmen)

“Yalnız olmadığımı hissetmek beni çok rahatlattı.” (Gaziantep, Mesleğe yeni başlayan öğretmen)

“Yeni atanan bir öğretmen olduğum için sınıf yönetimi sorunum az da olsa düzene girdi. Öğrencilerin öğrenme güçlükleri nedeniyle kendimi yetersiz hissetmemin benden kaynaklanmadığını, çocukların okul öncesi eğitimi almamaları ve evde veli ilgisi olmaması olduğunu anladım ve bu düşünceden vazgeçip mücadeleme devam etme kararı aldım.” (Erzurum, Mesleğe yeni başlayan öğretmen)

“Yepyeni bir yol arkadaşı edindiğim için çok mutluyum. Her konu hakkında fikir alışverişinde bulunduğum bir arkadaşım oldu.”

(Siirt, Mesleğe yeni başlayan öğretmen)

“Yeni göreve başlayan öğretmenlerin hem heyecanına tanık olmak hem de karşılaştıkları sorunları çözmelerine yardımcı olmak güzel bir duygu. He görüşmede göreve ilk başladığım yıllara gidiyorum. Birlikte ilerlemek güzel.” (Diyarbakır, Mentor öğretmen)

“Bir köy öğretmeni öğretmenliğinin ilk yıllarında çok zorlanır. Bir yandan yönetmelikler acemilikler bir yandan sosyal şartlar. Hepimiz bu zorlukları yaşadık. Bizim yaşadığımız zorlukları daha kolay atlatsınlar biraz da olsa faydam olsun yeni atanmış öğretmen arkadaşlarımıza diye bu programın bir parçası oldum. İyi ki olmuşum çünkü bu program sayesinde bu arkadaşlarımızla buluşup yaşadığımız sorunları paylaşıyor bunları aşmalarında yardımcı oluyorum.” (Şanlıurfa, Mentor Öğretmen)

İstanbul Koruyucu Aile Derneği’nin İlk Temas Projesi Başladı

By | Destekle Değiştir

Ekim 2019’da ilk kez düzenlediğimiz Destekle Değiştir etkinliğine katılan İstanbul Koruyucu Aile Derneği, katılımcılara İlk Temas projesini tanıttı. İstanbul Koruyucu Aile Derneği’nden Alev Topal’la koruyucu ailelik sistemini, derneğin çalışmalarını ve İlk Temas projesini konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nı takip edenler İstanbul Koruyucu Aile Derneği’ni 2017 yılında Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğinden tanıyorlar. Derneğinizle ilk kez tanışacak olan okuyucularımız için kuruluş hikayenizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz

Yapılan birçok araştırma sevgi dolu bir ailede büyümenin, çocuğun hem psikolojik hem de zihinsel gelişiminde çok önemli bir rol olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin de imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, her çocuğun biyolojik ailesiyle, bu durum gerçekleştirilemiyorsa, başka uygun bir aileyle yaşamak ya da devlet tarafından sunulan diğer hizmetlerden yararlanmak hakkıdır. İstanbul Koruyucu Aile Derneği, bu temel haktan yola çıkarak koruyucu aileliğin daha geniş kesimlere anlatılması, nitelikli koruyucu aile sayısının artırılması, mevcut koruyucu ailelere destek verilmesi amaçlarıyla 2012 yılında koruyucu aileler ve uzun süre devlet korumasında çalışan gönüllülerin bir araya gelmesi ile kuruldu. Daha sonraki yıllarda Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu’na üye olan derneğimiz çocuk hakları alanında çalışan birçok sivil toplum kuruluşu ile etkileşim halinde.

Derneğiniz devlet korumasındaki çocukların kurum bakımı yerine koruyucu ailelerin yanına yerleştirilmesi için çalışmalar yapıyor. Koruyucu aile nedir, evlat edinmeden farkı bulunuyor mu? Devlet bakımındaki çocukların kurum bakımı yerine koruyucu ailelerin yanında yetişmesinin çocukların gelişimi açısından ne tür katkıları bulunuyor?

Koruyucu ailelik ve evlat edinme birbirine çok benzeyen aile temelli bakım modelleri olsalar da birbirinden farklı modeller. Yuva ve yurtlardaki çocuklar evlat edinme statüsünde olan ve olmayan olarak ayrılır. Eğer bir çocuğun biyolojik aile ile bilinen hiçbir bağı yoksa ya da biyolojik aile kuruma çocuğun evlat edinilmesini onayladığına dair onay vermediyse bu çocuklar evlat edinme statüsünde olmazlar ve ancak koruyucu aile yanına yerleştirilebilirler. Koruyucu ailelik, çeşitli nedenlerle biyolojik ailesi yanında bakımları bir süre için sağlanamayan ve devlet korumasına alınan çocukların, bakım, eğitim ve yetiştirilmelerinin, sıcak bir aile ortamında, devlet denetiminde gerçekleşmesini sağlayan bir bakım ve hizmet modelidir. Çocuk kendi soyadını taşır ve biyolojik ailesinin görüşme talebi varsa kurumda sosyal hizmet uzmanı gözetiminde biyolojik ailesi ile belli rutinlerde görüşmesi sağlanır, görüşmeler sonrası yine koruyucu ailesi ile birlikte kalmaya devam eder. Evlat edinmeden en büyük farkı çocuğun biyolojik aile ile bağının sürüyor olmasıdır. Günün birinde biyolojik ailenin çocuğu kuruma bırakma nedenleri ortadan kalkar ve çocuk ile yeniden sağlıklı bir ailevi bağ kurabilecek duruma hem ekonomik hem de sosyal ve ruhsal olarak hazır olabilir ise aile çocuğunu tekrar ailesine katma isteğini dilekçe ile sosyal hizmetlere bildirir. Bu durumda sosyal hizmet uzmanları biyolojik aile ile ilgili detaylı bir inceleme başlatıp çocuğun aileye dönüşü için gerekli şartların uygun olup olmadığını araştırır. Konuya dair olumlu bir karar verilirse, çocuğun biyolojik aileye dönüşü sağlanarak devlet koruması kaldırılır. Bu durum koruyucu aileler ve çocuklar için, aynı biyolojik ailesinden ayrı kalıp yuvaya geldikleri zamanki gibi travmatik bir süreçtir; fakat çocuğun yararına olduğu için psikolojik olarak desteklenir.

Evlat edinme durumunda ise çocuğun biyolojik aile ile bir bağı kalmamıştır. Evlat edinmek isteyen aile hukuksal bir süreci tamamlayarak velayet hakkını alır. Çocuk da aile içinde her türlü yasal hakka sahip olur.

Koruyucu aile olunduğunda çocuk sadece hafta sonları değil her zaman koruyucu aile ile yaşar ve fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişiminden, bakım, eğitim ve yetiştirilmesinden devlet denetiminde koruyucu aile sorumlu olur. Koruyucu aile ile yaşayan çocuk, biyolojik ailesiyle bağlarını sürdürür. Ayrıca çocuk kendi soyadını taşır, koruyucu aile velayetini alamaz. Çocuk kurum bakımındaki diğer çocuklar gibi devletin koruması altındadır ve akranları gibi reşit olana kadar tüm haklara sahiptir.

Kurumlarda artık çocukların fiziki ihtiyaçlarını karşılayacak her şey bulunuyor. Yine de birebir ilgi ve sevginin yerini hiçbir şey dolduramaz. Bunu da ancak bir aile sağlayabilir. Özellikle çocukların gelişiminde 0-2 yaş çok büyük bir önem arz ediyor. Bir çocuğun bu dönemi bir aile yanında geçirmesinin gelişiminde ne kadar büyük bir öneme sahip olduğu birçok bilimsel araştırma ile de ortaya konulmuş durumda. Aynı şekilde çocuklarda güvenli bağlanmanın bu dönemde oluştuğu bilindiğinden çocukların bu dönemde bir aile yanında yaşamaları oldukça önemli. Çok fazla gündemde olmayan bir diğer konu ise yuvalardaki engelli çocuklar. Bu çocukların daha özenli bir bakıma ihtiyacı varken kurumda yaşamlarına devam etmeleri onları çifte dezavantajlı hale getiriyor. Bu noktada yine koruyucu aile yanına yerleştirilmiş olan engelli çocuklarda çok ciddi bir gelişim gözlemleniyor, birçoğu farklı başarı hikayelerine imza atıyor. Bu alanda yapılan araştırmalar çocuklar için sevgisizlik ile şiddetin eşdeğer olduğunu gösteriyor. O yüzden bizler bu alanda çalışan dernekler olarak her çocuğun sevgi ve güven dolu bir aile yanında büyüme hakkını savunmak için elimizden geleni yapıyoruz.

Türkiye’de koruyucu aile sisteminin durumu hakkında bilgi verir misiniz? Dernek olarak çalışmalarınıza başladığınızdan dönemden bugüne koruyucu aile modeli ve bu modelin yaygınlaşması açısından ne tür gelişmeler yaşandı?

Özellikle son birkaç yılda hem koruyucu aile sayısı hem de toplum tarafından koruyucu ailelik hakkındaki farkındalık arttı. Eskiden aileler koruyucu aile olduklarını ya da evlat edindiklerini söylemekte daha büyük zorluk yaşarken, artık, dernekler aracılığı ile daha çok bir araya geliyorlar ve bu konulardan daha rahat bahsediyorlar. Koruyucu aileler kendilerini toplumun değişik kesimlerinde ifade eder hale geldiler. Böylece koruyucu ailelik bizzat koruyucu aileler tarafından çeşitli mecralarda anlatılır oldu ve aday ailelere her yönü ile örnekler oluşturarak bizzat yaşayanlar tarafından yapılan bilgilendirmelerle tanınır hale geldi. Aday aileler ile koruyucu aileler derneğimiz aracılığı ile iletişime geçiyor ve yaptığımız etkinliklerde deneyimlerini paylaşıyorlar.

Derneğimizin üyesi koruyucu aileler ve yönetim kurulu üyeleri, şimdiye kadar koruyucu ailelik ile ilgili birçok ilde farkındalık seminerlerine katılıp koruyucu aile olma süreçlerini paylaşan kişiler. Bu seminerlere katılan ailelerden sonrasında koruyucu aile olup derneğimizi arayanlar oldu ve yaptığımız bu elçilik bizi ayrıca mutlu ediyor.

Dernek kurulduğunda en çok koruyucu ailesi olan iller sıralamasında İstanbul ikinci sıradayken bugün birinci sıraya yükseldi. Bu sonuçta derneğimizin tanıtım ve farkındalık çalışmalarının da etkili olduğunu düşünüyoruz.

Bekar bireylerin evlat edinebildiği ve koruyucu aile olabildiği hala toplum tarafından çok bilinmese de, bu konuda derneğimiz sık sık paylaşımlarda bulunuyor. Her paylaşım sonrası derneğimize birçok geri dönüş mesajı geliyor. Şu an, özellikle İstanbul’da, çok sayıda bekar koruyucu aile bulunuyor.

Dernek olarak koruyucu aileliğin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için aileleri koruyucu aile olduktan sonra da yalnız bırakmıyoruz. Koruyucu aileler süreç içinde yaşadıkları sıkıntılar olduğunda derneği arayıp rahatlıkla psikolojik ve hukuki konularda destek alabiliyor, diğer ailelerin deneyimlerinden faydalanıyor. Ayrıca derneğimize destek olan farklı bölgelerdeki psikologlarımız ile kurduğumuz ağ ile ailelerimize destek oluyoruz. Aileleri bir araya getiren etkinliklerde ise hem ailelerin hem de çocukların yalnız olmadıklarını fark etmelerinin onlara büyük bir rahatlama getirdiğini görüyoruz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak 16 Ekim 2019’da ilk kez düzenlediğimiz Destekle Değiştir etkinliğinde yer alarak etkinliğe katılanlara kendinizi tanıtıma fırsatı yakaladınız. Destekle Değiştir sürecindeki deneyimlerinizi ve bu sürecin derneğinize kattıklarını bizimle paylaşır mısınız?

Destekle Değiştir etkinliği özellikle hazırlık sürecinde, bizlerin farklı bir deneyim yaşamasını sağladı. Etkinliğe kadar geçen süreçte hazırlıklarımızı yaparken biz de derneğe tekrardan dışarıdan bakma olanağı bulduk. Aslında bizler çok alışık olduğumuz için, herkesin bildiğini düşündüğümüz terimlerin, ilk dinleyenlerde nasıl bir bilinmezlik oluşturduğunu da görme şansımız oldu. Sunum sırasında insanların koruyucu ailelik ile ilgili asıl merak ettiği şeyin, bu süreci uzun zamandır yaşayan, çocukları büyümüş ailelerin deneyimleri olduğunu fark ettik. Değişimi anlatmak ile değişimi görmek arasında ciddi bir fark var ve insanlar değişimi gördükleri zaman daha cesur davranabiliyorlar. O yüzden ailelerimizin deneyimlerini dinlemek isteyen adayların bizlere ulaşması ve aileler ile birebir konuşmasını sağlamanın ne kadar kıymetli bir iletişim kanalı olduğunu bir kez daha anlamış olduk.

Destekle Değiştir etkinliğinde katılımcılara İlk Temas projesini sundunuz. Proje nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Projenin amacından ve bu kapsamda yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Koruyucu aileler derneğimizi en çok psikolojik destek için arıyorlar. Bu kapsamda derneğimize destek veren psikologlar tarafından birçok aileye kimi zaman danışmanlık, kimi zaman da uzun süreli terapi desteği verdik. Bunun dışında ailelere zaman zaman yapılandırılmış paylaşım grupları da yaptık. Bütün bu destek çalışmalarının sonucunda ailelerin bize en çok koruyucu aileliğin ilk aşamasında derneğimize başvurduğunu gördük. Uyum süreçleri kimi zaman zorlu geçebiliyor. Aileler bunun aslında normal bir uyum süreci olduğunu, başlangıç aşamasında çocuk ile aralarında güvenli bağlanma oluşana kadar bazı anlaşmazlıklar yaşanmasının doğal ve olası olduğunu bilmediğinden, çocuğun kendisinin yanında mutlu olmadığını düşünüp panik yapmaya başlayabiliyorlar. Uyum süreci sağlıklı bir şekilde yürütülemediğinde maalesef nadir de olsa koruyucu aileliği sonlandırmaya gidilebiliyor. Dernek olarak öncelikle böyle bir sona gidilmemesi için ve uyum sürecini ailelerin en rahat şekilde yıpranmadan atlatabilmeleri için İlk Temas projesini geliştirdik. İlk Temas projesi, yeni koruyucu aile olan ebeveynlerin çocukları ile terapistler eşliğinde grup olarak katılacağı atölye çalışmalarından oluşuyor. Bu çalışmalarda yöntem olarak oyun terapisi kullanılacak. Yaş gruplarına göre çocuk ile aile arasında oyunlar aracılığı ile güvenli bağlanma oluşturulmayı hedefliyoruz. Bütün oyunlar ailelerin evde uygulayabileceği basit materyallerin kullanıldığı oyunlar şeklinde olacak. Proje sonunda da yapılan bu çalışmadan en etkili olan oyunların videoları çekilerek, sosyal ağlarda paylaşılacak. Ayrıca bundan sonrası için de ailelere kaynak oluşturması için edinilen bilgi ve tecrübeler yeni koruyucu aileler ve diğer illerdeki koruyucu aile derneklerine paylaştırılarak süreklilik sağlanacak.

Ailelerin sorun yaşadığı ve psikologlara sık başvuruda bulunduğu bir diğer dönem ise ergenlik. Ergenlik döneminde de yine çocuk ile aile arasında ciddi çatışmalar oluşuyor, bu çatışmalar sonucunda aileler kimi zaman nasıl davranacağını bilemiyor. İlk Temas projesinde aileler için ergenlik üzerine eğitim seminerleri de düzenleyeceğiz. Bu seminerlerde, ergen-ebeveyn ilişkisi, ergen-arkadaş ilişkisi, sosyal medya kullanımı, ergenlik döneminde duygu dünyasındaki ve bedendeki değişim ve bu değişimden doğan ihtiyaçlar gibi konular, uzmanlar tarafından ailelere aktarılacak, arkasından da soru cevap kısmı ile ailelerin merak ettikleri ve sorun yaşadıkları durumlar tartışılacak. Ergenlik döneminde ciddi sıkıntı yaşayan aileler için belirli bir süreyle terapi desteği de sağlanacak.

Projenin kapanışında ise elde edilen çıktıların diğer illerdeki derneklerle de paylaşarak yaygınlaştırılabilmesi için bütün koruyucu aile derneklerinin yönetim kurulu üyelerinden bir kişinin ve varsa çalıştıkları bir psikoloğun davet edildiği bir kapanış toplantısı düzenleyeceğiz. Bu sayede projede edindiğimiz bilgilerin yaygınlaşmasını ve sürdürülebilirliğinin sağlamayı hedefliyoruz.

Bilim Kahramanları Derneği Kızlar Bilimle Buluşuyor Projesinin 2. Fazı için Çalışmalarına Başladı

By | Destekle Değiştir

Ekim 2019’da ilk kez gerçekleştirdiğimiz Destekle Değiştir etkinliğinde yer alan Bilim Kahramanları Derneği, katılımcılara Kızlar Bilimle Buluşuyor projesini tanıttı. Proje kapsamındaki çalışmalarına başlayan Bilim Kahramanları Derneği’nden Merve Özayıtgu ile Türkiye’de STEM eğitiminin durumunu, Destekle Değiştir sürecini ve Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin ikinci döneminde yapmayı planladıkları çalışmaları konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nı takip edenler Bilim Kahramanları Derneği’ni 2018-2019 döneminde Çocuk Fonu kapsamında sağladığımız destekten tanıyorlar. Derneğinizle ilk kez tanışacak olan okuyucularımız için Bilim Kahramanları Derneği’nin kuruluş hikayesinden ve çalışmalarından kısaca bahseder misiniz?

Bilim Kahramanları Derneği olarak 2011 yılından bu yana bilimsel düşünce ve farkındalığın yayılması ve özellikle de daha fazla çocuk ve gencin erken yaşta bilimle buluşması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Derneğin kurulmasına da fırsat veren ve Bilim Kahramanları gönüllülerinin hayata geçirdiği ilk program FIRST LEGO League programı oldu. Türkiye’de 2004 yılından beri Bilim Kahramanları Buluşuyor adıyla uygulanıyor. 9-16 yaş arasındaki çocuklar ve gençlerin erken yaşta girişimcilik, proje geliştirme, sunum, bilimsel araştırma yapma, takım çalışması, problem çözme gibi farklı alanlardaki becerilerini artırmayı hedefleyen bu program ile 16 senede 22 binden fazla katılımcıya ulaştık.

Bu sene 6. sezonunu uyguladığımız Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League’de ise 6-10 yaş arasındaki çocuklar mühendislik becerilerini geliştiriyorlar, kodlama becerileri kazanıyor ve takım çalışması deneyimi kazanıyorlar. Her sene değişen teması kapsamında gerçek dünya problemleri konusunda da farkındalık kazanan çocuklar, tüm kazanımlarını fuar adını verdiğimiz etkinlikte başkalarıyla paylaşıyor. Bunun yanında, 6. sezonunu uygulayacağımız bir diğer programımız ise Dünya Robot Olimpiyatı. 6-19 yaş arası çocuk ve gençlerle farklı klasmanlarda uyguladığımız bu programda çocukların ve gençlerin robotik ve kodlama alanında ilgilerini ve meraklarını artırmayı hedefliyoruz. Merak Makinesi ise devlet okullarında okuyan çocuklar için uyguladığımız bir diğer programımız. Çocukların, 5 hafta boyunca uzay ve havacılık alanında mühendislik becerilerini geliştirmeyi hedeflerken bilimsel düşünme basamaklarını deneyimlemelerini bekliyoruz.

Yetişkinler içinse tek bir program yürütüyoruz: Yılın Bilim İnsanı – Genç Bilim İnsanı Ödülleri. 2012 yılından bu yana uyguladığımız programda, her sene 3 farklı üniversitenin atadığı seçici kurul, 38 yaş altındaki bilim insanlarının çalışmalarını bilime katkı, bilimin yayılmasına katkı ve bilimin topluma katkısı kriterlerine göre değerlendiriyor ve yılın bilim insanlarını seçiyor. Seçilen bilim insanlarının çalışmalarını aktardığı ve ödüllerinin takdim edildiği ödül töreni ise Nisan ayında gerçekleşiyor.

Tüm çalışmalarımıza dair detaylı bilgi için www.bilimkahramanlari.org adresimizi ziyaret edebilirsiniz.

Çocukların 21. yüzyıl becerileri kazanması için erken yaştan itibaren bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik (STEM) alanlarında eğitim almalarının önemi tüm dünyada giderek daha fazla vurgulanıyor. Türkiye’de STEM eğitiminin durumu hakkında bilgi verebilir misiniz? Bilim Kahramanları Derneği olarak yaptığınız çalışmalar bu alanda nasıl bir katkı sağlıyor?

2004 yılından beri, çalışmalarımızda çocukların ve gençlerin erken yaşta bilimle buluşmasını sağlayacak ve alternatif öğrenme modellerini deneyimleyecekleri yöntemleri benimsiyoruz. Yürüttüğümüz programlarla çocukların STEM alanlarında mühendislik tasarım becerileri, robotik kodlama gibi somut becerilerin yanı sıra 21. yüzyıl becerileri olarak adlandırılan problem çözme, takım çalışması, iş birlikli öğrenme, eleştirel düşünme, sunum yapma, zaman yönetimi gibi becerileri kazanması için de alanlar yaratıyoruz.

Türkiye’de STEM alanına ilginin arttığından bahsetmek yanlış olmayacaktır. Kendi çalışmalarımızda bunu gözlemlemek bizim için en somut örneklerden. Her yıl kapasitemizin çok üzerinde ve gönüllülerimizin önemli emekleriyle, çalışmalarımızı Türkiye’nin dört bir yanında uyguluyoruz. Bu sene, 16. sezonunu kutladığımız Bilim Kahramanları Buluşuyor programımız bu gayretimizin en önemli örneklerinden. Geçtiğimiz sezonlarda çok daha az sayıda şehirde uyguladığımız programımızı bu sene 69 farklı şehirde çalışmalarını sürdüren 652 takımdan 6.000’e yakın çocuk ve gencin katılımı ile 7 farklı şehirde uyguluyoruz. Benzer şekilde, Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor takımlarımızla da 18 farklı şehirde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenleyeceğimiz fuarlarda bir araya geleceğiz.

Bu programlara ilginin artmasını sevindirici buluyoruz. STEM eğitiminin, okul müfredatlarında da daha çok yer bulacağına inanıyoruz. 2023 eğitim vizyonu da benzer vurgular yapıyor. Özellikle tasarım ve beceri atölyeleri ile öğretmen eğitimleri stratejileri ile STEM alanındaki çalışmaların daha fazla öğretmene ve öğrenciye ulaşacağını umuyoruz. Umudumuz ve çalışmalarımız daha fazla çocucğun bilim eğitimi almasını teşvik etmek ve bilimsel süreçleri öğrenmelerini teşvik etmek.

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak 16 Ekim 2019’da ilk kez düzenlediğimiz Destekle Değiştir etkinliğinde sunum yaparak etkinliğe katılanlara kendinizi tanıtıma fırsatı yakaladınız. Destekle Değiştir sürecindeki deneyimlerinizi ve bu sürecin derneğinize kattıklarını bizimle paylaşır mısınız?

2018 – 2019 akademik sezonunda, daha fazla kız çocuğunun bilimsel etkinliklerde yer alma hayali ile Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Çocuk Fonu’na başvuru yaptık ve başvurumuz olumlu sonuçlandı. 12 farklı kız takımından 72 kız çocuğu 1 sezon boyunca çalışmalarını gerçekleştirdi ve çalışmalarını akranları, velileri ve diğer ziyaretçilerle fuarlarda buluşturdular. Kızlar, yalnızca takım aidiyeti, takım kimliği oluşturma gibi sözel alanlarda değil mekanik süreçlerde de başarılı olduklarını ispat etmiş oldular. Bu başarıya olan inancımızla, Destekle Değiştir etkinliğine başvuru yaptık ve projenin ikinci fazı için 16 Ekim 2019’da özel bir etkinlikte bağışçılarla buluştuk. Etkinlik gecesinde, hayalimizin çok üzerinde bir destek alarak daha fazla kız çocuğuna ulaşacak olmanın heyecanı ve sevincini hissettik. Derneğimizin böyle özel bir organizasyonda yer almasına imkan sağlayan Sivil Toplum için Destek Vakfı ailesine çok teşekkür ederiz.

Destekle Değiştir etkinliğinde katılımcılara Kızlar Bilimle Buluşuyor projesini sundunuz. Bu projenin amacından ve bu kapsamda yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

“Kızlar Bilim ile Buluşuyor-2. Faz” projemiz 6-10 yaş arasındaki çocuklara bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazandırmayı, kodlama alanında farkındalık yaratmayı, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda da deneyim kazanmalarına fırsat veren Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Jr. Programımızın kapsamında farklı şehirlerden 16 farklı şehirden 20 kız takımını desteklemeyi içeriyor. Bu proje özelinde kendi imkanları ile bu tür STEM projelerine katılma imkanı olmayan devlet okullardan, tamamı kızlardan oluşan takımlar kurma fırsatı elde edeceğiz. Böylelikle hem devlet okullarında fırsat eşitliğini sağlama hem de kız çocuklarının bilimsel etkinliklere katılımını teşvik etme fırsatı elde ediyoruz.

Bu sezonun teması “BOOMTOWN BUILD: Yeni Şehrin Mühendisleri”. Fuara hazırlık sürecinde takımlar kendi çevrelerindeki binaların daha sağlam, herkes için erişilebilir ve daha çevre dostu olarak yeniden düzenlenmesi için proje fikirleri geliştirecek, geliştirdikleri proje fikirlerini LEGO parçalarıyla hazırlayacakları modelle sunacaklar, LEGO Education robot setini kullanarak modellerine hareketli bir parça ekleyecekler. Tüm bu süreci takım olarak yaşayacak, takım çalışmasını deneyimleyecekler.

Bir devam projesi olan Kızlar Bilimle Buluşuyor kapsamında 6-10 yaş grubundaki kız çocuklarından oluşan takımlara yönelik olarak çalışmalar yapmayı hedefliyorsunuz. Bu projeyi devam ettirmek istemenizin sebebi nedir? Projenin bu döneminde gerek çalıştığınız okullar ve takımlar gerekse içerik açısından farklılaşan faaliyetler bulunuyor mu?

Kız çocuklarının da en az erkek çocukları kadar mühendislik ve STEM alanlarına olan ilgilerinin ve meraklarının şahidiyiz ancak öğrenilmiş bir takım toplumsal cinsiyet eşitsizliği kalıpları, kız çocuklarının bu alana olan ilgilerini ifade etmeye bile imkan vermiyor. İçinde bulundukları, büyüdükleri ortamın yanı sıra öğretmenlerin, okulun da zaman zaman robotik, kodlama ya da proje geliştirme temelli işlerin yalnızca erkek öğrencilere uygun olduğu kanısını beslediğini görüyoruz. Tam bu noktada, bir sezon önce kızların da başarılarına şahit olmanın motivasyonu ve heyecanıyla projemizi devam ettirmeye ve projemizin daha çok ilde daha çok kız takımıyla yolculuğuna devam etmesine karar verdik. Şu anda 16 farklı şehirde, 20 kız takımı çalışmalarına başladı. Geçtiğimiz sezon olduğu gibi bu sezon da fuarlarda ve okullarında çokça ilgiyle karşılaşacaklarını düşünüyor ve onlar adına çok heyecanlanıyoruz. Bu sene, ikinci fazını yürüttüğümüz Kızlar Bilimle Buluşuyor projemize akademik bir iş birliği de eşlik ediyor. Programın kazanımlarını anlamlandırmak adına Bahçeşehir Üniversitesi – BAUSTEM Merkezi ile akademik bir araştırmaya başladık. Çocukların erken yaşta bilimle buluşmasının teknoloji, mühendislik, fen bilimleri ve matematik alanlarına olan merakını, heyecanını ve ilgisini ölçeceğiz. Raporun yaz aylarında yayınlaması için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Kızların başarısını akademik bir araştırma ile taçlandıracağımız için çok heyecanlıyız

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği Kendine İyi Bak Kutu Oyunu Projesine Başladı

By | Destekle Değiştir

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği, Vakfımızın Ekim 2019’da ilk kez gerçekleştirdiği Destekle Değiştir etkinliğine katılan üç sivil toplum kuruluşu arasında yer aldı. Etkinlikte, katılımcılara Kendine İyi Bak Kutu Oyunu Projesi’ni sunan Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği’nin Genel Koordinatörü Pelin Anılan, derneğin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusundaki çalışmalarını ve Destekle Değiştir sürecini anlattı.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nı takip edenler Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği’ni 2017-2018 döneminde Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğinden tanıyorlar. Derneğinizle ilk kez tanışacak olan okuyucularımız için derneğinizin kuruluş hikayesinden ve çalışmalarından kısaca bahseder misiniz?

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği 2015 yılında Y-PEER Türkiye (Genç Akran Ağı)’nın, tüzel kişilik kazanmasıyla kurulmuş bir sivil toplum örgütü. Dernek, sağlık ve eğitim başta olmak üzere benzeri alanlarda genç insanların doğru bilgiye erişimlerini sağlayarak tutum ve davranış değişikliği yaratmayı, buna paralel olarak genç insanların başta karar alıcılar olmak üzere tüm alanlarda özne olarak kabul edilmesini, bireysel niteliklerin açığa çıkarılarak güçlendirilmesini, öznelliklerinin temel alındığı alanlar açarak katılım odaklı sosyal faydayı gerçekleştirmeyi kendisine vizyon ediniyor.Derneğimiz, 2000 yılında Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF)’nun birlikte kurmuş olduğu Doğu Avrupa ve Merkez Asya’da faaliyete başlamış bir gençlik ağı olan Y-PEER’in bir parçası. Y-PEER, aktif yurttaşlık, cinsel sağlık üreme sağlığı ve hakları, toplumsal cinsiyet ve insan hakları gibi konularda çalışıyor.

Y-PEER Türkiye ise bu uluslararası ağın genç gönüllülerinden ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan gençlerin cinsel sağlık üreme sağlığı ve hakları konusunda çalışan bir üyesi. 2004 yılında Türkiye’de çalışmalarına başladı ve 2015 yılında Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği (Y-PEER Türkiye) olarak tüzel kişilik kazandı. Temelde cinsel sağlık ve üreme sağlığı ve hakları olmak üzere toplumsal cinsiyet ve insan hakları konularında çalışmalarını yürütüyor. Derneğimiz, gençlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı alanında doğru ve yararlı bilgiye ulaşmalarını sağlamayı, çeşitli gençlik gruplarının ihtiyaçlarını ve taleplerini temel alan hak temelli projeler yürütmeyi, savunuculuk çalışmaları yürütmeyi ve desteklemeyi ve Genç Dostu Sağlık Hizmeti modellerinin gelişmesini hedefliyor. Bu hedefler doğrultusunda hayata geçirdiğimiz faaliyetler:

  •  Üreme Sağlığı Akran Eğitimleri Projesi (ÜSAEP): UNFPA ortaklığı ile yaklaşık 14 yıldır devam eden alanındaki ilk ulusal akran eğitimi projesidir. Proje, gençleri güçlendirerek özellikle cinsel sağlık üreme sağlığı ve insan hakları ve genç dostu sağlık hizmetine erişim konusunda savunuculuk faaliyetleri yapmalarını hedefliyor.
  • Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Gençlik Hakları Projesi: UNFPA Türkiye Ofisi ortaklığıyla yürütülen, küresel hedeflerin LGBTİ+ ve gençlik hakları ile olan ilişkisini yakından incelemek ve bu alanda düzenlenen etkinliklerle farkındalık yaratmayı hedefleyen bir savunuculuk projesidir.
  • Sanal Akran Projesi: Online kurslar ve testler ile sadece cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili temel bilgileri kapsamanın yanı sıra gençlerin anonim şekilde cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili sorularını sorabilecekleri ve deneyimli akran eğitmenleri tarafından cevap alabilecekleri e-öğrenme internet sitesini içeren bir projedir.
  • Tiyatro Tabanlı Akran Eğitimleri Projesi (TBT): UNFPA Türkiye Ofisi tarafından desteklenen proje, gençlere cinsel sağlık ve üreme sağlığı, toplumsal cinsiyet, HIV ve AIDS alanında doğru ve güvenilir bilgileri akran eğitimi ve tiyatro tabanlı yöntemlerle ulaştırmayı amaçlıyor.
  • Learning Exchange Programı: “Cinsel Haklar İnsan Haklarıdır!” projesi, derneğimizin Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği ile ortak olarak yürüttüğü bir karşılıklı öğrenme projesidir. Bu proje ile, gençler arası güvenli ilişkiler ve güvenli cinsellik üzerine çalışan iki dernek olarak, alandaki bilgi birikimi ve deneyimlerimizi paylaşmayı, cinsel şiddeti önleme noktasında cinsel sağlık bilgisinin önemini daha görünür kılmayı hedefliyoruz.
  • Genç Mültecileri Destekleme Programı (GMDP): UNFPA Türkiye Ofisi desteği ile yürütülen bir güçlendirme programıdır. Program; Ankara, Diyarbakır, Hatay ve İzmir’deki 15-30 yaş arasındaki genç mültecileri güçlendirerek uyum süreçlerini desteklemeyi, bu yolla sivil alanda gençlik ve insani yardım çalışmaları temelinde sosyal etki oluşturmayı amaçlıyor. Proje 15-30 yaş arasındaki mülteci gençlerle Türkiye’den gençlerin bağının güçlendirilmesini, sağlık hizmetlerine erişim ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet konuları da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda doğru bilgiye ulaşmalarını sağlamayı hedefliyor.
  • Kendine İyi Bak HIV AIDS Eğitsel Kutu Oyunu: HIV ve AIDS ile ilgili hap bilgileri içeren, gençlerin oynarken hem eğlenmesini hem de HIV ve AIDS ile ilgili bilgilere ulaşmasını sağlayan ve oyun esnasında gençlerin doğru tutum ve yaklaşıma dair güçlenebileceği temel mesajların da yer aldığı eğitsel bir kutu oyunudur.

Türkiye’de gençler cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusunda doğru bilgiye erişebiliyorlar mı? Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği olarak gençlere nasıl ulaşıyorsunuz ve bu konularda bilgilendirme yapmak için nasıl bir yaklaşım ve yöntem kullanıyorsunuz?

Dünya genelindeki ve Türkiye’deki mevcut duruma baktığımızda gençlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında doğru bilgiye erişimde büyük zorluklar yaşadığını görüyoruz. Diğer bir deyişle, cinsel sağlık ve üreme sağlığı durumunun farkında olma, konu hakkında doğru bilgiye ulaşabilme imkanı hala kısıtlı ve yetersiz. Okul müfredatlarında yaşa uygun kapsamlı cinsel sağlık üreme sağlığı bilgisi verilmediği gibi, genç insanlar herhangi bir cinsel sağlık üreme sağlığı bilgisine ulaşmak için doktora gitmek yerine çoğunlukla interneti ya da arkadaşlarını tercih ediyor. Böyle bir tabloda doğru bilgiye ulaşmak, düzenli test yaptırmak, korunma ve bulaşma yollarını öğrenmek, bu konuda yaklaşım geliştirmek oldukça önem arz ediyor.

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği olarak başta cinsel sağlık, üreme sağlığı ve hakları, toplumsal cinsiyet ve insan hakları konularında yaptığımız farkındalık, görünürlük çalışmalarının yanı sıra 1 Aralık Dünya HIV ve AIDS farkındalık günü kapsamında da çeşitli faaliyetler yürütüyoruz. Tüm bunlarla beraber Türkiye’nin dört bir yanındaki eğitim faaliyetlerimiz, HIV ve AIDS alanında tiyatro tabanlı yöntemlerle sürdürdüğümüz ve böylece çok geniş kitlelere ulaştığımız faaliyetlerle çeşitli gençlik gruplarıyla bir araya gelme ve birlikte güçlenme fırsatımız oluyor. Gençlerle bir arada yaptığımız faaliyetlerin yanı sıra sosyal medya hesaplarımız üzerinden de savunuculuk kampanyaları yapmaya ve doğru bilgiyi yaygınlaştırmaya devam ediyoruz.

Gençten gence ulaştığımız bu faaliyetler bizi henüz ulaşamadığımız daha birçok genç insana tanıtması ve akranı vasıtasıyla derneğimizden, faaliyetlerimizden haberdar olması noktasında referans oluyor. Böylece gençler bize ulaşıyor. Gençler internet sitemizdeki eğitim talep formunda yer alan gerekli açıklamalar doğrultusunda talep ettikleri eğitimi seçiyorlar ve bizler de talep edilen eğitim şekline göre eğitmenlerimiz ve eğitim içeriğine göre hazırlanan materyaller ile ortak kararlaştırılmış tarihte onlarla buluşuyoruz.

Derneğinizin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusunda yaptığı çalışmalarda HIV ve AIDS’e ilişkin bilgilendirmeler öncelikli şekilde yer alıyor. Bu konuya öncelik vermenizin nedeni nedir?

Dünya çapında 36.9 milyon kişi HIV ile yaşıyor. Dünyada her hafta 15-24 yaş arası 7.000 kız çocuğu ve genç kadın HIV ile enfekte oluyor. Yeni HIV enfeksiyonlarının %34’ü 15-24 yaş arası gençler arasında gerçekleşiyor. Türkiye’de ise son 10 yılda HIV/AIDS vakalarında yaklaşık %455 artış var ve virüsten en fazla etkilenen grup;20 – 49 yaş arasında. 2019 yılı Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de HIV ile yaşayan kişi sayısı yaklaşık 20.000.

Veriler bize Dünyada da Türkiye’de de en fazla etkilenen grubun gençler olduğunu ve yıllara bakınca HIV ve AIDS vakalarında ciddi şekilde artış olduğunu söylüyor. Hal böyle olunca cinsel sağlık ve üreme sağlığı odağında faaliyetlerini sürdüren derneğimiz için HIV’in ve AIDS’in ne olduğunu ve ne olmadığını bilmek, korunma yöntemlerini ve bulaşma yollarını öğrenmek, test yaptırmak ve anonim test merkezlerinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak; bu doğrultuda farkındalığın oluşturulması ve genç insanların doğru bilgiye ulaşması öncelikler arasına giriyor.

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak 16 Ekim 2019’da ilk kez düzenlediğimiz Destekle Değiştir etkinliğinde yer alarak etkinliğe katılanlara kendinizi tanıtıma fırsatına sahip oldunuz. Destekle Değiştir sürecindeki deneyimlerinizi ve bu sürecin derneğinize kattıklarını bizimle paylaşır mısınız?

Destekle Değiştir etkinliğine katılmak, kendi adıma olduğu kadar ekibimiz için de çok farklı bir deneyimdi. Öncelikle yaklaşık 4 yıldır çalışmalarda bulunduğum alanda bu kadar çok bağışçı ile bir araya gelip bizi neden desteklemeleri gerektiğini sadece 6 dakikada açıklamak; sonraki 6 dakikada ise sorularına cevap vererek ikna etmeye çalışmak heyecanlı olduğu kadar keyifliydi de. Etkinliğe katılan kişileri öncesinde standımızda ağırlamak, derneğin sadece Kendine İyi Bak Kutu Oyunu’nu değil aynı zamanda diğer çalışmalarını da aktarmak, hedef kitlesi gençler olan bizler için farklı bir deneyimdi çünkü yetişkinlere gençlerin önemsediği ancak seslerini duyuramadığı bir konuda kendimizi anlatma fırsatı bulmuş olduk. Ayrıca buradan sonrasında geliştirdiğimiz ilişkiler ile kazandıklarımız sadece o gün bağış yapanların bağışları değil aynı zamanda sonrasında ilişkilenmeler de oldu.

Destekle Değiştir etkinliğinde katılımcılara Kendine İyi Bak Kutu Oyunu projesini sundunuz. Kendine İyi Bak Kutu Oyunu nedir? Projenin amacından ve bu kapsamda yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kendine İyi Bak HIV AIDS Eğitsel Kutu Oyunu, 2011 yılında bir grup genç ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Türkiye Ofisi çalışanlarının destekleriyle hazırlanmış olan bir kutu oyunu. İçeriğinde HIV ve AIDS’e dair bilgilerin yer aldığı, oyuncuların piyonlarını sembolik evlerinden çıkartarak karşılarına çıkan HIV ve AIDS’e dair bilgileri konuşarak öğrendikleri bir oyun.

Projenin amacı, gençlerin hali hazırda okul ortamında elde edemediği doğru bilgilere arkadaşları ile bir araya geldikleri ve güvenli bir paylaşım ortamı oluşturarak kutu oyunu yoluyla ulaşmalarını sağlamak. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı akran eğitmenliği yapan kolaylaştırıcılarımız toplamda 1.500’e yakın gence ulaşıp bu oyununun oynanması aracılığıyla bilgilerin aktarılmasını sağlayacaklar. Yine proje kapsamında limitli sayıda olan kutu