Tag

Dezavantajlı çocuklar arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yaptıkları Çalışmaları Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği (TTM) yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığın azaltılmasını amacıyla Beyoğlu, Tarlabaşı’nda koruma, güçlenme ve savunuculuk faaliyetleri yürütüyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde Kahane Foundation finansmanıyla hibe ve mentorluk desteği sağladığımız TTM, finansal sürdürülebilirlik ve iletişim alanlarında kurumsal kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yaptı.

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği Kapasite Geliştirme Koordinatörü Naci Emre Boran ile yaptığımız röportajda; 15.yılını kutlayan TTM’in alan ile ilgili tecrübelerini, normalleşmenin birlikte çalıştıkları gruplar üzerindeki etkisini, derneğin 2022 yılı için planlarını ve hibe kapsamında yürüttükleri çalışmaları konuştuk.

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği yakın zamanda 15.yaşını kutladı. Aradan geçen 15 yılı değerlendirdiğinizde, çalışma alanınız ve buna paralel olarak TTM’in yaşadığı değişime dair öne çıkan noktalardan bahsedebilir misiniz?

2007’de dernekleşen TTM’nin kuruluş amacı İstanbul’un oldukça merkezi bir yerinde olmasına rağmen çok çeşitli sebeplerle, temel olarak da göç ve yoksulluk sebepleriyle kent yaşamına eşit erişemeyen grupların güçlenmesi ve desteklenmesini sağlamaktı. Tarlabaşı’nda çok boyutlu yoksunluklar yaşayan gruplar arasında bir arada yaşamayı güçlendirmeyi, barışçıl bir diyalog ortamı ve güvenli alanlar yaratabilmeyi amaçladık. Bu amacı halen de sürdürüyoruz.

2011 yılından bu yana Suriye’den gelen büyük göç dalgasıyla; haklara erişim, göç çalışmaları, koruma faaliyetleri, sosyal uyum, bir arada yaşam ve çocuk güvenliği konularına odaklandık. Çocuklarla yürüttüğümüz çalışmalar; çocuk katılımı, çocuk gelişimi ve insan hakları perspektifinde çocuklarla oyun temelli ve sosyal aktivitelerken, yetişkinler için özellikle kadınlarla beraber yürüttüğümüz çalışmaları kendilerinin ve çocuklarının güçlenmesi ve gelişimi amacıyla iletişim, sağlık, psikolojik destek alanlarında gerçekleştirdik. TTM, felsefe, sirk, sanat gibi çocuk atölyelerini kurulduğu ilk yıllardan bugüne sürdürmeye devam ederken, 2017-2020 arasında yürütülen Suriye ve Türkiye’den çocukların bir arada katıldıkları Çok Güzel Atölye ile çocuk çalışmaları alanı için örnek bir çalışma ortaya koydu.

TTM 2016-2021 yılları arasında hedef kitlesi çocuk ve kadınlar olan 25’ten fazla proje gerçekleştirdi. Bu yıllarda güçlenme faaliyetlerini sürdürürken bir yandan da koruma ve savunuculuk alanındaki kurumsal kapasitemizi güçlendirdik. Salgın döneminin başlamasıyla uzaktan çalışmaya geçişte faaliyetlerimize hiç ara vermeden dönüştürebilmemizdeki en önemli neden faydalanıcıların değişen ihtiyaçlarına her zaman cevap vermeye çalışmış olan TTM’nin örgüt deneyimidir. Psikolojik danışmanlık ve atölyeler gibi faaliyetlerimizi sürdürürken internet erişimi desteği, çocukların haklarına erişimine ilişkin yayınladığımız raporlar ve doğru bilgiye erişimlerini desteklemek için hazırladığımız animasyon gibi faaliyetler ile koruma ve savunuculuk alanında da faydalanıcılarımızın haklarına erişimini güçlendirebildik. 2019 döneminde başlayan kurumsal çalışmalar ile bir yandan çocuk güvenliği başta olmak üzere ilkesel duruşumuzu yansıtan kurumsal politikalarımızı diğer yandan da önceliklendirdiğimiz toplumsal sorunlar, hedef kitle ve faaliyet programlarımızı uzun vadeli bir perspektifle hak temelli toplum merkezi modeli olarak somutlaştırdık. Kadın ve çocukların eşit önem verildiği koruma, güçlenme ve savunuculuk programlarımızı toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ayrımcılık ve yoksulluğun azaltılması için sürdürmeye devam edeceğiz.

Türkiye’de Mayıs 2021 itibari ile kademeli normalleşme süreci başladı. Normalleşmenin birlikte çalıştığınız gruplar üzerindeki etkisinden bahsedebilir misiniz?  Bu süreçte yeni ortaya çıkan ya da derinleşen ihtiyaçlarla karşılaştınız mı?

2020 Mart ayından itibaren salgının etkileri Tarlabaşı’ndaki var olan yoksulluğun derinleşmesine neden oldu. Hanelerdeki işsizlik arttı. Temel haklara erişimde sorunlar yaşanmaya devam ediyor. Bu bağlamda normalleşmenin olumlu bir etkisinin olduğunu söylemek oldukça güç. Diğer taraftan okulların açılması ve yeniden yüz yüze eğitime geçilmesi, uzaktan eğitime erişemeyen çocukların yaşadığı sorunların sonuçlarını daha da görünür kılmaya başladı. Faydalanıcımız olan çocuklar, okula adaptasyonda önemli güçlükler yaşıyor ve eğitim haklarına erişimin desteklenmesine yönelik büyük eksiklikler mevcut. Salgının seyrindeki ve önlemlerin yönetimindeki belirsizlik de bu sorunları derinleştiriyor.

 

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde Vakfımızdan aldığınız hibe ve kapasite gelişim desteği ile TTM’nin kurumsal gelişimi için hangi alanlara odaklandınız? Hibe desteğimizle yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Fon kapsamında odaklandığımız kurumsal gelişim alanı finansal sürdürülebilirlikti. Bu bağlamda hem kurumsal kapasitemizi güçlendirecek çalışmalar yapma fırsatı bulduk hem de fon süresi içinde yeni kaynaklar geliştirebildik. Özel gün sertifika tasarımı, kurumsal sosyal medya yönergesi, bireysel bağışçı geliştirme için yönergeler, yıllık faaliyet raporu, kurumsal internet sitesinin güvenli hale getirilmesi gibi çıktıları olan iletişim çalışmaları ile kaynak geliştirme faaliyetlerimizi uzun vadede destekleyebileceğiz. Diğer taraftan mentörümüzün desteği ile farklı kaynak geliştirme yöntemlerine ilişkin kurumsal bilgimizi arttırdık. Aynı zamanda da farklı uzmanlık alanlarında bizi destekleyebilecek yeni gönüllülere de ulaşabildik. Aylık e-bültenlerimizin açılma oranında ve sosyal medya takipçi sayımızdaki artış iletişim çalışmalarımızın göstergeleriydi. Düzenli bireysel bağışçılarımızla iletişimimizi güçlendirdik ve bireysel bağışçı sayımızda önemli bir artış sağladık. Fon veren kurumlarla iletişim çalışmalarımızı da sistematik hale getirdik. Hibe süresince gerçekleştirdiğimiz kurumsal ve proje fon başvurularının olumlu sonuçları finansal sürdürülebilirlik açısından önemli etkileri oldu.

Kurumsal Destek Fonu kapsamında aldığınız desteğin derneğinize ve çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu? Fonu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Türkiye’de özellikle hak temelli çalışmalar yürüten STÖ’lerin erişebileceği kurumsal destekler oldukça sınırlı. Bu alanda Sivil Toplum için Destek Vakfı (STDV) önemli bir rol oynuyor. STDV’den aldığımız destek, faaliyetlerimiz için ihtiyacımız olan finansal sürdürülebilirliğimizi kurumsal stratejimize uygun olarak devam ettirebilmemize olanak tanıdı. STDV’nin farklı STÖ’lerin bir araya gelmesini sağladığı eğitimlerle deneyim paylaşımı imkânı bulduk. Bu kurumsal destek programının hem hibe miktarının hem de örgütleri desteklediği bağlamların güçlendirilmesi yaratacağı etkiyi de büyütecektir.

Salgın koşulları ve ekonomik krizin etkisi TTM’nin 2022 yılı için planlarında bir değişikliğe neden oldu mu? Önümüzdeki dönemde yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Bu dönemde bir taraftan hali hazırdaki faaliyetlerimizi sürdürürken diğer taraftan TTM’nin stratejisinde önceliklendirdiği yoksulluğun azaltılmasını yönelik faaliyetlerimize ve projelerimize yoğunlaşmayı hedefliyoruz. Bu bağlamda kurguladığımız dezavantajlı kılınmış kadınların istihdama erişiminin desteklenmesini amaçlayan ve bir model oluşturmayı hedeflediğimiz projemize başladık. 2022-2023 sürecinde devam edecek olan ve Hollanda Büyükelçiliği tarafından desteklenen projede, dezavantajlı kılınmış kadınlara odaklanan bir saha raporu ve bu rapora bağlı savunuculuk faaliyetleri yapacağız. Projenin amaçlarından biri de yerel yönetimlerin bu konuyu gündemleştirmelerini sağlamak. Diğer taraftan koruma programımız kapsamında yaptığımız kurum yönlendirmelerine ilişkin bir ağ oluşturabilmek ve bu yolla ayni/nakdi destek yönlendirmeleri başta olmak üzere Tarlabaşı’nda yaşayanların kamu hizmetlerine ve bu yolla da temel haklara erişimlerini desteklemeyi hedefliyoruz.

Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği ile Çocuğun Sesi Ortaklık Ağı Projesini Konuştuk

By | Çocuk Fonu

2008 yılından beri engelli bireylerin karşılaştığı hak ihlallerinin giderilmesi üzerine çalışmalar yapan Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği (TOHAD), bu çerçevede 2015 yılından beri engelli çocuklarının sorunlarını görünür kılmak ve engelli çocukların katılım hakkını desteklemek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle bireysel ve kurumsal bağışçıların finansal desteği ile hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2021 döneminde TOHAD, Çocuğun Sesi Ortaklık Ağı – Çocuk Bakışıyla İnsan Hakları projesini hayata geçirecek. TOHAD proje kapsamında en az %30’u engelli ve dezavantajlı gruplardan oluşacak 30 çocuk ile Boğaziçi Üniversitesi’nde 5 gün sürecek 2 ayrı kış okulu düzenleyecek. Kış okulu kapsamında düzenlenecek atölyelerde buluşacak olan çocuklar yaratıcı drama ve felsefe gibi eğitimlerin yanı sıra ev, sokak ve mahalle gibi çevrelerde yaşadıkları sorunları ve güncel insan hakları konularını tartışacak. Projenin ikinci ayağında ise atölyeye katılan çocuklar en az 6 farklı okulu ziyaret ederek, edindikleri bilgi ve deneyimleri akranlarına aktaracak.

TOHAD Yönetim Kurulu üyesi İdil Seda Ak ile yaptığımız röportajda, Türkiye’de engelli çocukların ve bakımverenlerinin karşılaştıkları zorlukları, Engelliler için Dilekçe internet sitesi üzerinden sağladıkları hizmetleri ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmaları konuştuk.

Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği, Çocuk Fonu kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

TOHAD kurulduğu 2008 yılından bugüne engelli bireylerin hak ihlalleri üzerine çalışmalar yürütüyor. 2015 yılından bu yana ise çocuklar özelinde de çalışmalar yürütmekte. Bu bağlamda engelli çocuklarının sorunlarını görünür kılmak ve engelli çocukların katılım hakkını desteklemek için çalışmalar yapıyoruz.

TOHAD, alanda çalışan sivil toplum örgütlerine (engellik, çocuk, kadın, mültecilik vb.) engelli hakları üzerine eğitimler veriyor, gençlere yönelik ayrımcılık ve engelli hakları özelinde sivil toplum akademisi düzenliyor, engelli hakları (eğitim, sağlık, erişilebilirlik, istihdam, rehabilitasyon/habilitasyon ve şiddet) üzerine izleme ve raporlama çalışmaları yürütüyor, hak ihlallerine yönelik idari ve hukuki başvuru süreçlerini yürütüyor. 2016 yılında Engelli Çocuk Hakları Ağı’nı (EÇHA) kuran kurucu üyelerden biri olan TOHAD, aynı zamanda EÇHA kapsamında engelli çocuk öz savunucu grubunun kurulmasını sağlayarak çocukların hakları bakımından güçlenmesi için çalışmalar yapıyor. TOHAD ayrıca, 2016 yılından itibaren Çocuğa Karşı Şiddeti Önleme Ortaklık Ağı yönetim kurulu üyesi. Bu ağ içerisindeki STK’ların engelli hakları ve engelli çocuklara yönelik şiddet konularında bilgilenmelerine destek oluyor.

Yakın zamanda 2020 Engelli Hakları İzleme Raporunu yayınladınız. Raporun içeriğinden bahsedebilir misiniz? Türkiye’de engelli çocukların ve bakım verenlerinin en sık karşılaştığı zorluklar neler? Bu zorluklar ile mücadelede STK’ların ve kamu kurumlarının rolü nedir? 

Hrant Dink Vakfı’nın desteği ile yürüttüğümüz 2020 tarihli Engelli Hakları İzleme Çalışması kapsamında, engellilerin maruz kaldığı fiziksel-cinsel şiddet, kötü muamele ve istismar olaylarının yanı sıra, engellilerin bağımsız yaşam, toplum yaşamına dâhil olma ve sosyal korunma haklarından ne derece yararlandıkları ve kendilerine sağlanan hizmetlerin kalite ve yaygınlığı araştırıldı. Engelli bireyler her ne kadar yasalar önünde eşit olarak görülse de fiili duruma bakıldığında hayatın pek çok alanında ayrımcılığın ve kendilerini hayata katılımdan mahrum bırakan eksikliklerin var olduğunu görmekteyiz. Fiziksel-cinsel şiddetten mevzuatın eksik yönlerine ve uygulanmasındaki sıkıntılara, kişisel hareketlilik ve rehabilitasyon haklarına kadar yaşam standartlarının kötü etkilendiğini araştırmamızda gördük. Hem devlet hem de toplum nezdindeki sağlamcı bakış açısının da sorunların temelini oluşturduğu araştırmamızın önemli bulgularından birisi. Türkiye’deki kurum ve kuruluşların, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi ’nin ve 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun hükümlerinin bir gereği olarak engelli bireyleri bir hak öznesi olarak benimsemesi sağlanmalı. Bu amaca ulaşmak, konuyu ana akımlaştırmak, sorunları sahiplenmek ve farkındalığı artırmak için sivil toplum kuruluşlarının (STK) ve kamu kurumlarının çalışmaları mevcut olmakla birlikte, hak öznesi olma bilincini geliştirmek için daha fazla işbirliğine ihtiyaç duyuyoruz. 

Engelli Hakları Savunuculuk Bilgilendirme Modül projesi kapsamında Engelliler İçin Dilekçe internet sitesini hayata geçirdiniz. Bu internet sitesinin kapsamından ve engelli bireylere sağladığı desteklerden bahseder misiniz? 

Engelli Hakları Savunuculuk Bilgilendirme Modül projesi, engelliler konusunda faaliyet gösteren STK’lara ve hak mağduriyeti yaşayan engellilere haklara nasıl erişebilecekleri konusunda bilgilendirme olanağı sağlayan, internet ortamında yarı interaktif bir internet sayfası projesi. Bu proje, söz konusu özelliği ile alanında bir ilk niteliğinde. Engelli hakları, engellilere yönelik ayrımcılık kavramı gibi temel bilgiler ve engelli hakları mevzuatına erişim yöntemleri, engellilerin haklarının kazanımı için STK’ların kullanacağı savunuculuk yöntemleri, bu yöntemlerin kullanılmasındaki koşul, usül ve takip yöntemleri sitemizde yer alıyor. İnternet sayfasında savunuculuk, bilgi edinme ve idari başvuruları, kamu denetçiliği kurumuna başvuru, idare mahkemelerine başvuru ve (özellikle ayrımcılık başta gelmek üzere) kamu suçlarında savcılığa başvuru yöntemleri ele alınıyor.

Vakfımızın sağladığı  hibe desteği Çocuğun Sesi Ortaklık Ağı projesini hayata geçireceksiniz. Bu proje fikri nasıl ortaya çıktı? Proje kapsamında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

​Projemiz, TOHAD ve Boğaziçi Üniversitesi ekibi ile 5 aylık bir süre için planlandı. Ekip üyelerimiz Zeynep Erdiller Yatmaz, Seran Demiral, İdil Seda Ak, Ersoy Erdemir ve Serpil Açıkalın. Projemiz üç aşamadan oluşuyor, bunlar:

  1. Çocuk alanında çalışan STK’lar ve kamu kurumları ile görüşerek onlarla temasta olan çocuklarla iletişime geçmek ve bu çocuklarla hak odaklı görüşmeler yapmak. Bu çalışmanın amacı çocuk hakları denildiğinde çocukların aklına gelenleri öğrenmek, onların bu konudaki gündemini anlamak ve bir sonraki aşamada düzenleyeceğimiz kış okulunun içeriğini belirleyebilmek. 
  2. İkinci aşamada 7-16 yaş grubuna giren ortalama 30 çocuğun katılımcı bir perspektifle iki ayrı grup halinde belirleyeceğimiz mekanda kış okuluna katılması hedefleniyor. Proje kapsamında en az %30 oranında engelli veya mülteci çocukların da dahil edilmesi planlanıyor. Kış okulu dahilinde hem öğrenme hem de tartışma zemininde buluşan çocuklar, yaratıcı drama ve felsefe gibi eğitimlerin yanı sıra düzenlenecek atölye oturumlarında ev, sokak ve mahalle gibi çevrelerde yaşadıkları sorunları ve güncel insan hakları konularını tartışacaklar. 
  3. Projenin üçüncü aşamasında; kış okuluna katılan çocuklar, bu yoğun etkileşim süreci sonunda öğrendiklerini, bilgi ve deneyimlerini diğer okullarda yayma faaliyetleri yürütecekler. Böylece projenin daha geniş çocuk çevrelerine ulaşmasını sağlayacaklar. Bu öğrenilen ve paylaşılan deneyimler, farklı okullar ile kurulan bağlantılarla diğer öğrencilere bizzat çocuklar tarafından aktarılacak. Hazırlanan videoların sosyal medya platformlarından da paylaşılarak bu alanda toplumsal farkındalığın artırılması  planlanıyor. 

Bu proje, 2020 senesinde Boğaziçi Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve çocuk katılımının ve hak temelli savunuculuğun somut anlamda hayata geçirilmesini hedefleyen projenin daha kapsamlı bir hale getirilmesi, sürdürülebilirliğinin ve yaygınlaştırılmasının sağlanması amacıyla  ortaya çıktı. Burada öncelikli hedefimiz, “çocuktan çocuğa” bir ortaklık ağının oluşturulması, farklı çocukluk deneyimleri ışığında çocuk haklarının güncel hayattaki karşılığının paylaşılması ve çocukların hayatlarıyla ilgili söz hakkı olan öznelere dönüşümünün desteklenmesi. Aslında projemizin ilhamı yine çocukların talebine dayanıyor. 2018 Aralık ayında Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen Çocuğun İnsan Hakları etkinliği esnasında katılımcı çocukların çocukluk meselesinde “neden hep yetişkinlerin konuştuğunu” sorgulaması ve “başka çocuklarla” iletişim kurmak, onların deneyiminden yararlanmak arzusunu dile getirmeleri neticesinde, çocuk hakları ve çocukların katılım hakkı konusunda sürekliliği olan ve yaygınlaştırılmasının kıymetli olduğu bir çalışma hazırlamamız gerektiğine karar verip, bu yola koyulduk. Şimdiyse hak temelli atölyeler, ilgili konularda eleştirel düşünmeyi destekleyici uygulamalar, çocukların yaratıcılığıyla şekillenecek ve onların yaratıcılığını ortaya çıkaran etkinlikler ile bu çalışmaları genişletmeyi amaçlıyoruz.

Proje kapsamında öncelikle STK’lar aracılığıyla farklı semtlerden, engelli ve mülteci grupları kapsayacak şekilde bir planlamayla çeşitli çocuklara ulaşarak; onların arzularını, meselelerini ve ilgi duydukları konular bağlamındaki düşüncelerini öğrenmek niyetindeyiz. Ardından çocukların taleplerine ve yaratıcılıklarına bağlı olarak, onlarla birlikte düzenleyeceğimiz Kış Okulu faaliyeti için etkinlik içerikleri hazırlayacağız. Bu aşamada yaratıcı drama, çocuklarla felsefe gibi branşlarda uzmanlığı olan yetişkin ekibimiz çocuklarla birlikte içerik geliştirecek ve nihayetinde iki farklı yaş grubuyla Kış Okulu düzenleyecek. Sonraki aşamada ise çocukların liderliğinde çocuk katılımının yaygınlaşması için çocukların okul ve diğer çeşitli kurumlarda atölyeler gerçekleştirmesi, kendi seçtikleri araçlar ve uygun buldukları yöntemlerle başka çocuklarla iletişime geçerek Kış Okulu’nda çocuk haklarının güncel hayatta karşılık bulması ve hak temelli savunuculuk konularında edindikleri deneyimleri paylaşmalarını desteklemek hedefleniyor.

Projenin daha geniş çocuk çevrelerine ulaşması amacıyla eğitimlere katılan çocuklar, bu süreçte edindikleri bilgileri farklı okullardan ve kurumlardan çocuklarla paylaşacak. Projenin yaygınlaştırılması için bu yöntemi tercih etme nedeniniz nedir? Bu yöntemin nasıl bir etki yaratmasını bekliyorsunuz? 

Çocuk katılımının öznesinin bizzat çocuk olması çok önemli. Bizim bu ortaklık ağının kurulmasındaki rolümüz kolaylaştırıcılık, sorumluluğumuz ise çocuğun üstün yararının sağlanması için elimizdeki araçların kullanımı. Biz projenin başlangıcından sonuna kadar çocuklarla birlikte yürütücülük faaliyetimize devam edeceğiz fakat çocukların kendi haklarını birbirleriyle konuşmalarını sağlamak  esas amacımız. Dolayısıyla projenin yaygınlaştırma aşamasını tamamen çocuk liderliğine, onların inisiyatifine bırakmak istedik. Kış Okuluna katılacak 30 çocuğun çocuk hakları konusundaki bilgi ve deneyimlerine dair farkındalık kazanmalarının yanı sıra, kendine güven ve inisiyatif alma gibi alanlarda belirgin değişimler göstermesini bekliyoruz. Çocukların aktif uygulayıcılar olmasının ve çocuk katılımı konusunda etkin bireylere dönüşümlerinin ancak bu şekilde mümkün olacağı düşüncesindeyiz. Projenin dolaylı faydalanıcısı olacak çocuklarda, yani Kış Okulu’na katılan 30 çocuğun deneyimlerini paylaşmak amacıyla ulaşacağı, yaygınlaştıracağı diğer çocuklarda ise çocuk hakları konusunda bilgi ve farkındalık alanlarında değişim bekliyoruz. Çocuk haklarının insan hakları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve çocuk haklarının kendi hayatlarındaki somut yansımalarını görmeleri ve ayrıca bu konuda talepkâr olmaları konusunda cesaretlendirilmeleri projenin bu grup için amaçladığı değişimler arasında yer alıyor. Böylece ilerleyen senelerde çocuklar arası bir iletişim ve güçlendirme ağı üretme olanağından  söz etmek mümkün olacak. Çocuklar yaşları büyüdükçe bu ağda sorumluluk alabilir, kendilerinden daha küçük çocuklara deneyimlerini aktarabilir ve çocuktan çocuğa bir ağın inşası bu sayede gerçekleştirilebilir.