Tag

eğitim arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Başka Bir Okul Mümkün Derneği ile Öğretmenler için Desteğim Cebimde Projesini Konuştuk

By | Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu

Başka Bir Okul Mümkün Derneği (BBOM), Türkiye’de erken çocukluk ve ilkokul eğitiminin katılım ve barış yönünde gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Dernek, demokratik yönetim ekseninde oluşturulan BBOM modeli ile öğrenme ortamındaki tüm öznelerin (çocuklar, öğretmenler, idari ve yardımcı personel ve gerektiğinde ebeveynler) odakta olduğu barışçıl, sosyal ve duygusal becerileri destekleyici yaklaşımların yer aldığı bir öğrenme topluluğu oluşturmayı hedefliyor. Latro Kimya işbirliği ile hayata geçirdiğimiz Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteği ile Öğretmenler İçin Desteğim Cebimde projesini hayata geçirecek olan BBOM, bu proje ile öğretmenlerin sosyal ve duygusal alanda mesleki ve kişisel gelişimleri için sürdürülebilir bir destek oluşturmak amacıyla sosyal duygusal öğrenme yaklaşımının temelinde yer alan beceri sınıflandırması çerçevesinde Android ve IOS destekli bir uygulama geliştirecek. Dernek, her an erişilebilir olan bu uygulamayı çeşitli ağlar üzerinden yaygınlaştırarak öğretmenlerin kullanımına açacak.

Başka Bir Okul Mümkün Derneği İçerik Geliştirme Koordinatörü Zeynep Burçak Kurna ile yaptığımız röportajda eğitim sisteminin güçlenmesinde öğretmenlerin rolünü, COVID-19’un eğitim alanına ve bu alandaki farklı paydaşlara etkilerini ve Öğretmenler için Desteğim Cebimde projesini konuştuk. 

Başka Bir Okul Mümkün Derneği’nin kuruluş amacından ve yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz? Salgın sürecinde öncelik alanlarınızda ve/veya çalışma şekillerinizde değişiklik yapmanız gerekti mi?

Başka Bir Okul Mümkün Derneği 2010 yılında mevcut eğitim sistemi içerisinde okul öncesi ve ilkokul döneminde, katılımcı ve barışçıl eğitim modeli geliştirmek ve bu modeli uygulayan okulların kurulmasını desteklemek amacıyla kuruldu. Süreç içerisinde hem model geliştirme çalışmalarını derinleştirmek hem modelin yaygınlaşmasını kamusallaştırmak, devlet okullarında da yaygınlaşmasını sağlamak için “Öğretmen Destek Çalışmaları” yapmaya başladı. Nihayetinde kuruluş amacı ve yaptığı çalışmalar Türkiye’de eğitim sisteminin daha katılımcı ve barışçıl öğrenme toplulukları yönünde değişmesine hizmet etmek. Öğretmen destek çalışmalarının temelinde yine bir öğretmen destek modeli geliştirmek için “BBOM Öğretmen Köyü Topluluğu” yer alıyor. Öğretmenlerin birbirini destekleyen bir öğrenme topluluğuna dönüşmeleri için empati, şefkat, bağlantı ve güven ekseninde sosyal ve duygusal gelişim temelli, sürdürülebilir destek sağlayan programlar geliştiriyor. 

Salgın döneminde öncelik alanlarımızda, çeşitli faaliyetlerimizde ve bu faaliyetleri yürütme yöntemlerimizde değişiklik yapmamız gerekti. Ancak bunlar yaşanan olağanüstü duruma, okulların neredeyse yıl boyu uzaktan sürmesine görece oldukça az sayıda değişiklikler oldu. Çünkü BBOM Derneğinde birlikte çalıştığımız, özellikle Öğretmen Destek Çalışmaları’nda yer alan öğretmenler tüm Türkiye’de yaygın şekilde faaliyet gösteriyor. Topluluk Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) takvimi el verdiğince, özellikle tatillerde Öğretmen Köyü’nün yerleşkesinde buluşsa da, okulların açık olduğu ve eğitim takviminin devam ettiği dönemlerde çevrimiçi olarak buluşuyordu. Dolayısıyla yüz yüze yaptığımız birtakım çalışmaları ertelemenin yanında çevrimiçi yaptığımız çalışmaları derinleştirdik ve çoğalttık. Pandeminin etkilerini birlikte kucaklamak ve dayanışmak için topluluğumuzdaki üyelerle düzenli olarak Bağlantı Çemberleri gerçekleştirdik. Salgın döneminde de birlikte oynayabilmek, eğlenebilmek ve birlikte kalabilmek için yine topluluğumuzdaki öğretmenlerin inisiyatifi ve ihtiyacıyla düzenli olarak Oyun Çemberleri yapıldı. Dolayısıyla salgın döneminde böyle işler yapmanın yanında daha tematik öğrenmelerle ilgili işleri de bir miktar azalttık. Hem “Zoom yorgunluğu’’ hem salgının etkileri üzerinden öğretmenlerin yükünü, baskısını azaltmak için yolumuz daha çok öğretmenlerin iyi olma haline yöneldi.

Öğretmenler BBOM’un yaptığı çalışmalarda öncelikli hedef kitleler arasında yer alıyor. Eğitim sistemini güçlendirmek için yapılan çalışmalarda öğretmenlerin rolü nedir? Çalışmalarınızda öğretmenlere öncelik vermenizin nedenlerini paylaşır mısınız?

Öğretmenler BBOM’un yaptığı çalışmalarda öncelikli hedef kitleler arasında yer alıyor. Eğitim sistemini güçlendirmek için yaptığımız çalışmalarda öğretmenin rolünü bir tür “değişim ajanı” olarak görüyoruz. Yani eğitim sistemi değişecekse bu değişimin ancak öğretmen eliyle ve öğretmenlerin çocuklarla yapacağı işbirliğiyle olacağına inanıyoruz . Çünkü sayısal olarak da uygulayıcı olmasından kaynaklı olarak da, sistemin etkin yetişkin bileşeni öğretmenler. Dolayısıyla bizim için öğretmenin rolü, değişim ajanı olması diyebiliriz. 

Aynı zamanda BBOM olarak değişimin önünde bir engel gibi duran bariyeri de atlamayı önemli buluyoruz. Öğretmenlerin bu değişime gücünün olması, içsel motivasyonunu bulması, nasıl değiştireceklerine dair bilgi, beceri ve yetkinliklerinin artmasını kıymetli buluyoruz. Aslında sistemde öğretmenlerin çocuklarla işbirliği içinde değişmesi mümkün görürken aynı zamanda kamusal olarak da devlet eliyle yapılması gereken köprü değişikliklerin, kaynak düzenlemelerinin, fiziki ve içerik iyileştirmelerinin yapılmaması öğretmenlerde baskı yaratıyor. Bu bağlamda, öğretmenler bizim için değişim ajanı derken, değişim için işbirliği yapabileceğimiz en etkin bileşenlerin de onlar olduğunu söylüyoruz. Sahada yaptığımız çalışmalardan biliyoruz ki; öğretmenler de değişimin gerçekleşmesini ve bu değişimin bir parçası olmayı istiyorlar. Tam da bu yüzden öğretmenlerle işbirliği yapmayı kıymetli buluyoruz. Çünkü zaman zaman sıkışan, çocukların ihtiyaçlarıyla yüz yüze olan, okulun dışındaki okul paydaşlarının, yöneticilerin, ebeveynlerin, eğitimin değişmesini isteyen herkesin yüzünü yönelttiği kitle öğretmenler. Dolayısıyla aslında öğretmenler için düzenli desteği de önemsiyor ve eğitim sisteminin yeniden inşası için olmazsa olmaz başlık olarak ele alıyoruz.

Bir taraftan da BBOM olarak hayal ettiğimiz okullar “katılımcı ve barışçıl öğrenme toplulukları”. Çocukların veya herhangi yaşta bir insanın katılımı, barışı, bu yönde kendi potansiyelini hayata geçirmesini tahta başında öğrenmesini beklemek mümkün değil. Yaşama dair kavram ve beceriler yaşamın içinde öğrenilir. Çocuklar için de bir yetişkinin okul ve/veya sınıf yaşamını bu açıdan kurması önemlidir. Çocuklarla birlikte öğrenme ortamlarında bu yaşamı kuracak olan öğretmenin de bahsettiğimiz becerilere sahip olmasını katılımcı ve barışçıl öğrenmenin gerçekleşeceği bir yaşam için en temel noktalardan biri olarak görüyoruz.

Geçtiğimiz süreci değerlendirdiğinizde, COVID-19 salgının eğitim alanına ve bu alandaki farklı paydaşlara (öğrenciler, öğretmenler, ebeveynler) etkilerinden bahseder misiniz? Yüz yüze eğitimin yakın zamanda yeniden başlayacağını düşündüğümüzde eğitim alanının paydaşlarını bu sürece hazırlamak için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Geçtiğimiz süreci değerlendirdiğimizde COVID-19 salgının eğitim alanına ve bu alandaki farklı paydaşlara etkilerini merak ediyoruz. Hatta bu bağlamda BBOM Derneğinin Demokratik Yönetim Çemberi ‘’Çocuklar Evde Nasılsınız?’’ anketi gibi evde neler olup bittiğini çalışan etkinlikler de yaptık. Bu çalışmaların önemli çıktılardan biri çocukların bağlantı, hareket ve özerklik ihtiyacının karşılanmaması olarak görülüyor. Bu durumu öğretmenlerin çocuklarla olan ilişkisi açısından da önemli bir nokta olarak yorumluyoruz. Bununla birlikte öğretmenler konusunda da çeşitli araştırmalar yapıldığını görüyoruz. Biz çoğunlukla kendi topluluğumuzda sık iletişimde ve etkileşimde olduğumuz öğretmenleri görebiliyoruz. Öğretmenler hepimiz gibi çok hızlı bir şekilde salgına adapte olmak durumunda kaldılar. Bu durumun sosyal ve duygusal becerileri konusunda çeşitlilik gösteren öğretmenlerde farklı etkiler gösterdiğini söyleyebiliriz. Bir avantaj olarak yaygın olarak teknolojik okuryazarlığın arttığını söylemek mümkün. Biz BBOM’da öğretmen destek çalışmalarını genellikle odaklı, kısa gruplarla, mümkünse yüz yüze, değilse de 20 kişilik gruplarla çevrimiçi yapıyorduk. Ancak şimdi daha çok öğretmenin dijital araçları daha çok kullandığını, en azından korkusunu atlattığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu durumun ileriye dönük olumlu, yapıcı ve değişimi kolaylaştıran bir etki olduğunu söyleyebiliriz. 

Tüm bunlarla birlikte öğretmenlerin esenlikleri ve salgın süresince sosyal duygusal becerilerindeki değişiklikler çok önemli alanlar. Dolayısıyla yüz yüze eğitimin başlamasıyla birlikte hatta başlamasından bağımsız olarak öğretmenlerin gerçekten bu süreçte yaşadıklarının üzerine demlenmesini sağlayacak, öz değerlendirme yapacak araçların, kaynakların yaygınlaşması bize oldukça kıymetli geliyor. Yine aynı şekilde öğretmenlerin halini merak ettiğimiz ve iyilik hallerini desteklemek istediğimiz gibi çocukların da tüm bu değişikliklerin farkına varmaları, bu değişiklerin onlara kazandırdıkları ve iç kaynaklarından tükettiklerini farkına varmaları ve kendilerini beslemeleri için ciddi bir rehberliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Bu süreçte bizim için öncelik kişinin esenliği. Dolayısıyla bu odakta dünyanın yaşadığı bu olağanüstü halin içinde kayıpları olanların yasını tutabileceği, zorlananların ve iç kaynaklarını tüketenlerin destek alabileceği bir alan kurabiliriz, kurmamız da gerekiyor.

Hibe desteğimizle Öğretmenler İçin Desteğim Cebimde projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Gün boyu çeşitli sorunlara çözümler üretmesi ve sorumlu kararlar vermesi beklenen öğretmenin sosyal ve duygusal açıdan desteklenmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Okul ekosisteminde öğretmenin her gün temas ettiği çocuk, ebeveyn ve meslektaş gibi birçok öznenin çeşitlenen ihtiyaçları ile bağlantı kurması önemli. Bunu yaparken de öğretmenin esenliğine destek olacak becerileri üzerine çalışmasının öncelikli olduğunu düşünüyoruz. Öğretmen İçin Desteğim Cebimde projesinde; öğretmenlerin her an erişebileceği, onların sosyal ve duygusal alanda mesleki ve kişisel gelişimleri için sürdürülebilir bir destek oluşturmak hedefleniyor. Ana faaliyet olarak Android ve IOS’tan erişilebilen bir uygulama geliştireceğiz. Geliştirilecek uygulamada alanında uzman danışmanlarla, sosyal duygusal öğrenme yaklaşımı temelinde beceri sınıflandırması yapılarak öğretmenin gelişiminin hedeflendiği beceriler belirlenecek. Bu programda öğretmenin üzerine çalışmak istediği duygular seçilecek ve bu duyguların bedensel karşılıkları belirlenecek.

Öğretmenin sosyal ve duygusal gelişimin alanlarını hedefleyen yaygın duyguları yine öğretmenlerle seçeceğiz. Seçilen bu duyguların yanında öğretmenin okulda her gün kaşılaştığı örnek olaylar da listelenecek. Böylece öğretmenin hem üzerine çalışmak istediği duygu hem de günlük yaşamlarında karşılaşabilecekleri olaylar konusunda sürekli olarak destek alabilecekleri bir uygulama geliştirmiş olacağız. Bu uygulamada aynı zamanda kişilerin bu alandaki sosyal ve duygusal becerileriyle ilgili gelişim alanlarını keşfetmelerini sağlayacak öz değerlendirme ve kendine empati süreçlerine katkı sağlayacak sorular hazırlanacak.

Proje kapsamında oluşturacağınız uygulamanın içeriğini sosyal duygusal öğrenme yaklaşımının temelinde yer alan beceri sınıflandırması çerçevesinde geliştireceksiniz. Öncelikle sosyal duygusal öğrenme yaklaşımı nedir? Projede kullanacağınız sınıflandırma yönteminden ve bu yöntemin eğitim alanında yapılan çalışmalara katkısından bahseder misiniz?

Sosyal ve duygusal öğrenme insan gelişiminin merkezi olan yaşam becerilerini ifade eder. Toplumsal yaşamın getirileri ile birlikte, insanların bir arada uyum ve barış içinde yaşamasını destekleyecek beceriler gittikçe daha fazla önem kazandı. Bu bağlamda insanın kendiyle ve çevresindekilerle kurduğu bağlantıyı geliştiren, empatik ilişkiler kurmasını sağlayan ve sorumlu kararlar vermesi açısından katkı sunan yaşam becerileri giderek daha da önemli bir hale geldi. Bu öğrenme yaklaşımı bireylerin kendileriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri bağlamında yaşamı zenginleştiren çıktılar elde etmesini ve sorumlu kararlar vermesini ifade ediyor. Sosyal ve duygusal öğrenme; öz farkındalık, duyguları yönetmek, hedeflere ulaşmak, kendine ve başkalarına empati ile yaklaşmak, yapıcı destekleyici ilişkiler kurmak ve sürdürmek ve sorumlu kararlar almak için bilgi, beceri ve tutumların bütüncül olarak ele alınmasıdır. Bu beceriler öğrenilebilir ve geliştirilebilir becerilerdir. Sosyal ve duygusal öğrenmenin sosyal yönü; kişilerin birbiriyle olan destekleyici ilişkilerini, duygusal yönü; kişilerin öz farkındalık süreçlerini, öğrenme yönü ise bu becerilerin öğrenilebilir, geliştirilebilir ve ölçülebilir olduğunu ifade eder. 

Eğitimde sosyal ve duygusal öğrenme yaklaşımı bir arada, barış ve huzur içinde, deneyimlerden beslenen öğrenme topluluklarını hayata geçirmek için zemin hazırlar. Bu bağlamda insanı bütüncül bir varlık olarak gören yaklaşımın temelinde uygulama yöntem ve planlama kolaylığı açısından çeşitli beceri sınıflandırmaları kullanılıyor. Projede kullanılacak beceri sınıflandırmasında; benlik farkındalığı, günlük yaşam becerilerini yönetme, kişiler arası beceriler ve sorumlu karar verme ile problem çözme becerileri olarak dört ana beceri sınıflandırmasına ilişkin çalışmalar gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu 4 ana beceri grubundan oluşan sınıflandırmanın, öğretmenin öz farkındalığında, ilişki becerilerinde ve karar verme süreçlerinde ihtiyaç duyduğu desteği sağlamak için anlamlı bir yöntem ve çerçeve sunacağını düşünüyoruz. Öğretmenin günlük yaşamında ihtiyaç duyduğu desteği almalarını sağlayacak beceriler bu 4 ana beceri grubu altında ele alınacak.

Eğitim ortamlarının, içinde yer alan tüm aktörlerle birlikte, barış içerisinde ve deneyimlerden öğrenen ve gelişen bir topluluk olmasını hayal ediyoruz. Bu topluluğun sosyal ve duygusal açıdan gelişim süreci, uygulama içerik ve yöntemi açısından belirli bir sınıflandırmanın kullanılmasıyla bütüncül bir çerçeve sunuyor. Sosyal ve duygusal öğrenme yaklaşımında kullanılan beceri sınıflandırması insanı bütüncül olarak ele alan anlamlı bir çerçeve sunarak yaşamı zenginleştiren çıktılar elde etmenin yanında akademik başarının artmasını da sağlıyor. Sosyal duygusal öğrenme yaklaşımının merkezinde kullanacağımız beceri sınıflandırması bu yönüyle eğitimde de olumlu çıktılar elde etmeyi mümkün kılıyor.

 

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu

İlk ve orta öğrenimdeki eğitim kalitesinin geliştirilmesi amacıyla eğitim, çocuk, gençlik ve diğer ilgili alanlarda çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) eğitimde yenilikçi çözüm uygulamaları ve projelerinin desteklenmesi amacıyla Latro Kimya işbirliği ve mali desteğiyle ilk kez hayata geçirdiğimiz Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu kapsamında desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 2 STK’ya toplam 139.900 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve projeleri ile ilgili bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Başka Bir Okul Mümkün Derneği (BBOM): Türkiye’de erken çocukluk ve ilkokul eğitiminin katılım ve barış yönünde gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla çalışmalar yürüten dernek, demokratik yönetim ekseninde oluşturulan BBOM modeli ile öğrenme ortamındaki tüm öznelerin (çocuklar, öğretmenler, idari ve yardımcı personel ve gerektiğinde ebeveynler) odakta olduğu barışçıl, sosyal ve duygusal becerileri destekleyici yaklaşımların yer aldığı öğrenme topluluğu oluşturmayı hedefliyor. BBOM, hibe desteğimizle  gerçekleştireceği Öğretmenler İçin Desteğim Cebimde projesi ile  öğretmenlerin sosyal ve duygusal alanda mesleki ve kişisel gelişimleri için sürdürülebilir bir destek oluşturmak amacıyla  sosyal duygusal öğrenme yaklaşımının temelinde yer alan beceri sınıflandırması çerçevesinde Android ve IOS destekli bir uygulama geliştirecek. Dernek, öğretmenlerin her an erişebileceği bu uygulamayı çeşitli ağlar üzerinden yaygınlaştırarak öğretmenlerin kullanımına açacak.

Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği (BoMoVu): Bedensel hakları ve özgürlükleri temel alan bir metodolojiyle, sporu ve beden hareketini sosyal faydaya dönüştürmek amacıyla programlar geliştiren ve uygulayan BoMoVu, çocuklar, mülteciler, kadınlar gibi çeşitli dezavantajlı gruplara yönelik olarak yaptığı çalışmalarla bu grupların sosyal olarak güçlenmelerine katkı sağlıyor. BoMoVu hibe desteğimiz ile eğitim alanında yer alan çeşitli ırkçılık biçimlerini görünür kılmak ve çocuklara yönelik ırkçılık karşıtı bir eğitim aracı sunarak, öğretmenlerin bu konudaki kapasitelerini artırmak amacıyla 2019 yılından beri devam eden Irkçılık Karşıtı Pedagoji projesini yaygınlaştıran çalışmalar yapacak. BoMoVu proje kapsamında, Türkiye’in en az 5 farklı ilinden 15 öğretmene yönelik, 3 gün sürecek çevrimiçi ırkçılık karşıtı pedagoji eğitmen eğitimleri düzenleyecek. Bu 3 günlük eğitime katılan eğitmenler tarafından gerçekleştirilecek olan atölyeler ile de en az 150 öğretmene yönelik ırkçılık karşıtı pedagoji eğitimleri verilecek. Öğretmenlerin kapasitelerini güçlendirmek ve kullanabilecekleri yeni araçlar sunmak amacıyla yurtdışında yayınlanmış kaynakları Türkçe’ye çevirecek olan BoMoVu ırkçılıkla mücadele konusunda duyarlılık geliştirmek amacıyla sosyal medya platformları üzerinden bir kampanya da düzenleyecek.

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu Başvuruları Sona Erdi

By | Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu

İlk ve orta öğrenimdeki eğitim kalitesinin geliştirilmesi amacıyla eğitim, çocuk, gençlik ve diğer ilgili alanlarda çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) eğitimde yenilikçi çözüm uygulamaları ve projelerinin desteklenmesi için Latro Kimya  iş birliği ve mali desteğiyle ilk kez hayata geçirdiğimiz Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu’nun başvuruları sona erdi.

Fona toplam 42 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 34’ü dernek, 3’ü vakıf, 3’ü kooperatif ve 2’si Üniversite Araştırma ve Uygulama Birimi tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Ankara, Antalya, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Mersin, Nevşehir, Şanlıurfa, Şırnak, Van ve Yalova olmak üzere 15 ilden başvuru alındı. Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı 3.460.327 TL oldu.

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu Başvuruları Açıldı

By | Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu

Türkiye’de ilk ve orta öğrenimdeki eğitim kalitesinin geliştirilmesi için eğitimde yenilikçi çözüm uygulamaları ve projelerinin desteklenmesi amacıyla Latro Kimya  işbirliği ve mali desteğiyle ilk kez hayata geçirdiğimiz Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu’nun başvuruları açıldı.

Fon kapsamında eğitim, çocuk, gençlik ve diğer ilgili alanlarda çalışan sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları desteklenerek eğitimde yenilikçi yöntemlerin geliştirilmesi ve uygulanmasına katkı sağlanancak. Desteklenecek projelerin odağında aşağıda yer alan çalışmalardan en az bir tanesinin yer alması bekleniyor:

  • Mevcut eğitim sistemi dönüşürken bu dönüşüm sonrası ortaya çıkacak “yeni” modelin arayışında olunması,
  • Yeni dönemde öğrencilerde oluşan sosyal – duygusal öğrenme ihtiyaçlarının giderilmesi,
  • Öğrencilerin sosyal bilinçlerinin gelişmesi, çevresel ve toplumsal duyarlılıklarının artmasının desteklenmesi,
  • Örgün eğitim dışındaki çocuk ve gençlerin temel eğitime erişiminin sağlanması,
  • Öğretmenleri güçlendirmeye, inisiyatif almalarını desteklemeye ve/ya farklı biçimlerde yeni eğitim modellerine adapte olmalarına yönelik stratejik bir yaklaşımın temel alınması,
  • Öğretmen ve ebeveyn ilişkisinin çocukların gelişimini önceliklendiren bir yaklaşımla desteklenmesi,
  • Eğitimi ve eğitimi destekleyen aktörlerin (öğretmenler, veliler gibi) daha az kırılgan hale gelmesi ve dayanıklılıklarının artırılmasının sağlanması,
  • Alternatif eğitim modellerinin ev içi ve sınıf ortamı ile ilişkilendirilmesi,
  • Yüz yüze eğitime dönüş döneminde öğrencilerin sosyal uyumunun geliştirilmesi.

Yukarıdaki içeriği tamamlayacak biçimde tüm başvurularda;
1. Diğer paydaşların da kullanabileceği açık uygulama ve içeriklerin üretilmesi,
2. Eğitim alanındaki kurumlar ve kişiler arası işbirliği, eşgüdüm ve/ya bilgi/beceri paylaşım olanaklarına imkan sağlanması,
3. Eğitim modellerini günün şartlarına uyarlanmasının sağlanması,
4. Bir pilot projeyi model haline getirmeyi odağına alınması,
5. İlham veren yaklaşımlar sunulması teşvik edilir.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve bir tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar fona başvurabilir:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler, vakıf üniversitelerinin araştırma ve uygulama merkezleri ve diğer kar amacı gütmeyen,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
  • 2020 gelirleri 30.000 TL ile 2.000.000 TL arasında olan,
  • Geçmişinde fonun kapsamına girecek biçimde odağında eğitim temalı çalışmalar yapmış olan kuruluşlar.

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 180.000 TL’dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 100.000 TL talep edebilir.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz olarak doldurarak 24 Mayıs 2021 tarihinde saat 18:00’e kadar göndermeleri gerekir.

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Müziğin Birleştirici Gücü

By | Röportaj | No Comments

Kurumsal Destek Programı dahilinde desteklediğiniz Barış için Müzik Vakfı ile çalışmalarını, hibe sürecini ve gelecek planlarını konuştuk. Röportajın tamamını aşağıda okuyabilirsiniz. 

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Barış için Müzik Vakfı, hangi sosyal problemden yola çıkarak kuruldu? Genel olarak çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Barış için Müzik Vakfı (BİMV): Barış için Müzik Vakfı, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan “Her çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılım hakkı vardır.” maddesinden yola çıkarak çocukların sanatsal yaşama katılımı önündeki engelleri kaldırmak amacıyla kuruldu.

Barış için Müzik Vakfı, 7-15 yaş arası çocuklara hiçbir ayrım gözetmeden ücretsiz enstrüman ve müzik eğitimi olanağı sağlıyor. Barış için Müzik Vakfına katılan her çocuk istediği enstrümanı seçip derslere katılabiliyor ve Barış için Müzik Orkestraları’nın bir parçası oluyor. Parçası olduğu orkestralar ile yurt içi ve yurt dışında birçok konserde sahne alıyorlar.

DV: Sanatın birleştirici ve iyileştirici gücü çalışmalarınızda nasıl bir rol oynuyor? Çocuklar üzerindeki etkisini nasıl yorumlarsınız?

BİMV: Barış için Müzik Vakfının uyguladığı eğitim modeli, orkestralar temelinde ilerliyor. Vakıfta müzik eğitimi almaya başlayan her çocuk kendi seviyesindeki orkestraya dahil oluyor ve vakfın uyguladığı bireysel ve toplu derslerden yararlanıyor. Vakıf, orkestrayı temel alan eğitim modelini toplum minyatürü olarak yorumluyor. Farklı sosyal statülere ve kültürlere sahip çocuklar orkestra içerisinde ortak amaç uğruna çalışmalarını sürdürüyor. Çocuklar orkestra içerisinde farklı seslere saygı duymayı, kendini ifade edebilmeyi, kolektif çalışmayı öğreniyorlar. Orkestralar aracılığıyla sanatın iyileştirici ve birleştirici etkisinin arttığı düşünülüyor. Çocukların vakıfta eğitim almaya başladığı andan itibaren hem okul derslerinde hem de insan ilişkilerinde gerçekleştirdiği değişim bu etkiyi gözler önüne seriyor.

DV: Çalışmalarınızı Edirnekapı’da sürdürüyorsunuz. Mahalle bazlı çalışmanın sizce avantajları nelerdir?

BİMV: Barış için Müzik Vakfı çalışmalarını, çocukların sanatsal yaşama katılım konusunda zorluk yaşadığı, sosyo-ekonomik olarak düşük bölgelerde sürdürüyor. Yapılan çalışmalara çevre bölgelerden de çocuklar katılabiliyor. Çalışmaların mahalli bazda yapılması çocukların aidiyet duygularını güçlendiriyor, veli katılımını ve çevre desteğini kolaylaştırıyor. Aynı zamanda mahalle içerisinde oluşturduğu istihdam olanakları ile mahallelinin de kalkınmasını sağlıyor.

DV: Çocukların yanı sıra aileleri de vakıf bünyesine dahil etmeye çalışıyorsunuz. Bu konuda yapmak istedikleriniz ayrıca nelerdir?

BİMV: Vakıf, sanatın olumlu etkilerini çocuktan başlayarak aile bireylerine de ulaştırmayı hedefliyor. Bu konuda aileleri sürece dahil etmek için kısa vadeli çeşitli aktiviteler düzenliyor. Bu etkiyi uzun vadeye yaymak amacıyla veli korosu oluşturmak vakfın hedefleri arasında yer alıyor.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini nasıl kullanmayı planlıyorsunuz? Hibe süreci, finansal sürdürülebilirlik açısından nasıl bir etki yaratıyor?

BİMV: Barış için Müzik Vakfı, Sivil Toplum İçin Destek Vakfı’ndan aldığı hibe ile 1 yıl boyunca kaynak geliştirme danışmanlığı hizmeti alacak. Vakıf, 1 yıl boyunca alacağı kaynak geliştirme danışmanlığı ile vakıf bünyesinde kaynak geliştirme departmanının temellerini atarak bu yıl içerisinde gerçekleşecek etkiyi uzun vadeye yayıp finansal sürdürülebilirliği sağlamayı hedefliyor.

Başka Bir Okul Mümkün!

By | Röportaj | No Comments

Başka Bir Okul Mümkün Derneği / http://www.baskabirokulmumkun.net/ 

Başka Bir Okul Mümkün Derneği (BBOM) ve çalışmaları ile ilgili daha detaylı şekilde bilgi edinmek için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz. Sivil Toplum İçin Destek Vakfı, Kurumsal Program dahilinde BBOM’ye hibe desteği sağlıyor.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV) : Başka Bir Okul Mümkün Derneği hangi sosyal problemden yola çıkarak kuruldu? Genel olarak çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Başka Bir Okul Mümkün Derneği (BBOM): BBOM Derneği erken çocukluk ve ilkokul eğitimi üzerine çalışmaktadır. Mevcut eğitim sisteminin çocuklar üzerindeki tek tipleştirici, farklılıkları görmezden gelen, ayrımcı ve baskıcı yapısı BBOM Derneğinin üzerine yoğunlaştığı sosyal problemdir.

BBOM Derneği katılımcı ve barışçıl sınıf ortamlarını yaygınlaştırmak vizyonu ile çalışmalar yürütür. BBOM Modelini uygulayan okullar açmanın yanında, öğretmen destek programları yürüterek vizyonu ekseninde daha çok öğretmene ve dolayısı ile daha çok çocuğa ulaşmayı hedefler. Ekolojik hassasiyetle basılmış alternatif eğitim ve hikaye kitapları sayesinde alternatif eğitim anlayışını ve çocukları merkeze alan hikaye kitaplarını yaygınlaştırmak için BBOM Yayınları faaliyetini yürütür.

DV: Alternatif Eğitim, demokratik yönetim, ekolojik duruş, özgün finansman ilkeleri ne demektir, bu yaklaşım eğitim sistemine dair “sorunları” nasıl giderebilir? Mevcut eğitim sistemine göre sizinbelirlediğiniz alternatif eğitim anlayışının farkları nelerdir?

BBOM: Soruda bahsedilen ilkeler BBOM Modelinin temel ilkeleridir. Alternatif Eğitim yaklaşımı, çocukların kendi hızlarında, kendi ilgi ve ihtiyaçları ile bağlantılı bir biçimde öğrenmelerini destekler. BBOM Modeli her çocuğun biricik olduğu kabulüyle, kendi öğrenme süreçlerinin kontrolünü ellerine almalarını destekleyerek öğrenme yolculuklarına eşlik eder. Her BBOM Okulu MEB’in müfredat dahilinde sunduğu kazanımları içerir. Bunun yanında empati, dayanışma, barışçıl olma, katılım gibi BBOM değerlerini de içeren bir başka müfredat da BBOM Okullarında yer bulur. Tüm okul süreci çocukların kendi hızlarında ve kendi yöntemleri ile öğrenmelerini keşfetmeleri üzerine planlanır. BBOM Okulları’nda Montessori veya Waldorf gibi tek bir alternatif eğitim yaklaşımı benimsenmez. Bunun yerine pek çok yaklaşımın bir bileşimi çocukların ihtiyaçlarına cevap vermek üzere uygulanır.

BBOM Okulları her bir bileşeninin (öğretmenler, çocuklar, çalışanlar) eşit söz hakkına sahip olduğu karar alma süreçleri uygulanır. Her hafta toplanan okul meclisinde okula dair gündemler birlikte tartışılır. Okul nüfusunun en kalabalık öğesi olan çocuklar kendi gündemlerini bu meclise taşıyarak bir tartışma alanı bulur. Bunun dışında çocukların daha katılımcı ve barışçıl öğrenme ortamlarını deneyimlemeleri için her gün sınıf çemberleri yapılır. Sınıf içindeki türlü anlaşmazlıklar çatışma çözümü ile çocuklar tarafından arabuluculuk üstlenilerek aşılmaya çalışılır. BBOM Okullarında yetişkinlerden çocuklara doğru inen bir hiyerarşik mekanizma yoktur.

Tüm BBOM Okulları yemeklerinden, okulun fiziki yapısına ve kullanılan materyallere kadar ekolojik bir hassasiyete sahiptir. Yemekhanedeki yemeklerin mevsim sebzelerinden oluşması ve mümkünse üreticisinden alınması, çocukların doğa ile bağ kurdukları okul ortamlarının oluşturulması ve okulda kullanılan malzemelerin karbon ayak izinin en aza indirilmesine özen göstermek BBOM’un Ekolojik Duruş ilkesini oluşturur.

BBOM Okulları, BBOM Modeli ile işleyen bir okul açmak üzere yola çıkan ebeveynlerin ve gönüllülerin kurduğu eğitim kooperatifleri şeklinde açılır. Kooperatifin eşit ortakları olan ebeveynler okulların mali işletmesinden sorumludur. Okullar ve öğretmenler kooperatife bağlı olmayan özerk yapılardır. Okullar kar amacı gütmez.

Yukarıda bahsettiğimiz BBOM Modeli mevcut eğitim sisteminden farklı bir yol önerir. Çocukları merkeze alan öğrenme ortamları oluşturan BBOM Modeli, sınıflarından okul yönetimine kadar demokratif karar alma mekanizmaları ile işler. Ekolojik bağları korumanın önemine inanır ve kar amacı gütmeyen okullar açar. Bu haliyle hem mevcut devlet okullarından hem de özel okullardan ayrışır.

DV: Aileler, okulun kurulumunda/sürecinde aktif rol alıyor. İnisiyatif alma açısından ailelerin etkisini nasıl değerlendirirsiniz?

BBOM: Ebeveynler bir araya gelerek BBOM Okullarının tüzel kişiliği oluşturan eğitim kooperatiflerini kurarlar. BBOM için bu durum sadece teknik anlamda bir araya gelip bir kooperatif sözleşmesine imza atmaktan fazlasını içermektedir. Kooperatifler okulun finansal idarecileri olmaktan öte BBOM topluluğuna dahil bir bileşen olduğundan BBOM’un özen gösterdiği değerlerin kooperatifler içerisinde de var olması önemlidir. Demokratik karar alma mekanizmaları, topluluk değerleri, şiddetsiz iletişim, barışçıl ve katılımcı bir topluluk olmak açısından ve kooperatiflerin varlığını sürdürülebilmesi açısından önem taşımaktadır.

Okulun kurucusu olmasına karşın kooperatifler ve okullar arasında bir çizgi vardır. Okullar ve kooperatifler arasındaki bağ ve işbirliğinin yanında, okullar kendi işleyişleri açısından özerktir. Kooperatif yönetimleri tarafından denetlenmezler. Okulların işleyişine dair destekleyici uygulamaları dernek hizmet içi ve hizmet öncesi eğitimler ile kendisi yürütür.

Bunun dışında, kooperatifler kooperatife dair kararlarda ilgili kanuna bağlı olarak bir kooperatif yönetim kurulu ile karar alırlar. Kimi kooperatifler daha geniş kapsamlı çalışma grupları ile birlikte ilerlemektedir.

DV: Çocuk merkezli model sizce nedir? Bunu eğitime nasıl uyarlıyorsunuz?

BBOM: Çocuk merkezlilik BBOM Modeli’nin en temel değerlerindendir. Çocukların okullara dair tüm süreçlerde katılım sağlamasını gözetmek ile ilişkilidir. BBOM Okulları’nda okul meclisleri ve sınıf çemberleri aracılığı ile çocukların kendini ifade etmesi ve karar alma süreçlerine katılımı sağlanır. Bunun dışında derslerde çocukların kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda öğrenme yolculuklarını destekleyecek çalışmalar yapılır. BBOM Okulları’nın isimleri (Mutlu Keçi, Meraklı Kedi, Renkli Orman, Koşan Kaplumbağa) çocuklar tarafından konmuştur.

DV: Çalışmalarınızdaki gönüllülük payı nedir? Hedef kitlenizle ilişkinizde nasıl bir yol izliyorsunuz?

BBOM: BBOM Derneği neredeyse tamamı gönüllü emekle ilerleyen bir yapıya sahiptir. Mevcut halimizle bir tam zamanlı ve bir yarı zamanlı çalışanımız bulunmaktadır. Bunun haricinde yapılan tüm çalışmalar geniş bir gönüllü kitlesi ile yapılır. Bu gönüllülerin bir kısmı kooperatiflerdeki ebeveynler iken bir kısmı doğrudan BBOM Derneği ile bağlantıda olan gönüllülerdir.

Hali hazırda yüz kişiye yakın bir gönüllü çeviri grubumuz bulunmaktadır. Bunun yanında daha aktif ve etkileşimli bir gönüllülük hali için çalışmalarımız devam etmektedir.

DV: Öğretmenlerle de çeşitli çalışmalarınız bulunuyor. Bu alandaki faaliyetlerinizden kısaca bahseder misiniz?

BBOM: 2015 yılından bu yana öğretmen destek programları açıyoruz. Katılımcı ve barışçıl öğrenme ortamlarını Türkiye’nin pek çok yerinde yaygınlaştırmak üzere öğretmenleri destekliyoruz. Şiddetsiz İletişim, Pozitif Disiplin, Çatışma Çözüm Mekanizmaları, Demokratik Okullar, BBOM Modeli, Çocuk Hakları gibi modüllerin bulunduğu destek programları ile şimdiye kadar 120’den fazla öğretmene ulaştık. Tüm öğretmen destek programları hem BBOM Okulu öğretmenlerine hem diğer öğretmenlere açıktır.

Öğretmenlerin kendilerinin de katılımcı ve barışçıl topluluklara dair deneyimlerini güçlendirmek için geçtiğimiz yıl Bodrum-Dağbelen Köyü’nde bulunan BBOM Öğretmen Köyü’nü açtık. Öğretmen destek programlarını yürüttüğümüz bu yerde öğretmenlerin işbirliği ve deneyim paylaşımı imkanları bularak kendilerini güçlendirmelerini önemsiyoruz.

2017 yılı başında, BBOM Öğretmen Köyü Başlangıç Programları’nı tamamlayan ve öğrenme yolculuğuna devam etmek isteyen öğretmenler ile BBOM ÖK Derinleşme Programı başlattık. İnformal bir yüksek lisans olarak da tanımlanması mümkün olan bu Derinleşme Programı’nda öğretmenlerin ilgi duydukları olanda daha çok yol alabilecekleri ve üretebilecekleri bir program hedefliyoruz.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteğini nasıl kullanmayı planlıyorsunuz? Hibe süreci, finansal sürdürülebilirlik açısından nasıl bir etki yaratıyor?

BBOM: Aldığımız hibe desteği ile derneğimizde tam zamanlı çalışan Finans ve Kaynak Geliştirme Koordinatörünün istihdamını sağlamayı amaçlıyoruz.

2017 yılına kadar Finans ve Kaynak Geliştirme alanındaki çalışmalarımız gönüllülük ve iş paylaşımı üzerinden ilerliyordu. Bu durum sürdürülebilir bir finansal planlama yapılmasını, bu planlamanın uygulanmasını ve kontrol edilmesini mümkün kılmıyordu. Tam zamanlı bir çalışma ile Dernek bütçesinin kontrolünü, şeffaf ve düzenli bilgilendirme yapılmasını ve hesap verilebilir bir bütçe sistemi uygulanmasını sağlayacaktır. Ayrıca Dernek sabit gelirlerinin yani üye aidatları, bağışlar gibi kalemlerin düzenli takibi ile yeni bağışların sağlanabilmesi için kaynak yaratma çalışmalarına hem zaman hem de yaratıcılık açısından alan açacaktır. Örneğin bireysel bağışların arttırılması için daha aktif kampanyalar, kitlesel fonlama için Adım Adım, Fongogo gibi platformlar ile birlikte projeler yapmak, sponsorluk görüşmeleri, hibe, proje takibi ve başvuruları yapmak için tam zamanlı bir koordinasyon tüm bu süreçlerin yönetilmesi sürdürülebilir bir finansal sistemin kurulması için en önemli adımlardan biri olacaktır.

Tüm bunların sonucu olarak STDV’nin sağladığı hibe BBOM Derneğinin finansal sürdürülebilirliğini sağlamada ve bunu sistemli bir şekilde yapmada gerekli başlangıç desteğini vermiş ve hibe süresi sonunda kendi kendini finanse eden bir yapının kurulmasında sağlam temeller atmamızı sağlamış olacaktır.

Başka Bir Okul Mümkün Derneğine Hibe Desteği

By | Kurumsal Destek Fonu | No Comments

Başka Bir Okul Mümkün Derneği (BBOM), çocuk hakları kapsamında katılımcı demokrasiyle yönetilen, ekolojik denge ile bağ kuran ve ticari kar amacı gütmeyen okul öncesi eğitim alanlarının ve ilk okulların kurulması amacıyla çalışmalar yürütmektedir. Bu modelin ülke çapında yaygınlaşması da BBOM çalışmalarının sürdürülebilirlik açısından bir parçasıdır. 

Dernek, alternatif eğitim, demokratik yönetim, ekolojik duruş ve özgün finansman üzerine kurulu kendisine has bir eğitim modeli geliştirmektedir. Çocukların yaratıcılık ve üretkenlik gibi potansiyellerini geliştirmeyi amaçlayan çalışmalar çocuğun yüksek yararını gözeterek, ekolojik duyarlılık, kültürel ve sosyal olarak eşitlikçi özgür bir ortam oluşturma amacı da taşımaktadır. BBOM, sosyal, kültürel, ekonomik, zihinsel ve fiziksel olarak birbirinden farklı olan çocukların toplumsal duyarlılık, şiddet-ayrımcılık karşıtlığı ve empati kurmak gibi temel ilkeleri eğitim sürecinde içselleştirmesi için çaba göstermektedir. Bu kapsamda öğretmenlerle de çeşitli çalışmalar yürütmektedir. 

BBOM, çalışmalarında finansal sürdürülebilirlik amacıyla Kurumsal Program kapsamında 9 aylık hibe desteği alacaktır.

Öğretmen için Festival

By | Röportaj | No Comments

Eğitim Reformu Girişimi – ERG / erg.sabanciuniv.edu

Öğretmen için Festival / www.ogretmenicinfestival.org

“Festivaldeki etkinlikler direkt olarak öğretmeni eğitmeyi hedeflemeyen içeriklere sahip olmalarıyla diğer çalışmalardan ayrılıyorlar. Burada amaç; öğretmenlerin farklı mekanlarda farklı etkinliklerle ve uzmanlık alanlarıyla buluşmalarını sağlamak ve birey olarak gelişimlerine katkı sağlamak.”

Sivil Toplum için Destek Vakfı, Proje Programı dahilinde Eğitim Reformu Girişimi (ERG) tarafından Türkiye’de ilk defa düzenlenen öğretmen festivali ‘Öğretmen için Festival’e hibe desteği sağladı. Festival ve ERG ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Eğitim Reformu Girişimi ne zaman kuruldu? Genel olarak faaliyetlerinden ve hangi sosyal sorunun çözümüne yönelik çalıştığından bahseder misiniz?

Eğitim Reformu Girişim (ERG): ERG, çocuğun ve toplumun gelişimi için eğitimde yapısal dönüşüme nitelikli veri, yapıcı diyalog ve eleştirel bakış yoluyla katkı yapan bağımsız ve kar amacı gütmeyen bir girişimdir. Eğitimde karar süreçlerinin veriye dayalı olması, paydaşların katılımıyla gerçekleşmesi, her çocuğun kaliteli eğitime erişiminin güvence altına alınması yapısal dönüşümün ana unsurlarıdır. 2003 yılında kurulan ERG, Türkiye’nin önde gelen vakıflarının bir arada desteklediği bir girişim olmasıyla Türkiye sivil toplumu için de iyi bir örnek oluşturur. ERG, Eğitim Gözlemevi birimi ve ATÖLYE Labs ile ortak girişimi Eğitim Laboratuvarı aracılığıyla araştırma ve eğitim faaliyetlerini gerçekleştirir.

DV: “Kaliteli eğitim” kavramından ne anlamalıyız? Sizce Türkiye’deki durum nedir ve öğretmenlerin bu konuya yaklaşımı, katkısı nasıl seyreder?

ERG: ERG için kaliteli eğitim;

•  İnsan odaklıdır.

•  Eşitlikçidir.

• Hesap verebilirlik, saydamlık, katılımcılık başta olmak üzere iyi yönetişim ilkelerini yaşama geçirir.

• Çocukların/gençlerin potansiyellerini gerçekleştirmelerine ve bireysel olgunluğa

ulaşmalarına olanak sağlar.

•  Bilgiyi beceriye dönüştürür.

• Çocuklara/gençlere yaratıcılık ve eleştirel düşünme vb. temel becerileri kazandırır.

• Öğrenme zevkini ve çocuğun merakını kamçılayarak çocukları yaşam boyu öğrenmeye hazırlar.

• Çoğulculuk, özgür düşünce, örgütlenme ve siyasi katılım özgürlüğü ile insan haklarına saygının yer aldığı demokratik bir çerçeveye katkıda bulunabilecek aktif yurttaşlar yetiştirir.

• Çocuklara/gençlere sağlıklı ve güvenli eğitim ortamlarında uygun kaynakları ve olanakları sağlar.

Bu kapsamda Türkiye’deki durumu aktarabilmek için de her yıl Eğitim İzleme Raporlarını yayınlıyoruz. 2014 yılınınkine buradan ulaşabilirsiniz. Öğretmenlerin bu konuya yaklaşımıyla ilgili bir araştırma yok. O yüzden bir genelleme yapamıyoruz ancak tam da bunun için “Öğretmen İçin Festival” gibi “İyi Örnekler Konferansı” gibi öğretmenlerle karşılaşma alanları kurgulamaya gayret ediyoruz.

DV: “Öğretmen için Festival” fikri nasıl oluştu? Festival içindeki etkinlikleri kısaca anlatır mısınız?

ERG: Son 12 yıldır benzer formatta ilerleyen eğitimde iyi örnekler konferans ruhunu ve içeriğini daha geniş zamana yayabilmek ve farklı etkinliklerle konferansı yeni mekanlara taşımak istedik, buradan da festival fikri çıktı. Festivalde; hafıza yürüyüşü, yaşayan kütüphane, yaratıcı yazma, forum tiyatro ve PechaKucha Night gibi etkinlikler var.

Hafıza Yolculuğu Programı kapsamında gerçekleştiren hafıza yürüyüşü; gençlerin dini, cinsiyete dayalı, etnik veya politik nedenlerle tarihsel olarak dışlanmış gruplara yapılan haksızlıkları keşfetmesini ve sorgulamasını hedefler.

Yaşayan Kütüphane’de kitaplar; insanlardır ve kitaplar ile okuyucular bir diyalog içerisine girerler. Yaşayan Kütüphane’de bulunan kitaplar sıklıkla kendilerine karşı önyargı beslenen gruplardan ve sistematik bir şekilde ayrımcılık ve sosyal dışlanmaya maruz kalan gruplardan belirlenir.

Yaratıcı yazma atölyesi Sait Faik müzesinde gerçekleştirildi, Sait Faik öyküleri üzerine kurgulanan bir çalışma yapıldı.

Forum tiyatroda öğretmenlerin yaşadığı sorunlar üzerinden kurgulanan bir oyun sergilendi, sonrasında izleyicinin oyuna girerek ve rolu alarak kendi çözümlerini üretmesine olanak sağlandı.

PechaKucha tekniğinde; sunuş yapan kişi her biri 20 saniye süresince 20 görseli toplam 6 dakika 40 saniye süresince göstererek sunuşunu tamamlar. Bu sunuş tarzıyla öğretmenler kendi hikayelerini anlatacaklar.

DV: Festivalin öğretmenlere/eğitmenlere yönelik diğer çalışmalardan farkı nedir?

ERG: Festivaldeki etkinlikler direkt olarak öğretmeni eğitmeyi hedeflemeyen içeriklere sahip olmalarıyla diğer çalışmalardan ayrılıyorlar. Burada amaç; öğretmenlerin farklı mekanlarda farklı etkinliklerle ve uzmanlık alanlarıyla buluşmalarını sağlamak ve birey olarak gelişimlerine katkı sağlamak.

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan aldığınız hibe desteği “Öğretmen için Festival”e nasıl bir katkı sağladı?

ERG: Festival ile ilgili iletişim materyallerinin tasarımına dair bütçeye katkı sağlamakla birlikte, etkinlik bazında ihtiyaç duyulan, yol, yemek gibi harcama kalemlerinde katkısı oldu.

Türkiye’de Eğitim Politikaları, STK’lar ve Bağışçılık

By | Uzman Görüşü | No Comments

Batuhan Aydagül (Eğitimde Reform Girişimi Direktörü) / http://erg.sabanciuniv.edu

Türkiye’de uzun vadeli sosyal ve ekonomik kalkınmanın sağlanması için eğitime çok görev düşüyor. Bunun için, çocukların ve gençlerin aktif yurttaş olmaları, hayat boyu öğrenme temeli oluşturmaları ve işgücüne katılmaları amacıyla örgün eğitimde gerekli bilgi ve becerileri edinmeleri önemli. Devlet, her bireye bu bilgi ve becerileri kazanabilmeleri için eşit fırsatlar sunmalı ve sosyal adalet ilkesi içinde dezavantajlı gruplara özel olarak destek olmalı. Bu, kamuya düşen anayasal bir sorumluluk. Ülkemizin Avrupa Birliği ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ndeki (OECD) akranlarına göre geride kalan eğitim düzeyini iyileştirmek için katetmesi gereken zorlu bir yol var ve bu mücadelede kamunun önemli bir ortağı sivil toplum. Bireyler ve sivil toplum kuruluşları (STK’lar) farklı şekillerde doğrudan gereksinim sahibi insanlara dokunan desteklerinin yanı sıra eğitim reformuna makro politika düzeyinde ve yapısal değişimi amaçlayan girişimleri de desteklemeli.

Cumhuriyet tarihine baktığımızda sivil toplumun eğitime katkısının özellikle çocukların eğitime erişimini desteklemeye yönelik olduğunu görüyoruz. Bu katkı başlıca burslarla ve Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağışlanan okul binalarıyla gerçekleşiyor. Aynı zamanda STK’ların kurduğu ve işlettiği özel okullar var (bazı vakıf üniversiteleri de bu kapsamda değerlendirilebilir) ancak bunların sayısı sınırlı. 1990’lardan itibaren ise doğrudan bireylere yönelik hizmet üreten ve böylelikle hem yenilikçi modeller geliştiren hem de kamunun verdiği eğitim hizmetlerini tamamlayan STK’lar kuruldu. Bireyler, yardımlarıyla bu STK’ları da destekliyorlar.

Bireyler ve STK’lar tarafından verilen burslar, MEB’e bağışlanan okullar, işletilen eğitim kurumları ve sunulan doğrudan hizmetlerin tamamı ele alındığında ulaşılan birey sayısı Türkiye’nin örgün eğitimdeki çocuk sayısından çok uzakta kalıyor. Okul öncesi ve temel eğitim çağında yaklaşık 16 milyon çocuk ve genç var. Onların tamamına sadece ülkenin en ücra köşesine bile ulaşabilen MEB hizmet götürebilir. MEB, aynı zamanda 16 milyon öğrenciyi ve 850 bin öğretmeni ilgilendiren tüm eğitim politikalarının geliştirilmesi ve uygulanmasından sorumlu. MEB, eğitimde karar alırken iyi yönetişim ilkeleri doğrultusunda araştırmadan yararlanmalı ve paydaşların katılımını sağlamalı. Böylelikle, kamu ve paydaşları arasında eğitim politikasına dair bir diyalog alanı oluşabilir ve sivil toplum da bu alanı kullanarak eğitim politikalarının şekillenmesine katkı yapabilir.

Kamu politikalarını veri kullanarak etkileme eylemi veya süreci sivil toplum sektöründe ‘savunu’ olarak tanımlanıyor. Savunu, İngilizce “bir nedeni ya da öneriyi destekleme eylemi ve süreci” olarak kullanılan advocacy kelimesinden çeviri; Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılığı ise savunma. Türkiye’de çok farklı alanlarda savunu yapan STK’lar var, eğitim de bunlardan biri. Eğitimde ise STK’lar gerek tek başlarına gerekse bir araya gelerek konu bazında engeli olan çocukların eğitimi, çocuk hakları, ana dilinde eğitim ve/veya çift dilli eğitim, din ve eğitim, kız çocuklarının eğitimi, okulöncesi eğitim, Roman çocukların eğitimi, çalışan çocukların eğitimi ve eğitimin kalitesi alanlarında savunu yaparak kamu politikalarını etkilemeye çalışıyorlar. Savunu çalışmaları sonucunda kamu politikalarında ve tabii ki karar vericilerin farkındalık ve yaklaşımlarında oluşabilecek değişiklikler savununun odağındaki tüm çocukların iyi haline katkı yapma potansiyeline sahip (örneğin tüm fiziksel ya da zihinsel engeli olan çocukları ilgilendiren bir değişikliğin gerçekleşmesi). Bu nedenle de savunu sosyal değişim için kritik bir araç ve savunu yapan STK’ların bağışçılar tarafından desteklenmeleri öncelikli bir gereksinim.

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) deneyiminde savunu yapan bir girişimin mali kaynak arayışında karşısına çıkan zorlukları birebir yaşadım. Açık Toplum Vakfı, Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ve Sabancı Üniversitesi’nin yenilikçi ve ileri görüşlü işbirliği sayesinde 2003’te kurulan ERG’nin ilk yıllarında destekçi bulmakta oldukça zorlandık ancak zaman içinde yol aldık ve ERG bugün on vakıf, dört şirket ve üç üniversite tarafından kurumsal olarak destekleniyor. Buna rağmen yeni destekçi bulmakta halen zorlanıyoruz. Savunu yapan diğer STK’ların da benzer zorluklar yaşadığını ve özellikle insan kaynakları ve genel giderleri karşılamak için şartsız desteklere gereksinimleri olduğunu biliyorum.

Eğitimde yapısal değişim için savunu yapan STK’ların fon bulmak için karşılarına çıkan zorluklara baktığımda Türkiye’de eğitime destek verenlerin farkındalıklarının ve ilgi alanlarının burs – okul veya yurt yaptırma – bireye dokunan hizmetlere destek olmayla sınırlı olduğunu görüyorum. Diyelim ki 5000 çocuğun okuyacağı bir okul binasına milyon lira düzeyinde desteği çok rahat yapabilen bağışçı o çocukların okulda alacakları eğitimin niteliğinin artması için savunu yapan bir kuruma on bin ila yüz bin lira arasında destek vermekten kaçınabiliyor. Ya da kamunun sosyal yardımlarının yaygınlaştığı ve örneğin MEB’in çocukların okullulaşmasını desteklemek için şartlı nakit yardımı verdiği bir çerçevede bağışçı bireyler ve kurumlar kaynaklarının bir bölümünü burslardan çocukların erişiminin önündeki diğer engellerin kalkması için çalışan STK’lara aktarabilir.

Burada Türkiye’deki bağışçılık kültürünün ve pratiklerinin Kuzey Amerika ve Avrupa’da 20. yüzyılda gördüğümüze benzer bir evrimi daha geç ve yavaş bir süreçte geçirdiğini görüyorum. Daha çok sayıda bağışçı kaynaklarının bir bölümü ile daha uzun dönemli ve sonuçlarını zaman içinde görebilecekleri sosyal değişim gayretlerini desteklerse bunun eğitimde ilerlemeye da katkısı çok olumlu olacaktır. ERG örneğinde Haydi Kızlar Okula ya da Baba Beni Okula Gönder kampanyalarıyla okula başlayan kız çocuklarının ve hatta oğlan akranlarının okula devamsızlık ve okuldan diplomasız ayrılma durumlarının yüksek olduğunu ilk olarak gündeme 2007 yılında getirdik. O günden bu yana kamu dahil tüm paydaşların farkındalığı arttı ve MEB okula devamı artırmak için arka arkaya birçok politika geliştirdi ve uyguladı. Bu politikalar yüz binlerce çocuğa değdi ve değmeye devam ediyor. Bugün ERG tüm çocukların okuldan diplomayla ayrılabilmesinin savunusunu yapmaya devam ediyor ve bunu hem kurumsal hem de proje bazında fon sağlayan destekçilerinin katkısıyla gerçekleştirebiliyor.

Bağışçıların eğitim reformunda yapısal değişime destek vermesinin bir yararı da ülkedeki kurumların kapasitelerini güçlendirmek olur. Bu, hem kamu hem de STK’lar için geçerli çünkü kurumlar arasında oluşturulan iletişim ve işbirliği ilişkileri sürece dahil olan bireyler için karşılıklı olarak öğrenme ve gelişme fırsatı sunuyor. STK’ların savunu yaklaşımı ve süreçleri, kamuyla ilişkiler ve iletişim stratejisi gibi başlıklarda beceri ve deneyim edinmeleri uzun vadede çarpan etkisi yüksek olacak kazanımlar. Dolayısıyla, yapısal değişimi desteklerken ülkenin demokratik kapasitesi ve pratiklerinin olgunlaşmasına da katkı yapmak mümkün.

Eğitimde yapısal değişim için günlük siyasi konjonktürden bağımsız olarak sürekli olarak çalışmaya devam etmek çok önemli. Kamu ve STK’lar arasında sürekli ve tutarlı bir diyalog özenle korunmalı. Bağışçıların da kaynaklarının bir bölümüyle eğitimde savunu yapan, yenilikçi çözümleri deneyerek geliştiren ve sonra yaygınlaştırmak için kamuyla paylaşan ve eğitimde yapısal dönüşüm için çalışan kurumlara iyi ve kötü havalarda destek olmaya devam etmesi çok değerli. Bu şekilde uzun dönemde sağlanabilecek gelişme ülkemizi ileriye taşıyacak.

Öğretmen için Festival’e Hibe Desteği

By | Proje Destek Fonu | No Comments

Sivil Toplum için Destek Vakfı, Eğitim Reformu Girişimi tarafından düzenlenen Türkiye’nin ilk öğretmen festivali ‘Öğretmen için Festival’e destek oluyor.

Türkiye’de toplumsal ve ekonomik gelişmeyi sağlayacak eğitim politikalarının iyileştirilmesi için süreç ve çıktıları izlemek, veri temelli eğitim politikalarının oluşturulmasına katkıda bulunmak misyonuyla 2003 yılında kurulan Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Türkiye’de kız ve erkek tüm çocukların hakkı olan kaliteli eğitime erişimlerinin güvence altına alınmasına yönelik çalışmalar düzenlemektedir.  (www.erg.sabanci.edu) 

Eğitimde paydaşların katılımını önemseyen ERG, öğretmenleri mesleklerinin ötesinde birey olarak tanıyan, onlar için bir şeyler üreten bir ‘paylaşım alanı’ oluşturma fikrinden yola çıkarak festivali kurguladı. 

Öğretmenlere, İstanbul’un farklı mekanlarında çeşitli atölye ve etkinliklerle keyifli zaman geçirmeleri, aynı zamanda ortak üretime geçmeleri, karşılıklı paylaşımlarda bulunmaları ve farklı bakış açıları kazanmaları için bir ‘karşılaşma’ ortamı sunan festival, 2-14 Nisan tarihleri arasında gerçekleşiyor. 

Yaşayan Kütüphane, Forum Tiyatro ve Hafıza Yürüyüşü gibi katılımı arttıran ve non-formal metodlarla öğrenmeyi gerçekleştiren etkinliklerin yer aldığı festivale, İstanbul’da yaşayan öğretmenler, öğretmen adayları ve eğitim fakültesi öğrencileri katılabiliyor. 

Detaylı bilgi için http://www.ogretmenicinfestival.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz. 

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın seçici kurulu tarafından değerlendirilen başvurular sonucunda hibe alması kararlaştırılan ERG, ‘Öğretmen için Festival’ projesi kapsamında Nisan ayı boyunca hibe desteğinden yararlanacak.  

Proje Programı kapsamında alınan hibe aracılığıyla festivali düzenleyen profesyonel ekibe katkı sağlanacak.