Tag

izmir depremi acil destek fonu arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Sivil Sayfalar Depreme Hazırlık Amaçlı Kurulan Araştırma Komisyonu’nu İzleme Projesini Tamamladı

By | Acil Deprem Fonu

Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği (Sivil Sayfalar), sivil toplum aktörlerinin tecrübesini ve uzmanlığını sivil toplum haberciliği yoluyla medya, kamu yönetimi, kanaat önderleri ve diğer sivil toplum kuruluşları arasında görünür kılmak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Sivil Sayfalar, İzmir Depremi Acil Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation ve Kahane Foundationeş finansmanıyla sağladığımız hibe desteğiile hayata geçirdiği Depreme Hazırlık Amaçlı Kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Araştırma Komisyonu’nu İzleme projesini yakın zamanda tamamladı. Bu kapsamda TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partilerin ortak iradesi sonucu kurulan Deprem Araştırma Komisyonu ve STK’ların süreçlere katılımına dair izleme değerlendirme ve farkındalık çalışmaları yürüten dernek, projedeki deneyimlerinden yola çıkarak hazırladığı Sivil Toplum ve Deprem: TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Raporu’nu yayınladı.

Sivil Sayfalar Yayın Yönetmeni Emine Uçak Erdoğan ile röportajımızda projedeki deneyimlerini, sivil toplumun karar alma süreçlerine katılımı içi yapıması gerekenleri ve sivil toplumun son günlerdeki gündemini konuştuk. 

Depreme Hazırlık Amaçlı Kurulan TBMM Araştırma Komisyonu’nu İzleme projesini yakın zamanda tamamladınız. Proje kapsamında yaptığınız çalışmalardan ve Sivil Toplum ve Deprem: TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Raporu’nun öne çıkan bulgularından bahseder misiniz?

Raporda Depremle ilgili Araştırma Komisyonunun çalışmalarına mercek tuttuk. Tutanakları inceledik ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) Komisyon toplantılarına ve afet/deprem politikalarına katılımının nasıl ele alındığını anlamaya çalıştık. STK ve kamu arasındaki kopukluğun izlerini sürdük. Aynı zamanda, doğrudan ya da dolaylı olarak deprem ve afet çalışan STK ve platformların Komisyon’la nasıl bir ilişki kurduğunu, Komisyon’un çalışmalarına katkı sunma kanallarını ne şekilde kullandıklarını anlamaya çalıştık. Sosyal medya kampanyaları, bireysel ve birlikte toplantılarla Komisyon’a katkı sunmaları için STK’ları motive etmeye çalıştık. 

Depremle mücadeleye ilişkin hazırlanan ulusal stratejik planlara göre STK’lar; deprem öncesi, deprem sırası ve sonrası sürecin özneleri olarak tanımlanıyorlar. STK’ların katılımına yönelik oluşturulmuş katılımcı ve “iyi niyetli” politikalar kağıt üzerinde mevcut. Ancak bu alanlarda STK başlığı somutlaştırılamıyor, STK’lar soyut birer özne olmaktan öteye geçemiyor. Ve tabii ki süreçlerin aktif bir tarafı haline getirilemiyor. Türkiye’deki geniş STK yelpazesine yönelik bilgi ve anlayış çok kısıtlı. 

Meclis Komisyonu toplantılarında da kapsamlı bir STK odağının ihmal edildiğini ve STK’ların tam anlamıyla birer paydaş olarak ele alınmadığını görüyoruz. Komisyona davet edilen STK’ların sayısının düşük olduğu, katılan kurumların büyük oranda hali hazırda devletle entegre ya da işbirliği içerisinde çalışan dernek ve vakıflar ile zorunlu üyelik temelinde örgütlenen meslek örgütü ya da meslek odaları niteliği taşıdığı (Türk Kızılay Derneği, AKUT Arama Kurtarma Derneği, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER ), Türkiye Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği (GAZBİR), Türkiye Deprem Mühendisliği Derneği, Türkiye Müteahhitler Birliği, Tüm İtfaiyeciler Birliği Derneği (TİB), Türkiye Deprem Vakfı, Yapı Denetim ve Deprem Mühendisliği Derneği, İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu, Kentsel Dönüşüm ve Hukuk Platformu) görülüyor.

Komisyonda STK katılımlı formül üzerinden tartışılan çoğu konunun (örneğin, yapı üretim süreçleri) daha çok meslek örgütü niteliği taşıyan kurumlara alan açtığı görülüyor. STK’larla ilgili fazlasıyla genel geçer ve edilgen tanımlamalar var. 

Afet yönetiminde olduğu gibi, kamu kurumlarının sunumlarında ve tartışmalarda, STK’larla işbirliğinde ve koordinasyonda öz eleştiri dozu oldukça düşük. Sadece STK’larla değil, deprem sahasındaki koordinasyon kalitesinin merkezi hükümetle, yerel hükümetin farklı partilerden olduğu durumlarda daha düşük olduğu anlaşılıyor. 

STK’ların önemli bir saha ve ilişki ağı yaratma potansiyeli var. Ancak bu potansiyel karşılıklı güvensizlikler nedeniyle etkili bir şekilde kullanılamıyor. Pek çok STK’da onları diğer STK’lardan ayıran yaklaşımsal ya da siyasi özellikler nedeniyle, deprem gibi kritik durumlarda bile bir araya gelmekte ya da bir arada iş üretmekte zorlanabiliyor. STK’lar, siyasi süreçlere katılımın son derece kısıtlı olduğu bu zamanlarda, açılan olanakları iyi kullanamıyor. Uzmanlıklarını, bilgilerini ve becerilerini bu kanallara ulaştırmak konusunu daha fazla gündeme almaları gerekiyor. Bu noktada STK’ların, kapasite ve yeteneklerini sorgulamaları ve kamunun STK’lara açtığı alana uygun çıktılar üretmeyi gündemde tutmaları önem taşıyor. Bu alan kendi kendine yani devletin insiyatifiyle açılması kolay olmayan bir alan. Bu nedenle STK’lar potansiyellerini ve profesyonellik ölçütlerini test etmesi, profesyonel ve sistematik çalıştıklarını ispat etmesi gerekiyor.

Proje kapsamında deprem konusundaki çalışmalar özelinde kamu-sivil toplum işbirliğini geliştirmek ve sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerine katılımını artırmak için çalışmalar yaptınız. Bu süreçte edindiğiniz deneyimlerden ve bu tür çalışmalarda dikkat edilmesi gereken noktalardan bahseder misiniz?

Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu konuda aşılması gereken teknik ve algısal zorluklar var. Sivil toplumun kamu üzerindeki etki kapasitesini geliştirmek, STK’ların en önemli gündemi olmalı.  En son Akdeniz bölgesinde yaşanan orman yangınlarında da görüldüğü üzere, insanlar kendilerini etki yaratamadıkları için çaresiz hissediyor ve bir şeyler yapmak istiyor. Bu toplumsal iradeyi profesyonelliğe ve etki yaratmaya yönelik yöntemlere kanalize etmek için çok çalışmak gerekiyor. STK’ların çalışmalarına ilham olması umuduyla, şu somut önerileri sıralayabiliriz:

STK tanımının siyasi ve kamu politikası ile ilgili süreçlerde soyut kaldığından bahsetmiştik. Bunun için afet ve deprem süreçlerine ilişkin doğrudan ya da dolaylı olarak çalışan STK’lar yerel ve ulusal düzeyde haritalandırılmalı. STK’lar buna öncülük edebilirler. Bu haritalar mahallelerden başlayarak, illeri ve tüm ülkeyi kapsayacak seviyelerde hazırlanmalı ve kamu, yerel yönetim ve bütün STK’ların kullanımına sunulmalı. Bu haritalar periyodik olarak güncellenmeli. 

STK’ların kendi çalıştıkları alanlardan bağımsız olarak, afetler, depremler, iklim krizi ve salgın gibi gündelik hayatı etkileyen konuları politika, plan ve programlara dahil etmesi, bu bakış açısının ana programlara yerleştirilmesi gerekiyor. STK’ların konu ve alanlarından bağımsız afet ve deprem durumlarında işleme koyacakları, kaynaklarını ve ağlarını harekete geçirecekleri acil durum planlarının hazır olması da önemli.

STK’lar afet gibi can alıcı bir konuda işbirliğinin önünü tıkayan siyasi çekişmeler ve farklılıklara karşı merkezi ve yerel yönetim ve süreçlerin paydaşı olan STK’lar arasında protokol oluşturmaya yönelik bir çalışma yürütebilirler. Bu protokol, deprem sahasında, aktörler arasındaki ilişkiler siyasi nedenlerle sekteye uğruyorsa, olası anlaşmazlık durumlarında ortaya çıkacak meseleleri ele almada ve sorunların üstesinden gelmede etkili olabilir.

Hibe desteğimizin Türkiye’de depreme hazırlıklık alanında yapılan çalışmalara ve derneğinize nasıl bir katkısı oldu? İzmir Depremi Acil Destek Fonu’nu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesaj var mı?

Hibe desteği ile birlikte sivil toplumun deprem başta olmak üzere afet politikalarına dahil edilmesi noktasında farkındalık oluşturma imkanı bulduk. Yine aynı şekilde afet alanında çalışan sivil toplumun mevcut durum ve afetlerin risklerinin azaltılması noktasındaki faaliyetlerini, bu konudaki birikimlerini ve öngörülerini gündeme taşıdık. Meclis Komisyonu nezdinde STK katılımı noktasında değerlendirmeler yapma imkanı bulduk. İklim kriziyle birlikte Türkiye’nin afetler karşısındaki kırılganlığı iyice artmaya başladı. Bu nedenle afet konusundaki desteklerin çeşitlenerek artması, dezavantajlı kesimlerin afet politikalarına dahil edilmesi amacıyla çalışmalar yürüten kurumların desteklenmesi önemli.

Hibe kapsamında düzenlediğimiz çalıştay gündelik işleyişlerinde bir araya gelmeyen pek çok farklı kesimden STK’yı bir araya getirdi ve birbirlerini daha yakından tanımlarını sağladı. Toplantıya aynı zamanda Deprem Araştırma Komisyonu üyesi 2 milletvekili, TBMM yasama uzmanların çoğunlukta olduğu Yasama Derneği’nden bilgiler sunan bir uzman ve İzmir ve İstanbul Belediyeleri’nden yetkililer katıldı. Yerel ve merkezi yönetimden siyasetçiler ve bürokratların, STK temsilcileriyle çevrimiçi dahi olsa bir araya gelmesi çok kıymetli. İlişkilerin ve karşılıklı anlayışın oluşmasının kapısını aralıyor.

Sivil toplum haberciliği yapan bir kurum olarak son dönemde sivil toplum gündeminde en fazla yer alan ve tartışılan konuların neler olduğunu paylaşabilir misiniz?

Pandemi tüm dünyada, sektörlerde olduğu gibi sivil toplumun gündeminde de yerini koruyor. Sivil toplum bir yandan pandeminin oluşturduğu eşitsizlikleri görünür kılma, çözüm önerileri oluşturma çalışmaları yürürtürken, bir yandan da varlık mücadelesi veriyor. İklim kriziyle birlikte artan ekolojik sorunlar, Türkiye’in İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesiyle birlikte kadına şiddetin artması, mülteci krizi gibi konular da gündemdeki yerini koruyor. Son günlerde bunlara fon tartışmaları da eklendi. Yangın süreciyle birlikte sivil toplum için önemli olan şeffaflık, bağışların nasıl kullanıldığı, koordinasyon gibi konular da sivil toplumun gündemindeki diğer konular.

Sivil Sayfalar farklı paydaşları bir araya getiren ve diyalog ortamlarını artıran çeşitli projeler de yürütüyor. Bu bağlamda gelecek dönemde yapmayı planladığınız projelerden ve çalışmalardan bahseder misiniz?

Sivil Sayfalar önümüzdeki süreçte sivil toplumun etkisini, görünürlüğünü arttırma ana misyonunun yanı sıra; sivil alanın genişlemesi ve sivil topluma elverişli sistem reform çalışmalarına yoğunlaşacak. Sivil toplumun ortaya koyduğu birikimi, yürütülen çalışmaları ve çözüm önerilerini karar mekanizmalarına ulaştırma noktasında önemli bir alan sunan sivil toplum haberciliğine de devam edilecek.

 

AKUT Arama Kurtarma Derneği İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması Projesini Tamamladı

By | Acil Deprem Fonu

AKUT Arama Kurtama Derneği, doğal afetlerde veya ulaşılması zor olabilecek yerlerde kaybolanların aranması ve bu koşullarda kaza geçirenlerin kurtarılması için faaliyetler yürütüyor. İzmir Depremi Acil Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe verdiğimiz dernek, bu destekle İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması projesini hayata geçirdi. Bu kapsamda depremden etkilenen 254 aileye erzak ve hijyen paketleri dağıtıldı ve arama kurtarma ekiplerinin saha çalışmalarında ihtiyacı olan ekipmanlar temin edildi.

Derneğin Genel Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Gülçin Güreşçi ile yaptığımız röportajda AKUT Arama Kurtarma Derneği’in çalışmalarını, proje kapsamında yapılan faaliyetleri ve depremzedelerin güncel durumunu konuştuk.

İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması projesini geçtiğimiz dönemde tamamladınız. Proje kapsamında yaptığınız çalışmalardan ve projenin çıktılarından bahseder misiniz?

Proje kapsamında İzmir ve Kuşadası’nda depremden etkilenen 254 aileye ulaştık. Bazı evlerde birden fazla ailenin birlikte kaldığını gördük. Geçici konut hakkı olanlar, deprem sonrasında afetten etkilenen diğer aile fertlerini de yanlarına almışlardı. Bu nedenle aslında projeyle hedeflediğimizden daha fazla insana ulaşabildik. Proje kapsamında İzmir Depremi Acil Destek Fonu’nun sağladığı hibe desteği ile ailelere hijyen paketleri ulaştırdık. Aynı zamanda, AKUT olarak afet ve pandemi konularında bilinçlendirme çalışmaları yaptık. Ayrıca AKUT Kuşadası ekibimizin İzmir’de müdahale sırasında kullanılamaz hale gelen kesme-ayırma setini de yenileme imkanına kavuştuk. Bu gelecek dönemde olası bir deprem için hazır olmamız açısından oldukça önemli. İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması projesi kapsamında yapacağımız çalışmaları paylaştığımız bazı kurumlar da ayni bağışlar yaparak depremzedelere daha çok yardım malzemesi götürebilmemize katkıda bulundular. Bu bağlamda depremzedelere kıyafet, havlu, deterjan ve kitap gibi malzemeler de dağıtabildik. Özellikle bir kurumdan gelen sınavlara hazırlık kitapları da depremzede çocukların gelecekleri açısından oldukça önemli bir katkı oldu.

AKUT Arama Kurtarma Derneği ağırlıklı olarak afet öncesi hazırlık ve afet sonrası ilk müdahale çalışmaları yürütüyor. Bu proje kapsamında farklı kurum ve bağışçılarla da işbirlikleri geliştirerek insani yardım alanında da çalışmalar yaptınız. Gerek depremzedelere ayni destek sağlanması gerekse farklı bağışçıların harekete geçirilmesi noktasında bu süreçte edindiğiniz deneyimleri paylaşır mısınız?

İzmir Depremi Acil Destek Fonu kapsamında projemizin destekleneceğini öğrendiğimizde, bu bilgiyi daha önce AKUT’un eğitim verdiği bazı kurumlar ile paylaştık. Bu kurumlardan özellikle çocuk ve kadın kıyafetleri bağışlayan bir tanesi oldukça yüksek bütçeli bir bağış yaptı. Bu sayede depremzede çocuklar ve kadınlar için yazlık ve kışlık kıyafet de dağıtabildik. Hibelerle desteklenen projelerde genellikle önce proje hedeflerine ulaşılması sonrasında ise etkilerinin kamuoyu ile paylaşılması gibi bir anlayış var. Ama biz bu proje için yola çıktığımızda, daha projeyi uygulamaya başlamadan önce proje konusu ile ilgili bağışçı olabilecek kurumlara başvurarak, ulaşacağımız kişilere daha fazla yardım sağlayabilmenin yollarını araştırdık. Bunda da oldukça başarılı olduk.

İzmir depreminden etkilenenler aynı zamanda salgın koşulları nedeniyle de zorlu bir durumla karşılaştılar. Depremler sonrasında oldukça yoğun olan maddi ve ayni yardımların depremden etkilenen kişilerin ihtiyaçları devam etmesine rağmen zamanla azaldığını da biliyoruz. Projenin tamamlanmasının ardından depremden etkilenen kişilerin durumu ve varsa devam eden ihtiyaçları konusundaki gözlemlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz? AKUT Arama Kurtarma Derneği olarak bu kişileri desteklemeye devam etmek için çalışmalar yapmayı düşünüyor musunuz?

Haziran ayı içinde son paketlerimizi dağıtmaya gittiğimizde depremzedeler bize artık herkesin onları unuttuğunu ve yapılan yardımların neredeyse hiç kalmadığını söylediler. Bu bağlamda bazı adımlar atmaya başladık. Bu alanda açılabilecek hibe desteklerinden yararlanabilmek için hazırlıklarımızı tamamladık ve fon veren çeşitli kurumlarla iletişime geçtik. Salgın koşulları nedeniyle bölgede hijyen malzemesi ihtiyacı önemini koruyor, gıda paketlerine duyulan ihtiyaç ise her zaman için geçerli. Ayrıca mevsimin değişmesi ve sıcakların başlamasıyla birlikte kıyafet ihtiyacı da oldukça fazla. Bölgede çok sayıda küçük yaşta depremzede çocuk bulunuyor ve bu çocukların oyuncakları, topları vb. yok. . Onları mutlu edebilmek için oyuncak, boyama kitabı, boya vb. verilmesi de çok güzel olur. Salgın nedeniyle bir kısım depremzedenin işini kaybetmesi ve buna bağlı olarak gelirlerinin düşmesi, bu depremzedelerin çok daha zor durumda kalmalarına neden oldu. Salgın koşulları olmamış olsaydı belki bu süreci daha kolay atlatabilirlerdi.

İzmir Depremi sonrasında kurulan Meclis Deprem Araştırma Komisyonuna davet edildiniz ve burada afet öncesi eğitim ve bilinçlendirme konularında birçok öneriyi komisyona sundunuz. Türkiye’nin bundan sonra yaşanabilecek afetlere hazırlıklı hale gelebilmesi için ne tür çalışmalar yapılması gerekiyor? Bu çalışmaların hayata geçirilmesinde kamu kurumları ve sivil toplum arasında geliştirilecek işbirliklerinin önemi nedir?

Afetler gerçekleşmeden önceki hazırlık süreci çok önemli. Bunun en önemli adımlarından biri ise halkın bilinçlendirilmesi ve sivil toplum kuruluşlarının hazır hale gelmesinin sağlanması. Özellikle fay hatlarının yoğun olduğu risk altında bulunan yerlerde bilinçlendirme çalışmalarına hız verilmeli ve bu çalışmaların sürekliliği sağlanmalı. Bilinçlendirme çalışmalarında ortak dil ve ortak sunumlar kullanılmalı, akredite olmayan kişi ve kurumlar kesinlikle bilinçlendirme çalışması yapmamalı. Eğitim materyalleri de çağın gerekliliklerine ve değişen afet tip ve şiddetlerine göre güncellenmeli. Ayrıca daha kırılgan olan özel gereksinimli bireylerin tespitleri yapıldıktan sonra acil durum ve afetler için tahliye planları özellikle muhtar, yerel yönetimler ve kamu idareleri tarafından yapılmalı. Toplum merkezleri kurulmalı. Bu toplum merkezlerinde afetlere yönelik koruyucu, önleyici, destekleyici ve geliştirici aktiviteler yapılmalı. Ayın zamanda, bu merkezlerde eğitim ve sosyal aktiviteler ile travma geçirmiş bireyler afet sonrası topluma entegre edilmeli ve afetten etkilenen bireylere yeni beceriler kazandırılabilmeli. Afet gerçekleştikten sonra ise operasyon sahasına ihtiyaç kadar arama kurtarma personelinin yedekleriyle birlikte bölgeye ulaşmasının sağlanması için gerekli ön hazırlıklar, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte çalışması ile yapılmalı..

Gelecek dönemde yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

AKUT olarak bugüne kadar birçok ulusal ve uluslararası çalışmaya imza attık; afetlere hazırlık ve müdahale ile arama kurtarma alanlarında çalışmalar yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz. Derneğimiz yıl boyunca operasyonlarına devam ediyor. Bu operasyonlar sadece büyük afetlerde değil aynı zamanda son yıllarda çok fazla artan kayıp vakalarını da içeriyor. Bu alanda da çok etkin bir şekilde görev alıyoruz. Hem Türkiye’nin coğrafi yapısı nedeniyle hem de beklenen yaşam süresinin uzaması ile birlikte demans, Alzheimer gibi hastalıkların da fazlalaşmasıyla kayıp vakaları da artış gösteriyor. Her geçen gün gelişen ekibimizle ileride dünya çapında da adımızı daha fazla duyuracağız. AKUT’un 2020 yılında Avrupa Sivil Koruma Mekanizması’na girmesi de bunun en önemli işaretlerinden biri. AKUT arama kurtarma alanında etkinliğin artabilmesi için bu alanındaki ihtiyaçları belirleyip, uluslararası projelere de ortak olarak çalışmalarda bulunuyor. Gönüllü ve üyelerimizin çok farklı meslek gruplarından olması ve bu alanda katkı yapabilmek için çok fazla emek vermeleri sayesinde her geçen gün etkimiz ve ulaşabildiğimiz canlı sayısı da artıyor.

 

İzmir Depremi Acil Destek Fonu Başvuruları Açıldı

By | Acil Destek Fonu

30 Ekim 2020 tarihinde merkez üssü Ege Denizi olarak belirlenen depremin ardından sahada faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını (STK) ve çalışmalarını desteklemek üzere Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz İzmir Depremi Acil Destek Fonu başvuruları açıldı.

Fon kapsamında, STK’ların bir proje çerçevesinde sahada yürüttükleri çalışmaları ve bu çalışmaların hayata geçirilmesi için gerekli olan operasyonel giderleri karşılamak üzere hibe desteği sağlanacak. Dağıtılacak toplam hibe miktarı en az 200.000 TL olan İzmir Depremi Acil Destek Fonu ile STK’lar tarafından sahada tespit edilen acil ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra orta ve uzun dönemli faaliyetlerin hayata geçirilmesi için de destek verilecek.

İzmir Depremi Acil Destek Fonu’na başvuracak STK’ların ve yapılacak başvuruların aşağıdaki kriterleri sağlaması beklenir:

• Tüzel kişiliğe sahip, kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olmak (dernek, vakıf, kooperatif, vb.)
• Depremin sonucunda ortaya çıkan ihtiyaçların giderilmesi için ilgili afet sahasında çalışıyor olmak ya da çalışmak için aktif bir girişim başlatmış olmak
• Başvurudaki faaliyetleri deprem sahasındaki ihtiyaçları temel alan bir ihtiyaç analizine dayandırmış olmak (Örneğin: bu ihtiyaçlar karşılanırken sivil toplum kuruluşlarının ortaya çıkan saha operasyonuyla ilgili kurumsal masraflar, sahada sivil toplumun oluşturduğu iş birliklerini destekleyecek çalışmalar ya da diğer acil yardıma yönelik faaliyetler)
• Başvuruyu en az 70.000 TL en fazla 100.000 TL’lik detaylandırılmış bir bütçe ile yapmış olmak
• Başvurudaki faaliyetleri kapsayan bir zaman planı sunmak

Bölgedeki ihtiyaçlarının aciliyeti ve sahada çalışan STK’ların yoğunluğunu göz önünde bulundurularak, İzmir Depremi Acil Destek Fonu için uygulanan başvuru süreçleri diğer fonlarımıza kıyasla daha basit olacak ve daha hızlı şekilde sonuçlandırılacaktır.

Başvuru yapmak isteyen kuruluşların İzmir Depremi Acil Destek Fonu başvuru formunu 11 Kasım 2020 Çarşamba günü saat 10:00’a kadar eksiksiz şekilde doldurmaları gerekir.

Fon hakkında detaylı bilgiye (hibe süreci ve başvuru koşulları) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.