Tag

kurumsal destek fonu arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 Döneminde Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Kurumsal Destek Fonu

Sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerinin güçlenmesini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 5 STK’ya toplam 439.720 TL hibe desteği sağlayacağız. Önceki yıllarda olduğu gibi, Fonun bu döneminde de hibe desteklerinin yanı sıra Vakfımız tarafından geliştirilen Kapasite Gelişim Bileşeni kapsamında mentorlarla çalışma başta olmak üzere STK’ların kurumsal gelişimlerini desteklemeye yönelik farklı imkanlar da sunacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Açık Alan Derneği: Sosyal, ekonomik ve kültürel olarak farklı kesimlerden gençler, kadınlar ve çocuklara yönelik hak temelli bir bakış açısı ile çalışmalar gerçekleştiren Açık Alan Derneği, derin yoksulluğun sürdürülemez koşullarını görünür kılmak ve yoksulluğu bir insan hakları ihlali olarak tartışmak amacıyla hayata geçirdiği Derin Yoksulluk Ağı ile acil durum müdahalesi olarak #EvdenDeğiştir kampanyası ile yoksulluk yaşayan kişilere temel ihtiyaç desteği sağlarken, diğer taraftan da ‘derin yoksulluk’ kavramını gündemde tutabilmek için savunu faaliyetleri planlıyor.Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 96.000 TL hibe desteğiyle dernek, savunuculuk kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapacak ve bu alanda çalışacak bir kişiyi istihdam edecek. 

Başka Bir Okul Mümkün Derneği (BBOM): BBOM, Türkiye’de erken çocukluk ve ilkokul eğitiminin katılım ve barış yönünde gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla çalışmalar yapıyor. Dernek, demokratik yönetim ekseninde oluşturulan BBOM modeli ile öğrenme ortamındaki tüm öznelerin (çocuklar, öğretmenler, idari ve yardımcı personel ve gerektiğinde ebeveynler) odakta olduğu barışçıl, sosyal ve duygusal becerileri destekleyici yaklaşımların yer aldığı bir öğrenme topluluğu oluşturmayı hedefliyor. Fon kapsamında 73.920 TL hibe desteği sağladığımız BBOM, derneğin kaynak çeşitliliğini artırmak ve finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yapacak. Bu amaç doğrultusunda BBOM, kaynak geliştirme çalışmalarından sorumlu olacak bir kişiyi istihdam edecek. 

Çorbada Tuzun Olsun Derneği (Çorbada Tuzun Olsun): Temel insani yardım dağıtımları ile evsizlerin günlük ihtiyaçlarını karşılarken, topluma geri kazanımlarını sağlamak ve bu konuda farkındalık oluşturarak, toplumsal kalkınmayı, toplumun gerisinde hiç kimseyi bırakmadan gerçekleştirmeyi amaçlayan Çorbada Tuzun Olsun, her akşam İstanbul Beyoğlu’nda, haftada 1 gün ise Beşiktaş’ta evsizlere gıda dağıtıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 100.000 TL hibe desteği sağladığımız Çorbada Tuzun Olsun, hibe kapsamında proje geliştirme kapasitesini arttırmak için çalışmalar yapacak. Bu hedef doğrultusunda dernek proje geliştirme ve sosyal çalışma alanlarında sorumlu olacak kişiler istihdam edecek.

Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği (Sivil Sayfalar): Sivil toplum haberciliği yapan Sivil Sayfalar, sivil toplumun tecrübesini medya, kamu yönetimi ve diğer STK’lar nezdinde görünür kılmayı amaçlıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 99.000 TL hibe desteği sağladığımız Sivil Sayfalar, bu kapsamda kaynak çeşitliliğini artırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecek. Dernek, hibe desteğimizle iletişim ve kaynak geliştirme çalışmalarından sorumlu bir kişiyi istihdam edecek. 

Yeşil Düşünce Derneği: İklim krizini temele alarak yeşil politikaların yaygınlaşması için faaliyet yürüten Yeşil Düşünce Derneği; iklim değişikliği ve yenilenebilir enerji, yeşil ekonomi, ekolojik sürdürülebilirlik, demokrasi ve medya ile sosyal adalet alanlarında çalışmalarını yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 70.800 TL hibe desteği sağladığımız dernek, bu kapsamda etki ölçümü kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapacak.

 

Kurumsal Destek Fonu 2021 dönemi başvuruları sona erdi

By | Kurumsal Destek Fonu

Sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitelerinin güçlenmesini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 dönemi başvuruları sona erdi. 

Fona toplam 120 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 102’si dernek, 9’u vakıf, 7’si kooperatif ve 1’i birlik tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bursa, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Hakkari, Isparta, İstanbul, İzmir, Karabük, Kırşehir, Malatya, Mardin, Mersin, Rize, Şırnak, Tekirdağ, Tunceli ve Van olmak üzere 29 ilden başvuru alındı. Kurumsal Destek Fonu 2021 döneminde talep edilen toplam hibe tutarı 9.825.228 TL oldu.

Kurumsal Destek Fonu 2021 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Kurumsal Destek Fonu

Sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerinin güçlenmesini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 dönemi başvuruları açıldı.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 döneminde COVID-19 salgınının etkilerini de göz önünde bulundurarak, özellikle dezavantajlı ve kırılgan kesimlerle ilişkili olarak ortaya çıkan yeni ya da derinleşen ihtiyaçları merkezine alacak biçimde çalışmalar yapan STK’ların kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerine yönelik desteklere öncelik verilecek..Fonun 2021 döneminde hibe desteklerinin yanı sıra Vakfımız tarafından geliştirilen Kapasite Gelişim Bileşeni ile aşağıda yer alan kapasite gelişim başlıklarında mentorlarla çalışma başta olmak üzere STK’ların kurumsal gelişimlerini desteklemeye yönelik farklı imkanlar sunulacak:

  • Finansal sürdürülebilirlik
  • STK’larla işbirliği
  • Gönüllülerle işbirliği
  • Proje geliştirme ve uygulama
  • Savunuculuk ve lobicilik
  • Etki ölçümü
  • Organizasyon yönetimi
  • İletişim

Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar fona başvurabilirler:

  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler,
  • 2020 yılı gelirleri 30.000 TL ile 2.000.000 TL arasında olan (2020 yılı geliri 30.000 TL’sının altında olan kuruluşların kurucuları/yönetim birimlerinde görev alan kişilerin sivil toplum deneyimleri başvuruda bir referans olarak kabul edilebilir. Buna ek olarak, başka kurumlardan alınan hibelerin kuralı gereği harcamaların doğrudan hibe veren kuruluş tarafından yapıldığı ve başvuru sahibi kurumun kasasına girmediği durumlarda da 30.000 TL’sının altında gelirler kabul edilebilir.),
  • Çalışmalarının odağında dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek, haklarını savunmak ve/veya sosyal refahını artırmak olan,
  • Kurumsal kapasite gelişimiyle ilgili bir vizyona ve ihtiyaca sahip olan kuruluşlar.

Kurumsal Destek Fonu’na başvuru yapan STK’lar en fazla 100.000 TL talep edebilirler. Kurumsal Destek Fonu’na başvurmak isteyen STK’ların başvuru formunu 7 Ekim Perşembe günü saat 15:00’e kadar eksiksiz şekilde doldurmaları gerekir.

Kurumsal Destek Fonu hakkında detaylı bilgiye (hibe süreci, kapasite gelişim bileşeni, başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve takvim) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

 

Bütün Çocuklar Bizim Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Çocukların eğitimsel ve yaşamsal ihtiyaçlarının giderilmesine destek olmak amacıyla çalışmalar yapan Bütün Çocuklar Bizim Derneği (BÇBD) Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde hibe ve mentorluk desteği sağladığımız sivil toplum kuruluşları arasında yer alıyor. Bu hibeyle bütünsel yönetim yaklaşımını güçlendirmeyi hedefleyen BÇBD,  organizasyon yönetimi başlığında çalışmalar yapacak. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Tekbulut ile yaptığımız röportajda derneğin kuruluş hikayesini ve amaçlarını, yakın zamanda başlattıkları ve iklim değişikliği konusunu çocuklara aktarmayı amaçladıkları İklim Abla projesini ve Kurumsal Destek Fonu kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk.

BÇBD, Kurumsal Destek Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş hikayenizi ve amaçlarınızı paylaşır mısınız?

BÇBD 1 Aralık 2015 tarihinde kuruldu. Kurucusu Leyla Tekbulut, daha önce de eğitim ve sağlık amaçlı kurulmuş olan çeşitli sivil toplum örgütlerinde (İNSEV, 1884 Vakfı, İEL Mezunlar Derneği gibi) mütevelli heyeti, yönetim kurulu üyesi ve üye olarak hizmet vermiş bir sivil toplum gönüllüsü.

BÇBD’nin kuruluş amacı, eğitim, sağlık, aile, toplum gibi pek çok alanda ekonomik, sosyal, psikolojik ve cinsel istismara maruz kalan dezavantajlı çocukların yaşamlarına destek olmak. Tüzüğümüz doğrultusunda yaptığımız çalışmalarla amacımıza yönelik pek çok etkinlikle binlerce çocuğumuza çeşitli platformlarda destek oluyoruz. Çok yakında dernek olarak kuruluşumuzun 5. yılını tamamlayacağız.

Dernek olarak okul öncesi ve ilkokul 1. kademe öğrencilerinin okul ve giysi ihtiyaçlarını karşılıyoruz ve okul kütüphaneleri kurulması ya da  mevcut kütüphanelerin kitaplarla zenginleştirilmesi için çalışmalar yapıyoruz. Okullarda robotik kodlama atölyeleri düzenliyoruz ve bilgisayar sınıfları kurulmasını teşvik ediyoruz. Ayrıca her kademeden öğrenciye burs sağlayarak eğitime erişimlerini destekliyoruz. Çocuklara yönelik olarak yaz okulları; bilim, sanat, doğa, çevre ve sürdürülebilirlik konularında atölye çalışmaları, gönüllülerimiz ve yazarlarla birlikte okuma etkinlikleri hayata geçiriyoruz. Beraber çalıştığımız hedef kitlelerin arasında öğretmenler ve aileler de bulunuyor. Hizmet içi zorunlu veya isteğe bağlı öğretmen eğitimleri ile veli eğitimleri gerçekleştiriyoruz. Bunların yanı sıra, destekçimiz olan sanatçıların bağışladıkları eserlerle oluşturulan sergiler de düzenleyerek kaynak geliştirme çalışmaları yapıyoruz.

BÇBD, Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu, Zehirsiz Sofralar Platformu ve Cüneyt Cebenoyan Çocuk ve Sinema Platformu’nun aktif üyesi.

BÇBD’nin ticari bir oluşumu bulunmuyor, bütün çalışmalarını kişi ve kurumların hibe ve bağışları ile gerçekleştiriyor.

Dernek olarak önceliklendirdiğiniz konulardan biri de çocuklarda okuma kültürünün gelişmesi. Bu konuyu öncelik vermenizin nedenlerini ve bu kapsamda yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?

Çoğu çocuğun kitap olarak sadece ders kitapları ile karşılaştığı bir ülkedeyiz. Kitapla buluşamayan, hangi ekonomik kesimden olursa olsun ailesinde kitap okuyan ebeveyni olmayan bir çocuğun kitap okuru olmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Yetişebildiğimiz kadarı ile çocuklara kitap okumanın keyfini tattırmayı, yazarlarla ve kitaplarla buluşturarak kitap okumanın çocuk hafızasında yer etmesini hedefliyoruz.

Örneğin, TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nda 3 yıl art arda bir proje gerçekleştirdik. Her yıl fuar alanına çok yakın bir mesafede olan büyük bir okulun 500 öğrencisini 50 çocukluk gruplarla fuar alanına getirdik ve bir yazarla buluşturduk. Her yazar kendi kitabını çocuklarla paylaştı. Etkinlik sonunda da kitabını tek tek imzalayarak çocuklara verdi. Biz bu proje ile sadece çocuklara kitap armağan etmiş olmuyoruz. Kitapları BÇBD olarak satın alarak yazarı ve yayınevini de desteklemiş oluyoruz. Çünkü yayın sektörünün ve yazarların ekonomik zorluklarla işlerini sürdürdüğünün de bilincindeyiz.

Çeşitli gönüllü okuma gruplarımızla okullarda okuma etkinlikleri sürdürüyoruz. Hafta içi yetişkin gönüllülerimiz okullarda sınıflara giderek bir kitap okuyor, çocuklarla okuma kültürü ile ilişkili bir etkinlik gerçekleştiriyorlar. Hafta sonları ise lise veya üniversite öğrencisi genç gönüllüler çocuklara kitap okuyorlar. Bu faaliyetlerimizdeki bir diğer amaç da genç gönüllülerin çocuklara rol model olmalarını sağlayabilmek. Çevrelerinde eğitimli büyüklerin pek bulunmadığı çocukların birer rol model edinmesini sağlamak istiyoruz.

Yakın zamanda başlattığınız İklim Abla projesi ile 5-8 yaş arasındaki çocuklarda iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyorsunuz. Projede bu yaş grubunu önceliklendirmenizin nedeni nedir? Bu kapsamda ne tür faaliyetler yapmayı ve nasıl bir etki yaratmayı planlıyorsunuz?

Ülkemizde yetişkinler için farkındalık çalışmaları yapılırken çocuklar biraz göz ardı ediliyor. Üstelik en çok da onların geleceği tehlike altında iken, onların bilgilendirilmemesinin çocuk haklarına aykırı olduğu kanısındayız. Üstelik, çocukluğun ilk dönemlerindeki öğrenme hevesi harikulade. O yüzden özellikle bu yaşta atılacak tohumların kök vereceğine inanıyoruz.

Çocuklarla, bölgelerinde yaşayan endemik türler için hikayeleştirme, iklim değişikliği konulu oyun kartları tasarımı, ülkemizin ormanları konusunda harita oluşturma, doğa takvimi tasarımı gibi farklı etkinlikler planladık. Çocukları hem teknik konularla biraz tanıştırıyoruz hem de sosyal öğrenme gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Doğa sevgisini içinde taşıyan ve doğadaki diğer türlerle barış içinde yaşamayı isteyecek çocuklar hayal ediyoruz.

COVID-19 salgını ve bu kapsamda alınan tedbirler çocukların gündelik hayatında önemli değişikliklere neden oldu. Birlikte çalıştığınız çocuklar özelinde, bu sürecin öne çıkan etkileri ve ortaya çıkan ihtiyaçlar neler oldu? Bu ihtiyaçlara cevap verebilmek için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Salgın nedeniyle saha çalışmalarımız tamamen durdu. Bunun yerine iki tür çalışma planladık.

Birincisi salgın nedeniyle üniversite eğitimlerini çalışarak sürdürürken işsiz kalan gençlere ve gündelik işlerde çalıştıkları için işsiz kalan, eğitim hayatında çocukları olan anne-babalara 3 aylık maddi destek ve/veya erzak yardımı gerçekleştirdik. Ayrıca İstanbul’daki iki büyük üniversite hastanesinin devletten ek ödeme alamayan ve eğitim hayatında çocukları olan sağlık çalışanlarına maddi destekte bulunduk.

Diğer çalışmalarımız ise çevrimiçi veya sosyal medya aracılığı ile çocuklara ulaşabileceğimiz üç proje oldu. Bu projeler, tasarlanma aşamasında olan Dodo Masal Anlatıyor projesi, devam eden İklim Abla projesi ve Kocaeli, Elazığ ve Antalya’dan üç okulun öğrencileri ile halihazırda devam eden Robotik Kodlama eğitimlerimiz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde sağladığımız hibe kapsamında odaklanacağınız kurumsal gelişim başlıkları neler olacak? Bu başlıklar altında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Kurumsal Destek Fonu’ndan aldığımız hibe ile, temelde organizasyon yönetimi başlığına odaklanarak kapasite gelişimimizi sağlamayı amaçlıyoruz. İnsan kaynağı gücümüzü daha etkili kullanacak şekilde geliştirmeyi ve COVID-19 salgınının gerekli hale getirdiği dijital dönüşümü de hızlandırmayı planladık. Halihazırda sahip olduğumuz gönüllü ağını güçlendirerek ve gönüllülerimizin bizimle dijital alanda rahatça etkileşime geçip projelerde yer alabileceği bir ortam sunarak daha çok çocuğa erişeceğimize inanıyoruz. Güçlü yönlerimizden de beslenerek organizasyon yapımızı iyileştireceğiz. Düzenli e-bülten gönderimi, ölçme ve değerlendirme, proje raporlama, veri depolama, gönüllü ağını kuvvetlendirme gibi çalışmalarla kurumsal hafızayı koruyacak ve güçlendireceğiz. Organizasyon yönetimi alanında alacağımız hibe desteğiyle, derneğimizin küresel salgın nedeniyle değişen koşullara daha iyi uyum sağlayacağına ve proje yönetimi ile ilgili farklı iç görüler kazanacağına inanıyoruz. Sivil Toplum için Destek Vakfı’na finansal sürdürülebilirliğimize ve kapasite gelişimimize katkıda bulundukları ve bu sayede daha çok çocuğa erişmemize olanak tanıdıkları için Bütün Çocuklar Bizim Derneği olarak çok teşekkür ederiz.

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Anlattı

By | Kurumsal Destek Fonu

Hıza ve tüketime dayanmayan, insanlara veya diğer canlılara zarar vermeyen ve geleneklerin, tarihin, doğanın, yerel üretimin korunduğu daha iyi bir yaşama inanan Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği (Yavaş Yaşam) doğal, kültürel, kentsel ve tarihi dokunun korunması, kırsal ve kentsel sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve yeniden kullanımın teşvik edilmesi için çalışmalar yürütüyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde hibe ve mentorluk desteği sağladığımız Yavaş Yaşam iletişim kapasitesini güçlendirmek üzere bir iletişim koordinatörü istihdam etti ve bu amaçla çalışmalar yürüttü. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Metin Şavural ve İletişim Sorumlusu Dilara Filizler kurumsal hibe ile gerçekleştirdikleri çalışmaların derneğe katkılarını, salgın döneminde yürüttükleri faaliyetleri ve derneğin geleceğe dair planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar yaptınız? Yavaş Yaşam’ın kurumsal gelişimi için hangi alan ve konulara odaklandınız?

2019 Kurumsal Destek Fonu sayesinde bir iletişim sorumlusu istihdam ettik ve 11 ay boyunca birlikte çalıştık. Bu süreçte üyelerimiz, paydaşlarımız ve destekçilerimiz için aktif iletişim çalışmaları yürüttük. Derneğimizin kurumsal hibe desteği sayesinde oluşturduğu iletişim stratejisini bu süreçte uyguladık ve bu sayede belli bir kitlenin ‘’yavaş yaşam’’ akımına olan talebinin oldukça fazla olduğunu gözlemledik. Aktif sosyal medya kullanımı, görünürlük için düzenli faaliyet takvimi oluşturmak, aramıza yeni katılan destekçi ve takipçilerimize bu zamana kadar yaptığımız etkinlikleri ve çalışmaları aktararak, teoride ve pratikte, vizyon ve misyonumuzu gözler önüne sermek bizi geliştirdi. Bu süreçte, biz çağrıda bulunmadan derneğimizde hem proje bazlı hem de derneğin her türlü faaliyetine yönelik gönüllü olarak çalışmak isteyen kişilerle tanıştık. İletişim hayatımızın her alanında var; önemli olan bunu doğru ve anlamlı bir şekilde kurabilmekti. Kurumsal Destek Fonu sürecinde de bu eksiğimizi kapatarak, yeni iletişim ağları kurduk ve derneğimizin görünürlüğünü artırdık.

Yavaş Yaşam’ın Kurumsal Destek Fonu kapsamında geçirdiği süreci değerlendirdiğinizde, hedeflerinize ne ölçüde ulaştığınızı düşünüyorsunuz? Kurumsal bir hibe almanın çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu?

Gerek derneğimizi geliştirmek gerekse bireysel olarak alanımızda gelişmek ve yeniliklerden haberdar olmak için yapılan toplantı ve eğitimlere derneğimizin iletişim sorumlusu ekip arkadaşımız katılım gösterdi. Derneğimizin yönetim kurulu üyelerinin profesyonel çalışma hayatları zamanlarının büyük bölümünü alıyor. Bunun için profesyonel bir çalışanın işleri koordine etmesi, aksayabileceğini düşündüğümüz tüm faaliyetlerimizin planlı bir şekilde ilerlemesini sağladı. Gönüllüler, destekçiler ve paydaşlar bir derneğin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen unsurlar olsa da idari işler konusunda bir çalışanın olması daha kontrollü şekilde hareket etmemize katkı sundu.

Derneğimiz, yavaşlık felsefesinin hayatın her alanında olabileceğini göstermek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Hali hazırda var olan yavaşlık akımlarının dışında hayata iyilik ve sakinlik getirebilecek her türlü girişimin bizim için bir anlamı olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden gerek sosyal medya paylaşımlarımızda gerekse yaptığımız kampanya ve projelerimizde bunları öne çıkartıyoruz. Bu süreçte de bu misyonu benimseyen ve bu yönde çalışan bir takım arkadaşımızın olması, dernek içinde yeni bir soluk oldu ve fikirlerin ortaya çıkmasını sağladı. Kurumumuzun daha iyi bir hale gelmesi ve eksikliklerini gözlemleyip bu yönde iyileştirici bir program hazırlanması çok önemliydi. 2019 Kurumsal Destek Fonu sayesinde kurumsal gelişimimiz için önemli bir adım atmış olduk.

Ağustos ayında yavaşlık hareketinin ebeveynlik alanında yansımaları üzerine odaklanan Yavaş Ebeveynlik projesine başladığınızı duyurdunuz. Bize bu projenin amaçlarından ve bu kapsamda yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Yavaşlık hareketinin ebeveynlik alanında varlığını göstermek ve 6-10 yaş arası ilköğretim çağındaki çocuk sahibi ebeveynlerin salgın sürecinde neler yaşadıklarını tespit etmek amacıyla ‘’Yavaştan Ebeveynlik’’ projesini hazırladık. Ekim itibariyle tamamlayacağımız projemizde amacımız, dünyadaki bu değişimle birlikte hayatlarımızın birçok alanına yavaşlık hareketinin girmesiyle çocuk yetiştirme ve aile düzeni kapsamında yeni bir bakış açısı kazandırmak oldu. Aslında ‘’yavaş ebeveynlik’’ birçoğumuza uzak olmayan, yakın dönemde sıkça duyduğumuz bir akım. Salgın süreci bu akımı hayatlarımıza adapte edebilmeyi hızlandırdı fakat ailelerin bunu yürütebilmek konusunda belli sıkıntılar yaşadığını gözlemledik. Örneğin, erkeklerin ev içi sorumluluğunun 4 katına çıktığı gözlemlense de kadınların ev içi sorumluluklarının 5 katına daha çıkması aile içi yaşanan sorunların git gide arttığını gösteriyor. Çocuk sahibi ailelerin hem kendine hem de çocuklarına yetebilirlik ve yapabilirlik durumunu sorguladığı bu süreçte hazırladığımız anket aracılığıyla aslında yalnız olmadıklarını göstermek istiyoruz. Bu kapsamında bir rapor ve en çok karşılaşılan problem başlıklarında modüller hazırlamaya başladık. Hazırlayacağımız kısa animasyon videolarla da çalışmamızı kitlelere duyuracağız.

COVID-19 salgını ve bu süreçte alınan tedbirler çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Bu dönemde faaliyetlerinize devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşır mısınız?

16 Mart 2020 itibarıyla çalışmalarımızı evden yürütmeye başladık. Sürekli saha çalışması yürütmeyen bir dernek olarak bizi bu açıdan kötü etkilemedi, aksine hayat akışı yavaşlamaya başlayınca kendi içimize dönmek ve rutin olarak yaptığımız hatta sıkıcı bulduğumuz birçok şeyin aslında hayatlarımıza ne kadar renk kattığını toplum olarak gözlemledik. Dijital platformlar üzerinden paylaşımlarımız arttı, YouTube ve Medium hesapları açtık. Salgın dönemi başlangıcıyla İzmir’de faaliyet gösteren ve hak temelli çalışmalar yürüten derneklerle bir iletişim grubu kurduk ve Nisan ayında ilk toplantımızı yaptık. Birbirimizi motive etmek ve ilham olmak açısından oldukça kıymetli bir harekete geçiş olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda salgın dönemi süresince canlı yayın yapmak çok popülerleşti, bu süreçte birçok inisiyatif ve kurumla canlı yayınlara konuk olduk. Paylaşımlarımızda çözüm odaklı yaklaşmaya çalıştık çünkü bu süreçte hedef kitlemiz ‘’Ne yapabiliriz?’’ diye bize sorular sormaya başlamıştı. Ev içerisinde yapabileceğimiz faaliyetler, kişisel gelişim, dijital alanda dayanışma ağları kurmak gibi alanlarda çalışmalar yürüttük. Böylece yalnız olmadığımızı, bu zorlu süreci birlikte aşabileceğimizi gösterdik.

Yavaş Yaşam’ın gelecek dönem planlarından bahseder misiniz? Önümüzdeki dönemde hangi alanlarda, ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çalışıyor. Bunun gerçekleşmesi için sivil toplum kuruluşlarının (STK) desteklenmesi ve desteklenebileceği araçlar oluşturulması stratejik planımızda yer alıyor. Önümüzdeki süreçte bu hedefe odaklanarak ve yerel yönetimlerle iş birliği yaparak İzmir’de STK Kaynak ve Kuluçka Merkezi kurmayı planlıyoruz.

Bunun yanında 2021 yılında İzmir’deki genç veya göçmen edebiyatçıların kapasitesine geliştirmek amacıyla Manchester Üniversitesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla bir proje gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Proje sonunda yerel edebiyatçıların bir araya gelebilecekleri veya bireysel olarak kullanabilecekleri bir edebiyat merkezi kurmayı hedefliyoruz.

İmece İnisiyatifi Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

İzmir’de faaliyet gösteren ve mülteciler arasında en dezavantajlı grup olarak kabul edilen Suriyeli Dom toplulukların temel ihtiyaçlarına erişimi ile geçim kaynaklarının çeşitliliğinin sağlanması amacıyla çalışmalar yapan İmece İnisiyatifi Derneği’ne (İmece) Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağladık. İmece, kurumsal hibe ile derneğin güneş enerjisiyle çalışan taşınabilir şarj cihazı olan EnergyforEveryone’nın (EFE) için bir pazarlama ve satış ağı oluşturmak üzere kaynak geliştirme çalışmalarına odaklandı. İmece İnisiyatifi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güray Yalvaçlı ile salgının beraber çalıştıkları topluluklara etkilerini ve fon kapsamında derneğin kurumsal kapasitesini geliştirmek için yaptıkları çalışmalarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? İmece İnisiyatifi Derneği’nin kurumsal gelişimi için hangi alanlara odaklandınız?

Hibe kapsamındaki çalışmalarımız dernek olarak geliştirdiğimiz ürünler üzerinden kaynak yaratılması için uluslararası alanda faaliyet gösteren kurumlara yapılan ziyaretler, hibe başvuruları ve kurumsal kimlik için iletişim çalışmaları olarak özetlenebilir.

Hibenin en çok uluslararası temaslar geliştirme noktasında bize yardımcı olduğunu söyleyebiliriz. İmece İnisiyatifi Derneği kurulduğu günden bu yana bireysel bağışlarla çalışmalarını sürdürdüğü ve bağışçılar genel olarak bağışlarının doğrudan yararlanıcılara iletilmesini istediği için bütçemizde böyle bir kalem oluşturmak bizi zaman zaman zorluyordu. Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla Vakfınızdan aldığımız hibe ile Hindistan’da Barefoot College’i, Almanya’da Plan B organizasyonunun kurucularını ve EFE için çok önemli bir bağlantı olan Managers Without Border’ı (MWB), Fransa’ da Techfugees’i, Belçika’da Médecins Sans Frontières’i (MSF) ve Hollanda’da World Fair Trade Organization’ı ziyaret edebildik.

Bu ziyaretlerdeki en temel niyetimiz yüz yüze görüşmelerin avantajlarından yararlanmak, yani teması sürdürecek sağlam bir zemin oluşturabilmekti. Toplantılar esnasında ve sonrasında ağımızı biraz daha genişletebilmiş olduk, yeni bağlantılarımız oldu. Her ne kadar bu bağlantıların önemli kısmıyla COVID-19 salgını nedeniyle istediğimiz çalışmaları henüz, tam olarak gerçekleştiremesek de salgın esnasında farklı iş birlikleri yapabildik. Örneğin Managers Without Borders ile yürütmek istediğimiz çalışma EFE’nin satış ve pazarlama planının hazırlanması ve uygulanması ile ilgiliydi. Ancak salgının en yoğun olduğu ve sınırların kapatıldığı dönemde organizasyonun bizlerle birlikte çalışmak üzere gönderdiği mentorumuz ülkesine geri dönmek zorunda kaldı. İlgili çalışma tedarikçiler, bağışçılar ve İmece ile büyük oranda yüz yüze görüşmeler içerdiği için bir süreliğine, karşılıklı olarak bu çalışmayı askıya alma kararı aldık. Yine de MWB İmece’nin bu salgın döneminde sahadaki faaliyetlerinden olan hijyen malzemesi dağıtımını destekledi ve MWB ile buluşmanın pozitif sonuçlarını açık bir biçimde görmüş olduk. MSF ve Barefoot College ile de çok benzer bir süreç ilerledi.

İmece İnisiyatifi Derneği’nin Kurumsal Destek Fonu kapsamında geçirdiği bir senelik süreci değerlendirdiğinizde, hedeflerinize ne ölçüde ulaştığınızı düşünüyorsunuz? Kurumsal bir hibe almanın derneğiniz açısından nasıl bir etkisi oldu?

İlk toplantıda STDV desteğiyle oluşturduğumuz stratejik yönelim dokümanının etkinlik ve faaliyet takvimi 13 maddeden oluşuyordu ve biz bu maddelerden yalnızca 3 tanesiyle ilgili ciddi bir çalışma yürütemedik. Bu üç madde dışında her biriyle tek tek mutlaka ilgilenmeye çalıştık. Eğer salgın dünyayı ve bizim hayatlarımızı bu derece etkilemeseydi büyük bir olasılıkla belirlediğimiz tüm adımları gerçekleştirebilecektik. Kurumsal hibe almanın derneğimize ilk olumlu katkısı böyle bir dokümana ve takvime sahip olabilmekti. Edindiğimiz bu deneyim bize yeni planlar yaparken kullanabileceğimiz ve işlevinden emin olduğumuz bir pratik kazandırdı. Buna ek olarak; yine faaliyet planımız çerçevesince, geçmişte yaptığımız işlerin yazılı hale getirilmesi sürecinde kendimizi de değerlendirmiş olduk. Biz şimdiye dek hep gönüllülük esasıyla çalışmalar yürütüyorduk. Ancak tam zamanlı konuya hakim kişilerle çalışmanın gerekliliğini de yine bu program sürecinde açıkça görmüş olduk.

Hibe süresince odaklandığınız konulardan bir tanesi de geliştirdiğiniz güneş enerjisiyle çalışan taşınabilir şarj cihazı EFE’nin (Energy for Everyone) pazarlama stratejisi üzerine çalışmak ve satış kanallarını geliştirmekti. Bu süreçte ne tür deneyimleriniz oldu? Bir ürün geliştirmek ve satışından gelir elde etmek isteyen sivil toplum kuruluşlarına tavsiyeleriniz neler?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi tüm yüz yüze görüşmelerimiz EFE’nin pazarlama ve satış ağının geliştirilmesi üzerineydi. MWB ile kurduğumuz bağlantı bize böyle bir ağın nasıl kurulacağı ve etkili bir biçimde nasıl kullanılacağı ile ilgili ciddi bir bilgi sağladı.

Almaya’daki buluşmadan sonra Mart 2020’de İmece Köyü’ne gelen mentorumuzla iki hafta çok yoğun çalışabildik. Ancak kendisinin ülkesine dönmesiyle hem birlikte çalışmayı çevrimiçi gerçekleştirme çabası hem de tarım işçisi yararlanıcılarımızın acil ihtiyaçlarına odaklanmak zorunda hissetmemiz bizi oldukça yavaşlattı. Bunun nedeni İmece’de herkesin birden çok görevinin olması, yani bir anlamda insan kaynağımızın yetersizliğiydi. Yine de hem kurumumuzun kapasitesini geliştirip güçlendirecek hem EFE’yle ilgili görmediğimiz ya da atladığımız noktaları, olasılıkları ve seçenekleri tek tek ortaya koyan bir yol haritası belirleyebildik. Tabii istediğimiz çalışmaları, istediğimiz yoğunlukta yürütebilmemiz için salgın ile ilgili önümüzü görebilir hale gelmemiz gerekiyor.

Daha önce de insani krizlerde, örneğin Çeşme’den Sakız’a çok yoğun insan trafiği varken, faaliyet yürütmüştük. Ancak bu kez COVID-19 salgını yaşanırken, yani başka bir kriz daha varken, hem olağan faaliyetlerimizi sürdürüp hem kurumsal kapasitemizle ilgili ek çalışmalar yaptık. Bizim açımızdan çok enteresan bir deneyimdi. Bu anlamda limitlerimizi oldukça zorladık.

Satış ve pazarlama konusunda bizce önemli başka bir nokta da World Fair Trade Organization ile olan buluşmamızdan sonra belirginleşti. Böyle bir ağa dahil olabilmek için yapılması gereken çalışmaları ve cevaplanması gereken soruları görmek bizim için çok önemliydi. Bu gibi ağlara dahil olma konusunda hiç deneyimimiz olmadığını da düşününce edindiğimiz bilgi ufkumuzu açtı diyebiliriz.

Bir ürün geliştirmek ve satışından gelir elde etmek isteyen sivil toplum kuruluşlarına tavsiyelerimize gelirsek… İktisadi işletmenin yasal zemininin iyi kurulması ve bu işletmeler hakkında detaylı bilgiye sahip kişilerle mutlaka bir ön çalışma yapılması bizim tavsiyemiz olabilir. Bu kısım atlanıp doğrudan ürün geliştirmeye geçilirse geriye dönüp pek çok düzeltme yapılması gerekiyor ki bu da bir hayli zaman kaybetmek anlamına geliyor. Gönüllü emeğin çok yoğun olduğunu da göz önüne alırsak bizce en iyisi sağlam bir zeminle başlamak.

İmece İnisiyatifi Derneği, COVID-19 salgınıyla birlikte yaşanan gelişmelerin de bir sonucu olarak ihtiyaç sahiplerine yönelik yardım dağıtımlarına öncelik vermeye başladı. Sahadaki deneyimlerinizden yola çıkarak, yardım ettiğiniz toplulukların genel durumu, bu süreçte ortaya çıkan ihtiyaçları ve bu toplulukları düzenli şekilde desteklemek için atılabilecek adımlar konusundaki görüşlerinizi paylaşır mısınız?

Salgın devam ediyor. Salgının Türkiye de en yoğun yaşandığı Mart ayından bu yana, zaten oldukça ağır koşullarda yaşayan insanların problemleri daha da derinleşti. Zaten hijyen olanakları yok gibiydi ve geçici işlerde çalışıyorlardı. Salgınla birlikte artık sadece günlük yemekleri için yani boğaz tokluğuna çalışır hale geldiler. Hijyen için ayıracakları bir bütçeleri de bulunmuyor. Yaşam alanlarında sosyal mesafe kurallarına uyabilmeleri teknik olarak mümkün değil. Özellikle Dom yararlanıcılarımızın, yani tarım arazilerinde naylon çadırlarda yaşayan geçici koruma altındaki Suriyeliler’in bu imkanı hiç yok. Yaşadıkları ortamda suya ve elektriğe erişimleri çok kısıtlı. Banyo ve tuvalet problemleri ise uç noktada.

Evet, tarlada kendi sıralarında, arada mesafe varken çalışabilirler. Ancak işin belli kısımlarında mesela ürünün bir araya getirilmesinde ya da iş bitiminde traktör kasalarına binip çadırlarına dönerken sosyal mesafe kurallarına uyabilmelerinin mümkünü yok gibi. İşverenler de maske ve diğer hijyen malzemelerini çalışanları için sağlamıyorlar. Bu insanların da başka bir yerden maske temin etmesi çok zor. Ayrıca başta da belirttiğimiz gibi buna ayırabilecek bir bütçeleri de yok. Bu sebeple salgın sürecince hijyen malzemesi desteği vermeye odaklandık. Şimdiye dek sabun, şampuan, deterjan, kolonyaya ek olarak 67.500 adet maske dağıttık.

Ziraat odalarının iş birliği ile her ilçede bir yerleşke oluşturulup o bölgeye giden ve mevsimlik işçi olarak çalışacak aile ve bireylere biraz daha düzenli bir yaşam alanı olanağı sunulabileceğini düşünüyoruz. Örneğin ben 2 ay boyunca 20 çalışana ihtiyacı olan bir tarla sahibiyim ve bu talebimi ziraat odasına bildiriyorum. Onlar bana bu işçileri temin ediyorlar ve işçiler ilçemize geldikleri gün itibariyle önceden düzenlenmiş ve alt yapı sorunu olmayan alanlarda yaşamaya başlıyorlar. Burada konteynır yerleşkeler ya da daha farklı bir yapı da düşünülebilir. Böylelikle bu ailelerin çocukları da örgün eğitime dahil olabilirler ve başka bir ile ya da ilçeye geçtiklerinde eğitimlerinden geri kalmazlar. Bunun çok maliyetli bir sistem olduğunu düşünmüyoruz. Ama gerçekleşmesi için ilgili bakanlıkları, kooperatifleri ve meslek odalarını kapsayan bir çalışma yapılması gerekiyor.

İZEV Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Özel gereksinimli çocuk, genç ve yetişkinlerin eğitimlerini, bireyselleşmelerini ve istihdam edilmelerini destekleyerek hayatın her alanında yer almaları için faaliyetler yürüten İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı’na (İZEV) Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile hibe desteği sağladık. Hibe kapsamında Vakfın organizasyonel yapısını güncellenmek için çalışmalar yapan İZEV’in Genel Sekreteri Merve Kılıç ile kurumsal hibe deneyimlerini, COVID-19 salgının çalışmalarına etkisini ve İZEV’in gelecek planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile hangi kapasite gelişim başlığında, ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? Bu tür bir kurumsal desteğin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu?

Kurumsal hibe ile aldığımız finansal destek ve kapasite gelişim kapsamındaki mentor desteği, Vakfımızın 30 yıllık kurumsal altyapısını güncellememiz ve kurumsallaşma sürecini tamamlamamız konusunda büyük destek sağladı. Bunun yanında personel ve kira giderimiz için de kaynak oluşturuldu. Bu desteklerin İZEV gibi özel sektör tarafından finanse edilmeyen, siyasi angajmanı bulunmayan, destek gruplarından maddi katılım talep etmeyen ve yalnızca yaptığı faaliyetlerle sürdürülebilirliğini sağlamaya çalışan sivil toplum kuruluşları için çok faydalı olduğuna inanıyoruz. İZEV Ailesi adına desteğiniz için tekrar teşekkür ederiz.

Dezavantajlı ya da risk altındaki toplulukların COVID-19 salgınından daha olumsuz şekilde etkilendiğini görüyoruz. Bu durumun birlikte çalıştığınız özel gereksinimli bireyler üzerindeki etkilerinden ve bu süreçte ortaya çıkan ihtiyaçlardan bahseder misiniz?

Vakfımızın destek verdiği özel gereksinimli bireyler haftada 5 gün tam zamanlı yürütülen Bağımsız Yaşam Evi programımıza devam ediyordu, bu program sayesinde bağımsız yaşam becerilerini sürdürüyor, sosyalleşiyor ve mesleki eğitim programlarına dahil oluyorlardı. COVID-19 salgını sebebiyle öncelikli riskli grupta bulundukları ve bu konuda bilgilendirilmeleri gerektiği için salgından olumsuz şekilde etkilenecekleri bekliyorduk. Bağımsız Yaşam Evi programına devam edemeyecekleri için de eğitim, sosyalleşme ve kaynaşma çalışmaları da kesintiye uğrayacaktı. Fakat Vakıf olarak Mart ayında acilen gönüllülerimiz ve ekibimizle çevrimiçi bir çalışma grubu oluşturarak İZEV Online-Evde Destek, Sosyalizasyon ve Eğitim Programını hazırladık. Bu sayede birlikte çalıştığımız özel gereksinimli bireylerin COVID-19 konusunda bilinçlenmelerini, eğitimlerine devam etmelerini ve kaynaştırma çalışmalarına katılmalarını sağlayacak projemizi hayata geçirdik.

Proje, 35 özel gereksinimli birey ve ebeveynleri, seçili lise öğrencileri ve sektör öncülerinin katılımıyla 15 Mart’tan bu yana devam ediyor. Gençler teknoloji kullanımından ilkyardıma, aikidodan Fransızca’ya uzanan geniş bir müfredatla haftada 5 gün çevrimiçi eğitim alıyor. Bu yenilikçi çalışmaların çıktıları bizleri de şaşırttı çünkü hem onlar hem de aileleri evde ve yeni normal şartlarında geçen aylarda hiçbir kaybın yaşanmadığını, yetkinliklerinin de her geçen gün artığını ifade ediyorlar. Bu projemizi İstanbul geneline yayabilmek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile görüşme halindeyiz, hedef kitlenin acil ihtiyacını çözmek için model programımızın büyük fayda sağlayacağına inanıyoruz. Projemiz Ocak ayına dek devam edecek, COVID-19 gündeminin sürmesi halinde ise Haziran ayına uzatılacak.

COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin hayatın diğer alanlarında olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarında da değişikliklere sebep olduğunu biliyoruz. Bu durum İZEV’in genel faaliyetlerini ve Bağımsız Yaşam Evi’ndeki çalışmaları nasıl etkiledi? Çalışmalarınıza devam etmek için kullandığınız yöntemler varsa bizimle paylaşır mısınız?

Önceki sorunun yanıtında bahsettiğimiz gibi Bağımsız Yaşam Programımızı geliştirerek çevrimiçi platforma taşıdık. Gönüllülerimizle eskisinden daha sık bir araya geliyoruz, çevrimiçi toplantı deneyimleri bizi daha kolay iletişim sağlayabilen bir grup haline getirdi. Bu iletişimi devam ettirebilmek için özel Whatsapp grupları oluşturduk. Vakıf binamızın en az bir yıl daha kalabalık grupları ağırlayamayacağını ve maliyetinin daha küçük bir yapıya taşınarak düşürülebileceğini gördük. Bu sebeple de tek katlı bir merkeze taşınıyoruz. İZEV olarak yoğun bir şekilde saha etkinlikleri düzenleyen bir ekiptik, COVID-19 nedeniyle bu çalışmaların gerçekleşemeyeceğini öngördüğümüz için onları da çevrimiçi yapıya taşımak üzere bir program hazırladık. Etkinlik odaklı gelir modelimizi de ürün satışlarıyla değiştirmek üzere harekete geçtik. Ekim ayında e-ticaret sitelerinde İZEV’in ürün dükkanları açılıyor olacak. Böylece ekonomik olarak Vakfın ihtiyaçlarını karşılamak konusunda zorluk yaşamadan 2020 yılını tamamlamayı hedefliyoruz.

İZEV’in gönüllülük programı olan Duvar Yıkıcılar çalışmalarına çevrimiçi olarak devam ediyor. Vakfınızın çevrimiçi gönüllülük programı ne şekilde ilerliyor? Çevrimiçi bir gönüllülük programı yürütmenin Vakfınız açısından olumlu ve olumsuz yönleri neler?

Duvar Yıkıcılar Gönüllülük Programı İZEV’in hem saha çalışmaları hem eğitim çalışmaları hem de farkındalık çalışmaları için 3 ayrı başlıkta gönüllü havuzunu geliştirmeyi planladığımız bir proje. Bu başlıklardan ikisi şuan COVID-19 nedeniyle askıya alındı. Buna rağmen, oluşan gönüllü havuzu çevrimiçi eğitimler için ihtiyacımız olan gönüllülere erişimimizi sağladı. Duvar Yıkıcılar programının kapsamı daralsa da ihtiyaçlarımıza cevap verecek bir yapıda ve aktif olarak devam ediyor.

İZEV’in gelecek dönem planlarından bahseder misiniz? Önümüzdeki dönemde hangi alanlarda, ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Gelecek dönem için çalışmalarımızı eğitim, farkındalık, mesleki eğitim ve farkındalık başlıkları altında planlıyoruz. Çevrimiçi Eğitim Programımıza devam edeceğiz ve programın faydalanıcı sayısı da artarak devam edecek. Yaşam Hakkı-Duvar adıyla hazırladığımız ve 14 ödülle 2018-2019 yıllarında Vakfımızı uluslararası anlamda tanınan bir kurum olarak konumlamamazı sağlayan projemizin 2. etabı ve devam klibi için hazırlık yapıyoruz. Yine uluslararası müzik tarihinin en sevilen şarkılarından birinin telifini almayı başardık, çok yakında ilk duyurularını çıkacağımız farkındalık projemizin “Yaşamda Ol Benle Ol” adıyla lansmanı yapılacak ve Aralık ayında yayına girecek. Bunun yanı sıra, üç özel gereksinimli bireyimize özel ve onların da pay sahibi olduğu üç marka hazırlıyoruz. Her markanın modelliğini ve temsilciliğini de özel gereksinimli bireyler yapacak. Bu çalışma da diğer çalışmalarımız gibi dünyada ilk kez özel gereksinimli bireyler için ve onlar tarafından Vakfımız himayesinde gerçekleşecek. Bu proje için de çok heyecanlıyız.

Arada Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Arada Derneği, herkes için fırsat eşitliği yaratmak amacıyla kadınlar, LGBTİ+ bireyler, engelliler ve çocuklarla sanatı merkeze alan sosyal uyum faaliyetleri gerçekleştiriyor ve başta performans sanatları ve görsel sanatlar olmak üzere disiplinlerarası sanat konularında çalışmalar yapıyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde sağladığımız hibe ile bir kaynak geliştirme sorumlusu istihdam ederek kurumsal görünürlüğünü artırmak ve kaynak geliştirme kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapan Arada Derneği hibe sürecini tamamladı. Arada Derneği’nden Serkan Bozkurt ve Evrim Doğan ile derneğin COVID-19 salgını ile başlayan süreçte yaptığı çalışmaları, salgının kültür-sanat alanına etkilerini ve Arada’nın gelecek dönem planlarını konuştuk.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe ile ne tür çalışmalar gerçekleştirdiniz? Kurumsal gelişim alanında odaklandığınız konu başlıklarından ve Fonun derneğinize katkılarından bahseder misiniz?

Kurumsal hibe ile kapasite geliştirme alanında yeni fon kaynakları yaratma, kurumsal iletişim stratejilerini geliştirme, bireysel bağışçılar bulma, gönüllü yönetimini geliştirme üzerine çalıştık. Festival veya diğer sanat projelerimiz için bu iletişim stratejisini kullanarak sosyal medya takipçilerimizi artırdık. Çalışmalarımıza daha fazla destek bulmak için çevremize yönelerek bireysel bağış toplama yoluna gittik. Böylelikle faaliyetlerimizi daha etkin şekilde gerçekleştirebildik. Kapasite Gelişim Bileşeni bize bulunduğumuz konum ile varmak istediğimiz yer arasındaki yolu çizmemiz için daha net bir harita oluşturdu.

Şubat 2020’de gerçekleştirdiğiniz 9. Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali beden ve cinsiyet politikalarını odağına aldı. Arada Derneği, sanat ile beden ve cinsiyet politikaları arasında nasıl bir bağ kuruyor? Bu yaklaşım festivaldeki çalışmalara ne şekilde yansıdı?

Küratörlüğünü Serkan Bozkurt’un yaptığı 9. Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali’nde disiplinlerarası bir bakış açısı ile saç, beden ve cinsiyet üzerine yapılan araştırmaları farklı yaklaşımların yer aldığı sanat eserleri ile bir araya getirdik. Beden ve özellikle saç üzerinden yaratılan stereotipler üzerinden güzellik olgusunu ve bunun getirdiği dışlamaları ve ötekileştirmeleri incelemek istedik.

Farklı varoluşların, bedenlerin birbirini anlaması ve birbirine yer vermesi, bir arada yaşayabilmek için önemli. Arada Derneği olarak sosyal içerme ve bir aradalık kavramımızı, dışlanmış, bastırılmış ve şiddete maruz kalmış cinsel kimliklerin ve farklı bedenlerin söylemlerini üreten queer ve feminist sanatçılara festivalde yer vererek, bu kimliklerin görünürlüğü artırarak ve söylemlerini bir araya getirerek güçlendirmek istedik.

Bedenler ve onların üzerine dayatılan cinsiyet politikalarına karşı “Her beden biricik ve kendi kimliğini ve söylemini oluşturması açısından önemlidir” diyerek bu festivalin konseptini oluşturduk. Festivalin sloganı ‘Kel Ama Kıllı’ hem absürt hem de dikkat çekici oldu.

Bedeni ve beden üzerindeki farklılıkları en çok görünen ve hakkında konuştuğumuz saç üzerinden konuşmak ve bunun üzerinden mevcut duruma göz atmak istedik.

Hem Türkiye’de hem dünyada salgının en çok etkilediği alanlardan bir tanesi de kültür sanat çalışmaları oldu. Arada Derneği olarak çalıştığınız alanda önümüzdeki dönemde ne gibi değişiklikler yaşanmasını bekliyorsunuz?

COVID-19 salgını döneminden en çok etkilenen alanlardan biri kültür sanat ve özellikle de görsel sanatlar ile performans sanatları oldu. Her ne kadar açık havada gösteriler ve konserler düzenlenmeye çalışılsa da her geçen gün iptalleri duyuyoruz. Bu dönemde en çok etkilenenlerden biri performans sanatçıları oldu. Özellikle bağımsız çalışan sanatçılar, seyircileri ile buluşamadı ve şu an çok ciddi maddi sorunlar yaşıyorlar. Türkiye’de ne yazık ki bu alanda yapılan çalışmalar çok yetersiz kalıyor. Çoğu sanatçı çalışma alanlarını değiştirdi, diğerleri sosyal medya kanalları ile izleyiciler ile buluşmaya çalışıyor. Ama sosyal medya henüz birebir iletişimin verdiği karşılıklı etkileşimi oluşturacak bir iletişim kanalı değil. Bu yüzden hem Türkiye’de hem dünyada sosyal mesafe dikkate alınarak seyirci ile bir araya gelmek için farklı araştırmalar yapılıyor. Bu sırada sosyal medya bu konudaki tartışmaların sürdürülmesi için özgür bir alan sağlamak için kullanılıyor. Sanatçılardan oluşan Arada Derneği olarak biz de bu dönemde farklı araştırmalar yaparak ayakta kalmaya ve diğer yandan da bir dayanışma ortamı yaratarak alana hizmet etmeye çalışıyoruz.

COVID-19 salgını döneminde başlattığınız Aradalık Çevrimiçi Seminerleri’nin amacından ve bu zamana kadar ele aldığınız konulardan bahseder misiniz?

Aradalık seminerlerini, yaklaşık 10 senedir üzerinde çalıştığımız Aradalık kavramı üzerinden oluşturduk. Amacımız bu alanda görsel ve yazılı yayınlar hazırlayarak konuyla ilgili araştırmalar yapmış akademisyenler, aktivistler ve diğer ilgilileri bir araya getirmek, Aradalık kavramının kapsayıcılığını göstermek ve Türkiye’de disiplinlerarası bakış açısını geliştirmeye katkı sağlamaktı. Bu nedenle Arada Derneği’nin aradalık grupları olan mülteci, göçmen, çocuk, kadın, engelli, LGBTQİ+ çalışma alanlarından ve kültür sanat çalışmalarından disiplinlerarası araştırmacılara ulaştık. İlk seminerde salgın döneminde tam merkezinde kaldığımız aradalık halini antropontolojik (insan-varlık felsefesi) açıdan değerlendirdiğimiz bir felsefe semineri düzenledik. Sonrasında hem Türkiye hem dünyaya coğrafi olarak aradalık kavramını Hibritleşme ve Küreselleşme açısından gözden geçirme fırsatımız oldu. 3. seminerde tekrar ana konumuz Göçmenlik olarak Aradalık’a dönerek göçmenliğin nedenlerini, demografik sonuçlarını ekonomik ve politik açıdan inceledik. Son olarak 19 Eylül’de Göçmenlik ve Müzik olarak Aradalık seminerimizi gerçekleştirdik. Devamında Ekim ayında Sakatlık ve Aradalık konusunda İdil Seda Ak ile bir buluşma gerçekleştireceğiz.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. Arada Derneği olarak önümüzdeki dönemde çalışma alanlarınız veya çalışma biçimlerinizle ilgili değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz?

Arada ekibi olarak 10 yıldır sosyal içerme üzerine ve sanatta fırsat eşitliği alanında çalışan bir kurumuz. Festival ve diğer uluslararası projelerimizle Meksika, Hindistan, İngiltere, İran, Avusturya, Hollanda, Finlandiya, Rusya gibi dünyanın birçok yerinden sanatçılar ve dezavantajlı bireylerle çalışmalar yapan kurumlarla iş birlikleri geliştirdik. Bu iş birlikleri sonucu farklı sanat ve sosyal içerme projeleri üreterek yeni deneyimler kazandık, bakış açımızı daha da genişlettik. Bu deneyimimizi Türkiye’deki diğer STK’lar ve aktivistlerle paylaşmak için festival ve sosyal içerme projelerimizi daha çok sosyal medya üzerinde devam ettirmeyi istiyoruz. Sanat alanındaki hareketi sürdürmek ve salgın döneminde söz konusu dezavantajlı gruplara sanatçıların da dahil olduğunu düşünerek, çalışmalarımızı özellikle LGBTİ, kadın, engelli sanatçılar başta olmak üzere kendi varoluşları ve etkileşimlerini sürdürebilmeleri üzerine yoğunlaştırmak istiyoruz. Salgın dönemine özel olarak hem sosyal medyayı en verimli şekilde kullanarak hem de açık havada sosyal mesafe önlemlerini göz önünde bulundurarak önümüzdeki sene engelliler ve toplumsal cinsiyet alanlarında planladığımız iki uluslararası projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ayrıca Aradalık Çevrimiçi Buluşmaları’nı görsel ve basılı yayına dönüştürmek için çalışmalara da başladık.

Kurumsal Destek Fonu’na Yapılan Başvuruları Değerlendirdik

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak üzere çalışan sivil toplum kuruluşlarının kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerine destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminin başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

Sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte öne çıkan kurumsal çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Kurumsal Destek Fonu’na yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı metine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 Döneminde Desteklenecek Sivil Toplum Kuruluşları Belirlendi

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerinin güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla Dalyan Foundation, Kahane Foundation, Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde hibe vereceğimiz STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 9 STK’ya toplam 688.440 TL hibe desteği sağlayacağız.

Hibe almaya hak kazanan STK’lar ve yapacakları çalışmalara ilişkin bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Açık Alan Derneği: Sosyal, ekonomik ve kültürel olarak farklı kesimlerden başta gençler olmak üzere kadınlara ve çocuklara yönelik hak temelli bir bakış açısı ile eğitim alanında çalışmalar gerçekleştiren Açık Alan Derneği, Çimenev Bilim Sanat Merkezi’nde ekonomik olarak risk altındaki çocuklara yönelik okul devamsızlığını önlemek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Dernek, yoksullukla mücadele etmek amacıyla hayata geçirdiği Derin Yoksulluk Ağı ile salgın sürecinde temel ihtiyaçlara erişmekte zorlanan ailelerle bağışçıları buluşturan bir platformun yürütücülüğünü de yapıyor. Kurumsal Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation ile beraber desteklediğimiz Açık Alan Derneği, kaynak çeşitliliğini artırmak ve finansal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere çalışmalar yapacak.

Bütün Çocuklar Bizim Derneği: Okul öncesi ve ilkokul birinci sınıftaki çocukların eğitimsel ve yaşamsal ihtiyaçlarının giderilmesine destek olmak amacıyla okullarda çalışmalar gerçekleştirerek çocukların sağlıklı gelişimlerine katkı sunan dernek, bu alandaki ekonomik, sosyal, hukuki, psikolojik ve kültürel her türlü engele karşı mücadele ediyor. Bütün Çocuklar Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile bütünsel yönetim yaklaşımını kuvvetlendirmek amacıyla organizasyon yönetimi başlığı altında çalışacak.

Dem Derneği: İşiten toplum ile işitmeyen toplum arasında acıma duygusundan uzak diyalog alanları yaratmayı ve kolektif şekilde çözümler üretmeyi amaçlayan Dem Derneği, iletişim seminerleri ve farklı paydaşlıklar ile çeşitli farkındalık faaliyetleri düzenliyor ve Türk İşaret Dili eğitimlerini dijitalleştirdikleri sosyal girişimleri bukalemun.co ile Türkiye’deki herkesin işaret dili bilgisini kazanmasını sağlıyor. Dem Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında verdiğimiz hibe ile derneğin dijital platformlara yönelik proje geliştirme kapasitesini artırmak üzere çalışmalar gerçekleştirecek.

Rengarenk Umutlar Derneği: Rengarenk Umutlar Derneği, başta Sur bölgesi olmak üzere Diyarbakır’daki dezavantajlı mahallelerde yaşayan, risk altında, ayrımcılığa maruz kalmış kadın ve çocukların fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla faaliyet gösteriyor. Dernek, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile çalışmalarında, sahada ve çocuk hakları alanındaki sosyal etkisini ölçmek üzere kurumsal kapasitesini geliştirmeyi amaçlıyor.

Tarih Vakfı: Tarih Vakfı, Türkiye’de bireylerin tarihe bakışlarına yeni bir içerik, zenginlik kazandırmayı ve tarihi mirasın korunmasını köklü bir duyarlılıkla, geniş toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu amaçla, tarih alanında oluşturulacak eleştirel, alternatif ve çok sesli eserlerin, kaynakların ve referansların öncelikli olarak öğrenciler, öğretmenler ve akademisyenler olmak üzere farklı hedef kitleler arasında yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Tarih Vakfı, Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile sağladığımız hibe ile finansal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere yeni kaynak modelleri geliştirmek için çalışmalar yapacak.

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği (TTM): Tarlabaşı semt sakinlerine eğitsel, sosyal ve psikolojik destek sağlamak amacıyla çalışan TTM, bölge sakinlerinin kent yaşamına eşit katılımını desteklemek üzere hak temelli çalışmalar yapıyor. TTM, Kurumsal Destek Fonu kapsamında Kahane Foundation finansmanı ile sağladığımız hibeyle derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak için kaynak geliştirme ve iletişim alanında çalışmalar yapmayı planlıyor.

Temiz Giysi Kampanyası Derneği: Tekstil işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini amaçlayan Temiz Giysi Kampanyası Derneği tekstildeki çalışma şartları, üretim metotları ve kullanılan kimyasallar hakkında araştırmalar yapıyor; tüketici aktivizm kampanyaları düzenliyor; markalar, işçi sendikaları, STK’lar ve devlet kurumları ile savunuculuk ve lobicilik faaliyetleri düzenliyor, daha fazla işçinin meslek hastalıklarından korunma ve tedaviye erişebilmesi için bilgilendirme çalışmaları yürütüyor. Temiz Giysi Kampanyası Derneği, Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe ile iletişim stratejisi oluşturmak ve uygulamak için çalışacak.

Toy Gençlik Derneği: Toy Gençlik Derneği (TOY), gençlerin kendilerini ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine aktif katılımını, akranlar arası yatay öğrenme ortamlarının yaratılmasını, gençlerin gönüllülük bilinci ile tanışmasını sağlamak adına sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel konularda yerel, ulusal ve uluslararası alanlarda çalışmalar yürütüyor. TOY, fon kapsamında sağladığımız hibe ile derneğin gençlik alanı ile ilgili savunuculuk ve lobicilik faaliyetlerini çevrimiçi olarak sürdürmeyi ve geliştirmeyi planlıyor.

Yeryüzü Derneği: Sürdürülebilir yaşam prensiplerinin hayata geçirilmesini, ekolojik, paylaşımcı ve doğayı koruyan toplum yaratılmasını sağlamak amacıyla çalışan Yeryüzü Derneği bu kapsamda kent bahçeleri ve gıda toplulukları oluşturuyor, tohum takas ve ileri dönüşüm şenlikleri düzenliyor, bu konularda kampanyalar, çalıştaylar ve eğitim faaliyetleri düzenliyor. Kurumsal Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe sağladığımız dernek iletişim alanında kurumsal kapasitesini iletişim geliştirmeyi hedefliyor.