Tag

proje desteği arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

2020 Yılı Faaliyet Raporumuz Yayımlandı

By | Genel

Sivil Toplum için Destek Vakfı (STDV) olarak 2020 yılında geliştirdiğimiz kurumsal işbirliklerimiz, bağışçılarımıza yönelik düzenlediğimiz etkinlikler, hayata geçirdiğimiz fonlar ve bu kapsamda desteklediğimiz sivil toplum kuruluşlarına (STK) ve çalışmalarına ilişkin bilgilerin yer aldığı faaliyet raporumuz yayımlandı. Raporda, Vakfımızın 2016-2020 yılları arasında dağıttığı hibe miktarına dair verilerin yanı sıra  2020 yılı Bağımsız Denetim Raporumuz da yer alıyor. 

Salgın koşulları nedeniyle güncellediğimiz hibe stratejimiz doğrultusunda, 2020 yılında Elazığ-Malatya depremi, COVID-19 salgını ve İzmir depremi ardından oluşan ihtiyaçlara ve sivil toplumun sahadaki çalışmalarına destek vermek amacıyla ilk kez Acil Destek Fonu’nu hayata geçirdik. STDV bünyesinde bir grup bağışçı tarafından yoksullukla mücadele amacıyla kurulan Cemre Fonu’nu, Vakfımızın ana tematik fonlarından olan Çocuk Fonu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu ve Kültür Sanat Fonu’nu; ve STK’ların kapasite gelişim alanlarını desteklediğimiz Kurumsal Destek Fonu’nu da bu dönemde hayata geçirdik. 

2016-2020 yılları arasında STK’lara 134 hibeyle toplam 6.254.088 TL finansal destek sağlarken; bu desteklerden toplam 3.079.776 TL’ye denk gelen 52’sini 2020 yılında dağıttık. Bu hibelerin 29’unu kurumsal destekler 23’ünü ise proje destekleri için aktardık. STK başına dağıttığımız ortalama hibe tutarı ise 2020 yılında 59.226 TL’ye ulaştı.

2020 yılında yaptığımız çalışmalar ve hibe programlarımıza ilişkin detaylı bilgilerin yer aldığı Faaliyet Raporumuza buradan ulaşabilirsiniz. 

 

Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği ile İZ Bırakıyoruz Projesini Konuştuk

By | Her Yaşta Fonu

Toplumsal barışa hizmet edecek önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin toplumun her kesimi tarafından erişilebilir olması için çalışmalar yapan Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği (Bir İZ) başta kadınlar, mülteciler, çoçuklar ve yaşlılar olmak üzere bireyi güçlendirmeyi merkeze alan projeler yaparak ruh sağlığı hizmetlerinin tüm toplum için erişilebilir olmasına katkı sağlıyor. AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu kapsamında İZ Bırakıyoruz projesini hayata geçirecek olan dernek, 65 yaş üstü toplam 60 kişinin öz yaşam hikayelerini anlatı yolu ile kayda geçirerek, psikososyal iyilik hallerini güçlendirecek. Tıp, psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümlerinden 30 öğrenci tarafından yapılacak bu görüşmeler öğrencilerin görüşme becerilerinin gelişmesine de katkı sağlayacak. Proje kapsamında 6 otobiyografik görüşme, 3 grup çalışması ve 30 öğrencinin gerçekleştirdiği görüşmelerin değerlendirildiği 6 adet süpervizyon toplantısı düzenlenecek. Bir İZ, proje için oluşturulacak internet sitesi ve hazırlanacak rapor ile hazırlanan hikayelerinin ve proje bulgularının daha geniş bir kitleyle paylaşılmasını sağlayacak.

Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği Genel Koordinatörü Ayberk Çelikel, Yönetim Kurulu Üyesi Klinik Psikolog İnanç Sümbüloğlu ve İz Bırakıyoruz Proje Sorumlusu Mert Ongun ile toplumsal ruh sağlığının önemini, COVID-19 salgınının ruh sağlığı üzerindeki etkilerini ve proje kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk. 

Bir İZ Derneği, Her Yaşta Fonu kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Bir İZ olarak 2013 yılında bir grup aktivist ruh sağlığı uzmanı, eğitimci, sivil toplum ve özel sektör danışmanı tarafından kurulduk. Çalışmalara başladığımız günden bugüne, toplumsal barışa hizmet edecek önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin okullardan cezaevlerine, özel sektör kurumlarından sivil toplum örgütlerine kadar toplumun her kesimi tarafından erişilebilir olması hayalini ve umudunu diri tutmayı amaçladık. Kuruluşumuzdan bu yana kadın, çocuk ve mülteciler başta olmak üzere bireyi ve toplumu güçlendirmeyi merkeze alan projeler geliştiriyor; eğitsel kutu oyunları, materyaller ve programlar üretmeye devam ediyoruz. Son olarak, 2019 Aralık ayında 2. fazı Avrupa Birliği tarafından fonlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile işbirliğinde yürütülen YanYana ‘Türkiye’nin Her Yerinde projemiz kapsamında geliştirilen psikososyal destek programlarını, 10 farklı şehirde uygulayıcı psikolojik danışmanlarımız ile öğrenci ve velilerle buluşturuyoruz. 

Yürüttüğünüz çalışmalarla toplumun ruh sağlığına duyarlı yaklaşımlar geliştirdiğinizi biliyoruz. Toplumsal ruh sağlığı nedir ve toplumun parçası olan bireyler üzerinde nasıl etkileri vardır?

Bir İZ Derneği olarak sağlıklı olma halini sadece hastalıkların olmadığı bir süreç olarak tanımlamıyor, sağlığı tüm sosyal bileşenleri ile birlikte değerlendiriyoruz. Bireyin ruh sağlığının içinde yaşadığı toplum ve topluma ait olan sosyolojik, politik, sosyal, ekonomik ve ekolojik bileşenler ile yan yana olduğunun farkındayız. Bu nedenle bireyin ruh sağlığını etkileyen tüm sosyal bileşenleri gözeten çalışmalar yapabilmeyi hedefliyoruz. Ayrımcılık, göç ve mülteci olma deneyimi, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, çocuk ihmal ve istismarı, kadın ve çocuklara yönelik şiddet, erken yaşta evlilikler, afetler, intihar, bağımlılık gibi bireyin ruh sağlığını doğrudan etkileyen tüm toplumsal başlıkları toplum ruh sağlığı alanında çözüm bekleyen sorunlar olarak ele alıyoruz. Vikram Patel’in de dediği gibi tüm ülkelerin ruh sağlığının geliştirilmesi alanında gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer aldığına inanıyoruz. Ruh sağlığının fiziksel sağlığın ve yaşam kalitesinin en önemli kaynağı olduğunun farkında olarak, toplumsal düzeyde ruh sağlığı yaklaşımını ruh sağlığını teşvik etmek, gelecekteki olası ruh sağlığı sorunlarını önlemek ve ruh sağlığı sorunları oluştuğunda tedavi ve izlemi uygulamak olarak tanımlıyoruz. 

Yaptığınız çalışmalar doğrultusunda, COVID-19 salgını ve bu kapsamda alınan önlemlerin bireyler üzerinde ne tür sosyal ve psikolojik etkileri olduğunu gözlemliyorsunuz? Ortaya çıkan bu etkileri iyileştirmek amacıyla ne tür destekleyici önlemler alınması gerekiyor?

COVID-19 salgınının ruh sağlığı alanında farklı başlıklarda olumsuz sonuçlar doğurduğunu gözlüyoruz. Çocukların psikososyal gelişimi, 65 yaş üstü bireylerin topluma katılımı ve iyi hissetmeme halinde artış, mültecilerin deneyimlediği yoksunluklar, psikiyatrik hastalıkları olan kişilerin tedaviye erişiminde yaşanılan sorunlar, madde kullanımı ve duygu durum bozukluklarında artış, sağlık çalışanları özelinde tükenmişlik gibi psikososyal sağlık sorunlarını hızlıca sayabiliriz. 

İnsan sosyal, ilişkisel, spontane ve eylem açlığı içinde yaşayan bir varlık olması nedeni ile toplumsal etkileşimlere ihtiyaç duyuyor, topluma katılmak ve üretken olmak istiyor. En temel ihtiyacımız, anlamlı ve işlevsel hissetmek. Belirsizlik ise insan beyninin baş etmekte çok zorlandığı bir deneyim. Bu nedenlerle COVID-19, insan olma yolculuğumuzda müdahale bekleyen ciddi psikolojik sonuçlar yaratıyor.

Risk altında olan bireyler (çocuklar, 65 yaş üstü bireyler, mülteciler) öncelikli olmak üzere farklı başlıklarda bireyin ve toplumun ruh sağlığının geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Okul odaklı psikososyal sağlığı geliştiren çalışmalara ihtiyaç olduğunu gözlüyoruz. 65 yaş üstü bireylerin yaşamda anlamlı ve işlevsel hissetmesine ilişkin çalışmaları önceliyoruz. Sağlık çalışanlarının ve çalışma yaşamı içinde olan tüm yetişkinlerin tükenmişliklerini ve verimliğini artıracak çalışmalara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Toplum ruh sağlığı alanında kronik ve uzun süredir çözüm bekleyen sorunların yanı sıra COVID-19 döneminde ebeveynlerin çocukları ile ilişkilerini geliştiren, salgın koşulları nedeniyle edindikleri yeni sosyal rolleri içselleştirmelerinin ve aynı evde geçirilen zamanın artmasıyla çift ilişkilerinde açığa çıkan sorunlara yönelik ihtiyaçlarının önem kazandığı görüşündeyiz. 

Hibe desteğimizle İZ Bırakıyoruz projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

İnsan, hikâye anlatan bir varlıktır. Her birey kendinde ve çevresinde gördüğü, deneyimlediği olayları bir hikâye örgüsü içinde anlatır. Bu anlatılan hikâye kişide belirli duygular ve düşünceler uyandırır. Kişinin kendi yaşam hikayesini anlatması belki de yaşamamızda en önemli hikayelerden biri olarak değerlendirilebilir. Psikolog Erik Erikson, 1963 yılında insanların belirli yaş aralıklarında spesifik yaşam görevleri olduğundan ve bu görevlerin başarıyla yerine getirilmesi durumunda sosyal ve duygusal açıdan bir kazanç elde edeceğinden bahseder. Psikososyal gelişim dönemleri olarak adlandırılan teoride; yeni doğan bir çocuk için en önemli görev annesiyle sağlıklı bir bağ kurmak, bir ergen için sağlıklı bir kimlik geliştirebilmek, bir yaşlı yetişkin birey içinse yaşamının acı-tatlı bir anlama ve bütünlüğe erişme duygusu olduğu ifade edilir. Yaşlı yetişkinlik evresinde bireyler özellikle bu gelişim dönemine özgü olarak geriye dönüp yaşadığı hayata dair bir değerlendirme yapar. Geriye dönüp bakmanın doğal bir sonucu olarak yaşam yeniden gözden geçirilir. Bu gözden geçirmenin ardından olumlu bir değerlendirme hayata ve kendine dair bütünlük hissinin sağlanması anlamına gelirken, olumsuz bir değerlendirme umutsuzluk ve depresif duygular oluşturabilir. Tam bu noktada özellikle salgın dönemindeyken birçoğumuz gibi yaşlı yetişkinlerin toplumsal hayattan izole olmaları; hikayelerin anlatılmasını, yaşamın değerlendirilmesini ve bu hikayelerdeki tecrübelerin başka insanlarla paylaşılmasını etkiledi. Bununla birlikte yaşlı yetişkinlerin gelişimsel dönemlerini sağlıklı bir şekilde yaşamaları zorlaştı.

Proje kapsamında yaşlı yetişkinlerin sistematik sorularla yaşamlarını yeniden gözden geçirmelerini, acı-tatlı tüm yönleriyle anlamlı bir bütünlük hissini oluşturabilmelerini, hikayelerini yeniden yazarak hayata yeni bir anlam katabilmelerini ve iyi oluş hallerini desteklemeyi aynı zamanda da bu hikayelerin anlatılarak toplumsal hafızaya kazandırılmasını amaçlıyoruz. Amaçlarımız kapsamında hikayelerin, projemizdeki faaliyetlerin yer alabileceği bir internet sitesi, görüşmelerin yapılabilmesi için psikolojik danışmanlık, psikoloji ve tıp okuyan 30 üniversite öğrencisine kapasite geliştirme eğitimi verilmesi, 60 yaşlı yetişkinin otobiyografilerinin yazılı kayda geçirilmesi, yaşlı yetişkinlerin grup desteğinden faydalanmaları için 3 ayrı grup çalışması yapılması, görüşmecilerin süreci etik ilkeler çerçevesinde daha sağlıklı ve işlevsel yürütmesi için 6 süpervizyon toplantısı yapılması, proje çıktılarının paylaşılması için kapanış toplantısı yapılması ve sürece, çıktılara dair değerlendirme raporu yazılması hedefleniyor.

Proje kapsamında 65 yaş üstü kişilerin öz yaşam hikayelerini kayda geçirmek için anımsama terapisi tekniğini uygulayacaksınız. Öncelikle anımsama terapisi tekniğinden bahsedebilir misiniz? Bu tekniği kullanmanın ve öz yaşam hikayelerini kayıt altına almanın yaşlılık alanında yapılan çalışmalara nasıl bir katkısı var?

Gerontolog ve psikiyatrist Robert N. Butler yaşamı gözden geçirme kavramını ilk ortaya atan kişidir. Yaşamı gözden geçirmenin bir gereksinim olduğunu; insanların yaşadıklarını, hissettiklerini, aklından geçenleri onları dinlemeye istekli olan kişilere anlatmanın kişinin yaşantısını yeniden anlamlandırmak, yeniden bütünleştirmek açısından faydalı olduğunu ifade eder. Bu sayede kişi hayatında yeni anlamlar üretebilir. Ülkemizde 65 yaş üstü kişiler bazında düşünüldüğünde yaşamın farklı bir evresinde olan bireyler emeklilik hayatına geçmekte, önceden olduğu kadar aktif ve üretken bir hayat sürmekte zorlanabilirler. Bu noktada hikayelerin anlatılması 65 yaş üstü bireylerin değişimlere uyumunu sağlayabilir. Yaşamı gözden geçirme tekniği uygulanırken kişinin çocukluk, ergenlik, gençlik ve yetişkinlik gibi yaşam dönemleri üzerinden ilerleyerek birey için dönüm noktalarının, önemli yer tutan olayların, eğitim hayatının, aşk hayatının, kariyerin, hayatın amacının, kişisel değerlerin anlatılmasını teşvik ederek içgörü kazanmayı, bütünlük hissine ulaşmasını aslında yaşamı pişmanlık olmadan olduğu gibi kabul edebilmeyi amaçlar. Her bir görüşme sorularla yapılandırılarak ilerler ve en sonunda ortaya çıkan hikâye bütünleştirilir. 

Yaşamı gözden geçirme ile ilgili yapılan çalışmaları incelediğimizde bu yöntemin özellikle 65 yaş üstü bireylerle kullanıldığını görüyoruz. Yapılan çalışmalarda yaşamı gözden geçirme yönteminin 65 yaş üstü bireylerin yaşam doyumu, psikolojik iyi oluş, öz-saygı, kendini kabul düzeylerinde anlamlı bir artış sağladığı görülürken; inkâr, umutsuzluk, çaresizlik ve izolasyon temalarında anlamlı bir azalma olduğu bulunmuştur. 

Yaşamı gözden geçirme yönteminin uygulanmasının ülkemizdeki, nüfusun yaşlandığını da göz önüne alırsak, 65 yaş üstü bireyler için faydalı olacağına; anlatılan hikayelerin toplumsal hafızada yer alarak kazanılan tecrübelerin nesilden nesile aktarılabileceğine ve bu hikayelerin başka insanlara ilham olacağına inanıyoruz.(

Destekleri için Sivil Toplum için Destek Vakfı ve AgeSA’ya teşekkürlerimizle…

 

Çocuk Fonu Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçlarının giderilmesi ve haklarının tesis edilmesi için 0-15 yaş arası çocuklarla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal gelişimlerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2021 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 4 STK’ya toplam 359.000 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Bilim Kahramanları Derneği (Bilim Kahramanları): Bilim, bilimsel düşünce ve bilimsel farkındalığın yayılması ve teşvik edilmesi amacıyla çalışmalar yürüten Bilim Kahramanları, çeşitli ulusal ve uluslararası projeler ile 4-19 yaş arasındaki çocukların ve gençlerin erken yaşta bilimle buluşmalarını amaçlıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 91.000 TL hibe desteği sağladığımız Bilim Kahramanları, kız çocuklarının bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) kazanması; kodlama, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda deneyim elde etmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalıklarının arttırılması amacıyla Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 4. fazını hayata geçirecek. 2018 yılından beri Vakfımız tarafından desteklenen projenin 4. fazına 20 devlet okulundan 120 kız çoçuğu ve 40 koç katılacak. Bilim Kahramanları projenin bu fazının görünürlülüğünün ve bilinirliliğinin arttırılması amacıyla kız takımları ile beraber bir dijital gazete hazırlayacak. 

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği(FİSA): FİSA, çocuk haklarının korunması ve hayata geçirilmesi amacıyla, çocuk ihmali ve istismarı, çocuk işçiliği, ayrımcılık, çocuk katılımı, çocuk ve göç, engellilik ve eğitim alanlarında proje ve programlar yürütüyor. Mayıs 2019’da FİSA bünyesinde kurulan Çocuk Hakları Merkezi ise Türkiye’de özellikle çocukların maruz kaldığı hak ihlallerinin görünür kılınmasına, bu ihlal alanlarıyla ilgili bütüncül ve hak temelli politikaların ve uygulamaların geliştirilmesine, bu süreçlere sivil toplumun ve çocukların katılımı ile müdahale becerilerinin güçlenmesine yönelik çalışmalar yapıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 90.000 TL hibe desteği sağladığımız dernek, bu kapsamda Çocuk Hakları Krizi Değil! Yerel Yönetimler İçin Çocuk Hakları Temelli Kriz Yönetimi projesini hayata geçirecek. 12 ay süreyle devam edecek proje kapsamında FİSA, yerel yönetimlerin olağan koşulların yanı sıra yangın, salgın, sel gibi çeşitli kriz durumlarında da çocukların yaşam, sağlık, eğitim, barınma, beslenme, katılım hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerinin yerine getirilmesini sağlayacak ve ihlalleri önleyecek yerel politikalar ve uygulamalar geliştirmesine destek olacak. Bu amaç doğrultusunda dernek, Yerel Yönetimler için Çocuk Hakları Temelli Kriz Yönetiminde Minumum Standartlar El kitabını hazırlayacak ve farklı yerel yönetimlerle paylaşacak. ÇiğliBelediyesi, Sultanbeyli Belediyesi ve Fındıklı Belediyesi için çocuk hakları temelli kriz yönetimi eğitimleri düzenleyecek olan FİSA, bu eğitimlerin ardından katılımcı 3 belediyenin kriz durumlarına ilişkin çocuk hakları temelli bir stratejik plan hazırlamasına ve uygulamasına destek olacak. Aynı zamanda yerel yönetimler için çocuk hakları temelli kriz yönetimi konulu çevrimiçi seminerler düzenleyecek.

Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD): Tüm çocukların eğitime adil ve eşit şekilde erişimini sağlamak amacıyla çalışmalar yapan SGD, risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış gruplarla, öncelikli olarak okulu terki önlemek, kadınlara ve çocuklara hakları konusunda farkındalık kazandırmak amacıyla hak temelli çalışmalar yapıyor. SGD, Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 85.000 TL kurumsal hibe desteği ile derneğin finansal sürdürülebilirliğini geliştirmek ve bireysel bağışçılara erişimini artırmak amacıyla çalışmalar yapacak. Bu kapsamda, kaynak geliştirme çalışmalarından sorumlu olacak bir kişiyi istihdam edecek.

Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği (TOHAD): 2008 yılından beri engelli bireylerin karşılaştığı hak ihlallerinin giderilmesi üzerine çalışmalar yapan TOHAD, bu çerçevede 2015 yılından beri engelli çocuklarının sorunlarını görünür kılmak ve engelli çocukların katılım hakkını desteklemek amacıyla faaliyetler yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 93.000 TL hibe desteği sağladığımız dernek, Çocuğun Sesi Ortaklık Ağı – Çocuk Bakışıyla İnsan Hakları projesini hayata geçirecek. TOHAD ve Boğaziçi Üniversitesi’nden uzman ekipler tarafından 5 ay boyunca yürütülecek proje kapsamında, farklı şehirlerden STK’ların ve Gençlik Merkezleri’nin desteği ile belirlenecek 50 çocuk ile ön görüşmeler yapılacak. Daha sonra bu çocuklar arasından belirlenecek olan 7-15 yaş arasındaki 30 çocuk için Boğaziçi Üniversitesi’nde 5 gün sürecek 2 ayrı kış okulu düzenlenecek.  Projeye katılacak çocukların en az %30’un engelli ve dezavantajlı gruplardan olmasına öncelik verilecek. Kış okulu dahilinde hem öğrenme hem de tartışma zemininde buluşacak olan çocuklar, yaratıcı drama ve felsefe gibi eğitimlerin yanı sıra düzenlenecek atölye oturumlarında ev, sokak ve mahalle gibi çevrelerde yaşadıkları sorunları ve güncel insan hakları konularını tartışacak. Projenin ikinci ayağında ise atölyeye katılan çocuklar en az 6 farklı okulu ziyaret ederek, edindikleri bilgi ve deneyimleri akranlarına aktaracak.

 

Bilim Kahramanları Derneği Kızlar Bilimle Buluşuyor Projesinin 3. Dönemini Tamamladı

By | Çocuk Fonu

Bilim Kahramanları Derneği (Bilim Kahramanları) bilimsel düşünce ve bilimsel farkındalığın toplumun her kesiminde yayılması ve teşvik edilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor, çocukların ve gençlerin erken yaşta bilimle buluşmalarını sağlıyor. Çoçuk Fonunun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation bünyesindeki Meltem Göçer Fonu eş finansmanı ile  hibe desteği sağladığımız Bilim Kahramanları, uluslararası bir program olan Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor (FIRST LEGO League Jr) kapsamında 6-10 yaş arasındaki kız çocuklarının bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik becerileri (STEM) geliştirmelerini ve kodlama, proje geliştirme, takım çalışması, sunum yapma gibi alanlarda deneyim kazanmalarını amaçlayan Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. dönemini hayata geçirdi. Dernek,  proje kapsamında yaptığı çalışmalarla Adana,  Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Kars, Kastamonu, Kocaeli, Kütahya ve Mersin illerindeki 20 farklı devlet okulundan 20 kız takımına, 117 kız çocuğuna ve 48 öğretmene ulaştı. Aynı zamanda, kız çocukları ile çalışacak öğretmenler için robotik ve kodlama, proje geliştirme ve toplumsal cinsiyet konularında destek sağlayacak öğretmen eğitimleri düzenledi.

Bilim Kahramanları Derneği Proje Koordinatörü Özlem Özel ile yaptığımız röportajda Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3. döneminde gerçekleştirdikleri faaliyetleri, dezavantajlı grupların STEM eğitimine erişimde ve bu alanda kariyer yapma konusunda yaşadıkları zorlukları ve derneğin gelecek dönem planlarını konuştuk. 

Farklı yaş gruplarıyla yaptığınız çalışmalardan edindiğiniz deneyimleri düşündüğünüzde, STEM alanında eğitim veya kariyer yapmak isteyen, özellikle düşük gelirli topluluklardan gelen kızların karşılaştığı en büyük zorluklar neler?

Ekonomik ve sosyal zorluklar diyebiliriz. Bilim okuryazarlığını erken yaşlarda edinen, fen ve matematik becerilerini hayatlarının farklı aşamalarında kullanabilen, küresel sorunların ve çözümlerin bir parçası olabileceğinin farkında olan özgüvenli bireylerin yetişmesi için nitelikli

içeriklerin geliştirilmesini ve tüm çocuklara adil bir şekilde sunulmasını önemli buluyoruz. Fakat hepinizin bildiği üzere, devlet okullarında ve özel okullarda öğrenim gören çocuklar eğitim haklarından eşit şekilde faydalanamıyorlar. Devlet okulunda öğrenim gören çocukların özel okullarda sunulan yeni nesil eğitim uygulamalarına ve teknolojik araçlara erişimleri kısıtlı kalıyor.

Böylelikle 21. yüzyıl becerileri ile erken yaşta tanışamayan çocuklar ile teknoloji ve bilim odaklı nitelikli eğitime erişebilen çocuklar arasındaki dijital uçurum büyüyor. Örneğin, pandemi döneminde birçok çocuk  internet, bilgisayar ya da çevrimiçi derslerine katılabilmeleri için ihtiyaç duydukları teknolojik araçlar evlerinde bulunmadığı için eğitim haklarından faydalanamadılar ve derslerinden geri kaldılar.

Ekonomik farklılıkların dışında bir diğer sebep ise kız ve erkek çocukları arasındaki toplumsal eşitsizliklerdir. Toplumsal cinsiyet rolleri sebebi ile kız çocuklarının çoğunlukla evde kalması, ev işleri ile ilgilenmesi ve diğer kardeşlerinin bakımından sorumlu olması bekleniyor. Erkek çocuklarının ise kamusal alanda daha fazla yer almaları ve bilim, teknoloji gibi alanlarda daha başarılı olmaları kabul görmüş bir düşünce. Ekonomik imkansızlıklar ve kız çocuklarına karşı toplumsal ön yargılar, kız çocuklarının STEM uygulamalarına erişimlerini ve alandaki başarılarını olumsuz etkiliyor ya da kısıtlıyor diyebiliriz.

UNICEF’in gelişmekte olan ülkelerde kız çocukları ve STEM uygulamaları üzerine hazırladığı raporda “Önyargılı toplumsal cinsiyet normları, STEM konularına katılma yeteneklerinden yoksun olan kızların ve kadınların klişelerini güçlendirebilir. STEM yeteneklerine ilişkin düşük beklentiler ve sınırlı başarı fırsatları ile karşı karşıya kalan kızların özgüvenlerini, STEM’e yönelik inançlarını ve tutumlarını ve STEM kariyerlerini sürdürme istekleri olumsuz etkilenir. Bilim ve matematik alanlarında, erkeklere kıyasla kızların kendi yeteneklerine olan inancı genellikle daha düşüktür’’ (UNICEF, 2020) tespitinin yapıldığı görülüyor. Takımlardan aldığımız geri bildirimlerde kız çocuklarının STEM alanında kendilerine ve yapabileceklerine olan inançların ne kadar az olduğunu, fakat programa katılım sonrasında başardıkları ve vazgeçmedikleri için ne kadar mutlu olduklarını gördük. Bizim için önemli olan da devlet okullarında okuyan kız çocuklarına, STEM alanındaki becerilerin doğuştan gelen maddi imkanlar ya da toplumsal cinsiyet ile ilgisinin olmadığını gösterebilmek ve STEM alanlarına ve kariyerlerine dair ilgilerini ve umutlarını yeşertebilmek.

Buradan yola çıkarak çocuklar arasındaki dijital uçurumu kapatmak için devlet okullarındaki altyapı ihtiyaçlarının karşılanmasını, farklı içeriklerde nitelikli öğretmen eğitimlerinin gerçekleştirilmesini ve yeni nesil eğitimin araçlarını kapsayan içeriklerin geliştirilmesini destekliyoruz. Bunu yaparken toplumda, toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığının yaygınlaştırılmasını ve kız çocuklarının kendilerine ve yapabileceklerine olan inançlarının güçlendirilmesini önemsiyoruz.

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin üçüncü dönemini yakın zamanda tamamladınız. Projenin bu döneminde yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Çocuk Fonu kapsamında desteklenen Kızlar Bilimle Buluşuyor Projesi’nin 3. yılında, 20 farklı devlet okulundan 20 kız takımına, 117 kıza ve 48 öğretmene ulaştık. Fon sayesinde 117 kız çocuğu Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Explore 2020-2021 PLAYMAKERS: Oyun Kurucular sezonuna katılım gösterdi. Bu sezonda çocuklar herkesi spora ve harekete teşvik eden yenilikçi proje fikirleri üzerine çalıştılar. Biz de proje boyunca hem öğretmenleri hem de çocukların çalışmalarını destekleyecek çok sayıda faaliyet yürüttük.

Projemize, takımlar belirlendikten sonra takım koçlarına yönelik proje detaylarına, programın uygulama süreçlerine, programın kazanımlarına ve genel süreçlere ilişkin bilgilendirme toplantısı ile başladık. Bu toplantıda yeni sezona ve projenin ilk 2 yılında neler yaptığımıza dair ayrıntıları anlattık. Programa katılan tüm takımları, süreç boyunca yapılan çevrimiçi sezon toplantılarıyla,  e-posta ve telefon yoluyla iletişim sağlayarak  destekledik. Program kapsamında her takımın kullanacağı eğitim malzemelerinin (1 LEGO Education WeDo 2.0 Robot Seti, 1 FIRST LEGO League Explore Keşif Seti, takım üyesi kadar Mühendislik Defteri ve öğretmen sayısı kadar Takım Çalışması Kılavuzu, 1 adet tablet) gönderimini gerçekleştirdik.

Takımlar, PLAYMAKERS: Oyun Kurucular sezonu kapsamında Takım Çalışması Kılavuzu’nda yer alan yönlendirmeler rehberliğinde çalışmalarına başladılar. Süreçte takımlar geliştirdikleri fikirlerini LEGO parçaları aracılığıyla model olarak inşa ettiler. Yenilikçi fikir üretme ve model inşa etme sürecine ek olarak, hazırladıkları modellerinde  WeDo robot setlerini ve kodlama becerilerini geliştirdiler. Tüm süreç boyunca programın öz değerlerini (takım çalışması, kapsayıcılık, eğlence, keşif etki ve yenilikçilik) yansıtacak etkinliklere de öğretmenlerinin rehberliğinde  katıldılar. Ayrıca takımların proje boyunca sezon teması hakkında farkındalık kazanmaları için farklı disiplinlerden uzmanlarla çevrimiçi görüşmeler gerçekleştirdik.

Salgın önlemleri sebebiyle projede yer alan tüm takımlar  yerel ortaklarımızın desteğiyle 2 Mayıs- 12 Haziran arasında çevrimiçi gerçekleştirilen festivallere katılarak, çalışmalarını akranları ve bağımsız gözlemciler ve gönüllülerle paylaştılar. Yarım gün süren etkinlikte, keyifli aktivitelere katılan çocuklar etkinlik sonunda bireysel olarak madalya; takım olarak da 6 farklı ödülden birini almaya hak kazandılar. Ödüller, festivali düzenleyen yerel ortaklar tarafından takımlara gönderildi. Takımların festivallere hazırlanma sürecinde ihtiyaç duydukları tişörtü/sweatshirtü, anahtarlık, kırtasiye malzemeleri, eğitim malzemeleri gibi ürünlerin basımı ya da alımı da fon kapsamında desteklendi.

Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin 3.fazının önceki yıllardan farkı, bu yıl projeye eklemeyi önemli bulduğumuz öğretmen eğitimiydi. Bu kapsamda projeye kız çocukları ile çalışacak öğretmenler için robotik ve kodlama alanı, proje geliştirme ve toplumsal cinsiyet konularında destek sağlayacak öğretmen eğitimleri ekledik. Alanında uzman eğitimcilerin destekleri ile katılımcı metotlarla bir öğretmen eğitimi içeriği hazırladık ve çevrimiçi olarak gerçekleştirdik.  Eğitimler Koç Üniversitesi Doktora Sonrası Araştırmacı Dr. Esin Aksay Aksezer ve LEGO Education  Akademi Eğitmeni Emine  Bozkan  tarafından verildi. Tüm eğitimlere, 36 takım koçu ve danışman katıldı. Bu eğitimlerle özellikle uzaktan yürütülen proje geliştirme ve robotik çalışmalarında öğretmenlerin desteklenmesini sağladık ve toplumsal cinsiyet farkındalığı yaratacak bir oturum gerçekleştirdik.

Proje sonlanırken ölçme ve değerlendirme çalışmalarımız için kız çocuklarından, takım koç ve danışmanlarından görsel ya da yazılı geri bildirimler aldık. 3. yılımızda kız çocuklarının ve devlet okullarının programa katılımları için sürdürülebilir bir destek sunmaktan dolayı da büyük mutluluk duyduk.

Kızlar Bilimle Buluşuyor projesinin üçüncü döneminde ilk kez öğretmenlere yönelik de çalışmalar yürütttünüz. Projenin bu döneminde öğretmenlerle de çalışmayı  tercih etmenizin nedeni nedir? Bu faaliyetlerin kapsamından ve katılan öğretmenlerin geri bildirimlerden bahseder misiniz?

Projenin daha önceki sezonlarında yer alan öğretmenlerden aldığımız geri bildirimler sonrasında, projeye takım koç ve danışmanları için robotik ve kodlama, proje geliştirme ve yürütme ile toplumsal cinsiyet konularında destek sağlayacak öğretmen eğitimleri eklemeye karar verdik. STEM alanında uygulayacakları etkinliklerde kız takımlarına önderlik edecek öğretmenlerin dijital becerilerinin desteklenmesini ve proje kapsamında yalnızca kız çocuklarından oluşan takımlar desteklenirken, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık kazanmalarını projenin kapasitesini ve niteliğini geliştirmek adına fazlasıyla önemli bulduk. Öğretmen eğitimi sayesinde yalnızca takım koç ve danışmanlarının değil, aynı zamanda kız çocuklarının da dijital becerilerinin gelişeceğine ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında farkındalık kazanacaklarına inandık. Beklediğimiz gibi koç ve danışmanlardan eğitimler sonrasında kodlama alanındaki yeteneklerinin gelişmesinden, proje sürecinin takımlar ile yürütülmesinin kolaylaşmasına kadar birçok olumlu geri dönüşler aldık. Ayrıca uzaktan uygulama sürecine geçilen salgın döneminde uygulama araçlarını proje özelinde nasıl kullanabileceklerini gösterdiğimiz eğitimlerin proje sürecinin daha sağlıklı yürütülmesi konusunda da büyük bir katkı sağladığına dair geri bildirim aldık.

Çocuk Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Çocuk Fonu’nu ve Kızlar Bilimle Buluşuyor projesini üç dönemdir destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesaj var mı?

Projenin 4. fazı için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na yeni bir  başvuru yapmamızın en önemli sebebi; önceki yıllarda proje sayesinde ortaya çıkan etkinin sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Projenin 3. fazı tamamlandıktan sonra, devlet okullarında eğitim gören kız takımlarından aldığımız geri bildirimlerde, yapılan desteğin sağladığı değişim etkisini ve bu etkinin kızlar üzerindeki değerini görme fırsatını yakaladık. STEM uygulamalarının yaygınlaştırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi  ve eğitimle değişimin gerçekleşebilmesi için sürdürülebilirliğin öneminin de farkındayız. Bu sebeple her yeni başvurumuzda kapasitemizi güçlendirmeye ve kazandığımız tecrübeler ile uygulamalarımızı geliştirmeye çalışıyoruz. Amacımız daha fazla çocuğa, daha etkili şekilde erişebilmek. Bu amaç doğrultusunda, yıllar içerisinde projemizin içeriklerini geliştirdik,  öğretmen eğitimleri ekledik, nitel ve nicel yöntemler kullanarak projemizin etkisini ölçüp, raporladık. Her yıl benzer devlet okulları ya da koçların başvurusu ile bilimsel farkındalık konusunda tecrübe kazanan ve tecrübe kazandıkça daha etkili eğitimler veren öğretmenlerimizi desteklemeye ve projemizin etkisini artırmaya çalışıyoruz.

Yürüttüğümüz proje ve programlarda devlet okullarını destekliyoruz ve %30’luk bir payı desteklediğimiz devlet okullarına ayırıyoruz. Bu sayede fırsat eşitliğini desteklemeye çalışıyoruz. Fakat yalnızca Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation’dan aldığımız fon ile devlet okullarında eğitim gören kız takımlarını destekliyoruz ve onları STEM uygulamaları ile tanıştırıyoruz. Bildiğiniz üzere dezavantajlı takımların yani kız takımlarının STEM kariyerlerine ilgi duymaları, dijital becerilerini geliştirmeleri ve gelecekte toplumsal değişikliklere sebep olmaları ancak sürdürülebilirlikle ve devamlılıkla mümkün. 3 yıl boyunca toplamda 20 şehirden 52 takıma, 309 çocuğa ve 100 öğretmene ulaştık. Bunun için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na, Türkiye Mozaik Vakfı’na ve tüm bağışçılara çok teşekkür ediyoruz.

Bilim Kahramanları Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan bahseder misiniz? Yüz yüze eğitimin başlamasıyla birlikte faaliyetlerinizi yeniden okullarda gerçekleştirmeyi planlıyor musunuz?

Bilim Kahramanları Derneği olarak 4-19 yaş arasında çocuk ve gençlere yönelik sürdürdüğümüz uluslararası ve ulusal STEM programlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Challenge, Minik Bilim Kahramanları Buluşuyor / FIRST LEGO League Explore, Minik Bilim Kahramanları Keşfediyor / FIRST LEGO League Discover, Dünya Robot Olimpiyatı Türkiye / World Robot Olympiad Turkey sürdürmeye devam ettiğimiz programlarımız arasında yer alıyor. Ayrıca 38 yaşın altında bilim insanlarının çalışmalarını desteklediğimiz ve görünürlüğünü arttırmaya çalıştığımız Yılın Bilim İnsanı programı kapsamındaki 2020 Genç Bilim İnsanı Ödül Törenimizi Ekim ayında gerçekleştirmeyi planlıyoruz. 2021-2022 etkinliklerimizin uygulama sürecini de hem çevrimiçi hem de yüz yüze olacak şekilde planlıyoruz. Ancak tabi ki süreç içerisinde gelişen tüm gelişmelere göre çalışmalarımızı adapte etmeye de hazırız.

2021 yılında ise 3 yeni projeyi hayata geçirmek üzere ortaklarımızla çalışmalara devam ediyoruz. İlki Koç Holding ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programme – UNDP) desteği ile başladığımız “Sivil Toplum Kuruluşları için Dijital Dönüşüm Programı” kapsamında gönüllü, mezun ve ilgili tüm paydaşlarımızla olan iletişimimizi kuvvetlendirmeyi hedeflediğimiz portal projemiz. Bu proje Yapı Kredi Ülkem İçin Fonu ile desteklenmeye devam edecek. Buna ek olarak gençlerin havacılık alanında deneyim kazanmasını hedefleyen bir proje ile liseli gençlerin bilim insanları ile tasarım odaklı etkinliklerde bir araya getireceğimiz projeler için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

 

uçan süpürge derneği benim steam agim

Uçan Süpürge Derneği ile Benim STEAM Ağım Projesi’ni Konuştuk

By | Röportaj

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği (Uçan Süpürge Derneği) ile Turkey Mozaik Foundation’ın desteğiyle sağladığımız şartlı hibe kapsamında gerçekleştirilen Benim STEAM Ağım projesini, kadının ve kız çocuklarının insan hakları alanındaki çalışmaları ve 2020 yılı için önceliklerini konuştuk.

Kadınların ve kız çocuklarının insan hakları alanında çalışan Uçan Süpürge Derneği nasıl kuruldu ve ne gibi çalışmalar yapıyor?

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği 2008 yılında Ankara’da kuruldu. Derneğin temelde kuruluş amacı feminist ilke ve politikaları yaygınlaştırmak, kadının ve kız çocuklarının insan hakları alanında savunuculuk faaliyetleri yürütmek ve hak temelli çalışma yürüten sivil toplum kuruluşları arasında kadının insan haklarına duyarlı bir diyalog zemini oluşturmaktır. Dernek 2008 ve 2010 yılları arasında İstanbul Sözleşmesi savunuculuk grubunda ve CEDAW sözleşmesi tanıtma grubunda sekretarya faaliyeti yürüttü.

Kurumumuz, kadının insan hakları ve toplumsal cinsiyet alanında yürüttüğü çalışmaların bir parçası ve geleceği olarak kız çocuklarının insan haklarını iyileştirmek ve güçlendirmek için çalışıyor. Bu bağlamda kız çocuklarının erken/zorla evlendirilmesinin önlenmesi, kız çocuklarının toplumsal cinsiyet eşitliği ilkeleri temelinde eşit ve ayrımcılıktan uzak bir eğitime ulaşması öncelikli konularımız arasında.

Kız çocuklarının güçlenmesi toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmaya yönelik çabaların, savunuculuk faaliyetlerinin sürdürülebilir bir zemin oluşturulmasını sağlaması sebebiyle de kadın hareketinin bugünü ve yarını için çok önemli bir noktada duruyor.

2009 yılında Sabancı Vakfı’nın desteğiyle başlayan ve ulusal-uluslararası değerli ortaklıklarla devam eden erken/zorla evlilikleri önlemeye yönelik faaliyetlerimiz şimdi Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ortaklığında mülteci kız çocuklarını da kapsayacak şekilde devam ediyor. Derneğimiz kız çocuklarına yönelik erken/zorla evlilikler ile ilgili Türkiye haritasının çıkarılması ve savunuculuk materyalleri geliştirilmesi, kamu-sivil toplum arasında diyalog zemininin oluşturulması, sağlığa erişimin iyileştirilmesi, gölge raporlar oluşturulması, ulusal-uluslararası ortaklıklar kurulması gibi çalışmalar yürüttü. Derneğimiz alandaki mevcut bilgi birikimi ve deneyimlerini mülteci ve göçmen kadınları da içerecek şekilde revize ederek çalışmalarına devam ediyor.

Kadının insan hakları alanında yürütülen çalışmalar zamanla değişen savunuculuk ve yayıncılık biçimleriyle birlikte -bir fırsat olarak değerlendirilerek- internet yayıncılığına taşındı. 2009’dan beri devam eden “Uçan Haber” zamanla kendini kadın muhabirlerin doğrudan kendi haberlerini kendilerinin yazdığı, editör olarak yine kadınların görev aldığı bir çalışmamızdı. “Kırmızı Kalem Medya İzleme” çalışması özellikle medyadaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair haberlerin tarandığı ve toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek, barış haberciliği formatında tekrar oluşturulduğu bir platformdu. Derneğimiz akabinde “Kadınların Postası” web projesi ile toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını yaygınlaştırmak için medyayı etkin bir araç olarak kullanmayı, medyanın da bu bakış açısıyla içerik üretmesini; kadın dostu bir medya anlayışının teşvik edilmesi amacıyla 2015-2016 yılları arasında Free Press Unlimited desteğiyle bu çalışmayı uyguladı. Free Press gibi kurumlarla iş birliği yapmak alternatif bir yayıncılık anlayışının kurumumuz içinde gelişmesine ciddi bir katkı sağladı. Kurumun bu çalışmalarda amacı günümüzde hızla tüketilen bir şey haline gelen habercilik anlayışının eşitlikçi ve ayrımcılıktan uzak bir örneğinin mümkün olduğunu göstermekti.

Kız çocuklarının insan hakları alanında hali hazırda yürütülen projelerimizde erken/zorla evliliklerin önlenmesi için eğitimin önemli bir işlevi olduğunu düşünüyoruz. Ancak özellikle okullarda cinsiyet eşitsizliğine dayalı köklü bir ataerkil kültürle bezenmiş müfredatın ve uygulamaların da kız çocukların geleceğinde, meslek seçiminde ve kariyer planlarında hala eşit fırsatlara ulaşmasının önünde bir engel oluşturduğu aşikâr. 2010 itibariyle başlayan kız çocukların eğitim hakları ile ilgili faaliyetlerde kurumumuz temelde kız çocuklarının STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) alanına yönlendirilmesi için faaliyet yürüttü. Çalışmalarda çocukların bu alana meraklarının, isteklerinin artması; bu alanda kadın görünürlüğünün öne çıkarılması ve eşitsizliklere dayalı normların azaltması temel hedeflerdi. “Benim Madame Curie’m” projesi ile başlayan çalışmalar şu sıralar “Benim STEAM Ağım” eğitim girişimiyle devam ediyor.

Dernek bünyesinde kurulan Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Kolektifi’nin (GEN-DER) misyonu nedir? Ne gibi hedefler doğrultusunda çalışıyor?

Dernek bünyesinde 2017’de doğan “GEN-DER Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Kolektifi”, dernek kendi faaliyetlerine bir yandan devam ederken, öte yandan özelleşmiş bir kol olarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin ana akımlaştırılması için çalışacak kolektif bir ekibin kendini sürdürmesi için oluşturulan bir çalışma grubu. Kolektifin misyonu toplumsal cinsiyet eşitliği alanında ortaklıklar kurarak eşitsizliklere dayalı sorunlara birlikte çözüm üretmek. Bu anlamda kolektifin ilk çalışması o dönem kendini sürdüremeyen pek çok paydaşla bir araya gelerek, birlikte çözüm yolları aradığı “Alternatif Karşılaşmalar Festivali” oldu. Öte yandan toplumsal cinsiyet alanında bir bellek oluşturmak ve tüzel kişiliği olmayan ve olmayacak bir oluşum olarak deneyimlerini sürekli kılan örnek bir model olarakkalmak kolektifin amaçları arasında.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Turkey Mozaik Foundation ile iş birliği kapsamında desteklenen Benim STEAM Ağım projesinin amacı nedir? Proje kapsamında neler yapmayı planlıyorsunuz?

“Benim STEAM Ağım” eğitim ağı girişimi ile toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan bir eğitim, meslek seçiminde kız çocukları Bilim (Science), Teknoloji (Technology), Eğitim (Education), Tasarım (Art) ve Matematik (Math) alanlarının birleşiminden oluşan kesişimsel bir eğitim modeline yönlendirme ve meslek seçiminde eşitlikçi bir kariyer anlayışının ilk adımlarını atmayı amaçlıyoruz.

Aslında ağımızı bir proje olarak değil; pek çok paydaşın rol aldığı bir eğitim girişimi olarak görüyoruz artık. Sürecin başlangıcında zaman planlaması ve kız çocuklara ulaşmakla ilgili bir sıkıntımız oldu; dolayısıyla çalışma öngördüğümüz takvimle ilerlemedi. Örneğin, MEB müfredatından ve politikaları arasından ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ ilkesinin çıkarılması ve bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının protokollerinin iptali/yenilenmemesi, eğitim alanında çalışanlar (eğitimciler ve okullar) ile sivil toplum alanında çalışanlar arasında bir iletişim problemini ortaya çıkardı. Yöntem olarak projeyi bir sivil toplum örgütünün başı-sonu belli bir projesi olarak konumlandırmak ve yapılacak işten önce sivil toplum örgütünü anlatmak yerine yapılan işi özerk bir yerde tutmak, o işin marka değerini ön planda tutmak bizim için süreci hızlandırdı. Yani bu bir projeden ziyade bir ortaklık ağı girişimi ve pek çok bileşenin söz hakkı olan kendini sürdürmek isteyen bir eğitim platformu.

Çocuklara ulaşmak için başta veliler ve eğitimcileri referans alan ekolojik bir model ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu modelin içinde yer alan eğitim alanında çalışan farklı bileşenleri ağın içinde bir destekçi olarak konumlandırarak hem ağın görünürlüğü hem de çalışmaların etkisinin sürdürülebilirliği için çalışıyoruz. Girişimin dışardan bir göz olarak bu gibi çeşitli bileşenleri izlemesi, desteklemesi ve üretilen işlerde bir yönlendirici olması ağın gücünü ve etki alanını genişletiyor!

Girişime dair daha fazla bilgi için internet sitesini ziyaret edebilirsiniz: www.benimsteamagim.com

Uçan Süpürge Derneği’nin daha önce de kız çocuklarının bilim ve teknoloji eğitimi alarak güçlendirilmesi ile ilgili projeler gerçekleştirdiğini biliyoruz. Bu projelerden ve alandaki deneyimlerinizden bahsedebilir misiniz?

Eğitim alanında kız çocukları STEM alanlarına yönlendirme çalışmalarımız 2010’dan bu yana devam ediyor. İlk olarak ilkokul 4. sınıfa devam eden çocuklarla başlayan toplumsal cinsiyet eşitliği (o yaş grubu toplumsal cinsiyetin şekillenmeye başladığı yaş grubu olduğu için seçildi) ve meslek seçiminde ön yargıları kırmak üzere başlayan “Benim Madame Curie’m” projesi Türkiye’de yaşayan rol model kadınlarla okulları buluşturdu. Ankara’nın merkez dışındaki ilçelerinden dezavantajlı 10 okulda gerçekleşen buluşmalarda öğretmenler, rehberlik servisleri, okul içi eğitim personelleri ve saha ziyaretlerine davet edilen velilerin toplumsal cinsiyet eşitliği ve meslek seçimine dair bakış açılarının değiştirilmesi ve iyileştirilmesi hedeflendi. Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM) ile iş birliği içinde gerçekleşen bu çalışmanın sonunda Türkiye’den 4 kadın bilim insanının filmi hazırlanarak proje esnasında gidilmeyen ve daha sonradan seçilen okullarda fen bilimleri derslerinde izletilmesi üzere okullarla paylaşıldı. Bu projenin sonrasında gerçekleşen çalışmalardan biri de periyodik olarak 4 eğitim-öğretim dönemini kapsayan ve Ford Otosan Türkiye iş birliğinde 2015-2017’de gerçekleşen “Bal Arıları Mühendis Oluyor” projesiydi. Proje kapsamında 81 ilde ortaokullarda (mesleki bilginin şekillenmeye başladığı bir yaş grubu olduğu için bu grup seçildi) 9000’i aşkın kız çocukla buluşuldu. Bu buluşmalarda toplumsal cinsiyet eşitliğinin meslek seçimine etkisine dair yapılan atölye çalışmalarında Ford Otosan Türkiye’de hali hazırda çalışan mühendisler de saha ziyaretlerine katılarak; çocukların ve eğitimcilerin sorularını yanıtladı. Projenin ana amacı kız çocukları mühendislik alanına yönlendirmek ve var olan kalıpları dönüştürmekti. Projenin özel amacı ise Ford Otosan ile yapılan protokol sonucunda çocukların eğitim takibi yapılarak, ilerleyen zamanda mühendislik alanından mezun olan kız çocukların Ford Otosan bünyesinde istihdamını sağlamaktı.

2017’de literatürde STEM olarak tanımlanan kesişimsel alanda yaşanan eşitsizlikler ve bu eşitsizliklere dair çözüm odaklı çalışmaların yapılmaması sonucu eşitsizliklerin çözülemeyecek kadar artacak olması bizi ilk olarak ABD eğitim sisteminde ortaya çıkan STEM çalışmalarına yönlendirdi. ABD Büyükelçiliği iş birliğinde 2017-2019 yılları arasında sürdürülen “Bilim ve Teknolojide Kız Çocuklar/Girls Can STEM” projesi, 9. sınıf kız çocukları (alan seçiminden önceki son yıl olduğu için bu grupla çalışıldı) endüstriyelleşmiş toplumlarda cinsiyetlendirilmiş olan bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında eşitsizliği ortadan kaldırmayı ve özellikle kız çocukları pozitif bilimlere yönlendirmeyi hedefledi. Proje, kız çocuklarını bu alanlarda üretim yapmaya teşvik ederken, onları yenilikçi düşünmeye sevk ediyordu. Toplam 42 ilde gerçekleşen saha ziyaretine dâhil ettiğimiz ve gidilen ilde çalışmalarına devam eden rol model kadınlar, kız çocukları için hayallerini gerçekleştirmiş ve güçlendirici bir örnek oluşturuyordu. Bunun yanı sıra bu isimler okullardaki eğitimcilerin iletişimde kalacağı ve iş birliğine gideceği kişiler de oluyordu. Bu ziyaretlerde kız çocuklarından elde ettiğimiz ihtiyaçlar ve test sonuçları şu sıralar bir yayın olarak alanda çalışanlara kılavuz olması açısından hazırlanıyor.

Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik eğitimi STEM (Science, Technology, Engineering ve Math) uluslararası alanda çok kullanılan bir kavram. Sizin projenizde STEAM kavramı kullanılıyor ve sanat (Arts/Tasarım) da dahil ediliyor. Bunun nedeninden bahsedebilir misiniz?

STEAM kavramı Türkiye’de yeni olmasının yanı sıra Dünya’da da çok yeni bir kavram. 2017-2018 yıllarında eğitimde ve literatürde çok yaygınlaştığını biliyoruz. Aslında bizim bu sıralarda gerçekleştirdiğimiz çalışmalar STEM üzerine olsa da çocuklarla ve eğitimcilerle çalışmalarımız esnasında A (Arts-Sanat/Tasarım) sürecine de hep değindik. Yapılan çalışmalarda tasarım ve sanat kısmının üretilen işler ve çalışmalar esnasında biricikliğin oluşması ve empatiye dayalı bir anlayışın gelişmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Tamamen mekanik olarak tasarlanan bir iş, alanında ne kadar öncü olursa olsun türler arasında sürdürülebilirliği önemsemiyorsa, çevreye ve insanlara duyarlı değilse o işin tartışmaya açılması gerektiğine inanıyoruz. Üretilen bir işin sosyal alanı, sosyal bilimleri yok saydığı bir anlayışla üretildiği takdirde kapsayıcı bir STEM alanından bahsedebilir miyiz? STEM eğitimlerinde kız çocuklara ve eğitimcilere aktardığımız grup çalışması, birlikte üretim pratiğiyle bu süreç kendi içinde çok çelişiyordu. Örneğin, bir ürün ürettiğimizde ya da fikir aşamasındayken söz gelimi engelli bir bireyin de o üründen faydalanmasını sağlamamız, buna dair düşünmemiz aslında fark yaratacaktır. O kişiyi ve ihtiyaçlarını tanımak, doğanın ihtiyacını tanımak ancak karşılıklı bir anlayışın gelişmesi ile mümkün olabilir. Örneğin bilimi ele alırsak temelde iki türlü bir bilim anlayışından bahsedebiliriz: İlki savaş araçlarını üreten, bunun için bütün sermayesini kullanan bir bilim anlayışı; ikincisi ise türler arasındaki işleyişe duyarlı, ürettiği işlerde insan ve doğa dostu daha onarıcı, rehabilite edici bir bilim anlayışı. Yaptığımız çalışmalarda ikinci anlayışın benimsenmesi için bir motivasyon geliştiriyoruz. Bu nedenle tasarımın yapılacak işlerde benimsenmesi, üreten kişinin çevresini tanıması, ihtiyaçlara cevap vermesi ve tasarım boyutunun diğer alanları içerecek şekilde kurgulanmasının, üretilen işleri/fikirleri besleyecek bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz.

Uçan Süpürge Derneği’nin 2020 yılı için planları neler? Özellikle savunuculuk alanında yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kadınlar ve çocukların insan hakları alanındaki faaliyetlerimiz 2020 yılında da devam edecek. Kadının insan hakları alanında CEDAW, İstanbul Sözleşmesi’nin izleme ekibindeyiz; Pekin 25 ortaklığında ise raporlama ekibindeyiz ve bu sözleşmelerin uygulanması için izleme faaliyetlerine, gölge raporlama sürecine katkı vermeye devam edeceğiz. Sözleşmeleri ve özellikle 6284’ün uygulanması esasında yaşanan problemleri ve sözleşmeyi takiben kadınları koruyan mevcut yasaları riske atabilecek süreçlerde ortağı olduğumuz ağlar üzerinden katılım sağlamaya ve kampanya süreçlerinde etkin olmaya ve yine aynı şekilde tartışma grubunda yer aldığımız yoksulluk nafakasına dair kazanımları korumaya, savunuculuğunu yapmaya devam edeceğiz.

Küresel iklim krizinde de pek çok eylemlilik alanında olduğu gibi kadınların ve çocukların en önde yer aldığını görüyoruz. Türkiye’de bu alanda yapılan çalışmaları yakından takip ediyoruz; mümkün olduğunca katılım sağlamaya ve karşılıklı iş birliği geliştirmeye, medya kanallarımızda konuya destek olmaya ve bir kampanya varsa etkisini büyütmeye gayret ediyoruz. Dünyanın çeşitli bölgelerinden iklim kriziyle mücadele eden kadın aktivistlerle yaptığımız iyi örneklerden oluşan bir yayın hazırlığı içindeyiz.

Son yirmi yılda kadının insan hakları alanında Türkiye’de ve Dünyada yaşanan önemli adımları görmek ve bir bellek çalışması oluşturmak için 2020 yılının ilk çeyreğinde dijital bir adım sayar oluşturmak istiyoruz: 20 yılda kadın alanında yaşanan gelişmeler, fırsatlar ve engeller sürekli kendini güncelleyen bir dijital bellek olarak konumlanacak.

2016’da Uçan Süpürge Derneği’nin kurumsal değişiminin bir parçası olarak yönetim, üye ve çalışan pozisyonlarına ilişkin bir düzenlemeye giderek dernek içinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği özelinde bir iyileştirme süreci başlattık. Bunun sonucu olarak LGBTİ+ aidiyetlerin dernek içinde temsilinin sağlanması, karar alma mekanizmalarında yer alması ve kurumsal politika gereği belli oranların sağlanmasını sağladık. Son aylarda tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye’de süregelen ve özellikle trans kadınları hedef alan radikal feminist oluşumların trans kadınların gerçek kadın olmadığı yönündeki trans dışlayıcı söylem ve politikalarına karşı şimdi olduğu gibi 2020’de de savunuculuk faaliyeti yürüteceğiz. Özellikle bu alanda özelleşen, bilgi üreten ve ayrımcılığa karşı farkındalık oluşturan sivil toplum kuruluşlarıyla ortak politika geliştirmeye ve çalışmalarına destek olmaya devam edeceğiz. Kurumumuz şu sıralar Batı Balkanlar ve Türkiye için LGBTİ Eşit Haklar Derneği (ERA) ile üyelik konusunda yazışmalarını sürdürüyor. Amacımız kadının insan hakları alanında faaliyet yürüten kurumlar arasında konuya dair ortak bir diyalog zemini oluşturmak.

Çocuk hakları bağlamında 2021 yılına kadar yürütme kurulunda olacağımız Çocuğa Karşı Şiddeti Önlemek için Ortaklık Ağı’nda çeşitli kurumlarla birlikte şu sıralar şiddet durum raporu üzerinde çalışıyoruz. Bu raporun çeşitli başlıklarının çalışması 2020 yılının ilk çeyreğinde de devam edecek. Ağ içinde üyelerle belirli periyotlarda bir araya geliyoruz; bu buluşmalar yine 2020’de de sürecek. Kamu kurumlarıyla, yasa koyucularla ve küresel ortaklarla belli dönemlerde buluşarak, çocuğa yönelik şiddete karşı iş birliğine gitmeye, bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Erken/zorla evliliklerle mücadele alanında Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ile 2020’de de çalışmalarımız sürecek. Şu an devam eden ve odağında Suriyeli kız çocukların erken/zorla evlendirilmesinin önlenmesi olan çalışmamızdan 3 bilgi notu hazırladık. Çocukların eğitimde kalması için Suriyeli veliler, Türkiyeli öğretmenler ve Suriyeli öğretmenlerle yaptığımız odak görüşmeler sonrasında ortaya çıkan raporu 2020 yılının ilk periyodunda yayınlayacağız. Bu rapor ve 3 bilgi notunun (Eğitimciler için eşitlikçi sınıf rehberi, hukuk rehberi ve bilgi seti) 2020 yılında dağıtımı yapılacak. Ayrıca medya kanallarımız üzerinden yaygınlaştırılmasını sağlayacağız.

STEM&STEAM alanında çocuklarla uzun zamandır gerçekleşen çalışmaların bizden sonra da sürdürülebilir ve etkin bir şekilde devam etmesi için kadın eğitimcilere yönelik 7 bölgede 8 noktaya yayılan bir STEM elçileri programı yürüteceğiz. Benim STEAM Ağım eğitim girişiminin sürdürülebilirliğini sağlamak ve etkisini büyütmek için çalışmalara devam edeceğiz.

2019 yılı ortalarında Ankara’da konuk ettiğimiz Uluslararası Kadın Sağlığı Koalisyonu (IWHC) ile bir görüşme gerçekleştirdik. Yaptığımız görüşmeden elde ettiğimiz veriler ışığında geride bıraktığımız 1 Aralık Dünya HIV Farkındalık Günü’nü fırsat bilerek Çankaya Belediyesi Halk Sağlığı Merkezi, Kaos GL Derneği, Kırmızı Şemsiye Derneği ve Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği ortaklığında bir atölye çalışması gerçekleştirdik. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı 2019-2024” raporunu incelediğimiz çalışmada, aralarında hiv ve sağlık alanında çalışan sivil toplum örgütü temsilcileri ve sağlık hukukçuların da olduğu bir grupla raporun avantajı ve risklerine ilişkin alternatif bir rapor hazırladık. Rapor şu sıralar hazırlık aşamasında. Odağımız olan kadınlar ve kız çocukların insan hakları bağlamında sağlığa erişim ve HIV (korunma yöntemleri, tanı öncesi-tanı sonrası süreç, başvuru süreçleri) başlıklarında 2020 yılında savunuculuk faaliyetleri yürüteceğiz.

Kültür Sanat Fonu Çağrısı Açıldı

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür Sanat Fonu’nun 2019 yılı başvuruları kapandı. 2020’de yeniden açılacak fon için lütfen internet sayfamızın haberler kısmını ziyaret edin.

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında 2019 yılında ilk kez hayata geçirdiğimiz Kültür-Sanat Fonu’nun başvuruları açıldı.

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya çalışmalarında kültür-sanat faaliyetlerini kullanan sivil toplum kuruluşlarının projeleri veya kurumsal gelişimlerini destekleyerek kültür-sanat ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi geliştirmeye katkı yapmayı amaçlayan hibe programı kapsamında desteklenecek çalışmalarda aşağıda yer alan prensiplerden en az bir tanesinin yer alması beklenmektedir:

1. Herkes için kültür-sanata erişim imkanlarını geliştirme perspektifine sahip kurumlar ve/veya proje fikirleri,
2. İçerik tasarımında ve/veya sanatçı pratiklerinde katılımcı yaklaşımları odağına alan kurumlar ve/veya bu yaklaşımla geliştirilmiş çalışmalar,
3. Özellikle dezavantajlı kesimlerin (yaşlılar, yoksullar, kadınlar, engelliler, cinsel yönelim ve cinsel kimlik grupları, göçmenler ve mülteciler) kültür-sanat hayatına katılımının artırılmasını hedefleyen ve/veya bu konularda toplumsal duyarlılık geliştirilmesi yolunda savunuculuk yapan kurumlar ve projeleri,
4. Toplumsal hayata katılımda kültürel okuryazarlık kavramını önemseyerek bu konuda uzun vadeli stratejik yaklaşımlar benimseyen kamusal programlar ve eğitim faaliyetleri üzerine çalışan kurumlar ve projeleri.

Bu çerçevede, desteklenecek kuruluşların aşağıda örnekleri sunulan alanlarda proje fikirleri sunması ya da kurumsal kapasitelerini geliştirmesi beklenir:

• Mevcut etkinliklerin yerelleştirilmesi ve yaygınlaştırılması,
• Özel ve farklı ihtiyaç sahiplerine yönelik yeni etkinliklerin kurgulanması (Ebeveynlerin, tam zamanlı çalışanların, çocukların, göçmen ve mültecilerin katılımı vb.),
• Eğitim faaliyetleri tasarlanması (Etkinlikler için rehberli turlar, çocuklar, gençler ve yaşlılar gibi özel gruplar için eğitim programları düzenlemek vb.)
• Yaşam alanı ile etkinlik arasındaki ulaşımın kolaylaştırılması,
• Engelli bireylerin katılımına yönelik düzenlemelerin yapılması (Etkinlik mekanlarının, etkinliklerin ve etkinliklere dair bilginin erişilebilir kılınması, etkinliklerin ortaya konmasında engelli bireyin varlığı vb.),
• Etkinliklere katılımı ve yaygınlaşmayı artıracak, yaratıcı iletişim stratejilerinin geliştirilmesi (Yeni teknolojiler ve sosyal medya kullanımı, çokdillilik vb.)
• Yukarıdaki maddeler dışında kalan ancak benzer alanları içeren ve kültür-sanat alanıyla sivil toplum arasındaki bağı geliştirici türdeki faaliyetler.

Kültür-Sanat Fonu kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 200.000 TL’dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 12 ay süreyle faydalanabilirler ve en fazla 70.000 TL talep edebilirler.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

– Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kar amacı gütmeyen,
– En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
– Geçtiğimiz bir senedir gelirleri en az 30.000 TL olan,
– Çalışmalarının odağı kültür-sanat faaliyetleri olan veya çalışmalarında kültür-sanat faaliyetlerini araç olarak kullanan kuruluşlar.

Kültür-Sanat Fonu’na başvurmak isteyen STK’ların aşağıdaki bağlantıda yer alan formu eksiksiz şekilde doldurarak 15 Kasım 2019 Cuma günü saat 17:00’ye kadar başvurularını yapmaları gerekir.

Program hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri, takvim, başvuru formu, vb.) buradan ulaşabilirsiniz. Eğer doğrudan başvuru formuna ulaşmak istiyorsanız lütfen buraya tıklayın.