Adım Adım Oluşumu ve Bağışçılık

Adım Adım Oluşumu / http://www.adimadim.org/ 

Renay Onur, Itır Erhart / Kurucu Üyeler

Adım Adım ile tanışan ve yardımseverlik koşusu yapan kişilerin %70-80’i hayatlarında daha önce bir yarışa katılmamış, bir kısmı da hayatında hiç koşmamış. Bu da gösteriyor ki; Adım Adım koşucuları aslında hali hazırda koşucu oldukları için değil koşarak bağış toplamak ve farkındalık yaratmak istedikleri için yardımseverlik koşusu yapmaktadır.

Adım Adım Oluşumu, yurtdışında ‘charity run’ olarak bilinen kolektif yardımseverlik koşusunu Türkiye’de tanıtmak ve yaygınlaştırmak için kurulmuş ilk sivil toplum oluşumudur. 2016 itibariyle 13 bin gönüllü koşucusu ve 111 bin bağışçı aracılığıyla bünyesinde yer alan sivil toplum kuruluşlarına 14.5 milyon TL kaynak yaratmıştır.

Adım Adım’ı ve oluşturdukları kaynak geliştirme sürecini daha yakından tanımak için oluşumun kurucu üyeleri Itır Erhart ve Renay Onur ile yaptığımız röportajı okuyabilirsiniz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Adım Adım’ın koşucuları ve bağışçıları kim?

Adım Adım (AA): Adım Adım’ın gönüllü koşucularının ve bağışçılarının bağış davranışlarına bakmadan önce Adım Adım gönüllü koşucularının demografisine bakmak faydalı olacaktır.

Adım Adım koşucularının 2008 – 2014 demografik dağılımı

%81’i İstanbul’da yaşayan, %48’i kadın, %52’si erkek olan, ortalama yaşı 34-35 olan ve 69 kilo olan bir profil vardır. Adım Adım ile tanışan ve yardımseverlik koşusu yapan kişilerin %70-80’i hayatlarında daha önce bir yarış koşmamışlar, bir kısmı da koşmamış. Bu da gösteriyor ki Adım Adım koşucuları aslında hali hazırda koşucu oldukları için değil koşarak bağış toplamak ve farkındalık yaratmak istedikleri için yardımseverlik koşusu yapmaktadırlar.

Öte yandan, son 2 yıldır daha sistematik bir şekilde büyütmeye çalıştığımız kurumsal takımlar ve özellikle otomotiv şirketleri sayesinde de beyaz yaka ağırlıklı olan koşucu profilimiz arzu ettiğimiz şekilde tabana yayılmakta ve mavi yakalı koşucu sayılarımız da atmaktadır. Bu rakamlara detaylı bakmamızın sebebi şudur; koşucular bağış için kendi çevrelerine çağrı yaptıkları için, bağışçılar da aslında koşucuların profiline sahiptirler. Başka bir değişle, koşucu profilinin bağışçı profilini de yansıttığını düşünebiliriz.

DV: Bugüne kadar sivil toplum kuruluşlarına (STK) sağlanan maddi destek miktarı ne kadardır?

AA: 2008 yılındaki kuruluşumuzdan 2015 yılı sonuna kadar 11.7 milyon TL bağış toplanmıştır. Bunun yıllara yaygın detaylı dağılımı aşağıdadır.

Son 2 yıldır ulaştığımız yıllık bağış beraber koştuğumuz STK’ların bireysel bağışlarının %30’una eşittir. 8 sekiz sene önce %0 olan bir kaynak Adım Adım sayesinde %30’a ulaşmıştır.

DV:  Bu işe ilk başladığınızdaki bağışçı ve koşucu profili ile bugün arasında fark var mı?

AA:  İki önemli fark var;

1- Mavi yakalı bağışçı oranının, yavaş yavaş da olsa, artması bağışçılık kültürünün farklı sosyo-ekonomik gruplarda yayılmaya başladığına işaret etmektedir.

2- Okulların Adım Adıma ilgisi her geçen gün artmaktadır. Okullarda yaptığımız konuşmalar, atölyeler, toplanan bağış miktarını fazla etkilemese de, farkındalığın artması ve kermes dışında farklı kaynaklar ile bağış yaratılabildiğinin gösterilmesi açısından çok önemli. Bu etkileşimlerin, uzun vadede, ölçülmesi zor ama önemli bir sosyal etkisi olduğuna inanıyoruz.

DV:  Bağış konusu sizce bugünün Türkiye’sinde neden önemli?

AA: Türkiye’deki en büyük eksiklik eğitimden de önce empatidir. Empatinin güzel olan tarafı, bu zamanla gelişebilen bir özelliktir. Bir özelliğin gelişebilmesi için tekrarlanası gerekmektedir. Gönüllülük, işin süresine göre, kısa veya uzun empati tekrarlarıdır. Bağışçılık da esasında kısa süreli empati egzersizleridir. Bağış yapan ve tekrarlayan kişi sayısı arttıkça, bunun Türkiye’nin empati seviyesine çok olumlu katkıda bulunacağına inanıyoruz. Şu anda Gallup’un yaptığı dünya bağışçılık sıralamasında yeri 2014 itibariyle 140 ülke arasında sondan 19.dur. Bu veri bile günlük hayatımızı olumsuz etkileyen onlarca olayın sebeplerine dair ip uçları vermektedir.   

DV:  Türkiye’de bağışçıların bağış yapmasının önündeki temel engeller nedir?

AA: İlk günden beri karşımıza çıkan en büyük engel güven. Güven konusu potansiyel bağışçıların kurumlar üzerinden bağış yapmasını engelliyor. Bağışlarının doğru ve etkili bir şekilde kullanılacağını konusunda bağışçıyı ikna edebilmemiz gerekiyor.

Bir başka engel ise bağış kültürünün yaygın olmaması. STK’ların şeffaf ve hesap verebilir olmasının bağışçılık kültürünün yaygınlaşmasına da katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

DV: Önümüzdeki dönem bağışçılıkla ilgili hem Türkiye’deki hem de dünyadaki trendleri nasıl görüyorsunuz?

AA: Önümüzdeki dönemde şeffaflık ve hesap verilebilirliğin yanı sıra sosyal etkinin ölçülmesinin de önem kazanacağını düşünüyoruz. Bağışçılar daha bilinçli, daha akıllı bağış yapmaya başlayacaklar ve STK’ları değerlendirirken sosyal etkileri konusunda da bilgi sahibi olmak isteyecekler.

Bir başka gözlemimiz de bağışçılık yaşının düşmeye başlaması. Bu nedenle bireysel bağış toplamak isteyen STK’ların gençlere de konuşması önem kazanacak.

DV:  Sizce bağışçılar bağış yaparken nelere bakmalılar?

AA: Öncelikle, bağış yapmayı düşündükleri STK’nın bağışçı haklarını tanıyıp tanımadığına, bağışçılarına ve kamuoyuna karşı şeffaf ve hesap verebilir olup olmadığına bakmalılar. Web sitelerine girdiklerinde STK’nın finansal verilerini, yöneticilerini görebilmeliler.

Ve tabi bağışları ile ne yapılıyor? Örneğin bir çocuğun hayatını olumlu yönde değiştirmek isteyen potansiyel bağışçı 100 TL ile nerede en fazla sosyal etki yaratabiliyor buna bakmayı öğrenmeli.

DV:  Bağışçılar arasındaki ilişkide beklentiler, mevcut durum, gerilimler, vb. var mı?

AA: Bağışçıların akıllı bağışa (araştırarak, karşılaştırarak) yönlenmeleri STK’ları daha şeffaf, daha hesap verebilir olma yolunda motive ettiğini gözlemliyoruz.  Etkisini ölçmeye başlayan STK’ların sayısı da gün geçtikçe artıyor. Yani bağışçının talepleri artıkça STK’ların kapasiteleri gelişiyor.