I. Fonun Amacı
COVID-19 salgını örgün eğitim sistemi içerisinde var olan sorunların ve eğitim alanındaki eşitsizliklerin daha görünür hale gelmesine, ağırlaşmasına ve yeni sorunların ortaya çıkmasına neden oldu. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization – UNESCO) , Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (United Nations International Children’s Emergency Fund –UNICEF) ve Dünya Bankası işbirliği ile pandeminin eğitim üzerindeki yıkıcı etkisini gidermek amacıyla hazırlanan Küresel Eğitim Krizinin Durumu: İyileşmek için Bir Yol başlıklı raporda ortaya konulan aşağıdaki tespitler de bu konuya dikkat çekiyor:
- Pandemi nedeniyle eğitim sisteminde yaşanan küresel kırılmanın tarihte başka bir örneği bulunmuyor. Bu kırılmanın gelecek dönemde öğrenme üzerinde ağır etkileri olacak. Tanık olduğumuz bu kriz tüm dünyada eğitim sisteminin neredeyse durma noktasına gelmesine neden oldu. Okulların kapanması dünya genelinde 1.6 milyar öğrenciyi etkiledi. Neredeyse her ülke öğrenciler için uzaktan eğitim fırsatları yaratmaya çalıştı ancak bu girişimlerin kalitesi birçok yerde farklılık gösterdi ve yüz yüze eğitimin yerini almaya yaklaşamadı.
- Okul kapanmalarının çocukların öğrenmesi üzerindeki etkisini gösteren ve sayısı her geçen gün artan araştırma bulguları korkunç bir gerçeği ortaya çıkarıyor: Öğrenme kayıpları çok büyük ölçekte ve eşitsiz şekilde dağılıyor. Güncel öğrenme ölçümleri, birçok ülkede çocukların okulda bu sürede kazanacakları akademik öğrenmenin çoğunu veya tamamını kaçırdıklarını gösteriyor. Küçük çocuklar ve dezavantajlı ailelerin çocuklarında bu kayıp daha da büyük.
- Küresel eğitim krizi ön görülen senaryolardan çok daha kötü sonuçlar ortaya çıkarıyor. Bu nesil çocuklar ömür boyu edinecekleri ekonomik kazançlarının bugünün parasıyla 17 trilyon dolarını kaybetme riski ile karşı karşıyalar. 2020’de hesaplanan rakam ise 10 trilyon dolardı.
- Düşük ve orta gelirli ülkelerde, öğrenme yoksulluğu yaşayan çocukların oranı (Salgından önce %50’nin üzerindeydi.) okul kapanmaları ve eşitsiz uzaktan öğrenme uygulamaları nedeniyle hızlı bir şekilde artacak, muhtemelen %70’e kadar çıkacak.
- Elektrik kesintileri, internet bağlantısının yetersizliği, evde bilgisayar olmaması veya ailelerinin dijital okuryazarlığının yetersiz olması nedeniyle dezavantajlı ailelerin çocukları uzaktan eğitimden akranlarına oranla daha az yararlanabildi.
- Küçük yaştaki çocuklarla engelli çocuklar ise ülkelerin geliştirdiği tedbirlerin neredeyse tamamen dışında kaldılar çünkü uzaktan öğrenme nadiren ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlandı. Benzer şekilde kız çocukları da, sosyal normların da etkisiyle, sınırlı dijital beceriler ve donanım yetersizliği nedeniyle öğrenmelerine etkin bir şekilde devam edemedi.
- Çocuklar ve gençlerin diğer alanlarda elde ettiği kazanımlar ya durdu ya da geriye gitti. Okulların çocuklar için genellikle öğrenmenin ötesine geçen kritik işlevleri vardır ve çocukların korunması için güvenli alanlar sağlarlar. Okul kapanmaları sırasında çocukların sağlık ve güvenliği olumsuz etkilendi; aile içi şiddete ve çocuk işçiliğine daha fazla maruz kaldılar.
- Tüm dünyada 370 milyondan fazla çocuk okul kapanmaları nedeniyle, kendileri için günlük düzenli temel beslenme kaynaklarından biri olan okul yemeğinden yararlanamadı.
- Çocuk ve gençlerde zihinsel sağlık krizi eşi görülmeyecek düzeylere çıktı. Eğitimde cinsiyet eşitliği daha çok tehdit altına girdi çünkü kapanmalar tahminen 10 milyon kız çocuğunu önümüzdeki 10 yılda erken evlilik ve okuldan terk riski ile karşı karşıya bıraktı.
Pandemi sonrası dönemde eğitim alanında karşımıza çıkması beklenen kritik sorunlardan birisinin öğrenme yoksulluğu olması bekleniyor. UNESCO İstatistik Enstitüsü (UNESCO Institute for Statistics) işbirliğinde Ekim 2019’da Dünya Bankası tarafından yayımlanan Öğrenme Yoksulluğunu Sona Erdirmek: Neler Yapılmalı? (Ending Learning Poverty: What will it take?) raporunda öğrenme yoksulluğunun tanımı, bireyler ve toplum için önemi, nasıl ölçüldüğü, ülkelerin öğrenme yoksulluğu değerleri ve ülkelerin eğitim sistemlerinde hangi politikalar aracılığı ile müdahalelerde bulunabileceği gibi konulara ilişkin bilgiler yer alıyor. Bu rapora göre, Türkiye’de 10-14 yaş aralığındaki çocukların %95’i okula kayıtlı olmasına rağmen bu öğrencilerin sadece %17,6’sı temel düzeyin altında okuma becerisine sahip. Bu oranlar üzerinden yapılan hesaplamalar Türkiye’de öğrenme yoksulluğu oranının %21,7 olduğunu gösteriyor. Diğer bir deyişle, Türkiye’de 10-14 yaş arasındaki yaklaşık her beş çocuktan biri öğrenmede sorunlar yaşıyor. Öğrenme yoksulluğu ile mücadele ve önleme çalışmalarının sadece eğitim alanındaki girişimlerle sınırlı olmadığının altının çizilmesi gerekiyor. Eğitimin ötesinde, öğrenme tüm alanlarda desteklenmeli. Bunun sağlanması için de bütünleşik ve çok sektörlü bir yaklaşımın gerekli olduğu görülüyor. Ülkedeki tüm çocukların öğrenebilmesi için beslenme ve sağlık hizmetleri iyileştirilmesi; dezavantajlı nüfus için sosyal koruma sağlanması; kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi, daha iyi yönetilmesi ve finanse edilmesi gerekiyor.
Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak yukarıdaki nedenleri göz önüne alarak Türkiye’de eğitim kalitesinin geliştirilmesi desteklemek amacıyla 2021 yılından bu yana Latro Kimya A.Ş işbirliği ve mali desteğiyle Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu’nu hayata geçiriyoruz. Fon’un 2021 döneminde Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ne ve Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği’ne toplam 139.900 TL hibe desteği sağladık.
Fon’nun 2022 döneminde ise eğitim ve öğrenme yoksulluğu konularına odaklanan STK’ların projeleri desteklenecektir.
Fona yapılan başvurularda eğitim alanında yoksulluk temelli eşitsizlikleri sorun olarak tanımlayan proje önerilerinin aşağıdaki konulardan en az birine odaklanması beklenir:
- Okulların yüz yüze eğitime başlaması ile birlikte yoksulluk koşullarında yaşayan çocukların eğitime erişimlerinin önündeki engellerin ortadan kaldırılmasına yönelik çözümler üretilmesi,
- Yoksulluk ve eğitimsizlik kısır döngüsünün kırılmasına yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi,
- Eğitimin yoksullukla mücadelede etkili olması için geliştirilebilecek eşitlikçi politikaların hayata geçirilmesi,
- Pandemi ile derinleşen ekonomik krizin eğitimdeki olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik modeller geliştirilmesi,
- Öğrenme yoksulluğunun azaltılmasına yönelik destekler sağlanması,
- Yoksulluk koşullarındaki çocukların eğitim sisteminden kopmaması için destekler sağlanması,
- Pandemi sonrası ortaya çıkan ve öğrenme yoksulluğunu derinleştiren sosyal – duygusal öğrenme ihtiyaçlarının giderilmesi,
- Konu özelinde araştırma ve veri geliştirme faaliyetleri gerçekleştirilmesi.
Önerilen projeler bir devam projesi ya da hali hazırda yürüyen bir projenin belirli bir parçası da olabilir.
Yukarıdaki içeriği tamamlayacak biçimde tüm başvurularda:
- Diğer paydaşların da kullanabileceği açık uygulama ve içeriklerin üretildiği,
- Eğitim alanındaki kurumlar ve kişiler arası işbirliği, eşgüdüm ve/veya bilgi/beceri paylaşım olanaklarına imkan veren,
- Eğitim modellerini günün şartlarına uyarlayan,
- Bir pilot projeyi model haline getirmeyi odağına alan yaklaşımlar teşvik edilir.
