I. Fonun Amacı
Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan verilere göre, 2021 sonu itibarıyla Türkiye’de 121.085 dernek ve 5.586 yeni vakıf bulunuyor. Türkiye’deki derneklerin büyük çoğunluğu mesleki dayanışma ve yardımlaşma, spor ve sporla ilgili faaliyetler ve dini hizmetlerin yerine getirilmesi gibi alanlarda çalışırken; vakıflar öncelikli olarak sosyal yardım, eğitim ve sağlık hizmetleri gibi alanlarda faaliyet gösteriyor. Yeni vakıflar tarafından yapılan çalışmalar öncelikli olarak çocuklar ve gençlere odaklanırken, yoksulluk ve kadınlara yönelik çalışmalar hedef kitle açısından ikinci ve üçüncü sırada yer alıyor.
Bu kuruluşların arasında, bir sosyal sorunun çözümüne yönelik faaliyet yürüten ve o sorunun çözümünde yer alanların aynı sorundan doğrudan etkilenen kişilerden oluştuğu sivil toplum kuruluşlarının (STK) sayısı da gün geçtikçe artıyor.
Dernek ve vakıfların mali büyüklükleri yıllar içerisinde artış göstermeye devam etse de, Türkiye’nin artan ve çeşitlenen sosyal sorunlarını gidermeye veya bu sorunların toplumsal etkilerini hafifletmeye yönelik çalışmalar yapan ve sosyal değişim yaratan STK’ların kurumsal ihtiyaçları dönüşerek devam ediyor.
Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan verilere göre, 2020 yılında Türkiye’de dernek başına ortalama gelir 181.168 TL olurken; vakıf başına ortalama gelir ise 4.802.201 TL düzeyinde gerçekleşti. Dernek başına çalışan maaşlı kişi sayısı ise 0,3 kişi oldu. STK’ların %57’sinde ücretli çalışan bulunmazken, yaklaşık %41’inin insan kaynakları 6 ila 20 gönüllü çalışandan oluşuyor.
Türkiye’de sivil toplumun durumuna ilişkin bu genel verilerin yanı sıra, Mart 2020’de başlayan COVID-19 salgınının diğer alanlarda olduğu gibi STK’lar açısından da önemli sonuçları olduğu gözlemleniyor. Farklı alanlarda faaliyet gösteren STK’ların çalışmalarına salgın süreci ve sonrasında artan şekilde ihtiyaç duyulduğu tespit edilirken, yaşanan gelişmelerin ve alınan önlemlerin sivil toplumun çalışma biçimleri ve hedef kitleleriyle ilişki geliştirme yöntemleri açısından değişiklikler yapmasını da gerekli hale getiriyor. Bununla birlikte, salgın sürecinde alınan tedbirlerin ve devamındaki yerel ve küresel ekonomik krizin STK’ların finansal kaynaklara ve insan kaynağına erişimi açısından da çeşitli zorlukları beraberinde getirdiği görülüyor.
Türkiye’deki vakıf ve derneklerin durumuna genel bir bakış, STK’ların kurumsallaşma düzeylerinin gelişmeye açık olduğunu ve kaynak yetersizliğinin bu durumda önemli bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, zorlayıcı koşullara rağmen STK’lar Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkı sağlamak, toplumsal ihtiyaçlara cevap vermek ve sosyal değişim yaratmak amacıyla yaptıkları çalışmalar etkin bir şekilde devam ediyor.
Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak yukarıda bahsedilen nedenleri göz önüne alarak STK’ların kurumsal gelişimlerini desteklemek amacıyla 2019 yılından beri hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu ile sivil topluma 20 hibeyle toplam 1.463.160 TL hibe desteği sağladık.
Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliğiyle kurulan Fonun 2022 döneminde, özellikle dezavantajlı ve kırılgan kesimlerle çalışan STK’ların kurumsal açıdan ortaya çıkan yeni ya da derinleşen ihtiyaçlarını merkezine alacak biçimde STK’ların kapasitelerini geliştirmelerine odaklanıyor.
Kurumsal Destek Fonu’nun bu döneminde hibe almaya hak kazanan STK’lara, hibe destekleri ve kurumsal gelişimlerini desteklemeye yönelik farklı imkanlar sunulacak. Bu imkanlar hakkında detaylı bilgi aşağıdaki gibidir:
Kurumsal Gelişim Desteği
Sivil Toplum için Destek Vakfı tarafından geliştirilen ve ilk kez 2019 yılında uygulanmaya başlayan Kurumsal Gelişim Desteği ile, Kurumsal Destek Fonu kapsamında hibe almaya hak kazanan STK’lara seçtikleri kurumsal gelişim alanlarında kapasitelerini güçlendirmelerine destek olmak amacıyla 6-9 ay süreyle alanda uzman mentorlarla çalışma fırsatı sunulacaktır.
Kurumsal Destek Fonu kapsamında hibe almaya hak kazanan STK’ların kurumsal gelişim desteği ile destekleneceği alanlar aşağıdaki gibidir;
- Finansal Sürdürülebilirlik: Kuruluşun finansal sürdürülebilirliğini ve kaynak çeşitliliğini sağlamak için kaynak geliştirme çalışmaları yapması, bireysel ve/veya kurumsal bağışçılarla ilişki ve farklı gelir modelleri geliştirmesi.
- Ağ ve Ortaklık Kurma: Kuruluşun alandaki etkisini artırmak ve iş yapma şekillerini geliştirmek amacıyla aynı alanda çalışan STK’lar ve/veya diğer kurumlarla ortak çalışmalar yapması.
- Gönüllülerle İşbirliği: Kuruluşun gönüllülerle daha etkin şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla çalışma ilkeleri ve yöntemleri geliştirmesi.
- Proje Yönetimi: Kuruluşun çalıştığı alanda proje geliştirme ve uygulama kapasitesini artırmak amacıyla yeni bir fikri proje haline getirmesi ve uygulaması.
- Savunuculuk ve Lobi Faaliyetleri: Kuruluşun üzerinde çalıştığı sosyal sorunla ilgili kamuoyu yaratma ve/veya karar alıcıları etkileme kapasitesinin güçlenmesi.
- Ölçme ve Değerlendirme: Kuruluşun yaptığı çalışmaların hedef kitlesi ve/veya toplumdaki etkisinin veya sebep olduğu değişimin ölçümlenmesi.
- Organizasyon Yönetimi: Kuruluşun daha etkin şekilde çalışmasına olanak sağlamak amacıyla insan kaynağı, organizasyon yapısı veya dijitalleşme gibi kurum içi süreçlerin gözden geçirilmesi ve dönüştürülmesi.
- İletişim: Kuruluşun kendini daha iyi tanıtması ve anlatması amacıyla kurum içi ve dışı iletişim süreçlerinin geliştirilmesi, buna uygun iletişim araçlarının etkin bir şekilde kullanılması.
Hibeyle birlikte sağlanan kurumsal gelişim desteği kapsamında kurumlarla yapılan çalışmada bu alanlardan en fazla birine odaklanılacaktır.
Hibe desteği, mentorlarla çalışma ve diğer öğrenme ortamları aracılığıyla STK’ların desteklenmesi ayaklarından oluşan Kurumsal Destek Fonu aşağıdaki adımlardan oluşacaktır:
- Hibe almaya hak kazanan kuruluşlarla internet tabanlı yapılacak ihtiyaç belirleme toplantıları sonrası ihtiyaçlarının tespit edilmesi, stratejik önceliklendirmenin yapılması, hangi kurumsal ihtiyaca yönelik çalışılmaya başlanacağı ve çalışmaların hangi başarı göstergeleri üzerinden değerlendirileceği konusunda mutabakat sağlanması,
- Kuruluşun başvuru sırasında sunduğu bütçenin, zaman planının, hedeflerin ve başarı göstergelerinin yukarıdaki çalışmaya uygun hale getirilmesi,
- Hibe sözleşmelerinin imzalanması,
- STK’nın kurumsal gelişim desteği altında seçilen alanda uzman bir mentor ile eşleştirilmesi ve mentorlarla çalışma sürecinin belirlenen plan doğrultusunda uygulanması,
- Hibe alan STK’lara ek desteklerin (çeşitli uzmanlarla tematik buluşmalar, özel sektörden gönüllülerle çalışma imkanı, ağ geliştirme vb.) sağlanması.
Programın geliştirilmesi amacıyla yürütülecek izleme ve değerlendirme faaliyetleri de kurumsal gelişim desteğinin bir parçası olarak düşünülmelidir. Hibe alan STK’ların bu süreçlere katılımı beklenir. Bu süreçle ilgili ayrıntılı bilgiye Hibe Veren Kuruluşlar için Kapasite Gelişim Programı Rehberi özelinde de ulaşılabilir.
Fona başvuru yapan STK’ların kurumsal gelişim desteği sürecinin yukarıda bahsi geçen adımlarının tamamına eksiksiz şekilde katılması gerekir. Kurumların kapasite gelişim imkanlarından etkili bir şekilde faydalanması ve daha verimli bir süreç geçirebilmeleri için kurum adına en az bir kişinin, kurumsal gelişim desteği süreçleriyle ilgilenmesi, yapılacak toplantılara katılması, sunulan destekleri takip etmesi, mevcut öğrenme sürecinin kurum içine yayılmasını sağlaması ve kurum ile bu desteklerin buluşmasına yardımcı olması beklenir. Bu kişi kurum içerisinde sorumluluk sahibi biri olmalıdır.
