Röportaj

Ruh Sağlığı Alanında İnsan Hakları

Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği / http://www.rusihak.org/

RUSİHAK ve çalışmaları ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek için aşağıdaki röportajı okuyabilirsiniz. Sivil Toplum için Destek Vakfı, Proje Programı dahilinde RUSİHAK’a hibe desteği sağlıyor. 

Sivil Toplum için Destek Vakfı (DV): Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi, çalışmalarını hangi “ihtiyaçtan” yola çıkarak gerçekleştirmektedir?

Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi (RUSİHAK): RUSİHAK, çalışmalarını Türkiye’de ruh sağlığı alanında yerleşmiş bir insan hakları kültürü olmamasından, ruh sağlığı alanının ağırlıklı olarak tıp, psikoloji ve psikiyatri disiplinlerinin hakimiyetinde olduğu, buna karşın alanda yaşanan insan hakkı ihlallerinin önüne geçebilecek bir insan hakları perspektifinin henüz tam olarak yaygın bir şekilde kabul edilmemiş olmasından yola çıkarak gerçekleştiriyor. Kısaca, ruh sağlığı alanını aynı zamanda bir insan hakları alanı olarak tanımlamaya ve BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin getirdiği insan hakları bakış açısına dayanan terminolojiyi bu alanda bir savunuculuk hareketi ile yaratmaya ve yaygınlaştırmaya çalışıyor.

DV: Psiko-sosyal engelli deyince ne anlamalıyız? Özellikle “kapalı kurumlar” üzerinden Türkiye’deki “tedavi” süreçleri hakkında ne söylemek istersiniz? 

RUSİHAK: Psiko-sosyal engelli birey deyince psikososyal anlamda sıkıntı yaşayan, toplumsal ve ekonomik yaşama diğer bireylerle eşit bir biçimde katılamayan bireyleri anlamalıyız. Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme psikososyal engelliliği kişinin kendisinde bulunan bir bozukluk olarak görmek yerine toplumun örgütlenme biçiminde kaynaklanan bir dışlanma durumu olarak görmekte. Biz de RUSİHAK olarak bu görüşü benimsiyoruz. Türkiye’de ruh sağlığı sistemi maalesef halen ağırlıklı olarak “depo hastane” tabir edilen büyük bölgesel ruh sağlığı hastanelerine dayalı. Bu kurumlar halen sivil izlemeye açık değil, şikayet mekanizmaları son derece sınırlı ve hizmet alan kişilerin tedavi süreçleri üzerinde neredeyse hiçbir söz hakkı yok, dolayısıyla “kapalı kurumlar” olarak adlandırılabilirler. Bu kurumlardan hizmet alan kişiler çoğunlukla “istemsiz yatış” yoluyla rızaları alınmaksızın bu kurumlara yatırılıyor, tedavi süreçlerinde anlayabilecekleri bir bilgilendirme sağlanmıyor, hatta baştan anlayamayacakları ve kendi adlarına karar veremeyecekleri varsayılıyor. Dolayısıyla hizmet alan-hizmet veren ilişkisi hizmet alan kişinin iyilik halini hedefleyen bir işbirliği ilişkisinden ziyade hizmet alanları nesne olarak gören, onlar adına karar veren ve tedavi sürecini onlardan bağımsız olarak planlayan bir ilişkiye dönüşmüş durumda. Dolayısıyla, hizmet alanların tedavi süreçleri üzerinde neredeyse hiçbir kontrolleri yok. 

DV: Sizce savunuculuk temelli çalışmalar yapmak neden önemli? Savunuculuğun bu alana katkısı ne yönde seyrediyor? 

RUSİHAK: Bu alanda savunuculuk temelli çalışmalar yapmak Türkiye’de ruh sağlığı alanında bir insan hakları hareketinin kurulabilmesi açısından ve psikososyal anlamda sıkıntı yaşayan bireylerin hem kurumlarda hem toplum içerisinde maruz kaldıkları hak ihlallerine karşı kendi haklarının savunucusu olabilmeleri açısından son derece önemli. RUSİHAK, şu anda ruh sağlığı alanında hak-temelli çalışmalar yürüten tek sivil toplum kuruluşu. Bugüne kadar yürütülen çalışmaların sonucu olarak ruh sağlığı alanı tam anlamıyla olmasa da aynı zamanda bir insan hakları alanı olarak algılanmaya başlandı ve bir insan hakları nosyonu yerleşmeye başladı. Onun dışında kurumlarda yaşanan hak ihlalleri özellikle Depo belgeseli ve hazırlanan raporlar sayesinde özellikle üniversiteler ve diğer sivil toplum kuruluşları açısından görünür hale gelmekte. Bakırköy Hastanesinde kurulan hasta konseyi sayesinde teşhisli bireyler öz-savunucu olma yönünde ciddi adımlar atıyor. 

DV: Depo: Akıl Hastanesinde Hayat belgeselinin oluşum sürecinden bahsedebilir misiniz? 

RUSİHAK: Depo: Akıl Hastanesinde Hayat belgeseli 2011-2014 yılları arasında RUSİHAK tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği ile Global Dialogue’un desteklediği, Sağlık Bakanlığı izniyle yürütülen sivil izleme projesi kapsamında çekilmiş, Türkiye’deki ruh sağlığı hastanelerinin içindeki koşulları ilk defa görüntüleyen bir belgesel. Belgesel RUSİHAK’la birlikte belgeselin hazırlanması kapsamında çalışan iki yönetmen (Ege Kanar ve Can Dinlenmiş) tarafından çekildi. Belgesel çekim süreci kapsamında Türkiye’de devlete bağlı tüm ruh sağlığı hastaneleri ziyaret edildi ve tüm birimlerindeki koşullar hastane içindeki gündelik hayatı aktaracak şekilde görüntülenmeye çalışıldı. Yine belgesel kapsamında, hizmet alanlar, hizmet verenler, hasta yakınları ve RUSİHAK yetkilileriyle röportajlar gerçekleştirildi ve tüm bunlar bir araya getirildi. 

DV: Proje kapsamında, belgesel çekildiği illerin bazılarında gösterilecek ve sonrasında, uzman kişilerin de katıldığı, bir söyleşi gerçekleştirilecek. Sizce bu proje, toplum temelli bir modele geçişte nasıl bir etki yaratacak? 

RUSİHAK: Belgesel gösterimlerinin gerçekleştirileceği iller olarak özellikle hastanelerin bulunduğu iller seçildi ve ulaşılacak kitle olarak tüm paydaşlar (ilgili STK’lar, üniversiteler, hastaneler) hedefleniyor. Söyleşide yapılacak vurgular (toplum-temelli hizmetlerin gerçek anlamda ne olduğu, dünyadan örnekler, insan hakları perspektifi, uluslararası sözleşmeler tarafından garanti altına alınan haklar, vb.) ve belgeselin içeriği sayesinde belgesel gösterimi ve söyleşi sırasında ve sonrasında kurum-temelli sistemin sorunlarının ve olası alternatiflerinin tartışılacağı eleştirel ve ufuk açıcı bir ortam yaratmak hedeflenmektedir. Böylece, tüm paydaşlarla birlikte toplum-temelli sisteme geçişin zemini için hazırlık teşkil edebilecek bir tartışma ortamı yaratılacak ve olası adımlar tartışılacaktır. 

DV: Sivil Toplum için Destek Vakfından aldığınız hibe kurumunuzda nasıl bir etki yaratıyor?

RUSİHAK: Sivil Toplum için Destek Vakfından aldığımız hibe bizi çok sevindirdi çünkü bu hibe sayesinde bugüne kadar gönüllü çabalar ve talep üzerine gerçekleştirdiğimiz Depo gösterimlerini sistematik ve planlı bir biçimde hastanelerin olduğu illere taşıma imkanı bulacağız. Bunun yanı sıra, Sivil Toplum için Destek Vakfının bağışçı kitlesinde çalıştığımız alana ilişkin bir farkındalık ve duyarlılık yaratabilmeyi de umuyoruz. 

Leave a Reply