Roman Hakları Derneği Hayal Ev Projesine Başladı

Romanlara karşı toplumda yaygın biçimde görülen ayrımcı tutumlar ve önyargıların sebep olduğu eğitim, istihdam ve barınma konularında eşitsizliğin giderilmesi amacıyla çalışan Roman Hakları Derneği’ne (ROMHAK) Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile Hayal Ev projesi için hibe desteği sağlıyoruz. Ankara’nın Kale mahallesinde risk altındaki ve ayrımcılığa maruz kalan çocukların temel haklarına erişimlerini güçlendirmek ve sosyal içermelerini destelemek amacıyla kurulan Hayal Ev Çocuk Merkezi (Hayal Ev), çocukları örgün eğitim sistemine dahil olmaya teşvik etmek ve yaşadıkları hak ihlallerine karşı hukuki olarak desteklemek amacıyla çeşitli çalışmaları hayata geçiriyor ve psiko-sosyal alanda destekleyici atölyeler yürütüyor. Salgın sürecinde hak ihlallerinin artarak devam ettiğine, çocukların uzaktan eğitim sürecine dahil olamadığına ve eşitsizliklerin fazlalaştığına dikkat çeken ROMHAK, hibe desteğini COVID-19 salgını nedeniyle durma noktasına gelen Hayal Ev’in temel faaliyetlerine ve psiko-sosyal atölye çalışmalarına devam etmek amacıyla kullanıyor. ROMHAK Hayal Ev Koordinatörü Göktan Yıldırım ile Roman Hakları alanında yürüttükleri çalışmaları , Türkiye’de Romanların karşı karşıya kaldıkları sorunları ve Hayal Ev projesi kapsamında yapacakları faaliyetleri konuştuk.

Roman Hakları Derneği, Çocuk Fonu’nun 2020-21 döneminde Vakfımızdan ilk kez hibe  alıyor. Okurlarımızın sizi daha yakından tanıyabilmesi için derneğin amaçlarından ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Ne yazık ki gündelik hayatta sürekli ayrımcı politikalar, tutumlar ve davranışlar nedeni ile yüzlerce yurttaşın temel haklarına erişmesi engelleniyor ve bu durum karşımıza derin yoksulluk meselesini çıkarıyor. Roman Hakları Derneği, 2014 yılından itibaren ayrımcılığa maruz bırakılan başta Romanyurttaşlar olmak üzere bütün yurttaşların temel haklarına erişmesini öncelikli meselesi olarak görüyor.  Özellikle çocukların, kadınların ve gençlerin güçlendirilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Önceki yıllarda yerelde çalışan derneklerin hak temelli çalışmalarıyla ilgili kapasitelerini güçlendirmeye yönelik çalışmalar gerçekleştirdik. Ayrımcı tutum ve davranışlar veya derin yoksulluk sebebiyle eğitim hakkına erişmeyen çocukların desteklenmesine yönelik çalışmalar yürüttük. Kısaca özetlemek gerekirse dernek olarak ayrımcı tutum, davranış ve politikaların ortadan kaldırılması için bütünleyici ve önleyici çözüm yolları üretmeyi ve ayrımcılığa maruz bırakılan yurttaşları güçlendirmeyi amaçlıyoruz.

Ayrımcılığa uğrayan, sosyal ve kültürel dışlanmaya maruz kalan bütün yurttaşların eşit haklara erişmesini; ayrımcılığa maruz kalan yurttaşların kamusal hak ve hizmetlere erişimi noktasında, sosyal ve kültürel alanda, istihdam alanında, eğitim alanında ve sağlık alanında yaşadıkları sorunlarına dayanışma kültürü ile beraber çözümler üretmek için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Birlikte yaşam kültürünün güçlendirilmesine çok önem veriyoruz.

Şu ana kadar İstanbul’da Çimen Ev, Bulut Ev ve Ankara’da Hayal Ev çalışmalarında özellikle çocukların ve kadınların güçlendirmesini amaçlayan atölye çalışmaları yürütme şansımız oldu. Yerel dönüşümün politika üretim süreçlerine emsal teşkil ettiğini düşünüyoruz. Bu nedenle Roman mahallerinde yerel güçlendirmeyi amaçlayan çalışmaları çok önemsiyoruz.

Türkiye’de Romanların karşı karşıya kaldıkları en önemli sorunlar ve sivil toplum kuruluşlarının bu sorunların çözümüne dair yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Aslında tüm sorunlar çok önemli,hayati ve  birbirini tamamlar nitelikte. Tüm bu sorunların temelinde yatan iki ayrılmaz mesele görebiliyoruz: ayrımcılık ve derin yoksulluk.

Kamu kurumlarında, sosyal yaşamda, istihdam alanlarında, eğitimde…. Alanlar veya insanlar değişiyor olsa bile ayrımcı söylemler, tutumlar ve politikaların değişmediğini görüyoruz. Ayrımcılığı en çok besleyen şey ise kapsayıcı politikaların üretilmemesi ve toplumda var olan önyargılarının, olumsuz ezberlerinin yaygın olması diyebiliriz.  Bizim gibi Roman sivil toplum örgütleri de kapsayıcı politikaların üretilmesine yönelik politika yapım süreçlerine dahil olmaya ve alternatif çözümler üretmeye çalışıyor. Sivil toplum örgütleri yine önyargıların ortadan kaldırılması ve birlikte yaşam kültürünün güçlendirmesine yönelik farklı çalışmalar yürütüyor.

Derin yoksulluk ve ayrımcılık sebebiyle cam duvarlarla mücadele etmek zorunda kalan yurttaşların güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Hem kalıcı, bütünleyici ve önleyici politikaların üretilmesi konusunda hem de güçlendirme çalışmalarında çok başarılı çalışmalar yürütülüyor olsa da sorunların çözümü noktasında yapılması gereken onlarca şey olduğunu söylemek gerekiyor.

Neredeyse bir yıla yaklaşan COVID-19 salgının toplumda hali hazırda var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirdiği gözlemliyoruz. Ankara’da beraber çalıştığınız Roman topluluklar ve özellikle de çocuklar salgından ve bu kapsamda alınan tedbirlerden ne şekilde etkileniyorlar?

Ne yazık ki Roman toplumu eşitsizliklerle, ayrımcılıkla ve derin yoksullukla sadece salgın sürecinde değil; her zaman en çok mücadele etmek zorunda kalan grupların başında geliyor. COVID-19 salgını ile beraber istihdamdan sağlığa, eğitimden barınmaya bütün alanlarda yaşanan sorunlar etkisini uzun yıllar gözlemleyeceğimiz bir hale gelmeye başladı ve derinleşti. Salgından önce örgün eğitime dahil olma oranı %50 ise şu an uzaktan eğitime dahil olma oranı %2 dersek çok büyük ihtimalle iyimser davranmış oluruz. Salgında sonra ise gözlemleyebildiğimiz kadarıyla her 10 çocuktan en fazla 2 tanesi okula devam edebilecek. Çocuk işçiliğinin ve çocuk yaşta evliliklerin artması bizleri en çok endişelendiren konuların başında gelmekte diyebiliriz. Salgın sürecinde hijyen malzemelerine, maske erişim imkanları zayıflığı veya temel gıda besinlerine erişimde bu bir yıllık süreçte büyük sorunlar yaşandı; evlerin çoğunun barınmaya uygun olmaması sebebiyle bireylerin salgına karşı önlem alma imkanları da bulunmuyor. Ankara’da Roman yurttaşların yoğun olarak yaşadığı 3 mahallede de ortak gözlemleyebildiğimiz ortak husus ise çocukların yaşadığı hak ihlallerinin katlanarak devam ediyor olması.

Yakın zamanda başladığınız Savoremiz Phrala İsinam (Hepimiz Kardeşiz) çevrimiçi atölyelerinde Türkiye’deki Roman hareketine dair söyleşiler gerçekleştiriyorsunuz. Bu atölyelerin amacı ve kapsamını anlatır mısınız?

Türkiye’de Roman hareketinin son 15 yıllık süreçte ciddi anlamda güçlendiğini ve çok kıymetli çalışmaların yürütüldüğünü düşünüyoruz. Özellikle Balkanlarda örnek teşkil edebileceğini düşündüğümüz çalışmaların Türkiye’de Roman alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütleri için örnek olacağını düşünüyoruz.

Savoremiz Phrala İsinam atölyelerinde Roman hareketinin son 15 yılda kat ettiği süreci bütüncül bir şekilde konuşmak ve aynı zamanda ileriki yıllarda neler yapılmalı sorusuna hep birlikte cevap aramak istiyoruz. Bu atölyelerin bizim için en önemli yanı ise Roman hareketinin 15 yıllık sürecini kolektif bir şekilde değerlendirme imkanın oluşması oldu.Roman hareketinde hak temelli çalışmaları yürüten genç aktivistler ile yıllardır hak temelli çalışmalarda yer alan deneyimli isimlerin farklılaşan sorunları birlikte konuşmasının ortak hafıza için önemli olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca Roman hareketinin önemli ölçüde görünürlük sorunu yaşadığını düşünüyoruz; Savoremiz Phrala İsinam atölyelerinin bu açıdan çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Roman Hareketi ile ilgili veya Roman toplumunun tarihi ve kültürü ilgili yeterli bilgisi olmayan katılımcılar için ise bütüncül bir öğrenme sürecinin sağlandığı söyleyebiliriz.

Atölye isminin neden Savoremiz Phrala İsinam olduğu çok merak ediliyor; çünkü biz ayrımcılığın, kardeşlik ve dayanışma kültürü ile ortadan kaldırılacağına inanıyoruz; bu sebeple sürekli tekrarlamak istiyoruz: Savoremiz Phrala İsinam!

Çocuk Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile sağladığımız hibe ile Hayal Ev projesini hayata geçiriyorsunuz. Bize Hayal Ev’den ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

COVID-19 salgını sürecinde çocukların; uzaktan eğitime dahil olamadığını, temel haklarına erişemediğini ve okul derslerini çalışabilecekleri bir alanlarının kalmadığını gözlemledik. Kale mahallesinde çocukları COVID-19 sürecinde yaşadıkları hak ihlallerine karşı güçlendirmek ve çocukların örgün eğitimden ayrılmaması, uzaktan eğitime erişebilme imkanlarını güçlendirmek çalışmalarımızın kapsamında olacak. Öncelikle çocukların okul derslerini çalışabilecekleri ve araştırma becerilerini destekleyebilecek bir alana erişimleri için mini- kütüphane alanı oluşturmayı hedefliyoruz; ayrıca oyun oynamanın her çocuğun temel hakkı olduğuna inandığımız için çocukların dönüşümlü olarak oyuncaklara erişebildiği bir oyuncak kütüphanesi kurmayı hedefliyoruz.

Çocukların olumlu rol modeller ile temaslarını artırabilmek ve çocukların bu süreçte ihtiyaç duydukları rehberlik ihtiyacını destekleyebilmek için bir mentorluk programını hayata geçireceğiz. Çocukların kendilerini ifade edebilecekleri alanlar açabilmek için; kültürel ve sanatsal içerikli veya birlikte yaşam kültürlerinin güçlendirilmesini hedefleyen atölye çalışmaları düzenleyeceğiz. COVID-19 nedeni ile yüz yüze atölye çalışmalarının mümkün olmadığı durumlarda çocukların kitaplara, oyuncaklara ve ev içinde aileleri ile birlikte yapabilecekleri etkinlerin malzemesine erişiminin sağlanması, mentorların çeşitli iletişim araçları ile çocuklara ulaşmasını amaçlıyoruz. Çocukların sağlıklı gelişim hakkına erişimini sağlarken salgın hastalık karşında korunmaları için tedbirlerimizi en üst seviyede tutmayı amaçlıyoruz.