Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği İZ Bırakıyoruz Projesini Tamamladı

Toplumsal barışa hizmet edecek önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin toplumun her kesimi tarafından erişilebilir olması için çalışmalar yapan Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği (Bir İZ) başta kadınlar, mülteciler, çoçuklar ve yaşlılar olmak üzere bireyi güçlendirmeyi merkeze alan projeler yaparak ruh sağlığı hizmetlerinin tüm toplum için erişilebilir olmasına katkı sağlıyor. AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu kapsamında İZ Bırakıyoruz projesini hayata geçirdi.

Bir İZ Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Melek Mumcuoğlu ile yaptığımız röportajda; proje kapsamında yürüttükleri faaliyetler, yaşlıların öz yaşam hikayelerini paylaşmalarının önemi, projenin gençlere katkısı ve derneğin gelecek dönem planları hakkında konuştuk.

Hibe desteğimizle hayata geçirdiğiniz İZ Bırakıyoruz projesi kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

İZ Bırakıyoruz projemizle, izole olmuş ve toplumun geri kalan birçok kesimine göre dezavantajlı bir grup olan 65 yaş üstü bireylerin hikâyelerini anlatarak yaşamlarını gözden geçirmelerini, anlamlı bir bütünlük hissine ulaşmalarını ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin artmasını amaçladık. Ayrıca anlatılan hikâyelerin topluma ilham olmasını da hedefledik.

Kasım 2021 itibarıyla başlayan ve 65 yaş üstü bireylerin hikâyelerinin kayda geçirilerek toplumsal hafızaya kazandırılmasını amaçlayan projemiz 2022 yılının Haziran ayında tamamlandı. Hedef grup ile yapılandırılmış görüşmeleri yürütmek için Sosyal Hizmet, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Psikoloji, Tıp ve Gerontoloji bölümlerinden 30 genç yapılan açık çağrı ile projeye dahil oldu. Görüşmeleri yürütecek gönüllülerin belirlenmesinin ardından 2 günlük kapasite güçlendirme eğitimleri organize ettik. Proje gönüllülerine, yaptıkları her görüşmenin ardından süpervizyon verilmesini ve yapılan görüşmelerin etik ilkeler çerçevesinde desteklenmesini sağladık. İleri yetişkin bireylerin psikolojik iyi oluş hâlinin desteklenmesi için 3 oturumluk grup çalışmaları yaptık. Aynı zamanda katılımcıların hikâyelerini yeniden yazmalarının desteklenmesi, psikolojik iyi oluş düzeylerinin artırılması, izole olma hissinin yerini kuşaklar arası dayanışma hissinin almasını arzuladık.

Genç yetişkin ve ileri yetişkin bireylerin birlikte oluşturduğu yaşam öykülerini proje için hayata geçirdiğimiz İz Bırakıyoruz internet sitesi üzerinden kamuoyuyla paylaştık. Ayrıca proje kapsamında uzman ekimizle beraber İzleme ve Değerlendirme Raporu hazırlayıp, paylaştık.

65 yaş üstü kişilerden aldığınız geri bildirimlerle beraber düşündüğünüz de yaşlıların öz yaşam hikayelerini anlatmaları neden önemliydi? Kendi hayat hikayelerini paylaşıyor olmak yaşlıların duygu ve düşünce dünyasına nasıl bir katkı sağladı?

65 yaş üstü bireyler hayata dair pek çok konuda tecrübeli oluyorlar. Ancak bu tecrübeleri paylaşabilecek ortam ve ağ pek kalmıyor. Öncelikle, anlatma ihtiyacı artarken aktarılabilecek ortamın azalması çok çarpıcıydı. Hem kendi çevremiz hem de psikoloji alanında çalışan ekibimiz ve pandeminin etkisi hepimize bu ihtiyacı daha fazla gösterdi. Boş yuva sendromu (empty nest) pek çok yaş almış bireyi etkilerken eğer bu kişiler yaşlı dostu ortamlarda değillerse, oluşan bu boşluk daha fazla depresyona neden oluyor. Görüştüğümüz bireylerde, bunun geri dönüşlerini adeta duygu seliyle aldık. “Çünkü herkesi hayatı değerlidir, seninki de değerlidir. O zaman anlat dinleyelim, kayda geçelim ve yıllarca kalsın, görülür olsun.” dedik aslında onlara. Her bir yaşam öyküsü biricikti, özeldi. Onu anlatanlar da acısı ve tatlısıyla anarak adeta temize geçtiler hayatlarını. Anıları temize çekmek, onları sahiplenmeyi ve kabullenmeyi de kolaylaştırdı. 60 kişinin iyilik halini artırdığını düşündük ekipçe. Bu da bize çok iyi geldi.

Bu proje ile psikolojik danışmanlık ve rehberlik, tıp, psikoloji ve sosyal hizmetler bölümlerinde okuyan 30 üniversite öğrencisi 65 yaş üstü kişilerin öz yaşam hikayelerini kayıt altına aldı. Görüşmeleri yapan öğrencilerin geri bildirimlerini de düşündüğünüzde, bu hikayeleri dinlemiş olmanın gençlerde ne tür farkındalıklar yarattığını ve mesleki becerilerine nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz? 

 Bu proje asla tek taraflı olmadı. Bunun karşılıklı büyük ve anlamlı bir alışveriş olduğunu fark ettik. Gençler yaşlanmaya ve ihtiyaçlarına dair müthiş bir farkındalıkla çıktılar bu projeden. Bazı görüşülen bireyler genç arkadaşlarımızı zorladılar. Kuşak farkı, iletişim vs. üzerinden oluşan yol kazalarıyla başa çıkmak bile çok öğretici oldu. Bir dönem her hafta yaptığımız süpervizyonlarla bu süreçlerini güçlendirdik. Bir koca ömrün kazanımları, pişmanlıkları, mutlulukları, kayıpları, yasları yani insana dair her şeyi bir insanın hayatından dinlemek müthiş bit tanıklık oldu. Bazen bu tanıklıklarla başa çıkmak da zor oldu genç meslektaşlarımız için ama yaptıkları işin neye dokunduğunun o kadar bilincindeydiler ki her zaman bir çözümleri oldu.

65 yaş üstü bireyler de gençlere kendi hayatlarını anlatırken yaşamlarının başındaki gençlere bir çeşit mentorluk yaptıklarının farkındaydılar. Yani “İZ Bırakmak” karşılıklı oldu. 32 genç de “Hayatımda yaptığım en anlamlı şey” diyebildi. Sanırım bu projenin en sihirli kelimesi “anlam” oldu.

Her Yaşta Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Yaşlanma, yaşlılık alanında yapılan çalışmaların farklı bağışçılar tarafından desteklenmesi sizce neden önemli?

Bu projeye kadar derneğimiz bu yaş grubu ile hiç çalışmamıştı. Önleyici ve koruyucu ruh sağlığı çalışırken belli bir yaş grubunu ihmal ettiğimizi fark ettik. Pandeminin en başında 65 yaş grubunun evde olması zorunluluğu hepimizi çok düşündürtüyor ve “Bir şey yapmalı” dedirtiyordu bizlere. Dolayısıyla İZ Bırakıyoruz, derneğimiz için bir ilk oldu. Oldukça düşük bütçeli bir proje olduğu için özkaynaklarımızı, gönüllü ağımızı en fazla kullandığımız proje olarak da bir ilkti. Süpervizyonlar ve eğitimlerle gençleri desteklemek çok önemliydi. 2021 yılı itibarıyla 8 milyon 245 bin 65 yaş üstü bireyin olduğu bir ülkedeyiz ve git gide yaşlanıyoruz. Bu tür projelerin hızla artması, çeşitlenmesi, iyilik halini artırıcı programların yapılması gerekiyor.

Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz?

Bu proje duygusal olarak bizi çok etkiledi. Okulunu bitirmek üzere ya da bitirmiş genç arkadaşlarımızın kazanımları, konuştukları kişilerden hayata dair aldıkları öğretiler, dersler hiçbir yerde elde edilemeyecek muazzam bir öğreti. Bir kısmı hala o kişileri ziyaret ediyor ya da arayıp soruyor. Muazzam bir bağ oluştu karşılıklı, neden devam etmesin.

İnsan kaynağı ve finansal kaynakları kısıtlı, küçük bir derneğiz. Ama başla bitir projeleri bize yeterli gelmiyor. Projelerin sürdürülebilir olması değişim yaratabiliyor. 60 + 32 kişi neden 2023’te 100 olmasın? Dolayısıyla aynı projenin sürdürülebilirliği için bazı hastane ve ilaç firmaları ile görüşmek üzere proje dosyamızı hazırlıyoruz. Ayrıca bu yaş grubuna ve projeye yeni bir tuğla ekleyelim diye Harita65+ Projemizi hazırladık ve uygulamaya başlıyoruz. Yine Sivil Toplum için Destek Vakfı iş birliğiyle, Her Yaşta Fonu kapsamında gerçekleştireceğimiz projemizle 65 yaş üstü bireyler için sosyal-psikososyal destek hizmetlerine mevcut erişim durumunun tespit edilmesini ve savunuculuk çalışmaları yoluyla yaşlı haklarına dikkat çekilmesini, destek hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını ve kapsayıcı bir yaklaşım geliştirilmesini katkı sunmayı amaçlıyoruz. Özel olarak, yaşlı bireylere yönelik sosyal ve psiko-sosyal hizmetlere dair ihtiyaç analizi ve hizmet haritalandırma çalışması yapılarak yaşlılara yönelik servislerin geliştirilmesine katkı vermeyi hedefliyoruz.

Tüm destekleri için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na ve Her Yaşta Fonu sağlayıcısı AgeSA’ya teşekkür ederiz.