A4 Atölye Çağdaş Sanat Derneği Birlikte Hareket Etme ve Hafızayı Kaydetmek Projesine Başlıyor

A4 Atölye Çağdaş Sanat Derneği (a4atölye), cesur ve üretken gençleri desteklemek, yeni imkanlar yaratmak ve tecrübe kazandırmak amacıyla Diyarbakır’da kuruldu. Kültür Sanat Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe desteğiyle Birlikte Hareket Etme ve Hafızayı Kaydetmek projesini hayata geçirecek olan a4atölye, yapılacak açık çağrı sonucunda Diyarbakır’da yaşayan 6 kadın sanatçıyı proje katılımcısı olarak belirleyecek. Proje kapsamında, kadın sanatçıların sanatsal üretimde birlikte hareket etmesineve yeni yöntemler geliştirmesine destek olmak amacıyla 4 atölye ve bir sergi düzenleyecek. Proje katılımcısı kadınlara çeşitli eğitim destekleri sağlayacak olan dernek; sergilerin daha fazla kişiye ulaşması amacıyla herkesin katılımına açık olacak 5 atölye düzenleyecek.

A4atölye Çağdaş Sanat Derneği Başkanı Rıdvan Kuday ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Diyarbakır özelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadın sanatçılara yansıması, COVID-19 salgınının Diyarbakır’daki kültür-sanat faaliyetlerine etkileri, dijitalleşen dünyada sanatın dönüşümü ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk.

Okuyucularımızın sizi daha yakından tanıyabilmesi için a4atölye Çağdaş Sanat Derneği’nin kuruluş amacından ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

a4atölye Çağdaş Sanat Derneği 2018 yılında kuruldu. Kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu (STK) olarak Diyarbakır’da etkinliklerini sürdürüyor. Dernek olarak, genç sanatçılara yönelik toplantılar,  sergiler, portfolyo değerlendirmeleri, sunumlar, atölye çalışmaları ve araştırma faaliyetleri yürütüyorüz. Sanatçıların öğrenme ve üretim imkânlarını artırmak için projeler ve programlar yapıyoruz. Diyarbakır’ın ve bölgenin güncel sanatını desteklemek ve uluslararası tanınırlığını artırmak amacıyla işbirliklerine önem veriyoruz. Dünyada ve Türkiye’de sanat kurumları ve ağlarıyla etkileşimlerimizi arttırmayı hedefliyoruz.

Kadın sanatçılar için kültürel istihdam alanı oluşturmak derneğinizin amaçları arasında yer alıyor. Faaliyet yürüttüğünüz bölge özelinde, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadın sanatçılara yansımaları nelerdir? Sanatsal üretim yapan kadınların en sık karşılaştığı zorluklardan bahsedebilir misiniz?

Bölge genelinde kadınların güçlü olduklarını gözlemliyorum. Gerek siyasi iklim gerekse yaşanmışlıklar, kadınların kendi öz güçlerinin farkında olmalarını sağlıyor. Bizim kadınlarla olan diyaloglarımız onların profesyonel düzeyde üretken olmalarıyla ilgili. Kültür-sanat alanında iletişim ağları kurarak kadınların bu üretkenliklerinin görünür olmasına katkı sağlıyoruz. Temsil edilmeyen sanatçı buna karşı çözüm üretmeyen sanatçıdır; eğer çözüm üretmek istenilirse her zaman temsil edilecek bir yer bulunur. Kadın sanatçı bağlamında düşünürsek kendi kabuğuna çekilmiyor (Burada kadın ya da erkek olmak önemli değil) ve bununla ilgili bir mücadele veriyorsa kendini görünür kılabilir. a4atölye olarak kadın sanatçılarla ilgili ne kadar proje üretirsek üretelim; eğer kadın sanatçılar görünürlük ve istihdam sorunsalını problem etmiyorsa ya da çalışmalar içerisinde değilse bunun bir anlamı olmuyor. Önemli olan kadınların temsiliyet konularında harekete geçmeleri. İşte bu istek ve mücadele, bizlerin daha çok çaba içerisine girmesine vesile oluyor. Temsiliyet kadın sanatçıların kendi isteği ile oluşuyor. a4atölye olarak inanıyoruz ki tek yönlü işler yapmak bu konuların her zaman bir yanının eksik ve/veya  tamamlanmamış olmasına neden oluyor. Bu eksikliği ortadan kaldırmak için mücadele ve istek önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Kültürel istihdamı ekonomik istihdamdan ayırmak gerekiyor. Daha çok sanatçıların kendi pratiklerinde buluşmak istedikleri kültür-sanat aktörleriyle bir araya getirme işine biz kültürel istihdam diyoruz. Bu istihdam türü ile kadın sanatçıların kendi sanat pratiklerinde oluşan sorunsallara cevap olabilecek aktörlerle buluşmalarını sağlamak ve işlerini kolaylaştırmak istiyoruz. Bu konularda adım atmak  isteyen herkes bir platform bulur. Biz de bir platform görevi görerek sanatçılar için profesyonel düzeyde sergileme alanları oluşturup, prodüksiyon desteği sunarak işbirliği yapıyoruz. Birlikte hareket ederek kadın sanatçıları görünür kılmak, profesyonel düzeyde motivasyonlarını artırmak, kültür-sanat alanında istihdam sağlamak amacıyla çalışıyoruz. Bu anlamda geçmiş dönemlerde yaptığımız benzer proje çıktıları ve sanatçı takipleri yaptığımız çalışmaları değerlendirme olanakları yaratıyor.

Kültür-sanat alanının COVID-19 salgınından ve bu kapsamda alınan tedbirlerden ciddi anlamda etkilendiğini biliyoruz. Normalleşme sonrası kültür-sanat etkinliklerinin yeniden canlandığı bu dönemde, Diyarbakır özelinde, salgının kültür-sanat alanına etkilerine dair gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

Kültür-sanat alanının pandemiden etkilenmesi ilk başta bize bir eksen kayması gibi geldi. Oysaki kısa bir süre sonra bunun bir eksen kayması olmadığını, hatta sanatın anlamının genişlediği kanısını uyandırdı. İlk şok etkisi atlatıldıktan sonra, daha çok dijital altyapı ile insanlara ulaşma konusunda hızlı adımlar atıldı.  Sanat öyle bir şeydir ki; her zaman hızlı bir şekilde kendini duruma göre konumlandırabilme kabiliyetine sahiptir. Sürekli değişen ve kendini yenileyen bir yapıdır sanat. Her zaman yaşayan, ölmeyen bir yapı.

COVID-19 salgın dönemi birçok belirsizliği de kendi içinde barındırdı. Bu sürecin en temel özelliği kamusal alanlarda insanların bir araya gelemiyor olması. Bu durumun, kültür-sanat dünyasını olumsuz etkilediğine şahit olduk. COVID-19 tedbirleri kapsamında gerçekleşen kısıtlamalardan kültür-sanat alanındaki etkinlikler de nasibini aldı. Karşılaştığımız başlıca durumlar: Etkinliklerin iptali, kapanmalar, projelerde yapılan zorunlu değişiklikler oldu. Sanatsal faaliyetlerin durma noktasına geldiği bu dönemde, bizler de içe dönme, derin düşünme fırsatı yakalamış olduk. Küresel çapta etkili COVID-19 salgını, beraberinde kültür-sanat alanında farklı alternatifler yarattı. Dijital altyapıların gelişmesi ile beraber sanatseverlerin sanata ulaşma ve sanatta yararlanma olanakları oluşturduğunu, merkez periferi gibi kavramların anlamını yitirdiğini gördük. COVID-19 salgınında, kültür-sanat alanları da dahil, tüm dünya nasıl etkilendiyse, Diyarbakır özelinde de aynı etkilerin yaşandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Gelişen teknoloji, sanat eserlerinin ortaya çıkış sürecinin değişmesine ve yeni kavramların ortaya çıkmasına neden oluyor. Bunlardan birisi de son dönemlerde sıklıkla duyduğumuz veri bilimi ile yapay zekâyı buluşturan yapay zekâ sanatı. Gün geçtikçe daha da dijitalleşen bir dünyada sanat nasıl bir dönüşüm yaşıyor?

Aslında salgın bu sorunun cevabını biraz daha hızlandırdı (NFT, ripto paralar vs.). COVID-19 salgını sanatın anlamının değişme sürecini hızlandırdı. Bana göre bu durum salgınla doğru orantılı gelişen bir durum değil. Teknolojinin gelişimiyle birlikte sanat piyasalarında, NFT ve kriptoya olan ilgi artacaktı, ancak salgın bu sürecin hızlanmasına neden oldu. Kültür-sanat dünyasında dijital alt yapılar ve sosyal medya kullanımı, sanat aktörlerinin dijital ortama uyum sağlamaları hızlı bir şekilde gerçekleşti. Sanat, her zaman tarihin diğer dönmelerinde olduğu gibi bir çıkış yolunu bulur. Bu dönemde, salgın vesilesiyle hızlı bir şekilde kendini gösterdi. Salgın, sadece kültür-sanat ortamını değil, ekonomi dünyasını da yakından etkiledi. Her şeyin anlamı değişti. NFT, sadece sanatın yatırım konusu olmaktan çıktı, sanatın diğer tüm alanlarını da kapsadı. Tüm alanlara yapay zekâ sanatı dahil oldu. Yaptığım okumalarda kripto sanatçılarının, kendilerini NFT dünyasında daha özgür ve yaratıcı hissettiğini görüyorum. Bu sanatçıların bu şekilde hissetmesi çok önemli çünkü istedikleri her şeyi yapabiliyor olmaları kulağa çok hoş geliyor. Bu durum sanata, sanatçıya, sanat yatırımcısına çeşitli şekillerde yeni kapılar açan bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Daha da gelişecek, olgunlaşacak ve kendisine yeni imkânlar oluşturacak diye düşünüyorum. Bunun yanında, şöyle bir gerçeği de göz ardı etmememiz lazım: projesi olmayan, sürdürebilirliği olmayan yapay zekâ üretimlerin birçoğunun NFT piyasasında çöp olacağı kanısındayım. Sağlam bir temele dayanan işler NFT piyasasında gün geçtikçe yerini daha da sağlam bir şekilde konumlandıracak. İşte burada sanatın farklı bir evresi oluşuyor ya da başka bir bölümü bu evreye dâhil oluyor. Sanat her zaman kendini yeniliyor, fakat geride kalan evreleri hiçbir zamanda yok olmuyor. Bu evrede oluşan yapay zekâ sanatını herkes beğenmek ya da yapmak zorunda değil ama yapay zekâ sanatını yok saymak da yersiz olur. Yapay zekâ sanatının hayatımıza girmesi beraberinde sanatçı hakları meselesini getirdi. Sanatçının yaptığı işlerin muhatabı arada komisyon ya da galeri olmaksızın doğrudan sanatçının kendisi oluyor. İşlerin takibinin yapılması ve el değişimlerinin kayıt altına alınması sebebiyle, sanatçı hak kaybına uğramamış oluyor. Aynı zamanda, sanat piyasası da kendini buna göre konumlandırmış oluyor (Vergi komisyon düzenlemeleri vs.)

Yapay zekâ sanatında, sanatçılar evden çalışıp iş üretebilecek ve üretimlerinin NFT piyasalarında pazarını oluşturabilecekler. Bu piyasa, her zaman aktif olma olanağı sunan, saat sınırlaması olmayan çok güzel bir dünya elbette. Ancak olumsuz yönleri de yok değil. Zaman ve enerji tüketiminin ekosisteme olan zararlarını da göz ardı etmemek gerekiyor. Sanat dünyası bu durumu nasıl normalleştirecek, enerji tüketmeden nasıl bir rol alacak, nasıl devam edecek gibi soruların düşünülmesi gerekiyor. Bu sorunlara rağmen yapay zekâ sanatında yaşanan gelişmenin önüne geçemeyiz. Umarım bu sorunlara ilişkin çözümler de bulunur.

Hibe desteğimizle Birlikte Hareket Etmek ve Hafızayı Kaydetmek projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Birlikte Hareket ve Hafızayı Kaydetmek projesi, sanatsal üretimde birlikte hareket etmek, konuşmak ve yeni yöntemler geliştirmek amacıyla; eğitim atölyeleri ve akabinde gerçekleştirilecek bir sergi için kadın sanatçıları bir araya getiriyor. Düşünsel ve pratik birlikteliğinin hangi dinamiklerle ilerlediğini deneyimlemek amacıyla, Diyarbakır’da yaşayan, farklı disiplinlerden kadın sanatçılara tartışma alanları oluşturan proje; araştırma ve pratiğe yönelik karşılaşma olanaklarını çeşitlendirmeyi amaçlıyor. Açık çağrı sonucunda belirlenecek olan katılımcılara; kendi sanat pratiklerini geliştirmeye yönelik kaynak sağlayacak ve aynı zamanda çevrimiçi söyleşiler ve final sergilerinde bir araya gelecekler. Ayrıca proje kapsamında hedef grup için araştırma ve pratiğe yönelik karşılaşma olanakları ve kaynaklar sağlamayı amaçlıyoruz. Bunu yanında, kadın sanatçılar için kültürel istihdam alanı oluşturmak, şehrin ve ülkenin genelinde yaşanan kadın sorununun çözümünde sanatın rolünü güçlendirmek, alternatif ilişki ağları kurmak ve var olanı güçlendirmek ve/veya dönüştürmek amaçlarımız arasında yer alıyor.

Birlikte Hareket ve Hafızayı Kaydetmek projesinin odağında toplumsal cinsiyet yer alıyor. Proje sürecindeki atölyelerde aidiyet ve yerinden edilme gibi kavramlar çerçevesinde Diyarbakır’ın eski yerleşim bölgesindeki yıkım ve yıkım ile birlikte süren soylulaştırma sorunu ekoloji, kent, toplumsal hafıza, güncel politikalar üzerinden tartışmaya açılacak. Proje sürecinde oluşan üretimler, final sergisiyle Diyarbakırlı sanatseverle buluşacak.