Önce Çocuklar Derneği: Diyarbakır’da Yerel İhtiyaçlara ve Kültürel Yapıya Uygun Çalışmalarla Çocukların Yanında

Diyarbakır’da faaliyetlerini sürdüren Önce Çocuklar Derneği, çocukların psiko-sosyal, kültürel, dilsel, zihinsel, fiziksel ve sanatsal gelişimi odağında çalışıyor. Dalyan Foundation ve Türkiye Mozaik Foundation iş birliği ile hayata geçirdiğimiz Kapasite Güçlendirme Fonu’nun 2024 döneminde desteklediğimiz Önce Çocuklar Derneği, sağladığımız hibe ile kaynak çeşitliliğini artırmak ve finansal sürdürülebilirliğini güçlendirmek için çalışmalar yürütüyor.

Önce Çocuklar Derneği ile yaptığımız röportajda; derneğin faaliyetlerini, Diyarbakır ve bölge odağında çocuk hakları alanındaki sorunları, sivil toplumda kaynak yaratma ve geliştirmede mevcut sorunlar ile çözüm önerilerini, hibe desteğimizle yürüttükleri çalışmalar hakkında konuştuk.

Okuyucularımızın Derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için, kuruluş amacınızdan ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Önce Çocuklar Derneği, Çocuk Hakları Sözleşmesi çerçevesinde çocukların psiko-sosyal, kültürel-sanatsal gelişimi ile dilsel, zihinsel ve fiziksel gelişimine yönelik çalışmalar yapmayı ve bu alandaki kişi ve kuruluşlarla ortak paydalar yaratmayı amaçlıyoruz. Derneğimiz bu amaçlar doğrultusunda, birçok insan hakları savunucusunun bir araya gelmesiyle 2017’de Diyarbakır’da kuruldu.  Derneğimiz, özellikle anadil hakkı, anadilde yeni araçlar üretilmesi, kültürel haklar ve çocukların kültürel gelişimini destekleyecek araçların geliştirilmesine odaklanıyor. Hedef gruplarımızın başında fırsat eşitliği açısından dezavantajlı konumdaki çocuklar var.

2023’teki yaşadığımız depremler ve son yıllardaki saha araştırmalarımızdan ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara göre hedeflerimizin kapsam ve odağını geliştirdik. Bu doğrultuda, 2023’te yeni yönetim kurulumuzu oluşturarak çalışma alanlarımızı güncelledik.

Dördüncü Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni referans alarak çocukları gelişen teknoloji ve bilim çağına uyumlu teknik/bilimsel atölyeler ve seminerler düzenlemek; çocuk işçiliği ile mücadele etmek; göçmen ve mülteci konumundaki çocuklar yararına çalışmalar yürütmek gibi yeni amaçlar belirledik. Bu doğrultuda, 2024-2026 Çalışma Planı oluşturduk ve faaliyetlerimizi bu Plan rehberliğinde yürütmeye başladık. Aynı zamanda, depremlerden etkilenen çocuk, genç ve ebeveynlerine yönelik çocuk ve ergen sağlığı, cinsel sağlık ve üreme sağlığı gibi konularda da çalışmaya başladık.

“Diyarbakır gibi sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde çocuklara yönelik hak ihlalleri çok daha derin yaşanıyor.” 

Türkiye’de çocukların hakları ve sorunlarını Diyarbakır odağında nasıl değerlendirirsiniz? Diyarbakır’da çocuk haklarına dair hangi sorunlar öne çıkıyor? Depremlerden etkilenen diğer kentlerde çocuk hakları alanında artan sorunlar ve çözümlerine dair tespitleriniz neler?

Türkiye genelinde çocuk hakları konusunda yapısal eksiklikler sürerken, Diyarbakır gibi sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde bu hak ihlalleri çok daha derin yaşanıyor.  TÜİK ve UNICEF’in verileri de bunu doğruluyor. Diyarbakır’da çocukların karşı karşıya kaldığı temel sorunlarda yoksulluk, eğitime erişimdeki eşitsizlik, artan madde bağımlılığı, çocuk işçiliği ve anadil hakkı gibi çok katmanlı problemler öne çıkıyor. Ayrıca, çocukların psiko-sosyal gelişimini destekleyecek kültürel, sanatsal ve bilimsel alanların yetersizliği de önemli sorun oluşturuyor.

Diyarbakır’da çocuklar için güvenli ve kapsayıcı sosyal alanların sınırlı; toplumsal cinsiyet rollerinin çocuklar üzerindeki baskısı ve ruh sağlığına dair destek mekanizmalarının yetersizliği çocuk haklarının hayata geçirilmesini zorlaştırıyor. Erken yaşta iş gücüne katılan ya da eğitim hayatı kesintiye uğrayan çocukların sayısı azımsanmayacak düzeyde. Özellikle kız çocukları, toplumsal baskılar ve eğitime erişimdeki eşitsizlik nedeniyle daha kırılgan bir konumda.

Depremler sonrasında, çocuklar için güvenli yaşam alanlarının ve eğitime erişimin sağlanmasında ciddi zorluklar yaşandı; psiko-sosyal destek mekanizmaları çoğunlukla yetersiz kaldı. Elimizde veriler olmasa da okul terk oranının yükseldiğini düşünüyoruz. Aynı zamanda, derinleşen ekonomik krizin bu yapısal sorunları daha da artırdığını biliyoruz. Bu krizle birlikte madde bağımlılığı, çocuk işçiliği ve çocuk yoksulluğu da artarak sürüyor.

Ekonomik kriz derinleştikçe, bırakın kültür-sanat faaliyetlerine ulaşmayı, temel bakım ihtiyaçlarına erişimde bile ciddi problemler yaşanıyor. Travma sonrası destek ihtiyacı sürmekte; çocukların sağlıklı gelişimini destekleyecek uzun vadeli programlara duyulan ihtiyaç her geçen gün artıyor.

Tüm bu sorunlara çözüm üretebilmek için yerel ihtiyaçlara duyarlı, çocukların katılımını önceleyen, kültürel yapıya uygun ve hak temelli çalışmalara ihtiyaç var. Bu noktada, sivil toplum kuruluşlarının (STK), kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin birlikte çalışarak çözüm üretmeleri büyük önem taşıyor.

“Kısa süreli projelerle süreçlerin kesintiye uğraması, çocuklarla kurduğumuz bağın gücünü ve güven duygusunu olumsuz etkileyebiliyor.”

Sivil toplumun yaşadığı kaynak sorunları sizi nasıl etkiledi? Kaynak yaratma ve çeşitliliğini artırmada yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde iş birliği olasılıkları, sorunlar ve gelişmelere dair gözlemleriniz ile deneyimlerinizi paylaşır mısınız?

2025 yılında yürüttüğümüz altı farklı proje sayesinde kaynak yaratma konusunda bir nebze de olsa yol alabildik. Ancak projeler, maalesef belli bir aralıkta başlayıp biten süreçleri kapsadığı için, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm olamadı. Bu durum, sivil toplumda yaygın olan kaynak yetersizliği sorununu bizim için de devamlı ve mevcut bir risk haline getiriyor.

Kaynak yetersizliği sorunu çocuk hakları alanında özel bir önem taşıyor. Zira çocuklarla doğrudan temas ettiğimiz faaliyetlerin uzun vadeli, sürdürülebilir ve güven ilişkisini güçlendiren bir yapıya sahip olması gerekiyor. Ancak mevcut kaynaklar çoğunlukla kısa süreli projelerle sınırlı, bu da hedefimize ulaşmamızı zorlaştırıyor. Süreçlerin kesintiye uğraması, çocuklarla kurduğumuz bağın gücünü ve güven duygusunu olumsuz etkileyebiliyor.

Projelerin bitmesiyle temel giderlerimizi (kira, fatura vb.) karşılama ve ekip arkadaşlarımızı yeninden istihdam etme sorunlarıyla bir kısır bir döngü içinde kalıyoruz. Bu da sürdürülebilir insan kaynağı oluşturmayı ve deneyimli ekip üyeleriyle çalışmanın devamını engelleyen başka bir faktör oluyor. Ayrıca, çoğunlukla çalışma alanlarımızı açılan hibe çağrılarına göre belirlemek zorunda kalıyoruz. Bu nedenle, çocuk haklarında ihtiyaç analizimize göre önceliklendirdiğimiz tematik alanlarda yeterince faaliyet yürütemiyoruz.

Tüm bu sorunlara karşın, yerel, ulusal ve uluslararası iş birlikleri kurarak umut verici gelişmeler de yaşadık. 2024’te ilk kez özel sektörle iş birliği deneyimimiz oldu. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası ile çalışmamızda kaynak yaratabildik. Aynı şekilde yerel bir marka olan Beije ile iş birliğimiz sayesinde hijyen kiti desteği sağladık. Ayrıca, Katalan Kalkınma İş Birliği Ajansı ile ilk uluslararası ortaklık deneyimimiz oldu. Bu da bize farklı bir kaynak modeli geliştirme fırsatı sundu. Bu deneyimleri çoğaltmak ve sürdürülebilir hale getirmek temel önceliklerimiz arasında.

Derneğimizin finansal kaynaklarını artırmak temel önceliklerimizden biri.”

Kapasite Güçlendirme Fonu’nun 2024 döneminde sağladığımız hibe ve kapasite gelişim desteği ile odaklanacağınız kapasite gelişim başlıkları neler? Bu kapsamda ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Temel kapasite gelişim başlığımız finansal sürdürülebilirlik. Dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeler, derinleşen ekonomik krizle birlikte STK’ların çalışmaların sürdürmesi oldukça zorlaşmaya başladı. Bu durum karşısında, derneğimizin finansal kaynaklarını artırma yollarını geliştirmek temel önceliklerimizden biri oldu.

Proje kapsamında aldığımız destek ile öncelikle derneğimizin mali durum raporunu ortaya koymak, bu rapor doğrultusunda ihtiyaçları belirlemek ve bu ihtiyaçlar üzerinden bir yol haritası çıkarmak için çalışmalar yapıyoruz. Bu harita, uzun vadede derneğimizin güçlenmesine katkı sunacak. Bu başlık altında; nitelikli gönüllü havuzu oluşturmak ve gönüllülerle sağlıklı, sürdürülebilir iş birliği yönetimine dair strateji geliştirmek de finansal kaynak yaratmada çalışacağımız önemli başlıklardan birisi.

“Biz değişimin hikâyesini sadece anlatmıyoruz, birlikte yazıyoruz.”

Size destek olmak isteyen kişi ve kuruluşlar için, birkaç cümle ile kendinizi ve yarattığınız etkiyi nasıl anlatırsınız?  

2024 yılında Adıyaman’ın Kömür Beldesi’nde yürüttüğümüz projeyle bir kültür sanat merkezi inşa ettik ve 4 ay boyunca çocuklarla birlikte müzik, tiyatro ve yaratıcılık atölyeleri gerçekleştirdik. Projenin sonunda çocukların üretimlerini sahneledikleri iki günlük bir festival düzenledik. Müzik atölyelerinin ilk haftasında, atölyeye katılan ancak kenarda sessizce duran bir çocuğun, festivalden bir gün önce sahneye çıkıp solo şarkı söylemek istemesi bizim için her şeyin özetiydi. Biz değişimin hikâyesini sadece anlatmıyoruz, birlikte yazıyoruz.