Toy Gençlik Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

Toy Gençlik Derneği, gençlerin kendilerini ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine aktif katılımını, akranlar arası yatay öğrenme ortamlarının yaratılmasını ve gençlerin gönüllülük bilinci ile tanışmasını sağlamak adına sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel konularda yerel, ulusal ve uluslararası alanlarda çalışmalar yürütüyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde hibe ve mentorluk desteği sağladığımız Toy Gençlik Derneği, kurumsal kapasitesini güçlendirmek için savunuculuk ve kaynak geliştirme başlıklarında çalışmalar yapacak. Derneğin İletişim Sorumlusu Şeyma Keskin ile yaptığımız röportajda devam eden çalışmalarını, salgının farklı gençlik grupları üzerindeki etkilerini ve sağladığımız hibe kapsamında yapmayı planladıkları çalışmaları konuştuk.

 

Toy Gençlik Derneği’nin (Toy) kuruluş hikayesinden ve yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?

Derneğimiz 2017 yılında Eskişehir’de halihazırda birlikte çalışan gençler, gençlik çalışanları ve genç gönüllülerle kuruldu. Toy’un sözlük anlamına baktığımızda “gençliği dolayısıyla yeterli bilgisi, birikimi, görmüş geçirmişliği olmayan, deneyimsiz, beceriksiz olan (kimse)” tanımıyla karşılaşıyoruz. Bir gençlik örgütü olarak genç, gençlik ve toy kavramlarına atfedilen bu negatif anlamlara karşı çıkıyoruz aslında. Logomuzda yer alan Koi Balığı da ‘toy’ olmaya dair gönderme içeriyor. Hikayeye göre akıntıya karşı yüzebilen ve nehrin kaynağına kadar ulaşabilen koiler, ejderhaya dönüşürler. Bizler de katılım, ifade özgürlüğü ve haklara erişimin önündeki engellerle mücadele ederek Toylar’ın eşit ve aktif yurttaşlar olarak karar alma mekanizmalarında söz sahibi olacağına inanıyoruz.

Bu bağlamda örgüt olarak, gençlerin kendilerini ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine aktif katılımını, akranlar arası yatay öğrenme ortamlarının yaratılmasını, gençlerin gönüllülük bilinci ile tanışmasını sağlamak adına çeşitli alanlarda ve boyutlarda faaliyetler gerçekleştiriyoruz. Bu faaliyetlerin özneleri gençler, gençlik çalışanları ve gençlik çalışmaları alanının kendisinden oluşuyor. Temel yaklaşımımız ise gençlerin ihtiyacına göre şekillenen çalışmalar, deneyimsel öğrenme ve yaygın eğitim, kalıcı değişim yaratmak için gönüllülük anlayışı, kaynakların verimli kullanımı (sürdürülebilirlik) olarak özetlenebilir. Bir özne olarak gençlerin, ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve taleplerini dile getirebilmesi adına alanlar yaratılmasını gençlerin güçlenmesinde en önemli etkenler olduğunu düşünüyoruz.

Yukarıda bahsettiğimiz hedefleri gerçekleştirebilmek adına, derneğimizi kurduğumuz günden beri, Eskişehir yerelinde devam ettirmekte olduğumuz 2 ana projemiz var.

Bunlardan bir tanesi yerelde yurttaş inisiyatifi olarak başlayan ve Üstünüze Afiyet: 2. El Eşya Takas Pazarı ve Dönüşüm Sofraları adı ile senelerdir devam ettirdiğimiz projemiz. Proje kapsamında hem beraber çalıştığımız gönüllüler hem de etkinliklere katılan kişiler ile birlikte günümüz tüketim toplumunu sorgulamaya hem de bu sistem içerisinde daha sürdürülebilir ve ekolojik yaşam pratiklerini görünür kılmaya ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ilişkin çalışmalar yapmaya gayret ediyoruz. Bu bağlamda, salgın öncesinde her ay düzenli olarak takas pazarları kuruyor, pazarlarda ve marketlerde satışa uygun bulunmayan ancak tüketilebilir olan gıdaları toplayarak yemekler yapıyor ve etkinlik esnasında kurduğumuz soframızda bu yemekleri herkes ile paylaşıyorduk. Salgın nedeni ile şu an etkinliklerimize ara vermek zorunda kalmış olsak da bu kapsamdaki çalışmalarımıza farklı yöntemler ile çevrimiçi platformlarda devam ediyor bir taraftan da önümüzdeki sene yine gençler için ve gençler ile birlikte uygulamayı planladığımız geniş bir program hazırlıyoruz.

Kuruluşumuzdan bu yana devam ettirdiğimiz projelerden bir diğeri ise Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın Türkiye’de koordinatörlüğünü üstlendiği ve bizlerin de Eskişehir’de yerel yürütücülüğünü yaptığımız GençBank projesi. Bir gençlik çalışması modeli olan GençBank,  15-25 yaş arası gençlerin karar vericiler olarak projenin tasarım, kurgu ve üretim süreçlerinde birebir rol aldıkları ve ellerindeki kaynakları akranları ile paylaşarak onların fikirlerini hayata geçirmelerine destek olan bir hibe programı. Eskişehir GençBank, yerelde her yıl 15-25 yaş arasındaki gençlerin ihtiyaçlarını belirlemeye yönelik ihtiyaç analizi yapıyor ve etrafında gördüğü sorunlara çözüm arayan gençlere çift katmanlı bir destek hizmeti sunuyor. Proje başvuru dönemlerinde gelen başvuruları yine 15-25 yaş aralığındaki gençler değerlendiriyor, kabul edilen projelere nakdi ve ayni yardım yapıyor, mentorluk hizmeti sunuyor.

Yerel projelerin saha faaliyetlerine salgın sebebiyle ara vermek zorunda olsak da çevrimiçi olarak saha araştırmaları ve iş birliği faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyoruz.

Devam etmekte olan Gençlik Çalışmaları Akademisi ise gençlik çalışanı olmak isteyen 18-30 yaş aralığındaki gençlerin 1 yıl boyunca düzenli ve ücretsiz katılımıyla 4 eğitim kampı, ulusal çapta Gençlik Çalışanlarının İhtiyaçları Araştırması, mentorluk ve Görsel Araç Kutusu gibi farklı parçaların bir araya getirildiği deneyimsel öğrenme metotlarından faydalanarak hazırlanmış akademi kurgusundan oluşuyor.

Son olarak, salgın sürecinde yayınlarına başladığımız Versus programı canlı yayınlarda gençlik alanında çalışan isimleri konuk ettiğimiz bir projeydi. Versus’un planlamasını yaparken en büyük amaçlarımızdan biri gençlik alanında karşımıza çıkan sorulara verilecek farklı cevapları göstermekti. Bu amaç doğrultusunda da gençlik çalışmalarının doğasına uygun olarak, tek bir doğru cevabın olmadığını konuklarımızın her konuda iki farklı ucu savunmasını sağlayarak gösterdiğimizi düşünüyoruz.

 

Dernek olarak yürüttüğünüz Gençlik Çalışmaları Akademisi projesinin nasıl bir ihtiyaçtan ortaya çıktığını ve bu kapsamda yaptığınız çalışmaları paylaşır mısınız? Bu projenin gençlik alanında yapılan çalışmalara nasıl bir katkısı olmasını bekliyorsunuz?

Gençlik alanında çalışmakta olan ve kendini gençlik çalışanı olarak tanımlayan bizler, aslında sürekli olarak hem bu devingen çalışma alanının kendisini hem de bu alan içerisinde çalışan kişinin tutum, bilgi ve becerilerinin neler olması gerektiğini tanımlamaya çalışıyoruz. Bu alanda, dünyadaki ve ilişkili olarak Türkiye’deki akademik literatür ve çalışma sahası her ne kadar gelişmeye devam etse de aslında gençlik çalışanı olmanın mevcut örgün eğitim sisteminde bir karşılığı maalesef yok. Yani “şu bölümden mezun olursan ya da şurada şu yüksek lisans programına katılırsan gençlik çalışanı olabilirsin” gibi yönlendirmeler yapamıyoruz. Dolayısı ile alanda çalışmakta olan bizler kendimizi çeşitli kurumların sağladığı farklı eğitimler, faaliyetler ile yurtiçi ve yurtdışında gerçekleştirilen projelere katılarak geliştirmeye ve yeterliliklerimizi desteklemeye çalışıyoruz. Buradaki ana sorun ise, kendimizi geliştirmek adına faydalanabileceğimiz eğitim, proje, faaliyet gibi imkanların kısıtlı, düzensiz, dağınık oluşu ve hatta bazen erişilebilir olmayışı. Dolayısıyla aslında temel ihtiyacımız gençler ile birlikte çalışmalar yürütmemizi sağlayan bilgi, beceri ve yaklaşımları öğrenebileceğimiz, bunları geliştirebileceğimiz sistematik, düzenli ve mümkün mertebe kapsamlı bir öğrenim planıydı. Buradan hareketle alana yeni girmekte olan ya da gençlik alanında çalışma yapmak isteyen gençler için hem alanda aktif çalışmakta olan gençlik çalışanları olarak kendi tecrübelerimizi paylaşabileceğimiz hem de bizlere yol gösteren akademik ve saha çalışmalarını inceleyebileceğimiz bir başlangıç akademisi yaratmaya çalıştık ve Sabancı Vakfı’nın da desteği ile Gençlik Çalışmaları Akademisi projemizi uygulamaya başladık.

 Gençlik Çalışmaları Akademisi’nin gençlik alanında çalışmak isteyen genç bireylerin alana dahil olmaları açısından ciddi bir platform oluşturulduğunu, bu sayede aslında “gençlik çalışanı” başlığının görünür kılındığını ve bunun tanımının yapılması gereken bir meslek dalı olması gerektiğine dair farkındalığı arttırdığımıza inanıyoruz. Proje kapsamında 24 katılımcıyla, 14 farklı başlıkta 4 eğitim kampı ve mentorluk faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Yakında yayınlanacak Görsel Araç Kutusu ile kullandığımız metotları sivil toplum ve özellikle gençlik çalışmaları için erişilebilir formatta ve açık kaynak olarak yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz.

Yine bu proje kapsamında hayata geçirdiğimiz Gençlik Çalışanlarının İhtiyaçları Analizi kapsamında yapılan birçok odak grup görüşmesi sayesinde gençlerle çalışan ve kendilerini gençlik çalışanı olarak tanımayan bireylerin ihtiyaçlarını görünür kılmaya çalışıyoruz. Halen devam eden görüşmelerin sonrasında ortaya çıkacak raporunu da açık kaynak olarak yayınlamak planlarımız arasında yer alıyor.

 

COVID-19 salgınından ve bu süreçte alınan tedbirlerden en fazla etkilenen toplumsal kesimlerden birinin de gençler olduğunu görüyoruz. Salgının gençler üzerindeki etkilerine ilişkin neler söyleyebilirsiniz?

Salgının başlangıcından itibaren gençlerin en fazla etkilenen toplumsal kesimlerden biri olduğu doğru. Ancak gençliğin homojen bir grup olmadığı ve farklılaşan sorunlarla mücadele eden bir gruptan söz ettiğimizin farkında olmak önemli. Salgına karşı alınan ilk önlemler sırasında okuyan gençlerin KYK yurtlarından aniden çıkarıldığını veya ev sahipleri tarafından evden atıldığını gözlemledik. Gençlerin barınma ve eğitime erişim konusunda sorunlar yaşadığını ve yetkililerin, gençlerin konuyla ilgili ihtiyaçlarını önceliklendirmediğini gözlemledik.

20 yaş altındaki gençler ise 65 yaş ve üzerindeki bireylerin de olduğu gibi meşru gerekçelerden uzak, yaş ayrımcılığı örneği diyebileceğimiz kararlarla sokağa çıkma yasaklarıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Ayrıca getirilen kısıtlamalar hizmet sektöründe çalışan gençlerin ciddi maddi kayıplar yaşamasına neden oldu. Ancak bu görünür sorunların dışında cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği gibi gerekçelerle karantina döneminde gençlerin maruz kaldığı şiddet ve baskının arttığından da bahsetmek gerek. Aynı zamanda mülteci/sığınmacı gençlerin sorunları da farklılaşıyor. Salgın döneminde gündeme getirilen “esnek çalışma” teklifleri ise gençlerin piyasa karşısında güçsüzleştirildiği bir istihdam ortamı yaratma girişimi haline geldi. Bu gibi hak gaspı içeren girişimlerin genç işsizliğine çözüm olmayacağını düşünüyoruz.

Özetle salgın eşitsizlikleri derinleştirdi ve dezavantajlı kesimleri daha olumsuz şekilde etkiledi. Eğitim, barınma ve çalışma konuları ile başı çeken sorunların, sağlık hizmetlerine erişim ile devam ettiğinden ve yeni eğitim döneminde de tekrarlandığından bahsedebiliriz.

 

Yakın zamanda yayınlanan ve Toy Gençlik Derneği olarak katkı sunduğunuz “Gençliğin Gücünü Harekete Geçirmek: Türkiye’de Eğitimde ve İstihdamda Olmayan Gençler (NEET) Üzerine Bir İnceleme & Gençlerin Aktif Katılımını Teşvik Eden Politika ve Sivil Toplum Modelleri” raporundan öne çıkan bulguları bizimle paylaşır mısınız?

Tabii ki.NEET gençlerin profili (Not in Employment, Education or Training – Eğitimde ve İstihdamda Olmayan Gençler), zaman kullanım kalıpları, istihdama katılım/tutunma ve sivil katılım konularında göze çarpan en temel bulgu; ülkemizdeki NEET sorununun cinsiyet kaynaklı olması. Her dört gençten biri NEET iken bu dört gençten üçünün kadın olduğunu görüyoruz(%74,3). Ayrıca, 18-29 yaş arası kadınların yaklaşık yarısı (%51,2) NEET statüsündeyken erkeklerde bu oran %17,6. Coğrafi olarak Güneydoğu bölgesinde NEET oranının arttığı da Diyarbakır ve Şanlıurfa bölgesi %55.7) dikkat çeken bir diğer bulgu. (NEET kadınların, erkeklere oranla eğitim seviyesi, istihdama katılım ve istihdamda tutunma oranları daha düşük.

Peki NEET kadınlar ne yapıyor? Araştırmadan anlıyoruz ki erkekler ilerleyen yaşlarında istihdama dahil olurken ve kadınlara göre daha özerk yaşayabilirken; kadınlar genel olarak ev içi emek ve bakım hizmetleriyle ilgileniyor. NEET kadınlar, ortalama 7 saatlerini ev işleri için harcarken NEET erkekler yaklaşık sadece 1 saatlerini harcıyor. Piyasa koşullarında istihdama dahil olmakta erkeklere göre daha fazla güçlük yaşıyorlar. Toplumsal cinsiyete dair çok somut bir olguyla karşı karşıyayız. Kadınlar istihdama dahil olsa bile çocuk sahibi olduktan sonra işten ayrılma ya da işe dönmeme durumu yaşanıyor. Çünkü kreş ve çocuk bakımı gibi hizmetler yetersiz ve kadınlar bu bakımı üstlenmek zorunda kalıyor. Bu konudaki politikalar okumayan ya da okuyan genç kadınları güçlendirmeyi içermiyor.

NEET gençlerin %54,9’u temel veya daha düşük bir eğitim almış kişiler, eğitim düzeyine bağlı olarak NEET olma durumunun değişmesi bize çözüm için ipucu sunuyor ama tek faktörün bu olmadığını da akılda tutmak gerekiyor. Olayın sınıfsal boyutunu da göz ardı edemeyiz. Araştırmaya göre NEET gençlerin %46,2’si varlık endeksine göre en yoksul iki %20’lik kısımdaki hanelerde yaşıyor. NEET olmayan gençlerde bu oran %32. Araştırmada tüm gençlerin sivil topluma katılımı %11,9 ile zaten düşük iken NEET gençlerde sivil topluma toplam katılım oranının şaşırtıcı olmayan bir biçimde çok daha düşük olduğunu görüyoruz.

Çalışma kapsamında incelenen STÖ’lerin  gençleri güçlendirme, katılım ve istihdam edilebilirlik konusunda geliştirdiği modeller de incelenmiş. Ancak NEET gençler konusunda sivil toplumun çabası tek başına yeterli olmayacaktır. Sivil alanın bilgisinden, deneyimlerinden ve geliştirdiği modellerden faydalanarak, katılımcı metotlarla gençleri güçlendirecek politikalar üretilmesi gerekiyor. Mevcut politikalar ya da politikasızlık, eşitsizliği pekiştiriyor ve başta genç kadınlar olmak üzere gençleri güçsüzleştiriyor.

Son olarak; mevcut durumun değişiminde kamu politikası / sosyal politika değişikliklerine ihtiyaç olduğu açık. Bu noktada da ilgili mekanizmaların sivil toplum ile işbirliği kritik önem arz ediyor.

 

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde sağladığımız hibe kapsamında odaklanacağınız kurumsal gelişim başlıkları neler olacak? Bu başlıklar altında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Bizim için en temel ve heyecan verici başlık savunuculuk. Dernek olarak, gençlik haklarına ilişkin hem yürüttüğümüz hem de yürütmek istediğimiz savunuculuk faaliyetleri mevcut ve bu faaliyetleri çevrimiçi dijital platformlarda etkin bir şekilde sürdürebilmek temel hedefimiz. Dolayısıyla, Kurumsal Destek Fonu’ndan aldığımız hibe ile öncelikle ekip içi bilgi ve yaklaşım seviyemizi eşitleyerek ortak katılımla bir savunuculuk planına sahip olmayı amaçlıyoruz. “Versus” adlı çevrimiçi yayınlarımızdan aldığımız ilham ve geliştireceğimiz plan ile en nihayetinde  -dijitalin imkanlarını kavrayarak sınırlarını genişletmeye zorladığımız-genç dostu savunuculuk metotları geliştirmek istiyoruz. Gençlerle; okulda, sokakta, kampüste nasıl bir araya geliyorsak mevcut koşullarda dijital ortamlarda  bir araya gelmenin alternatif yolları üzerine planlarımız var. Gençliğe ilişkin problemlerin dile getirilebileceği, bu problemlerin farklı açılardan ele alınabileceği, gençler adına çoğunlukla yetişkinler tarafından belirlenmiş ihtiyaçların ve isteklerin sorgulanabileceği ve tüm bunları yaparken genç bireyin kendi adına bizzat kendisinin  konuşabileceği, görünür olabileceği platformlara ihtiyacımız var. Hal böyle olunca, bizlerin niyeti de gençlik haklarını, gençlik çalışanı mesleğini ve insan haklarına ilişkin çalışmalarımızı geliştirmekte olduğumuz yeni yol ve yöntemlerle aktarmak ve tartışmak.

Bir diğer başlık ise kaynak geliştirme. Hibe programı kapsamında dijital platformların sunduğu ancak belirsizlik içeren kaynak geliştirme fırsatlarını da deneyimleyeceğiz. Ayrıca, hibe programının sonunda hem savunuculuk hem de kaynak geliştirme konusundaki deneyimlerimiz ve geliştirdiğimiz metotları içeren bir dijital bellek oluşturmayı amaçlıyoruz.