Toy Gençlik Derneği Kurumsal Destek Fonu Sürecini Tamamladı

Toy Gençlik Derneği (TOY), gençlerin kendilerini ilgilendiren konularda karar alma süreçlerine aktif katılımını, akranlar arası yatay öğrenme ortamlarının yaratılmasını ve gençlerin gönüllülük bilinci ile tanışmasını sağlamak adına sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel konularda yerel, ulusal ve uluslararası alanlarda çalışmalar yürütüyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde hibe ve mentorluk desteği sağladığımız Toy Gençlik Derneği, kurumsal kapasitesini güçlendirmek için savunuculuk ve kaynak geliştirme başlıklarında çalışmalar yaptı.

Toy Gençlik Derneği Sekreteri Şeyma Keskin ve Saymanı Çağlar Yenilmez ile yaptığımız röportajda; Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali raporunun öne çıkan bulgularını, Toy’lar Anlatsın Podcast serisini ve hibe kapsamında yürüttükleri çalışmaları konuştuk.

2021 yılında yayımlanan Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali araştırma raporunun sonuçları pandemi ile beraber Türkiye’de yaşayan her iki gençten birinin gelecekten umutsuz olduğunu gösteriyor. Gençlerle birlikte çalışan bir dernek olarak raporun sonuçlarını nasıl yorumluyorsunuz? Bu kapsamda, gençlerin iyi olma hallerini desteklemek amacıyla gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerden bahsedebilir misiniz?

Raporda da belirtildiği üzere İyi olma hali yaklaşımı; “sağlık, maddi durum, eğitim, ev ve çevre koşulları, risk ve güvenlik, katılım ve ilişkiler gibi farklı alanlarda bireylerin ‘iyi’ olmasını hedefleyerek, kişilerin refahına ve gelişmesine bütünsel olarak” yaklaşılmasıdır. Dünya çapında yaşadığımız pandemi sürecinin derinleştirdiği eşitsizlikleri gençler olarak “yangında ilk gözden çıkarılanlar” kategorisinde yaşarken; zaten eşit yurttaş olarak görülmeyen ve kendi yaşamlarını etkileyen kararların alınma sürecinde katılımı sınırlı olan biz gençlerin, otonomilerini de hem maddi ve kültürel hem de pandemi gibi sebeplerle “ev genci” olarak yitirmeye başlaması ile geleceğe yönelik umutsuzluğu bizler de deneyimledik.

Gençler tarafından kurulmuş, gençler için ve gençler ile çalışmalarını sürdüren bir öz örgütlenme olarak, kurumsal destek ile yaptığımız ilk şeylerden birisi derneğin üye tabanını genişletmekti. 8 senedir birlikte çalıştığımız, birlikte öğrendiğimiz ve birlikte dayanıştığımız çeşitli arkadaşlarımız derneğimizin üyesi oldular. Bu zor dönemde böylesine bir dayanışma çemberi yaratmak hepimiz için bir motivasyon kaynağı oldu.

Bizler de özellikle Sivil Toplum için Destek Vakfı (STDV) desteği ile kendimizi biraz daha tanımaya ve tanımlamaya çalışırken, bir yandan da pandeminin getirdiği kısıtlamalar ve değişen dünya düzeni içerisinde gençlerin kendilerini ifade edebileceği güvenli alanlar yaratma konusunda kararlı bir şekilde ilerlemeye çalışıyoruz. Yine bununla birlikte, akranlar arası yatay öğrenme ortamlarını yeni dönemde nasıl araçsallaştırabileceğimize dair olanakları arıyoruz. Bunu dijitalde çeşitli mecralarda (YouTube, Spotify, Twitch, Reddit) ve metotlarla (Podcast, canlı yayın programları, discord vb.)  yaparken, sahada da üyelerimiz, gönüllülerimiz ve yerelimizdeki gençlerle bir araya gelerek yapmaya çalışıyoruz. Yerelde özellikle gençleri ilgilendiren kararların alınma sürecinde mekanizmalar yaratmaya (yerel hibe modeli), var olanlara dahil olmaya, etkilemeye ve görüş vermeye (Gençlik Sivil Katılım Yol Haritası) çalışıyoruz.

Fakat biliyoruz ki, gençlerin temel haklarıyla ilişkili yapısal sorunların çözümü tek bir sivil toplum örgütünün (STÖ) çözebileceğinden çok daha büyük bir konu. Biz hem kendi deneyimlerimizden hem de araştırma raporlarının nitel verilerinden anlıyoruz ki, gençlerin en büyük ihtiyaçlarından birisi (ekonomi ve eğitim dışında) kendini ifade edebilmek (yalnızca ifade özgürlüğü değil, imkan olarak da) ve aslında anlaşılmak. Ne yazık ki teknoloji, küreselleşme, pandemi gibi büyük tarihsel olayların denk geldiği ve yaşadığımız büyük dönüşüm ve değişim içinde gençler umutsuz değil, umuttan mahrum bırakılmış durumdalar. Bir de son olarak bütüncül, homojen bir gençlikten bahsetmek mümkün değil, her bir gencin derdi biricik. Bunun yanı sıra her gencin de farklı kesişimsellikleri var.  Bu nedenle, bu umutsuzluk hali katmanlı ayrımcılıklar silsilesinin de bir sonucu. Dernek olarak, bu konularla ilgili izleme yapmak, yasaları incelemek, stratejik davalama süreçlerine dahil olmak gibi daha savunuya yönelik faaliyetler yürütmeyi de şu sıralar konuşuyoruz.

Yakın zamanda “Toylar Anlatsın” podcast serisinin sezon finalini yaptınız. Podcast serisinin içeriğinden ve ortaya çıkış hikayesinden bahsedebilir misiniz? İletişim çalışmalarınızda nelere öncelik veriyorsunuz? 

Dijital mecralarda bir şekilde hep vardık. Pandemi öncesinde Youtube’da yayın yapma fikrimiz pandemi ile hızlandı. Youtube dışında farklı mecralarda da birtakım dertlerimizi anlatmak istedik. Podcast bizi her zaman heyecanlandıran bir formattı. Ekipmanlar ve mecralarla haşır neşir olmak ve aslında podcast yapmayı hiç bilmeme hali bizi çok cezbetti ve denedik. Anlatmak, tartışmak, karantina süreçlerinden sonra keyifli sohbetlere duyduğumuz özlem ve tüm bunları yaparken hiç çaktırmadan “korsan bilgilendirme” yapacak olmak -en azından bunu umuyorduk- iyi bir fikir gibi geldi.

Her şeyi süreçte deneme yanılma yoluyla öğrenmek istedik ve öyle oldu. Kendi aramızda ve sahada sürekli konuştuğumuz temaların dijital arşiv olarak çeşitli platformlarda yer alması hoşumuza gitti. Program bitse de bölümler her zaman dinlenebilecek formatta olduğu için hala yeni dinleyicilerden geri bildirimler alıyoruz ve bu da üretme konusundaki heyecanımızı diri tutuyor.

İletişim çalışmalarımızda özne olarak konumlandırdığımız gençlerin ve onların gündeminin görünür olmasını önceliklendiriyoruz. Aynı zamanda bizi yeni tanıyanlar için farklı mecralarda, farklı metotlarla varoluş hikayemizi ve amacımızı yeniden aktarmaya çalışıyoruz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde vakfımızdan aldığınız hibe ve kapasite gelişim desteği ile Toy Gençlik Derneği’nin kurumsal gelişimi için hangi alanlara odaklandınız? Hibe desteğimiz ile yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kurumsal desteği aslında bizim çalışmalarımızı dışarıdan takip edenlerin ilk bakışta fark edemeyeceği ancak Toy’un varlığını ve yolculuğunu güçlendiren alanlarda kullandığımızı söyleyebiliriz. Üye tabanını genişlettiğimiz ve Kurumsal Destek Fonu kapsamında aldığımız mentörlük desteği sayesinde aslında biraz daha neyi, ne için ve neden yaptığımızı tekrar gözden geçirdiğimiz bir süreç olarak görüyoruz. Özellikle uzman buluşmaları ve mentörlük süreci çokça şeyi öğrendiğimiz, hatırladığımız, yeniden üzerine düşündüğümüz ve deneyimlediğimiz bir süreç oldu. Bu da bizim daha fazla güçlenmemizi sağladı.  Henüz yazılı hale getiremesek de savunu odağımız üzerine tartışmalar yaptık ve Toy Gençlik Derneği ile çalışmalarının gelecekte nasıl görünebileceği ile ilgili düşüncelerimiz şekillenmeye başladı.

Buna ek olarak, hibe kapsamındaki kira desteği ile gençlerin erişebileceği şehir merkezinde bir ofise kavuşurken, sağlanan ekipman desteği ile de faaliyetlerimizi yapabilmek için teknik altyapıya kavuşmuş olduk. Teknik ekipman meselesi oldukça önemli çünkü özellikle dijitalde “yapabilirliğimizin” artması anlamında bize çeşitli kapılar açtı. Ayrıca yine kurumsallaşma süreci olarak bilgi ve belge yönetimi/erişebilirliği/hafızası oluşturduk.

Burdan kullandığımız ekipmanlar ile hazırladığımız Youtube yayınları için kanalımıza abone olmayı unutmayın da diyelim.

Kurumsal Destek Fonu kapsamında aldığınız desteğin derneğinize ve çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu? Fonu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Taban örgütlerinin dertleri içinde bulundukları bağlama göre değişebiliyor ve dolayısı ile konvansiyonel hibe programlarının aksine kurumsal desteğin önemi aşikar. Kurumun kendi kendine yapabilirliğini hiyerarşi olmadan desteklemek herkes için öğrenme alanı açıyor. Bu serüven için kendilerine teşekkür ederiz.

Toy Gençlik Derneğinin 2022 yılı için öncelik vereceği alanlar ve çalışmalar neler olacak? Derneğin önümüzdeki dönem için planlarından bahseder misiniz?

Bütün bu anlattıklarımızın ışığında tabii ki TOY da bir değişim içerisinde, hem doğal örgütlenme aşamalarını hem de içerisinde bulunduğumuz dönemle birlikte değişimi yaşıyor. TOY kurumsal destek sürecinde tasarladığı savunu odağı ile yerel aktörlere yönelik lobi ve savunuculuk çalışmalarına tekrar yüzünü çevirmiş durumda.

Gençlik Örgütleri Forumu ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Sivil Toplum Çalışmaları Merkezi işbirliğinde sağlanan ayni destek sayesinde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ortaklığı ile Eskişehir’deki gençlerin yerel ihtiyaç analizi çalışmasını bitirdik, yakında raporu yayınlayacağız. Tasarlanan savunu planının, veri temelini oluşturmasını da hedefleyen çalışma ile “Eskişehir’de gençlerin, gençlik çalışanlarının ve gençlik örgütlerinin ihtiyaçları, gerçekleştirmek istedikleri hayalleri nelerdir?” temel sorusu ile başlayan süreçte, yereldeki gençlik örgütleriyle ve hedef kitlesi gençler olan kurumlarla iletişime geçmeye başladık. Kamu kaynaklarının, gençlerin öncelik ve ihtiyaçlarına göre mobilize edildiği bir yerel mikro-hibe programını yeniden modelleme sürecindeyiz. Bunun yanı sıra Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından koordine edilen “Gençlerin Sivil Katılımı Güçlendirme Yol Haritası” sürecinde, belediyenin gençlik politikasının oluşturulması için savunumuzu yapmaya devam edeceğiz.

Yine gençlerin birbirinden öğrenebileceği alanların yaratılması adına, gençlerin kendisini ifade edebildiği, karar alma süreçlerine dahil olabildiği alanlar yaratmaya ve gençlerle dayanışmaya devam edeceğiz.