Konuşmamız Gerek Derneği ile Kurumsal Hibe Desteğimizle Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

Konuşmamız Gerek Derneği (Konuşmamız Gerek), Türkiye’de menstrüel ürünlerin erişilebilirliğinin, kalitesinin ve sürdürülebilirliğinin artırılması, regl yoksulluğu ve deneyimleri ile ilgili veri toplama ve içerik oluşturmanın yaygınlaştırılmasını ve Milli Eğitim Müfredatına kapsamlı cinsellik ve regl olma eğitiminin dahil edilmesi amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız Konuşmamız Gerek, operasyonel kapasitesini arttırmak amacıyla iletişim faaliyetlerinden ve gönüllü koordinasyonundan sorumlu olacak yarı zamanlı çalışacak bir kişiyi istihdam edecek.

Konuşmamız Gerek Derneği Eş Kurucuları İlayda Eskitaşçıoğlu ve Bahar Aldanmaz Fidan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin yürüttüğü faaliyetler, regl yoksulluğu ve tabusu kavramları, Türkiye’nin ilk Regl Yoksulluğu araştırma raporu, Hadi Konuşalım kitabı ve hibe desteğimizle yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

Konuşmamız Gerek Derneği, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 döneminde vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Konuşmamız Gerek Derneği olarak, 2016 yılından beri Türkiye’de regl yoksulluğu ve regl tabusu ile mücadele ediyoruz. Bu yola ilk çıktığımızda odağımız dezavantajlı bölgelerde yaşayan üç temel grubun (mevsimlik tarım işçileri, mülteciler ve köy okullarındaki çocuklar) menstrüel ürünlere erişimini artırmaktı. Bu amaçla, çalışmalarımıza ilk olarak saha çalışmaları düzenleyerek başladık. Saha çalışmalarımızda işbirliği yaptığımız yerel partnerler (ziraat odaları, muhtarlıklar, köy okulları) ile menstrüel ürün markalarının ve destekçilerimizin derneğimize bağışladığı menstrüel ürünleri dağıtırken, bir yandan da uzmanlarla beraber hazırladığımız menstrüel bakım ve toplumsal cinsiyet başlıklı kısa atölye çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bugüne kadar 15 şehirde 50.000’in üzerinde faydalanıcıya ulaştık. Saha çalışmalarımızın yanında, regl ile ilgili bilime dayalı Türkçe içerik eksikliğini fark ederek “Regl Olmayanlar İçin Regl Kılavuzu”, hazırlamakta olduğumuz Regl Eğitim Rehberi ve eğitici videolar, çok yakında yayınlanmış çocuk kitabımız “Hadi Konuşalım” gibi içerikler üretiyor, bilimsel makaleler ve raporlar yazıyor ve farklı ülkelerden regl ve toplumsal cinsiyet bağlamında çalışan akademisyenleri, menstrüel adalet aktivistlerini ve politacıları bir araya getirerek, başta menstrüel ürünlerin adaletsiz vergilendirilmesi, menstrüel ürünlerin ekolojik bakımdan sürdürülebilirliği ve eğitim müfredatlarına regl eğitiminin dahil edilmesi gibi konularda politika üretiyor, savunuculuk yapıyoruz.

Son yıllarda daha sık duymaya başladığımız regl yoksulluğu ve tabusu nedir? Regl yoksulluğunun kadın yoksulluğu ile ilişkisinden bahseder misiniz? 

Regl yoksulluğu, regl olan bireylerin alım güçlerinin yetmemesi ve gelenekselleşmiş toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle regl oldukları zaman kendilerine bakım vermelerini kolaylaştıran hijyenik ped, tampon gibi menstrüel ürünlere ve temiz su, çöp kutusu ve güvenli bir tuvalet (veya oda) gibi temel ihtiyaçlara erişim sorunudur. Konuşmamız Gerek olarak regl hakkında kapsamlı, doğru bilgiye ve eğitime erişememe sorununu da regl yoksulluğunun bir parçası olarak görüyoruz. Regl tabusu ise, regl olmanın ve regl yoksulluğunun konuşulmaması ve saklanması gereken bir konu olarak görüldüğü sosyal normu anlatmak için kullanılır. Regl olan bütün bireylerin kendine özgü şekillerde deneyimlediği regl yoksulluğu orantısız olarak sosyo-ekonomik bakımdan dezavantajlı konumda olan, geliri olmayan veya çok kısıtlı olan, güvencesiz işlerde çalışan kadınları ve kız çocuklarını orantısız şekilde etkiliyor. 

Haziran ayında Türkiye’nin ilk Regl Yoksulluğu araştırma raporunu yayımladınız. Raporun kapsamından, öne çıkan bulgularından ve sunduğunuz çözüm önerilerinden bahseder misiniz?

Büyük bir literatür boşluğunu gidermek için önemli bir ilk adım olarak gördüğümüz, Türkiye’nin ilk Regl Yoksulluğu Araştırması kapsamında elde ettiğimiz verileri, detaylı analizleri ve çözüm önerilerini kamuya açık bir kaynak olarak yayımladık. Bu araştırmayı düzenli olarak yineleyerek Türkiye’de regl olan kişilerin yoksulluk ve tabu deneyimlerini, ihtiyaçlarının neler olduğunu, bu ihtiyaçlara nasıl politikalarla çözümler üretilebileceğini bilimsel temellere dayanarak belirleyebilmek istiyoruz. Bu araştırmanın, toplumsal cinsiyet eşitliği ve regl alanında çalışan akademisyenler, aktivistler, ulusal ve yerel yönetimler ve medya tarafından kullanılmasını, bu alanda sürdürülebilir çözümler, eylem planları ve kamuoyu oluşturmak amacıyla bir temel oluşturmasını istiyoruz. 

Türkiye’nin 81 ilinden, regl olan (veya regl olup olmadığından emin olmayan) ve 18 yaşından büyük 4108 kişinin katıldığı anketten çıkan çok çarpıcı bulgular oldu. Örneğin katılımcıların %21,1’i sabuna, %16,3’ü temiz suya, %31,8’i çöp kutusuna her zaman erişemediklerini beyan etti. Bu, katılımcıların yaklaşık olarak 5’te 1’inin her zaman sabun ve temiz su gibi regl bakımında kritik öneme sahip iki ürüne erişemedikleri anlamına geliyor. Ayrıca katılımcıların sadece %26,4’ü menstrüel ürünleri satın alırken hiçbir zaman zorluk yaşamadığını belirtirken, %42,5’i nadiren zorluk yaşadığını, %22,6’sı sıklıkla zorluk yaşadığını, %8,5’i ise her zaman zorluk yaşadıklarını belirtti. %26,4 gibi oldukça düşük bir yüzde dışındaki katılımcıların değişen yoğunlukta da olsa menstrüel ürünlere erişimde zorlanmaları, erişimin kırılganlığını ve güvencesizliğini ortaya koyuyor. Bu bulgulara dayanarak, regl olmak, regl bakımı, regl yoksulluğu ve tabusu konuları dahil olmak üzere kapsamlı cinsellik eğitiminin ulusal eğitim müfredatına dahil edilmesi, mümkün olduğunca fazla çeşidi içerecek şekilde menstrüel ürünlerin devlet okulları, yurtlar ve üniversiteler başta olmak üzere kamusal alanların tuvaletlerinde ücretsiz olarak bulundurulması gibi, “regl içerikleri”, “regl bakım ürünleri” ve “vergilendirme ve politika belgeleri” olmak üzere üç başlıkta topladığımız kapsamlı politika önerileri de sunduk. 

Regl olmak hakkında soruları olan çocuklara, gençlere ve bakım verenlere yönelik olarak hazırladığınız Hadi Konuşalım kitabını yakın zamanda yayımladınız. Bu kitabı hazırlama amacınızdan ve kitabın içeriğinden bahsedebilir misiniz?

Dinozor Genç’ten çıkan “Hadi Konuşalım” kitabımız, ilk defa regl olan bir kız çocuğunun, Elif’in hikâyesi üzerinden regl gerçekliğini anlatıyor. Çevresinden duyduğu doğru sanılan yanlışlar, korkuları, endişeleri ve sonrasında okullarına gelen eğitimcilerden edindiği bilgilerle ve ailesinin de desteğiyle konuya bakışının nasıl değiştiğini anlatıyor. Ailelere de yol gösteriyor. Hem kendileri hem de çocuklarıyla birlikte okumaları için bir rehber, hem de regl deneyimlerinde yalnız olmayacaklarını hissettirecek bir hikâye sunmak istedik. Elif’in bir haftasını günlüğünden sayfalarla birlikte takip ederken, regl konusunda bilimsel bilgilere, yol gösterici bir regl sözlüğüne de erişebiliyor okurlar. Saha çalışmalarımız boyunca çocuklardan regl ile ilgili o kadar çok soru aldık ki, bu soruları bir kitapta yanıtlamak en büyük hayalimizdi ve yakın zamanda bu hayal gerçek oldu. 

Vakfımızın sağladığı kurumsal hibe desteğini hangi kapasite gelişim alanında kullanacaksınız? Bu desteğin derneğinize nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz? 

Sivil Toplum İçin Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirilen Toplumsal Cinsiyet Fonu’ndan yararlanmaya hak kazandığımız için gerçekten çok mutlu ve gururluyuz. İki doktora öğrencisi genç kadın olarak yola çıktık ve elbette küçük ekibimiz ve gönüllülerimizin katkılarıyla çok büyük işler başardık. Ancak kapasitemizin çok üstünde ve hayatımızdan büyük fedakarlıklarla bugünlere gelebildik. Etkimizi büyütürken bize yol arkadaşı olabilecek, Konuşmamız Gerek’in etkisini sürdürülebilir bir hale getirebilmenin yollarını ararken iş yükümüzü üstlenebilecek bir ekip arkadaşı ile çalışmak istiyoruz ve bu isteğimiz bu destek sayesinde mümkün olabilecek. Ayrıca bu destekle, ürettiğimiz pek çok eğitici kaynağın sahadaki hedef kitlelerimize ve sivil toplum paydaşlarına sosyal medya aracılığıyla etkili bir şekilde ulaşabilmesi için iletişim stratejilerimizi de geliştireceğiz.