Category

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Mimoza Kadın Derneği ile Kurumsal Hibe Desteğimizle Yürütecekleri Çalışmaları Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Mimoza Kadın Derneği,  toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı her türlü şiddetle mücadele etmek ve duyarlılık oluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız Mimoza Kadın Derneği, finansal sürdürülebilirliğini sağlamak için çalışmalar yürütecek. Dernek hibe kapsamında tam zamanlı Vaka Yönetim Koordinatörü istihdam edecek.

Mimoza Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal Çalışmacı Gülbahar Güzel ile yaptığımız röportajda; derneğin yürüttüğü faaliyetler, geliştirdiği işbirlikleri, salgın ve ekonomik krizle beraber faaliyet yürüttükleri grupların değişen ihtiyaçları ve hibe kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk.

Mimoza Kadın Derneği, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 döneminde vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

19 Ekim 2020’de 7 kurucu üye ile derneğimiz kuruldu. Kurucu üyelerimiz arasında avukat, sosyolog, sosyal hizmet uzmanı ve sağlıkçı bulunuyor. Toplam üye sayımız 52. Mersin Kadın Platformu, Mersin Eğitim İzleme Kurulu, Mersin Kent Konseyi bileşeniyiz. Bunun yanı sıra yaklaşık 500 bileşeni olan Eşitlik için Kadın Platformu, Kadın Koalisyonu ve Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı bileşeniyiz. Her ne kadar yönetimde bulunan kişiler olarak uzun yıllardır sivil toplum ve kadın çalışmalarında faaliyet yürütüyor olsak da profesyonel olarak bir kadın kurumunda ilk kez çalışıyoruz. Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, insan hakları, şiddetle mücadele, dava izleme, göç gibi konuları içeren eğitimlere aldık. Dernek olarak hukuki ve psikolojik destek sunuyoruz. Yeni kurulmuş bir dernek olmamıza rağmen yüz yüze, sosyal medya ve telefon üzerinden aldığımız başvurular 500’e yaklaşmış durumda.  Aldığımız bu başvurular sonucunda hukuki destek, psikolojik destek ve kamuoyu oluşturmak gibi hizmetlerde bulunduk. İlk görüşmeleri sosyolog/ aile danışmanı veya sosyal hizmet uzmanı olan arkadaşlar yapıyor. Gelen başvurular ihtiyaca göre destekleniyor. İlk görüşmeden sonra hukuki destek ihtiyacı varsa avukatlarımız görüşme yaparak gerekli bilgilendirmeyi yapıyor. Daha sonrasında, baro adli yardım bürosu üzerinden avukat ihtiyacını karşılamak için başvurunun yapılmasını sağlıyoruz. Psikolojik destek talebi ya da ihtiyacı bulunuyor ise psikolojik destek almasını sağlıyoruz. Sığınma evi talebi olan kadınları için ilgili makamlar aracılığıyla güvenlik tedbirleri oluşturduktan sonra sığınma evlerine yerleştiriyoruz. Danışanların süreçlerinin gerekli takip ve izlemesini yapıyoruz. Ayrıca kadın cinayetleri, taciz ve tecavüz gibi vakaların dava takiplerini de yapıyoruz. Ekonomik olarak doğrudan bir yardım yapmıyoruz ancak kadınların ihtiyaçları doğrultusunda belediyelerin sosyal hizmetler biriminden yardım almalarını kolaylaştırıyoruz. Derneğimiz kadınların toplumsal ve siyasal süreçlere eşit temsilinin sağlanmasını önemsiyor. Çünkü kadınların karar alma mekanizmalarında yer almaları başta saydığımız sorunların oluşumunu kısmen de olsa engelleyeceğine inanıyoruz. Bunun için de dernek olarak faaliyetler yürütüyoruz ve işleyişimize entegre ediyoruz. Bunu da Diplomasi birimini hayata geçirerek yapıyoruz. Diplomasinin hem devletler arası makro alana indirgenmesine hem de erkeklere özgü bir alan olmasına karşı tavrımızın bir ürünüdür. Diplomasi sadece devletlerin tekelinde olmadığı gibi erkeklerin tekeline de bırakılamaz. Mimoza Kadın Derneği olarak bizler, kadına yönelik şiddetle mücadele edebilmek ve gücümüzü büyütebilmek için bu alanda sözü olan herkesle birlikte dayanışmayı büyütmeyi asli bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Mersin’in demografik ve sosyo-politik yapısını düşündüğünüzde kadınların, LGBTİ+’ların ve çocukların en sık karşılaştıkları sorunlardan bahseder misiniz? Sizce, bu sorunların çözümü için ne tür önlemler alınması gerekiyor?

Türkiye’de ve dünyada kadınlar cinsiyete dayalı şiddet ve ayrımcılığa maruz kalmaktadır.  Mersin, kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde çok kritik bir noktada olup ülke sıralamasında 4. sırada yer alıyor. Mersin 90’lı yıllarda zorla yerinden edilenlerin, Suriye’deki savaşla birlikte yoğun Suriyeli göçü alan çok dilli ve çok kültürlü bir kent. Ekonomik fırsatlara erişim konusundaki cinsiyet eşitsizliği zorla yerinden edilmiş kadınlar açısından daha da derin. Aynı zamanda Mersin bulunduğu coğrafyadan ötürü tarım sektörüne ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle tarım sektöründe ucuz iş gücü adı altında – ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olarak- kadınlar sömürülüyor. Ekonomik sömürünün yanı sıra bu sektörde çalışan kadınlar tecavüz ve tacize uğruyor. Uyuşturucu madde kullanıma ve zorla fuhuşa sürüklenerek hak ihlallerine uğruyorlar. Bu da kadın yoksulluğunu derinleşmesine neden oluyor. Bu LGBTİ+’lar için de geçerli bir durum. Sadece toplumsal cinsiyet yönelimleri nedeniyle şiddete maruz kalıyorlar. Dezavantajlı gruplar, kadınlar, mülteciler ya da LGBTİ+’lar şiddet ve ayrımcılığa maruz kaldıklarında örgütsüz olmaları, kurumsal işleyişe hâkim olmamaları, şikâyet mekanizmalarına erişim konusunda sorun yaşamaları maruz kaldıkları şiddeti derinleştirebiliyor. Derneğimiz cinsiyet temelinde ayrımcılık yapmama ve toplumdaki tüm bireylerin eşitliğini sağlamak için eğitici çalışmalarda yerini alıyor. Farkındalık ve kamuoyu oluşturmak için çalışma yürütüyor ve bu anlayışı büyütmeyi hedefliyor.

Bu doğrultuda derneğimiz kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddetin sonlandırılması için 6284, Cedaw, Lanzarote sözleşmelerinin gereklilikleri doğrultusunda basın ve toplum destekli çalışmalar yapmaktadır.

Salgın koşullarının yanı sıra yaşanan ekonomik kriz de hali hazırda kırılgan olan grupları daha savunmasız bir hale getirdi. Bu durum kadınları ve çocukları nasıl etkiledi? Birlikte çalıştığınız grupların ihtiyaçlarında yaşanan değişimlerden ve bu ihtiyaçları karşılamak için yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Pandemi döneminde birçok ülkede kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin arttığı ve ev içi şiddet acil yardım hattı ve sığınma evi talebi konusunda yardım çağrılarının yükseldiği bildirilmekteydi. Bizler de benzer şekilde kriz döneminde ev içi şiddetin ve acil barınma için yardım talebinin arttığını gözlemledik. Pandemi sürecinde artan stresin, ekonomik sıkıntıların, aile bireyleriyle fazla zaman geçirmenin, geleceği bilememenin ve mevcut belirsizlik nedeniyle yaşanan kaygının kadına yönelik şiddet riskini arttırdığını biliyoruz. Aynı zamanda kadınların şiddet esnasında ve sonrasında şiddet gördüğü kişilerle aynı evde kalmaya devam etme zorunluluğu olmaların gerekli yardım almaları zorlaşmaktadır. Mevcut pandemi koşullarında, kadınların ve kız çocuklarının telefon ve acil yardım hatlarına erişimine ilişkin kısıtlamalar ve kolluk kuvvetleri, adalet ve sosyal hizmetler gibi kamu hizmetlerinin aksaması da dahil, bu alanlarda yaşanan sorunlar bu olumsuz durumları daha da büyümesine neden oldu. Bu aksamalar, şiddete uğrayanların sağlık hizmeti, ruh sağlığı ve psiko-sosyal destek gibi ihtiyaç duyduğu bakım ve desteği ulaşmasını da tehlikeye attı.  Pandemi sürecinde kurulan bir dernek olmakla birlikte, pandemiden ve çıkan kısıtlama genelgelerinden kaynaklı saha çalışmaları yapamadık ancak derneğimizi bu süreçte nöbetleşme sistemiyle sürekli açık tuttuk. 7/24 kadınların ulaşabileceği bir telefon hattı üzerinden ve sosyal medya hesaplarımızdan kadınları desteklemeye devam ettik. Acil durumlarda ilgili makamlara ulaşmak adına kişisel izinler kullanarak şiddet ortamından uzaklaştırmaya çalıştık. Yeri geldiğinde sığınma evlerine kendimiz yerleştirdik.

Yerelde çalışmalarınızı hayata geçirirken kamu kurumları, yerel yöntemler ve sivil toplum kuruluşlarıyla ne tür işbirlikleri geliştiriyorsunuz? Bu işbirliklerinin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oluyor?

Yerelde çalışmalarımızı hayata geçirirken kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) tüzüğümüzün ilkeleri doğrultusunda ortaklaşıyoruz. Bursa’da bulunan Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği ile ortaklaşa Şiddeti Frenliyoruz projesinin Mersin ili uygulayıcısı olduk. Proje Türkiye genelinde Van, Trabzon, Mersin ve Edirne’de uygulandı. Projenin hazırlık çalışmaları yapıldı ve bu çerçevede Mersin Şoförler ve Otomobilciler Odası ile protokol imzalandı.  Görünürlüğü sağlamak için basın açıklamaları yapıldı. Proje kapsamında taksi şoförlerine toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verildi. Araçlarına şiddet gören bir kadın bindiğinde hangi yol ve yöntemi izleyecekleri, hangi kuruma yönlendirecekleri konusunda bilgilendirme yapıldı. Saha çalışması Haziran ayında başladı ve 150 şoföre bu kapsamda eğitim verildi. Önerilerimiz doğrultusunda proje kapsamında kullanılan kitapçık ve broşürler Kürtçe, Türkçe, Arapça ve İngilizce dillerinde hazırlandı. Bu projenin devamı olarak önümüzdeki dönem Tarsus Şoförler Odası ile protokol imzalayarak Tarsus’ta taksi şoförlerine toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verilecektir.

Derneğimize başvuran kadınlar öncelikle dernek avukatımız tarafından süreçle ilgili bilgilendirip, yasal haklarını anlatılıyor. Daha sonra hukuki desteğe ihtiyacı varsa Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Mersin Barosu Adli Yardım Birimi’ne yönlendirilerek destek alması sağlanmaktadır.

Başvuran kadınların ihtiyaçları doğrultusunda belediyelerin Kadın Danışma Merkezleri ve/veya Birimler ile görüşülerek oraya yönlendiriyoruz. Başvuran kadınların güvenlik sorunu varsa Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü ile görüşülerek sığınma evine yerleştiriliyor.

Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği ağında yer alarak aynı zamanda Mersin ili koordinatörü ile iletişim halindeyiz. Eğitim ve diğer faaliyetlerine katılıyoruz. Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı bileşeniyiz. Teknik konularda destek almakla birlikte, şiddete uğrayan kadınların başvurusu konusunda da destek veriyorlar.

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Siyaset ve Kadın Birimleri’ne üyelik gerçekleştirildi. Mersin Büyükşehir Belediyesi ve National Democratic Institute (NDI) ile birlikte Varız Projesi kapsamında 4 günlük belediyenin sığınma evi ve sosyal hizmetler biriminde çalışan personellerine yönelik erkeklik çalıştayı düzenelenecek. Mersin İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü eğitim programı çerçevesinde yöneticilerimiz eğitim aldık. Beraberce Derneği’nin Barış Kültürü Eğitim Ağı- PEACE NET programına katılım sağladık. Beraberce Derneği ile Ortak Sivil Toplum Diyaloğu Ağı- Peace NET projesi kapsamında Barış Kültürünü Yaygınlaştırma atölyesi gerçekleştirildi.

Eşitlik için Kadın Platformu, Kadın Koalisyonu gibi ulusal ağların bileşeni olarak kadın hakları, kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitliği konularda ortak politika geliştirme ve izleme çalışmaları yürütüyoruz. Çukurova Göç ve Mülteci İzleme Derneği iletişim ve işbirliği içindeyiz, rapor ve izleme eğitimi çalışmalarına katılmaktayız.

Mersin Yedi Renk LGBT+ Derneği’nin Farklıyız Birlikte Güçlüyüz projesi kapsamında Mimoza Kadın Derneği işbirliği ile Kesişimsellik Perspektifinden Toplumsal Cinsiyet Eşitliği paneli gerçekleştirdik. 25 Kasım ve 8 Mart haftalarında yönelik çok dilli ilan panoları çalışmaları ve saha çalışmaları yaptık. Yereldeki platformlara katılım sağladık. Mersin İnsan Hakları Derneği ile hak ihlalleri konusuna işbirliği yapıyoruz. Mersin Kadın STK’ları ile işbirliği içindeyiz, ortak politikalar belirliyoruz. Roman Kadın Hakları ve Eşitlik Derneği’nin düzenlendiği Güçlendirilmesi projesi için deneyim aktarımında bulunduk.

Vakfımızın sağladığı kurumsal hibe desteğini hangi kapasite gelişim alanında kullanacaksınız? Bu desteğin derneğinize nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz?

Kadına yönelik şiddet oranın artması STK’lara olan ihtiyacı artırmaktadır ve dolayısıyla derneğimize başvurularda da artış görülmektedir.  Bu da beraberinde insan ve mali kaynak ihtiyacını getiriyor. Mali kaynağımız aidat ve bağışlardır. Bağış oranı çok düşük ve yetersiz kalmakta ve bu da bizi sınırlandırıyor. Teknik donanım açısından yetersiz olmamız çalışmalarımızı kısıtlayabiliyor. Ücretli ya da profesyonel çalışanların varlığı faaliyetlerin düzenli ve aksamadan yapılması için önemli bir avantaj sağlamakta, fakat mali kaynak yetersizliğinden dolayı böyle bir imkân yaratılamıyor. Nöbet usulü gönüllüler tarafından gerekli hizmetler özenle ve özverili bir şekilde sağlansa da zaman zaman örgüt çalışmalarının yönetim ve üyelerin yoğunlukları nedeniyle aksamalar, hizmet ve faaliyetlerde süreklilik sağlanamaması gibi durumlarla karşılaşılabiliniyor. Belirttiğimiz tüm gerekçelerden ötürü Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın ve Turkey Mozaik Foundation’ının Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında bize sağladığı destek ve dayanışma bizler için çok kıymetli. Kurumsal hibe desteğinizle birlikte derneğimizde insan kaynağı eksiği gideriliyor. Tam zamanlı insan kaynağı açığımızı kapatarak çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmekteyiz.

Kadın Dayanışma Vakfı ile Kadın Dayanışmasını Kadın Danışma Merkezi ile Güçlendirmek Projesini Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Kadın Dayanışma Vakfı, kadına yönelik her türlü şiddetle feminist ilkeler doğrultusunda mücadele etmek, şiddet karşısında kadın dayanışmasını güçlendirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor.  Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız Kadın Dayanışmasını Kadın Danışma Merkezi ile Güçlendirmek projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında şiddete maruz kalan kadınlara ihtiyaç duydukları desteği sağladığı Kadın Danışma Merkezi’nde 8 ay süreyle tam zamanlı çalışacak sosyal çalışmacı ve yarı zamanlı çalışacak finans sorumlusu istihdam edecek.

Kadın Dayanışma Vakfı Gönüllüsü İlgi Kahraman ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Vakfın faaliyetleri, kadına yönelik şiddet türleri ve kadınların başvurabilecekleri kurumlar, dijital feminizm, Kadınların Erkek Şiddeti Karşısında Mücadele Deneyimi: Kadın Danışma Merkezi Faaliyet Raporu ve hibe kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

Kadın Dayanışma Vakfı, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 döneminde vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın Vakfınızı daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kadın Dayanışma Vakfı kadına yönelik her türlü şiddetle ve şiddetin temelindeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden, şiddete maruz kalan kadınlarla dayanışma kuran ve feminist ilkelerle çalışan bağımsız bir kadın örgütüdür. Vakıf henüz resmi olarak kurulmadan önce 1991 yılında Ankara’nın ilk kadın danışma merkezini, resmi kuruluşunun tamamlandığı 1993 yılında ise Türkiye’nin ilk feminist kadın sığınağını açtı. Sığınak çalışmaları yıllar içerisinde çeşitli nedenlerle sona ererken, şiddete maruz bırakılan kadınlarla dayanışma kurduğumuz bağımsız kadın danışma merkezi çalışmamız halen sürüyor.

Kadınlarla birebir ya da gruplar halinde bir araya gelerek doğrudan dayanıştığımız çalışmaların yanı sıra kadına yönelik şiddet alanındaki bilgi ve tecrübelerimizi aktardığımız toplantılar ve eğitimler düzenliyor; siyasi otoritelerin kadına yönelik şiddet alanıyla ilgili yasaları yürürlüğe koymaları ve uygulamaları, kadınlara yönelik hizmetler için finansman sağlamaları, kurumların sorumluluklarını yerine getirmeleri için savunuculuk faaliyetlerinde bulunuyoruz. 

1998 yılından beri Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadın örgütlerini bir araya getiren Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı’nın ana bileşeniyiz. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi (The Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination against Women – CEDAW) ve İstanbul Sözleşmesi çerçevesinde oluşturulan Türkiye resmi raporlarına ilişkin gölge raporları hazırlayan sivil toplum örgütlerinin dahil olduğu CEDAW Sivil Toplum Yürütme Kurulu ve İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu üyesiyiz. Avrupa’da kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadın örgütlerini bir araya getiren Avrupa Şiddete Karşı Kadınlar Ağı (Women Against Violence Europe – WAVE Network) bileşeni ve Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Koordinasyonu üyesiyiz.

Tüm bu çalışmaları yürütürken feminist ilkelerden ve dayanışma anlayışından yola çıkıyoruz. Vakıfımız çeşitli kurum, kuruluş ve bireylerden sağlanan bağışlar, hibeler ve üye katkılarıyla maddi kaynak yaratıyor; Vakıf gönüllülerinin destekleriyle varlığını sürdürüyor.

Kadına yönelik şiddet hangi şekillerde gerçekleşiyor? Kadınların karşı karşıya kaldığı farklı şiddet türlerinden ve bu tür durumlarda yardım almak için başvurabilecekleri kurumlardan bahsedebilir misiniz?

Kadın danışma merkezimize gelen başvurularda en sık psikolojik, fiziksel, ekonomik, cinsel, dijital şiddet ve ısrarlı takiple karşılaşıyoruz. Şiddet içeren bir ilişkide çoğu zaman bu farklı şiddet biçimlerinden birkaçının birlikte uygulandığını; örneğin, psikolojik şiddetin diğer tüm şiddet biçimleriyle birlikte ortaya çıktığını, cinsel şiddetin çoğunlukla fiziksel şiddetle birlikte uygulandığını görüyoruz. Dijital şiddetle ilgili başvuruların pandemi döneminde yoğunlaştığını söyleyebiliriz. Özellikle ailelerinin yanına dönen öğrenci kadınlar bir yandan maruz kaldıkları dijital şiddetle mücadele etmek isterken öte yandan ailelerinin durumdan haberdar olmamasından endişe ettiklerini paylaştılar. Israrlı takip de internet, sosyal medya ve dijital araçların kullanımının artmasıyla birlikte daha yaygın şekilde özellikle dijital şiddetle birlikte görülür hale geldi. Bu farklı şiddet biçimlerine ve kadın danışma merkezimize başvuran kadınların maruz bırakıldıkları şiddete ve bununla mücadelelerine dair daha detaylı bilgiyi 2021 yılı Kadın Danışma Merkezi Faaliyet Raporumuzdan alabilirsiniz. 

Kadına yönelik şiddete maruz bırakılan kadınlar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’nden (ŞÖNİM), bulundukları il ve ilçe belediyelerindeki kadın danışma merkezlerinden, kadın örgütlerine ait kadın danışma merkezlerinden sosyal, hukuki ve psikolojik destek alabilirler. Kendilerine en yakın polis veya jandarma karakoluna, savcılığa ya da aile mahkemesine başvurabilirler. Acil durumlarda KADES uygulamasından yararlanabilir, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni ve Aile içi Şiddet Acil Yardım Hattı’nı (0212 656 96 96 – 0549 656 96 96) arayabilirler.  

Burada altını çizmemiz gereken bir diğer nokta ise her ne kadar tüm kadınların şiddetle mücadele hikayesi biricik olsa da birçok benzerlikle de karşılaşıyor olmamız. Şiddetin kadınlar üzerinde yarattığı yalnızlaşma, kendini güvensiz, çaresiz, başarısız, değersiz hissetme, iletişim kurmada zorluk, umutsuzluk gibi hisler, bir kuruma başvursa da hiçbir şeyin değişmeyeceği düşüncesi veya destek alabileceği mekanizmalara dair yeterli ve doğru bilgi sahibi olmamak şiddetle mücadeleyi de zorlaştırıyor. Bu yüzden şiddetle mücadele mekanizmalarının kadınları suçlayıp yargılamadan, kadınları yalnızca aile içinde tanımlamayıp onları birer aktif özne olarak görerek, beyanlarını esas alarak ve kendi kararlarını almalarına olanak sağlayacak şekilde güçlenme ilkesiyle destek sağlamaları için savunuculuk yapıyoruz.

Yakın zamanda Kadınların Erkek Şiddeti Karşısında Mücadele Deneyimi: Kadın Danışma Merkezi Faaliyet Raporu’nu yayımladınız. Kadın Danışma Merkezleri ve bu merkezlerde sunulan destekler şiddetle mücadelede nasıl bir rol oynuyor? Bu alandaki deneyimlerinizden öne çıkan noktaları bizimle paylaşır mısınız?

Kadınların maruz kaldıkları şiddetle mücadele ederken başvurup destek alabilecekleri birçok kurum ve kuruluş var ancak bu kurumların çoğunlukla kadınların kararlarının sorgulandığını ve mücadele sürecinde aktif bir özne olmalarına izin verilmediğini görüyoruz. Kadın Dayanışma Vakfı olarak, danışma merkezine başvuran kadınlarla feminist bir perspektiften dayanışma kuruyoruz. Kadınların kararlarına saygı duyuyor, onlar adına karar almıyor ve kadınları hazır olmadıkları hiçbir adıma zorlamıyoruz. Şiddet içeren ilişkilerden uzaklaşmak kimse için kolay bir süreç değildir. Bunu göz önünde bulundurarak kadınların kendi kararlarını alabilmeleri için destek oluyoruz.

Feminist bir kadın danışma merkezinin kadınları güçlendiren en önemli yanı erkek şiddetinin ardındaki sömürü sistemini görünürleştirmesidir. Kadınların beden, emek ve cinselliklerinin sömürüldüğünü, kadına yönelik şiddetin bu sömürünün devam ettirilme aracı olduğunu vurguluyoruz. 

Kadınlar maruz kaldıkları şiddet nedeniyle veya ilişkiden uzaklaşamadıkları için kendilerini suçlama, şiddetten sorumlu hissetme eğiliminde olabiliyorlar. Bu durumda şiddetin hiçbir gerekçesi olamayacağını, toplumun kadını sorumlu gören bakışının üzerimizde yarattığı baskıyı, itaatkâr kız çocukları olarak yetiştirilmemizin etkilerini konuşuyoruz. Şiddet döngüsünden çıkmak için büyük bir cesaretle attıkları, ama destek bulamadıkları için yarıda kalan adımlara ve ne kadar güçlü olduklarına işaret ediyoruz. Suçlamadan, yargılamadan dinlemek, ataerkil sistemden bahsetmek kadınları güçlendiriyor. Feminist ilkelerle yürütülmeyen danışma merkezlerinden farklı olan ve kadınları güçlendiren “özel olan politiktir” şiarının pratiğinden geliyor. 

Dijital Feminizm günümüzde oldukça konuşulan bir kavram haline geldi. Toplumsal cinsiyet alanında yaklaşık 30 yıldır aktivizm yapan feminist bir örgütlenme olarak dijital medyanın feminist hareketlere getirdiği fırsatlardan ve kısıtlamalardan bahsedebilir misiniz? 

Toplumsal ve siyasal baskının yoğun olduğu dönemlerde, örgütlenme özgürlüğünün engellendiği ortamlarda dijital medya araçları bir araya gelmenin farklı, yaratıcı yollarını üretebiliyor. Pandemi de bu durumu besledi. Yüz yüze bir araya gelme imkanlarımızın olmadığı zamanlarda dijital ortamlarda kadınlarla bir araya geldik, çalışmalarımızı dijital araçlarla sürdürdük. 

Bunun yanı sıra kadın danışma merkezine yapılan başvurular bize gösteriyor ki kadınların Vakfa ulaşmaları, haberdar olmaları sosyal medya ve arama motorları gibi dijital ortamlar aracılığıyla gerçekleşiyor. Biz de sosyal medya hesaplarımızda daha aktif olmaya, kadına yönelik şiddetle mücadeleye ve kadın danışma merkezi desteğine dair daha fazla bilgi paylaşmaya gayret ediyoruz. Sosyal medya ayrıca şiddete maruz bırakılan kadınların tehditlerle korkutulup susturulduklarında, destek mekanizmalarından olması gereken hizmeti alamadıklarında, kısacası adalete erişemediklerinde seslerini duyurmalarına da alan açıyor. Birçok kadının bu şekilde yaşadıklarını paylaştığını ve onlarla dayanışma kurulduğunu gördük. Ancak birçok kişinin yer aldığı mecralarda şiddet hikayesini paylaşmanın olumsuz geri dönüşlerini de yaşayan çok sayıda kadın da oldu.

Olumlu yanlarının yanı sıra dijital araçların bilgi kirliliği yaratması gibi olumsuz yanları da var. Bunu, doğru ve anlaşılır bilgi paylaşımı ile aşmaya çalışıyoruz. Ayrıca yüz yüze iletişim kurmayı öteleyen, aktivizmi sosyal medya paylaşımlarına indirgeyen bir bakışı da beraberinde getiriyor. Ne denli kolay ve maliyetsiz olursa olsun, dijital ortamlar aracılığıyla kurulan ilişkiler yüz yüze kurduğumuz ilişkilerin yerini tutmuyor. Bu nedenle doğrudan iletişim kurmayı öncelemeye gayret ediyoruz. 

Hibe desteğimizle Kadın Dayanışmasını Kadın Danışma Merkezi ile Güçlendirmek projesini hayata geçireceksiniz. Bu projeye neden ihtiyaç duydunuz ve bu kapsamda ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Proje kapsamında kadın danışma merkezimizin kapasitesini arttırmayı amaçlıyoruz. Kadın danışma merkezimiz haftada 3 gün kadınlara ücretsiz sosyal, psikolojik ve hukuki destek sağlıyoruz. Sağladığınız hibe desteğiyle aramıza bir sosyal çalışmacı arkadaşımız daha katıldı ve haftada 4 gün destek vermeye başladık. Bu, daha çok kadına ulaşabilmemiz ve dayanışma kurabilmemizi sağlıyor. Kadın Dayanışma Vakfı olarak öncelikli amacımız kadın danışma merkezinin devamlılığını sağlamak. Böylece bir yandan daha fazla kadına destek sunma imkânımız artarken diğer yandan kadınların deneyimleri üzerinden izlediğimiz şiddetle mücadele mekanizmalarındaki aksaklıklara yönelik savunuculuk faaliyetlerimiz güçlendirme imkanı elde ediyoruz. 

 

LİSTAG ile Kurumsal Hibe Desteğimiz Kapsamında Yürütecekleri Çalışmaları Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Lezbiyen Gey Biseksüel Trans Artı Bireylerin Aileleri ve Yakınları Derneği (LİSTAG), çocukları veya yakınları LGBTİ+ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) olan ailelere destek olmak amacıyla faaliyetlerini yürüten dernek, ailelerin LGBTİ+ çocuklarını ve/veya yakınlarını kabul etmeleri, sevmeleri, LGBTİ+’ların onurlu bir şekilde yaşamalarını sürdürmeleri ve toplumda kabul görmeleri için çalışmalar yapıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonunun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız LİSTAG, finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecek. LİSTAG hibe kapsamında, tam zamanlı Mali ve İdari İşler Sorumlusu istihdam edecek.

LİSTAG Eş Koordinatörü Neşe Tamer ve İletişim Koordinatörü Aslı Dülgeroğlu Meleş ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin yürüttüğü faaliyetler, LGBTİ+ ailelerinin oluşturduğu dayanışma alanının LGBTİ+ mücadelesine etkisi, yakın zamanda yayımladıkları Üç Kılavuz kitabı, Onur Ayı ve Onur Haftası’nın LGBTİ+ hareketi açısından önemi ve hibe kapsamında yürütecekleri faaliyetler hakkında konuştuk. 

LİSTAG, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 döneminde vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Öncelikle Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında LİSTAG’a vermiş olduğunuz destek için tekrardan çok teşekkür ederiz. 

LİSTAG çocukları, kardeşleri, akrabaları veya yakınları LGBTİ+ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve +) olan aile üyelerinden oluşan bir destek ve dayanışma derneğidir. 2008 yılında bir grup anne ve babanın Lambdaistanbul çatısı altında bir araya gelmesiyle yola çıkan LİSTAG, Mayıs 2019’da dernekleşmiştir. Bizler tüm insanların cinsel yönelimlerini, cinsiyet kimliklerini ve cinsiyet ifadelerini özgürce beyan edebildiği, değer verildiği ve saygı duyulduğu bir geleceğini hayalini kuruyoruz. Bu vizyonumuzu gerçekleştirmek için de LGBTİ+ ailelerini ve yakınlarını bilgilendirerek destek oluyor; LGBTİ+ların karşılaştıkları özel sorunlar ve zorluklarla ilgili hem üyelerimize hem de sivil toplum örgütlenmelerine ve kuruluşlarına danışmanlık hizmeti veriyor; LGBTİ+ların tam eşitliğe ulaşabilmesi için gerekli kanunların ve politikaların yaratılması, toplumumuzda bu konuda farkındalık yaratılması ve bir tutum değişikliğinin sağlanması için savunuculuk faaliyetleri yürütüyoruz. 

Bu çalışmalar ile toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli farklılıklardan doğan ön yargıları kırmak, ayrımcılıkla mücadele etmek ve insanları doğru bilgilendirmek amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu amaçlar doğrultusunda her fırsatta sesimizi duyurmak, görünürlüğümüzü arttırmak ve farkındalık yaratmak için çalışıyoruz. LISTAG’dan yedi ebeveynin hikayelerinden oluşan “Benim Çocuğum” adlı belgeselimiz bu farkındalığı artırmamızda oldukça önemli rol oynuyor. Aynı zamanda her ay Antalya, Ankara İstanbul ve İzmir’de Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’den (CETAD) gönüllü ruh sağlığı uzmanlarının desteğiyle, bilgilendirme ve paylaşım toplantıları düzenliyoruz.

LGBTİ+ların ailelerinin ve yakınlarının arayabilecekleri ve destek alabilecekleri Danışma Hattımız da (0546 484 82 85) pazar günleri hariç her gün 10.00-19.00 saatler arasında hizmet veriyor. 

Bahsettiğim bu faaliyetlerin yanı sıra özellikle son dönemlerde açılma yaşının giderek düşmesiyle beraber LGBTİ+ların ailelerine yönelik toplumsal cinsiyet temelli bilgilendirme ve bilinçlendirme atölyelerinin yer aldığı yaz ve kış kampları ve webinarlar düzenliyoruz.  

Kurulduğumuz günden beri “başka bir ailenin mümkün olduğunu” başarıyla gösteriyoruz. Binlerce LGBTİ+ ailenin çocuklarını kabul etmeleri, sevmeleri ve çocuklarını onurlu bir şekilde yaşamaları ve toplumda kabul görmeleri için destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz.

LİSTAG olarak 14 yıldır LGBTİ+’ları ve mücadelelerini desteklemek amacıyla çalışmalar yürütüyorsunuz. Aradan geçen 14 yılı düşündüğünüzde LGBTİ+ ailelerinin örgütlenerek bir dayanışma alanı oluşturmasının Türkiye’deki LGBTİ+ mücadelesine nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Türkiye’de yaşayan LGBTİ+ aileleri olarak bir araya gelerek içinde yaşadığımız toplumun LGBTİ+’lar için daha eşit ve özgür bir hale gelmesi, ayrımcılık ve nefret söylemlerinin ortadan kalkması için mücadele ediyoruz. 2008 yılında LİSTAg’ın kurulmasıyla beraber bu mücadele daha örgütlü bir şekilde verilmeye başlandı. İstanbul’da başlayan örgütlü mücadelemiz sırasıyla Ankara, İzmir, Antalya ve Denizli’ye yayılarak büyüdü ve büyümeye de devam ediyor. 

Cinsiyete ve cinsel yönelime dayalı ayrımcılık ve eşitsizliğin ürettiği şiddet önemli bir toplumsal sorun. Bu şiddete maruz kalan her birey aslında toplumsal hayatın işleyişini de etkiliyor. Bugün aile ve devlet arasındaki ilişkide devletin nasıl olmasına karar verdiği aile işleyişini çeşitli sosyal ve söylemsel politikalarla kontrol etmeye, ona yön vermeye çalıştığını görüyoruz. Eğer toplumda demokratik bir yönetim biçimi olacaksa aile de bu yönetim biçimine göre örgütlenmelidir. Modern aile kavramı ile toplumsal cinsiyet rollerinin, kadın-erkek ayrımının ve ataerkil düşünce yapısının sorgulanması sürecinde LİSTAG, asıl aile diye bir şeyin olmadığının, farklı farklı ailelerin, diğer bir deyişle başka bir ailenin mümkün olduğunun altını çiziyor.                            

LGBTİ+ ailelerinin ve yakınlarının sayıları bir yandan artarken ne yazık ki bir yandan da bilinçli bir şekilde kendilerini görünmez kılıyorlar. Bu nedenle de etkili olamıyorlar. Dolayısıyla aile kurumunun yeniden örgütlenmesi için gerekli mücadele ve özgürlük taleplerimizin LGBTİ+ mücadelesi içinde olmazsa olmaz bir yeri ve ağırlığı var. Toplumsal cinsiyet eşitliği tam da bu noktada LGBTİ+ çocuklar ile ilgili damga ve ayrımcılığın değişmesi, ayrımcılığa, şiddete ve nefrete maruz kalmamaları, aynı şekilde LGBTİ+ olmayan insanların da değişip dönüşmesi, doğru bilgilendirilmeleri için hayati önem taşıyor. 

Tek tip aile anlayışına uygun olmayan bireyler, vatandaşlığın gerektirdiği tüm yükümlülüklerden sorumlu oldukları halde haklardan yararlanma konusunda kısıtlamalarla karşılaşıyorlar. LGBTİ+ hakları aynı zamanda insan haklarıdır. Vatandaşlık ve insan hakları devletin bir lütfu değil, mücadele alanıdır. LİSTAG olarak biz bu anlayışın 2008 yılından beri tüm toplumda yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz.  

2008 yılında faaliyetlerimize başladığımızda LGBTİ+ aileleri olarak birbirimizi yargılamadan dinler, destek olur ve çağrıldığımız her yerde hikayelerimizi anlatırdık. Fakat bugün geldiğimiz noktada LİSTAG Derneği olarak LGBTİ+ İnsan Hakları konusunda ailelerin ve yakınların gözünden farkındalık çalışmaları yapmak için sivil toplum kuruluşlarına, üniversitelere ve şirketlere atölyeler ve eğitimler veriyoruz, insan hakları ile ilgili her platformda sesimizi duyurmaya çalışıyoruz ve LGBTİ+ mücadelesindeki yerimizi alıyoruz.

Sonuç olarak LİSTAG, haklara ve hak savunuculuğuna bütüncül yaklaşarak genelde tüm insan hakları, özelde ise LGBTİ+ hakları alanında çalışmalar yürütüyor. LGBTİ+ ile erkek egemen toplum ve tek tip aile yapısı arasındaki bağların farkında olarak, toplumsal cinsiyet konularına da değinerek, Türkiye’deki LGBTİ+ mücadelesinde önemli bir mihenk taşı olma özelliğini taşıyor.

 

Yakın zamanda LGBTİ+ İnsan Hakları Farkındalık Atölyeleri Kolaylaştırıcı Kılavuzu, LGBTİ+ Aileleri için Danışma Hattı Kılavuzu ve LGBTİ+ Aileleri için Medya ve İletişim Stratejisi Kılavuzu başlıkları ile LGBTİ+ aileleri ve yakınları için üç kılavuz yayımladınız. Bu kılavuzların amacından ve içeriğinden bahsedebilir misiniz? 

“Lgbti+ İnsan Hakları Farkındalık Atölyeleri Kolaylaştırıcı Kılavuzu”, LGBTİ+ hakları ve LGBTİ+lara yönelik ayrımcılıkla mücadele eden LGBTİ+ ebeveynleri ve aileleri için hazırlandı. Aynı zamanda bu kılavuz ile LGBTİ+ haklarının birer insan hakkı olduğuna ilişkin mücadele yürüten ebeveyn gruplarının ve/veya derneklerinin bu alanda atölyeler planlama ve kolaylaştırıcılık becerileri kazanmaları amaçlandı. Bu sebeple kılavuzda hem uygulama hem de teorik bilgilere yer verdik. Kılavuzun içeriği Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin 13 ebeveyn-katılımcı grupla gerçekleştirdiği çevrimiçi ebeveyn atölyelerinden oluşuyor.  Kılavuzda insan haklarına dair farkındalık oluşturulması düşünülen temel çalışma konularından “Toplumsal Cinsiyet”, “Ön yargı ve Ayrımcılıklar”, “LGBTİ+’ya Dair Yaygın Mitler” ve “Temel Kavramlar” üzerine odaklanıldı. Ebeveynlerin bu konularda temel farkındalık atölyeleri planlamaları ve yürütücü olmaları için ise eğitim türleri, öğrenme biçimleri ve farklılıkları ve kolaylaştırıcılık süreçlerine dair bilgiler yer aldı. Ayıca uygulamaya yönelik program tasarlama, konulara dair çevrimiçi ve fiziksel egzersiz önerileri, atölye esnasında çeşitli oyunlar ve değerlendirme araçlarına yer verildi. Kitapçık hem bu atölyelerde kolaylaştırıcılık deneyimleyen hem de deneyimlemek için hevesli tüm LGBTİ+ ebeveynlerine ve ailelerine yol gösterecek için olarak tasarlandı. 

Diğer kılavuzumuz olan “Lgbti+ Aileleri İçin Danışma Hattı Kılavuzu” LGBTİ+ aile gruplarındaki ebeveynlerin, Danışma Hattı’na bakabilecek yeterlilik ve donanıma sahip olabilmesi için hazırlandı. Danışma Hattımız LGBTİ+ların ebeveynlerine ve yakınlarına destek olmak için var. Danışma Hattımız için LİSTAG’ın olmazsa olmazı can damarıdır diyebiliriz. Danışma Hatları aile gruplarımız için önemli bir hayat kaynağı çünkü LİSTAG olarak bizler yeni ailelerle Danışma Hattımız sayesinde bağ kuruyor, yeni gönüllüler kazanıyor ve gruplarımızı bu şekilde genişletebiliyoruz. Bu kitapçık LGBTİ+ ailelerine önce kendilerini iyi etmeleri ve güçlenmeleri yolunda kılavuzluk ediyor. Kendi hikayesinin biricik olduğunu düşünen ebeveynlere yalnız olmadıklarını gösteriyor. Aynı zamanda ailelerin güçlenerek başka hayatların farkına varabilmesini ve o hayatlara dokunabilmesini, şifa olmasını sağlıyor. Danışma Hattı Kılavuzu’nun hedefi bu hatta bakacak donanımlı gönüllüler yetiştirmek olsa da bir yandan da gönüllünün nasıl ve nereden besleneceğinin tarifini veriyor. Herhangi bir karşılık beklemeden bireylerin yaşam kalitesini artırmak, karşılıklı deneyim paylaşmak, birlikte güçlenmek ve toplum yararına olduğu düşünülen hedefe ulaşmak için çalışan gönüllülerin Danışma Hattı’na en üst düzeyde faydalı olacaktır. Bu kitapçık gruba yeni katılan bir ebeveyn ile iletişim kurmanın yolları konusunda bir rehber olma özelliğini taşımaktadır. Kılavuzda, “Kimlikler ve Açılma”, “Danışma Hattı Gönüllüsü Olma”, “Gönüllü Olmak”, “Görüşme Teknikleri’’, “Danışma Hattına Gelen Sorular ve Yanıtlar”, “Canlandırmalar” üzerine odaklanılmıştır.  

Son olarak, medyanın hak mücadelesinde önemli bir rolü olduğu bilinciyle “Lgbti+ Aileleri İçin Medya Ve İletişim Stratejisi Kılavuzu”nu hazırladık. LGBTİ+ aileleri olarak sesimizi duyurabilmemiz ve hikayelerimizi anlatabilmemiz için geleneksel ve yeni medya araçları hayati bir yerde duruyor. Ancak LGBTİ+’lar medyada neredeyse görünmezler. Ayrıca, kanıksanmış ve normalleştirilmiş bir sansür sistemi bulunuyor. Ön yargı ve ayrımcılığı verili kabul eden, sorgulamayan bir anlayışla yazılan haberler ise nefret söyleminin ve cinsiyetçiliğin yaygınlaşmasına, kökleşmesine ve şiddet döngüsüne neden oluyor.  İşte tam da bu nokta, toplumsal farkındalığı artırmak, medyadaki bu negatif algıyı kırmak için gazetecilerin yanı sıra LGBTİ+ aile örgütlerinin de medyada görünür olması, kendi hikayelerini anlatması oldukça önem taşımaktadır. Bu kılavuz LGBTİ+ aile örgütleri özelinde medya ile görüşmelerde dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bir rehber niteliğindedir. Kılavuz “Gazeteci Size Geldiğinde”, “Siz Gazeteciye Gittiğinizde” ve “Çeşitli Görüşme Türleri için İpuçları” bölümlerinden oluşuyor.

Haziran ayı itibari ile Onur Ayı’na giriş yaptık.  Onur Ayı ve Onur Yürüyüşü’nün LGBTİ+ hareketi açısından öneminden ve bu yıl bu kapsamda gerçekleşecek faaliyetlerden bahseder misiniz?

28 Haziran 1969 tarihinde Stonewall Inn adlı gey barında meydana gelen ayaklanmalar, toplum içerisinde her zaman “öteki” olarak varsayılan LGBTİ+’ların, bu sisteme karşı ilk kitlesel isyanı ve açık direnişi olarak görülüyor.  Bu “onurlu” isyanın başlangıcından bu yana her yıl Haziran ayının son haftası dünya genelinde LGBTİ+ Onur Haftası olarak kutlanıyor.  Bütün aya yayılan kutlama ve etkinlikler nedeniyle de Haziran ayı Onur Ayı olarak adlandırılıyor. Her ülkede farklı tarihlerde de olsa Haziran ayının son haftası içinde, bütün LGBTİ+ topluluğunun katıldığı kalabalık ve şenlikli bir Onur Yürüyüşü yapılıyor. Onur Ayı ve etkinliklerinin ve yürüyüşünün amacını LGBTİ+ topluluğunun tüm dünyada görünürlüğünü arttırmak, hak mücadelesini ve dayanışmasını güçlendirmek ve paylaştıkları ortak tarihi kutlamak olarak özetleyebiliriz.

Ancak maalesef ülkemizde 2015 yılından itibaren şiddetli polis müdahalesine maruz kalan Onur Yürüyüşü, 2016’da İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı. Yine de Onur Yürüyüşü çeşitli illerde, polis müdahalesi ve yasaklara rağmen küçük gruplar şeklinde yapılmaya devam ediyor. Biz de LİSTAG olarak her sene Onur Ayı ve Onur Haftası’nı kutlayarak, bu coşkuyu ailelerimiz ile paylaşıyoruz. Öncelikle Onur ayı içerisinde LİSTAG aileleri ile birlikte buluştuğumuz ve Onur Ayı’nı kutladığımız yemekler düzenliyoruz. Konsoloslukların ve LİSTAG dostu firmaların Onur Ayı davetlerine katılıp, LGBTİ+ görünürlüğü ve hak mücadelesi için elimizden gelen desteği veriyoruz. Özellikle bu sene çevrimiçi medyayı daha efektif kullanarak, Onur Ayı’na özel bir çok içerik ürettik. Onur Ayı’na özel kampanyalar düzenledik, takipçilerimize hediyeler verdik, müzik listeleri hazırladık ve yine WhatsApp gibi sohbet uygulamalarında kullanılması için Onur Ayı temalı etiketler hazırladık. Onur ayı ile ilgili röportajlar gerçekleştirdik. Özetle sokaklarda çocuklarımız ile arzu ettiğimiz gibi yürüyemesek de Onur Ayı’nı ve Onur Haftası’nı coşku ile kutladık. 

Vakfımızın sağladığı kurumsal hibe desteğini hangi kurumsal gelişim alanında kullanacaksınız? Bu desteğin derneğinize nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz?

LİSTAG’ın kurumsal yapısını koruyarak LGBTİ+ ailelerini desteklemeye ve güçlendirmeye devam edebilmesi ve- örneğin Danışma Hattı, ruh sağlığı uzmanlarıyla yapılan bilgilendirme ve destek toplantıları- sabit maliyetleri (kira, genel idari giderler ve maaş bordroları vb.) karşılayacak kaynak bulması gerekiyor. İşte bu noktada, bu destek derneğimizin finansal sürdürebilirliği açısından oldukça önemli katkı sağlayacaktır.  

Bunun yanı sıra verdiğiniz destek sayesinde gerçekleştirmeyi planladığımız, LGBTİ+ların ailelerine yönelik uzmanlar eşliğinde yapılacak webinarlar, toplumsal cinsiyet temelli bilgilendirme ve bilinçlendirme atölyeleri ve bu atölyelerin bir kısmının da yer alacağı yaz kampı sayesinde LGBTİ+ ailelerine destek misyonumuzu gerçekleştirmeye devam edebileceğiz. 

LİSTAG olarak LGBTİ+ların görünürlüğünü ve farkındalığını arttırabilmek için  hem üyelerimize hem de diğer sivil toplum örgütlenmelerine ve kuruluşlara danışmanlık veriyoruz. Vereceğiniz destek sayesinde misyonlarımız arasında önemli bir yer tutan danışmanlık alanında da faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. 

 

Konuşmamız Gerek Derneği ile Kurumsal Hibe Desteğimizle Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Konuşmamız Gerek Derneği (Konuşmamız Gerek), Türkiye’de menstrüel ürünlerin erişilebilirliğinin, kalitesinin ve sürdürülebilirliğinin artırılması, regl yoksulluğu ve deneyimleri ile ilgili veri toplama ve içerik oluşturmanın yaygınlaştırılmasını ve Milli Eğitim Müfredatına kapsamlı cinsellik ve regl olma eğitiminin dahil edilmesi amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız Konuşmamız Gerek, operasyonel kapasitesini arttırmak amacıyla iletişim faaliyetlerinden ve gönüllü koordinasyonundan sorumlu olacak yarı zamanlı çalışacak bir kişiyi istihdam edecek.

Konuşmamız Gerek Derneği Eş Kurucuları İlayda Eskitaşçıoğlu ve Bahar Aldanmaz Fidan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin yürüttüğü faaliyetler, regl yoksulluğu ve tabusu kavramları, Türkiye’nin ilk Regl Yoksulluğu araştırma raporu, Hadi Konuşalım kitabı ve hibe desteğimizle yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

Konuşmamız Gerek Derneği, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 döneminde vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Konuşmamız Gerek Derneği olarak, 2016 yılından beri Türkiye’de regl yoksulluğu ve regl tabusu ile mücadele ediyoruz. Bu yola ilk çıktığımızda odağımız dezavantajlı bölgelerde yaşayan üç temel grubun (mevsimlik tarım işçileri, mülteciler ve köy okullarındaki çocuklar) menstrüel ürünlere erişimini artırmaktı. Bu amaçla, çalışmalarımıza ilk olarak saha çalışmaları düzenleyerek başladık. Saha çalışmalarımızda işbirliği yaptığımız yerel partnerler (ziraat odaları, muhtarlıklar, köy okulları) ile menstrüel ürün markalarının ve destekçilerimizin derneğimize bağışladığı menstrüel ürünleri dağıtırken, bir yandan da uzmanlarla beraber hazırladığımız menstrüel bakım ve toplumsal cinsiyet başlıklı kısa atölye çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bugüne kadar 15 şehirde 50.000’in üzerinde faydalanıcıya ulaştık. Saha çalışmalarımızın yanında, regl ile ilgili bilime dayalı Türkçe içerik eksikliğini fark ederek “Regl Olmayanlar İçin Regl Kılavuzu”, hazırlamakta olduğumuz Regl Eğitim Rehberi ve eğitici videolar, çok yakında yayınlanmış çocuk kitabımız “Hadi Konuşalım” gibi içerikler üretiyor, bilimsel makaleler ve raporlar yazıyor ve farklı ülkelerden regl ve toplumsal cinsiyet bağlamında çalışan akademisyenleri, menstrüel adalet aktivistlerini ve politacıları bir araya getirerek, başta menstrüel ürünlerin adaletsiz vergilendirilmesi, menstrüel ürünlerin ekolojik bakımdan sürdürülebilirliği ve eğitim müfredatlarına regl eğitiminin dahil edilmesi gibi konularda politika üretiyor, savunuculuk yapıyoruz.

Son yıllarda daha sık duymaya başladığımız regl yoksulluğu ve tabusu nedir? Regl yoksulluğunun kadın yoksulluğu ile ilişkisinden bahseder misiniz? 

Regl yoksulluğu, regl olan bireylerin alım güçlerinin yetmemesi ve gelenekselleşmiş toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle regl oldukları zaman kendilerine bakım vermelerini kolaylaştıran hijyenik ped, tampon gibi menstrüel ürünlere ve temiz su, çöp kutusu ve güvenli bir tuvalet (veya oda) gibi temel ihtiyaçlara erişim sorunudur. Konuşmamız Gerek olarak regl hakkında kapsamlı, doğru bilgiye ve eğitime erişememe sorununu da regl yoksulluğunun bir parçası olarak görüyoruz. Regl tabusu ise, regl olmanın ve regl yoksulluğunun konuşulmaması ve saklanması gereken bir konu olarak görüldüğü sosyal normu anlatmak için kullanılır. Regl olan bütün bireylerin kendine özgü şekillerde deneyimlediği regl yoksulluğu orantısız olarak sosyo-ekonomik bakımdan dezavantajlı konumda olan, geliri olmayan veya çok kısıtlı olan, güvencesiz işlerde çalışan kadınları ve kız çocuklarını orantısız şekilde etkiliyor. 

Haziran ayında Türkiye’nin ilk Regl Yoksulluğu araştırma raporunu yayımladınız. Raporun kapsamından, öne çıkan bulgularından ve sunduğunuz çözüm önerilerinden bahseder misiniz?

Büyük bir literatür boşluğunu gidermek için önemli bir ilk adım olarak gördüğümüz, Türkiye’nin ilk Regl Yoksulluğu Araştırması kapsamında elde ettiğimiz verileri, detaylı analizleri ve çözüm önerilerini kamuya açık bir kaynak olarak yayımladık. Bu araştırmayı düzenli olarak yineleyerek Türkiye’de regl olan kişilerin yoksulluk ve tabu deneyimlerini, ihtiyaçlarının neler olduğunu, bu ihtiyaçlara nasıl politikalarla çözümler üretilebileceğini bilimsel temellere dayanarak belirleyebilmek istiyoruz. Bu araştırmanın, toplumsal cinsiyet eşitliği ve regl alanında çalışan akademisyenler, aktivistler, ulusal ve yerel yönetimler ve medya tarafından kullanılmasını, bu alanda sürdürülebilir çözümler, eylem planları ve kamuoyu oluşturmak amacıyla bir temel oluşturmasını istiyoruz. 

Türkiye’nin 81 ilinden, regl olan (veya regl olup olmadığından emin olmayan) ve 18 yaşından büyük 4108 kişinin katıldığı anketten çıkan çok çarpıcı bulgular oldu. Örneğin katılımcıların %21,1’i sabuna, %16,3’ü temiz suya, %31,8’i çöp kutusuna her zaman erişemediklerini beyan etti. Bu, katılımcıların yaklaşık olarak 5’te 1’inin her zaman sabun ve temiz su gibi regl bakımında kritik öneme sahip iki ürüne erişemedikleri anlamına geliyor. Ayrıca katılımcıların sadece %26,4’ü menstrüel ürünleri satın alırken hiçbir zaman zorluk yaşamadığını belirtirken, %42,5’i nadiren zorluk yaşadığını, %22,6’sı sıklıkla zorluk yaşadığını, %8,5’i ise her zaman zorluk yaşadıklarını belirtti. %26,4 gibi oldukça düşük bir yüzde dışındaki katılımcıların değişen yoğunlukta da olsa menstrüel ürünlere erişimde zorlanmaları, erişimin kırılganlığını ve güvencesizliğini ortaya koyuyor. Bu bulgulara dayanarak, regl olmak, regl bakımı, regl yoksulluğu ve tabusu konuları dahil olmak üzere kapsamlı cinsellik eğitiminin ulusal eğitim müfredatına dahil edilmesi, mümkün olduğunca fazla çeşidi içerecek şekilde menstrüel ürünlerin devlet okulları, yurtlar ve üniversiteler başta olmak üzere kamusal alanların tuvaletlerinde ücretsiz olarak bulundurulması gibi, “regl içerikleri”, “regl bakım ürünleri” ve “vergilendirme ve politika belgeleri” olmak üzere üç başlıkta topladığımız kapsamlı politika önerileri de sunduk. 

Regl olmak hakkında soruları olan çocuklara, gençlere ve bakım verenlere yönelik olarak hazırladığınız Hadi Konuşalım kitabını yakın zamanda yayımladınız. Bu kitabı hazırlama amacınızdan ve kitabın içeriğinden bahsedebilir misiniz?

Dinozor Genç’ten çıkan “Hadi Konuşalım” kitabımız, ilk defa regl olan bir kız çocuğunun, Elif’in hikâyesi üzerinden regl gerçekliğini anlatıyor. Çevresinden duyduğu doğru sanılan yanlışlar, korkuları, endişeleri ve sonrasında okullarına gelen eğitimcilerden edindiği bilgilerle ve ailesinin de desteğiyle konuya bakışının nasıl değiştiğini anlatıyor. Ailelere de yol gösteriyor. Hem kendileri hem de çocuklarıyla birlikte okumaları için bir rehber, hem de regl deneyimlerinde yalnız olmayacaklarını hissettirecek bir hikâye sunmak istedik. Elif’in bir haftasını günlüğünden sayfalarla birlikte takip ederken, regl konusunda bilimsel bilgilere, yol gösterici bir regl sözlüğüne de erişebiliyor okurlar. Saha çalışmalarımız boyunca çocuklardan regl ile ilgili o kadar çok soru aldık ki, bu soruları bir kitapta yanıtlamak en büyük hayalimizdi ve yakın zamanda bu hayal gerçek oldu. 

Vakfımızın sağladığı kurumsal hibe desteğini hangi kapasite gelişim alanında kullanacaksınız? Bu desteğin derneğinize nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz? 

Sivil Toplum İçin Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirilen Toplumsal Cinsiyet Fonu’ndan yararlanmaya hak kazandığımız için gerçekten çok mutlu ve gururluyuz. İki doktora öğrencisi genç kadın olarak yola çıktık ve elbette küçük ekibimiz ve gönüllülerimizin katkılarıyla çok büyük işler başardık. Ancak kapasitemizin çok üstünde ve hayatımızdan büyük fedakarlıklarla bugünlere gelebildik. Etkimizi büyütürken bize yol arkadaşı olabilecek, Konuşmamız Gerek’in etkisini sürdürülebilir bir hale getirebilmenin yollarını ararken iş yükümüzü üstlenebilecek bir ekip arkadaşı ile çalışmak istiyoruz ve bu isteğimiz bu destek sayesinde mümkün olabilecek. Ayrıca bu destekle, ürettiğimiz pek çok eğitici kaynağın sahadaki hedef kitlelerimize ve sivil toplum paydaşlarına sosyal medya aracılığıyla etkili bir şekilde ulaşabilmesi için iletişim stratejilerimizi de geliştireceğiz. 

 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2022 Dönemi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) yenilikçi projelerini, kurumsal gelişimlerini, kampanya ve savunuculuk çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 dönemi fon başlangıç raporu yayımlandı. Fon kapsamında; Kadın Dayanışma Vakfı’na, Konuşmamız Gerek Derneği’ne, Lezbiyen Gey Biseksüel Trans Artı Bireylerin Aileleri ve Yakınları Derneği’ne ve Mimoza Kadın Derneği’ne 462.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2022 döneminin yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2022 Döneminde Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) yenilikçi projelerini, kurumsal gelişimlerini, kampanya ve savunuculuk çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 dönemi başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Fonun bu dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Ravandalı Kadınlar Derneği ile Kurumsal Hibe Desteğimizle Yaptıkları Çalışmaları Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Kilis’de faaliyet gösteren Ravandalı Kadınlar Derneği, kadın emeğinin değerlendirilmesi ve kadınların sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor. Dernek, Ravandalı kadınların ürettikleri ürünleri derneğin internet sitesindeki çevrimiçi satış portalı ve farklı platformlar üzerinden satışa sunuluyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız Ravandalı Kadınlar Derneği hibe kapsamında, yarı zamanlı sosyal medya uzmanı ve tam zamanlı pazarlama uzmanı istihdam etti. 

Ravandalı Kadınlar Derneği Başkanı Emel Yılmaz ile yaptığımız röportajda; ekonomik olarak özgürleşen kadınların yaşadığı dönüşüm, satış gelirlerini arttırmak için yürüttükleri aktiviteler, 2022 planları ve hibe sürecinde yürüttükleri faaliyetler hakkında konuştuk. 

Ravandalı Kadınlar Derneği ürün satışları ve diğer çalışmaları ile kadınların güçlenmesine katkı sağlıyor. Etkinliklerinize katılan ve ürün satışı yapan kadınların hayatı bu çalışmalardan nasıl etkilendi? Kadınlar bu süreçte nasıl bir dönüşüm yaşadı?

Bizim bu yörede belirli dönemlerde kazanç elde edilir. Erkekler bu kazancı ya zeytin hasadından ya da bahçeden, bağdan elde eder. Fakat bu kazanç kadınlarla paylaşılmaz, paylaşılsa bile bu sadece evin ihtiyaçlarını gidermeye yöneliktir. Ravandalı Kadınlar Derneği olarak kırsalda yaşayan kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanabilmesine ve ihtiyaçlarını giderebilmesine destek oluyoruz. Ürettiğimiz ürünleri çeşitli platformlar ve internet sitemiz üzerinden satıyoruz. Böylece kadınlar kendilerinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Kadınlarımız her geçen gün daha da güçleniyor ve güçlendikçe daha da mutlu oluyor. Bu da bizim mutlu olmamızı sağlıyor. 

Ravandalı Kadınlar Derneği geliştirdiği işbirlikleri ve internet üzerinden yaptığı satışlarla gelir elde ediyor. Daha fazla kişiye ulaşmak ve satışlarınızı artırmak için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Satışlarımızı arttırmak ve daha fazla kişiye ulaşmak için sosyal medyayı bir araç olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, hazırladığımız sosyal medya stratejisi ile uyumlu olarak var olduğumuz platformlarda iletişim çalışmaları yürütüyoruz. Örneğin, Instagram üzerinden ürünlerimizi tanıttığımız bir seri düzenledik. Benzer şekilde ürettiğimiz ürünlerin faydalarının, yapım aşamalarının görsellerle desteklendiği içerikler hazırlıyoruz. Bir diğer örnek “#RavandalıKadınlarDerneğinden tariflerde bugün” başlığı altında verdiğimiz yemek tarifleri serisidir. Buradaki amacımız internet sitemizde yer alan ürünlere referans vererek hem satışlarımızı hem de sosyal medya platformları üzerindeki etkileşim oranımızı arttırmaktır. 

Pazarlama uzman’nın istihdam edilmesi ile beraber Trendyol, Hepsiburada gibi çevrimiçi platformlar üzerinden de satış yapmaya başladık. Aynı zamanda, şehirde önemli bir pazar alanı olan Olea Otel ile görüşmeler yaparak dernek ürünlerinin satışı için anlaşma yaptık. 

 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2021 döneminde Vakfımızdan aldığınız hibe desteği ile derneğinizin kurumsal gelişimi için hangi alanlara odaklandınız? Hibe desteğimizle yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Sosyal medya platformlarını daha etkin kullanmak ve derneğimizin bu platformlardaki görünürlüğünü arttırmak için çalışmalar yaptık. Bu doğrultuda, yarı zamanlı Sosyal Medya Uzmanı istihdam ettik. İstihdam ettiğimiz sosyal medya uzmanı hali hazırda dernek üyemiz olan 4 kadına sosyal medyayı etkin kullanma, marka bilinirliğini arttırma, sosyal medya istatistiklerini okuma, dijital pazarlama, Canva kullanımı gibi konular çerçevesinde 9 eğitim düzenledi. Aynı zamanda sosyal medya uzmanımızla beraber geliştirdiğimiz dijital iletişim stratejisi ve yürüttüğümüz çalışmalar satışlarımızın artmasını ve derneğimizin daha bilinir olmasını sağladı. 

Hibe kapsamında ayrıca tam zamanlı bir saha destek ve lojistik personeli (Pazarlama uzmanı) istihdam ettik. Bu kapsamda işe alınan personel altı ay boyunca köyler arası iletişim, dernek üyelerinin ihtiyaçları, dernek aracı ile ürünlerin köyler arasında taşınması ve kargolama süreçlerinin takibi, yerelde Olea Otel ile ortaklık görüşmesinin yürütülmesi, Yılbaşı Paketi sürecindeki bütün saha lojistiği gibi kritik görevleri üstlendi. 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında aldığınız bu desteğin derneğinize ve çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu? Fonu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Hibe desteği kapsamında istihdam ettiğimiz sosyal medya uzmanı ve pazarlama uzmanı sayesinde köyler arasında ve şehirle olan bağlantılarda yaşadığımız zorlukların üstesinden gelebildik. Aynı zamanda, operasyonel süreçlerimizi, yerel ve çevrimiçi pazarlama yöntemlerimizi yeniden kurgulayabildik. Ürünlerimizi Trendyol, HepsiBurada ve Good4Trust gibi çevrimiçi alışveriş siteleri üzerinden ürünlerimizi satmaya başladık. Öte yandan, sosyal medya platformları üzerinden yaptığımız düzenli paylaşımlar sayesinde sipariş sayılarımızda artış yaşadık. Satışlarda yaşanan artış kırsalda yaşayan biz kadınların maddi ve manevi güçlenmesini sağladı. Kendimiz, çocuklarımız ve ailelerimiz için daha iyi bir hayat kurma fikri ile çıktığımız bu yolda bize destek olduğunuz için çok teşekkür ederiz. 

Ravandalı Kadınlar Derneği’nin 2022 yılı için öncelik vereceği alanlar ve çalışmalar neler olacak? Derneğin önümüzdeki dönem için planlarından bahseder misiniz?

Her geçen yıl hedeflerimiz daha da büyüyor. 2022 yılında daha fazla kadına ve çocuğa destek olmak istiyoruz. Özellikle kırsalda yaşayan kadınların maddi ve manevi olarak güçlenmesi için çeşitli faaliyetler yürütmeyi planlıyoruz.  Aynı zamanda, 2021 yılında yakaladığımız büyüme ivmesini 2022 yılında da devam ettirmeyi amaçlıyoruz. 2021 yılı bizim için Türkiye’deki satış ağımızı genişlettiğimiz ve güçlendirdiğimiz bir yıl oldu. 2022 yılında da aynı şekilde satış ağımızı büyütmek ve ürünlerimizi yurt dışına da satışa sunmak istiyoruz.

 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2022 Döneminde Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) yenilikçi projelerini, kurumsal gelişimlerini, kampanya ve savunuculuk çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 4 STK’ya toplam 462.000 TL hibe desteği sağlayacağız.

 Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Kadın Dayanışma Vakfı: Ankara’da faaliyet yürüten Kadın Dayanışma Vakfı, kadına yönelik her türlü şiddetle feminist ilkeler doğrultusunda mücadele etmek, şiddet karşısında kadın dayanışmasını güçlendirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 130.000 TL hibe desteği ile Vakıf, Kadın Dayanışmasını Kadın Danışma Merkezi ile Güçlendirmek projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında Kadın Dayanışma Vakfı’nın şiddete maruz kalan kadınlara ihtiyaç duydukları desteği sağladığı Kadın Danışma Merkezi’nde 8 ay süreyle tam zamanlı çalışacak sosyal çalışmacı ve yarı zamanlı çalışacak finans sorumlusu istihdam edecek.

Konuşmamız Gerek Derneği: Konuşmamız Gerek Derneği, Türkiye’de regl yoksulluğu ve regl tabusu ile mücadele etmek amacıyla faaliyetlerini yürütüyor. Kadınların regl hakkında kapsamlı ve doğru bilgiye ulaşamama sorununu da regl yoksulluğunun bir parçası olarak gören dernek, bu kapsamda çeşitli eğitimler ve atölyeler düzenliyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 130.000 TL kurumsal hibe desteği ile dernek, operasyonel kapasitesini arttırmak amacıyla iletişim faaliyetlerinden ve gönüllü koordinasyonundan sorumlu olacak yarı zamanlı çalışacak bir kişiyi istihdam edecek.

Lezbiyen Gey Biseksüel Trans Artı Bireylerin Aileleri ve Yakınları Derneği (LİSTAG): Çocukları veya yakınları LGBTİ+ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) olan ailelere destek olmak amacıyla faaliyetlerini yürüten dernek, ailelerin LGBTİ+ çocuklarını ve/veya yakınlarını kabul etmeleri, sevmeleri, LGBTİ+’ların onurlu bir şekilde yaşamalarını sürdürmeleri ve toplumda kabul görmeleri için çalışmalar yapıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 130.000 TL kurumsal hibe desteği ile LİSTAG, finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecek. Hibe kapsamında bir Mali ve İdari İşler Sorumlusu istihdam edecek olan LİSTAG, bu sayede mali ve idari faaliyetlerinin koordinasyonunu sağlayacak.

Mimoza Kadın Derneği: Mersin’de faaliyet yürüten Mimoza Kadın Derneği, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı her türlü şiddetle mücadele etmek ve duyarlılık oluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 72.000 TL kurumsal hibe desteği ile insan kaynağı giderlerini karşılayacak olan dernek, kurumsal yapısını güçlendirmek amacıyla çalışmalarını yürütecek.

 

 

 

 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) yenilikçi projelerini, kurumsal gelişimlerini, kampanya ve savunuculuk çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona teknik kriterlere uyan 51 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 39’u dernek, 8’i kooperatif ve 4’ü vakıf tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Adana, Ankara, Bayburt, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzincan, Gaziantep, İstanbul,  İzmir, Kayseri, Kocaeli, Kilis, Kahramanmaraş, Kastamonu, Manisa, Muğla, Nevşehir, Osmaniye, Şanlıurfa ve Van olmak üzere 23 farklı ilden başvuru alındı. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2022 döneminde talep edilen toplam hibe tutarı 6.446.661 TL oldu.

SPoD ile Kurumsal Hibe Desteğimiz Kapsamında Yaptıkları Çalışmaları Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği(SPOD), toplumun her alanında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli şiddet, dışlanma ve ayrımcılık durumları ile ilgili veri oluşturmayı ve bütün ayrımcılık biçimlerinin kalkmasını amaçlayarak LGBTİ+’ların yaşadığı sorunlara kalıcı ve kapsamlı çözümler üretmek amacıyla çalışıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonunun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız SPoD, bu desteği insan kaynağı, ofis kirası ve idari giderlerini bir kısmını karşılamak için kullandı.

SPoD Mali ve İdari İşlerden Sorumlu Genel Koordinatörü Melih Ateş ve Politikalardan Sorumlu Genel Koordinatörü Hatice Demir ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; 10. yaşını kutlayan SPoD’un ve çalışma alanının geçirdiği değişim, ekonomik krizin LGBTİ+’lara etkileri, derneğin 2022 planları ve hibe kapsamında yürüttükleri çalışmalar hakkında konuştuk.

SPoD yakın zamanda 10. yaşını kutladı. Aradan geçen zamanı değerlendirdiğinizde, çalışma alanınız ve buna paralel olarak SPoD’un yaşadığı değişime dair öne çıkan noktalardan bahsedebilir misiniz?

Toplumun her alanında yaşanan ve özelde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli şiddet, baskı, sosyal dışlanma ve ayrımcılık durumları ile ilgili veri oluşturmaya ve bütün ayrımcılık biçimlerinin ortadan kalkmasına yönelik 2011 yılından beri çalışıyoruz. Gittikçe güçlenen, çeşitlenen hareketimizin özellikle, sosyal politika, siyaset, akademi, adalete ve psikososyal desteğe erişim konularındaki, bilgi ve birikimini daha ileriye taşımayı hedef edindik. LGBTİ+’ların aktif siyaset içinde yer almasının, siyaseti LGBTİ+ kapsayıcı şekilde dönüştürmenin önemine inandık. Bu kapsamda beş siyaset okulu gerçekleştirdik.

2011, 2012 yıllarında yeni anayasa yapım sürecine LGBTİ+’ların dahil edilmesi için paneller, forumlar düzenledik, raporlar hazırladık. Siyasi partiler, milletvekilleri ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu ile görüştük. Belki taleplerimizin hayata geçirilmesini sağlayamadık ama dönemin gazetelerinde “Eşcinseller Anayasa görüşmelerini kitledi.” şeklinde somutlaşan ifadelerden de anlaşılacağı üzere, taleplerimizi gündemleştirebildik. 2014, 2015, 2019 yerel ve genel seçimlerinde kampanyalar yaptık; milletvekili ve belediye başkan adayları ile seçildikleri takdirde, LGBTİ+ dostu çalışmalar yapmaları yönünde protokoller imzaladık.

Kampanya davalar takip ettik, Türkiye’nin her yerinden çok sayıda LGBTİ+’ya ücretsiz hukuki danışmanlık verdik, avukatlarımızla LGBTİ+ alanındaki davalara ilişkin güncel bilgileri içeren yayınlar çıkardık, avukat ağları kurduk.

Akademik bilgi üretim süreçlerine dahil olduk. Araştırma temelli çalışmalar yaptık. LGBTİ+ ve kuir alanında çalışan, akademisyen ve öğrencileri buluşturan Bahar Seminerleri düzenledik; kuir edebiyat okuma grupları oluşturduk.

Sosyal hizmet uzmanı, psikolog, avukat, öğretmen gibi meslek uzmanlarına; şirketlere, belediyelere, kent konseylerine, siyasi partilere eğitimler ve atölyeler yaptık. Kapalı ve açık katılımlı etkinlik, panel, forumlar düzenledik. Aktivizm okulları yaptık. Her hafta Pazar Sohbetleri gerçekleştirdik.

2017 yılında kurduğumuz LGBTİ+ Danışma Hattı ile açılma, uyum süreci, ayrımcılık, şiddet, askerlik vb. pek çok konuda, danışmanlıklar verdik. Hafta içi her gün açık olan hattımızla sadece 2020 yılında 2085 kişiye ulaştık; akran danışmanlığının yanında özellikle hukuki ve psikolojik danışmanlıklar sağladık. Çeşitli alanlara dair araştırmalar ve danışma hattımıza gelen başvurularla, LGBTİ+’ların siyasi ve sosyal haklarını öne çıkaran savunuculuk ve lobi çalışmaları yaptık.

Öte yandan derneğimizin kurumsal yapısını güçlendirmeye; üye, çalışan, gönüllü ve danışanlarımız için erişilebilirliği artırmaya, güvenli bir alan oluşturmaya yönelik adımlar attık ve atmaya devam ediyoruz. SPoD bugün 12 profesyonel çalışanı ve 120’e yakın gönüllüsüyle zor zamanlarda bir arada durmaya, Türkiye’de LGBTİ+ hakları için çalışmaya devam ediyor.

Salgın koşullarının yanı sıra yaşanan ekonomik kriz de hali hazırda kırılgan olan grupları daha savunmasız bir hale getirdi. Bu durum LGBTİ+’ları nasıl etkiledi? Birlikte çalıştığınız grupların ihtiyaçlarında yaşanan değişimlerden ve bu ihtiyaçları karşılamak için yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

LGBTİ+’lara uygulanan ayrımcılık ve pandemi süreci ile birlikte ayrımcılığa eklenen fiziksel mesafe ve yalıtım kuralları, LGBTİ+’ların sosyal yardımlara erişimini engelleyecek sorunlar yaratıyor. Pandemiden önce de var olan ayrımcılık ve damgalanma korkusu, LGBTİ+’ların herhangi bir kamu kurum ya da kuruluşuna başvurmasının önünde büyük bir engel oluşturmaya devam ediyor. Buna karşılık derneğimiz çalışmalarını birbirini besleyen 2 başlığa ayırarak sürdürüyor. Bunlarda biri savunuculuk başlığı. Her faaliyetimiz ve açıklamamız, LGBTİ+ların eşit yurttaşlığı yani temel haklardan eşit faydalanması için kamu kurumlarına yönelik taleplerimizi içeriyor. Diğeri ise hizmet başlığı ki, burada da Türkiye’nin her yerinden il ve ilçe belediyeleriyle çeşitli eğitimler düzenlemek, kamu hizmetlerinden faydalanamayan LGBTİ+ların ihtiyaçlarını saptamak, bu ihtiyaçlara uygun hizmet modelleri oluşturmak, bu tespit ve önerilerimizi yaygınlaştırmak gibi çeşitli işler yapıyoruz. Psikolojik destek, danışma hattı, ücretsiz hukuki destek, ücretsiz sosyal hizmet desteği gibi hizmetlerimiz bu kapsamda yaptığımız çalışmalardan bazıları.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2021 döneminde Vakfımızdan aldığınız hibe desteği ile SPoD’un kurumsal gelişimi için hangi alanlara odaklandınız? Hibe desteğimizle yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Sivil Toplum İçin Destek Vakfı (STDV) ve Turkey Mozaik Foundation’dan aldığımız destek ile SPoD’un finansal sürdürülebilirliğini sağlamak için yapılacak çalışmalara odaklandık. Altı ay boyunca; Mali İşler Sorumlusu’nun kısmi maaş ödemesi, ofis kirası, idari giderler ve mali müşavir ödemesi fon kapsamında karşılandı.

Sürdürülebilirlik konusunda Yönetim Kurulu ve ilgili çalışanlar ile çeşitli toplantılar düzenledik. Özellikle üye aidat borçlarının tahsil edilmesine dair planlamalar yaptık. Üye, aidat ve bağış yönetim sisteminde gerekli düzenlemeleri yaptık, ekip içi görev dağılımını yeniden organize ettik ve aidat borçlarının bir kısmını tahsil ettik. Bireysel ve kurumsal bağışçılara yönelik iç planlamaları organize ettik ve kurumsal iletişimi arttırdık.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında aldığınız desteğin derneğinize ve çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu? Fonu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Fon kapsamında SPoD’un temel giderlerinin bir kısmı karşılandı. Karşılanan ihtiyaçlar haricinde eksik kalan giderlere kaynak bulunmasına daha fazla odaklanıldı. Hak temelli çalışma yapan, özellikle LGBTİ+ alanında çalışan örgütler temel giderleri için yeteri kadar kaynak bulamamaktayken, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu, özellikle de STDV bağışçıları bir araya getirerek sivil toplum örgütlerine önemli katkı sağlıyor.

SPoD’un 2022 yılı için öncelik vereceği alanlar ve çalışmalar neler olacak? Derneğin önümüzdeki dönem için  planlarından bahseder misiniz?

SPoD 2022’de; LGBTİ+ Danışma Hattı, Psikososyal, Hukuki ve Sosyal Hizmet destekleri, Bahar Semineri, Siyaset Okulu, Pazar Sohbetleri, Mesafesiz Sohbetler,  Akademiden Hallice Konuşmalar ve Türkçe Edebiyata Quuer (den) Bakış faaliyetlerine devam edecek. Siyasal Katılım ve HIV Çalışmaları Birimlerimiz de çalışmalarını devam ettirmekte.2022’de kaynak geliştirme çalışmalarında farklı yöntemler kullanarak öz kaynakların geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapmayı da planlıyoruz.