Category

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Günebakan Kadın Derneği Yasalar Uygulansın Kadın Danışma Merkezleri ve Kadın Sığınma Evleri Açılsın Projesini Tamamladı

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Mersin’de faaliyet gösteren Günebakan Kadın Derneği (GKD), kadınların güçlenmesine ve kadın örgütlülüğün gelişmesine katkı sağlamak, toplumdaki cinsiyet eşitsizliği algısının farkındalığının arttırılmasına ve eşitsizliğin giderilmesine katkı sunmak, kişi ve kurumların gündeminde kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunun yer almasını ve konunun dikkate alınmasını sağlamak amacıyla çalışıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile hibe verdiğimiz dernek, Yasalar Uygulansın Kadın Danışma Merkezleri ve Kadın Sığınma Evleri Açılsın projesini hayata geçirdi. GKD proje kapsamında, Mersin’deki kadın danışma merkezlerinin ve kadın sığınma evlerinin durumlarının iyileştirilmesi ve yeni kadın sığınma evlerinin açılması için çalışmalar yaptı.

Günebakan Kadın Derneği Başkanı Zübeyde Akpınar ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Türkiye’de hala devam eden sığınma evi sorununu, proje kapsamında gerçekleştirdikleri işbirliklerini ve proje kapsamında yaptıları çalışmaları konuştuk.

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Yasalar Uygulansın Kadın Danışma Merkezleri ve Kadın Sığınma Evleri Açılsın projesini yakın zamanda tamamladınız. Salgın koşulları nedeniyle projede çeşitli değişiklikler yapmak zorunda kaldığınızı da biliyoruz. Projenin amacından ve bu değişiklikler sonrasında proje kapsamında gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

Projemizin amacı, belediyelerin yasal sorumluluğu olan kadın sığınma evleri ve kadın danışma merkezlerini açmaları, var olanlarını da işlevli hale getirmektir. Ulusal ve uluslararası yasa, sözleşme ve genelgeler belediyeleri kadın ve kız çocuklarını şiddetten korumak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamakla görevlendiriyor. Hazırladığımız ve yürüttüğümüz projenin amacı da bu görevi ve sorumluluğu belediyelere hatırlatarak, uygulamalarını sağlamak. Aynı zamanda, Mersin halkıyla ve özellikle kadınlarla bu bilgileri paylaşarak yasal haklarını talep etme konusunda cesaretlendirmeyi amaçladık. Öte yandan diğer ilgili sivil toplum kuruluşları (STK) ile işbirliği oluşturarak hem proje sırasında hem de sonrasında güçlü ve etkili bir baskı grubu oluşturmayı hedefledik.

Salgın nedeniyle faaliyetlerimizde bazı değişiklikler oldu. Örneğin bazı toplantıları ve çalıştayı çevrimiçi yapmak zorunda kaldık. Belediyelere yapılan ikişer ziyaret dışında temaslarımız çevrimiçi veya telefonla gerçekleşti. Çevrimiçi toplantılar ve çalıştay umduğumuzdan daha fazla ilgi ve katılımla gerçekleşti. Bu da motivasyonumuzun yükselmesini sağladı. Aynı zamanda bu dönemde, çevrimiçi iletişim becerimizin arttığını gözlemledik. İmza kampanyasına katılımı arttırmak için de alanlardaki fiili çalışmamıza çevrimiçi bir imza kampanyası ekledik. Projedeki amacımıza destek olacağını ve sürdürülebilirliğini sağlayacağını düşündüğümüz Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) İzleme Projesi’nin toplumsal cinsiyet eşitliği izleme eğitimlerine katıldık. Hazırlıkları devam eden, yerelde toplumsal cinsiyet eşitliği izleme platformunun çalışmalarında yer alarak, izleme planları oluşturma süreçlerine devam ediyoruz. 

Proje kapsamında STK’lar ve yerel yönetimlerle geliştirdiğiniz işbirliklerinden bahseder misiniz? Bu işbirliklerinin kadına yönelik şiddetin önlenmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması gibi mücadele alanlarında yapılan çalışmalara ne tür bir katkısı var?

Yerel yönetimler ile daha fazla iletişim ve işbirliği içerisine girdik. Şiddet mağduru kadınların ihtiyaçları ile ilgili belediyelerin ilgili birimleri ile doğrudan iletişim kurabiliyoruz. Bu dönemde Akdeniz Belediyesi Kadın Danışma Merkezi’ni açtı. Ayrıca sığınma evi açılması için de hazırlık çalışmaları devam ediyor. Mersin’de bizim de dahil olduğumuz bir kadın platformu var ve yıllardır oldukça başarılı ortak çalışmalar yürütüyoruz. Proje kapsamında biz özellikle toplumsal cinsiyet temelli çalışan ve yereli önceleyen STK’ları davet ederek bir toplantı düzenledik ve projemizi anlattık. Toplantı sırasında, proje kapsamındaki taleplerimize ve öne çıkması gerektiğini düşündüğümüz konulara karar verdik. Yaptığımız iki toplantı nerelerde ortak hareket edebileceğimizi gösterdi. İki LGBTIQ+ STK’nın da katılımı ile toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili yereldeki taleplerimizi genişlettik. Bu işbirlikleri ile özellikle LGBTIQ+ derneklerin kendilerini ifade edebilecekleri ve taleplerini dile getirebilecekleri bir alan açılmış oldu. Bu işbirlikleri taleplerimizi daha güçlü ifade etmemize ve savunuculuk çalışmalarının daha güçlü bir şekilde devam edebilmemize olanak sağlıyor. Proje döneminde edindiğimiz deneyimler ve yaptığımız araştırmaların sonuçlarını ilgili kurum ve STK’lar ile yaptığımız toplantı ve etkinliklerde paylaşarak bu alana dikkat çekiyoruz. Proje sonuç kitapçığımız Mersin’in mevcut durumu açısından bazı eğitim ve atölye çalışmalarında kaynak olarak gösteriliyor. Mersin’de kadına yönelik şiddet ile mücadele alanında çalışan STK’lar için bu kitapçık önemli bir kaynak oldu.

Proje kapsamında Mayıs ayında Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadelede Yerel Yönetimler çalıştayını düzenlediniz. Bu çalıştay sonucunda ne tür öneriler ortaya çıktı? Bu önerilerin hayata geçirilmesi için önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Bu çalıştayda iki önemli öneri ortaya çıktı. Bunlar Belediye ve STK’ların zaman zaman birlikte toplantılar gerçekleştirmesi ve belediyelerin kadınlar için sunacağı şiddet ile mücadele alanındaki hizmetlerinin STK’lar ile birlikte uzman eşliğinde konuşulması oldu. Aslında ikisi bir arada sürdürülebilir öneriler oldu. Öncelikle, Kadın Danışma Merkezleri ile ilgili bir toplantı düzenleme hazırlığı içerisindeyiz. Bu toplantının amacı, çalıştay sırasında da konuştuğumuz ve genel çerçevesini çizdiğimiz Kadın Danışma Merkezleri’nin çalışma alanları ile etkin faaliyet yürütebilmelerinin yol ve yöntemlerini tartışmak. Belirlenecek yöntemlerin amacı, bu alanda çalışan STK’lar ile yerel yönetimler arasındaki işbirliğinin sürdürülmesini sağlamak olacak.

Türkiye’de sığınma evleri ve kapasite yetersizliği ne yazık ki hala devam eden bir sorun. Yasalar Uygulansın Kadın Danışma Merkezleri ve Kadın Sığınma Evleri Açılsın Projesi sonucunda edindiğiniz deneyimlerle beraber düşündüğünüzde gelecek dönemde bu alan ile ilgili yapmayı planladığınız çalışmalar neler?

Kadın sığınma evlerin sayısal yetersizliği bir süre daha ne yazık ki devam edecek. Ancak bu konuda bazı yerel yönetimlerde hareketlenmeler olduğu da bir gerçek. Proje esnasında sığınma evlerinin sayısal kapasitenin yanında nitelikle ilgili kapasitenin de ne kadar önemli olduğu görüldü. Sığınma evlerinin sorumluluğu sadece kadınlara güvenli barınak sağlamak değil. Aynı zamanda, sığınma evlerinde kalan kadınların bu merkezlerden güçlenerek ayrılması ve şiddet döngüsünün kırılmasında çok önemli bir yere sahip. Bu güçlenme psikolojik, ekonomik olmasının yanı sıra kendisi ile ilgili kararları alabilme, yasal hak ve sorumluluklarından haberdar olma, şiddeti fark etme ve şiddetten korunma vb. gibi alanları da kapsıyor. Bu noktada merkezi ve yerel yönetimlerin kadını güçlendirme çalışmalarının yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gidermeye yönelik çalışmalarına dahız vermesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Mersin’de bu alanda yol alabileceğimizi düşünüyoruz. Proje sonrasında, bir belediyenin Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (Council of European Municipalities and Regions – CEMR) Sözleşmesini imzalaması, bir belediyenin Kadın Danışma Merkezi açması ve ayrıca, kadınlar ve çocuklar için sığınma evi yapma kararı alması, iki belediyenin eşitlik birimi kurma kararı alıp, çalışmalarına başlamış olması önemli gelişmeler. Günebakan Kadın Derneği olarak Mersin yerel izleme platformunda yer alarak savunuculuk çalışmalarımızı güçlendirmeyi, derneğimizde kadınlarla beraber toplumsal cinsiyet eşitliği atölyeleri düzenlemeyi ve kadınların taleplerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ayrıca çalıştaylar veya farklı nitelikte toplantılarla belediye ve STK’ların birlikte tartışacağı mecralar oluşturma gayretinde olacağız. Önümüzdeki dönem kadınları güçlendirmek için belediyelerin Kadın Danışma Merkezlerinin niteliği ile ilgili proje sürecinde gelişen bir toplantı düzenlemek için görüşmeler yapıyoruz.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2020 döneminde aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesaj var mı?

Proje sayesinde ilk kez oldukça bütünlüklü bir izleme ve raporlama çalışması yapmış olduk. Bu bizim için geliştirici oldu. Proje kitapçığında da görüleceği gibi Mersin’e ait belediyelerin var olan toplumsal cinsiyet çalışmalarına dair bir arşiv de oluşturduk. Bu arşiv, hem bizim için hem de alanda çalışan diğer STK’lar için belediyelerin bundan sonraki çalışmalarında ne gibi farklar ve değişimler yarattığını takip edebilmemiz için bir kaynak niteliği taşıyor.

Kitapçığımız, proje çalışmalarımızı, yöntemlerimizi açık bir şekilde yansıttığından benzeri çalışma yapmak isteyen iller için de yol gösterici olabilir. STK’lar ile gelişen işbirliğinin de Mersin’e güçlü yansımaları olacağını düşünüyoruz. Projenin gerçekleştiği zaman, raporda detaylı olarak bahsettiğimiz bir çok avantajı beraberinde getirdi. Örneğin şimdilerde CEİD İzleme Projesi ile yerel izleme platformu oluşturuldu.Aynı zamanda, yerel eşitlik eylem planı hazırlıyoruz. STK’ların yanı sıra bazı belediyeler de bu platformda yer alıyor. Projemiz sırasında kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında birçok kurumla bir araya gelmiş olmanın hali hazırda yürüttüğümüz çalışmaya kolaylaştırıcı etki sağladığını söyleyebiliriz. Aynı zamanda, projemizin bu alanda çalışan kurum temsilcilerinde farkındalık yarattığını gözlemliyoruz.

Proje süresince yaptığımız görüşmelerle birçok kurumla ilişkimiz tazelenirken yeni ilişkiler de geliştirdik. Bazı durumlarda çevrimiçi toplanmanın avantajları olduğunu keşfettik. Belediyelerle iletişimimiz sıklaştı. Proje süresince görünürlüğümüz arttığından derneğimize olan bağışlarda büyük oranda artış oldu. Bu durum kira gibi bizi çok zorlayan giderlerimiz için uzun soluklu rahatlama getirecek. Projenin belediyelerden ayni destekler istemek ve almak konusunda da olumlu bir yansıması oldu. Benzer şekilde, üyeler arası iletişim ve işbirliğinde de bir artış oldu. Daha önce çok aktif olmayan üyelerimizin proje faaliyetlerine katılımlarında bir artış yaşandı. 

Özellikle bağışçılarımıza iletmek istediğimiz mesaj şu olur: Bağışlarının, Günebakan Kadın Derneği’ne maddi yararının katlanarak gerçekleştiğini ayrıca proje içeriği ve anlamının etkisini de katlayarak arttırdığını söyleyebiliriz. Daha da önemlisi her bir üyemizin devam etme heyecanı ve geleceği değiştirebilme umudunu tazelediğini heyecanla belirtmek isteriz.

 

Katre Kadın Derneği ile Kadın ve Sağlık Hakkı Projesini Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Erzincan’da kurulan Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği (Katre Kadın Derneği), toplumsal cinsiyet eşitliği alanında kadınların, çocukların ve LGBTİ+’ların eşit bir yaşam sürdürmeleri amacıyla barınma, sağlık, hukuk, cinsel ve sosyal haklar gibi alanlarda çalışıyor. Aynı zamanda saha çalışmaları ile bilinçlendirme faaliyetleri yürüten dernek, şiddete maruz kalmış LGBTİ+’lara, kadınlara, çocuklara ve engelli kadınlara destek veriyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği sağladığımız Katre Kadın Derneği, bu hibeyle Kadın ve Sağlık Hakkı projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı konulardaki bilgi ve farkındalık düzeyini artırmak amacıyla Erzincan’ın belirli mahallerinde toplam 60 kadın ile 12 hafta süreyle devam edecek çevrimiçi ve yüz yüze atölyeler düzenlenecek. Dernek, proje sürecindeki deneyimlerini ilgili kurum ve kuruluşlar ile paylaşmak üzere bir rapor hazırlayacak.

Katre Kadın Derneği Kadın ve Sağlık Hakkı Proje Koordinatörü İlknur Akbaba ile yaptığımız röportajda Erzincan’da bir kadın derneği olarak deneyimlerini, yerel işbirliklerini ve proje kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk.

Katre Kadın Derneği vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Katre Kadın olarak Erzincan’da başta kadın platformu olarak çalışmaya, faaliyet yürütmeye başladık. Platform olarak varlığını sürdürdüğü zamanlarda fark ettik ki çalışmalarımızı daha geniş çaplı yürütebileceğimiz, hareket edebileceğimiz bir alana ihtiyacımız var. Bu nedenle de Katre Kadın Derneği’ni açmaya karar verdik ve Ocak 2019’da gerekli başvurularımızı yerine getirerek derneği kurduk. Kapasite güçlendirme, kira desteği vb. ihtiyaçlar için çeşitli fon kuruluşlarından da destek alarak bugüne kadar geldik. Çalışmalarımızdan söz etmek gerekirse platform halindeyken yaptığımız atölye, farkındalık çalışmalarına dernek olduktan sonra da devam ettik. Aynı zamanda daha profesyonel hareket edeceğimiz konularda eğitimler aldık. Bunun için de yine fon destekli projeler yazarak, başvuru alma ve psikolojik destek konularında dernek gönüllülerine yönelik bir çalışma yaptık. Erzincan’ın dezavantajlı mahallerinde ve köylerinde kadınlarla farkındalık ve bilinç yükseltme çalışmalarına devam ettik. Bu kapsamda pek çok kadın derneğe üye olmakla birlikte çalışmalarımıza da katıldı. Saha çalışmalarıyla kadınların yaşadıkları sorunlara, şiddeti tanımlama biçimlerine, ayrımcılığa, yaşadığı yerdeki baskıya karşı nasıl bir pratik geliştirdiklerine yönelik kendi hikayelerini anlatabilecekleri farkındalık çalışmaları yaptık. Erzincan’da pek çok konuda sokağa çıkabilen ve sesini duyurabilecek konuma gelen bir dernek haline geldik. Kısaca toparlamak gerekirse başta kadın, çocuk ve LGBTİ+ olmak üzere her konuda baskı, şiddet ve ayrımcılığa karşı geliştirdiğimiz yol ve yöntemlerle yerelde pek çok sendika, dernek, lokal vb. oluşumlara nazaran daima sesini çıkaran, şehrin nabzını tutabilen, toplumsal alanda sorumluluk alabilen bir dernek olarak çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz.

Dernek olarak kadınların, çocukların ve LGBTİ+’ların haklarını korumak ve bu alanda farkındalık artırmak amacıyla çalışmalar yapıyorsunuz. Erzincan’ın demografik ve sosyo-politik yapısını düşündüğünüzde bu grupların en sık karşılaştıkları sorunların neler olduğundan bahseder misiniz? Sizce, bu sorunların çözümü için ne tür önlemler alınması gerekiyor?

Öncelikle Erzincan gibi farklı etnik grupların keskin bir şekilde ayrıldığı bir şehirde hem kadın, hem çocuk hem de LGBTİ+’lara yönelik çalışma yapmak başlangıçta “Nasıl olacak?”, “Bu gruplara ulaşabilecek miyiz?”, “Ulaştıklarımızla doğru bağlantı kurabilecek miyiz?” gibi kaygılar yarattı. Fakat sahaya çıktıkça ve biz değil onlar bizi tanıdıkça aslında karşılıklı bir güven ortamı oluştu ve bu şekilde kendilerini ifade etmeye, açmaya başladılar. Bununla birlikte karşılıklı iletişime geçince aslında en büyük sorunun toplumsal yargıların dayatmış olduğu kapalı kalma, ses çıkarmama, susma ve önyargılarla baş edememe olduğunu gördük. Tabi bu biraz da psikolojik olarak toplumsal bir refleksle karşılaşmamak adına geliştirilen bir savunma mekanizması. Temelde en büyük sorun kadın, çocuk ve LGBTİ+’ların kendilerine yönelik şiddet, baskı vb. pek çok şeyle karşılaştıklarında kişiler, kurumlar ve toplum tarafından dışlanıp reddedilmeleri. Bu konuda çok fazla sıkıntı yaşayan LGBTİ+ olan gönüllülerimiz şehirde ev tutamamak, ev sahiplerinin psikolojik baskısı ya da boşanmış, boşanmakta olan kadınların kendilerine ait bir düzen kuramamaları, iş bulamamaları vb. pek çok şey sayılabilir. Bütün bu sorunlar kısaca bahsedebileceğimiz sorunlar fakat asla küçük değiller. Bütün bu sorunlara karşı öncelikli olarak alınması gereken önlem can güvenliği, kadınlar için, çocuklar için ve LGBTİ+’lar için çünkü can güvenliği sağlanmadığı için bu sorunların büyüyerek insanı nasıl yok ettiğine her gün şahit oluyoruz.  Bunu önlemek için daha güvenli sığınaklar oluşturulması ya da adres, kimlik vb. özel bilgilerin titizlikle saklanması gerekiyor. Aynı zamanda, başta resmi kurumlar olmak üzere bütün kurumların sosyal hizmet alanındaki çalışmalarının daha iyi ve etkin şekilde yürütülmesi gerek. Devlet politikalarının nefret söylemi ve şiddet içeren tutumlarının bütün bir toplumun algısını nasıl değiştirdiğinin farkında olunması ve belki en başta bunun için de bir önlem alınması lazım.

COVID-19 salgını sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde çeşitli değişikliklere neden oldu. Katre Kadın Derneği olarak bu süreçte çalışma alanınızda yaşanan değişiklikler oldu mu? Bu süreçte çalışmalarınıza devam etmek için kullandığımız yöntemlerden bahseder misiniz?

Elbette herkes gibi bizim çalışmalarımız da bu süreçte değişikliğe uğradı. Başta yüz yüze yaptığımız toplantıları artık çevrimiçi olarak yapmaya başladık. Saha çalışmalarımızı yapamadık fakat yine çevrimiçi araçlar üzerinden bu süreçte nasıl hareket ederiz, çalışmalara nasıl devam ederiz gibi önemli konularda iletişimi koparmamaya gayret ettik. Eğitimlerimizin çoğunu da çevrimiçi olarak tamamladık. Toplanma, gösteri, eylem yasaklarına rağmen basın açıklamalarında fiziksel mesafeye dikkat ederek daima sokakta olmaya devam ettik. Hatta bütün yasaklara rağmen her gün onlarca kadın öldürülürken bizi evlerimizde kalmaya ikna edenlere karşı sokakta sözümüzü söylemeye, ses çıkartmaya devam ettik. Bu süreçte dernek binası kapalı olduğundan ofisimizin telefonunu kendi telefonlarımıza yönlendirerek başvurulara cevap vermeye her zamankinden daha çok başvuru almaya ve destek olmaya devam ettik.

Yerelde çalışmalarınızı hayata geçirirken kamu kurumları, yerel yöntemler ve sivil toplum kuruluşlarıyla ne tür işbirlikleri geliştiriyorsunuz? Bu işbirliklerinin çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oluyor?

Sosyal hizmet başvurularını yapan kadınlar için sürecin daha hızlı olması noktasında valilik ve belediye ile daima temas halinde olmaya çalışıyoruz. Çünkü bu süreçte acil ihtiyacı olan ve korunması gereken kadınların ve çocukların ihtiyaçları için yetkili birinin süreci hızlandırması gerekebiliyor. Adli yardım, avukat, psikolog gibi desteğe ihtiyaç duyulan durumlarda gönüllü avukatlarımız konu ile ilgilenip barodan avukat talebini ve bilgisini bizlere ulaştırdıklarında, bizler de rahatlıkla yardımcı olabiliyoruz. Erzincan Barosu, valilik, sosyal hizmetler vb. pek çok kamu kurumları tarafından tanındığımız için bu konulardaki çalışmalarımızdan haberdar ettiğimizde sürecin takipçisi olduğumuzu da bildikleri için iletişimi rahatlıkla sağlayabiliyoruz. Tabii aksi olan durumlar da var. Her zaman kapıların sonuna kadar açılmadığı ve bizleri bildikleri için uzun süre randevu vermeyen, eylem gibi faaliyetlerimize yasak uygulanan durumlar da var.

Sivil toplum kuruluşu olarak yerelde aktif olan pek fazla kurum bulunmuyor. Yereldeki kuruluşlara çalışmalarımızdan bahsedip destek olabilecekleri noktalarda gerekli çağrılarımızı daima yapıyoruz.

Bunların çalışmalarımıza en büyük katkısı yerelde söz hakkımızın olması ve kadınların bizlere gelirken bir şekilde bizi bir yerlerden duymalarına, ya da duyanların bize yönlendirmesi noktasında büyük kolaylık sağlıyor. Kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin sivil toplumun varlığını hissettiği bir noktada da daha fazla kaygı duymasına ve işlerini yaparken bazı noktalarda hassas olmaları da bizim için önemli bir kazanım oluyor.

Hibe desteğimizle Kadın ve Sağlık Hakkı projesini hayata geçireceksiniz. Bu proje fikri nasıl ortaya çıktı? Proje kapsamında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Yaptığımız saha çalışmalarında, aldığımız başvurularda, atölye çalışmalarında, farkındalık gruplarında her birimizin konuşmaktan çekindiği, dillendirmekten geri durduğu konular üzerine ne yapılabilir diye düşündük. Çoğunlukla aldığımız başvuruların yaş ortalaması ve çocuk sahibi olmalarına baktığımızda aslında ne kadar acı bir tablo ile karşı karşıya olduğumuzu ve deyim yerindeyse daha kendisi çocuk olan birinin çocuk sahibi olmasının arkasındaki o ciddi boşluğu irdelemeye başladık. Sonrasında bu konularda kadınların farkındalığının artırılması gerektiğini fark ederek böyle bir proje yazmaya karar verdik. Proje kapsamında başta kadın sağlığı olmak üzere üreme ve cinsellik konusunda neyi ne kadar bilip bilmediğimizin ya da çalışma yapacağımız kitlenin doğru bildiklerinin ve yanlış bildiklerinin ne ile sonuçlandığına yöneldik. Bu alanlar başta olmak üzere proje kapsamında cinsel yolla bulaşabilecek hastalıklar, çocuk yaşta evlilikler, evlilikte cinsel şiddet, taciz, tecavüz, doğru bildiğimiz yanlışlar ya da yanlış diye konuşmadığımız doğrular hakkında da çalışmalar yapacağız.. Erzincan’da yaşayan kadınların sağlık sorunları, kaç kadının sağlık, kürtaj vb. gibi hizmetlerden faydalanabildiği ya da bu hizmetlerden ne kadar haberdar olduğu, kendi bedenimizi tanımakta güçlük çektiğimiz ve dayatılan yargılar başlıklarında başta kendimiz eğitim alarak sahaya çıkıp belirlediğimiz mahallelerde kadınlara ulaşıp çalışma yapmaya karar verdik.

 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2021 Dönemi Başlangıç Raporu Yayınladı

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) yenilikçi projelerini, kurumsal gelişimlerini, kampanya ve savunuculuk çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonunun 2021 döneminde desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuz yayınlandı. Fon kapsamında Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği (Katre Kadın Derneği), Ravandalı Kadınlar Derneği, Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), Yüksekova Kadınları Destekleme ve Kültür Derneği (YUKADER)‘e 331.640 TL hibe desteği sağlıyoruz. 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2021 döneminin yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

SPoD ile Kurumsal Hibe Desteğimizle Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği(SPOD), toplumun her alanında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli şiddet, dışlanma ve ayrımcılık durumları ile ilgili veri oluşturmayı ve bütün ayrımcılık biçimlerinin kalkmasını amaçlayarak LGBTİ+’ların yaşadığı sorunlara kalıcı ve kapsamlı çözümler üretmek amacıyla çalışıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonunun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız SPoD, bu desteği insan kaynağı, ofis kirası ve idari giderlerini karşılamak için kullanacak. Hibe kapsamında bir Mali ve İdari İşler Sorumlusu istihdam eden SPoD, bu sayede mali ve idari faaliyetlerinin koordinasyonunu sağlayacak.

SPoD ekibinden Avukat Hatice Demir ve Sosyal Hizmet Uzmanı Yunus Kara ile yaptığımız röportajda COVID-19’un dernek çalışmalarına etkilerini, hazırladıkları 2021-2023 Strateji Belgesini, Pandemi Sürecinde LGBTİ+’ların Sosyal Hizmetlere Erişimi raporunun öne çıkan bulgularını ve çözüm önerilerini konuştuk.

COVID-19 salgını ve bu kapsamda alınan önlemlerin sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını oldukça etkilediğini biliyoruz. Salgının çalışma alanınız, birlikte çalıştığınız hedef kitle ve kuruluşunuza etkilerinden bahseder misiniz?

Bu süreci ikiye ayırmak istiyoruz. Öncelikle salgın herkesi olduğu gibi bizi de evlere kapattı.Bu sebepten derneğin tüm çalışmalarını, faaliyetlerini ve hizmetlerini çevrimiçi platformlara taşımak durumunda kaldık. Danışmanlıklar dahil her hizmetimizi yine çevrimiçi platformlar üzerinden sürdürdük. Biz, çoğu faaliyetini gönüllülerle birlikte gerçekleştiren bir dernek olduğumuzdan, gönüllülerimizin fiziksel ve ruhsal iyilik halleri de bu süreçte en büyük gündemlerimizden biri oldu. Bir kısım gönüllümüz aile evlerine dönmek zorunda kaldığından, ailelerine açık olmamaları sebebiyle çalışmalarına devam edemedi. Fakat dayanışmamız sayesinde birbirimizin yerini hızla doldurarak faaliyetlerimizi ve hizmetlerimizi aksama olmaksızın sürdürdük. Bunun yanında salgının psikolojik etkilerini de oldukça fazla hissettik . Salgın süresince LGBTİ+’ların hedef gösterilmesi ve sosyal medya başta olmak üzere her yerde artan nefret söylemleri ve cezasızlık politikası, bir de evlere kapanmış ve birbirimizi sadece çevrimiçi olarak görebilmemiz epey can sıkıcıydı. Bu zamanları da özbakım toplantıları ve süpervizyonlarla ve yine gönüllü toplantıları düzenleyip biribirimizi daha çok duyarak atlattık.

Kuruluşunuzun önümüzdeki dönemdeki temel yönelimlerini ve öncelikli çalışma alanlarını belirlemek amacıyla 2021-2023 Strateji Belgesi’ni hazırladınız. Öncelikle böyle bir strateji oluşturma fikri nasıl ortaya çıktı? Bu dönem için belirlediğiniz önceliklerden bahseder misiniz?

Strateji belgemizde de özetlediğimiz üzere, Türkiye’de LGBTİ+ hareketin ve genel olarak sivil alanın sürekli daraltılmaya çalışılması ve mücadelenin sürekli yükselmesi sebebiyle, kendimize temel hatları belirli bir plan çıkarma motivasyonuyla Strateji Belgesi’ni oluşturduk. Daha önceki senelerde de benzer çalışmalar yapmıştık zaten… Gelecek iki seneye dönük belgemizi oluştururken de gerek dernek içinde gerekse paydaşlarımız ve üyelerimizle anketler ve toplantılar vasıtasıyla değerlendirmelerimizi yaptık. Bu belge bize sürekli değişen politik iklimde savrulmamamızı, sınırlarımızı ve imkanlarımızı unutmamamızı hatırlatsın istiyoruz.

Bu iki yıla dönük olarak 4 temel hedef belirledik:

  1. Stratejik Hedef: Toplumun Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği ile İlgili Doğru Bilgiye Erişmesini Sağlamak
  2. Stratejik Hedef: Devletin LGBTİ+’ların İnsan Haklarını Tanıma ve Koruma Görevini Yerine Getirmesini Sağlamak
  3. Stratejik Hedef: LGBTİ+ Toplumunun Dayanışma Kültürü ve Ortak Mücadelesini Güçlendirmek
  4. Stratejik Hedef: Kurumsal Yapıyı ve Dernek İçi Yönetişimi Güçlendirmek

Bu hedefleri çeşitli alt hedeflerle de somutlaştırdık. Faaliyetlerimiz ve çalışmalarımızı bu hedefleri gerçekleştirmeye yönelik olarak yapılandırıyoruz.

Eylül 2020’de LGBTİ+’ların sosyal hizmetlere ihtiyaç duyma ve farklı kurum ve kuruluşlar tarafından sağlanan sosyal hizmetlere erişebilme deneyimlerini ortaya koyan Pandemi Sürecinde LGBTİ+’ların Sosyal Hizmetlere Erişimi başlıklı bir rapor yayınladınız. Raporun öne çıkan bulgularından ve sunduğunuz çözüm önerilerinden bahseder misiniz?

Araştırmaya dâhil edilen LGBTİ+’ların büyük bir çoğunluğu; pandemi sürecinde sosyal yardım, barınma hizmeti, psiko-sosyal destek ile ilgili bir bilgilerinin olmadığını, bahsi geçen hizmetlere erişimde cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz bırakılabileceklerini düşündüklerini belirtmişlerdir. LGBTİ+’ların büyük bir çoğunluğu; kamu kurum ve kuruluşlarının olumsuz tutum ve davranışlarının olabileceğini düşünüyor ve yine ilgili kurumlarda gizliliğin sağlanması noktasında endişeli olduklarını aktarıyorlar. Araştırmaya dâhil edilen ve şiddete maruz bırakıldığını belirtip herhangi bir kamu kurum ve kuruluşuna başvuruda bulun(a)mayan LGBTİ+’lar, tehdit edildiklerini, korktuklarını, tekrar şiddete maruz bırakılabileceklerini, cezasızlığın hakim olduğunu, kamu kurum ve kuruluşlarının kendilerine yönelik nefret söylemi ürettiğini, bahsi geçen destek mekanizmalarına erişim noktasında cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalabileceklerini, ilgili kurum ya da kuruluşların olumsuz tutum ve davranışlarının olabileceğini belirtiyorlar. Ayrıca katılımcılar tarafından, bu kurum ve kuruluşlarda özellikle transfobinin yaygın olduğu, şiddete dair delillerin gizlendiği, şiddete maruz bırakılan kişilerin yanlış ve/veya eksik bilgilendirildiği ve bu kişilere inanılmadığı aktarıldı. Bunun yanı sıra, eve zorunlu bir dönüşü gerektirebilen salgın süreci, LGBTİ+’ların aile yanında bile kendilerini güvende hissetmediklerini gösteriyor.

Araştırmaya dâhil edilen LGBTİ+’ların büyük bir çoğunluğu; pandemi ile ilgili yürütülen süreçlere, vatandaşların ve sivil toplum örgütlerinin dâhil edilmediğini ve katılımcı yöntemler izlenmediğini, pandemi sürecinde dezavantajlı gruplara yönelik (kadınlar, çocuklar, engelliler, yaşlılar, LGBTİ+’lar, HIV ile yaşayan bireyler, mülteciler) koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınmadığını, kurum ve kuruluşların LGBTİ+ kapsayıcı hizmetler sunmadığını, pandemi süreci ile ilgili olarak LGBTİ+’ların, özel ihtiyaçlarına ilişkin, broşürler, videolar, yayınlar vb. aracılığıyla bilgilendirilmediklerini, LGBTİ+’ların özel ihtiyaçlarına yönelik çalışmaların kurum ve kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmediğini, hizmetler ve sosyal yardımlar ile ilgili herhangi bir sorunla (yanıt alınamaması, ayrımcılık yaşanması vb.) karşılaşıldığında başvurulabilecek yerler olmadığını düşünüyor.

LGBTİ+’lara yönelik barınma, sosyal yardım, psiko-sosyal destek ve şiddet sonrası destek mekanizmalarına erişim gibi konularda acil eylem planı yapılması gerekiyor. Destek talebinde bulunan LGBTİ+’ların salgın nedeniyle ortaya çıkan özel ihtiyaçlarının tespiti ve karşılanması için mekanizmaların oluşturulması ve gereken bütçe ve kaynakların ayrılması gerekiyor. Politika ve hizmet sunumunda, LGBTİ+’ların farklılaşan ihtiyaçlarının (engel durumu, mültecilik veyagöçmenlik durumu, HIV’le yaşam vb.) göz önünde bulundurulması gerekiyor. Kamu kurumları bünyesinde, toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları geliştiren birim ve komisyonlar kurulmalı, pandemi sürecinde ve sonrasında LGBTİ+ kapsayıcı politikaların geliştirilmesi için ivedikle çalışmaya başlanmalı. Kamu ve yerel yönetim kurumlarında hizmet sağlayıcı konumundaki kişilerin, hak temelli ve kapsayıcı hizmet sunumuyla ilgili kapasiteleri güçlendirilmeli. Bu konuda LGBTİ+ sivil toplum örgütlerinden eğitim ve süpervizyon desteği alınmalı. Kamu spotları aracılığıyla LGBTİ+ hakları konusunda bilgilendirmeler yapılmalı. Salgın sürecinden sert şekilde etkilenen kırılgan grupların, ihtiyaç ve taleplerinin karşılanmasına yönelik kamu – sivil toplum işbirliği geliştirilmeli. Sürece LGBTİ+ sivil toplum örgütleri de doğrudan dâhil edilmeli, alan deneyimlerinden gelen öneriler kabul edilmeli. Sosyal hizmet(ler) sağlayan kurum ya da kuruluşların, özellikle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın LGBTİ+’lara yönelik hizmetleri, uygulamaları ve politikaları ana hizmet modeli olarak sunması gerekiyor. Belediyeler bünyesinde LGBTİ+’lara doğrudan destek veren birimlerin oluşturulması ve bu birimlerin aktif bir biçimde çalışmasının sağlanması gerekli. Günlük işlerde çalışan ve salgında işini kaybeden LGBTİ+’lar, kamu ve yerel yönetim kurumları tarafından yürütülecek istihdam çalışmalarına dâhil edilmeli, çalışma olanaklarına eşit erişimleri sağlanmalı. LGBTİ+’ların belediyelere kendilerini güvende hissederek başvuru yapabileceğine dair iletişim kampanyaları oluşturulmalı. Belediye personeline yönelik ayrımcılık, toplumsal cinsiyet eşitliği ve LGBTİ+ hakları konularında eğitimler düzenlenmeli. LGBTİ+ sivil toplum kuruluşları ile diyalog içinde olunmalı, sürece özgü sorun, ihtiyaç ve taleplerin belirlenmesi ve hak temelli çözümlerin hayata geçirilmesi için sivil toplum ile ortaklıklar geliştirilmeli. Salgın sürecinde LGBTİ+’lara yönelik insan hakları ihlalleri karşısında toplum önünde sağlam bir duruş sergilenmeli, hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için eşitlikçi ve insan haklarından yana bir pozisyon alınmalı. Salgın sürecindeki ve sonrasındaki tüm sosyal hizmet uygulamaları ve müdahaleleri katılımcı ve şeffaf yöntemlerle belirlenmeli ve sürdürülmeli.

Şiddete maruz bırakılan LGBTİ+’lar için COVID-19 önlemlerine uygun, güvenli ve erişilebilir geçici barınma imkânları sağlanmalı. LGBTİ+’ların barınma hizmeti kapsamında sığınma evlerine kabul edilmesi ya da LGBTİ+’lar özelinde sığınma evlerinin kurulması sağlanmalı. Sosyal Hizmet Merkezleri ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla çevrimiçi psikolojik, sosyal ve hukuki destek verilerek sosyal yardımların artırılması, LGBTİ+’lara yönelik kriz masalarının oluşturulması gerekli. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’nın sosyal yardım başvurularını değerlendirirken LGBTİ+’ların salgın sürecinde kaynaklara erişimlerinin ciddi anlamda kısıtlandığı göz önünde bulundurması gerekiyor. İşini kaybeden ya da ücretsiz izne çıkarılan LGBTİ+’lara kısa vadede maddi destekler sağlanmalı, orta ve uzun vadede kayıtlı ve güvenceli alanlarda istihdama katılımlarına yönelik programlar geliştirilmeli. Ücretsiz izne ayrılmak zorunda kalan LGBTİ+’ların (halen sigortalı olmasına rağmen ücret almayan) sosyal yardım başvurularında sigortasız olma şartının aranmaması gerekli. LGBTİ+’ların sosyal yardımlara erişimleri önünde engel oluşturan uygulamaları tespit etmeye ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya yönelik programlar geliştirilmeli. Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim odaklı veri toplama sistemi oluşturulmalı, kamuoyuna yönelik her türlü ihtiyaç ve beklenti tespiti anketlerine LGBTİ+’larla ilgili göstergeler dâhil edilmeli. LGBTİ+’ların sorun, ihtiyaç ve taleplerinin görünür kılınması sağlanmalı. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği çerçevesinde genişletilmesi, kapsayıcı hizmet modellerinin geliştirilmesi gerekli.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından LGBTİ+’ların doğrudan başvurabilecekleri bir danışma hattı faaliyete geçirilmeli, LGBTİ+’lara yönelik kamu kurum ve kuruluşları tarafından psikososyal ve hukuki destek sağlanmalı. Alo 183 Sosyal Destek Hattı’nın cinsiyet kimliği, cinsel yönelim ve cinsel sağlık (cinsel yolla aktarılan enfeksiyonlar, HIV ve AIDS) gibi konularda daha etkin çalışabilmesi sağlanmalı. Sosyal Hizmet Merkezleri ve Sağlıklı Yaşam Merkezleri aracılığıyla, LGBTİ+’lara yönelik çevrimiçi psikolojik, sosyal ve hukuki destek verilmeli. Kişilerin HIV danışmanlığı alabilmeleri, hızlı tanı ve tedavi imkânlarına erişmelerine yönelik Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ortaklığında yürütülen Gönüllü Test ve Danışmanlık Merkezleri yerel yönetimlerce faaliyete geçirilmeli. HIV, kriz durumlarında yok sayılacak, göz ardı edilecek bir mesele değildir. Mevcut ve yeni açılacak Gönüllü Test ve Danışmanlık Merkezleri’nin, bu gibi kriz durumlarında nasıl işlevsel olarak kullanılacağına dair bir kriz planı oluşturulmalı. LGBTİ+’lara yönelik psikolojik ve psikiyatrik destek mekanizmalarının özellikle devlet kuruluşları tarafından ücretsiz şekilde sağlanması gerekiyor. Ruh sağlığı uzmanlarının, LGBTİ+’ların yaşadıkları sorunların çözülmesi yönünde etkili danışmanlık yapması ve destek grupları oluşturması, LGBTİ+’larla ilgili politikaları etkileme ve değiştirme yönünde savunuculuk yapmaları gerek.

Şiddete maruz bırakılan LGBTİ+’lar için LGBTİ+ sığınakları hayata geçirilmeli. Bu konuda yapılması gereken yasal düzenlemeler için acilen çalışmalara başlanmalı. Şiddete maruz bırakılan LGBTİ+’ların kolayca ulaşabileceği, il ve ilçe düzeylerinde hizmet veren, acil şiddet hattı ve/veya çevrimiçi sistemler kurulmalı. Şiddet sonrası destek mekanizmalarının, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında aktif bir şekilde çalışmalarının sağlanması gerekiyor. Ulusal ve uluslararası hukuki düzenlemelerin (İstanbul Sözleşmesi, CEDAW, 6284 sayılı Kanun) eksiksiz bir biçimde yerine getirilmesi sağlanmalı.

SPoD olarak LGBTİ+’ların karşılaştıkları hak ihlallerini belgelemek ve bu ihmaller ile mücadelelerini desteklemek amacıyla psikososyal ve hukuki destekler sağlıyorsunuz. Bu alanlarda karşılaştığınız taleplerden ve gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Derneğin Psikososyal Destek Alanındaki çalışmalarını 4 farklı ekip yürütüyor. Bu ekipler:

Sosyal Hizmet Birimi: SPoD, bireylerin, ailelerin, grupların ve toplumun uyumlu bir şekilde yaşayabilmesi için ilişkilerdeki sorunları çözmeye, onları güçlendirmeye ve özgürleştirmeye katkı sağlama misyonuyla çalışan sosyal hizmet mesleğinin ve dolayısıyla sosyal hizmet uzmanlarının öneminin farkındadır. Bu amaçla SPoD, 2018 yılının Ekim ayında dernek bünyesinde Sosyal Hizmet Birimi’nin kuruluşuna öncülük ederek, üniversitelerde sosyal hizmet alanında eğitim veren bölümlerle yakın ilişki kuruyor, eğitim çalışmaları, seminerler ve yayınlar ile alandaki sosyal hizmet uzmanlarını destekliyor. Sosyal Hizmet Birimi, LGBTİ+’ların var olan psiko-sosyal iyilik hallerinin güçlendirilmesi için barınma, sosyal yardım, şiddet sonrası destek mekanizmalarına erişim ve iş başvuru süreçleri gibi konularda destek ve danışmanlık hizmeti veriyor .

Sosyal Hizmet Birimi, sosyal hizmet mesleğinin öneminin farkında olarak, her yıl, LGBTİ+ alanına dair sosyal hizmet uzmanlarının bilgi, beceri ve değer kazanımlarına katkı sağlanmasının hedeflendiği eğitimler düzenliyor. Bu eğitimlerde, “LGBTİ+ Temel Kavramlar, Sıkça Sorulan Sorular, Mitler ve Gerçekler”, “Cinsiyet Uyum Süreci”, “Açılma Süreçleri”, “Cinsel Sağlık (CYAE-HIV-AIDS)”, “LGBTİ+ Alanında Sosyal Hizmet Uzmanlarının Danışman Olarak Görevi”, “Vaka Analizleri” gibi başlıklar, ilgili alanlarda çalışan sosyal hizmet uzmanları ve aktivistler tarafından anlatılıyor.

Sosyal Hizmet Birimi, SPoD’un sosyal hizmet alanında yaptığı çalışmaları genişletmek adına, LGBTİ+ müracaatçılarla ve dolasıyla vakalarla çalışmış ve hali hazırda çalışmaya devam eden sosyal hizmet uzmanları için Sosyal Hizmet Uzmanları Ağ Haritası’nı oluşturdu. Bu ağ haritası, Sosyal Hizmet Birimi ve SPoD LGBTİ+ Danışma Hattı’na gelen danışmanlıkları yerel kurum, kuruluş ve örgütlenmelere yönlendirme yapma amacı taşıyor. Ağ haritasına katılabilmek için Sosyal Hizmet Birimi tarafından sosyal hizmet uzmanlarına yönelik düzenlenen eğitimlere katılım gösterilmesi gerekiyor.

Psikolojik Destek Birimi: SPoD Psikolojik Destek Birimi’nden danışmanlık almak için başvuruda bulunan kişiler, başvuruları değerlendirildikten sonra cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli başvuruların ele alınması üzerine düzenlenen çalıştaya katılan ve bu alanda çalışan 33 psikolog ve bir psikiyatriste yönlendirilir. Süpervizyon desteği ve akran süpervizyonuyla çalışmalarını sürdüren uzmanlar, salgın sürecinde de yönlendirme almaya ve çalışmalarına devam ettiler. Psikolog Ağı ile yürütülen psikolojik destek temelli çalışmalar, salgın süreciyle birlikte çevrimiçi platformda bireysel psikolojik destek ve psikiyatri yönlendirmeleriyle sürdürüldü.

Pazar Sohbetleri: 3 Temmuz 2016 tarihinden beri her pazar SPoD ofisinde, 14.30 ve 16.30 saatleri arasında gerçekleşen Pazar Sohbetleri, LGBTİ+ konularında SPoD Psikososyal Destek Alanı aracılığıyla eğitim almış akran moderatörleri ile birlikte gerçekleştiriliyor. Akran moderatörleri aynı zamanda ilgili alandan düzenli aralıklarla süpervizyon da alıyor. Güvenli alanların oluşturulmasının esas olduğu bu toplantılarda bir tema belirlenir ve katılımcılar tarafından temanın çevresinde deneyim, duygu ve düşünce aktarımı yapılır. Açılma, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim, aile ile ilişkiler, romantik ilişkilerde yaşanılan zorluklar dahil LGBTİ+ camiasını etkileyen ve insana dair her konu bu grup oturumlarında konuşuluyor. Pazar Sohbetleri ekibinde güncel olarak bir birim sorumlusu ve 17 moderatör bulunuyor. Pandemi sürecinin başlamasıyla birlikte Pazar Sohbetleri, artık ofiste bir araya gelmek mümkün olmayacağı için faaliyetini 12 Mart 2020 tarihinde durdurarak yeni bir format geliştirmenin peşine düştü ve Pazar Sohbetleri moderatörlerinin kolaylaştırıcılığında, Mesafesiz Sohbetler adında çevrimiçi deneyim paylaşımı toplantılarını faaliyete geçirdi. Salgın sürecinde bu toplantılarda evde kalma ve bu sürecin getirdiği temaların yanı sıra müzik, filmler, işkoliklik ve eğlence gibi çeşitli temalarda da sohbetler gerçekleşti.

Danışma Hattı: SPoD’un Psikososyal Destek Alanı’ndaki çalışmalarından biri olan LGBTİ+ Danışma Hattı, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim odaklı soru ve sorunlar için güncel, doğru ve güvenilir bilgiyi aktarmak amacıyla 24 Nisan 2017 tarihinde kurulmuştur. Kapsamlı bir eğitim alan bir gönüllü ekibi ve bir ekip sorumlusu tarafından yürütülen Danışma Hattı, LGBTİ+ danışanlara cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli ayrımcılık ve şiddet, cinsel sağlık ve cinsel yolla aktarılan enfeksiyonlar, cinsiyet uyum süreci, askerliğe elverişli değildir raporu alma süreci ve sosyal hizmet kurumları gibi konularda danışmanlık vermekte; açılma süreci, akran zorbalığı ve ilişki zorlukları gibi konularda duygusal destek sağlar. Danışanlar talepleri doğrultusunda hukuki danışmanlık, psikolojik destek ve sosyal hizmet konularında SPoD’un ilgili çalışma alanlarındaki çalışan ve uzmanlara yönlendirir. Standart sabit hat ücretlendirmesi uygulanan ve Türkçe dilinde anonim hizmet veren Danışma Hattı, resmi tatiller hariç hafta içi her gün 12.00–18.00 saatleri arasında 0850 888 54 28 numaralı telefon üzerinden sözlü, danisma@spod.org.tr e-posta adresi üzerinden yazılı olarak hizmet sunuyor.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2021 döneminde vakfımızdan aldığınız sağladığı kurumsal hibe desteğini hangi kapasite gelişim alanında kullanacaksınız? Bu desteğin derneğinize nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz?

Bu desteğin, derneğimizin finansal yönetimi konusunda yaptığımız ve yapacağımız planlamaları hayata geçirmek ve eş zamanlı olarak kaynak geliştirme konusunda kapasitemizi artırmak noktasında katkı sunacağını öngörüyoruz.

 

Ravandalı Kadınlar Derneği ile Kurumsal Hibe Desteğimizle Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Kilis’de faaliyet gösteren Ravandalı Kadınlar Derneği, kadın emeğinin değerlendirilmesi ve kadınların sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor; ekonomik ve sosyal faaliyetlerini yürütürken sürdürülebilirlik anlayışı ile hareket ediyor. Ravandalı kadınların ürettikleri ürünler derneğin internet sitesindeki çevrimiçi satış portalı ve farklı platformlar üzerinden satışa sunuluyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonunun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız Ravandalı Kadınlar Derneği, insan kaynağı ve ofis giderlerini karşılayarak kaynak geliştirme kapasitesini ve kurumsal yapısını güçlendirmek için çalışmalar yapacak.

Ravandalı Kadınlar Derneği Başkanı Emel Yılmaz ile yaptığımız röportajda derneğin faaliyetlerini, salgının üretim ve satış süreçlerine etkilerini ve hibe desteğimiz ile yapacakları çalışmaları konuştuk.

Ravandalı Kadınlar Derneği, vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kırsal alanda yaşayan kadınlar olarak, kendimiz, çocuklarımız ve ailelerimiz için daha iyi bir hayat kurma fikri ile yola çıktık. Kendimizi geliştirmek, refahımızı artırmak, çocuklarımıza daha güzel bir ortam yaratmak hepimizin ortak arzusuydu. Zor kırsal koşullar altında el ele vererek Ravandalı Kadınlar Derneği, 2 yıllık örgütlenme çalışmalarının ürünü olarak Aralık 2014’te kurduk. Kuruluş aşamasında Hüsnü M. Özyeğin Vakfı’nın desteğini aldık.

Tek başına üstesinden gelemeyeceğimiz zorlukları birlik olarak aşmaya çalıştık. Kilis’in kırsal alanda aktif tek kadın derneği olan derneğimiz, aynı zamanda GAP illerinin kırsal bölgelerinde kadınların kurduğu ender örgütlerden biri olma özelliği taşıyor.

Dernek olarak, kırsal alanda yaşayan biz kadınların emeklerinin değerlendirilmesi, sosyal yönden güçlenmesi amacıyla ve ekoloji alanlarında çalışmalar yürütüyoruz. Zeytinyağı sabunundan nar ekşisine, el işi ürünlerden pekmeze kadar pek çok ürünü geliri doğrudan üyelerimize kalacak biçimde üretiyor ve pazarlıyoruz.

Ayrıca hem kendimiz hem de çocuklarımız için eğitim ve sosyal faaliyetler düzenliyoruz. Anne Çoçuk Eğitim Vakfı desteği ile çocuklarımız için yaz anaokulları açtık. Kadınlar için okuma grupları düzenledik. Ayrıca 2015 yılından beri bölgede bir ilk olan Ravanda Şenlikleri’ni düzenliyoruz. Köylerimizi güzelleştirmek ve kendimizi geliştirmek amacıyla, doğal tarım yöntemlerini kullanarak ekolojik eğitimler ve etkinlikler de organize ediyoruz.

Kilis’e ait yerel ürünleri internet siteniz üzerinden satışa sunuyorsunuz. Bu ürünlerin üretim ve operasyon süreçlerinden bahsedebilir misiniz? Bu süreçlerde karşılaştığınız zorluklar varsa anlatabilir misiniz?

İlk yıllarda kadınların bir araya gelmesi ve üretim sürecimize dâhil olmaları çok zor oluyordu. Farklı köylerde yaşayan kadınlar, eşlerinden izin almakta ve dernek faaliyetlerine katılmakta çok büyük zorluklar yaşadılar. Ancak zamanla dernek çalışmaları yaygınlaştıkça, köylerdeki kadınların ve eşlerinin bakış açıları değişti. Dernek kadınların ürettikleri ürünleri alarak onları teşvik etti ve katılım oranı da oldukça arttı. Gerek üretim gerek operasyon süreçlerinde her köyden ve her yaş grubundan kadınlar dernek çalışmalarına dâhil oldular. Üç köyde derneğe ait binalarımız mevcut. Bu binalardan paketleme ve üretim için kullanılan iki tanesi, eski ve kullanılmayan okul binaları. Kilis İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Polateli ve Musabeyli İlçe Kaymakamlığı onayıyla, dernek bu binaları yeniledi ve kullanıma açtı. Aşağıkalecik Köyü’ndeki dernek binasında eğitimler, toplantılar ve paketleme süreçlerini organize ediyoruz. Özyeğin Vakfı’nın 2019 yılında bize devrettiği araç ile farklı köylerde yaşayan kadınları da çalışmalarımız için buraya getiriyoruz. Gökmusa Köyü’nde yer alan sabun atölyesinde ise üç üretici kadın 2015 yılında beri sabun üretimlerine devam ediyorlar. Bektaşoğlu Köyü’ndeki binamızı ise merkeze yakınlığı nedeniyle yılbaşı paketi gibi büyük organizasyonlarda kullanıyoruz. Köyler arası mesafe bizim en büyük sorunumuz. Aracımız operasyon süreçlerimizi kolaylaştırsa da, eşler zaman zaman sorun çıkarabiliyorlar. Özellikle genç kızların faaliyetlere erişimlerinde sıkıntılar yaşanabiliyor. Diğer yandan çok yüksek kazançlar olmasa bile, kadınlar kendi gelirlerinin olması için süreçlere katılmaya özen gösteriyor. Mümkün mertebe her köyden ürün almaya çalışıyoruz. Arazi koşulları nedeniyle ürün veremeyen köylerdeki kadınları ise el işi, kahke, sabun vb. ürünlerin üretimine teşvik ederek tüm kadınlar arasında eşit bir kazanç dengesi oluşturmaya çalışıyoruz.

COVID-19 salgınının derneğinizin ekibine, çalışmalarınıza ve üretim süreçlerinize nasıl bir etkisi oldu? Bu süreçte çalışma şeklinizde yaptığınız değişikliklerden bahseder misiniz?

Üreticiler olarak COVID-19 salgınından çok fazla etkilendik. Salgının ilk dönemlerinde, operasyon süreçlerimizi, hastalıktan korunma ve yayılmasını engelleme amacıyla askıya aldık. Ürünlerin taşınması ve paketlenmesi süreçlerindeki riskleri azaltmak için bir ay süreyle satışlarımızı durdurduk. Yeniden sitemizi açtıktan sonra ise yaklaşık iki ay kadar kargolama süresini on beş günde bir olacak şekilde yürüttük. Özellikle her yıl derneğimiz için en önemli gelir getirici faaliyet olan yılbaşı paketi organizasyonumuzu yaparken çok zorlandık. Üretim, paketleme, kargo, nakliye gibi süreçlerimiz çok aksadı. Sokağa çıkma yasakları ve kısıtlamalar başladığında Kilis Valiliğinin izni sayesinde süreci daha az zararla atlatabildik. Bu süreçten günlük çevrimiçi ve yerel satışlarımız da etkilendi elbette. Diğer taraftan salgın döneminde daha çok tercih edilen çevrimiçi satış siteleri ile yaptığımız işbirlikleri ve kendi internet sitemiz üzerinden bu açığı kapatmaya çalışıyoruz.

Ürün satışlarınız için yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları ile ne tür işbirlikleri gerçekleştiriyorsunuz? Bu işbirliklerinin çalışmalarınıza katkısından bahseder misiniz?

Kilis Belediyesi ile kurulduğumuz andan itibaren temasımız var. Geleneksel Ravanda Şenlikleri’nde yerel yönetimlerden ve kamu kurumlarından çok sayıda katılımcı oluyor. Gerek ürün satışı gerekse derneğin tanıtılması için desteklerini görüyoruz. Ayrıca İpekyolu Kalkınma Ajansı ile de eğitim ve proje süreçlerinde çok kıymetli ortaklıklarımız oldu. Kilis’te yer alan Olea Otel ile de yeni anlaşmalar için görüşüyoruz. İstanbul’daki ve diğer pek çok şehirdeki kooperatifler ise bize can suyu oluyor. Yerdeniz Kooperatifi, Göztepe Kooperatifi, Bayramiç Kooperatifi, Fındıklı Kooperatifi, Koşuyolu Kooperatifi ve Temiz Hasat Kooperatifi ile işbirliklerimiz devam ediyor. Kavar Kooperatifi ile uzun yıllardır devam eden dayanışmamız da sürüyor. Özellikle yılbaşı paketi organizasyonunu her yıl birlikte yapıyoruz.

Vakfımızın sağladığı kurumsal hibe desteği ile ne tür çalışmalar yapacaksınız? Bu desteğin derneğinize nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz?

2018 yılından beri sürdürdüğüm dernek başkanlığı görevim süresince, birçok eğitim ve proje faaliyetleri yürüttük. Ancak ilk defa kurumsal bir hibe desteği alıyoruz. Bu desteğin bizim için en büyük önemi, derneğimizin insan kaynağı ihtiyacını karşılamak olacak. Köyler arasında ve şehirle olan bağlantılarda yaşadığımız zorlukları, operasyonel süreci, yerel ve çevrimiçi pazarlama süreçlerini, sosyal medya çalışmalarımızı bu hibe desteği ile daha ileriye taşımayı ümit ediyoruz. Köylerde örgütlenen ve dayanışma ile birlikte çalışmaya başlayan Ravandalı Kadınlar Derneği üyeleri ve havzadaki bütün kadınları sürece daha fazla dahil edebilmek, derneğin belirttiğimiz bu hususlarda ilerlemesi ile mümkün olabilecek. Bir adet tam zamanlı saha operasyonu ve pazarlama personeli ile bir adet yarı zamanlı sosyal medya uzmanı desteği alarak çalışmalarımızı daha ileriye taşıyacağımızı umuyoruz. Bize ve çalışmalarımıza olan inancınız ve desteğiniz için size tüm Ravanda Havzası kadınları adına çok teşekkür ederim

 

YUKADER ile Yüksekovalı Kadınlar Şiddetle Mücadele Ediyor Projesini Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Yüksekova Kadınları Toplumsal Destekleme ve Kültür Derneği (YUKADER), kadınların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi alanın her kademesinde eşit ve etkin olarak yer almasını sağlamak amacıyla çalışıyor. Dernek, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konularında yerel kamuoyunu etkilemek, hane ziyaretleri ile kadınların ihtiyaçları hakkında bilgi edinmek ve cinsiyet eşitliliği ile ilgili farkındalığı artırmak amacıyla çalışmalar yapıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonunun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla hibe desteği sağladığımız YUKADER, bu hibeyle Yüksekovalı Kadınlar Şiddetle Mücadele Ediyor projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında bir acil destek hattı kurarak şiddet mağduru kadınlara telefon üzerinden destek verecek olan dernek, kadına şiddet konusunda farkındalık yaratmak amacıyla şiddeti ve türlerini tanımlamak, kadınların şiddete maruz kaldıklarında ya da risk altında olduklarında başvurabilecekleri kurum ve kuruluşların listesini oluşturmak ve şiddet mağduru kadınlara haklarını anlatmak amacıyla bir rehber de hazırlayacak.

YUKADER’in kurucusu Hatice Temir ile yaptığımız röportajda Yüksekova’daki ilk kadın derneği olarak deneyimlerini, yürüttükleri çalışmalarıYüksekovalı Kadınlar Şiddetle Mücadele Ediyor projesini konuştuk.

YUKADER vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Yüksekova Kadınları Toplumsal Destekleme ve Kültür Derneği (YUKADER) olarak 2018 yılının Mayıs ayında üniversite mezunu gençlerden oluşan 7 kişilik karma bir ekiple Hakkâri, Yüksekova’da kurulduk. Yüksekova’da kurulan ilk kadın derneğiyiz. Bu bağlamda yerelde tüm dikkatleri üzerimize çektik. Daha önce sürekli siyasetin ve yapısal hiyerarşinin konuşulduğu Yüksekova’da bu defa bir kadın hareketinin konuşulmaya başlanmasını istedik. Yerel yönetimlerde ve kamu kuruluşlarında kadınların karar mercilerinde yer almasını, söz sahibi olmasını ve kendini ifade edebilmesinin temellerini oluşturmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra haklarından mahrum kalan tüm kadınların da sesi olmak istiyoruz.

YUKADER’i özellikle kurmak istememizdeki diğer bir temel unsur, sokağa çıkma yasaklarının ardında halkın uğradığı ağır tahribatı biraz olsun iyileştirmekti. Kadınların zaten ev dışında aktif bir sosyal yaşantıları yoktu. Sokağa çıkma yasaklarının olduğu dönemde de iyice evlere kapandılar. Kadın ve çocukların bu süreçte haklarından mahrum bırakılması, çoğu ailenin işsizlik ve yoksullukla mücadele etmek zorunda kalması başka sorunların da ortaya çıkmasına sebebiyet verdi. Elbette bu sorunların maddi boyutu düzeltilebilir; fakat manevi boyutunun düzeltilebilmesi için zamana ihtiyaç var. Biz bu süreci hızlandırmak adına da birçok çalışma gerçekleştirdik ve gerçekleştirmeye de devam edeceğiz.

Kuruluşumuzun ilk yılında başvuruda bulunduğumuz Sabancı Vakfı Hibe Programı’ndan destek almak ve proje ortağımız olan KAMER Vakfı’ndan aldığımız toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığı bu bağlamda bize güç verdi.

2020 yılında yayınladığınız Yüksekova’da Kadın Olmak başlıklı raporda yüz yüze görüşme yaptığınız Yüksekovalı kadınların %89’unun çeşitli şiddet türlerine maruz kaldığını ortaya koydunuz. Bu raporun kapsamından ve öne çıkan bulgularından bahseder misiniz?

Hane ziyaretlerinden önce elbette karşılaşacağımız sorunları öngörüyorduk. Şiddettin her yerde olduğu gibi burada da olduğunu biliyorduk. Fakat, ülke geneli istatistiklerine baktığımızda kadına yönelik şiddet oranının diğer şehirlere kıyasla daha az çıkmasının temelinde başka sorunlar olduğunu biliyorduk (yapısal hiyerarşi, eğitim durumu, geniş aile vs.). Fakat elimizde somut bilgilerin olmaması, yapmak istediğimiz çalışmaların önüne set çekiyordu. Kurum ziyaretlerimiz sırasında elimizde veri olmadığı için istediğimiz destekleri neye dayandıracağımızı bilmiyorduk, çünkü bahsettiğimiz sorunlar ütopik geliyordu. Bizden önce de başka kurumlar veya sivil toplum kuruluşları tarafından benzer bir çalışma yapılmamıştı.

Sabancı Vakfı Hibe Programı desteği ile iki yıldır yürüttüğümüz Yüksekova’da Kadın Olmak projesinin ilk yılında gerçekleştirdiğimiz hane ziyaretleriyle, kadınlar olarak sorunlarımızı ve taleplerimizi net ifade edebileceğimiz verileri elde ettik. Bu veriler doğrultusunda yol haritamızı da net olarak belirlemiş olduk. Raporda özet olarak şunları gördük: Görüştüğümüz kadınların %39’u okuryazar değil, yüzde 10’u ise sadece okuryazar olup eğitim hayatına hiç dahil olmamış kadınlar. Bu durum bizi ilk olarak okuma yazma kursları açmaya yöneltti. Kurduğumuz Renkli Eller Sanat Atölyesi’nde okuma yazma kursu vererek, 50 kadının ilkokuldan mezun olmasına katkı sağladık.

Araştırmadaki en çarpıcı bulgulardan biri ise 607 kadın görüşmecimizin yüzde 89’unun şiddete uğradığını ifade etmesiydi. Öte yandan her dört kadından sadece biri şiddetten kurtulmak için çaba harcadığını belirtti. Bu konuda herhangi bir girişimde bulunmayan kadınların nedenlerinin başında “korku” geliyor. Ayrıca kadınlar hangi kurumlara başvuru yapmaları gerektiğini ve sahip oldukları haklarını bilmiyorlar. Bu nedenle Yüksekova’da Kadın Olmak projemizin ikinci yılında kamu-STK işbirliğinin önemini göstermek için Yüksekova Kaymakamlığının yanı sıra Hakkari ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi), Hakkari Baro Başkanlığı, Yüksekova Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü, İlçe Sağlık Müdürlüğü gibi önemli kamu kurumlarını da projemize dahil ettik ve mahalle bazlı bilgilendirme toplantıları düzenlemeyi planladık.

Ev işleri dışında gelir getiren herhangi bir faaliyeti olduğunu söyleyen kadınların oranı yalnızca %16 iken, herhangi bir geliri olmayan kadınların oranı %84 olarak belirlendi. Çalışmayan kadınların %52’si iş bulamadığını vurguladı. Buna yönelik olarak Demeter Tarımsal Kalkınma Kadın Kooperatifi’ni 13 ortakla 2019 yılında kurduk. Kadınların ekonomik özgürlüklerini elde edebilmeleri için çalışmalarımıza başladık.

Özetle bu veriler bize Yüksekova’da bağımsız bir kadın kuruluşunun var olması ve derneğin dayanışma için kapılarını çalmış olmasının kadınlar açısından çok büyük önem taşıdığını gösterdi. Biz de bu veriler ışığında Yüksekovalı kadınlarla birlikte güçlenmek için çalışmalarımıza hızla devam edeceğiz.

Yüksekovalı kadınların ekonomik özgürlüklerini elde etmelerine katkı sağlamak amacıyla 2019 yılında Demeter Tarımsal Kalkınma Kadın Kooperatifini kurdunuz. Kooperatifin kuruluş sürecinden ve ne tür faaliyetler yürüttüğünüzden bahsedebilir misiniz?

Demeter Kadın Kooperatifi; 2019 yılında 13 kadın ortakla kuruldu. Bugün gönüllüleriyle birlikte 20 kadına ulaştı. Kadın hak ve özgürlükleri temelinde, ilçede saha çalışması yapmış bir grup kadın öncülüğünde kurulan kooperatif; dezavantajlı mahallelerde ve köylerde yaşayan, risk altında bulunan ve ayrımcılığa maruz kalmış kadınların sosyal ve ekonomik haklar kapsamında insana yaraşır iş olanaklarına erişimleri için çalışmalar yürütüyor.

Kooperatif, Hakkari /Yüksekova ilçesinde kırsal alanda yaşayan kadınların yoksulluk döngüsü içerisindeki konumlarının azaltılmasına katkıda bulunmak, sürdürülebilir kalkınma amaçları içerisinde yer alan nitelikli istihdam ve ekonomik büyüme hedefini kırsal alanda yaratmak amacı ile kuruldu. Kadınların kendileri ve bölgedeki diğer kadınlar için hak temelli istihdam alanı yaratmasına imkan sağlayan kooperatif, kadınların alternatif üretim alanlarında kaynak yaratmasına yönelik kapasite geliştirme çalışmalarında yer almayı hedefliyor.

Kooperatifimiz, iklim şartlarının kısıtlı olması ve coğrafi konumun da etkisiyle, hayvancılık ve tarıma elverişli olan ilçede neler yapılması gerektiği konusunda kamu kurum ve kuruluşlarıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bölgenin şartlarına uygun hayvansal ürünlerin üretimi ve satışı konusunda desteklenmesi için Tarım Bakanlığı’na bağlı olarak kuruldu. Kooperatif bölgedeki organik ürünlerin üretimi ve tanıtımı için öncelikle kadınların eğitilmesi ve kadınların ekonomik hakları konusunda farkındalık oluşması amacıyla çalışmalar yürütüyor. Bu bağlamda kooperatif, kadınları ekonomik anlamda güçlendirmek için ev eksenli çalışan kadınların içli köfte, sarma gibi ürünlerinin satışını yapmaya başladı. Köylerde manda yoğurdu ve sütü üreten kadınlarla iletişime geçilerek bu ürünler için yeni satış kanalları yaratıldı. Ayrıca dışarıya bağımlılığı azaltmak için nohut ve fasulye üreten kadınlara yönelik eğitimler verilmeye ve farkındalık yaratılmaya başlandı. Kadınları güçlendirmek için kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan çalışmalara örnekler aşağıdaki gibidir:

Hakkari Valiliği ve İl Tarım Müdürlüğü ortaklığında Organik Saklı Şehirler projesi için protokol imzalandı. Proje ile kadın çiftçilerin üretmiş oldukları organik ürünlerin Türkiye tarımına kazandırılması ve bölgenin yöresel lezzetlerini tanıtılması amaçlanıyor.Projenin en önemli amaçlarından birisi ekonomik anlamda dezavantajlı kadınların desteklenmesi. Çalışma 15 kadın ile yürütülüyor. Mekan temininde Yüksekova Belediyesi destek sağladı. Ayrıca 2021 yılında Hayata Destek Derneği’nin açmış olduğu hibe programına başvurularak, işletme için makine desteği ve Genç İşi Kooperatifi’nden de 6 günlük eğitim desteği alındı. Projenin bir diğer amacı ise uluslararası koruma altında olan mültecilerle çalışmak ve onların entegrasyonuna katkı sağlamak . Demeter kooperatifin yararlanıcıları içinde İran ve Irak uyruklu 2 kadın istihdam edilerek, destek sağlanacak.

Bu çalışmalara ek olarak, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) tarafından kooperatif ortaklarına “Kooperatifçilik nedir?” konulu çevrimiçi bir eğitim sağlandı; Habitat Derneği tarafından finansal okuryazarlık eğitimi verildi. Habitat Derneği, kooperatifin internet sitesi ile ilgili çalışmalarda da bize destek verdi. Biz de YUKADER olarak kooperatif ortaklarına yönelik olarak toplumsal cinsiyet eşitliği farklındalık çalışmaları yaptık.

Hibe desteğimizle Yüksekovalı Kadınlar Şiddetle Mücadele Ediyor projesini hayata geçireceksiniz. Bu projeye neden ihtiyaç duydunuz ve bu kapsamda ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Yüksekova’da Kadın Olmak projesi kapsamında Yüksekova’da yaşayan 18-45 yaş arası kadınların aile içi şiddetin yanı sıra herhangi bir şiddet türü ile karşı karşıya kalındığında nereye başvuru yapılacağına dair farkındalığın yetersizliği olduğunu tespit ettik . Aynı şekilde kadınların birçoğu, fiziksel olmadığı müddetçe şiddetin farkına varamıyor ve aileden biri bile olsa kendisini suiistimal eden kişilere karşı yasal haklarının ne olduğunu bilmiyor. Her ne kadar Hakkâri, resmi istatistiklerde Türkiye’de kadına karşı şiddetin en az göründüğü il olarak belirtilse de Yüksekova’da Kadın Olmak projesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda yalnızca Yüksekova’da gerçekleştirdiğimiz 607 hane ziyaretinde şiddete maruz kalma oranının %89 olduğunu tespit ettik. Kadına yönelik şiddet farklı kültürlerde yaşayan, gelir ve eğitim düzeyi ne olursa olsun kadınların ortak sorunu ve yalnızca özel alanda değil kamusal alanda da yaşanıyor. Yüksekova, birçok hak alanı içerisinde kadının statüsünün geride olduğu bir bölge. Ayrıca kadınların Türkçe bilmemesi ve şiddetle mücadele için hazırlanan materyallerin Türkçe olması bölgede kadınların haklara erişimlerini kısıtlıyor. Bunun yanı sıra kadınlar şiddeti yalnızca fiziksel olarak anlıyor. Cinsel, psikolojik, ekonomik olarak da şiddet türlerinin olduğu konusunda farkındalıkları yetersiz. Kadınlar, şiddete uğradıklarında ya da uğrama tehlikesi altında kaldıklarında başvurabilecekleri kurum ve kuruluşlar hakkında da yeterince bilgi sahibi değiller.

Bu anlamda dile getirilmeyen, bastırılan ve/veya akrabalık ilişkileri nedeniyle resmi verilere yansıtılmayan kısaca görülmek istenmeyen şiddetin varlığını tespit ederek; kadınların hem yaşadıkları şiddetin türlerine karşı farkındalıklarını artırmak hem de yasal hakları konusunda bilgilendirmek, Yüksekovalı Kadınlar Şiddetle Mücadele Ediyor projesinin özünü oluşturuyor. Proje faaliyetleri ise şu şekilde sıralanabilir:

Şiddetle mücadele için rehber hazırlanması ve yaygınlaştırılması: “Kadına yönelik şiddet nedir?”, “Şiddet türleri nelerdir?” “Kadınların şiddete maruz kaldıklarında ya da risk altında olduklarında başvurulabilecek kurum ve kuruluşlar nelerdir?”, “Kadınlar şiddete maruz kaldıklarında yasal hakları nelerdir?” gibi soruların yanıtlarını içeren bir rehber hazırlanacaktır. Hazırlanacak rehber Hakkâri Barosu’na kayıtlı avukatların da katkısı ile şekillenecektir. Rehberin 400 adet basımı yapılacak ve derneğimizin öncülüğünde saha çalışması yapılarak rehberler doğrudan kadınlara ulaştırılacaktır. Dil engelini aşmak için rehber çift dilli olacak şekilde hazırlanacaktır.

Şiddetle mücadele için broşür hazırlanması ve dağıtımı: Şiddetle mücadele konusunda bilgilere yer verilecek ve çift dilli olarak hazırlanacak broşürde YUKADER tarafından açılan şiddet destek hattının duyurusu ve Kadın Destek Uygulaması (KADES) gibi destek mekanizmalarının tanıtımı yapılacak.

Yüksekova’da kadına yönelik şiddetle mücadele farkındalığı üzerine tanıtım filmi hazırlanması ve yaygınlaştırılması: Yerel kamuoyunda kadınlar başta olmak üzere erkekler ve tüm vatandaşların kadına yönelik şiddet ve mücadele yöntemleri ve aynı zamanda şiddetin farklı türleri hakkında farkındalık yaratmak amacıyla bir tanıtım filmi hazırlanacaktır. Hazırlanacak filmin afişlerinin şehirdeki billboardlarda tanıtımı ve kalabalık bir meydanda gösterimi yapılacak. Tanıtım filmi derneğin sosyal medya hesapları üzerinden de paylaşılarak, kamuoyunda kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda farkındalık yaratılacak.

YUKADER uzmanlarının şiddetle mücadele konusunda kapasite gelişiminin sağlanması:

Şiddet mağduru kadınlarla çalışabilmek ve bu kadınların mağduriyetlerini giderebilmek için gerekli bilgileri yine bu kadınlara sunabilmek amacıyla YUKADER çalışanlarından proje koordinatörü ve proje uzmanı olarak belirlenen 3 kişi Bitlis KAMER Vakfı ile yürütülecek ve bir ay sürecek kapasite gelişim çalışmalarına dahil olacak. Bu kapsamda şiddet mağduru kadınlarla doğru şekilde iletişim kurulması, şiddet vakasını yürütmek noktasındaki yeterliliklerinin arttırılması, şiddet mağduruyla iletişimin nasıl olması gerektiği gibi temel konularda uygulamalı eğitim sağlanacak.

Şiddet mağduru kadınlarla birebir görüşmeler yapılması ve destek sağlanması: Alınan uygulamalı eğitimlerin ardından kadınlarla birebir görüşmeler başlayacak ve şiddet mağduru kadınlara destek verilecektir. YUKADER bünyesinde şiddet başvurularının alındığı ve acil destek hattının kurulduğu duyurulacaktır. Bu süreçte kadınların güvenini kazanmak birincil önceliğimiz olmakla birlikte; kadınların yasal haklarını öğrenmesi ve kendilerini özgür kılacak farkındalığa ulaşmaları çalışmamızın bir diğer hedefidir.

Acil destek hattının kurulması ve desteklerin sağlanması: Birebir görüşmeler sırasında bahsedeceğimiz ve kadınlar arasında duyurusunu yapacağımız acil destek hattımız, kadınların bize daha kolay ulaşmasını sağlayacaktır. Proje başladıktan kısa bir süre sonra hayata geçireceğimiz acil destek hattı, derneğimizin şiddet konusunda çalıştığının duyulmasını hızlandıracaktır. Öte yandan bu sayede çalışmamız sürdürülebilir olacak ve yıllar içerisinde çevre ilçelere genişleyecektir. Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation’ın desteğiyle hayata geçirdiğimiz acil destek hattının proje bittikten sonraki fatura ödemeleri YUKADER tarafından karşılanacaktır ve böylece destek hattı sürdürülebilir olacaktır.

Birebir görüşme çıktılarının izleme ve değerlendirmesinin yapılması ve raporlaştırılması: Bu faaliyet kapsamında gizlilik esasıyla yürüteceğimiz şiddet destek çalışmalarında bölgede görünür olmayan veya varlığı yok sayılan şiddetin genel bir tablosunu çizmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda kadınların yaşadığı şiddet, türleri, kadınlar üzerindeki etkileri, hayatlarındaki şiddet döngüsüne dair verileri raporlaştırılıp, yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalar yapacağız. Kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin önerilerin de yer alacağı raporda, Yüksekova’da kadına karşı şiddetin verilere dahil edilmesi ve bu sayede etkili bir şekilde mücadele edilmesine katkı sağlayacak. İnfografikler ve karşılaşılan şiddet türlerine dair verileri içerecek olan raporun son bölümünde bölge koşullarının doğası aktarılarak; etkili politika değişiklikleri de önerilecek. Rapordan 1.000 adet basılarak Türkiye genelinde yaygınlaştırılması sağlanacak.

Yaptığınız çalışmalarda kamu kurumları ve kadın örgütleri ile çeşitli işbirlikleri yapıyorsunuz. Bu işbirliklerinin kapsamından ve çalışmalarınıza katkılarından bahseder misiniz?

Daha önce de belirttiğimiz gibi, TÜİK verilerine bakıldığında Hakkari’nin kadına şiddet oranı bakımından Türkiye’nin diğer illerine nazaran daha az olmasının çeşitli nedenleri olduğunu biliyorduk. Bu nedenlerden biri yapılan şiddet başvurularının çoğunun kamu kurumlarınca kayda geçilmemesi. Diğer bir neden ise Hakkari’nin küçük bir şehir olması nedeniyle akrabalık durumlarının çok fazla olması, kadınların bu durumdan dolayı yaşadıkları çekinceler. Yerelde başlayan bir kadın hareketi hem kamu kurumlarını harekete geçirmiş hem de kadınlara cesaret vermiş oldu. Yüksekova’nın ilk profil raporu, görülmek istenmeyen ama göz ardı edilemeyecek kadar ciddi boyutta bir tabloydu. Kurumların da dikkatini çeken bu rapor artık yerelde bir iyileştirme sürecine gidilmesi gerektiği gerçeğini ortaya koydu. Şu anda kamu kurumlarıyla karşılıklı ve iş bölümüne dayalı bir işleyiş halinde ilerliyoruz.

Bu kurumlar, (İlçe Kaymakamlık, Sosyal Hizmet Müdürlüğü, ŞÖNİM, Hakkari Barosu, İlçe Sağlık, İlçe Emniyet, Jandarma vs.) ile ayda bir YUKADER’ in moderatörlüğünde bir araya gelip var olan sorunlara alternatif çözümler üretmeye dayalı Kadın Koordinasyon toplantıları gerçekleştiriyoruz. Bu toplantılar, hem kurumların hem de YUKADER’in o ay içerisinde yapmış olduğu çalışmaları değerlendirmeye ve süreci kontrol altında tutmaya dayalı işliyor. Söz konusu yerelde yaşanmış olumsuz bir olay veya durum var ise birlikte değerlendiriyor ve çözüm üretmeye çalışıyoruz. Oluşturmuş olduğumuz bu ağ aynı zamanda kadınlar ile kurumlar arasında bir köprü görevi görmemizi sağlıyor. Kurumlarla doğrudan iletişime geçmekte sıkıntı yaşayan kadınlar için gerekli hizmeti tanımlayıp onlar adına biz iletişime geçmiş oluyoruz. YUKADER şu anda yerelde kadınlara en çabuk ve hızlı ulaşabilen kuruluş haline geldi. Yerelde yapılan çoğu kadın çalışması için bizlere ihtiyaç duyuluyor. Kurum bazlı verilen eğitim ve seminerler de YUKADER desteği ile daha kolay sağlanabilir hale geldi. Kamu-STK işbirliği hem yerelde hem de ulusal alanda çok fazla değeri olan bir işleyiş biçimi oldu. Yapılan çalışmaları da daha sürdürülebilir kılıyor. Kurumlar yapılan çalışmaları destekliyor ve bu işbirliği neticesinde karşılıklı güç doğmuş oluyor.

Kuruluşumuzdan bu yana Türkiye’nin birçok yerindeki, önemli işlere imza atmış STK ile de işbirliği yaptık. Bu çalışmalar hem Hakkari yerelinde bir ilk, hem de işbirliği yaptığımız STK’lar için farklı bir deneyim oluşturuyor. Çünkü söz konusu STK’ların çoğu daha önce Hakkari yerelinde çalışma yürütmemişti ve sahayı tanımıyorlardı. YUKADER her işbirliği sonucunda daha çok güçlendi ve kapasitesini daha da arttırdı. Bu yüzden hem kamu kurumları hem de STK’lar ile işbirliklerimiz devam ediyor ve yapılan her çalışmayı da beraber izlemeye devam ediyoruz. Birliktelikle iyileştirmeye devam ediyoruz.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’na Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayınlandı

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) yenilikçi projelerini, kurumsal gelişimlerini, kampanya ve savunuculuk çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2021 dönemi başvuru ve seçim süreci tamamlandı.

Sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2021 dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2021 Döneminde Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) yenilikçi projelerini, kurumsal gelişimlerini, kampanya ve savunuculuk çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2021 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 4 STK’ya toplam 331.640 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve  yapacakları çalışmalar ile ilgili  bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği (Katre Kadın Derneği): Erzincan’da faaliyet gösteren  dernek,  toplumsal cinsiyet eşitliği alanında kadınların, çocukların ve LGBTİ+’ların eşit bir yaşam sürdürmeleri amacıyla barınma, sağlık, hukuk, cinsel ve sosyal haklar gibi alanlarda çalışmalar yürütüyor. Katre Kadın Derneği, saha çalışmalarını yerel kurumlarla geliştirdiği işbirlikleriyle gerçekleştiriyor. Turkey Mozaik Foundation  eş finansmanıyla sağladığımız 98.880 TL hibe desteğiyle Kadın ve Sağlık Hakkı projesini gerçekleştirecek olan dernek, bu proje ile kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı konulardaki bilgi ve farkındalık düzeyini artırmak için çalışmalar yapacak. Cinsellikle ilgili yanlış bilinenleri ele almayı ve cinselliğin konuşulabilir bir konu olduğuna dikkat çekmeyi hedefleyen Katre  Kadın Derneği,  Erzincan’ın belirli mahallerinde toplam 60 kadın ile 12 hafta süreyle devam edecek çevrimiçi ve yüz yüze atölyeler gerçekleştirecek. Proje sürecindeki deneyimlerini  ilgili kurum ve kuruluşlar ile paylaşmak üzere bir rapor hazırlayacak.

Ravandalı Kadınlar Derneği: Kilis’in 4 farklı köyünden bir araya gelen 32 kadın tarafından kurulan dernek, kadın emeğinin değerlendirilmesi ve kadınların sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor; ekonomik ve sosyal faaliyetlerini yürütürken sürdürülebilirlik anlayışı ile hareket ediyor. Ravandalı kadınların  üretikleri ürünler derneğin internet sitesindeki çevrimiçi satış portalı ve farklı platformlar  üzerinden satışa sunuluyor. Turkey Mozaik Foundation’ın mali desteğiyle 40.000 TL kurumsal hibe sağladığımız dernek, insan kaynağı ve ofis giderlerini karşılayarak kaynak geliştirme kapasitesini ve kurumsal yapısını güçlendirmek için çalışmalar yapacak.

Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPOD):  Toplumun her alanında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli şiddet, dışlanma ve ayrımcılık durumları ile ilgili veri oluşturmayı ve bütün ayrımcılık biçimlerinin kalkmasını amaçlayarak LGBTİ+’ların yaşadığı sorunlara kalıcı ve kapsamlı çözümler üretmek amacıyla çalışıyor. Fon kapsamında 92.760 TL kurumsal hibe desteği sağladığımız SPOD,  insan kaynağı, ofis kirası ve idari giderlerini karşılayacak.

Yüksekova Kadınları Toplumsal Destekleme ve Kültür Derneği (YUKADER): Kadınların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi alanın her kademesinde eşit ve etkin olarak yer almasını sağlamak amacıyla Yüksekova, Hakkari’de faaliyet gösteriyor. YUKADER, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konularında yerel kamuoyunu etkileme, hane ziyaretleri ile kadınların ihtiyaçları hakkında bilgi edinme ve cinsiyet eşitliliği ile ilgili farkındalık artırma çalışmaları yapıyor. Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla  sağladığımız 100.000 TL hibe desteğiile Yüksekovalı Kadınlar Şiddetle Mücadele Ediyor projesini gerçekleştirecek olan YUKADER, proje kapsamında bir acil destek hattı kurarak şiddet mağduru kadınlara telefon üzerinden destek verecek. Dernek,  kadına şiddet konusunda farkındalık yaratmak amacıyla şiddeti ve  türlerini tanımlamak, kadınların şiddete maruz kaldıklarında ya da risk altında olduklarında başvurabilecekleri kurum ve kuruluşların listesini oluşturmak ve şiddet mağduru kadınlara haklarını anlatmak amacıyla  bir rehber de hazırlayacak.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2021 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) yenilikçi projelerini, kurumsal gelişimlerini, kampanya ve savunuculuk çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2021 dönemi için başvurular sona erdi.

Fona toplam 30 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 23’ü dernek, 5’i kooperatif, 1’i vakıf ve 1’i sendika tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Ankara, Bitlis, Diyarbakır, Erzincan, Gaziantep, Hakkari, Isparta, İstanbul, İzmir, Kilis ve Mardin olmak üzere 11 ilden başvuru alındı. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı 2.782.881 TL oldu.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2021 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) yenilikçi projelerini, kurumsal gelişimlerini, kampanya ve savunuculuk çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ile bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2021 dönemi başvuruları açıldı.

Fonun 2021 dönemi kapsamında desteklenecek projelerin odağında Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirmeye yönelik aşağıda yer alan çalışmalardan en az bir tanesinin yer alması bekleniyor:

  • Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan STK’lar ve aktivistler için nesiller arası ve alanlar arası aktivist birlikteliğin, diyaloğun ve iş birliğinin güçlenmesini amaçlayan projeler,
  • Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışanların örgütlenme modelleri ve birlikte iş yapma pratiklerini güçlendiren çalışmalar,
  • Kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör ve diğer paydaş kurumlarla yeni iş birlikleri geliştirmeye yönelik çalışmalar,
  • Eşitlik ve ayrımcılık karşıtı savunuculuk, nefret söylemiyle mücadele, kazanılmış hakların korunmasına yönelik saha faaliyetleri,
  • Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik bilgi, çalışma ve mesajların daha geniş kitlelerle paylaşılabilmesi amacıyla yeni medya araçları, medya/basın/iletişim alanları ve mecraları yaratmak için yapılacak çalışmalar,
  • Toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirecek şekilde örgütlenme ve toplanma özgürlüklerine dair hukuki destekler,
  • Sistematik bir değişim için tasarlanmış, uygulandığında bir model oluşturma vizyonuna sahip yenilikçi pilot proje uygulamaları,
  • Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan STK’ların kurumsal gelişimini desteklemeye yönelik çalışmalar,
  • Teknolojik araçlara erişim ve kullanım kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik kurumsal uygulamalar,
  • Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında kampanya ve savunuculuk odaklı faaliyetler,
  • Yukarıdaki maddeler dışında kalan ancak benzer alanları içeren ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesine yönelik olarak yapılacak çalışmalar.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve bir tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar fona başvurabilir:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kar amacı gütmeyen (Bu alanda faaliyet gösteren inisiyatif, platform, vb. benzeri tüzel kişiliğe sahip olmayan birliktelikler de programa başvurabilir ancak Sivil Toplum için Destek Vakfı ile yasal açıdan hibe ilişkisi kuracak tüzel kişiliğe sahip bir ev sahibi kuruluşun başvuru formunda belirtilmesi gerekir. Ayrıca ev sahibi kuruluşun da yukarıda bahsi geçen başvuru sahibi kuruluşta aranan özelliklere sahip olması beklenir),
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
  • 2020 yılı gelirleri 30.000 TL ile 2.000.000 TL arasında olan,
  • Çalışmalarının odağında toplumsal cinsiyet eşitliği olan kuruluşlar.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 300.000 TL’dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 100.000 TL talep edebilir.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz olarak doldurarak 4 Mayıs 2021 tarihinde saat 18:00’e kadar göndermeleri gerekir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2021 dönemi hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.