AKUT Arama Kurtarma Derneği İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması Projesini Tamamladı

AKUT Arama Kurtama Derneği, doğal afetlerde veya ulaşılması zor olabilecek yerlerde kaybolanların aranması ve bu koşullarda kaza geçirenlerin kurtarılması için faaliyetler yürütüyor. İzmir Depremi Acil Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe verdiğimiz dernek, bu destekle İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması projesini hayata geçirdi. Bu kapsamda depremden etkilenen 254 aileye erzak ve hijyen paketleri dağıtıldı ve arama kurtarma ekiplerinin saha çalışmalarında ihtiyacı olan ekipmanlar temin edildi.

Derneğin Genel Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Gülçin Güreşçi ile yaptığımız röportajda AKUT Arama Kurtarma Derneği’in çalışmalarını, proje kapsamında yapılan faaliyetleri ve depremzedelerin güncel durumunu konuştuk.

İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması projesini geçtiğimiz dönemde tamamladınız. Proje kapsamında yaptığınız çalışmalardan ve projenin çıktılarından bahseder misiniz?

Proje kapsamında İzmir ve Kuşadası’nda depremden etkilenen 254 aileye ulaştık. Bazı evlerde birden fazla ailenin birlikte kaldığını gördük. Geçici konut hakkı olanlar, deprem sonrasında afetten etkilenen diğer aile fertlerini de yanlarına almışlardı. Bu nedenle aslında projeyle hedeflediğimizden daha fazla insana ulaşabildik. Proje kapsamında İzmir Depremi Acil Destek Fonu’nun sağladığı hibe desteği ile ailelere hijyen paketleri ulaştırdık. Aynı zamanda, AKUT olarak afet ve pandemi konularında bilinçlendirme çalışmaları yaptık. Ayrıca AKUT Kuşadası ekibimizin İzmir’de müdahale sırasında kullanılamaz hale gelen kesme-ayırma setini de yenileme imkanına kavuştuk. Bu gelecek dönemde olası bir deprem için hazır olmamız açısından oldukça önemli. İzmir Toplumunun Afetlere Dayanıklılığının Artırılması projesi kapsamında yapacağımız çalışmaları paylaştığımız bazı kurumlar da ayni bağışlar yaparak depremzedelere daha çok yardım malzemesi götürebilmemize katkıda bulundular. Bu bağlamda depremzedelere kıyafet, havlu, deterjan ve kitap gibi malzemeler de dağıtabildik. Özellikle bir kurumdan gelen sınavlara hazırlık kitapları da depremzede çocukların gelecekleri açısından oldukça önemli bir katkı oldu.

AKUT Arama Kurtarma Derneği ağırlıklı olarak afet öncesi hazırlık ve afet sonrası ilk müdahale çalışmaları yürütüyor. Bu proje kapsamında farklı kurum ve bağışçılarla da işbirlikleri geliştirerek insani yardım alanında da çalışmalar yaptınız. Gerek depremzedelere ayni destek sağlanması gerekse farklı bağışçıların harekete geçirilmesi noktasında bu süreçte edindiğiniz deneyimleri paylaşır mısınız?

İzmir Depremi Acil Destek Fonu kapsamında projemizin destekleneceğini öğrendiğimizde, bu bilgiyi daha önce AKUT’un eğitim verdiği bazı kurumlar ile paylaştık. Bu kurumlardan özellikle çocuk ve kadın kıyafetleri bağışlayan bir tanesi oldukça yüksek bütçeli bir bağış yaptı. Bu sayede depremzede çocuklar ve kadınlar için yazlık ve kışlık kıyafet de dağıtabildik. Hibelerle desteklenen projelerde genellikle önce proje hedeflerine ulaşılması sonrasında ise etkilerinin kamuoyu ile paylaşılması gibi bir anlayış var. Ama biz bu proje için yola çıktığımızda, daha projeyi uygulamaya başlamadan önce proje konusu ile ilgili bağışçı olabilecek kurumlara başvurarak, ulaşacağımız kişilere daha fazla yardım sağlayabilmenin yollarını araştırdık. Bunda da oldukça başarılı olduk.

İzmir depreminden etkilenenler aynı zamanda salgın koşulları nedeniyle de zorlu bir durumla karşılaştılar. Depremler sonrasında oldukça yoğun olan maddi ve ayni yardımların depremden etkilenen kişilerin ihtiyaçları devam etmesine rağmen zamanla azaldığını da biliyoruz. Projenin tamamlanmasının ardından depremden etkilenen kişilerin durumu ve varsa devam eden ihtiyaçları konusundaki gözlemlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz? AKUT Arama Kurtarma Derneği olarak bu kişileri desteklemeye devam etmek için çalışmalar yapmayı düşünüyor musunuz?

Haziran ayı içinde son paketlerimizi dağıtmaya gittiğimizde depremzedeler bize artık herkesin onları unuttuğunu ve yapılan yardımların neredeyse hiç kalmadığını söylediler. Bu bağlamda bazı adımlar atmaya başladık. Bu alanda açılabilecek hibe desteklerinden yararlanabilmek için hazırlıklarımızı tamamladık ve fon veren çeşitli kurumlarla iletişime geçtik. Salgın koşulları nedeniyle bölgede hijyen malzemesi ihtiyacı önemini koruyor, gıda paketlerine duyulan ihtiyaç ise her zaman için geçerli. Ayrıca mevsimin değişmesi ve sıcakların başlamasıyla birlikte kıyafet ihtiyacı da oldukça fazla. Bölgede çok sayıda küçük yaşta depremzede çocuk bulunuyor ve bu çocukların oyuncakları, topları vb. yok. . Onları mutlu edebilmek için oyuncak, boyama kitabı, boya vb. verilmesi de çok güzel olur. Salgın nedeniyle bir kısım depremzedenin işini kaybetmesi ve buna bağlı olarak gelirlerinin düşmesi, bu depremzedelerin çok daha zor durumda kalmalarına neden oldu. Salgın koşulları olmamış olsaydı belki bu süreci daha kolay atlatabilirlerdi.

İzmir Depremi sonrasında kurulan Meclis Deprem Araştırma Komisyonuna davet edildiniz ve burada afet öncesi eğitim ve bilinçlendirme konularında birçok öneriyi komisyona sundunuz. Türkiye’nin bundan sonra yaşanabilecek afetlere hazırlıklı hale gelebilmesi için ne tür çalışmalar yapılması gerekiyor? Bu çalışmaların hayata geçirilmesinde kamu kurumları ve sivil toplum arasında geliştirilecek işbirliklerinin önemi nedir?

Afetler gerçekleşmeden önceki hazırlık süreci çok önemli. Bunun en önemli adımlarından biri ise halkın bilinçlendirilmesi ve sivil toplum kuruluşlarının hazır hale gelmesinin sağlanması. Özellikle fay hatlarının yoğun olduğu risk altında bulunan yerlerde bilinçlendirme çalışmalarına hız verilmeli ve bu çalışmaların sürekliliği sağlanmalı. Bilinçlendirme çalışmalarında ortak dil ve ortak sunumlar kullanılmalı, akredite olmayan kişi ve kurumlar kesinlikle bilinçlendirme çalışması yapmamalı. Eğitim materyalleri de çağın gerekliliklerine ve değişen afet tip ve şiddetlerine göre güncellenmeli. Ayrıca daha kırılgan olan özel gereksinimli bireylerin tespitleri yapıldıktan sonra acil durum ve afetler için tahliye planları özellikle muhtar, yerel yönetimler ve kamu idareleri tarafından yapılmalı. Toplum merkezleri kurulmalı. Bu toplum merkezlerinde afetlere yönelik koruyucu, önleyici, destekleyici ve geliştirici aktiviteler yapılmalı. Ayın zamanda, bu merkezlerde eğitim ve sosyal aktiviteler ile travma geçirmiş bireyler afet sonrası topluma entegre edilmeli ve afetten etkilenen bireylere yeni beceriler kazandırılabilmeli. Afet gerçekleştikten sonra ise operasyon sahasına ihtiyaç kadar arama kurtarma personelinin yedekleriyle birlikte bölgeye ulaşmasının sağlanması için gerekli ön hazırlıklar, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte çalışması ile yapılmalı..

Gelecek dönemde yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

AKUT olarak bugüne kadar birçok ulusal ve uluslararası çalışmaya imza attık; afetlere hazırlık ve müdahale ile arama kurtarma alanlarında çalışmalar yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz. Derneğimiz yıl boyunca operasyonlarına devam ediyor. Bu operasyonlar sadece büyük afetlerde değil aynı zamanda son yıllarda çok fazla artan kayıp vakalarını da içeriyor. Bu alanda da çok etkin bir şekilde görev alıyoruz. Hem Türkiye’nin coğrafi yapısı nedeniyle hem de beklenen yaşam süresinin uzaması ile birlikte demans, Alzheimer gibi hastalıkların da fazlalaşmasıyla kayıp vakaları da artış gösteriyor. Her geçen gün gelişen ekibimizle ileride dünya çapında da adımızı daha fazla duyuracağız. AKUT’un 2020 yılında Avrupa Sivil Koruma Mekanizması’na girmesi de bunun en önemli işaretlerinden biri. AKUT arama kurtarma alanında etkinliğin artabilmesi için bu alanındaki ihtiyaçları belirleyip, uluslararası projelere de ortak olarak çalışmalarda bulunuyor. Gönüllü ve üyelerimizin çok farklı meslek gruplarından olması ve bu alanda katkı yapabilmek için çok fazla emek vermeleri sayesinde her geçen gün etkimiz ve ulaşabildiğimiz canlı sayısı da artıyor.