COVID-19 Acil Destek Fonu Kapsamında Desteklediğimiz Rengarenk Umutlar Derneği Çalışmalarını Tamamladı

Diyarbakır’daki dezavantajlı mahallelerde yaşayan, risk altında ve ayrımcılığa maruz kalmış kadın ve çocukların fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren Rengarenk Umutlar Derneği’ne (RUMUD) COVID-19 Acil Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile hibe desteği sağladık. Hibe kapsamında Telekonferansla Psiko-sosyal Destek çalışmasını hayata geçiren RUMUD, ihtiyaç duyduğu teknik ekipmanları temin ederek çalışmanın daha nitelikli hale gelmesini sağladı. Derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Asiye Turfan ile yaptığımız röportajda salgın sürecinde hayata geçirdikleri Telekonferansla Psikososyal Destek çalışmasını, çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ile beraber hazırladıkları İzmir Depremi Çocuk Hakları Temelli Gözlem Raporu’nu ve derneğin 2021 yılında öncelik vereceği çalışmaları konuştuk.

 Salgının ilk aylarında başlattığınız telekonferans yöntemi ile psiko-sosyal atölye çalışmalarını Eylül ayında tamamlayarak sonuçlarına dair bir değerlendirme çalışması yayınladınız. Bu süreçteki deneyimlerinizi ve değerlendirme çalışmasından öne çıkan noktaları bizimle paylaşır mısınız?

Salgının hızla yayılmasından dolayı yürürlüğe konulan sokağa çıkma yasakları bölgede daha önce yaşanan savaş travmalarının tetiklenmesine ve çocukların birçok konuda sorun yaşamasına sebep oldu. Salgının ilk ayında yaptığımız görüşmelerde çocukların geçmiş travmalarının tetiklendiğini, aile içi şiddetin arttığını, çocukların oyun alanlarını kaybettiği ve eğitime erişim olanaklarının olmadığını gözlemledik. Bu veriler doğrultusunda çocukların mahallede en yoğun zaman geçirdikleri, sosyalleştiği ve kendilerini ifade ettiği alan olan derneğimizde fiziki çalışma koşulu olmadığından telekonferans çalışmasını başlattık. Bu çalışma ile yukarıda bahsettiğim olumsuz koşulların etkilerini azaltmak, çocukların kendilerini yalnız hissetmesini önlemek ve bu süreçlerin en az psikolojik hasarla atlatılmasını hedefledik. Masal okumaları, oyun saatleri, sanatsal ve kültürel etkinlikler, bilgi yarışmaları ve psiko-sosyal çalışmalardan oluşan 6 aylık telekonferans çalışmasının sonucunda, çocukların bu süreci verimli geçirmeleri, kitap okuma oranlarında artması, hane içi barış, çocukların kendilerini ifade etmeleri, hane içindeki ebeveynleri ve diğer bireyler ile iletişimin güçlenmesi, travmatik etkilerin azalması ve tekrarlanmaması bu çalışmanın sonucunda elde ettiğimiz olumlu sonuç ve geri bildirimler oldu.

İzmir Depremi sonrası bölgede yapılan incelemelerden yola çıkarak Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü (BUSOS), Fikir Sanat Atölyesi Derneği Çocuk Hakları Merkezi ve Derin Yoksulluk Ağı ile birlikte çocuk hakları temelinde bir değerlendirme yaparak uygulama önerileri de içeren ortak bir rapor hazırladınız. Bu raporun sonuçlarından bahseder misiniz?

Çocuk hakları her koşulda ve zamanda göz önünde bulundurulması gereken bir alan. Savaşta da afette de çocukların etkilendiği her durumda bu bakışı elden bırakmamak gerekiyor. İzmir depremindeki raporu da diğer kurumlarla birlikte bu perspektif ile hazırladık. Deprem başlı başına bizi derinden etkileyen bir deneyim iken bir de salgın koşulları ile birleşmesi bu raporu yazma gerekliliğindeki en önemli noktamız oldu diyebiliriz.Raporda deprem özelinde kısa, orta ve uzun vadeli tavsiyeler sunmakla beraber bir de COVID-19 tedbirleri rehberi hazırladık.

Kısa vadeli önlemler kapsamında afet bölgesinde koordinasyonun sağlanmasına ve yaşamını kaybeden çocukların yakınlarının, yaralanan, sakat kalan ve kayıp yaşayan tüm çocukların yaşamla bağlarını güçlendirecek insan hakları temelli destek mekanizmaları oluşturulmasına dair önerilerimiz oldu. Orta ve uzun vadede ise hak kayıplarına ilişkin hukuksal destekler sağlanmasına, sosyal hizmet desteklerinin etki araştırmalarının yapılmasına, dışlanmış, hak ve özgürlüklere erişimde daha fazla zorluk yaşayan gruplar için kapsayıcı ve destek niteliğinde sosyal hizmet uygulamaları oluşturulmasına dair önerilerimiz oldu.

 COVID-19 Acil Destek Fonu kapsamında  sağladığımız kurumsal hibe ile hangi çalışmaları gerçekleştirdiniz? Bu çalışmaların sonuçları ve bu süreçteki öğrenimlerinizi paylaşır mısınız?

Salgın süreci başladığı dönemde öncelikle çocukların mevcut koşullarını ve ihtiyaçlarını tespit etmek üzere bir araştırma yaptık. Çocukların yaşadıkları süreci maruz kaldıkları savaş sürecine benzetmelerinden kaynaklı travmalarının canlandığı, eğitime erişimleri olmadığı için zamanlarının çok büyük bir kısmını televizyon izleyerek geçirdikleri geniş ve çok çocuklu aile yapısına sahip olmalarından kaynaklı anlaşmazlıklar ve fiziksel şiddete dönüşen tartışmalar yaşadıkları sonuçlarına ulaştık. Çocukların akut durumda psikososyal desteğe ihtiyaçları olduğunu ve hızlı bir şekilde temas kurmamız gerektiği kararına vardık. Ancak mevcut koşullarda fiziksel olarak yan yana gelemeyeceğimizin farkındaydık ve dijital medya alternatifleri ile onlara ulaşamayacağımızı da çocuklardan aldığımız cevaplardan öğrendik. Buradan hareketle, evde annelerinin kullandığı tuşlu telefonlardaki çoklu bağlantı yöntemi ile iletişime geçmeye karar verdik. Çocukların ihtiyaçları doğrultusunda aileler ile birlikte yapılacak kaliteli ve eğlenceli etkinliklerden oluşan Telekonferansla Psiko-sosyal Destek Çalışması’nı hazırladık. Bu çalışma ile sanat, müzik, masal ve oyun gibi atölyeler kurguladık. Toplamda 18 gönüllü eğitmenin katılımı ile çalışmalarımıza başladık.  Ancak tüm ekibin evde böyle bir çalışma yapmak için gerekli donanımı yoktu. Aldığımız fon ile programladığımız bu çalışmayı hayata geçirmek için dernek içinde kapasite güçlendirme çalışması yaptık. İhtiyaç duyduğumuz ekipmanları temin ederek çalışmanın daha nitelikli hale gelmesini sağladık.

Teknik altyapı ile ilgili yetersizlikler, birlikte çalıştığınız çocukların internet erişimini artırmak amacıyla hayata geçirdiğiniz projenin sekteye uğramasına neden oldu. Çocukların internet erişimini artırmak ve bu sayede çevrimiçi faaliyetlerden faydalanmalarını sağlamak için önümüzdeki dönemde yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı? Salgının ve önlemlerin devam ettiği bu süreçte çalışmalarınıza hangi yöntemle devam etmeyi düşünüyorsunuz?

Telekonferans çalışmasını yürütmek ve yönetmek bizim açımızdan oldukça zordu. Ayrıca çocukların ve hatta bizim birbirimizi görmeye de ihtiyacımız vardı. Bilgiye erişimin sadece internet üzerinden sağlanabildiği bu dönemde dezavantajlı durumda olan mahalle sakinleri için internet hizmeti vermek istedik. Ancak mahallenin fiziksel durumundan ve tarihi yapısından kaynaklanan teknik altyapı sorunları nedeniyle bu kurulum sağlanamadı. Dolayısıyla çalışmaları interneti olan çocuklarla çevrimiçi olarak yürütüyoruz, olmayanlarla da telekonferans yapmaya devam ediyoruz. İçişleri Bakanlığının yayınladığı genelgeye göre dernek faaliyetleri ile ilgili kısıtlamalar Şubat 2021’e kadar uzatıldı. Şubat ayı itibari ile dernek merkezini çocuklar için güvenli hale getirip çalışmalarımıza tüm önlemleri almış şekilde başlamayı düşünüyoruz.

Salgın koşullarının devam ettiği bir ortamda, Rengarenk Umutlar Derneği’nin 2021 yılı için öncelik vereceği alanlar ve çalışmalar neler olacak? Derneğin gelecek dönem için planlarından bahseder misiniz?

Salgın koşullarında evde çalışma süreci bayağı güç. Sürecin ve kısıtlamaların daha ne kadar süreceğini kestiremiyoruz. Bu nedenle bu süreçte birincil çalışma önceliğimiz çocuklarla diyaloğu kesmemek ve onların bizlere acil durumlarda ya da istedikleri zaman ulaşabilecekleri bir sistem oluşturmak. Salgın sürecinde kurumsal kapasite geliştirme ve politika-strateji belgelerimizi hazırladık. Son süreçte oluşturulan belgeleri geliştirmeyi hedefliyoruz. Bunların yanı sıra çevrimiçi ve telekonferans çalışmalarımız da devam ediyor.

Diğer taraftan salgın ile artan çocuk işçiliği meselesine dair bir izleme çalışması yapmak ve buradan hareketle savunuculuk çalışmaları geliştirmek gibi bir planımız var. Alt yapısını oluşturduğumuz ve kısa zaman sonra tamamlayacağımız bu çalışmanın saha faaliyetlerine başlamak üzereyiz.

Salgından önce de var olan ancak salgın ile birlikte daha çok ihlal edilen çocuğun oyun hakkı ile ilgili başka bir izleme çalışması daha yapıyoruz. Bu rapor kısa zaman sonra internet sitemizde ulaşılabilir hale gelecek.