Sürdürülebilirlik Adımları Derneği (SADE), Türkiye’de sürdürülebilirlik çalışmalarının yaygınlaştırılması, etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yapıyor. European Bank for Reconstruction and Development (EBRD) ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında hibe ve kapasite gelişim desteği sağladığımız SADE, bu destek ile Türkiye genelinde farklı sivil toplum kuruluşlarının (STK) ve sivil inisiyatiflerin yaptığı sürdürülebilirlik odaklı etkinliklerin paylaşıldığı bir platform olan Çevreci Etkinlikler’in altyapısını ve içeriklerini yenileyerek çevrimiçi eğitim videoları oluşturdu.
Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Başkanı Emrah Kurum ve Genel Sekreteri Doğa Tamer ile yaptığımız röportajda; Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ve sürdürülebilirlik kavramına özel sektörün yaklaşımını, Z kuşağının iklim mücadelesindeki rolünü, derneğin 2022 planlarını ve hibe kapsamında yürüttükleri çalışmaları konuştuk.
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) çerçevesinden moda, tekstil, gıda gibi farklı sektörlerin kalkınmayı sürdürebilir kılmak ve güçlendirmek amacıyla sürdürülebilir iş modellerine geçtiğini biliyoruz. Farklı sektörden şirketlerle çalışmalar yürüten bir dernek olarak Türkiye’de sürdürülebilirlik kavramının ve SKA’in ne kadar anlaşıldığını düşünüyorsunuz? Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarının geliştirilmesini sağlamak için neler yapılması gerekiyor?
Sürdürülebilirlik Adamları Derneği, üçüncü yılını geride bırakmış olsa da sürdürülebilirlik özelinde yaptığımız çalışmalar 10 yılı buldu. Geriye dönüp baktığımızda ülkemizde sürdürülebilirlik çalışmalarının yaşadığı gelişimi ve şirketlerin sürdürülebilirlik konusunu sahiplenişlerini umutla izliyoruz. Şirketler bir zamanlar bu konuya kurumsal sosyal sorumluluk olarak bakıyorlardı. Üretim yaparken verdikleri zararı bir şekilde karşılamaya çalışıyorlardı. Bu doğrultuda yapılan işlerin büyük bir kısmı da sektörden ve şirket faaliyetlerinden uzaktı.
Tüketicilerin talebiyle perakendeciler, tedarikçiler gibi değer zincirinin diğer halkaları devreye girmeye başladı. Bazı zorunluluklar ve yaptırımlar getirildi. Tüm bunlar, şirketlerin döngüsel, kapsayıcı, sürdürülebilir iş modellerine geçişini başlattı. Sürdürülebilirliği, kurumsal yönetişim modellerinin içine aldılar. Firmalar müşterilerine, ilişkili olduğu diğer şirketlere, tedarikçilerine, bulundukları bölgeye, çalışanlarına, topluma hizmet etmeye ve gezegenin çıkarlarını gözetmeye yönelik bir sistem oturuyor. Şirketler, yapacakları faaliyetlerden zarar ya da yarar göreceğini düşünerek hareket ediyor. Herkesin taleplerini hesaba katarak hareket eden şirketler, küreselleşen dünyada hem daha anlamlı bir iş yapmış oluyor hem de yaptıkları iş uzun ömürlü olduğu için herkes kazanıyor.
Özel sektör Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşmada çok büyük rol oynasa da konunun hükümet düzeyinde sahiplenilmesi çok önemli. Sürdürülebilirliğe geçiş noktasında zorunluluklar ve talepler ön plana çıkıyor. Hükümetler de çıkardıkları mevzuatlar ve yaptıkları politikalarla bu zorunlulukları hızlandırıyorlar. Yerel yönetimlerin de büyük çabası ve etkisi var. Yerel yönetimler, bölgesel sorunlara çözümler üretebilmek için, sorundan etkilenen kişileri süreçlere dahil ediyor. Küresel bir sorunu ancak yerelleşerek çözebiliriz.
İklim değişikliği, sürdürülebilirlik gibi alanlarda yürütülen aktivizm çalışmalarında Z kuşağının daha görünür olduğunu görüyoruz. Beraber çalıştığınız gençleri göz önüne aldığınızda bu kuşağın çevre konusunda daha duyarlı olduğunu söyleyebilir misiniz? Bu duyarlılıklarını hayat pratiklerine ne şekilde dahil ediyorlar?
Gençler iklim mücadelesinde de haklarını arama noktasında da artık bizlerin liderleri çünkü bugün atılan her adımın onların geleceğini etkileyeceğini biliyorlar. Bugün ne satın alacaklarını seçerken markaların sürdürülebilirlik çabalarına büyük değer veriyorlar. Atık ve enerji tüketimini azaltma ihtiyacının çok daha farkındalar ve gezegen üzerindeki etkilerini en aza indirmek istiyorlar. Adil üretim yapan, etik değerleri olan markalara yöneliyorlar. Şirketlerin de harekete geçmesini bekliyorlar. Bir şirket, attığı adımlar ve yaptığı girişimlerle ilgili şeffaf bir iletişim yürütüyorsa tüketicilerin, özellikle de gençlerin güvenini kazanıyor. Araştırmalar; gençlerin %73’ünün bir ürün sürdürülebilir veya sosyal açıdan bilinçli bir şirketten geliyorsa bu ürüne daha fazla para harcamaya istekli olduğunu gösteriyor. Gençlerin % 81’i markaların şeffaf olmasını ve sürdürülebilirlik etkileri hakkında aktif olarak konuşmasını bekliyor.
Vakfımızın hibe ve kapasite gelişim desteği ile derneğinizin bir projesi olan Çevreci Etkinlikler Platformu’nun altyapısını ve içeriklerini yenilediniz. Platformdan ve bu kapsamda yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?
Çevreci Etkinlikler, 2013 yılında Türkiye genelinde farklı STK’ların ve sivil inisiyatiflerin yaptığı etkinlikleri tek bir yerde toplayan Türkiye’nin ilk çevre etkinlikleri platformu olarak kuruldu. Altyapısı ve içerikleri yenilenen platformun ziyaretçileri, Türkiye genelinde farklı kişi ve kurumlar tarafından gerçekleştirilen sürdürülebilirlik odaklı etkinlikleri takip etmeye devam ederken, eğitim videolarına ve iş ilanlarına da ulaşabiliyorlar.
STK’ların ve sivil inisiyatiflerin yaptığı sürdürülebilirlik odaklı etkinlikler Çevreci Etkinlikler platformu ile tek bir yerde toplanıyor. Çevresel ve sosyal açıdan duyarlı topluluklar, etkinliklerin ilgili kişilere doğrudan ulaşmasını sağlıyorlar. Kurumların sürdürülebilirlik odaklı iş ilanları Çevreci Etkinlikler platformunda paylaşılıyor. Sürdürülebilirlik alanında çalışmak isteyen bireyler, kurumların iş ilanlarını bu platformdan takip edebiliyorlar. Çevreci Etkinlikler platformunda oluşturulan sürdürülebilirlik odaklı dijital eğitim arşivi ile sürdürülebilirlik konusuna ilgi duyan, Türkçe kaynağa ihtiyaç duyan bireyler eğitim videolarından ücretsiz olarak faydalanabiliyorlar.
Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında aldığınız desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu? Fonu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?
Sürdürülebilirlik temelli işleri yaygınlaştırmak ve görünür kılmak amacıyla çalışmalarını sürdüren derneğimiz; Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu’ndan aldığı hibe desteği ile geçmişte çok başarılı işlere imza atmış, ödüllü Çevreci Etkinlikler platformunu yenileyerek STK’ların ve sivil inisiyatiflerin görünürlüklerine katkı sağlar hale geldi. Bu destek çalıştığımız alanda yeni kurumları tanımamıza vesile oldu. Var olan veri tabanımızı güncelledik ve güçlendirdik. Özellikle mentorluk süreci, derneğimiz açısından çok kıymetliydi. Mentorluk almaya başladıktan sonra iş süreçlerimiz gözle görülür bir şekilde hızlandı. Mentorumuzla yaptığımız görüşmeler, kendisinin yönlendirmeleri ve bize olan inancı enerjimizi ve çalışma motivasyonumuzu daha da artırdı.
Sürdürülebilirlik Adımları Derneği’nin 2022 yılı için öncelik vereceği alanlar ve çalışmalar neler olacak? Derneğin önümüzdeki dönem için planlarından bahseder misiniz?
2018 yılından bu yana Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları özelinde iyi uygulama örneklerinin görünür olması ve paydaşlar arasında işbirliklerinin güçlenmesi için yürüttüğümüz Sorunlara Çözümler Buluşmalarımıza devam ediyoruz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Programme-UNDP) Türkiye çözüm ortaklığı ve Zorlu Holding desteğiyle 2022’de beşinci yılını dolduracak olan Sorunlara Çözümler Buluşmaları ile bu yıl da 6 etkinlik gerçekleştireceğiz. Geçmiş buluşmalarımızı adresinden izleyebilirsiniz.
Nisan 2020’de derneğimizin Youtube kanalından başlattığımız Sürdürülebilirlik Gündemi adlı canlı yayınlara bu yıl da devam edecek, 2022’de de sürdürülebilirlik alanında yaşanan gelişmeleri konuşmak, çözüm önerilerini sunmak ve iyi uygulamaları paylaşmak üzere birbirinden değerli uzmanları ağırlayacağız. Bugüne kadar 28 yayın yaptık. Takip etmek isteyenler, adresinden yayınlarımıza ulaşabilirler.
Üniversiteden yeni mezun gençlerin toplumdaki ve iş hayatındaki yerlerini kuvvetlendirmek ve sürdürülebilirliğin yaygınlaştırılmasında öncü olmalarını sağlamak üzere yürüttüğümüz projelere, eğitim ve atölye çalışmalarına devam edeceğiz. Genç mühendislerin iklim krizinin önemli çıktılarından biri olan su yönetimi ve suya erişimde karşılaştıkları sorunlara ekip olarak nasıl çözüm üretebileceklerini deneyimlemelerini amaçlayan yeni bir projeye de başlıyoruz.
