Troya Çevre Derneği ile Hibe Desteğimizle Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

Troya Çevre Derneği, kentsel ve kırsal ölçekte enerji verimliliğini sağlamak, enerji demokrasisi ve toplum temelli enerji üretimini geliştirmek amacıyla Çanakkale’de faaliyet gösteriyor. 2017 yılında tamamı kadın kuruculardan oluşan Troya Enerji Kooperatifi’ni kuran dernek, yaptığı çalışmalarla diğer enerji kooperatiflerine yol göstermeyi ve enerji sektöründe çalışan kadınların sektördeki rolünü güçlendirmeyi hedefliyor.  European Bank for Reconstruction and Development (EBRD)ve Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında hibe ve kapasite gelişim desteği sağladığımız Troya Çevre Derneği, yenilenebilir enerji kooperatiflerini bir araya getirecek çevrimiçi bir platform yenilenebilir enerji kooperatiflerini bir araya getirecek çevrimiçi bir platform oluşturacak. Enerji ve enerji kooperatifleri ile ilgili podcast yayınları düzenleyerek kooperatiflerin çalışmalarını daha geniş bir kitleye duyurmalarını sağlayacak.

Troya Çevre Derneği Koordinatörü Oral Kaya ve Proje Asistanı Melis Yılmaz ile yaptığımız röportajda derneğin çalışmalarını, enerji sektöründe kadınların durumunu ve hibe desteğimizle yapacakları çalışmaları konuştuk.

Vakfımızı takip edenler derneğinizin yerel ve ulusal alanda iklim değişikliği ve etkileri üzerine yaptığı çalışmaları tanıyorlar. COVID-19 salgını ve bu kapsamda alınan önlemlerin sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını oldukça etkilediğini biliyoruz. Salgının çalışma alanınız ve kuruluşunuza etkilerinden bahseder misiniz?

Troya’nın üzerinde çalıştığı sosyal konular ve sorunlar arasında, iklim değişikliğine karşı yerel hareketleri desteklemek, iklim değişikliği ve tarım, ekolojik koruma, hava ve su kirliliği, atık yönetimi ve yerel yönetimler arasında politik ilişkileri geliştirmek bulunuyor. Derneğimiz son 7 yıldır ülkemizde çok yeni bir yaklaşım olan Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri’nin yerel, ulusal ve Avrupa düzeyinde geliştirilmesi için yenilenebilir enerji kooperatifleri üzerinde de çalışıyor.

COVID- 19 salgını her kuruluş gibi bizi de etkiledi, fakat başka alanlarda gelişmemize de olanak sağladı. Daha önce yüz yüze gerçekleştirdiğimiz toplantılarımızı ve etkinliklerimizi bu süreçte çevrimiçi platformlar üzerinden yürüttük. Bu durum, insanlarla daha iyi etkileşim kurmak ve ağımızı güçlendirmek için bir dezavantaj oluştururken öte yandan dijital ihtiyaçlarımızı belirlediğimiz ve kendimizi geliştirmeye başladığımız bir sürece girmemizi sağladı. Bu sürecin çevrimiçi araçlardan daha fazla faydalandığımız, çevrimiçi etkinliklere katıldığımız ve gerçekleştirdiğimiz bir dönem olduğunu söyleyebiliriz.

Belçika, Danimarka, İngiltere gibi Avrupa ülkelerdeki  örnekleri de inceleyerek 2017 yılında tamamı kadın kuruculardan oluşan Troya Enerji Kooperatifini kurdunuz. Bu kooperatifi kurma amacınızı ve kooperatif bünyesinde yaptığınız çalışmaları  anlatır mısınız?

Özellikle 2013 yılından itibaren yerel katılım ile, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak enerji üretimi üzerine çalışmalar yapıyoruz. Yerel katılımcılığın özellikle de tarım ve tüketim kooperatifleri aracılığı ile yaygın olmasını da göz önüne alarak, enerji kooperatiflerini ön plana çıkardık. Bu sürecin  ülkemizde çok yeni olması, hiçbir deneyimin ve yayının bulunmaması nedeniyle, ilk aşamada deneyim kazanmak ve bu deneyimi ilgili taraflar ile paylaşmak için TROYA Yenilenebilir Enerji Kooperatifi’ni kurduk. Kurucuların ve yönetimin kadınlardan oluşması, cinsiyet eşitliği kavramına inancımızın bir sonucudur. Biliyoruz ki her alanda kadın katılımcılığı, sivil alanın demokratikleşmesi ve kültürel kapasitesinin artmasına neden oluyor.

Yaptığınız çalışmalarda kadınların enerji ve ekoloji mücadelesine aktif olarak katılımının güçlenmesine öncelik veriyorsunuz. Bu iki alandaki sivil toplum kuruluşları ve aktivistlerin birlikte çalışmasının neden önemli olduğu ve bu birlikteliğin nasıl katkıları olabileceğine dair görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Son zamanlarda özellikle kadın kooperatifleri ve enerjide kadınların rolleri ile ilgili çalışmalara odaklandık. 4 Mayıs tarihinde Enerjide Kadın konulu uluslararası bir webinar düzenledik. Polonya, Almanya, Danimarka, Gürcistan ve Türkiye’den konuşmacıları bir araya getirerek farkındalık yaratmayı amaçladık. Türkiye’de kadın kooperatifleri 1999 yılında kurulmaya başladı. Kadın gruplarının girişimiyle oluşan kadın kooperatifçiliği zamanla hükümetin, yerel yönetimlerin, kalkınma ajanslarının ve hatta özel sektörün ilgi alanına girmeye başladı. Ticaret Bakanlığı Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı’nda kadınların kooperatifler çatısı altında üretmeleri ve istihdam edilmeleri konusunda girişimlerde bulunuldu. Kadın kooperatifleri sadece sağladığı sosyal ve ekonomik getirilerden dolayı değil aynı zamanda dayanışma ekonomisi potansiyeli taşıması bakımından da önemli bir örgütlenme modelidir. Türkiye’de kadınların ekonomiye sağladıkları katkılar geleneksel olarak hep geride kalmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, kadınların 2015’te işgücüne katılım oranı yalnızca %31,5’tir. Bu oran, BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ülkeleri, OECD ve AB üyesi gibi üst-orta gelirli ülkelerle kıyaslanmayacak kadar düşüktür.

Günümüzde kadın kooperatiflerinin kurulması kamu kurumlarından özel sektöre kadar bir dizi kurum ve yapı tarafından teşvik ediliyor. Fakat bu kapsamda ortaya çıkan kadın emeği ve istihdamına dair çeşitli meseleler ve sorunlar zaman zaman göz ardı ediliyor. Örneğin, altyapısal hazırlık çalışması yapmadan ve yasal yükümlülükleri bilmeden hızlıca kurulan kooperatifler, daha sonrasında kadınların hayal kırıklığı yaşamasına neden oluyor. Bu bağlamda karşılaşılan sorunun, küçük ölçekli ve çoğu zaman geleneksel kadınlık rolleriyle bağlantılı üretim yapan veya hizmet sunan kadın kooperatiflerinin bu yükümlülük ve sorumlulukları karşılayabilecek kapasitede olmamalarından kaynaklandığını söyleyebiliriz.. Ürün veya hizmetin baştan yanlış seçilmesi, gerekli altyapının hazırlamamış olması, gerekli eğitimlerin alınmamış olması, pazar alanı bulunamaması ve yeterince organize olunmaması gibi sebepler ile ürünler elde kalabiliyor ve yasal yükümlülüklerin altından kalkmak imkânsız hale gelebiliyor. Bu durumda, kadın istihdamı potansiyeli taşıyan kooperatifler, kadınların borçlandığı ve öncekinden daha güçsüz hale geldikleri yerlere dönüşebiliyor.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) 2019 yılında enerji sektöründeki kadın eksikliğine işaret eden bir rapor yayınladı. Bu rapora göre, kadınlar yenilenebilir enerji üretimi için iş gücünün yalnızca %32’sini, petrol ve gaz endüstrisi iş gücünün ise % 22’sini temsil ediyorlar. Yenilenebilir enerji sektöründe kadınların payı petrol ve gaz endüstrisine göre daha yüksek olsa da kadınlar bu sektörde çoğunlukla idari pozisyonlarda yer alıyor (kadınların% 45’i idari pozisyonlara sahipken, % 28 mühendislik pozisyonunda). Ayrıca kadınlar, hane halkı reisi konumlarından ve (ortalama olarak) düşük gelirlerinden dolayı iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha savunmasız durumdalar. Bu nedenle de enerji geçişine tam olarak dahil edilmeleri gerekiyor.

Troya Çevre Derneği olarak bu alandaki sivil toplum kuruluşları ve aktivistlerin kadınların enerji alanında kapasitelerinin güçlenmesini sağlamak, onlara ilham vermek ve girişimlerini desteklemek adına birlikte çalışmalarının önemli olduğunu düşünüyoruz.

Adaların kendi enerji sistemlerine sahip olması ve fosil yakıtlardan arınmasını sağlamak amacıyla VPP4ISLANDS projesini hayata geçiriyorsunuz. Projenin Gökçeada ve Bozcaada’da yaratmasını beklediğiniz değişimden ve bu doğrultuda yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

VPP4ISLANDS projesi ile adalarda yenilenebilir sistemlerin entegrasyonunu kolaylaştırmayı, akıllı ve yeşil enerjiye geçişi hızlandırmayı ve adaların enerji verimliliği potansiyelini yükseltmeyi  amaçlıyoruz. Aynı zamanda proje kapsamında  adaların yenilikçi depolama yaklaşımlarından faydalanmasını  sağlamayı hedefliyoruz.. Vatandaşların aktif katılımlarının teşvik edileceği bu proje ile adaların enerji konusunda kendi kendine yeterli olmasını sağlamak ve enerji üretim maliyeti düşürmek önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Bu hedeflere ulaşmak için  sanal enerji depolama sistemleri (Virtual Energy Storage Systems -VESS) ve dağıtılmış defter teknolojisinin (Distributed Ledger Technology – DLT)  uygulanmasını öneriyoruz.  Böylece, mevcut sanal enerji santrallerinde (Virtual Power Plant – VPP) devrim yapmayı ve akıllı enerji toplulukları oluşturmayı hedefliyoruz. VPP4Islands proje konsorsiyumu 1 büyük şirket, 1 dağıtım sistemi operatörü (Distribution System Operator -DSO), 7 KOBİ, 3 üniversite, 2 bölgesel enerji iletim organisasyonu (Regional Transmission Organization – RTO), 3 ada belediyesi ve 2 kar amacı gütmeyen kuruluştan oluşuyor. Projenin tüm süreçleri lider adalar konumunda olan İspanya’daki Formentera adası ve Gökçeada üzerinden yürütülüyor. Bununla beraber, ülkemizden Bozcaada, İtalya’da Grado adası ve Danimarka’daki Bornholm adası da proje ilerledikçe sürece dahil edilecek. Troya Çevre Derneği olarak,  bu süreçte adalarda enerji geçişi ile ilgili politika ve mevzuatlarla ilgili olarak bilgi sağlıyor, ada profilleri oluşturuyor ve  adalarda ağ oluşturma ve ortak girişimler ile ilgili tüm faaliyetleri yönetiyoruz. Dünyadaki tüm örnek adalar ve projelerle iletişim halindeyiz ve proje ağımızı sürekli genişletiyoruz.

Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında derneğinize dijital dönüşümünü güçlendirmek için bir kurumsal hibe ve kapasite gelişim desteği sağlıyoruz. Bu hibeyle ne tür çalışmalar yapacaksınız? Bu hibenin derneğinizin dijital dönüşümüne nasıl bir katkısı olmasını bekliyorsunuz?

Hibe kapsamında  enerji kooperatiflerini kurulacak olan çevrimiçi ağ altında toplayarak, hem kooperatiflerin birbirileri ile etkileşimini güçlendirmeyi hem de insanların enerji kooperatifleri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda belirli periyodlarla yenilenebilir enerji ve enerji kooperatifleri ile ilgili podcast yayınları düzenleyerek, bu ağ aracılığıyla kooperatiflerin sesini duyurmayı hedefliyoruz. Tüm bu adımlar, derneğimize dijital olarak yeni bir ivme sağlayacak ve yeni bir alanda  sesimizi duyurmamızı sağlayacak.