Tiyatro Kooperatifi, Özel Tiyatrolar için Bölgesel Kooperatifleşme Projesi için Çalışmalarına Başladı

Tiyatro sanatının kamusal bir hizmet olduğu ön kabulüyle, sektörel sorunlara kalıcı çözümler bulmak ve özel tiyatroların sesi olmak amacıyla savunuculuk ve kapasite geliştirme çalışmaları yapan Tiyatro Kooperatifi’ne Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği sağlıyoruz. Bu hibeyle, Özel Tiyatrolar için Bölgesel Kooperatifleşme projesini hayata geçiren Tiyatro Kooperatifi, proje kapsamında Türkiye’nin 7 bölgesinde hem ekonomik hem de sosyal açıdan sürdürülebilir ve güçlü bir sanat hayatını tesis etmek amacıyla 5 sosyal kooperatif kurulmasını destekleyecek ve bu kooperatiflerin sürdürülebilirliğinin sağlanması için kapasite geliştirme çalışmaları yapacak. Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Iraz Yöntem ile yaptığımız röportajda COVID-19 salgını ve bu kapsamda alınan tedbirlerin özel tiyatrolara etkilerini, Kültür Sanat Fonu kapsamında desteklediğimiz Özel Tiyatrolar için Bölgesel Kooperatifleşme projesini ve sosyal kooperatif modelinin tiyatroların güçlenmesindeki rolünü konuştuk. 

Tiyatro Kooperatifi’nin kuruluş amacından ve bu doğrultuda yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Tiyatro Kooperatifi olarak, özel tiyatroların sanatsal üretimini zenginleştirirken ekonomik, sosyal ve hukuki açıdan güçlenmesi ve sürdürülebilir hale gelmesi için çalışıyoruz. Amacımız, Türkiye’deki özel tiyatrolar için 21. yüzyılda dünya standartlarında tiyatro yapabilme alanını tesis etmek ve ekonomik fayda üretmek. Bu doğrultuda ekonomik, hukuki ve sosyal alanlarda bileşenlerimizin kapasitesini geliştirmek üzere mentorluk desteği sağlıyor; çeşitli projeler, kampanyalar, eğitimler ve seminerler düzenliyoruz. Bu süreçlerde ulusal ve uluslararası kültür kurumları, kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör, sivil toplum, akademi ve benzeri yapılarla iş birlikleri yapıyoruz. Bunların yanı sıra, mevzuatta iyileştirmelerin yapılmasını sağlamak ve çalışma alanımıza dair farkındalığı artırmak için savunuculuk faaliyetleri yürütüyoruz.

Kültür-sanat alanının ve özellikle de tiyatroların COVID-19 salgınından ve bu kapsamda alınan tedbirlerden ciddi anlamda etkilendiğini biliyoruz. Özel tiyatroların bu süreçten ne şekilde etkilendiğini ve bu etkilerin en aza indirilmesi için neler yapılabileceğini paylaşır mısınız?

Tiyatro Kooperatifi bileşeni 62 özel tiyatro üzerinden örneklemek gerekirse, salgın sürecinden önce 62 tiyatronun 25’inin sahnesi vardı. Salgın sürecinde bu sahnelerden 5’i kapandı. Sadece sahnelerimizi kaybetmiyoruz; gezici tiyatroların yaşam alanlarının da yok olduğu ve bu alanda çalışan binlerce emekçinin asgari yaşam giderlerini bile karşılayamadıkları bir tabloyla karşı karşıyayız. Şu anda 10 bileşenimiz aktif olarak destek kampanyaları yürütüyor ve çevrimiçi dükkanları üzerinden hediyelik eşya ve koleksiyon ürünleri satışı yapıyor. Bu kampanyaları Linktree bağlantımızda listeliyoruz, her bir tiyatro seyircisinin desteği çok değerli.

Sürecin olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarından taleplerimizi kamuoyuyla paylaştık. Aynı zamanda yerel yönetimlerin ve özel sektörün kültür sanat alanında oluşturacağı destek mekanizmaları ve sivil toplum kuruluşlarının bu alanda yürüteceği hibe programları da bulunduğumuz noktada hayati önem taşıyor.

Tiyatro Kooperatifi olarak, bu zorlu süreçte özel tiyatroların desteklenmesi amacıyla #BizdeYerinAyrı kampanyasını hayata geçirdiniz. Bu kampanyanın kapsamını ve sonuçlarını anlatır mısınız?

#BizdeYerinAyrı, Tiyatro Kooperatifi bileşeni 33 tiyatronun dahil olduğu bir seyirci destek kampanyası. Kampanya kapsamında tiyatro seyircileri ileri tarihli oyunlar için yerlerini önden ayırma imkânı elde ederken salgın döneminde tüm faaliyetleri durma noktasına gelen özel tiyatrolara destek oldular. Sürecin getirdiği ekonomik zorlukları bir nebze hafifletebilmek adına başlattığımız kampanya, seyirci ile tiyatro arasındaki bağın gücünü de görünür kılan bir dayanışma örneği oldu. Bireysel bağışçılardan yoğun ilgi gören kampanyanın kurumsal destekçileri de var.

Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde hibe desteği verdiğimiz Özel Tiyatrolar için Bölgesel Kooperatifleşme projesinin amacından ve projede yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Mayıs 2018’de yola çıkarken Türkiye’de bir Tiyatro Kooperatifleri Birliği kurmak da hayallerimiz arasındaydı. Salgın sürecinin başlamasıyla birlikte Türkiye çapındaki tiyatrolarla bir iletişim ağı oluşturduk ve bu tiyatrolara kooperatif yapısının ve birliğinin sorunlarımıza neden en iyi çözüm olduğunu düşündüğümüzü anlattık. İlk yol arkadaşımız Ağustos 2020’de kurulan Güney Marmara Tiyatro Kooperatifi oldu. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki tiyatro kurumlarının da örgütlenmesi; yerinden yönetim, demokratik katılım ve öz yönetim ilkeleriyle hareket edilebilmesi ve her bölgenin tiyatro yöneticilerinin kendi öznel koşullarına yönelik çözümler üretebilmesi adına önem taşıyor.

Proje kapsamında İç Anadolu, Ege, Akdeniz, Güneydoğu ve Karadeniz bölgelerinde 5 tiyatro kooperatifinin resmi kuruluşunu tamamlamasını sağlamayı hedefliyoruz. Çalışmalarımıza şimdiden başladık. 2018’den bu yana İstanbul’da elde ettiğimiz deneyimi kuruluş aşamasındaki kooperatiflerle paylaşıyoruz, onlara danışmanlık sağlıyoruz ve sosyal kooperatifçilik alanında mali ve hukuki açılardan kooperatif yapılanması konuları üzerine eğitim programları sunuyoruz.

Kültür Sanat Fonu sayesinde resmi bir kooperatif birliği kurma hedefimize daha kısa sürede ulaşabilecek ve güç birliğimizi büyütebileceğiz.

Kendisi de bir sosyal kooperatif olan Tiyatro Kooperatifi, proje ile bu modeli Türkiye’de yaygınlaştırmayı hedefliyor. Sosyal kooperatif modelini ve kültür sanat alanı için neden önemli olduğunu anlatır mısınız?

Sosyal kooperatifler Türkiye’de henüz ayrı bir tüzel kişilik olarak tanımlanmıyor fakat biz tüm çalışmalarımızı sosyal kooperatif modeline uygun olarak yürütüyoruz. Sosyal kooperatifçiliğin ilkelerine uygun olarak kamu yararı misyonuyla hareket ediyor ve sosyal fayda üretmek amacıyla çalışıyoruz. Tiyatro Kooperatifi, bu anlamda özgün yapısıyla Türkiye’de ve dünyada bir ilk.

Sanatın kamusal bir faaliyet olduğu ön kabulünden hareketle, kültür sanat alanında sosyal kooperatif modelinin yaygınlaşmasının kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör ile farklı iş birlikleri geliştirilmesine, sanat kurumlarına ekonomik fayda sağlayacak projeler üretilmesine ve alandaki dayanışma kültürünün güçlenmesine zemin hazırlayacağı görüşündeyiz. Uzun vadede, kültür sanatın farklı dallarında faaliyet gösteren kooperatiflerle ülkemizde sürdürülebilir bir kültür sanat hayatı tesis edebilmek için birlikte yürüyebilmeyi hayal ediyoruz. Yayıncılık ve sinema gibi alanlardaki kooperatifleşme çalışmalarını da heyecanla takip ediyoruz.