Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yapacağı Çalışmaları Anlattı

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde Kahane Foundation finansmanıyla desteklediğimiz Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği (Tarlabaşı Toplum Merkezi – TTM) yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığın azaltılmasını amacıyla Beyoğlu, Tarlabaşı’nda koruma, güçlenme ve savunuculuk faaliyetleri yürütüyor. Fon kapsamında hibe ve mentorluk desteği sağladığımız TTM, finansal sürdürülebilirlik ve iletişim alanlarında kurumsal kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapacak. Derneğin Kapasite Geliştirme Koordinatörü Naci Emre Boran ile salgının birlikte çalıştıkları gruplar üzerindeki etkilerini, yakın zamanda yayımlanan COVID-19 Sürecinde İstanbul’un Farklı Yerleşimlerinde Çocukların Haklarına Erişimi Araştırması’nın öne çıkan bulgularını ve Kurumsal Destek Fonu kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk.

Vakfımızı takip edenler Tarlabaşı Toplum Merkezi’ni (TTM) ve çalışmalarını yakından tanıyor. Son olarak Ağustos ayında yaptığımız röportajda TTM’nin ve çalışmalarının salgından nasıl etkilendiğini konuşmuştuk. Ağustos’tan bu yana geçen sürede derneğinizin ve birlikte çalıştığınız grupların değişen ihtiyaçları oldu mu?  Bu ihtiyaçlara cevap verebilmek için neler yapıyorsunuz?

Tarlabaşı’nda yaşayan çocuk ve kadınlar kamu hizmetleri ile sağlık ve eğitim hakkına erişimde zorluk yaşarlarken COVID-19 salgınında derinleşen yoksullukla temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiler. Bu bağlamda ihtiyaçlar değişmiyor, derinleşiyor. TTM, bu süreçte koruma, güçlenme ve savunuculuk faaliyetleriyle bu ihtiyaçlara cevap vermeye çalışıyor.

Koruma faaliyetleri olarak psikolojik danışmanlık sağlıyoruz; kamusal hizmetlere ve sosyal yardımlara yönlendirmeler yapıyoruz. Güçlenme faaliyetleri olarak çocuklarla Oyun Grubu, Sanat ve Fotoğraf atölyeleri ve yetişkinlerle psiko-sosyal destek çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Çocukların atölyelere katılımı için ihtiyaçları olan malzemelerle de onları destekliyoruz. Örneğin Ekim ayında hazırladığımız eğitim kitlerini 52 hanede 125 çocuğa ulaştırdık.

Savunuculuk bağlamında da mahallede yaşanan hak ihlallerini görünür kılmayı önceliklendiriyoruz, bu bağlamda izleme faaliyetlerimizi ve farkındalık artırma çalışmalarımızı sürdürüyoruz. COVID-19 salgını sürecinde hayata geçirdiğimiz İstanbul’un Farklı Yerleşimlerinde Çocukların Haklarına Erişimi Araştırması’ndan öne çıkan bulgulardan biri olan çocukların doğru ve güvenilir bilgi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ürettiğimiz animasyon filmi bu bağlamda örneklenebilir. “Pandemiden Sıkıldım” animasyon filmindeki amacımız, çocukların söz konusu ihtiyacını karşılayabilmekti.

Çocuk hakları alanında çalışmalar yapan farklı sivil toplum kuruluşları ile birlikte gerçekleştirdiğiniz “COVID-19 Sürecinde İstanbul’un Farklı Yerleşimlerinde Çocukların Haklarına Erişimi Araştırması”nın bulguları yakın zamanda yayımlandı. Birlikte çalıştığınız hedef kitle açısından düşünüldüğünde araştırmanın size göre öne çıkan sonuçları neler oldu?

Nisan-Temmuz 2020 tarihlerinde yapılan COVID-19 Sürecinde İstanbul’un Farklı Yerleşimlerinde Çocukların Haklarına Erişimi Araştırması, İstanbul’un Fatih’de Karagümrük, Çapa, Mevlanakapı, Fındıkzade, Ataşehir’de Kayışdağı, Sancaktepe’de Sarıgazi ve Beyoğlu’nda Tarlabaşı mahallelerinde toplam 122 çocuk ve 85 bakımverenin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırmada, COVID-19 sürecinde kırılgan bölgelerde ve risk altındaki çocukların, diğer bir deyişle özel koruma önlemleriyle desteklenmesi gereken çocukların, haklarına erişimine dair durum tespiti yapmak, hangi alanlarda haklara erişilemediğini, bunun çocuklara etkisini ve alınması gereken kısa ve uzun vadeli önlemleri ortaya koymak amaçlandı.

COVID-19 sürecinde hastalıktan en az etkilenen grupta yer alan çocuklar, okulların uzaktan eğitime geçişi ve 20 yaş altı sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte uzun süre evde kaldı ve haklarına erişim konusunda pek çok engelle karşılaştı. Araştırmaya katılan çocukların üçte biri uzaktan eğitime düzenli erişemiyor olduğunu ve %41’i öğretmenleriyle düzenli iletişim kuramadığını; bakımverenlerin %48’i COVID-19 pozitif durumunda evde karantina koşullarının mümkün olmadığını ve %73’ü COVID-19 süreci öncesi düzenli geliri olmadığını veya COVID-19 sürecinde işini kaybettiğini ifade etti.

Çocukların yaşama, hayatta kalma ve gelişim, bilgi ve medyaya erişim, sağlık, eğitim, oyun, dinlenme ve kültürel hayata katılım haklarına erişimine dair bulgular ve öneriler için farklı dillerde yetişkin ve çocuk olarak iki kategoride hazırlanan araştırma raporlarını inceleyebilirsiniz. Ayrıca, araştırmanın çocuklar için hazırlanmış bir internet sitesi de bulunuyor.

Birlikte çalışacağınız gönüllüleri belirlemek üzere 2020 yılı ikinci dönemi için gönüllü çağrınızı yakın zamanda tamamladınız. Gönüllülerin Tarlabaşı Toplum Merkezi’nde üstlendiği görevlerden ve gönüllülerle birlikte çalışırken dikkate aldığınız ilkelerden bahseder misiniz? Salgın koşullarında gönüllülerle nasıl çalışıyorsunuz?

2020 yılı ikinci dönem başvuruları içinden gönüllülük için gerekli görüşmeleri tamamlayan 34 yeni gönüllümüz var. Normal şartlarda her gönüllü ile birebir görüşerek süreci yönetiyorduk. Salgınla birlikte ilk kez gönüllülük görüşmelerini çevrimiçi grup toplantıları halinde gerçekleştirdik ve bu görüşmelerin içeriğini kurumsal eğitim videoları ile destekledik. TTM’de gönüllülük sürecinin başlangıcında gönüllü yükümlülükleri, çalışma ilkeleri ve çocuk güvenliği politika belgelerimizde ortaklaşabilmeyi hedefliyoruz. Uzaktan çalışma koşullarında da bu husus geçerli olmayı sürdürüyor. Aradan geçen sürede toplumsal cinsiyet ve çocuk güvenliği eğitimleri ile gönüllüleri destekledik. Eğitim ve etkinliklerle birlikte, düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz gönüllü buluşmalarına da çevrimiçi olarak devam ediyoruz.

Gönüllüler TTM’nin kuruluşundan beri kurumsal yapının önemli bir parçası ve tüm kurumsal faaliyetlere dahil olabilmeleri gönüllülük faaliyetlerimizin temel amacı. Uzaktan çalışma koşullarında da çalışma ilkelerimiz ve çocuğun üstün yararı sınırları içinde gönüllüler farklı kurumsal faaliyetlere dahil olmaya başladı. Çeviri, düzelti, tasarım, video düzenleme gibi faaliyetlerle birlikte çocuklara yönelik yapılan akademik destek çalışmalarında da yer alıyorlar. Gönüllüler ile çocukları dijital platformlarda bir araya getiriyoruz. Ekibimizden bir kişinin de eşlik ettiği bu çalışmaların hem gönüllülere hem de çocuklara iyi geldiğini gözlemledik.

Salgının ve bu kapsamda alınan tedbirlerin zorunlu hale getirdiği değişiklikleri de düşündüğünüzde, toplum temelli çalışan bir sivil toplum kuruluşu olarak bu süreçte öne çıkan kurumsal ihtiyaçlarınız neler oldu?

TTM olarak salgınla geçen 6 ayın ardından faaliyetler ve ekip koordinasyonu bağlamında   kurumsal yapımızı koşullara uyarlayabildiğimizi söyleyebiliriz. Faydalanıcılarla merkez binasında yürütülen faaliyetlerin uzaktan gerçekleştirilmesi, ekibin ve atölye yürütücülerinin yeni beceriler edinmesini ve TTM çalışma ilkelerinin dijital ortamlara uyarlanmasını gerektirdi. Diğer taraftan hali hazırda TTM’nin önceliklendirdiği toplumsal sorunlardan biri olan yoksulluğun azaltılması için koruma, güçlenme ve savunuculuk bağlamlarında yürütülecek çalışmalar öne çıkıyor ve 2021 için kurumsal stratejinin belirlenmesinde etkili olacak.

Türkiye’deki küçük ve orta ölçekli sivil toplum örgütlerinde önemli bir mesele olan finansal sürdürülebilirlik özellikle salgın ile birlikte TTM için de bir kurumsal ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Salgının etkisiyle küresel çapta gerçekleşmesi beklenen finansal daralma, sivil alanın kaynaklarını da etkileyecek. Bu bağlamda kurumsal fon ve hibe desteklerinin azalması ve odaklanılacak faaliyet alanlarında değişimler öngörülüyor.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminden hibe alan kuruluşlar arasında yer alıyorsunuz. Bu hibe kapsamında hangi kurumsal gelişim başlıklarına odaklanacaksınız? Bu başlıklar altında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Fon ile finansal sürdürülebilirlik konusunda kurumsal gelişimimizi sürdürmeyi planlıyoruz. Bu bağlamda, hibeyi temel giderler, insan kaynağı ve iletişim harcamaları için kullanacağız. Finansal sürdürülebilirlik için kurumsal kaynak geliştirme faaliyetlerinin 2020 yılı değerlendirmesini, 2021 kaynak geliştirme planının oluşturulmasını ve uygulanmasını hedefliyoruz.

TTM olarak 2021 finansal risk analizleri çerçevesinde, bireysel bağışçı geliştirme faaliyetlerimizi hem çeşitlendirmeyi hem de sürdürülebilir kılmayı; 2021 yılında TTM’nin faaliyet alanına yönelik fon veren kurumların ve kurumsal destek veren fonların detaylarını araştırmayı, gerekli iletişim ve başvuruları gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Diğer taraftan kaynak geliştirme faaliyetlerimizi iletişim faaliyetleri ile destekleyeceğiz. İnternet sitemizin güncellenmesi, KVKK’nın iletişim faaliyetlerine uygulanması ve Açık Açık üyeliği gibi faaliyetler de bu bağlamdaki hedeflerimiz arasında yer alıyor.