Temiz Giysi Kampanyası Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yapacağı Çalışmaları Anlattı

Tekstil işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini amacıyla çalışmalar yapan Temiz Giysi Kampanyası Derneği (Temiz Giysi Kampanyası) tüketici aktivizm kampanyaları düzenliyor; farklı paydaşlarla savunuculuk ve lobicilik faaliyetleri yürütüyor ve daha fazla işçinin meslek hastalıklarından korunması ve tedaviye erişebilmesi için bilgilendirme çalışmaları yapıyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde desteklediğimiz Temiz Giysi Kampanyası Derneği, sağladığımız hibe ile iletişim stratejisi oluşturmak ve bu stratejiyi uygulamak için çalışmalar yapacak.  Derneğin Kaynak Geliştirme ve İletişim Sorumlusu Sevinç Coşkun ile Temiz Giysi Kampanyası’nın yürüttüğü araştırma ve savunuculuk çalışmalarını, salgının çalıştıkları alanlardaki etkilerini ve hibe kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk.

Temiz Giysi Kampanyası Derneği’nin amaçlarından ve bu doğrultuda gerçekleştirdiği çalışmalardan bahseder misiniz?

Tabii ki, Temiz Giysi Kampanyası Derneği’nin temel amacı tekstil işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi. Derneğimiz tekstil işçilerinin normal mesai saatlerini aşmadan, hayatlarını idame ettirebilecekleri bir maaş karşılığında, tamamı korunma yöntemleriyle önlenebilir olan meslek hastalıkları ve iş kazalarına yol açmayacak şartlar altında çalışabilmesini hedefliyor ve bu doğrultuda Şeffaflık, Yaşam Ücreti, Acil Eylem Davaları ve Meslek Hastalıkları alanında çalışmalar yürütüyor.

Derneğimiz, uluslararası Clean Clothes Campaign ağıyla birlikte tekstil markalarının şeffaflaşması için lobi faaliyetleri hayata geçiriyor ve tüketici kampanyaları organize ediyor. Markaların, taşeron firmalardaki kötü çalışma şartlarına karşı sorumluluk almalarını sağlamak adına tedarik zincirlerini şeffaflaştırmak için çalışıyoruz. 2019 yılı içinde markaların taşeron uygulamalarındaki usulsüzlükleri deşifre etmek için potasyum permanganat kullanımı ve tekstil endüstrisinde çalışan Suriyeli işçiler üstüne iki araştırma raporu yayınladık ve yaygınlaştırdık. Potasyum permanganat kullanımın yasaklanması ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

Tekstil işçilerinin, birer insan hakkı olan gıda, barınma, giyim, eğitim gibi masraflarını karşılayabileceği bir ücret alması için çalışma yürütüyoruz. Çalışmalarımıza 2013 yılında “5 yıl içinde bu ücretin ödeneceği” sözünü veren H&M’le başladık. 2018 yılında Türkiye’nin de dahil olduğu 4 farklı ülkedeki H&M tedarikçisi fabrikalarda birer saha araştırması yapıp ödenen ücretin yaşam ücretinden çok uzak olduğunu raporladık. Yayınladığımız rapor ve imza kampanyasıyla araştırmamıza konu olan Pameks Tekstil çalışanlarının maaşlarının %40’ına denk gelen 1.000’er TL zam almasını sağladık.

Tekstilde çalışan bir işçi ücretini alamadığında, sendikaya üye olduğu için işten atıldığında, tacize ya da mobbinge maruz kaldığında derneğimizin Acil Eylem Davası sistemine başvurabiliyor. Biz de markayla lobi faaliyetleri yürüterek ve tüketici kampanyaları örgütleyerek bu sorunlara çözüm üretilmesi için çalışıyoruz. Bugüne kadar Desa, Mullberry ve Zara işçilerinin mağduriyetinin giderilmesini sağladık.

Türkiye’de tüm sektörlerde meslek hastalıklarının bilinirliğini arttırmak ve işçilerin meslek hastalıklarından korunmasını amacıyla www.meslekhastaligi.org sitesini kurduk. Düzenli haber ve köşe yazıları yayınlıyoruz. Ayrıca, tarafımıza ulaşan işçilere bilgi desteği veriyor, gerektiğinde tıp ya da hukuk personeli gönüllülerimize yönlendiriyoruz. 2020’de internet sitemizi Arapçaya tercüme ettik. Bir senedir yürüttüğümüz Meslek Hastalığı projesi kapsamında çalışma şartlarından kaynaklanan meslek hastalıkları hakkında Arapça ve Türkçe kitapçıklar ve videolar hazırladık. Bu kitapçık ve videolarda 12 farklı iş sektöründe ortaya çıkabilecek hastalıkları, alınması gereken koruyucu önlemleri ve meslek hastalığı ortaya çıktığında neler yapılması gerektiğini paylaştık. Şu an bir ajansla birlikte bu projenin daha çok işçiye ulaşabilmesi için bir kampanya yürütüyoruz. Önümüzdeki dönemde de hazırladığımız bu içerikleri çalışanların faydalanması için yaygınlaştırmaya devam edeceğiz.

Temiz Giysi Kampanyası Derneği, uluslararası alanda işçi hakları için mücadele eden Clean Clothes Campaign’ın Türkiye organizasyonunu yürütüyor. Clean Clothes Campaign ile iş birliğinizin kapsamı nedir? Uluslararası bir ağın parçası olmak derneğinize ve yaptığınız çalışmalara ne tür katkılar sağlıyor?

Clean Clothes Campaign (CCC) tekstil üretimi yapan ülkelerdeki yerel sorunları ve değişim hedeflerini tespit etmek için çalışan, 200’den fazla kurum ve sendikadan oluşan bir ağ. Ağ içindeki ülkeler arasında hem üretimin hem de tüketimin olduğu nadir ülkelerden biri olarak ayrı bir yerimiz var. Türkiye’deki tüketicilere işçilere yönelik yapılan haksızlıkları ve adaletsizlikleri duyurmak, tüketicilerin de desteğini alarak bu alanda dönüşüm sağlamak ve taleplere cevap almak diğer ülkelere göre çok daha mümkün.

CCC, hem strateji geliştirmemize hem de Türkiye’de yürüttüğümüz kampanyaları dünyanın dört bir yanına duyurmamıza ve yaygınlaştırmamıza destek oluyor. CCC ağının bir parçası olmanın en güzel yanlarından biri hak arayışı için yola çıktığınız bir kampanyada, Endonezya’dan Kanada’ya, neredeyse dünyanın her bir ülkesinden ekip arkadaşlarınızın yanınızda olduğunu bilmek. Buna ek olarak, Temiz Giysi Kampanyası olarak ağın yönetiminde ve ağ içindeki gruplardan olan European Production Focus Group, Urgent Appeal Group ve Network Building Group’da derneğimizin Yönetim Kurulu Başkanı Abdulhalim Demir koordinatör olarak aktif şekilde yer alıyor.

COVID-19 salgınının işçi haklarına ve bu alanda verilen hak mücadelelerine nasıl etkileri oldu? Birlikte çalıştığınız gruplar özelinde, salgının ekonomik ve sosyal etkilerinden bahseder misiniz?

Salgın bütün alanları olduğu gibi derneğimizin çalışma alanlarını da etkiledi. Bu nedenle de iş yükümüz oldukça arttı. Mevcut yıllık faaliyet planımızı salgına uygun olarak güncelledik. Yakın zamanda aldığımız bir hibe sayesinde COVID-19’un tekstil işçilerini nasıl etkilediğini raporlayacak bir araştırma için çalışmaya başladık. Mart başından beri düzenli olarak tekstil işçilerinin bu süreçten nasıl etkilendiğini kayıt altında tutmaya çalışıyoruz. Ayrıca COVID-19’un tüm çalışanlar için meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için Aile, Sosyal Hizmetler ve Çalışma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’na yönelik bir imza kampanyası başlattık. 13 Kasım itibariyle ulaştığımız imza sayısı 23 bini geçti.

Tüm bunların yanında biliyoruz ki Temiz Giysi Kampanyası olarak alanda olduğumuz sürece güçlenip sosyal sorunlara çözümler üreterek faydalanıcılarımızı güçlendirebiliriz. Uzaktan çalışmamız ve rutin işleri şu anki haliyle yürütmemiz sadece bu süreci atlatabilmek için geçici olarak uyguladığımız bir durum. Beraber çalıştığımız kişilere, faydalanıcımız olan gruplara yakın olabilmek için internet sitesi ve sosyal medya çalışmalarına ağırlık vermeye başladık, kişilere ulaşmanın alternatif yollarını düşünüyoruz ve bu sırada Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın desteğiyle iletişim stratejimizi iyileştirmeye çalışıyoruz.

Çalıştığımız grup özelindeyse geçtiğimiz süreçte COVID-19, tekstil işçilerinin hayatlarını oldukça etkiledi. Salgının başlarında hem salgın önlemleri hem de sipariş olmadığı için tekstil firmalarının büyük bir bölümü üretime ara verdi. Bu süreçte işçilerin büyük bir kısmı ya zorunlu olarak yıllık izinlerini kullandılar ya da yaşam ücretinin çok altında olan 1.177 TL tutarındaki kısa çalışma ödeneği ile geçinmek zorunda kaldılar. Nisan ayında %40 oranında düşen tekstil üretiminin kapasitesi Haziran’da başlayan normalleşme ile birlikte artmaya başladı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre Mart’tan beri en az 20 tekstil işçisi COVID-19 yüzünden hayatını kaybetti.

Türkiye’de meslek hastalıkları konusunda bir farkındalık var mı? Dernek olarak yaptığınız kampanya ve savunuculuk çalışmalarının konuyla ilgili bilincin artmasında nasıl bir etkisi oluyor?

Maalesef ülkemizde meslek hastalıkları yeterince bilinmiyor. Ülkemizde meslek hastalığı bilinirliği ve teşhisi alan işçi sayısı ile Dünya Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (International Labour Organization – ILO) Türkiye’yle dair verileri hiçbir şekilde eşleşmiyor. ILO Türkiye ise çalışma koşullarına bakıldığında her yıl 40 ila 120 bin arasında meslek hastası beklendiğini öngörüyor. Fakat Dr. Rana Güven 2012 yılında yaptığı bir çalışmada bu yüksek tahmine rağmen 2010 yılında sadece 433 vakanın olduğunu aktarıyor. Kot kumlama işçileri için yaptığımız Silikozis Kampanyası bu sayıyı artırsa da gerçek rakamdan hala çok uzaktayız.

Temiz Giysi Kampanyası Derneği silikozis ile bilinirlik kazandırdığı meslek hastalığı konusunda ciddi bir farkındalık yaratarak yüzde yüz önlenebilir durumda olan meslek hastalıkları vakalarını olmadan önlemek ve bu hastalıklara yakalananlara yol göstererek yasal haklarına ulaşmalarını sağlamayı hedefliyor. Yukarıda da belirttiğimiz üzere bu sene çeşitli meslek kollarında çalışan işçiler için bilgilendirici kitapçık ve videolar hazırladık, şu an bu çıktıları yaygınlaştırmak için bir sosyal medya kampanyası üzerine çalışıyoruz. Yine daha önceden de bahsettiğimiz gibi şu an hepimizin en önemli gündemi olan COVID-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için bir kampanya sürdürüyoruz.

Arapça ve Türkçe dillerinde çeşitli içeriklerin olduğu meslek hastalığı internet sitemiz aylık ortalama 180 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor. Ayrıca sayfada yer alan telefon hattı ve sosyal medya üzerinden bize ulaşanlara meslek hastalığı hakkında bilgi vermeye, gerekli olduğu durumlarda arayan kişileri birlikte çalıştığımız gönüllü avukat ve doktorlara yönlendirmeye devam ediyoruz. Bir süredir projelerin yoğunluğu dolayısıyla azaltmak durumunda kaldığımız haber ve röportajlara da tekrar ağırlık vereceğiz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde sağladığımız hibe kapsamında odaklanacağınız kurumsal gelişim başlıkları neler olacak? Bu başlıklar altında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Ana başlığımızı iletişim olarak belirledik. Amacımız salgın dönemiyle evlere kapandığımız, birbirimize ulaşmak için araçlarımızın kısıtlandığı bu dönemde iletişim stratejimiz üzerine çalışıp iletişim dili, iletişim araçları ve bu araçların nasıl kullanılacağını özetleyen bir iletişim planı ortaya çıkarmak ve Temiz Giysi Kampanyası’nın hangi alanlarda nasıl çalışmalar yaptığının hem hedef kitle hem de olası paydaşlar tarafından net bir biçimde bilinir olmasını sağlamak. Bu sayede daha çok insana ulaşıp yaptığımız çalışmaları, amacımızı, değiştirmek istediklerimizi ve sağladığımız faydayı anlatabileceğimizi düşünüyoruz.