Yeryüzü Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarına Başlıyor

Yeryüzü Derneği, sürdürülebilir yaşam prensiplerinin hayata geçirilmesini, ekolojik, paylaşımcı ve doğayı koruyan bir toplum yaratılmasını sağlamak amacıyla çalışmalar yapıyor. Dernek bu kapsamda kent bahçeleri ve gıda toplulukları oluşturuyor, tohum takas ve ileri dönüşüm şenlikleri, kampanyalar, çalıştaylar ve eğitim faaliyetleri düzenliyor. Kurumsal Destek Fonu’un 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağladığımız Yeryüzü Derneği, iletişim alanında kurumsal kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapacak.  Yeryüzü Derneği Gönüllüsü Ayten Timur ile üzerinde çalıştıkları topluluk destekli tarım modelini, yeni gıda kooperatifleri Yeryüzü Kooperatifi dükkanını ve Kurumsal Destek Fonu kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk.

Gıda üretimi ve tüketimi arasında doğrudan bağlantı kuran Topluluk Destekli Tarım modelini ve Yeryüzü Derneği’nin bu model kapsamında yaptığı çalışmaları anlatır mısınız?

Dünyada Topluluk Destekli Tarım uygulamaları ilk olarak Japonya’da 70’li yıllarda 30-40 kadar kadının girişimi ile başladı. Onları örnek alarak, benzer uygulamayı Fransa’ya taşıyan gönüllüler, AMAD’ı kurdular. Biz de Yeryüzü Derneği olarak uygulamanın detaylarını Fransızlar’dan öğrendik. Temel olarak problem, tarlasında üretim yapan küçük üreticinin ürünlerinin dev gibi gıda sisteminin dişlileri arasında yok olup gitmesi ve küçük üreticinin hayatını sürdüremez olması. Bu uygulama ile onlara ürününün gerçek değerini veriyoruz ve gerekirse ön ödeme yaparak kabzımala borçlanma sıkıntısından kurtarıyoruz. Buna karşın küçük üretici ne üretmiş, nasıl üretmiş, üretirken kendi habitatına zarar vermiş mi gibi konuları öğrenme ve onlarla etkileşime girme şansı yakalıyoruz.

Şubat ayında yaptığımız röportajda yakın zamanda bir gıda kooperatifi kurduğunuzdan bahsetmiştiniz. Bu kooperatifin amaçlarını ve bu süreçte yaşanan gelişmeleri paylaşır mısınız? Gıda kooperatiflerinin bu alanda nasıl bir dönüşüm yaratmasını öngörüyorsunuz?

Gıda kooperatifimizi Mart ayında Yeryüzü Kooperatifi ismi ile hayata geçirdik. İstanbul Bostancı’da açtığımız birinci dükkanda gerek mahalleli ile gerekse çevre semtlerden gelen yüzlerce türetici ile değerli bir iletişim yakaladık. Topluluk destekli tarım uygulaması, sadece meraklısına ve daha çok sosyal medyada vakit geçiren ilgililere ulaşırken bu dükkan sayesinde çok daha farklı bir kitleyle ilişki kurma şansını yakaladık. Bizim gözümüzde raflara koyduğumuz ürünlerin değeri çok yüksek. Bu sevgi ve saygı dükkana uğrayanları şaşırtıp bizimle gönül bağları kurmalarını sağladı. Önümüzdeki dönemde, resmi kurumlardan ya da vakıf, dernek gibi kurumlardan yeterli desteği alabilirsek dükkan sayımızı artırmayı planlıyoruz. Önceliğimiz olan ilçeler Ataköy, Beşiktaş ve Sancaktepe olacak.

Yeryüzü Derneği çalışmalarını gerçekleştirirken farklı paydaşlarla iş birlikleri kuruyor. Yaptığınız iş birliklerinden ve bu iş birliklerinin derneğe katkılarından bahseder misiniz?

Birlikte iş üretme kültürünün önemine çok inanıyoruz. Esasında önümüzdeki dönemde Türkiye’de ve dünyada çatışmanın değil, iş birliği ve birlikte hareket etme kültürünün yerelden başlayarak yayılacağını ve değer kazanacağını, bu yörüngenin dışında kalan topluluk ya da toplumların dışlanacağını düşünüyoruz. Bu nedenle dernek içinde şiddetsiz bir iletişimin önemine inanıyor ve bu konuda eğitimler alıyoruz. Bu ilişki biçimini, zorlama olmadan sadece örnek olarak dalga dalga yaymak için çaba harcıyoruz. Bu pencereden bakınca, giriştiğimiz etkinlik ve eylemlerin etkisinin daha güçlü olacağını düşünüyoruz.

COVID-19 salgınıyla başlayan sürecin çalışma yaptığınız alanlarda ve kurumsal olarak işleyişinizde yarattığı değişikliklerden bahseder misiniz? Bu süreçte çalışmalarınıza devam edebilmek için kullandığınız farklı yöntemler varsa bizimle paylaşır mısınız?

Ne yazık ki biz de diğer herkes gibi etkinliklerimizi çevrimiçine taşıdık. Henüz bu konuda çok becerikli olduğumuzu ve yeteri kadar verim aldığımızı düşünmüyoruz. Ancak bu yeni deneyimin karbon ayak izini düşürmesi olumlu yaklaştığımız bir kazanım. COVID-19 sonrası dönemde de pek çok toplantı ve buluşmanın çevrimiçi süreceğini düşünüyoruz. Bu nedenle bu yeni iletişim şekilleri üzerine düşünüyoruz ve bu konuyu aramızda tartışıyoruz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 döneminde sağladığımız hibe kapsamında odaklanacağınız kurumsal gelişim başlıkları neler olacak? Bu başlıklar altında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Kurumsal Destek Fonu’ndan 2020 döneminde alacağımız hibeyle bütünüyle iletişim konusuna odaklanacağız, özellikle de sosyal medya iletişimimiz üzerine çalışmalar yapacağız. Instagram ve Twitter gibi kanallardan gönüllülerimizle kurduğumuz bağı güçlendirmeye çalışacağız, ayrıca yeni gönüllülere ulaşmayı hedefliyoruz. Geçmişte yaptığımız veya devam ettirdiğimiz projelerdeki birçok bilgi, ekolojik hayata gönül vermiş arkadaşlarımız için bir rehber niteliği taşıyor. Bu sebeple internet sitemizin güncellenmesi de bizim için çok önemli.