Doğa ve Çevreyi Koruma Yaşatma Derneği ile Çalışmalarını Konuştuk

Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağladığımız Doğa ve Çevreyi Koruma Yaşatma Derneği (DOĞÇEV) doğal hayatın ve ekolojik dengenin korunması amacıyla özellikle sokak hayvanlarının tedavi edilmesi, beslenmesi ve aşılanması konusunda çalışmalar yapıyor. DOĞÇEV Başkanı Behiye Fatma Eryılmaz ile derneğin çalışmalarının, sokak hayvanlarının korunması ve durumlarının iyileştirilmesi için alınması gereken tedbirleri ve hibe kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk.

Doğa ve Çevreyi Koruma, Yaşatma Derneği’nin amaçlarını ve bu doğrultuda yaptığınız çalışmaları bizimle paylaşır mısınız?

Doğa ve Çevreyi Koruma, Yaşatma Derneği, 2005 yılında doğal hayatın ve dengenin korunması amacıyla doğayı ve doğadaki her türlü canlıyı korumaya ve yaşatmaya çalışmak, bozulma veya yok olma riskini önlemek, doğa ve hayvan sevgisini yaymak ve bu amaçla sosyal, bilimsel, ekonomik ve kültürel alanlarda çalışmalar yapmak üzere kuruldu. Bu amaçlar doğrultusunda Çevre ve Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Şube Müdürlüğü’nce yürütülen Hatıra Ormanı kampanyası kapsamında derneğimize tahsis edilen arazinin ağaçlandırılması çalışmalarına başladık ve her yıl yüzlerce ağaç dikerek ağaçlandırma faaliyetlerimize devam ediyoruz. Arazimiz çok güzel bir yerde olmakla beraber arazi inşaat atıklarıyla doldurulduğu için ağaç dikimine uygun bir alan değil. Ancak biz, kepçelerle büyük çukurlar açtırıp getirdiğimiz toprakla bu çukurları doldurup araziyi ağaç dikimine uygun hale dönüştürüyoruz. Farkındalık yaratmak amacıyla, özellikle ilköğretim, lise ve üniversiteli doğaseverlerle hatıra ormanımıza ağaç dikme etkinlikleri de düzenliyoruz. Ormanımız içinde 250 sahipsiz kedinin barınabileceği dört bölümden oluşan ısıtmalı ve bahçeli kedi evimiz ve 60 sahipsiz köpeğin barınabileceği köpek kulübelerinin bulunduğu beş adet köpek bahçesi bulunuyor. Buradaki dostlarımızın kısırlaştırma işlemleri, rutin aşı ve sağlık kontrolleri veterinerimiz, düzenli bakım ve temizlik işleri ise sorumlu personellerimiz tarafından yapılıyor.

Özellikle sahipsiz hayvanların korunması, rehabilite edilmesi, kısırlaştırılması, aşılatılması ve sahiplendirilmeleri ile doğadaki canlıların yaşatılması ve ekolojik dengenin korunması için çalışıyoruz. İmrahor deresi etrafında ve Ankara’nın çeşitli bölgelerindeki doğal alanda yaşayan tüm canlara yönelik olarak da bölge beslemesi ve kurtarma faaliyetleri yürütüyoruz. Dernek alanımızın içinden geçen İmrahor Deresinde yaşayan ve kışın donma tehlikesi ile karşılaşan yaban tavukları, karabatak ve ördeklerin de korunmasını da sağlıyoruz. DOĞÇEV olarak sahipsiz hayvanların kafeslenmiş barınaklara değil, doğal yaşam alanlarına ihtiyacı olduğuna inanıyoruz.

“Önce Can” sloganı ile çalışan derneğimiz, çocuklar başta olmak üzere toplumun her kesimine doğa ve canlı sevgisini aşılamak ve yaymak amacıyla çeşitli eğitici faaliyetlerde ve etkinliklerde bulunuyor. Geçtiğimiz yıllarda doğa ve hayvan sevgisini aşılamak amacıyla okulları ziyaret ettik, gösteriler yaptık, okullarla ortak yürüttüğümüz projeler gerçekleştirerek hayvan hakları ve doğa konusunda farkındalık yarattık. Şu anda arazimizde bulunan baykuş ailesi, Bilis İlköğretim Okulu’ndaki minik doğa ve hayvansever arkadaşlarımızın çalışması sonucu yaptıkları kuş evinde yaşıyor.

Sokak hayvanlarının yaşam hakkına saygı gösterilmesi konusunda toplumda bilinç oluşturabilmek adına işletmelere yapıştırmak üzere çıkartmalar yaptırdık. Ayrıca bireysel olarak bu farkındalığa sahip olan dostlarımız için de arabalarına yapıştırmaları için çıkartmalarımız mevcut. Bunların ötesinde yaşam hakkına saygı konusunda, hayvan haklarının ihlali konusunda ve doğaya verilen tüm zararlar konusunda yüksek bilince sahip olmamız sebebiyle bir nefer gibi çalışıyoruz.
Kedi evinde bulunan kedilerimiz doğal ortama alıştığı için sahiplendirme kapsamında değerlendirilmiyor. Diğer taraftan sahipsiz yavru kedi ve köpekler hastalıklara karşı savunmasız olduğundan, aşıları tamamlanmadan ve kısırlaşmadan kedi ve köpek evimize kabul edemiyoruz. Sahiplendirebileceğimiz yavru kedi ve köpekleri ise geçici yuvalarda misafir edip sahiplendiriyoruz. Yavrularımız bakımları yapılarak ve aşılama şartıyla sahiplendiriliyor.

Türkiye’de sahipsiz sokak hayvanlarının yaşam hakları tehlike altında ve çoğu zaman yerel dayanışmalar ile barınma, yiyecek ve diğer bakım ihtiyaçları karşılanıyor. Sokak hayvanlarının durumlarının iyileştirilmesi konusunda ne tür tedbirler alınmalı veya hangi yasal değişiklikler yapılmalı?

Ağzı dili olmayan sokak hayvanlarımız bize emanettir. Ancak, biz bu emanete ne yapıyoruz?

Belli bölgelerde besleme yapan hayvanseverler olarak yaz kış mücadele veriyoruz. Hali hazırda çok zor temin edilen yiyecekleri onlara ulaştırmak kolay değil. Ancak, evlatlarımız kabul ettiğimiz canlarımızın bu sefaleti yaşaması vicdanları yaralıyor. Bir de bu hayvanları şikayet üzerine kendilerine ait olan bu sokaklardan alarak meçhule götürmek yapılmaması gereken bir şey.

Rehabilite Merkezleri barınak olarak kullanılmaktan çıkmalı ve sadece hasta ve saldırgan olan hayvanlar orada tedavi edilmeli. Belediyeler, sokaktan aldıkları canları aşılayıp kısırlaştırdıktan sonra alındıkları yerlere tekrar bırakmalı. Canlarımızın popülasyonu öldürmekle azaltılamaz. Önerdiğimiz bu adımlar kanunlaştırılır ve icra makamlarınca uygulanırsa ömürleri bir veya iki yıl olan sokak hayvanlarımız kısa bir sürede azalacak ve yaşamları hak ettikleri düzeyde olacaktır.

Sokak hayvanları ülkemizde gün geçtikçe artıyor ve maalesef alınan önlemler yetersiz kalıyor. Sokak hayvanlarımız bir vahşeti yaşıyor. Bunda hepimizin payı büyük. Sokak hayvanlarının oluşumunda büyük katkısı olan ev hayvanlarına çip takılarak sokağa atılmasını engellemek için iyi bir adım atıldı. Yalnız, alacağımız önlemler eşzamanlı olmalı ve eksik kalmamalı . Önerdiğimiz yasal önlemleri ise aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  • Pet ve yabani hayvanların (Türkiye’ye uyum sağlayamayanların) ithal edilmemesi.
  • Gümrüklerden kaçak hayvan sokulmasının engellenmesi.
  • Üretim çiftliklerinin denetlenmesi ve üretimin bir süre engellenmesi.
  • Evcil hayvan dükkanlarında hayvan satışının engellenmesi.
  • Yeni çıkan yönetmelikte de belirtildiği gibi ev hayvanlarına çip takılması.
  • Belediyeler tarafından sırasıyla önem arz eden, sokak hayvanlarının kısırlaştırılıp, aşılanıp, eşzamanlı çip uygulamasına geçilmesi ve bu çipler sayesinde hastalıklarının takibi ve aşıların tekrarının yapılması.

Bu adımları bir seferberlik anlayışı içinde yapmazsak çalışmaların anlamsız kalacağını düşünüyoruz.

Sokak hayvanlarının korunması konusunda yerel yönetimlerin de çeşitli yükümlülükleri bulunuyor DOĞÇEV olarak birlikte çalıştığınız yerel yönetimler bulunuyor mu? Bu kapsamda yapılan işbirliklerini bizimle paylaşır mısınız?

Ne yazık ki birçok defa talepte bulunmamıza rağmen yerel yönetimlerden herhangi bir destek göremedik. Ankara Büyükşehir Belediyesi salgın döneminde sokak beslemesi yapan hayvanseverlere hem mama desteği vererek hem de kendileri besleme yaparak canlarımıza sahip çıktı. Ayrıca, yeni bir iş birliği ortamı yaratmak, hayvan ve doğaseverleri bir çatı altında buluşturmak amacıyla Ankara Kent Konseyi’ni oluşturdu.

Vakfımızın Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansal desteğiyle sağladığımız hibe ile ne tür çalışmalar gerçekleştirmeyi planlıyorsunuz?

DOĞÇEV gibi sivil toplum örgütleri duyarlı insanların küçücük katkı ve destekleri ile yaşamlarını sürdürebiliyor. Sayısı az olan gönüllü destekçilerimizin maddi ve özellikle de manevi katkıları çok önemli oluyor ancak yine de yetersiz kalıyor. Bu nedenle hiçbir yerden gelir elde etmeyen bizim gibi dernekler bağışlarla ayakta durmak zorunda. Söz konusu olan doğa ve hayvan dernekleri olduğunda işler maalesef daha da zorlaşıyor. Yardımlaşma bilinci, iyi ve sağlıklı bir toplumun temel taşlarından biridir. Derneğimize bağış yapılması konusundaki temel isteğimiz ise, örf ve ananelerimizde de önemli bir yeri olan lakin unutmaya meyilli olduğumuz yardımlaşma konusunda bireylere bilinç kazandırabilmek, bunu bir davranış biçimi haline getirmelerini sağlamak. Dolayısıyla, bize sağlamış olduğunuz bu hibe ile canlarımızın beslenme, sağlık ve bakımla ilgili ihtiyaçlarını gidermeyi, ormanlarımızın bakımını sağlamayı ve tabii ki dernek faaliyetlerimizin sürdürmeyi planlıyoruz.

COVID-19 kapsamında alınan önlemler ve bu dönemde ortaya çıkan ihtiyaçlara paralel olarak bundan sonraki süreçte sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarında ve iş yapma biçimlerinde değişiklikler yaşanması bekleniyor. COVID-19 salgını DOĞÇEV’in çalışma alanlarını nasıl etkiledi? Önümüzdeki dönemde çalışma alanlarınız veya çalışma biçimleriniz ile ilgili değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz?

Çocuklarla ve gençlerle okullarda ve sahada yaptığımız eğitim faaliyetlerimizi durdurmak zorunda kaldık, açmış olduğumuz yarışmaların sonuçlarını bildirmemiz ve ödül olan kitapları iletmemiz mümkün olmadı. Herkese açık yaptığımız kermes, barınak ziyaretleri, piknik, yemek gibi sosyal faaliyetlerimizi durdurduk. Bu da bizim gelir sağlamamızı sekteye uğrattı. Bu yöndeki faaliyetlerimiz, sadece SMS kampanyamızın ve mama bağışı kampanyamızın sosyal medya aracılığıyla daha yaygın bir şekilde duyurulmasını sağlamak oldu. Çalışma biçimimizde canlarımızın ve ormanımızın bekasını etkileyecek bir değişiklik yapmayı planlamıyoruz. Sokak beslemelerine ve oradaki canların kurtarılması ve sahiplendirilmesi için çalışmalarımıza da devam edeceğiz.