Köy Okulları Değişim Ağı Derneği ile Öğretmen Toplulukları Projesini Konuştuk

Kırsaldaki okullarda bütünsel ve kaliteli eğitim sağlamak için öğretmenleri ve diğer paydaşları güçlendirmek ve bu konudaki iyi uygulamaları yaygınlaştırmak amacıyla çalışan Köy Okulları Değişim Ağı’na (KODA) Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağlıyoruz. Öğretmen Toplulukları projesinin 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır’da yapılacak çalışmalarını desteklediğimiz projede, öğretmenlerin kendi aralarındaki dayanışmayı artırması, birbirlerinden öğrenme pratiklerinin çoğalması ve ihtiyaç duydukları konularda eğitimler alarak mesleki ve kişisel gelişimlerinin sağlanması için çalışmalar yapılacak.

Köy Okulları Değişim Ağı Topluluk Koordinatörü Esra Yıldırmış ve Akış ve Proje Yazım Asistanı Dilara Avdagiç ile öğretmen adaylarını kırsaldaki eğitim hayatına hazırlamak üzere hayata geçirdikleri Köye İlk Adım programını, 2017’den beri yürüttükleri Öğretmen Toplulukları projesinin öğretmenler üzerindeki etkilerini ve Öğretmen Toplulukları projesi kapsamında Diyarbakır’da yapacakları çalışmaları konuştuk.

KODA ile Ekim ayında yaptığımız son röportajdan bu yana 2020-2021 eğitim öğretim döneminde kademeli ve yarı zamanlı olarak yüz yüze eğitime başlanma kararı alındı. Bu uygulama, birlikte çalıştığınız köy okulları ve bu okullarda öğrenim gören çocuklar için ne ifade ediyor?

Salgın ile birlikte gelen uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerimiz hem kendi olanakları hem de öğrencilerinin olanakları dahilinde çok çaba gösterdiler ve yaratıcı çözümler buldular. Biz de KODA olarak uzaktan eğitim boyunca yalnız bırakmadığımız öğretmenleri okula dönüş sürecinde de desteklemeye devam ettik ve çeşitli faaliyetler gerçekleştirdik.

Bu faaliyetlerimizden ilki, Temmuz ayında düzenlediğimiz Kırsalda Eğitim Konferansı oldu. Bu konferans ile amacımız yaratıcı fikirlerle uzaktan eğitim sürecini yürüten öğretmenlerimize deneyimlerini meslektaşlarıyla paylaşmaları için bir alan açmak ve hep birlikte uzaktan eğitim sürecini değerlendirirken okula dönüş sürecine dair fikir alışverişi yaparak çözüm önerileri üretmekti. Yüz yüze eğitime odaklanan çalıştay grubu, okulların açıldığı durumda ailelerin çocuklarını okula göndermekteki çekincelerinden, bilinçlendirme çalışmalarına ihtiyaçtan, okul-aile-öğrenci arasında açık iletişim ve güven ortamı kurmanın öneminden, okuldaki fiziksel alanların (ör. masa, sandalye, bahçe) sosyal mesafeye uygun kurgulanması gerektiğinden ve öğrencilerin uyum sürecinde sosyal ve duygusal becerilerinin desteklenmesinin gerekliliğinden bahsettiler. Bu ihtiyaçların tespitini takiben öğretmenler hem kendi sorumluklarının neler olduğunu ele aldılar hem de aileler, kamu kurumları, STK’lar, özel sektör gibi eğitimin diğer paydaşlarından neler beklediklerine dair bir çerçeve çizdiler. Çok yakında, öğretmenlerle yeniden bir araya geleceğiz ve okula dönüş sürecinin nasıl geçtiğini onlardan duyacağımız bir buluşma düzenleyeceğiz. Böylece öğretmenlerin gözünden köy okulları ve öğrencileri için yüz yüze eğitimin ne ifade ettiğini daha yakından inceleyebileceğiz.

Yeni eğitim öğretim yılında yüz yüze eğitimin başlaması ile köy okullarındaki öğretmenler, önlemler dahilinde öğrencileriyle bir araya geldi. Önceki okula dönüş süreçlerinden farklı olarak öğretmenlerin salgın önlemleri dahilinde eğitimi yeniden planlaması gerekiyordu. Burada hem öğretmenlerin hem de ailelerin ve öğrencilerin birçok sorusu oluştu ve ihtiyaçları değişiklik gösterdi. Örneğin okullarda maske kullanımı, sosyal mesafe ile etkinliklerin planlaması, öğrencilerin duygu durumundaki olası değişiklikleri anlama, sınıfta güven ortamını oluşturma, çocuklarla iletişim ve sorularını yanıtlama gibi konularda daha çok kaynağa ihtiyaç duydular.

Bu sorulara cevap aradığımız ve yüz yüze eğitim sürecine dair önerilerimizi içeren Okula Dönüş Kitapçığı’nı hazırladık. Kitapçığımıza ek olarak ise yüz yüze eğitim sürecinde çocukların gelişimsel süreçlerini destekleyen, sosyal mesafe kurallarına uygun etkinlikleri içeren Etkinlik Önerileri Kitapçığımızı geliştirdik. Aynı zamanda öğretmenlerin okula dönüş sürecini kolaylaştırmak ve öğretmenler arası dayanışma ve motivasyonu güçlendirmek amacıyla çevrim içi ortamda Okula Dönüş Buluşmaları düzenledik. Bu faaliyetlere dair alınan geri bildirimlere bakıldığında çoğunlunun olumlu olduğunu, öğretmenlerin hem kişisel hem de mesleki ihtiyaçlarına yanıtlar aranıp bulunduğunu ve öğretmenlerde yeni ufuklar açtığını görüyoruz.

KODA olarak köyde yaşayan bir çocuğun eğitim yolculuğunu güçlendirmenin yolunun, çocuğun içinde bulunduğu eğitim ekosistemini güçlendirmekten geçtiğine ve köy öğretmenlerinin yanında aileler, muhtarlar, köydeki gençler gibi paydaşların aktif rol almaları gerektiğine inanıyoruz. COVID-19 Bilgi İletişim Ağı projemizde, 81 ilden muhtarlar ve aileler başta olmak üzere tüm paydaşlarla telefon görüşmeleri yaparak başta eğitim olmak üzere salgınla bağlantılı konularda doğrudan ihtiyaçlarını tespit ediyoruz ve bu bilgilerden yola çıkarak köy halkını destekleyici içerikleri WhatsApp grupları üzerinden kendileriyle paylaşıyoruz. Böylece, kırsal bölgelerdeki çocukların salgın ve alınması gereken önlemler hakkında doğru bilgiye ulaşmalarını sağlamayı, aynı zamanda her çocuğun okula dönüş sürecinde nitelikli eğitim hakkına erişebilmesini sağlamak için hem çocukları hem de yetişkinleri destekliyoruz.

*Bu röportaj salgın önlemleri kapsamında okulların uzaktan eğitime geçmesinden önce tamamlanmıştır.

KODA, köy öğretmeni adayı olan eğitim fakültesi öğrencilerine yönelik de çalışmalar yapıyor. Bu kapsamda hayata geçirdiğiniz Köye İlk Adım Programı’nı hangi ihtiyaçlara cevap vermek için oluşturdunuz?

Üniversitelerin eğitim fakültelerinde, köyde öğretmenliğe ve özellikle birleştirilmiş sınıflarda eğitime dair bir çalışma bulunmuyor. Üniversiteden mezun olan öğretmenler, özellikle mesleklerinin ilk yıllarında köye atandıklarında birçok problemle ilk kez karşılaşıyorlar. Sınıf içinde yaşanan zorlukların yanı sıra köy yaşamının kendine özgü kültürel ve fiziksel dinamiklerinden kaynaklanan problemlere de tek başına çözüm aramak durumunda kalıyorlar. İlk görev yeri olarak köylere atanmış olan öğretmenlerimizden çok sık duyduğumuz bir söz vardı: “Köye ilk gittiğimde ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yoktu.” KODA olarak yarının öğretmenlerinin köydeki ilk zamanlarına daha hazır olması için Köye İlk Adım Programını geliştirdik. Amacımız öğretmen adaylarını eğitim fakültesindeyken destekleyerek köyde öğretmenliğe ve özellikle birleştirilmiş sınıflarda eğitime dair bilgi ve deneyim edinmelerini sağlamak. Böylece öğretmen adayları hem köyde öğretmenlik yapmaya dair mesleki hazırlıklarını artırıyor hem de deneyimli eğitmenler, köy öğretmenleri ve akranları ile ilişkiler geliştirerek destekleyici bir sosyal ağın parçası oluyorlar.

Akademisyenler, köy öğretmenleri ve eğitim fakültesi öğrencilerinin iş birliği ile devam eden program, yüz yüze eğitim yoluyla iki senedir üniversitede yapılan teorik dersler ve köy okullarında gerçekleştirilen altı atölye uygulamasından oluşuyordu. Uzaktan eğitim ile birlikte programımızın önemli unsurlarından biri olan köy okullarında deneyim kazanmaya yönelik atölye uygulamalarını, salgın önlemleri kapsamında gerçekleştirmek ne yazık ki mümkün değil. Buna karşılık programımız haftalık çevrim içi buluşmalar, program kapsamında hazırladığımız videolar ve yazılı dokümanlar gibi farklı araçlar yoluyla öğretmen adaylarıyla buluşuyor. Deneyimli köy öğretmenleri ve akademisyenlerin paylaşımlarına yer verdiğimiz oturumlarda, kırsalda eğitime dair genel çerçeve çiziliyor ve öğretmen adaylarının köyde öğretmen olma hazırlığında yararlanabileceği çeşitli konulara yer veriliyor. 13 hafta boyunca devam edecek programımızda bu dönem Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Ege Üniversitesi,Muş Alparslan Üniversitesi, Kastamonu Üniversitesi,  Siirt Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi olmak üzere 8 üniversiteden ortalama 150 öğretmen adayıyla haftalık çevrim içi oturumlarla bir araya geliyoruz. İkinci dönem ise koşulların izin vermesi halinde programı yüz yüze devam ettirmeyi planlıyoruz.

2017 yılından beri yürüttüğünüz Öğretmen Toplulukları projesi, KODA’nın öncelikli çalışmaları arasında yer alıyor. Bu projenin nasıl ortaya çıktığından ve amaçlarından bahseder misiniz?

Nüfusu az olan köy okullarında bir veya iki öğretmen bulunuyor. Öğretmenlerin hem mesleki anlamda hem de kişisel ve sosyal anlamda paylaşımda bulunabilmeleri, meslektaşları ile etkileşim halinde kalmaları neredeyse imkansız hale geliyor. Bu durum, yıl boyunca öğretmenlerin motivasyonlarında önemli bir düşüşe yol açarken farklı deneyimlerden beslenerek ilerlemelerine de engel oluyor. KODA olarak, köyde yaşamın getirdiği zorlukları aşmalarına destek olmak için yerel topluluklar oluşturmanın gerekli olduğunu görüyoruz. Bu bağlamda öğretmenlerin kendi aralarındaki dayanışmayı artırarak iletişim halinde kalabilecekleri, birbirlerinden öğrenme pratiklerinin çoğalacağı, ihtiyaç duydukları konularda eğitimler alarak gelişebilecekleri Öğretmen Toplulukları Projemizi hayata geçirdik. Çalıştığımız bölgelerde yer alan köy ilkokullarındaki öğretmenler ile ayda bir kez öğretmen buluşmaları düzenleyerek bir araya geldik ve ihtiyaç duydukları öncelikli konularda eğitimler düzenledik. Salgın sebebiyle uzaktan eğitime geçildiği 2019-2020 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde, öğretmenleri ihtiyaçları doğrultusunda desteklemek adına buluşmalarımızı çevrim içi ortamda sürdürdük. Eğitim buluşmalarının içerikleri hem öğrenme yöntemlerine yönelik konulardan hem de öğretmenlerin kişisel gelişimlerine katkı sunabilecek konulardan oluşuyor.

Amacımız köylerde çalışan öğretmenleri güçlendirme yoluyla köy ilkokullarında okuyan çocukların daha nitelikli bir eğitim almasını sağlamak. Hem kırsalda hem de kentte, hem Türkiye’de hem de dünyada yapılan birçok akademik araştırma tartışmasız biçimde öğretmen niteliğinin eğitim niteliğini belirleyen başlıca faktör olduğunu ortaya koyuyor. Biz de benzer şekilde saha çalışmalarımızdan biliyoruz ki öğretmenlerin motivasyonları, bilgi, yaklaşım ve tecrübeleri o okuldaki öğrencilerin hatta tüm köy halkının üzerinde çok büyük farklar yaratabiliyor. Özellikle küçük köy okullarında öğretmenin inisiyatif alabilmesi şehirlerdeki okullara göre çok daha kolay olduğundan öğretmenlerin üzerindeki olumlu etkiler büyüyerek hızlıca öğrencileri ve köy halkını etkileyebiliyor.

Öğretmen Toplulukları Projesi ile köylerde çalışan öğretmenleri motivasyon, kişisel gelişim, mesleki gelişim ve destek mekanizmalarını artırmak bakımından bütünsel olarak desteklemeyi, onların mesleklerini daha motive bir şekilde icra etmelerini, genel olarak pedagojik bakımdan ve kırsala özgü sorun ve fırsatlar karşısında doğru tutum ve metotları izlemelerini ve diğer öğretmenlerden, gönüllülerden ve kurumlardan daha kolay destek almalarını hedefliyoruz. Böylece köylerde yaşayan çocukların da benzer şekilde sosyal, duygusal ve bilişsel becerilerinin gelişmesini, bu şekilde Türkiye’de var olan eğitimde fırsat eşitsizliğinin azaltılmasını ve kırsal kalkınma çabalarını destekleyebileceğimizi düşünüyoruz. Toplumsal adalete, yani toplum tarafından her bireye kendini gerçekleştirmek için eşit imkanların verilmesi idealimize, sürdürülebilir biçimde kırsalda eğitimi iyileştirebildiğimizde yaklaşabileceğimize inanıyoruz.

Öğretmen Toplulukları projesi kapsamında bu zamana kadar yaptığınız çalışmaların ne tür katkıları oldu ve katılan öğretmenlerden nasıl geri bildirimler aldınız? Bu geri bildirimler ve salgının getirdiği değişiklikler yeni dönemde yaptığınız çalışmaları ne şekilde etkiledi?

Proje süresince alınan geri bildirimlerde, öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimlerine yönelik olumlu yönde etkilendiklerini gördük. Öğretmenlerimiz, dönem sonunda; farklı bakış açıları geliştirdiklerini, kendileri ve etraflarındaki birçok konuya yönelik farkındalıklarının arttığını, çocukların bireysel gereksinimlerinin artık daha fazla farkında olduklarını ve buna göre davrandıklarını, özgüvenlerinin geliştiğini, şiddetsiz bir iletişim ortamı kurabilmeyi öğrendiklerini, bir şeyleri başarma ve değiştirme konusunda daha motive olduklarını, sanatı günlük hayatlarına dahil etmeye ve kendilerini daha iyi ifade etmeye başladıklarını belirttiler. Projenin okul-aile-köy ilişkilerine olan katkısı çerçevesinde, öğretmenler ve öğrencilerin okula bağlılıkları güçlenirken, öğretmenlerin velilerle daha sık iletişim kurma çalışmaları hem öğrencilerin başarı oranlarına yansıdı hem de öğretmenlerin köy halkı ile olan ilişkilerini güçlendirdi. Bir aile gibi olduğumuz öğretmenlerimizden aldığımız geri bildirimler, yürümekte olduğumuz yola olan inancımızı daha da arttırdı.

2019-2020 eğitim öğretim yılına baktığımızda ise öğrendiklerini uygulama fırsatı bulan öğretmenlerin, uygulamaları sonucunda öğrencileri üzerindeki etkileri gördükçe motivasyonlarının arttığını ve buluşmalarının devam etmesine yönelik temennilerini yinelediklerini gördük. Öğretmenlerin hem yüz yüze hem de çevrim içi buluşmalar çerçevesinde en çok dile getirdikleri konulardan biri de yaşadıkları sorunları yalnızca kendilerinin yaşamadıklarını görmelerinin ve aynı şeyleri yaşayan kişilerin bu durumlarla nasıl başa çıktıklarına dair yol göstermelerinin onlara umut ve destek vermesi oldu. Proje hedeflerinin ötesinde, salgın dönemi her ne kadar faaliyetlerin yürütülmesini engellemiş gibi görünse de zorunlu hale gelen çevrim içi eğitim buluşmaları ile 41 ilden öğretmenlerle bir araya gelerek daha geniş kitlelere ulaştık ve projeden daha fazla sayıda öğretmen yararlanma fırsatı bulabildi.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda bakım yükümlülüğü olan kişilerin (genelde evli ve çocuklu kadın öğretmenler) yüz yüze buluşmalara katılım oranı düşükken çevrim içi buluşmalara katılım oranlarının oldukça yüksek olduğunu gördük. Bu durum yüz yüze buluşmalara katılamayacak durumdaki öğretmenlerin ve illerinde Öğretmen Topluluğu bulunmayan öğretmenlerin de yararlanabilmesi açısından çevrim içi buluşmaların devam etmesinin hem etkisini hem de gerekliliğini gösterdi. Bunun dahilinde 2020-2021 eğitim öğretim yılı için salgın önlemleri kapsamında, ilk dönem Türkiye genelinde köy okullarındaki öğretmenlere açık haftalık çevrim içi eğitimler yapmaya başladık. İkinci dönem çevrim içi buluşmaların sıklığı ayda bire indirilecek ve saha faaliyetleri düzenlenebilirse projemiz hem yüz yüze hem de çevrim içi şekilde öğretmenlerle buluşmayla devam edecek.

Aynı zamanda bu sene sonunda, Öğretmen Toplulukları projemizi yaygınlaştırmak için farklı öğretmen gruplarından talepler aldık ve bu yıl yapılan açık çağrıda 33 yeni ilden başvuru aldık. Hem daha fazla bölgeye ulaşmak hem de proje faaliyetlerinin daha sürdürülebilir olmasını sağlamak adına bu yıl, yüz yüze eğitim çalışmalarına geçebilirsek proje ekibinin üzerindeki sorumlulukları Öğretmen Topluluklarındaki öğretmenler ile paylaşmayı planlıyoruz. Bu sürecin sorunsuzca ilerleyebilmesi için bu sorumlu öğretmenleri bir seçim süreci ile belirledik. Çevrim içi oryantasyon buluşmaları ve şartlar uygun olursa gerçekleşecek yüz yüze kamp ile sorumlu öğretmenlerin, saha faaliyetleri için hazırlanarak bu faaliyetlerin yereldeki koordinasyonundan sorumlu olmaları planlanıyor.

*Belirtilen geri bildirimler, KODA İzleme ve Değerlendirme Uzmanı tarafından çalışmalarımız kapsamında toplanan verilerin analiz edilmesi ile raporlanmıştır. Önümüzdeki süreçte izleme-değerlendirme sonuçlarımızı, 2019-2020 Faaliyet Raporu dahilinde kamuoyu ile paylaşacağız.

Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile sağladığımız hibeyle Öğretmen Toplulukları projesinin 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır’da yapılacak çalışmalarını gerçekleştireceksiniz. Bu kapsamda yürüteceğiniz faaliyetlerden bahseder misiniz?

Öğretmen Toplulukları Projesi, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında 10 il/ilçede uygulanıyor. Diyarbakır’daki faaliyetlerimizi ise Turkey Mozaik Foundation desteği ile gerçekleştireceğiz, bu yolculuğumuza bizlere ortak olduğunuz ve bizi desteklediğiniz için KODA Ailesi olarak sizlere yeniden teşekkür ederiz.

Bu faaliyetler kapsamında projenin ilk döneminde, salgın önlemleri dahilinde Türkiye genelinde köy okullarındaki öğretmenlere açık çevrim içi eğitimlere başladık. Diyarbakır Öğretmen Topluluklarıyla, bu bölgede görev yapan köy öğretmenlerine ulaşıyoruz ve onları çevrim içi eğitimlerle destekliyoruz. Haftalık düzenlenen bu eğitimleri, öğretmenlerden gelen geri bildirimler doğrultusunda planlıyoruz ve ihtiyaçları olduğunu belirttikleri konuları ele almaya özen gösteriyoruz. Eğitimlerimiz zaman yönetimi ve öz farkındalık gibi kişisel gelişim; sınıf yönetimi, planlama ve okul-aile-köy ilişkileri gibi mesleki gelişim; öğretmenlerin birbirleriyle paylaşım yapacakları tematik buluşmalar olan birbirimizden öğrenme; müzik ve hareket, hikaye anlatıcılığı gibi konuları işlediğimiz sanat ve eğitim başlıklarından oluşuyor. İkinci dönemde ise çevrim içi eğitimlerimizi ayda bir olmak üzere Diyarbakır’daki öğretmenlerimizle yüz yüze gelerek sürdürmeyi planlıyoruz.

Aynı zamanda ilk dönem, Diyarbakır’daki 5 sorumlu öğretmenin katılımıyla çevrim içi oryantasyon çalışmamıza başladık. Ayda bir gerçekleşen buluşmalarda sorumlu öğretmenlerle birlikte topluluk olma dinamikleri, KODA değerleri ve  sorumluluklarını netleştirme gibi konuları ele alıyoruz. Sonrasında, Diyarbakır’daki 5 sorumlu öğretmen ve diğer il/ilçelerdeki 38 sorumlu öğretmenin de katılımıyla sömestr tatilinde bir yüz yüze eğitim kampı düzenleyeceğiz. Oryantasyonu tamamlayıcı nitelikteki bu kamp süresince öğretmenlerin birbirleriyle ve eğitmenleriyle yüz yüze tanışmasına ve ilişkiler geliştirmesine, grup çalışmalarına, olası sorularının ve ihtiyaçlarının cevaplanmasına ve çocuk hakları, ekoloji, ayrımcılık, toplumsal cinsiyet gibi çeşitli konularda eğitimlere odaklanacağız. Böylece sorumlu öğretmenlerimizin oryantasyon konularını içselleştirmeleri hedeflenecek, olası ihtiyaçlarına çözümler üretilecek ve Diyarbakır’da topluluk kurma ve yürütmeleri için gerekli bilgi ve becerileri (ör. program planlama, öğretmenlerin seçimi) kazanacaklar.

İkinci döneme geldiğimizde sorumlu öğretmenlerin dahil edilmesiyle KODA, Diyarbakır’daki yüz yüze buluşmaların düzenlenmesi ve yürütülmesindeki sorumluluğu onlarla paylaşacak. Diyarbakır topluluğumuzda, 5 sorumlu öğretmenin yanı sıra yereldeki 50 öğretmen ile birlikte çalışacağız ve ayda bir kez olmak üzere 5 ay süreyle topluluk buluşmaları ve eğitimleri düzenleyeceğiz. İlk buluşmada topluluk birbiriyle tanışacak, takibindeki 3 eğitim buluşmasında Diyarbakır bölgesindeki ihtiyaçlar doğrultusunda eğitimler gerçekleştirilecek ve son olarak da değerlendirme toplantısı yapılacak. Yüz yüze buluşmaları tamamladığımızda ise bu seneki faaliyetlerimizin sonuna geleceğiz.