Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Güneş Kadınlar Projesini Tamamladı

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kazdağı ve çevresindeki doğal, tarihi ve kültürel varlıkların korunması amacıyla her türlü flora ve faunasıyla ekolojik dengenin gözetilmesi ve biyolojik çeşitliliğin korunması, doğa koruma bilincinin geliştirilmesi, ekolojik ürünlerin üretilmesi, işlenmesi ve pazarlanmasına destek olunması; aynı zamanda, yerel kültürel değerlerin araştırılıp ortaya çıkarılması ve bölgede eko-agro turizmin desteklenmesi amacıyla faaliyet yürütüyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile desteklediğimiz dernek, kadınların kooperatifleşmesine destek olmak amacıyla hayata geçirdiği Güneş Kadınlar projesini tamamladı. Proje kapsamında dernek; iklim değişikliği, yenilenebilir enerji, toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddetsiz iletişim kooperatifleşme, güneş enerjisi sistemleri, deneyim aktarımları üzerine aylık eğitimler gerçekleştirdi. Aynı zamanda, Güneş Kadınların hikayesi ve tanıtımı için kısa video içerikleri üretti.

Kazdağı Doğa ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Proje Koordinatörü Özge Doruk ile yaptığımız röportajda; proje kapsamında yürüttükleri faaliyetler, kadın kooperatiflerinin önemi ve enerji sektöründe çalışan kadınların karşılaştıkları sorunlar hakkında konuştuk. 

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Güneş Kadınlar Projesini yakın zamanda tamamladınız. Salgın sürecinde projede çeşitli değişiklikler yapmak zorunda kaldığınızı biliyoruz. Projenin amacından ve bu değişiklikler sonrasında proje kapsamında gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

Güneş Kadınlar Projesi; Kazdağları ve yöresinde yaşayan kadınların yenilenebilir enerji kooperatifi girişimi oluşturarak, geleneksel meslek kalıplarını yıkmalarını ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı rol model bir yapı geliştirmelerini amaçlıyordu. Kadınların hem sıkışmış oldukları toplumsal rollerden sıyrılmalarını hem de temiz enerjinin bölge içindeki potansiyelini artırmalarını hedeflemiştik. Tasarladığımız belli başlı kapasite geliştirme eğitimleri vardı. Aynı zamanda süreci de mini bir belgesel aracılığıyla hikayeleştirmek istiyorduk. Ocak ayından itibaren ekip olma, iklim değişikliği, yenilenebilir enerji, toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddetsiz iletişim kooperatifleşme, güneş enerjisi sistemleri, deneyim aktarımları üzerine aylık eğitimlerimiz gerçekleşti. Pandemi şartları ve beraberinde gelen kısıtlamalarla birlikte bir eğitim hariç tüm eğitimlerde çevirimiçi bir araya geldik. Niyetimiz derneği güneş kadınlar için sürekli açık tutarak eğitim dışında da farklı aktiviteler için bir araya gelerek bağları güçlendirmekti. Pandemi şartları uygun olmadığı için çevrimiçi bir şekilde mümkün mertebe bir araya gelmeye çalıştık. Kadınlar kendi kişisel becerilerinden ve uzmanlıklarından, bilgi birikimlerinden yola çıkarak paylaşımlarda bulundular. Kişi kişi değinmek istediğimiz bu hikaye sürecine ise yüz yüze gelebildiğimiz tek eğitim boyunca bir seferde odaklanabildik. Tamamlanan eğitimler sonrasında ise kooperatif girişiminden kooperatifleşme yolculuğuna hep beraber ilerlemeye çalışıyoruz.

Projede kadın kooperatifleri kurulmasını teşvik etmeyi tercih etmenizin nedenlerinden bahseder misiniz? Kadın kooperatifleri toplumsal cinsiyet eşitliği ve ekoloji temelinde nasıl fırsatlar sunuyor?

Büyüme odaklı bir ekonomik sistem içerisinde yaşıyoruz. Ekosistemi ve topluluk olmayı gözetmek, yerelleşme ve demokratikleşme süreçlerinin küreselleşme altında yok olması vb. gibi sistemin görmezden geldiği belli başlı hususlar var.Kooperatifler tam da bu noktada yerel odaklı demokratik bir ekonomik döngü için çok kıymetli bir araç. İnsanların kendi yaşadıkları yerel içerisinde birbirlerini ve yaşadıkları coğrafyayı gözeterek kurdukları bu sistem ile oluşturdukları döngü kadınlar özelinde ayrıca bambaşka anlamlar taşıyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle ekonomik, sosyal, kültürel ve pek çok alanda zayıf konumda kalan kadınların hem kendi kişisel gelişimleri hem de bulundukları topluluk içindeki ekonomiye sundukları katkı onları güçlendiriyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin kurulması bağlamında kooperatiflerin katkısı çok katmanlı olabiliyor; sosyalleşme, sağlıklı bir topluluk inşası, iş bölümü ile gelişen ekip olma becerisi, kadınların bireyselleşme adına kazanmış oldukları beceriler gibi. Özellikle yereldeki kadın kooperatiflerinin bulundukları coğrafyayı da tanıyarak başladıkları üretimler bölgenin ekosistemine de katkı sunabiliyor. Ormanları kesmeden, kocaman kocaman tesisler kurmadan, havayı suyu toprağı kirletmeden “küçük güzeldir” düsturu ile bir döngü oluşuyor.

Güneş Kadınlar projesi ile gerçekleştirdiğiniz atölyelerde iklim değişikliğine toplumsal cinsiyet perspektifinden yaklaştınız. Bu bağlamda, toplumsal cinsiyet eşitlisizliği ve iklim değişikliği arasındaki ilişkiden bahsedebilir misiniz?

İklim değişikliği sebebiyle ani ve artan hava olaylarıyla çok daha sık karşılaşacağız; kuraklık, seller, orman yangınları, biyolojik çeşitlilik kaybı, okyanus asitlenmesi gibi. Yaşanan bu felaketlerden ise herkes aynı derecede etkilenmeyecek. İklim adaleti olarak tanımladığımız kavram esasında burada devreye giriyor. İklim değişikliğinin etkilerinden herkesin aynı şekilde etkilenmemesi ve bu duruma aslında toplumda halihazırda yaşanan sosyal, kültürel, ekonomik, politik adaletsizliklerin sebep olması söz konusu. İklim aktivistlerinin sıkça dile getirdikleri önemli bir slogan var, yeterince açıklayıcı olan: “Aynı fırtınadayız ama aynı gemide değiliz!”

Sosyal ve kültürel normlarında cinsiyetlere biçtiği kalıp roller olarak kısaca tanımlayabileceğimiz toplumsal cinsiyet kavramı ise bildiğimiz gibi kadınlar ve LGBTİ+’lar için her zaman terazinin eşitsiz tarafında olmuştur. Kadınlar üstlenmek zorunda kaldıkları belli başlı roller sebebiyle( ev içi roller, bakımı üstlenen kişi olma, eğitim olanaklarından mahrum kalma, ekonomik olarak eşitsiz bir düzeyde olma, türlü şekilde şiddete maruz kalmanın normalleşmesi gibi) herhangi bir sel anında evleri terk edemiyorlar, erkekler gibi rahatça göç edemiyorlar, bakımını üstlendikleri kişilerle birlikte sorumlulukları artıyor ve sürecin yükünü adaletsiz bir şekilde taşımak zorunda kalıyorlar. Kırsal bölgede yaşayan çiftçi kadınların bu süreçten yoğun bir şekilde etkilendikleri yapılan araştırmalarla ortaya konulmuş bir durumda.

İklim adaleti iç içe geçmiş pek çok adaletsizliği bir hayli görünür duruma getiren bir konumda. Ve bu meseleyi pek çok noktada ele almamız gerektiğini bize açık bir şekilde gösteriyor. Güneş Kadınlar projesi de temelde bu adaletin tesis edilmesinde bir rol oynamayı hedefliyor.

Günümüzde enerji sektöründe çalışan kadınların karşılaştığı zorluklardan bahseder misiniz? Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için sivil toplum kuruluşlarına ve kamu kurumlarına ne tür görevler düşüyor?

Enerji sektörü de Türkiye’deki pek çok iş kolu gibi erkek egemen bir konumda. Sektörde çalışan kadınların sayısı, görünürlükleri çok az. Erkeklere nazaran iş pozisyonlarında ilerlemeleri çok daha zor. Bu durumu iş hayatında yaşanan genel cinsiyet eşitsizliğinden çok farklı düşünemeyiz. Tüm sektörlerde olduğu gibi enerji sektöründe de toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten bir dönüşümün olması şart. Bununla ilgili halihazırda belli çalışmalar yapılıyor; yenilenebilir enerji sektöründe çalışan kadınları bir araya getiren ağların kurulması vs. gibi. Güneş Kadınlar da bu sektörde kadın görünürlüğünü artırmayı hedefleyen bir noktada. Kadınların geleneksel meslek kalıplarının ötesinde onlara yakıştırılmayan, yapamayacakları söylenen teknik alanlarda da var olabileceklerini göstermek ve bu yolu açmak hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşlarının ve kamu kurumlarının bu görünürlüğü desteklemesi çok önemli. Destekler ve teşvikler de aynı şekilde kadınları harekete geçirmek için önemli fırsatlar. Bu süreçlerin her anlamda adil bir şekilde yürütülmesi ise ayrıca kıymetli. Bu sektörde ilerlemek isteyen kadınlar için sahip olamadıkları, erişemedikleri eğitim imkanlarının açılması, kapasitelerinin geliştirilmesi, bir araya gelmeleri konularında teşvik edilmelerini hep beraber yapmamız gereken işler olarak ifade edebiliriz.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2020 döneminde aldığınız hibe  desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesaj var mı?

Kooperatifleşme adına uzun zamandır atmak istediğimiz adımları Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu ile beraber atabildik. Kazdağları coğrafyasından pek çok kadınla bir araya gelebilme şansımız oldu. Onlarla birlikte gerçekleştirdiğimiz her eğitim sadece onları değil bizleri de besledi. Beraber coğrafyamız için enerji demokrasisini besleyecek hayallerimiz var. Bu hayaller için de adım adım ilerliyoruz ki hibe desteği bu adımların ilk ve önemlisi oldu: başlangıç tohumu.

Yenilenebilir enerji sektörüne, kooperatifleşme süreçlerine çok daha hakimiz ve tabiri caizse oyunun kurallarını biliyoruz artık. Kurulmuş olan bir kooperatifleşme ağının içinde Güneş Kadınlar olarak artık biz de varız diyebiliyoruz. Bir sonraki adımlar için gerekli olan süreçlerde bu başlangıç tohumunun bizi destekleyeceğini, artı bir yöne taşıyacağını da öngörüyoruz. Hayallerimize ortak oldukları ve bu hikayeyi birlikte yazmaya başladığımız tüm destekçilerimize çok teşekkür ederiz.