Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği COVID-19 Acil Destek Fonu Kapsamında Yaptığı Çalışmaları Tamamladı

Yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığın azaltılması amacıyla Beyoğlu, Tarlabaşı’nda koruma, güçlenme ve savunuculuk faaliyetleri yürüten Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği (Tarlabaşı Toplum Merkezi – TTM) COVID-19 Acil Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibeyi merkezde yapılan çalışmaların koordinasyonunu ve sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla kullandı. TTM Genel Kordinatörü Gökçe Baltacı ile yakın zamanda yayınladıkları “Salgından Sıkıldım!” animasyon filmini ve uygulama rehberini, çocuklarla yapılan çalışmalarda hak temelli yaklaşımın önemini ve güncelledikleri kurumsal stratejileri doğrultusunda 2021 yılı için planlarını konuştuk.

Çocuklara yönelik olarak hazırladığınız “ Salgından Sıkıldım!” animasyon filmini yakın zamanda yayınladınız. Bu filmin amacından ve hazırlık sürecinden bahseder misiniz? Birlikte çalıştığınız veya filmi izleyen çocuklardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Bir süredir üzerinde çalıştığımız “Salgından Sıkıldım!” filmi yaklaşık bir ay önce yayımlandı. Bu çalışma nasıl başladı, süreç nasıl geçti en baştan anlatmak iyi olabilir.

Çoğunuz bildiği gibi COVID-19 salgınıyla birlikte benzer bölgelerde çalışan 4 kurum olarak iki aşamalı bir izleme çalışması yürütmüştük. Aslında bu filmi yapma fikri de de izleme çalışması sırasında çıktı. Yani ihtiyacın kendisi de yürüttüğümüz izleme çalışması sırasında Tarlabaşı’nda görüşme yaptığımız çocukların söylediklerine dayanıyor. O dönemde görüşme yaptığımız çocukların birçoğu haberlerin çok korkutucu, kötü hissettiren ve kafa karıştıran bilgilerle dolu olduğunu belirtmişlerdi.

Mesela 11 yaşında bir çocuk “Kanallar sürekli vaka sayısı, hastalık haberleri gibi şeyler veriyor. Biraz çocukları eğlendirseler daha güzel olur. Her gün hastalık…” diyerek şikayetini dile getirirken 12 yaşında başka bir çocuk “Çizgi filmlerin içerisine mesela korona ile ilgili bilgiler eklenebilirdi. Çocuklar çok fazla çizgi film izliyor şimdi, onlardan bir sürü şey öğrenebilirlerdi.” sözleriyle bir öneride bulundu. Bu ve bunun gibi çocuklardan aldığımız geribildirimler bize ilham verdi.

Animasyon süreci ise bizim için oldukça farklı bir deneyimdi. Ağustos ayında bu fikri projelendirildik ve çalışmalara başladık. Bizim niyetimiz okullar açılmadan önce, Eylül ayında videoyu tamamlamak ve yeni  dönemin başında okullarda yaygınlaştırmaktı. Filmin kapsayıcı olması, çocuk katılımı odağında ve sürekli alınan geri bildirimlerle ilerlemesi gibi nedenlerle videonun tamamlanması öngördüğümüzden daha fazla zaman aldı.

Bu zaman aralığında yine gördük ki tüm normalleşme süreçleri de kısıtlama, karantina, uzaktan eğitim süreçleri de yetişkinler tarafından yetişkinler için planlanmaya devam ediyor. Durum böyleyken çocukların iyi olma hallerini güçlendirmek, deneyimledikleri süreci anlamlandırmak, etkisini azaltmak ve olumsuz etkileriyle baş edebilmeleri için doğru bilgiye çocukların ihtiyaçlarına cevap veren özelliklerde ulaşması oldukça önemliydi.

Önce de belirtiğim gibi film fikri zaten çocukların ihtiyaçlarından yola çıkarak oluşturulmuştu, sonrasında da senaryo dahil tüm süreçleri çocuklarla birlikte yürüttük. Çizimlerde ve filmin akışında da çeşitli aşamalarda çocuklardan geri bildirim aldık.

Tüm bu süreç beklediğimizden çok daha fazla zaman aldı ve biz filmi bitirdiğimizde maalesef tekrar karantina ve uzaktan eğitime geçiş süreci başladı. Bu durumun kendisi kötü olsa da filmi bu dönemde yaygınlaştırmak ve çocukları desteklemek için oldukça önemli bir zamandı. Filmi sosyal medya hesaplarımız ve youtube kanalımız üzerinden yaygınlaştırdık.

Youtube kanalımızda anadilleri farklı olan çocuklar için Arapça, Kürtçe, İngilizce ve Fransızca altyazı seçenekleri de mevcut. Bu sayede birçok çocuk grubuna videoyu ulaştırmaya çalıştık.

Geri bildirimler ise çok güzel, kendilerini çok iyi hissettiklerini ve yalnız olmadıklarını hatırladıklarını söylüyorlar. Sanırım anlatmaya en çok çalıştığımız şey de buydu, güvenilir bilgiye erişmeleri, yalnız olmadıklarını hissetmeleri ve sıkıldıkları anlarda bazı önerilerle onları desteklemek çok önemliydi. Yetişkinlerden de çok fazla olumlu geri bildirim aldık, videonun kendilerine de iyi geldiğini söyleyen çok fazla yetişkin oldu.

Animasyon filmi ile beraber çocukların aileleri ve bakımveren yetişkinlere yönelik bir uygulama rehberi de yayınladınız. Böyle bir çalışmaya neden ihtiyaç duydunuz ve rehberde öne çıkan konular neler oldu?

Keyifle hazırladığımız bir uygulama rehberimiz de yayınlandı video ile birlikte. Aslında projenin başında böyle bir uygulama rehberi hazırlamak aklımızda yoktu. Filmi bitirmeye yakın, proje danışmanımız Gözde Durmuş ile çalışırken çıktı bu fikir. Böyle görsel içerikler sıklıkla yapılıyor aslında, kimi zamanda izlenip biten bir şey haline dönüyor. Tam da bunu değiştirmek için böyle bir rehber hazırlamanın videonun “öğrenme materyali” olmasına katkısı olacağını düşündük. Çok eğlenerek hazırladığımız videoyu izlemeden önce, izlerken ve izledikten sonra uygulayabilecekleri etkinlik önerileri var. Bu önerilerin bazılarını çocuklar tek başlarına da uygulayabiliyorlar, bazılarını ise bakımverenleri ve/veya öğretmenleriyle gerçekleştiriyorlar.

Film ile eşgüdümlü konular var aslında rehberde de. Bilgi içeren etkinlikler de var, filmin de bir önerisi olan mektup yazmanın eğlenceli halleri de. Duygu ve ihtiyaç farkındalığı da hem videonun hem de kitapçığın bir diğer ortak teması.

Her çocuğun değişen ihtiyacına göre öğrenmeyi bazen yalnız bazen akranlarıyla bazen de yetişkinlerle gerçekleştirmesi gerekebilir. Bu kitapçık kısa kısa önerilerle bu öğrenme ortamlarını da desteklemeyi amaçlıyor.

Çocuklara ulaşmak için öğretmenlere ulaşmak, sınıf ortamında bu videonun ve etkinliklerin kullanılması hedeflerimizdendi. Birçok öğretmen de ders içeriğinde rehberi uyguladığına dair geri bildirimler verdi. Ayrıca KODA ile kurduğumuz iş birliği ile rehber, köy okullarındaki çocuklara, öğretmenlere ve bakımverenlere de ulaştı. Bu bizim için oldukça mutluluk verici. Maalesef hala COVID-19 salgınının seyrinin ve eğitimin ikinci döneminin nasıl olacağının belirsizliği nedeniyle videoyu bir süre daha yaygınlaştırmaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

TTM olarak, çocuklarla hak temelli çalışmalar yapmanın ve bu çalışmalarda çocukların bir özne olarak kabul edilmesinin önemini vurguluyorsunuz. Bu yaklaşımı ve neden önemli olduğunu paylaşır mısınız?

Evet, bu özne olma meselesini konuşmak bu günlerde ayrıca anlamlı. Çünkü insanları hak ve sorumluluk sahibi bireyler olarak gördüğümüz an çocukları insanlardan, hakları da birbirinden ayırmamanız gerekir. Bunun için de yaş, deneyim ve haklar hiyerarşisinin dışında ilişkiler  ve perspektifler kurmak  gerekiyor.

TTM, kurulduğu yıl olan 2006’dan bu yana hak temelli faaliyetler yürütürken; çocukların ve kadınların tüm haklarına eşit bir şekilde erişebilmeleri için hak temelli bir yaklaşımla koruma, güçlenme ve savunuculuk faaliyetleri yürüterekdeneyimini yerelden genele yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Bu amacın anlatısı, faaliyetleri ve içeriği elbette değişen koşullara ve ihtiyaçlara göre şekillenebilir ama bireylerin katılımını ve yüksek yararını gözeten çalışmaların hak temelli bir zeminde ilerlemesinin toplumsal adalete olan katkısı çok büyük.

Tam bu noktada tüm haklar da birbirleri arasında eşit derken ve hakkında çok fazla konuşurken en hızlı vazgeçtiğimiz hak olunduğunu düşündüğüm çocuk katılımına değinmek isterim. Yani çocuğun kendi yaşamının öznesi olması meselesine. Hakların herkes için her koşulda geçerli olabilmesi için devletin yükümlülüklerinin yanı sıra, bizlerin, yetişkinlerin ve sivil toplum içinde mücadele eden insanların düşünmesi gereken öncelikli şeylerden biri  bence bu. Çocuk hakları alanında çalışırken de çocuklara sorumluluk alanımızda ne kadar yer açıyoruz?  Bu soru ve cevabı önemli geliyor bana. Onlar adına, onların yerine mi düşünüyoruz, çocukların ihtiyaç ve taleplerini ne kadar görüyor ve duyuyoruz? TTM, bu nedenle yoksulluktan ve ayrımcılıktan en çok zarar gören çocukların güçlenmeleri için onlarla birlikte çalışıyor, kendilerini ifade edebilecekleri güvenli alanlar yaratabilmeyi ve çocukların değil haklarının korunmasını önemsiyor.

Vakfımızın COVID-19 Acil Destek Fonu kapsamındaki kurumsal hibe sürecini yakın zamanda tamamladınız. Bu hibe ile yaptığınız çalışmalardan ve hibenin derneğe katkılarından bahseder misiniz?

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın COVID-19 Acil Destek Fonu’nun desteğiyle; tüm merkez çalışmalarının devam etmesi ve sürdürülebilirliğine odaklanan genel koordinasyon süreci desteklendi.

Hepimiz için oldukça zorlu geçen COVID-19 sürecinde; dernek çalışanları, yönetim kurulu ve gönüllüler arası iş birliği ve iletişim ortamının devam etmesi için araçlar geliştirildi, düzenli toplantılar ve görüşmeler yapıldı. Bu süreç içerisinde gerçekleşen strateji çalışmaları ve toplantıları da 2021 yılı için temel bir yönelim oluşturdu.

Aynı zamanda mahallenin ihtiyaçlarını tespit ederek, çeşitli sivil toplum örgütleri ve kamu kuruluşlarıyla ilişkiler güçlendirildi. Bu süreçte özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile görüşmeler yapılarak Tarlabaşı’nın ihtiyaçlarına dair aktarımlar ve savunuculuk çalışmaları yapıldı; Tarlabaşılıların çeşitli sosyal yardımlara ulaşması desteklendi.

Aynı zamanda ikinci dönem gönüllü başvuruları açıldı. TTM’,  34 yeni gönüllüsü ile de gönüllülüğün uzaktan yürütüldüğü bir dönemi ilk kez deneyimliyor. Yeni gönüllüler TTM’nin kurumsal eğitim videolarıyla ve toplumsal cinsiyet ve çocuk güvenliği eğitimleriyle desteklendi. Paylaşım ortamlarımızın da çoğalması için çeşitli gönüllü etkinlikleri ve buluşmaları yapıldı.

Tüm bu faaliyetler TTM’nin bu zor dönemde yerelin acil ihtiyaçları tespit etmesine, savunuculuk yapmasına ve tüm bileşenleriyle bağlarını güçlendirerek geçirmesine destek sağladı.

Salgın koşullarının devam ettiği bir ortamda, TTM’nin 2021 yılı için öncelik vereceği alanlar ve çalışmalar neler olacak? Derneğin gelecek planlarından bahseder misiniz?

Evet, 2021 yılı oldukça yaklaştı ve öncelikle yeni yılın 2020’den daha umutlu ve sağlıklı geçmesini diliyoruz.

Ağustos ayında yürütmüş olduğumuz strateji çalışmalarında TTM’nin güncellediği vizyon, misyon, hedef ve amaçlar doğrultusunda bir çalışma planı yapmayı hedefliyoruz. TTM olarak bu süreçte üç toplumsal sorunu önceliklendirdiğimiz bir stratejik çalışma yürüttük: toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ayrımcılık ve yoksulluk.

COVID-19 sürecinde ise bu üç sorunun da daha da arttığını görüyoruz. Düzenli gelir getirmeyen işlerde gündelik, güvencesiz ve kayıt dışı çalışanların bulunduğu hanelerde ekonomik olarak çok daha zor koşullar yaşandı. Elbette, koşullar çeşitli şekillerde tüm grupları etkilese de toplumsal cinsiyet eşitsizliği, yoksulluk ve ayrımcılıktan en çok etkilenenler inanç ve etnik kimlik açısından azınlıklar, iç ve/veya dış göçe maruz bırakılan göçmenler ve yoksullar olmakla birlikte çocuklar ve kadınlar tüm bu sorunlardan daha da fazla etkileniyor.

Söz konusu sorunların çözümüne yönelik çocuk ve kadınların önceliklendirildiği TTM’nin hak temelli toplum merkezi modeli; koruma, güçlenme ve savunuculuk olarak üç program üzerinden yapılandırılmaya devam edecek.

Bu noktada 2020’de artan sorunların çözümüne katkı için sosyal yardım yönlendirmeleri, savunuculuk ve okula erişimin desteklenmesi odağımızda olacak. Okul terki konusunda sandığımızdan çok daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu öngörüyoruz. Erişim araçlarının yoksunluğu ve artan yoksulluk birçok çocuğun okuldan uzaklaşmasına ve okulu bırakmasına sebep oluyor. Bu durum Tarlabaşı gibi kırılgan bölgelerde daha da riskli bir durum barındırıyor. 2021 yılında okul terkinin önlenmesi için hem önleyici hem de müdahale içeren faaliyetler planlıyoruz. Bu noktada 2020 Nisan ayından bu yana yürüttüğümüz İstanbul’un Farklı Yerleşimlerinde Çocukların Haklarına Erişimi Araştırması’nın 3. aşamasına 2021 itibariyle başlayacağımızın haberini de vermek isterim.

2021 yılının eşitsizliklerin devam edeceği bir yıl olacağı açık ama böyle süreçlerin, elbette hak temelli bir perspektifle, olumlu değişime ve dönüşüme itici gücünün olacağına dair inancımızı taze tutmak istiyorum. Benzer niyetlerle bir arada olduğumuz iş birliklerinin de tüm alanlarda çoğalmasını umuyorum.