Ekosfer Derneği ile Hibe Desteğimizle Yapacakları Dijital Dönüşüm Çalışmalarını Konuştuk

Ekosfer Derneği (Ekosfer), insan kaynaklı iklim değişikliğini durdurmak için gerekli politikaların uygulanması, biyo-çeşitliliğin bozulmaması ve ekolojik dengenin korunması amacıyla çalışmalar yapıyor . European Bank for Reconstruction and Development (EBRD)ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında kurumsal hibe ve kapasite gelişim desteği sağladığımız Ekosfer, savunuculuk kampanyalarını, iletişim faaliyetlerini ve  kaynak geliştirme çalışmalarını dijitalde daha etkili bir şekilde yürütebilmek amacıyla bir internet platformu geliştirecek. Ekosfer Derneği Kampanyalar Koordinatörü Özgür Gürbüz ile yaptığımız röportajda derneğin faaliyetlerini, yürütücüsü oldukları #ParisiOnayla kampanyasını ve hibe desteğimizle yapacakları çalışmaları konuştuk.

Ekosfer Derneği , Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Ekosfer Derneği, iklim krizinden çıkmak için gerekli politikaların hızla hayata geçirilmesi için çalışıyor. Bunun  için de iklim krizinden etkilenen herkesi çözüm için harekete geçirmeye ihtiyacımız var. İletişimi ve iletişim araçlarını bu amaca ulaşmak için kullanan bir oluşumuz. İklim krizinin etkilerini ve çözümlerini birlikte anlatarak hareketi büyütmeyi istiyoruz. Yaptığımız çalışmalar ile verileri kolay erişilir hale getirmeye çalışıyoruz. Türkiye’de Kömür internet sitesi bunun iyi bir örneği oldu. Bu internet sitesinde yer alan harita aracılığıyla Türkiye’de nerede kömür santralı var, nerede kurulmak isteniyor, hangi aşamada görebiliyorsunuz. İlgili raporlara ulaşabiliyorsunuz. İklim krizinden etkilenen ve çözüm için harekete geçmeyi bekleyen gruplara ulaşmayı önemsediğimiz için gazetecilere bir yıl süren iklim haberciliği eğitimleri düzenledik . Türkiye’nin farklı kentlerindeki gazetecilerle iklimle ilgili temel kavramları ve haber örneklerini paylaşarak, bu konulara dikkat çekmelerini sağlamak istedik. Kısa videolarla herkesin iklim konusunda merak ettiği bilgileri özetledik. Salgın döneminde yayımlanan hava kirliliği ve ulaşım arasındaki ilişkiyi inceleyen raporumuzla da hem soruna hem de çözüme,yeşil ulaşım seçeneklerine dikkat çektik. Henüz yolun başındayız ama iletişim tarzımız ve çalışma yöntemlerimiz yavaş yavaş belirginleşmeye başladı. Aldığımız hibeyle dijital altyapımızı da güçlendireceğiz ve böylece iletişim kanallarını daha etkili bir şekilde kullanmaya başlayacağız.

Ekosfer Derneği CAN Europe, Türkiye Nükleer Karşıtı Platformu, Europe Beyond Coal gibi iklim ve ekoloji alanında faaliyet gösteren uluslararası ağların üyesi. Bu ağlar kapsamında gerçekleştirdiğiniz işbirliklerinden ve bu işbirliklerinin çalışmalarınıza katkısından bahsedebilir misiniz?
Bu ağlara katılarak çalışma alanlarımızdaki paydaşlarla işbirliğimizi artırmak ve beraberinde bilgi akışını güçlendirmek istedik. Paris Anlaşması için düzenlediğimiz imza kampanyası, Adana Hunutlu Termik Santralı’nı durdurma çabaları sırasında birlikte yaptığımız işler, paneller ve söyleşiler bu işbirliklerinin ilk sonucu oldu. Çevre alanında çalışan farklı sivil toplum kuruluşları  ve hareketlerinin içerisinden gelen Ekosfer ekibi birlikte çalışma pratiğine sahip. Bu nedenle de çok zorlanmadan, uyum içersinde hareket edebiliyoruz. Birlikte olmak sesimizi daha geniş kitlelere duyurmamıza yarıyor. Diğer örgütlerden bilgi alıyor, eksiklerimizi kapatıyoruz. Yeni paydaşlarla da tanışmış oluyoruz ki uluslararası ağlar bu anlamda oldukça ufuk açıcı. İklim krizi küresel bir sorun olduğu için de zaten dünyadaki diğer örgütlerle birlikte hareket etmemiz kaçınılmaz. Ülkelere tavsiye ettiğimizi bizim yapmamamız doğru olmazdı. 

Türkiye’nin Paris İklim Anlaşmasını imzalaması için yürütülen ve Türkiye’den 48 sivil toplum kuruluşunun imzaladığı #ParisiOnayla kampanyasının yürütücülüğünü yapıyorsunuz. Kampanya ve bugüne kadar gelinen nokta hakkında neler söylemek istersiniz?

İklim krizi hepimizin bildiği gibi küresel bir sorun. Yerelde uyum anlamında alabileceğimiz önlemler olsa da iklim krizini durdurmak veya yavaşlatmak için birlikte hareket edilmesi gerekiyor. Herkes üzerine düşeni yapmalı. Bunun yolu da uluslararası anlaşmalardan geçiyor. Paris Anlaşması da iklim konusunda 197 ülkeyi bir araya getiren, aynı hedef altında toplayan uluslararası bir mutabakat. Türkiye de 197 ülke arasında yer alıyor. Fakat,  imza attığı bu anlaşmayı henüz TBMM’ye getirip onaylamadığı için süreci tamamlamadı. Türkiye ile birlikte Eritre, İran, Irak, Libya veYemen Paris Anlaşması’na taraf olmadı. Türkiye’nin yıl sonundaki iklim zirvesine (Glasgow-COP26) kadar anlaşmaya taraf olmaması sürecin dışında kalmasına neden olabilir. Türkiye’nin hali hazırda etkili bir iklim politikası ya da elini taşın altına koyduğunu gösteren bir iklim hedefi yok. Uluslararası sürecin dışında kalmak Türkiye’yi daha büyük bir yalnızlığa itebilir. Kampanya kapsamında bugüne kadar 20 bin imza toplandı. Fakat daha da önemlisi  Paris Anlaşması konusunu tartışmaya açtık. Çevre örgütleri dışında da konu tartışılır hale geldi. Önümüzdeki dönemde imzaları TBMM’ye teslim edeceğiz. Bu sayede karar vericilere talebimizi iletme şansı da bulacağız. Kampanyamızı önümüzdeki 2-3 ay içerisinde daha da büyütüp, Türkiye’nin pozisyonunu yeniden değerlendirmesini ve Paris Anlaşması’nı onaylamasını istiyoruz.

Aralık 2020’de Virüsten Kaçarken İklim Krizine Yakalanmak başlıklı bir rapor yayınladınız. COVID-19 salgını bağlamında düşündüğünüzde, salgın ve iklim krizi arasındaki ilişki hakkında neler söylemek istersiniz?   

Salgın sırasındaki kapanmalar ile beraber trafik yoğunluğunun azalmasının hava kirliliği üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu gördük. Yayınladığımız rapor ile de bunu belgeledik. Ulaşım kaynaklı hava kirliliğiyle, iklimi değiştiren ulaşım kaynaklı emisyonların aynı araçlardan geldiğini biliyoruz. Sadece sorunun kaynağı değil aynı zamanda çözümü de ortak. Yeşil ulaşım araç ve politikalarının hayata geçirilmesi ile iki konuda da çözüme ulaşabiliriz. Raporu iki bölüme ayırdık. Çalışmanın ilk aşamasında Prof. Dr. Kayıhan Pala dernek için bilimsel bir araştırma yaptı. Biz de, Ekosfer Derneği olarak  çözüm bölümünde yeşil ulaşımdan örnekler verdik. Aynı zamanda, ulaşım araçlarının sera gazı emisyonlarına göre karşılaştırmasını sunduk. 

Raporu hazırlarken elbette salgın ile iklim krizi arasındaki ilişkiye de baktık. Salgınla birlikte yapılan araştırmalar, hastalanmamıza neden olan patojenlerin ( bulaştığı canlının fizyolojisini bozan ve genelde hastalıklara neden olan mikroorganizmalar) ekosistem tahribatının hızlanmasıyla yayıldığını gösteriyor. Bu konuda bilimsel bir mutabakattan bahsedebiliriz. Son 20 yılda karşılaştığımız Domuz Gribi, SARS, MERS, Ebola ve COVID-19 gibi küresel salgınların ortak noktası, hastalığın kaynağının hayvanlardan insanlara geçen zoonotik patojenler olması. Ekolojik tahribat devam ettikçe benzer sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmaz görünüyor. Kaldı ki, salgın olmasa da ekosistemde yarattığımız tahribat, iklim krizinden yerel çevre sorunlarına kadar can alıcı sonuçlar doğuruyor. Doğanın bize tanıdığı sınırlar içerisinde yaşamayı öğrenmezsek bizimle birlikte birçok türün yaşamını zora sokacağız. Buna bir dur demeliyiz.

Vakfımızın kurumsal hibe ve kapasite gelişim desteğini   Ekosfer’in dijital dönüşümü için kullanacaksınız. Bu hibeyle ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz? 

Dijital araçları etkin bir şekilde kullanarak kampanyalarımızın daha fazla insana ulaşmasını ve iklim krizinden çıkmak için gerekli politikaların hayata geçirilmesi için karar vericiler üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyoruz. Fon kapsamında da bu amaca uygun olarak üç aşamalı bir plan oluşturduk. İlk aşamada kurumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir internet sitesi geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu internet sitesi üzerinden düzenli paylaşımlar yapmayı ve e-bülten aboneliği gibi özellikler sunmayı planlıyoruz. 

Planımızın ikinci aşamasında, yeni geliştireceğimiz internet sitemizin tasarımıyla uyumlu bir imza kampanyası sitesi de hazırlayacağız. İmza kampanyalarımızı kendi sitemiz üzerinden hayata geçirerek, etkili kampanyalar yürütmek kurumumuzun sürdürülebilirliği açısından oldukça önemli.

Son aşama ise bu iki araca paralel bir bağış sitesi geliştirilmesi olacak. Bütün sivil toplum kuruluşları gibi bizim için de bireysel bağışlar oldukça önemli. Bireysel bağışçı sayımızı artırmayı ve Ekosfer’e destek olmak isteyen insanların kolayca bağış yapabileceği  bir yapıyı hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Böylece  sesimizi daha fazla kişiye ulaştırabileceğimize inanıyoruz.