Nirengi Derneği  İstismar Mağduru Destek Hattı Projesi için Çalışmalarına Başladı

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe verdiğimiz  Nirengi Derneği istismar, akran zorbalığı ve flört şiddetinin önlenmesi ve sonuçlarıyla baş edilmesi için daha sistematik ve bütüncül bir anlayışın yaygınlaşması ve bu konuda uygulanabilir politika önerilerine dayalı adımlar atılması amacıyla çalışıyor. Nirengi Derneği, fon kapsamında desteklediğimiz İstismar Mağduru Destek Hattı projesi ile istismar mağduru 20 çocuğa ve/veya onların bakım verenlerine psiko-sosyal danışmanlık  sağlayacak. Nirengi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Direktörü İdil Türkmen Ayaydınlı ile yaptığımız röportajda istismar, akran zorbalığı ve flört şiddetinin çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerini, derneğin çalışmalarını yürütürken temel aldığı Pozitif Gençlik Gelişimi yaklaşımını ve İstismar Mağduru Destek Hattı projesi kapsamında yapacakları çalışmaları konuştuk.

Nirengi Derneği, Çocuk Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş hikayenizden ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Nirengi Derneği Kasım 2015’de kurulmasına rağmen, geçmişi daha öncesine dayanıyor. Farklı uzmanlıklardan profesyoneller olarak yıllar içinde pek çok projede yollarımız kesişti ve birlikte çalışma fırsatı yakaladık. 1999 Marmara depreminin hemen ardından 90 meslektaşımız ile hızla bir araya geldik. Yurt dışından çeşitli uzman kuruluşların bilgi ve birikimini ülkemize uyarlayarak Afet Sonrası Toplumsal Travmanın Azaltılması Uygulama Yöntemleri eğitimlerinin verilmesini sağladık. Afet bölgesindeki çeşitli sivil toplum kuruluşları (STK) ile yakın iş birliği içinde iki yıla yakın bir süre için ekip olarak travma sonrası rehabilitasyon çalışmaları yürüttük. Benzer şekilde, 2003 yılında İstanbul’da İngiltere Başkonsolosluğu, 2 sinagog ve HSBC Bankası’na düzenlenen bombalı saldırılarından sonra, travma konusunda eğitimler düzenledik, saldırıdan etkilen kişiler ve aileleri ile çalıştık.

Çeyrek asırdır uygulamakta olduğumuz farkındalık ve gelişim grup çalışmalarımızı, haklara ulaşım ve bireysel gelişim çalışmalarımızı çeşitli kurumlar, üniversiteler ve farklı STK’larla uyguladık. Bireysel ve grup çalışmalarımız, mesleki eğitim seminerlerimiz, gözetim çalışmalarımız, toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel kodlar konusunda bilinç yükseltme çalışmalarımız, bilgi ve farkındalığı arttıran konferanslarımız, paylaşım ve sohbetlerimizle oldukça geniş bir kitleye hitap ettik. Bir süre sonra “kabımıza sığamaz” olduk ve sahip olduğumuz bilgi ve deneyimleri toplumsal düzeyde fark yaratmak için daha geniş kitlelere yaymaya ve ulaşamadığımız yörelere doğru uzanarak toplumsal sorumluluğumuzu daha yaygın kullanmaya karar verdik. Bu şekilde bir dönüşüm ve yenilenme hikâyesi olarak Nirengi Derneği’ni kurduk.

Çekirdek ekibimiz çeşitli disiplinlerden kendi alanında uzmanlık derecesine sahip; klinik psikolog, uzman psikolojik danışman, eğitimci, sosyal hizmet uzmanı, iletişim ve görünürlük uzmanı, uluslararası ilişikler ve siyaset bilimi uzmanı, avukat, adli psikolog gibi meslek profesyonellerinden oluşuyor. Buna ek olarak derneğimize her konuda uzmanlık desteği alabilme kapasitesi sağlayan geniş̧ bir ağ bağlantımız var. Derneğimize gönüllü katkı veren genç ve yeni mezun meslek elemanlarının sayısı da giderek artıyor.

Nirengi Derneği olarak ana kuruluş amacımızı ulusal ve uluslararası arenada referans sivil toplum kuruluşu olmak şeklinde belirledik. Hedeflerimizi ise bireylerin ve toplumun, insan onuruna uygun şekilde yaşamlarını sürdürmelerine, iyi olma hallerinin ve yaşam kalitelerinin yükselmesine uluslararası standartlar çerçevesinde katkıda bulunmak olarak formüle ettik. Bu kapsamda temel çalışma alanlarımızı da kurucu ekibin bilgi, birikim ve deneyimlerine göre şekillendirdik. Temel çalışma alanlarımız savunuculuk ve ağ oluşturmak, kalite ve hesap verilebilirlik standartları; kadın, çocuk, özel ihtiyaç içindeki birey, azınlıklar gibi risk altındaki gruplara yönelik destekleme çalışmaları, çocuk koruma ve çocuk hakları, insani yardım, afet ve acil durum yönetimi, kalkınma, psiko-sosyal destek, sorun alanlarına yönelik politika oluşturma, toplumsal diyalog, kapasite geliştirme ve araştırma olarak sıralayabiliriz.

Çocuk hakları alanında yaptığımız çalışmalardan bazıları eğitimler, çalıştaylar, uluslararası standartların ülkemizde yaygınlaşması için yapılan yürütülen projeler ve iletişim faaliyetleri olarak sıralanabilir. 2016 yılından bu yana yürüttüğümüz Çok Geç Olmadan programı kapsamında 7.000’in üzerinde ilkokul, ortaokul, lise öğretmeni ve idarecilerine çocuk istismarı, akran zorbalığı ve flört şiddeti başlıklarının yer aldığı Pozitif Gençlik Gelişimi eğitimlerini aktardık. 2016 yılında Mersin’de, 2018 yılında İstanbul’da Çocuk İstismarının Önlenmesi Çalıştaylarını düzenledik. Söz konusu çalıştaylara çocuk koruma alanında çalışan kamu ve sivil toplum temsilcilerinin katılımı sağlandı ve çalıştay çıktılarının da yer aldığı politika raporları yayınlandı.

Uluslararası standartların ülkemizde yaygınlaşması amacıyla Alliance Child Protection in Humanitarian Action (İnsani Eylemlerde Çocuk Koruma Birliği) liderliğinde, Çocuk Koruma Asgari Standartları’nın yerelleştirme projesini üstlendik. Birlik şemsiyesi altında Çocuk Koruma Asgari Standartları küresel olarak yürütülen bir dizi istişare toplantısı ile revize edilerek taslak ikinci  versiyon oluşturuldu. İnsani Eylemlerde Çocuk Koruma Birliği, taslak 2. versiyonunun farklı ülkelerde çocuk koruma alanında çalışan paydaşların katılımı ile istişare edilmesi ve ülke raporunun hazırlanma süreci için Türkiye’den Nirengi Derneği’ne çağrı yaptı.Bu alanda bir diğer çalışmamız ise INSPIRE: Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesine Yönelik Yedi Strateji ana dokümanının ülkemize uyarlanması ve yaygınlaştırılması oldu. Uyarlama ve yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında ilgili kamu ve STK temsilcilerinin katılımıyla atölyeler düzenlendi; odak grup görüşmeleri, tanıtım toplantıları ve webinarlar gerçekleştirildi.

İletişim çalışmalarımız kapsamında ise istismar, akran zorbalığı ve flört şiddeti başlıklarında bilgilendirici sosyal medya gönderileri, grafik temelli kısa videolar, çevrimiçi söyleşiler ile toplumsal farkındalık çalışmaları  yürütüyoruz. Daha fazla bilgi için internet sitemizi ve sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz.

Nirengi Derneği afet ve acil durum yönetimi alanında da çeşitli çalışmalar yapıyor. Bu kapsamda hayata geçirdiğiniz Afet ve Acil Durumlarda Kullanılan Standartlar Eğitimleri’nin amacından ve alana katkılarından bahseder misiniz?

Uzun süredir derneğimize farklı kurum ve kuruluşlardan ve kişilerden farklı zamanlarda ve farklı platformlarda afet ve acil durumlardan etkilenen kişilere yönelik hizmet ve müdahale standartları eğitimlerini almak üzere başvurular geliyor. Haklara Destek Fonu’nun mali desteği ile İnsani Yardım Standartları Ortaklığı kapsamında yer alan afet ve acil durumlarda kullanılan uluslararası standartlarda afet ve acil durumlar ile insani yardım alanında çalışan kuruluşlar ve kişiler arasında uluslararası standartlarla uyumlu ortak bir dil ve hazırlık-müdahale yaklaşımı gelişmesine katkıda bulunmaktı. Bu çalışmanın son tahlilde afet ve acil durumlardan etkilenen kişilere yönelik hizmetin kalitesini ve hesap verebilirliğini artırmak açısından önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz.

İlk olarak 5 eğitim üzerinden oluşturduğumuz bu programda yer alan her eğitimde kullanılmak üzere uluslararası olarak kabul edilmiş bir standardın ya da kılavuzun tanıtımına ve uygulamada nasıl ele alınacağına yer verdik. Tanıttığımız ilk paketteki 5 acil ve afet durum standartları ile kılavuzları arasında Sphere İnsani Yardım Sözleşmesi ve Afet Müdahale Standartları; Temel İnsani Yardım Standardı Eğitimi; Afet ve Acil Durumlarda Sosyal Duygusal Öğrenme ve Psiko-sosyal Destek; Afet ve Acil Durumlarda Erken Çocukluk Eğitimi; Afet ve Acil Durumlarda Ruh Sağlığı ve Psiko-sosyal Destek Standartları bulunuyor.

İnsani Yardım Standartları Ortaklığı’nda yer alan ve bizim de ilk pakette bir kısmını sunduğumuz standartların ve kılavuzların alana temel katkısı; etkilenen kişilerin ve toplulukların özellikle koruma ve yardım alma ve onurlu yaşama haklarını kullanabilmeleri için gereken aksiyonu tanımlayan net, kısa, uygulanabilir bir çerçeve sunmaları. İnsani Yardım Standartları mevcut kanıtlara ve kendi deneyimlerine dayalı olarak farklı geçmişlere sahip insani yardım çalışanları tarafından geliştiriliyor, mevcut en iyi uygulamalar olduğuna inandıkları çerçeveyi yansıtıyor ve sektördeki gelişmelere göre düzenli olarak güncelleniyor.

Derneğiniz  akran zorbalığı, flört şiddeti, çocuk ve ergen istismarı alanlarında çalışmalar yapıyor. Bu alanların birbiriyle ilişkisi ve genel hatlarıyla Türkiye’deki mevcut durumu ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Burada altını çizmekte yarar olan bir konu var: Çocuk Koruma Kanununda da belirtildiği gibi 18 yaşına kadar her insan çocuktur. Bu nedene istismar, zorbalık, şiddet içeren her türlü eylem 18 yaşına kadar olan bir insana yapılmış ise bunlar bir çocuğa karşı yapılmış yıkıcı şiddet davranışlarıdır.

Nirengi Derneği olarak çocukların yetişkinler ve diğer çocuklar karşısında zarar görebilir konumda olmalarından hareketle çocuk koruma alanında en sık karşılaşılan pozitif çocukluk gelişimi risklerinden istismar, akran zorbalığı ve flört şiddeti konularını öncelikli çalışma alanımız olarak belirledik. Şiddetin her türlüsü çocukların ve gençlerin sadece sağlıklarını değil, tüm gelişimlerini olumsuz etkiler. Şiddete maruz kalan çocuklarda anti-sosyal davranışlar, istemli okul devamsızlığı, okul başarısında düşüklük, yeme bozuklukları, özgüven eksikliği, eşyalara bilerek zarar verme, alkol ve madde bağımlılıklarına eğilim, uyum güçlüğü, dikkat eksikliği, depresyon ve riskli davranışlar gibi olumsuz tutum ve davranışlar gözlenme sıklığı daha yüksektir. Son yıllarda ülkemizde çocuğun pozitif gelişim riskleri arasında yer alan çocuk istismarı, akran zorbalığı ve flört şiddeti olaylarındaki artış ilgili kamu yöneticileri, hukukçular, sağlık çalışanları, akademisyenler ve STK çalışanları tarafından açıkça ifade ediliyor. Çeşitli medya kanalları aracılığı ile çocuğa karşı şiddet vakaları farklı formlarda sıklıkla kamuoyuna yansıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre istismar; çocuğun sağlığını, fiziki ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin ya da çocuğun içinde yaşadığı toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılabilen hareketlerdir. İstismar ile ilgili çarpıcı veriler, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) adli istatistiklerinde karşımıza çıkıyor. TÜİK’e göre 2010 yılında ceza mahkemelerinde çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar kapsamında açılan dava sayısı 2015 yılında %87,48 yükseldi. Türkiye’de her üç çocuktan birisinin istismara uğradığı gerçeği ile yaşıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sağlık, Aile Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nun 7 Nisan 2018 tarihli tutanak dergisinde yer alan veriye göre cinsel istismar vakalarının ancak yüzde 10-15’i adli makamlara ulaşabiliyor.

Akran zorbalığının tanımı ise, eğitim sisteminde çok sık karşılaşılan bir risk olduğu için oradan örnek verirsek, bir öğrencinin tekrarlı olarak diğer öğrenci veya öğrenciler tarafından olumsuz davranışlara maruz kalmasıdır. TBMM’nin Çocuklarda ve Gençlerde Artan Şiddet Eğitimi ile Okullarda Meydana Gelen Olaylar ile İlgili Meclis Araştırma Komisyonu raporunda (2016) şu saptamalar yer alıyor: ‘’Halen okullardaki şiddet olaylarıyla ilgilenmeye odaklı kurulmuş ulusal bir organ ülkemizde bulunmamaktadır. Bugün okullardaki şiddet çok yönlü ve ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Öğrencilerin birbirlerine uyguladığı şiddet önemlidir; ortaöğretim kurumlarına devam eden öğrencilerin, yüzde 35’nin fiziksel, yüzde 48’nin sözel, yüzde 27,6’nın duygusal ve yüzde 11’nin cinsel şiddete maruz kaldığı saptanmıştır.’’ Benzer şekilde, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (Organisation for Economic Co-operation and Development-OECD)  2017 raporunda, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (The Programme for International Student Assessment-PISA) Öğrencilerin İyi Olma Hali Araştırması verilerine göre  Türkiye’de her 5 öğrenciden biri ayda birkaç kez akran zorbalığına maruz kaldığını ifade ediyor. Ayrıca, sınıfı tekrar ettiğini belirten öğrencilerin akran zorbalığına maruz kaldığını rapor etme verisinin yüksekliğine dikkat çekiliyor.

Flört şiddetini de duygusal bağ olan ilişki içerisinde fiziksel, psikolojik ve cinsel yönden kontrol ve baskı kurarak karşı tarafa zarar vermek olarak tanımlıyoruz. Son yıllarda belirgin şekilde orta öğrenimdeki ergenler arasında da yaşanmaya başlanan flört şiddeti ciddi mağduriyet vakaları ile sonuçlanıyor. Flört şiddeti alanındaki veri azlığı ise dikkat çekici boyutta. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim-Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın, Gençlik Yaş Grubunda Flört- Partner Şiddeti araştırmasına göre, flört- partner şiddetine bağlı adli muayene için başvuran mağdurların % 23,3’ü 15-19 yaş aralığında yani ortaöğrenim çağında. Hacettepe Üniversitesi’nin Kadına Yönelik Şiddet araştırmasına göre, flört şiddetine maruz kalma açısından en fazla risk altında olan gruplardan birisinin ergen (adölesan) ve genç erişkin yaş grubu olduğu belirlendi. Ek olarak, çeşitli araştırmaların da desteklediği gibi ergenlik dönemi, psikolojik zarar görebilirliğe açık bir dönem ve deneyimsizlikler nedeni ile şiddetin etkilerinden daha fazla etkilenilen bir süreç yaşanıyor.  Flört şiddetinin müdahalesi zor, kişilerin kendi kendilerine çözmeye çalıştıkları ve kendi özeli içinde yaşadıkları, çoğu zaman tarafların gizlemeyi tercih ettiği bir şiddet türü olduğunu söyleyebiliriz.

Görüldüğü üzere, çocuğa karşı şiddet ve çocuk istismarı sorunu bir buzdağı formunda. Fark edilen, kamuoyuna yansıyan, adli makamlara gelen vakalar sadece buzdağının görünen kısmını oluştururken buzdağının altında ki durum bilinmezliğini koruyor. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Paydaş Analiz Raporu’muzu inceleyebilirsiniz.

Akran zorbalığı, flört şiddeti,  çocuk veergen istismarı alanlarındaki çalışmalarınızı ve bu çalışmaları yürütürken temel aldığınız Pozitif Gençlik Gelişimi yaklaşımının temel ilkelerini paylaşır mısınız? 

Pozitif Çocukluk Gelişimi bileşenlerini kavramsal altyapısı ve uygulamada yenilikçi ve yaratıcı bir yaklaşım ile oluşturduk.  Bu programı, uluslararası literatürde yer alan kavramsal çerçeve ve ülkemizdeki  eğitim-öğretim sistemini ve mevcut kurum ve kuruluşları dikkate alarak sistem-vaka yönetimi yaklaşımı ile hazırladık.

Bu ifadeleri şöyle açalım: Programın tasarımında yenilikçi, yaratıcı ve farklı olan temel noktalar şunlar:

  • Sosyo- ekoloji modeli: Pozitif Çocukluk Gelişimi programının kavramsal çıkış noktası olarak Bronfenbrenner’in sosyo -ekolojik sistem modeline odaklandık. Programı uyarlarken Bronfenbrenner modelinden hareketle ilk olarak sosyo-ekolojik sistemde çocuğu eğitim- öğretim ortamında destekleyici bir yapı içinde merkeze aldık. Destekleyici yapının ilk kuşağında aile ve okul, ikinci kuşağında da çocuğun pozitif gelişim riskleri çerçevesinde ilgi odağında olduğu ilgili kurum ve kuruluşların haritasını çıkardık.
  • Ruh Sağlığı ve Psiko-sosyal Destek Standartları müdahale piramidi ile de uyumlu olacak şekilde, çocuğa destek sağlama noktasında bireysel uzmanlıklar yerine aile, okul, sosyal hizmetler, emniyet ve güvenlik gibi mevcut sosyal ve idari kamu kurum ve kuruluşların destek kaynaklarına yöneldik. Bu kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmaya odaklandık. Bireye odaklanmış uzmanlaşmamış meslekler güçlü profesyonel becerilere sahip olmak kaydı ile programının omurgasında yer aldı.
  • Söz konusu gelişim risklerine karşı okul temelli aktiviteler için bir triyaj (sınıflandırma) matrisi geliştirdik. Matriste istismar, akran zorbalığı, flört şiddeti riskleri; koruyucu çalışmalar, izleme ve değerlendirme çalışmaları, vaka sırası ve sonrası müdahale aktiviteleri ile birlikte sunuluyor.
  • İstismar, akran zorbalığı, flört şiddetini tanıma, değerlendirme ve yönlendirme konusunda her kurumda mağdur çocukla ya da gençle karşılaşıldığı andan itibaren yapılması gerekenlerin adım adım yazılı akışa göre yapılması için bütün paydaşların katılımı ile bir Standart Operasyon Prosedürü geliştirdik.

Bunun yanı sıra, çocuğa yönelik şiddete karşı savunuculuk çalışmalarımızdan da söz etmek isterim. Çocuk istismarının genel işaretlerini ve müdahale etmek için neler yapılması gerektiği konularında toplumsal farkındalık oluşturarak, bir çocuğun hayatında çok büyük bir fark yaratabiliriz. Çocuk ihmal ve istismarının önlenmesi ve sonuçlarıyla baş edilmesi için sistematik, çoklu disiplinlerin yer aldığı bütüncül ve birleştirici bir anlayışa ihtiyaç olduğunun farkındayız. Bu nedenle çocuk ihmal ve istismarının önlenmesine destek vermek amacıyla savunuculuk çalışmaları yürütüyoruz. Vatandaşların ve ailelerin de çocuk ihmal ve istismarı konusunda öncelikle kendi tutum davranışlarının sonuçlarının farkında olması önemlidir . Ek olarak, vatandaşların çocuk ihmal ve istismarı konusunda karar vericilerin ve kamu görevlilerinin adım atılmasını talep etmek ve izlemek hakkı ve sorumluluğu bulunuyor.

Çocuk Fonu’nun 2020-2021 döneminde sağladığımız hibe ile İstismar Mağduru Destek Hattı projesini hayata geçiriyorsunuz. Bu projenin amacını ve bu kapsamda yapmayı planladığınız çalışmaları anlatır mısınız? 

Nirengi Derneği olarak istismara uğrayan bir çocuğa ve ailesine ya da bakım verene ne kadar erken destek sağlanabilirse, çocuğun fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne gelecek zararların o ölçüde azaltılabileceğine ve istismarın yarattığı olumsuz etkileri onarmanın ve şiddet döngüsünü kırmanın mümkün olabileceğine kuvvetle inanıyoruz. Bu çerçevede, kuruluşumuzdan bu yana istismar mağduru çocuklara ve bakım verenlerine yönelik koruyucu önleyici, izleme-değerlendirme ve müdahale alanlarında destekleyici çalışmalar yürütüyoruz.

Ülkemizde soruşturma işlemleri öncesinde veya sırasında mağdur çocuk veya bakım verenin ücretsiz psiko-sosyal danışmanlık alabileceği bir sistem bulunmuyor. Hayata geçirdiğimiz İstismara Karşı Destek Hattı üzerinden derneğimize ulaşan istismar mağduru çocuklara ve/veya bakım verenlerine ücretsiz yasal ve psiko-sosyal danışmanlık hizmeti sağlanması hedefleniyor. Çocuk Fonu  kapsamında  Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile yürüttüğümüz proje ile  istismar bildiriminin yapılması ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden mağdura uzman atanana kadar geçen süre için Nirengi Derneği psikolojik danışman havuzunda bulunan uzmanlarla mağdur ve ailesine psiko-sosyal danışmanlık sağlanacak. 12 ay süresince ortalama 8 haftalık seans setleri şeklinde 20 çocuğa ve/veya bakım verene destek verilmesini amaçlıyoruz.