Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı Projesi için Çalışmalarına Başladı

Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim alanında faaliyet gösteren Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği (Pembe Hayat), LGBTİ+ bireylere yönelik hak temelli çalışmalar gerçekleştiriyor. Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağladığımız Pembe Hayat , Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı projesi kapsamında salgın etkisiyle üretim alanları ve geçim kaynakları daralan LGBTİ+ sanatçıların bir araya gelebilecekleri güvenli bir dijital alan yaratarak sanatçılar arasındaki dayanışmayı destekleyen çalışmalar yapacak. Pembe Hayat ile yaptığımız röportajda derneğin çalışmalarını, COVID-19 salgını ve bu kapsamda alınan tedbirlerin kuir sanatçılar üzerindeki etkisini ve Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı projesini konuştuk.

Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim çeşitliliği alanında faaliyet gösteren Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği’nin amaçlarından ve bu kapsamda yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2016 tarihinde Ankara’da kuruldu. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve trans bir kız çocuğunun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma Vie En Rose, 1997) adlı filmden aldı. Translara yönelik ayrımcılık, nefret suçları, şiddet ve toplumsal dışlanma gibi konulara karşı projeler üreten ve danışmanlık hizmetleri sunan Pembe Hayat, ulusal ve uluslararası alanda savunuculuk faaliyetleri de gerçekleştiriyor.

Pembe Hayat, LGBTİ+lara  yönelik; hukuk, eğitim, sağlık, beden uyum süreci, askerlik gibi konularda eposta, telefon yoluyla ve/veya yüz yüze psikososyal, psikolojik, hukuki danışmanlık ve akran danışmanlığı sunuyor. Bunun yanında dernek bünyesindeki Dilek İnce Giysi Bankası aracılığıyla mahpus ve ihtiyaç sahibi LGBTİ+  laragiysi desteği ve Ali Aligül Arıkan Kütüphanesi ile queer çalışmalarına yönelik akademik kaynak sağlanıyor. Pembe Hayat, her sene Türkiye’nin farklı bölgelerinden trans aktivistleri, trans hareketinin sorunlarını ve stratejileri tartıştıkları “Trans Kampı”nda buluşturarak kamp süresince, katılımcıların toplumsal cinsiyet, beden, medya ve cinsel sağlık gibi konularda atölyelerle kapasitelerinin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Aynı zamanda, her sene 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü, 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü ve geçtiğimiz sene Pembe Hayat tarafından ilan edilen 18 Haziran Translarla Eşitlik Günü kapsamında etkinlikler düzenliyor.

Türkiye’nin ilk ve tek queer film festivali KuirFest kapsamında her yıl düzenlenen film gösterimleri, panel, atölye ve söyleşiler ile ulusal ve uluslararası alandaki queer sanatçıların ve LGBTİ+ların  buluşma noktası oluyor. Festival her yıl büyük şehirlerin yanı sıra; yurtdışında ve LGBTİ+ların  örgütlenme güçlüğü çektiği şehirlerde gösterimler gerçekleştirerek o bölgedeki LGBTİ+ların güçlenmesine katkıda bulunuyor. Bunlara ek olarak, LGBTİ+ Film Platformu sayesinde dijital ortamda da festival takipçileriyle buluşuyor. Düzenlenen etkinliklerin yanında eğitici ve eğlendirici içerikleriyle Pembe Hayat Youtube kanalı ve sosyal medya platformları Pembe Hayat’ın LGBTİ+larla   temasını sağlıyor. Yaklaşık 1 milyon izlemeye ulaşan Pembe Hayat Youtube Kanalı, hem LGBTİ+lara yönelik hem de LGBTİ+ haklarına dair içerikleriyle Türkiye’nin en büyük LGBTİ+ odaklı sosyal medya platformlarından biri haline gelmiş durumda . Dijital ortamlar ve ulusal/uluslararası çatı örgütlere üyeliği aracılığıyla LGBTİ+ hakları konusunda kamuoyu oluşturarak LGBTİ+larıngörünürlüğüne katkıda bulunuyor. Bunun yanında, Pembe Hayat, yerel ulusal ve uluslararası aktörlerle iş birlikleri oluşturarak alanın gelişmesi için adımlar atıyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından trans varoluşların ruh hastalığı kategorisinden çıkartılması önerisinin getirildiği 18 Haziran tarihini Translarla Eşitlik Günü ilan ederek Eşitlik Manifesto’sunu yayınladınız. Bu manifestonun öne çıkan noktalarını bizimle paylaşır mısınız?

18 Haziran, 2018 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından trans varoluşların hastalık kategorisinden çıkarılması yönünde verilen düzenlemenin tarihidir. Yıllarca ruhsal bozukluk olarak adlandırılıp hastalıklaştırılmış varoluşumuz; 18 Haziran’da yine biz transların sürdürdüğü mücadele sonucu getirilen öneri ile sağlık otoriteleri tarafından hastalık dışı olarak tanınmaya başlandı. Bu vesile ile 18 Haziran’ı her yıl, “Translarla Eşitlik Günü” olarak anacağımızı ve transların eşitlik taleplerini yeniden dile getireceğimizi duyurduk  ve 18 Haziran Eşitlik Manifestosunu kaleme aldık.

Trans varoluşlar, bugüne kadar sürekli dayanışma, anma ve mücadele kavramlarıyla gündeme geldi. Bu manifesto ile eşitlik talebimizin altını çizdik. Manifesto yayınlandıktan sonra söylemin ne denli değiştiğini de gözlemleme şansımız oldu. “Eşit Değiliz. Translarla Eşitleneceksiniz” söylemi, mücadele alanında dikkat çekici biçimde yayıldı. 18 Haziran akşamı #TranslarlaEşitlikGünü hashtag’i ile başlattığımız sosyal medya kampanyası da ses getirdi.

LGBTİ+ hakları savunmasında, özellikle trans öznelerin en sık karşılaştığı sorunlardan birisi, bizlerin haklarının tartışmaya açık olduğunun düşünülmesi ve haklarımızın mahrumiyetinin normalleşmesi. “Trans hakları insan haklarıdır” diyerek mücadele içinde ya görmezden gelinen ya da varlığı garipsenen öznenin mağduriyetinin temelinden bahsediyoruz. Bizleri kendisi ile eşit görmeyenlere karşı çıkıyoruz, bizlere bir hayat borcu olan baskıcı gözlerin bizi hoş görmesini beklemiyoruz. Bizimle eşit olduklarının farkına varılması ve binlerce trans özneyi hayattan alıkoyan düzenin sona erdirilmesi için bir çağrıda bulunuyoruz. Bu noktada trans olmayan bireyleri merkeze alan bir savunuyu da reddediyor, trans özneyi kenara iten ve gölgelere mahkum eden bir aktivizm karşısında da eşitlik talep ediyoruz. Susmayı reddettiğimiz gibi, geliştirilmesini ve görmezden gelinmesini de kabul edemeyiz. Sorunlarımızın önemini tartışmaya açanlara da karşı duruyoruz.

Türkiye’nin ilk kuir festivali olan Pembe Hayat KuirFest bu sene 10. yılını kutlayacak. KuirFest’in yıllar içindeki gelişiminden bahseder misiniz? 10. KuirFest kapsamında neler yapmayı planlıyorsunuz?

Pembe Hayat KuirFest 2011 yılında, Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği bünyesinde Ankara’da kuruldu. KuirFest; yönetmenler, oyuncular, teknik ekip, programcı ve film eleştirmenlerinin katılımları ile birlikte farklı alanlardan aktivist ve sanatçılara, atölye, panel ve sohbetlerle kendilerini ifade edebilecekleri güvenli bir alan sağlıyor ve seyircisine, kuir sinema, sanat ve direniş üzerine filmleri ve gündemdeki konuları tartışmak üzere diyalog alanları yaratmayı amaçlıyor. Sinemadan edebiyata, müzikten videoya, sesten performansa pek çok farklı türü buluşturarak, Türkiye ve dünyadan kuir sanatçıları bir araya getiriyor. Festival, kuruluşundan bu yana, birçok şehri ve ülkeyi ziyaret etti. KuirFest filmleri Berlin, Londra, Cambridge, İsveç, Atina ve Kıbrıs’ta gösterildi. 2021 yılı içerisinde üçüncü kez KuirFest Berlin’i düzenlemeyi planlıyoruz.

KuirFest kuruluşundan bu yana, İstanbul, Eskişehir, Denizli ve Mersin gibi birçok şehri ziyaret etti. 7. yılından bu yana ise Ankara’daki LGBTİ+ etkinlik yasakları nedeniyle festival ana etkinliklerini İstanbul’a taşınmak zorunda kaldı.

2019 yılında festival ekibi tarafından kurulan LGBTİ+ Film Platformu, kuir kimliklerin marjinalize edilmesine, yok sayılmasına ve aynı zamanda devam eden baskılara karşı Türkçe altyazı desteği ile pozitif ve güçlendirici öz/anlatımlar ve öz/temsiliyetlerin yer alacağı bir alan olarak yoluna devam ediyor. LGBTİ+ Film Platformu ücretsiz ve kamu alanlarında, gösterimler, paneller ve tartışmalarda kullanıma uygun bir platform. 10. yılında, platforma yeni filmler de ekleyerek  içeriğini daha da genişletmeyi planlıyoruz.

2021 yılında KuirFest 10. yılını kutluyor. Salgın nedeniyle KuirFest’in yüz yüze etkinliklerini 2021 Eylül ayında gerçekleştirme kararı aldık. Bu süreçte ise 26-28 Şubat 2021 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştireceğiz Film Kültürlerini Kuiryantelleştirmek konferansı ile kuir sanatçıları, sinemacıları, akademisyenleri, aktivistleri ve kültür endüstrisi emekçilerini çevrimiçi olarak bir araya getirmeyi hedefliyoruz.

10. KuirFest kapsamında, festivalin onuncu yılına özel olarak, Türkiye ve dışından kuir sanatçıların eserlerini bir araya getirecek bir sergi hazırlamayı planlıyoruz. Bu sergi, hem KuirFest’in 10 yılını yansıtacak hem de kuir sanatçıların güncel çalışmalarını odağına alacak. Buna ek olarak, Kültür Sanat Fonu’ndan aldığımız hibeyle , salgın etkisiyle üretimleri gittikçe zorlaşan kuir sanatçıların bir araya gelebilecekleri dijital bir alan yaratmayı hedefliyoruz.

Kuir sanat alanının ve beraber çalıştığınız kuir sanatçıların mevcut durumu ve öne çıkan ihtiyaçları ile ilgili  bilgi verebilir misiniz? Kuir sanatçıların desteklenmesi ve daha görünür olabilmeleri için neler yapılmalı?

Türkiye’de hali hazırda sanatçıların büyük bir çoğunluğu kayıtsız ve sigortasız çalışıyor. Birçok iş alanında dezavantajlı olan LGBTİ+lar, sanat sektöründe de ayrımcılık ve fırsat eşitsizliği ile karşı karşıya kalıyor. Sigorta ve kayıt altında adil maaşlar için kimliğini gizlemek durumunda kalan da birçok özne var. Açık kimlikle var olmayı başaranların da iş yerlerinde güvenliği ve  toplumsal cinsiyeti, kimliği ve/veya yönelimden dolayı ayrımcılığa uğraması durumunda yasal güvenceleri yok. Ayrıca, bağımsız olarak çalışan kuir sanatçıların kaynak ve yatırım eksikliği sorunlarına bir de etkinliklerin ve güvenli alanların engellemesi gibi sosyal problemler ekleniyor. Bir araya gelmekte zorluk yaşayan kuir sanatçılar, sanatın önemli damarlarından biri olan ilhamdan mahrum bırakılıyor.

Kuir öznelerin ve sanatçıların özgürce ve güvenle bir araya gelebildiği fiziksel alanlar ile çevrimiçi platformlar dayanışma ruhunu diri tutmak için önemli. Bu alanlardan doğan etki, yalnız kuir sanatın değil, kuir hayatın karşılaştığı engellere karşı özneleri güçlendiriyor. Bir araya gelmemizi engelleyen sorunların çözülmesi gerekiyor. Birlikten doğan sanat üretimi ve eserleri medyada görünürlük ve çeşitlilik sağlar. Sanatın toplumun bakış açısında yarattığı değişim inkar edilemez. Bu yüzden  yüzden güvenli üretim alanlarının ve dayanışmanın desteklenmesi gerekiyor.

Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile desteklediğimiz Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı projesini COVID-19 salgın koşullarının kuir sanatçılar ve çalışmaları üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak üzere hayata geçiriyorsunuz. Bize bu kapsamda yapacağınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Daha önceki yıllarda KuirFest kapsamında kuir yönetmenler arasındaki dayanışmayı geliştirmek ve bir ağ oluşturmak üzerine çeşitli toplantılar düzenlemiştik. Bu toplantılarda, kuir yönetmenler deneyimlerini birbirleriyle paylaşmışlar ve sonuç olarak bir ağ oluşturma ihtiyacı dile getirilmişti.

Salgının en çok etkilediği gruplardan biri kuir sanatçılar oldu şüphesiz. Salgına karşı alınan önlemler kapsamında sokağa çıkma yasakları ve kültürel etkinliklerin iptal edilmesi kuir sanatçıların halihazırda az olan alanlarını kaybetmelerine neden oldu. Ancak bir kısım sanatçı, dijital alanlara geçme şansı yakaladı.

KuirFest ekibi olarak, daha önce gerçekleştirilen toplantıları da göz önünde bulundurularak, salgın etkisiyle üretimleri gittikçe zorlaşan kuir sanatçıların bir araya gelebilecekleri dijital bir alan yaratmayı ve bu hedefe yönelik bir internet sitesi kurmayı hedefledik. Bu sayede, kuir sanatçılar bir araya gelebilecek ve sanatçıların çevrimiçi olarak bir araya gelmesi sanatçılar arası dayanışma pratiğini hayata geçirerek yeni üretimlerin ortaya çıkmasına imkan sağlayacak.

Pembe Hayat KuirFest’in yürütücülüğünü üstleneceği proje, salgın sonrası döneme ve o dönemin sanatsal üretim ihtiyacına yönelik temellerin atılmasına imkan sağlayacak. Yalnızlaşan ya da birbirinden ve birbirinin üretimlerinden haberdar olamayan kuir sanatçıların temas alanına dönüşecek olan proje, dayanışma ruhunu canlı tutarak sanatsal üretim için yeni imkanlar yaratacak.