Monthly Archives

Nisan 2026

Sivil Toplum Kuruluşları Küresel İçgörü Araştırması 2026 Katılım Daveti

By | Genel

Sivil toplum alanındaki en kapsamlı küresel çalışmalardan biri olan Sivil Toplum Kuruluşları Küresel İçgörü Araştırması 2026’ya katılmaya davet ediyoruz.

Charities Aid Foundation (CAF) liderliğinde 35’ten fazla ülkeden ortaklarla yürütülen ve World Giving Report kapsamında yayımlanan bu araştırma; sivil toplum kuruluşlarının (STK) faaliyet gösterdiği ortamı, karşılaştıkları zorlukları ve değişen dünyada üstlendikleri kritik rolü daha iyi anlamayı ve ortaya koymayı amaçlıyor. Araştırma hakkında detaylı bilgiye ve “Sivil Toplum Kuruluşları Küresel İçgörü Araştırması 2025” raporuna buradan ulaşabilirsiniz.

Bu yıl Sivil Toplum için Destek Vakfı ortaklığında yürütülen araştırmanın anketine katılarak:

  • Kuruluşunuzun deneyimleri ve perspektifini küresel ölçekte görünür kılabilir,
  • 35 ülkeden 1000’den fazla STK’nın katılımıyla oluşturulacak kapsamlı bir bilgi havuzuna katkıda bulunabilir,
  • Sivil toplumun geleceğini şekillendirecek içgörülere destek olabilir,
  • Türkiye verisinin oluşmasına destek olarak karşılaştırmalı analizlerin anlamlı olmasını sağlayabilirsiniz.

Türkçe anket formuna 5 Haziran 2026 tarihinde aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Anketi tamamlamak 15 dakikanızı alacaktır. Dilerseniz yanıtlarınızı kaydedip daha sonra tamamlayabilirsiniz. Yanıtlarınız tamamen anonim tutulacak olup, anket sonuçlarının yer alacağı küresel rapor CAF tarafından Eylül 2026’da yayınlanacaktır. 

Anket, kuruluşunuzun karar alma süreçleri, mali durumu ve çalışmalarına ilişkin farklı alanlarda sorular içerdiği için kurumunuzu iyi tanıyan ve bu konularda bilgi sahibi bir kişi tarafından doldurulmasını rica ederiz.

Ankete buradan ulaşabilirsiniz.  

Kültürel Miras için Farklı Paydaşlarla Ortak Üretim: Türkiye Avrupa Vakfı

By | Kültürel Miras Fonu

Kültürel mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Nurol Eğitim Kültür ve Spor Vakfı iş birliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültürel Miras Fonu’nun 2025 döneminde Türkiye Avrupa Vakfı’nın (TAV) Avrupa Miras Günleri ile Beyoğlu’nda Kültürel Miras Korunması projesini destekliyoruz.

TAV gerçekleştirdiğimiz röportajda, proje kapsamında yürüttükleri çalışmalar, iklim krizinin kültürel miras üzerindeki etkisi ve vakfın yürüttüğü çalışmalar hakkında konuştuk.

“Kültürel mirası gündelik hayatın parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”

Türkiye Avrupa Vakfı’nın (TAV) misyonundan ve bugüne dek yürüttüğünüz temel çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

TAV olarak 2001’den bu yana Türkiye–Avrupa ilişkilerini kültür ve sivil toplum işbirliği odağında güçlendirmek için çalışıyoruz. Bu ilişkiyi soyut bir çerçevenin ötesine taşıyıp, yerelde karşılığı olan programlar ve iş birlikleriyle somut hale getiriyoruz.

Çalışmalarımızı birkaç ana eksende topluyoruz:

  • Katılım ve yönetişim: Sivil toplumun ve farklı paydaşların karar süreçlerine daha etkin katılımını destekleyen programlar ve diyalog mekanizmaları yürütüyoruz.
  • Kültür ve kültürel miras: Yerel aktörleri bir araya getiriyor, ortak üretimi destekliyor ve mirasın korunması ile erişilebilirliğini güçlendiren iş birlikleri kuruyoruz.
  • İklim: Yerel yönetimlerle iklim gündemini katılımcı yöntemlerle ele alıyoruz.
  • Gençlik: Gençlerin aktif yurttaşlık ve katılım pratiklerini güçlendiren programlar yürütüyoruz.
  • Dijital dönüşüm ve iletişim: Kurumların bilgi üretme ve iletişim kapasitesini güçlendiren çalışmalar yapıyoruz.

Farklı kurumları bir araya getiren, iyi örnekleri yerel bağlama uyarlayan ve uzun vadeli ilişki kuran bir yaklaşım izliyoruz.

İklim krizinin etkilerinin giderek derinleştiği bir dönemde; kültürel mirasın karşılaştığı tehditlerden ve alınması gereken önlemlerden bahseder misiniz?

Kültürel miras bugün üst üste binen risklerin etkisi altında. Depremler, yangınlar, aşırı hava olayları ve ekonomik baskılar aynı anda devreye giriyor ve bu durum kırılganlığı ciddi şekilde artırıyor.

Kentlerde özellikle iki başlık öne çıkıyor:

  • Fiziksel riskler: Yaşlı yapı stoğu, artan bakım maliyetleri ve iklim etkileriyle hızlanan yıpranma
  • Kurumsal ve finansal riskler: Çok paydaşlı yapı, sınırlı kaynaklar ve koordinasyon eksikliği

6 Şubat depremleri sonrası sahada bunu çok net gördük. Acil müdahale ihtiyacı çok yüksekken kapasite sınırlı kalabiliyor.

Bu nedenle üç alana odaklanıyoruz:

  • Önleyici koruma ve risk planlaması
  • Kurumlar arası koordinasyon ve rol netliği
  • Toplumsal sahiplenmenin güçlendirilmesi

Kültürel mirası yalnızca uzmanların konusu olmaktan çıkarıp, gündelik hayatın parçası haline getirmek kritik.

“Daha önce erişilemeyen birçok mekân ilk kez kamuyla buluştu.”

Avrupa Miras Günleri ile Beyoğlu’nda Kültürel Miras Korunması projesi kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Avrupa Miras Günleri, Avrupa genelinde kültürel mirasın yurttaşlarla buluşmasını sağlayan bir çerçeve sunuyor. Türkiye’de bu yaklaşımı Beyoğlu Miras Günleri ile hayata geçirdik.

2024’te pilot olarak başlattığımız programı, 2025’te STDV ve Nurol Vakfı desteğiyle büyüttük. Amacımız yalnızca mirası görünür kılmak değil, aynı zamanda yerel bir iş birliği altyapısı kurmak.

Beyoğlu’nda ihtiyaç çok net: Tescilli yapı yoğunluğu yüksek, ancak koruma kapasitesi sınırlı ve birçok mekân erişilebilir değil. Bu çelişkiyi “kamusal program + paydaş koordinasyonu” ile ele alıyoruz.

Programı üç bileşen üzerinden kurguladık:

  • Katılımcı program tasarımı: Kurumların etkinlik üreticisi olarak sürece dahil olduğu bir yapı kurduk.
  • İletişim ve görünürlük: Programın dijital altyapısını ve içerik üretimini geliştirdik.
  • Kamusal program: Etkinlikleri tek bir çatı altında birleştirerek erişimi artırdık.

Somut olarak: Yaklaşık 40 kurum sürece dahil oldu, 80 etkinlik düzenlendi ve 3.000 kişiye ulaşıldı.
Birçok mekân ilk kez kamuyla buluştu.

“Kültürel mirası korumak için önce kurumlar arasında güven ve ortak çalışma zemini kurmak gerekiyor.”

Yerel yönetim–sivil toplum–özel sektör iş birliğinin önemi nedir? Deneyimleriniz neler gösterdi?

Kültürel miras tek bir aktörün taşıyabileceği bir alan değil. Yerel yönetimlerin mekân ve lojistik kapasitesi, sivil toplumun sahadaki ilişkileri ve özel sektörün kaynakları bir araya geldiğinde etki büyüyor.

Beyoğlu özelinde bu daha da belirgin; miras alanları farklı aktörlere dağılmış durumda.

Pilot çalışma bize şunu gösterdi:
En büyük imkân, kurumların aynı zeminde buluşması. Tek başına mümkün olmayan üretimler, iş birlikleri sayesinde hayata geçiyor.

Ancak iki temel sınır var:

  • Kurumlar arası takvim ve öncelik uyumsuzluğu
  • Sınırlı kaynak ve insan gücü

Bu nedenle yaklaşımımızı büyük tek seferlik etkinlikler yerine, süreklilik üreten küçük ve koordineli adımlar üzerine kuruyoruz.

“En kalıcı çıktımız, kurduğumuz ilişki ve iş birliği altyapısı.”

TAV’ı desteklemek isteyenler için etkiyi nasıl anlatırsınız?

TAV’ı desteklemek, farklı aktörlerin bir araya gelerek ortak üretim yapabildiği bir altyapıyı desteklemek anlamına geliyor.

Beyoğlu Miras Günleri bu etkinin somut örneklerinden biri:

  • Kurumlar birbirini tanıyan ve birlikte üretim yapan bir yapıya dönüştü
  • Küçük ölçekli aktörler daha görünür ve eşit bir alan buldu
  • Program, katılımcıların gündelik deneyimiyle kültürel mirası buluşturdu

Katılımcı geri bildirimleri de bunu açıkça gösteriyor:
“Normalde giremeyeceğim bir yeri görüp hikâyesini dinlemek çok değerliydi.”
“Yanından geçtiğim yerlerin hikâyesini ilk kez duydum.”

Bizim açımızdan en kalıcı çıktı, kurduğumuz ilişki, güven ve birlikte çalışma kapasitesi.

Organizasyonel Güçlenme Fonu’nun 2026 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Organizasyonel Güçlenme Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak için çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) insan kaynakları (İK) süreçlerinin güçlenmesine destek olmak amacıyla Vakfımız koordinasyonunda, KRM Yönetim Danışmanlık iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Organizasyonel Güçlenme Fonu için başvurular açıldı.

Hibe desteğinin yanı sıra fon kapsamında STK’lar, İK süreçleriyle ilgili kapasite gelişim fırsatları elde edecektir. STK’lar, farklı temalarda deneyim paylaşımı buluşmaları ve uzman destekleri olmak üzere kapasite gelişimlerini desteklemeye yönelik farklı imkanlardan faydalanacaktır.

Fon kapsamında sağlanacak uzman destekleri aşağıdaki başlıkları kapsamaktadır:

  • Çalışanların ücretlendirme, maaş ödemeleri, sigorta bildirimleri ve izin uygulamaları gibi süreçleri hakkında mevzuatlara uyum ve özlük süreçleri danışmanlığı,
  • İşe alım, mülâkat süreçleri ve bu süreçlerin tasarımına dair bilgilendirme ve destek,
  • Değerlendirme ve gelişim merkezi danışmanlığı imkânları(çevrimiçi ve/veya yüz yüze).

Fon kapsamında sağlanan hibe aşağıdaki amaçlar doğrultusunda kullanılabilir;

  • İnsan kaynakları ve idari işlerle ilgili giderler, (bu işlerle ilgilenen kişilerin kullanımına yönelik giderler)
  • Çalışan esenliğine yönelik toplantı ve uygulamalar,
  • İnsan kaynakları süreçlerini güçlendirecek altyapı ve hizmet alımları,
  • İnsan süreçlerinde kullanılan bilgi ve belge yönetimine dair yapılacak geliştirmeler.

Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kâr amacı gütmeyen kooperatifler, sendikalar, federasyonlar/konfederasyonlar,
  • Kapasite gelişimiyle ilgili bir vizyona ve ihtiyaca sahip olan kuruluşlar,
  • Katılımcı kurumun kapasite gelişimi ile ilgili en az 1 kişiyi sorumlu olarak belirleyebilecek kuruluşlar,
  • 2025-2026 yılları içerisinde en az 5 tam ve/veya yarı zamanlı çalışanı olan kuruluşlar.

Organizasyonel Güçlenme Fonu’na başvuru yapan STK’lar en fazla 175.000 TL talep edebilirler. Fona başvurmak isteyen STK’ların başvuru formunu 17 Nisan 2026, saat 18.00’a kadar eksiksiz şekilde doldurmaları gerekir.

Fon ile ilgili detaylı bilgiye (hibe süreci, kurumsal gelişim bileşeni, başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve takvim) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz

deSTek İşleri Buluşması: Sivil Toplum Bir Araya Geldi

By | Uncategorized

3–4 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul Minoa Pera’da gerçekleştirdiğimiz deSTek İşleri Buluşması, 40’tan fazla sivil toplum kuruluşu (STK), bağışçılar, destekleyici kurumlar ve uzmanları bir çatı altında topladı. İki gün boyunca 70’in üzerinde paydaşla; finansal ve örgütsel dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve iş birliği kapasitesi üzerine birlikte düşündük, deneyimlerimizi paylaştık ve yeni bağlantılar kurduk.

Birlikte Düşünmek İçin Tasarlanmış Bir Program

Buluşmanın program kurgusunu oluştururken, bilgi aktarımından çok deneyim paylaşımını ve akran öğrenmesini merkeze aldık. İki günlük akışta öne çıkan başlıklar şöyleydi:

  • Türkiye’de sivil toplumun mevcut durumu, STDV’nin yaklaşımı ve güncel trendlerin ele alındığı açılış ve çerçeve oturumları
  • Finansal ve örgütsel dayanıklılığın farklı boyutlarıyla tartışıldığı dayanıklılık oturumları
  • “Neleri yapamadık?” sorusundan yola çıkarak tersine öğrenme yaklaşımıyla zorlukları görünür kılan finansal sürdürülebilirlik oturumu
  • Katılımcılar arasındaki ortaklık ve iş birliği potansiyellerini keşfeden “Biz Bize Haritalama” çalışması
  • Katılımcıların birbirleriyle doğrudan temas kurmasını sağlayan yemekli buluşmalar ve serbest etkileşim alanları
  • STDV’ye yönelik önerilerin ve geleceğe dönük ihtiyaçların konuşulduğu geri bildirim ve değerlendirme oturumları

Katılımcılardan Güçlü Bir Karşılık

Katılımcı değerlendirmeleri, programın güçlü bir karşılık bulduğunu gösterdi. Özellikle katılımcıların doğrudan temas kurabildiği yapılandırılmamış etkileşim alanları — öğle yemeği buluşmaları — en yüksek memnuniyeti sağladı. Bununla birlikte, STDV’nin kendi deneyimlerini açık ve şeffaf biçimde paylaşması ile akran öğrenmesini destekleyen program yapısı da katılımcılar tarafından öne çıkan unsurlar arasında yer aldı.

İçerik açısından ise finansal sürdürülebilirlik, dayanıklılık çerçevesi ve sivil toplum ekosistemine dair analizler en geliştirici başlıklar olarak değerlendirildi.

Yeni Perspektifler, Yeni Gündemler

Buluşma yalnızca bir öğrenme alanı değil, aynı zamanda yeni ortaklıkların filizlendiği bir zemin de oldu. Gelir kaynaklarını çeşitlendirme, bireysel bağışçılık modellerini geliştirme, özel sektör iş birlikleri ve finansal risklerin stratejik planlamalara dahil edilmesi gibi konuların katılımcıların gündeminde güçlü bir şekilde yer almasına katkı sağladı.

Gelecek için Öneriler

Geri bildirimler, programın yoğun ve verimli geçtiğini ortaya koyarken bazı alanlarda daha fazla derinleşme isteğine de işaret ediyor. Katılımcılar; etkinlik süresinin uzatılmasını, küçük grup çalışmalarına daha fazla zaman ayrılmasını, ihtiyaç temelli tematik oturumların eklenmesini ve daha uygulamaya dönük çalışma alanları oluşturulmasını önerdi.

Her şeyden öte, bu tür buluşmaların sürekliliğine yönelik güçlü bir istek dile getirildi. Etkinliğin düzenli olarak tekrarlanması, takip mekanizmalarıyla desteklenmesi ve katılımcı katkılarıyla sürdürülebilir bir modele dönüşmesi en çok dile getirilen dilekler arasında yer aldı.

Bu iki gün bizim için de bir ilham kaynağı oldu. Sivil toplumun birlikte düşünme ve birbirini destekleme kapasitesini bir kez daha gördük — bugüne ve geleceğe dair umutlarımızı çoğalttı. Bu deneyim bize önemli bir şeyi de hatırlattı: Sivil toplumun ihtiyacı yalnızca kaynak değil, birlikte düşünebileceği, birbirini görebileceği alanlar. Biz de bu alanı yaratmaya ve büyütmeye devam edeceğiz.