Monthly Archives

Mayıs 2025

Deprem Bölgesinde Koruma Altındaki Çocukların Geleceği: “Özel Projeler Yürütülmeli!”

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

Kırmızı Çocuklar Derneği (Kırmızı Çocuklar), çocukların ve gençlerin eğitim, sağlık, kültür-sanat hakkına erişimini desteklemek ve sportif faaliyetlere katılımını güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Paribu mali desteği ve iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 döneminde desteklediğimiz Kırmızı Çocuklar, Geleceğe Doğru projesini hayata geçiriyor. Dernek proje kapsamında Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 14-18 yaş arası gençlerin eğitim hakkına erişimini destekleyerek; okul terkini önlemek ve gençlerin gelecekteki istihdam olanaklarını güçlendirmek amacıyla yüz yüze kariyer planlama atölyeleri ve danışmanlık desteği sağlıyor.

Kırmızı Çocuklar ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje kapsamında yürüttükleri faaliyetler, koruyucuyu aile modeli çerçevesinde yürüttükleri çalışmalar ve deprem bölgesinde koruma altında yaşayan gençlerin karşılaştıkları sorunlar hakkında konuştuk.

Kırmızı Çocuklar Derneği’nin misyonundan ve bugüne dek yürüttüğünüz çocuk ve genç odaklı çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Kırmızı Çocuklar Derneği olarak, korunma altındaki çocuk ve gençlerin güvenli bir ortamda büyümelerini sağlamak, haklarına erişimlerini desteklemek ve sosyal hayata aktif katılımlarını teşvik etmek amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bugüne kadar eğitim, sanat, spor ve psikososyal destek alanlarında pek çok proje yürüttük. Çocukların potansiyellerini keşfetmeleri ve güçlü bireyler olarak hayata hazırlanmaları öncelikli hedeflerimiz arasındadır.

 “Deprem bölgesinde koruma altındaki çocuklar, temel ihtiyaçlarına ulaşmakta zorluk çekiyor!”

Koruma altındaki çocuklar ve koruyucu aileler konularında yürüttüğünüz farkındalık çalışmalarından; bu alanda karşılaştığınız temel sorunlardan ve çözüm önerilerinizden bahser misiniz?

İmkân sunulduğunda her çocuğun yetenekleri doğrultusunda gelişebileceği inancından yola çıkarak bütüncül bir yaklaşımla işe koyulduk. 2018’den beri koruma altındaki çocuklar ve koruyucu aileliğin farkındalıklarını artırmaya yönelik eğitim ve atölye çalışmaları düzenliyoruz. En büyük sorunlar arasında çocukların topluma entegre olma güçlükleri, eğitim olanaklarına erişim eksiklikleri ve psikososyal destek ihtiyaçları yer alıyor.

Çözüm olarak ise aile temelli bakım modellerinin yaygınlaştırılması, çocukların bireysel ihtiyaçlarına uygun projelerin artırılması ve toplumda farkındalığın geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Elele Federasyonu üyesi olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte çalışmalar yürüterek sistemi iyileştirme çalışmalarına katılıyoruz. Projelerimiz sürdürülebilir ve süreklilik arz eden hak temelli projeler.

Koruma altındaki gençlerin 18 yaş sonrası yuvalardan çıktıktan sonraki sorunlarının çok daha fazla olduğunu tespit ettik. Bu yüzden özellikle yuvalardaki 16-18 yaşındaki gençlerin daha iyi bir eğitim alması ve yuva sonrasındaki hayata hazırlanması gerekiyor. Bu gençler arasında üniversite okuma oranı çok düşük olduğu için, onları hayata hazırlamak için çeşitli projeler ve eğitimler düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

2023 yılında başladığımız ilham yolculuğu gibi projeleri 2025 yılı içerisinde daha da geliştirerek ilerlemek istiyoruz. Meslek eğitimleri, ilham konuşmaları, kişisel gelişim etkinlikleri gibi geniş çaplı ve tüm Türkiye’yi kapsayan projeler hazırlanmasını faydalı görüyoruz.

Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında Geleceğe Doğru projesini deprem bölgesinde yürütüyorsunuz. Proje kapsamında yürütmeyi planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Geleceğe Doğru Projesinin genel amacı, Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 14-18 yaş arası gençlerin eğitim hakkına erişimini artırmak, okul terkini önlemek ve gençlerin gelecekteki istihdam olanaklarını güçlendirmek için kapsamlı bir kariyer planlama desteği sağlamaktır. Proje ile gençlerin akademik ve mesleki gelişimlerine katkı sağlıyoruz ve yeteneklerine uygun kariyer hedefleri belirlemelerine yardımcı olacak eğitim, danışmanlık ve rehberlik hizmetleri sunuyoruz.

Proje yürütme aşamasında, Kahramanmaraş ilinde faaliyet gösteren kamu kurumları, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, gönüllü gruplar ve şirketlerle en az 15 katılımcının yer aldığı bir işbirliği semineri düzenliyoruz. Bu seminerde, gençlere yönelik politika üretmek için yapılması gerekenler tartışılıyor. Ardından, atölye ve danışmanlık programları geliştirerek, gençlerin gelecek ve kariyer planlaması sürecini, hangi yöntem ve metotların nasıl ve ne zaman uygulanacağı konusunda netleştiriyoruz.

Proje sürecinin devamında, 400 gençle yetenek eğilim araştırması yapıyoruz, ebeveynlerle görüşmeler gerçekleştiriyor ve ön testler uyguluyoruz. Belirlenecek 10 başlıkta, 400 gence geleceğin mesleklerine yönelik atölye çalışmaları ve seminerler sunuyoruz. Ayrıca, önemli isimlerin katılımıyla rol model etkinlikleri de düzenliyoruz.

Projenin son aşamasında ise Mentör Kardeşim Programı ile gençlerin üniversiteye giden akranlarıyla bir araya gelmelerini sağlıyoruz ve onlara rehberlik ile motivasyon desteği sunuyoruz.

İstanbul merkezli bir dernek olarak daha önce bölgede bir çalışma yapma şansınız oldu mu? Bölgeye dair izlenimlerinizi paylaşır mısınız?

Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında yürüttüğümüz Geleceğe Doğru projesiyle, depremlerden etkilenen çocukların yeniden yapılandırma sürecinde ihtiyaç duydukları desteğe erişimine katkı sağlıyoruz.

Kırmızı Çatı Çocuk ve Gençlik Merkezi projemizi depremlerden hemen sonra hayata geçirdik.  300 m2 kapalı ve 700 m2 açık alanı olan Kırmızı Çatı’da iki eğitmen istihdam ettik: haftanın beş günü çocuklarla etkinlikler yapılıyor ve gelişimleri takip ediliyor. Bugüne kadar 12300 çocuğa toplamda 668 etkinlik yaptık.

Deprem sonrası gerçekleştirdiğimiz incelemelerde, çocukların travma sonrası iyileşme sürecinde, süreklilik esas alınarak sosyal, kültürel ve psikolojik desteğin hayati önem taşıdığını gözlemledik.

İlk günden beri düzenlediğimiz etkinlikler çerçevesinde 14-18 yaş grubu gençlerin bu süreçte daha çok etkilendiğini ve gelecek kaygıları olduğunu gözlemledik. Bu yüzden bu yaş grubu için daha özel çalışmalara ve eğitimlere yöneldik.  Aynı zamanda, çocuğun gelişimi için ailenin desteği ve eğitimi de çok önemli olduğundan, belirli periyotlarda      aile seminerleri düzenliyoruz.

 “Deprem sonrası bölgede eğitim ve sosyal etkinliklere katılım oranları düştü, çocuklar travma kaynaklı sosyal izolasyon yaşadı ve eğitim materyalleri ile mekanlara erişimde büyük sıkıntılar oldu.”

Kahramanmaraş depremleri sonrası, çocukların ve gençlerin eğitim, kültür-sanat ve sportif faaliyetlere katılımını artırmaya yönelik sivil toplum faaliyetlerine ve mevcut sorunlara dair tespitlerinizi paylaşır mısınız?

Depremler sonrası bölgede eğitim ve sosyal etkinliklere katılım oranlarının düştüğünü, çocukların travma kaynaklı sosyal izolasyon yaşadığını ve eğitim materyalleri ile mekanlara erişimde büyük sıkıntılar olduğunu tespit ettik. Çözüm olarak, çocukların güvenli alanlarda sosyalleşmesini sağlayacak sanat, spor ve eğitim projeleri ile psikososyal destek hizmetlerinin artırılmasını öneriyoruz.

Merkezinizin bulunduğu İstanbul ile deprem bölgesini kıyasladığınızda; özellikle koruma altındaki çocukların ve gençlerin sorunlarına dair edindiğiniz deneyimi kısaca özetler misiniz?

İstanbul’da koruma altındaki çocuklar daha geniş bir hizmet ağına sahipken, deprem bölgesinde bu ağın zayıf olduğunu ve temel ihtiyaçlara erişimin öncelikli sorun olarak öne çıktığını gözlemliyoruz. Deprem bölgesindeki çocuklar, travma sonrası süreçlerde daha fazla bireysel destek ve kaynak gereksinimi duyuyor. Aynı zamanda aileler de diğer şehirlere göre daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyorlar. İstanbul’daki deneyimlerimizden yola çıkarak, hem aileler hem çocuklar için bölgede daha yapılandırılmış ve sürekli projeler yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz.

 Size destek olmak isteyen kişi ve kurumlar için kendinizi nasıl anlatırsınız? 

Tüm bu süreç içerisinde birçok hikâyeye tanıklık ettik. Her yaştan çocuğun ve ailenin bu yolculukta hislerine ve duygularına şahit olduk. Burada bizi etkileyen, kalbimizde derin izler bırakan çok fazla anımız oldu. Deprem bölgesinde yürüttüğümüz faaliyetler sırasında bir ebeveyn yanımıza gelerek, yaşadığı travma sonrası tamamen içine kapanan ve hiç konuşmayan çocuğunun, etkinliklerimiz sonrası nasıl bir değişim yarattığını bizimle paylaştı. Bu duygusal anılar dışında en önemli somut dönüşümleri hep ailelerden aldık.

“Benim çocuğumun gözünün içindeki ışıltı sönmüştü ve siz, benim çocuğumu tekrar ışıldattınız!” Faydalanıcı Ebeveyn

Adana’da Mahalle Elçisi Kadınlar: Kadınlar Haklarıyla Güçleniyor!

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Adana’da faaliyet yürüten Kadına Özgürlük ve Eşitlik Derneği (KÖVED), kadın hakları ve LGBTI+ hakları başta olmak üzere dezavantajlı grupların haklarını savunmak ve yaşam kalitelerini iyileştirmek amacıyla çalışmalar yapıyor. Bu amaç doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğinin ana akımlaştırılması perspektifiyle hak temelli savunuculuk, izleme, koruma ve sosyal uyum faaliyetleri yürütüyor. Bir Adım Var Vakfı ve Türkiye Mozaik Foundation iş birliği ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2024 döneminde kapsamında KÖVED Mahalle Elçisi Kadınlar projesini hayata geçiriyor.

KÖVED ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje kapsamında Adana’da kısa sürede hayata geçirdikleri faaliyetleri konuştuk.

Okuyucularımızın KÖVED’i daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yakın zamanda gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

KÖVED olarak, toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik etmek, kadınların ve dezavantajlı grupların haklarını savunmak amacıyla çalışmalar yürütüyoruz. 2024 yılında, Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation’ın desteğiyle Adana Kadın Yaşam Merkezi projesini hayata geçirdik ve projenin devamı için yeni başvurularda bulunduk.

Ayrıca, daha önce Foundation de France tarafından desteklenen Samandağ Kadın Yaşam Merkezi projesinin en az bir yıl daha destek alması kabul edildi. Bunun yanı sıra, Huridocs’un desteğiyle ve Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği iş birliğinde Adana’da Çocuk Yaşta, Erken ve Zorla Evlilikler (ÇYEZE) konusunda bir saha araştırması gerçekleştirdik. Bu araştırmanın bulgularını Evrensel Periyodik İnceleme (EPU) Raporu’nu hazırlayıp sunduk.

Eylül ayından bu yana, Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında Mahalle Elçisi Kadınlar projesini yürütüyoruz. Ekim ayında ise, ABD İnsan Hakları ve Emek Bürosu’nun desteğiyle Freedom House ile birlikte Dezavantajlı Kadınların Adalete Eşit Erişimi projesini başlattık.

“Adana’nın dezavantajlı bölgesinde kadınların sorunları ve ihtiyaçları çeşitli”

 Türkiye’de yaşanan çoklu krizlerin çalışmalarınız üzerindeki etkisinden bahser misiniz? Adana yereline dair gözlemleriniz nelerdir?  

Yaşanan çoklu krizler, birçok sivil toplum kuruluşunu olduğu gibi bizi de doğrudan etkiliyor. KÖVED olarak tüm çalışmalarımızı dezavantajlı bölgelerde yürütüyoruz. Bu bölgelerde kadınların işgücüne katılım oranlarındaki düşüş, aile içindeki ekonomik sorunlar, kadına yönelik artan şiddet vakaları ve karşılaşılan sorunların çeşitlenmesi, bu tür projelere duyulan ihtiyacı önemli ölçüde artırdı.

Adana’da yaşanan ekonomik zorluklar, kadınların kendilerini ifade etmelerini ve toplumsal yaşama katılımlarını ciddi biçimde kısıtlıyor. Kentte görev yapan mahalle muhtarları arasında kadın temsil oranı oldukça düşük. Ayrıca, Kahramanmaraş depremeleri sonrası Adana, yoğun bir iç göç aldı. Bu durum, özellikle kadınlar ve çocuklar için psikolojik ve sosyal destek ihtiyacını büyük ölçüde artırdı.

Adana’yı diğer şehirlerden ayıran en önemli sorunlardan biri, dezavantajlı mahallelerde yaşayan kadınların ve çocukların temel haklara erişimde karşılaştıkları engellerdir. Bu mahallelerde yaşayan kadınlar; iş gücüne katılmak, çocuklarını okula göndermek ve sağlık hizmetlerine erişmek gibi temel ihtiyaçlarını karşılamada ciddi güçlükler yaşıyor. Çalışma yürüttüğümüz bölgede ağırlıklı olarak mülteci kadınlar ile Roman topluluklardan kadınlar ve çocuklar ikamet ediyor.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında Mahalle Elçileri projeniz ile hangi faaliyetleri hayata geçiriyorsunuz? Süreç nasıl ilerliyor?  Proje kapsamında yürütmeyi planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Projenin ilk ayında, tanıtım çalışmalarını tamamladık. Başvuran 32 kadın arasından, mahalle ve etnik çeşitlilik gözetilerek 7 mahalle elçisi belirlendi. Projenin ikinci ve üçüncü aylarında gerçekleştirilmesi planlanan üç eğitim oturumunun tamamı başarıyla uygulandı. İlk iki eğitim, ikişer tam gün olarak düzenlendi.

Kamu kurumlarıyla iş birliği kapsamında Yüreğir İlçe Belediyesi Başkan Yardımcısı’na bir ziyaret gerçekleştirdik. Bu ziyaret, oldukça olumlu sonuçlar doğurdu. Yüreğir Belediyesi Kadın ve Aile Müdürlüğü personeli, mahalle elçisi kadınlarla samimi bir iletişim kurarak güçlü bir iş birliği ortamı oluşturdu. Ziyaretin ardından taraflar arasında sürekli bir iletişim ağı kuruldu ve birçok konuda karşılıklı destek sağlandı. Örneğin Mahalle Elçisi Kadınlar, Yüreğir Belediyesi’nin yeni hayata geçirdiği Kadın Emeği Pazarı’na davet edildi. Bu sayede hem pazarın mahallelerde bilinirliğinin artmasına katkı sundular hem de kendi hanelerine ekonomik destek sağladılar.

Sosyal uyum faaliyetleri kapsamında kadınlar bir yemek etkinliğinde bir araya geldi. 7 kişiden oluşacak kendi ekiplerini kurma sürecinde ise sona yaklaşıldı. Aralık ayının son haftasında, üçüncü ve son eğitimin ardından bir yılbaşı kutlaması düzenlendi. Bu etkinlikte Mahalle Elçisi Kadınlara market ve ulaşım kartlarının dağıtılması planlandı.

Projenin ilerleyen aşamalarında, Elçi Kadınlar proje ekibinin rehberliğinde kendi oluşturdukları ekiplerle birlikte, aldıkları üç eğitimde edindikleri bilgileri paylaşacak. Ayrıca, elçi kadınların ekipleriyle birlikte ziyaret edecekleri kamu kurumlarının takvimlendirme çalışmaları devam ediyor.

”Haklarını öğrenen kadınlar ailede karar süreçlerine katılıyor, kamuda dilekçe yazıyor”

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu kapsamında, Mahalle Elçileri projenizi Adana’nın en dezavantajlı 7 mahallesinde yürütürken, kadınların maruz kaldıkları sorunlar ve çoklu dezavantajlar ile ilgili tespitleriniz neler? Bu mahallelerin kadınları ile AKYM odağında nasıl bir ilişki geliştirdiniz? Ulaşmak istediğiniz kadınlara ulaşabiliyor musunuz? Kadınların geri dönüşleri nasıl?

Mahalle Elçileri projesinde karşılaşılan sorunlar, AKYM’nin bir yıllık çalışmalarıyla büyük ölçüde benzerlik gösteriyor. Kadınların yaşadığı çoklu dezavantajlar arasında; çocuk yaşta erken ve zorla evlilikler, adalete eşit erişememe, yetişkin okuryazarlığının çok düşük olması, kamusal alanda görünürlüğün azlığı ve sosyal hizmetlere erişimde yaşanan zorluklar öne çıkıyor. Neredeyse her hanede suça karışmış bir aile ferdinin bulunması, Roman topluluklardan kadınların uğradığı ayrımcılık ve yine bu topluluklardan çocukların akran zorbalığı nedeniyle eğitimden uzaklaşması da dikkat çeken sorunlar arasında yer alıyor.

Kadınlar, Mahalle Elçisi Kadınlar projesinden önce de AKYM’nin hizmetlerinden yararlanıyordu. Bu yeni projede, onlarla güvene dayalı bir ilişki kurarak hakları konusunda farkındalıklarını artırmayı ve destekleyici hizmetler sunmayı hedefledik. Ulaşmak istediğimiz kadınlara daha önce kurduğumuz ilişkiler, ev ziyaretleri ve topluluk merkezleri aracılığıyla eriştik. Kadınlar, bu süreçte sunulan hizmetlerden duydukları memnuniyeti her fırsatta dile getiriyor.

Mahalle Elçisi kadınları nasıl belirliyorsunuz?

Mahalle Elçisi Kadınlar, bu projeyi talep eden kadınlar arasından titizlikle seçildi. Seçim sürecinde adayların farklı etnik kökenlerden gelmesine ve yedi farklı mahalleyi temsil etmesine özellikle önem verildi. Kendi ekiplerini kurmaları beklendiği için, geniş bir sosyal çevreye ve güçlü komşuluk ilişkilerine sahip kadınlara öncelik tanındı. Ayrıca, aldıkları eğitimleri ekiplerine aktaracak olmaları nedeniyle etkili iletişim ve hitabet becerileri de seçim kriterleri arasında yer aldı.

“Mahalle Elçisi Kadınlar projesi, kadınların yalnızca kendi bilgi ve becerilerini artırmakla kalmayıp, çevrelerindeki diğer kadınları da bilinçlendirmelerine olanak tanıyan güçlü bir dayanışma zemini sundu.”

Mahalle Elçisi Kadınlar ve AKYM projeleri kapsamında şimdiye kadar yürüttüğünüz çalışmalar doğrultusunda, KÖVED olarak Adana’daki kadınların yaşamlarında nasıl bir fark yarattığınızı düşünüyorsunuz?

Mahalle Elçisi Kadınlar projesi, kadınların yalnızca kendi bilgi ve becerilerini artırmakla kalmayıp, çevrelerindeki diğer kadınları da bilinçlendirmelerine olanak tanıyan güçlü bir dayanışma zemini sundu. Gerçekleştirdiğimiz eğitimler ve yerel yönetim temsilcileriyle yapılan görüşmeler, kadınların özgüvenlerini artırdı; toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda daha bilinçli, hak temelli bakış açısına sahip ve kamusal alanda daha aktif bireyler haline gelmelerine katkı sağladı.

Önceden Kadın Yaşam Merkezi’nde daha küçük ve dağınık gruplar halinde bir araya gelen kadınlar, artık aynı masa etrafında, daha kalabalık gruplarla bir arada vakit geçiriyor. Aile içi iletişimde daha güçlü olduklarını, karar alma süreçlerine katılımlarının arttığını sıklıkla dile getiriyorlar. Komşuluk ilişkilerinin güçlenmesi, evlerinde ve bahçelerinde düzenlenen çay sohbetlerinin artması da kadınların sosyal bağlarını kuvvetlendirdiğini gösteren önemli bir gösterge. Ayrıca, Yaşam Merkezi’nden faydalanan çocuk sayısında da belirgin bir artış yaşandı.

Projenin başında katılımcı kadınlara bir defter dağıtıldı. Bu defterin ilk sayfalarında 6284 sayılı yasa, İstanbul Sözleşmesi, KADES uygulaması ve dilekçe yazımı gibi temel hak bilgilerine yer verildi. Zamanla birçok kadın, mahallelerindeki sorunlara ilişkin dilekçeler yazarak yerel yönetime başvurdu. Örneğin çöp toplanmaması, parkların güvensiz oluşu ya da okul yollarının çamurlu olması gibi konular dile getirilerek çözüm arandı. Kadınlar bu süreçte kazandıkları hak savunuculuğu becerilerini proje ekibiyle paylaşırken, yaşadıkları dönüşümün mutluluğunu da ifade ettiler.

Proje sürecinde Mahalle Elçileri’nin bireysel başarı öyküleri de ortaya çıktı. Örneğin bir Elçi Kadın, Yüreğir Belediyesi’nin “Kadın Emeği Pazarı” hakkında bilgi edinerek evde ürettiği ürünleri pazarda satmaya başladı ve böylece aile bütçesine katkıda bulundu. Bir başka Elçi Kadın ise Yüreğir Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi’nde mahalle temsilcisi olarak görev aldı. Kadınlar ayrıca proje kapsamında kurdukları bağlantılar aracılığıyla çeşitli sivil toplum kuruluşlarına ulaşarak, örneğin Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği aracılığıyla çocuklarının burs almasına katkı sundular.

Tüm bu gelişmeler, Mahalle Elçisi Kadınlar projesinin sadece bireysel güçlenmeyi değil; aynı zamanda kolektif bilinçlenmeyi, yerel katılımı ve toplumsal değişimi mümkün kıldığını gösteriyor.

“Derinleşen krizler ve depremler sonrası, kadınların temel haklara ve hizmetlere erişimi daha da zorlaştı.”

Adana’da toplumsal cinsiyet eşitsizliği temelli acil sorunlardan ve bu sorunlara yönelik hangi çözüm önerilerinizden bahseder misiniz?

Adana’da toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı en acil sorunlardan biri, kadınların karar mekanizmalarına katılım oranının düşük olmasıdır. Bunun yanında, şiddete maruz kalan kadınlara yönelik yetersiz destek mekanizmaları ve adalete ve eğitime erişimdeki eşitsizlikler de önemli sorunlar arasında yer alıyor. Özellikle son yıllarda derinleşen krizler ve depremler, kadınların temel haklara ve hizmetlere erişimini daha da zorlaştırdı.

Bu sorunlara çözüm olarak, yerel yönetimlerin kadınların özel ihtiyaçlarına duyarlı politikalar geliştirmesi gerekmektedir. Ayrıca, kadınların işgücüne katılımını artırmaya yönelik eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve şiddete uğrayan kadınlara yönelik etkili psiko-sosyal destek ağlarının kurulması büyük önem taşımaktadır. Yetişkin kadın okuryazarlığının artırılması da acil bir ihtiyaçtır.

Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratacak çalışmalar yaparak, kadınların haklarını daha bilinçli bir şekilde savunmalarını sağlamak, tüm paydaşlar için kritik bir öneme sahiptir. Adana’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi de bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.

“Kendimi ilk defa değerli hissediyorum, artık hayatım hakkında kararlar alabileceğimi biliyorum.” Faydalanıcı

Size destek olmak isteyen kişi ve kuruluşlar için, birkaç cümle ile kendinizi nasıl anlatırsınız?

Bir kadının, “Artık sesimi duyurabiliyorum ve bu beni güçlü hissettiriyor.” diyerek gözlerinde umut ışığı belirmesi, bizim için en değerli geri bildirimlerden biridir. Mahalle Elçileri eğitiminden sonra bir kadın ekibimize gelip, “Kendimi ilk defa değerli hissediyorum, artık hayatım hakkında kararlar alabileceğimi biliyorum.” dedi.

Bir başka kadın ise, “Muhtarın karşısına daha güçlü çıkıyorum.” diyerek değişimi ifade etti. Diğer bir kadın, “Hayatımda ilk kez bu kadar kişi karşısında konuşma yapıyorum,” diyerek cesaretini bulduğunu dile getirdi.

Bu cümleleri duymak, yaptığımız işin kadınların hayatlarında nasıl derin bir değişim yarattığını net bir şekilde gösteriyor. Bize destek veren kişi ve kuruluşlarla birlikte, daha fazla kadına ve çocuğa ulaşabileceğimize ve daha güçlü bir toplumun inşasına katkı sağlayabileceğimize olan inancımız her geçen gün artıyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında sürdürmeyi planladığınız çalışmalardan ve ve yeni projeleri hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğunuz desteklerden bahser misiniz?

KÖVED olarak, öncelikli olarak daha fazla kaynak ve finansal desteğe ihtiyaç duyuyoruz. Bunun yanı sıra, yerel yönetimler ve diğer STK’larla güçlü iş birlikleri kurarak etki alanımızı genişletmeyi hedefliyoruz. Eğitim ve kapasite artırıcı programlarla, hem kendi ekibimizin hem de yerel paydaşlarımızın bilgi ve becerilerini güçlendirmek, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda daha etkili çözümler üretebilmemiz açısından kritik öneme sahiptir.

Mahallelerde toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin artırılması, erkeklik çalışmaları yapılması ve eşitsizliklerin önlenmesi için önemli bir adım atıyoruz. Bu kapsamda, özellikle mahallelerde erkeklik çalışmaları yapmaya yönelik projeler geliştirmeye ve ekibimizin süpervizyon çalışmalarına başlamış bulunuyoruz. Ayrıca, iletişim ve görünürlük alanındaki çalışmalarımızı da genişletmek istiyoruz. Örneğin, şu an için bir internet sitemiz bulunmamaktadır, ancak bunun gibi dijital platformlar aracılığıyla daha fazla kişiye ulaşmayı planlıyoruz.

Hatay’da Gençlerle Sanat Hasadı: İyileşme ve İnşası Süren Kente Aidiyet

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

Hasat Derneği, katılımcı liderliği ve diyalogu yaygınlaştırarak toplumsal fayda sağlamak; farklı sektör ve paydaşlar arasında iş birliğini ve sivil toplumun etkisini güçlendirmek; dezavantajlı gruplar dahil olmak üzere tüm toplumsal gruplara yönelik güçlendirici ve fırsat eşitliğini sağlayan faaliyetler gerçekleştirmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Paribu mali desteği ve iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 döneminde desteklediğimiz Hasat Derneği, “Sanat Ne İşe Yarar?” Hatay’ı Sanatla Düşünmek projesine devam ediyor. Hatay’ın yeniden inşa sürecinde gençlerin aktif olarak katılımını ve yaşadıkları şehirle sanat yoluyla yeniden bağ kurmalarını desteklemek amacıyla atölye çalışmalar yürütüyor. 

Hasat Derneği ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, derneğin faaliyetlerini, proje kapsamında yürütülen çalışmaları ve Hatay’ın yeniden inşasında kültür-sanatın rolü hakkında konuştuk. 

Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Hasat Derneği olarak, topluluklar ve bireylerle birlikte; dahil etme, kutuplaşma, zor veya travmatik alanlarda diyalog alanları      oluşturmak amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Aynı zamanda, kişinin kendisinin farkına varması, kendini koruması ve en önemlisi alanı dinleyerek      yolda sürekli değişmeye açık ve hatta değişmeyi arayan araçlarla yol almasını hedefliyoruz. Kuruluş hikayemizde kullandığımız “hasat” kelimesi, yalnızca güvenli alanlar yaratmayı değil, karşılaşmalardan elde edilen deneyimlerin işlenerek sürece dahil edilmesi gerektiğini de vurgular. Bu anlayışla, her karşılaşmanın bir hasadı alınır.

Dernek ekibi olarak; yoksulluk, gençlik, toplumsal cinsiyet, LGBTİ+, katılımcı yapılar, işçi hakları, örgün eğitim, sürdürülebilirlik, organizasyonel gelişim ve çok paydaşlı iş birlikleri gibi çeşitli alanlarda deneyim sahibiyiz. Gençlik katılımını artırmak, sivil toplumu güçlendirmek ve yaratıcı yöntemlerle topluluk oluşturma hedefimizi hem İstanbul’da hem de Hatay’da yürüttüğümüz projelerle yaygınlaştırıyoruz.

“Sanata dair ilgi ve yeteneğimiz olsa da burada kendimizi geliştirecek herhangi bir alan bulamıyoruz. Kültür-sanat faaliyetlerine yeterince önem verilmiyor.” Faydalanıcı

Hatay’ın kültür- sanat odağındaki sorunlarına dair gözleminiz ve izlenimlerinizi paylaşır mısınız?  

Hatay, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve bu çeşitlilik, farklı sanat anlayışlarının bir arada var olmasını sağlamıştır. Şehir, çok kültürlü müzik ve tiyatro gelenekleri, tarihi Antakya evleri, camiler, kiliseler, sinagoglar gibi yapılarla zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Ayrıca, mozaik ve heykelcilik alanlarında birçok önemli esere ev sahipliği yapıyor.

6 Şubat depremleri, Hatay başta olmak üzere birçok ilde büyük yıkımlara yol açarken, kentin tarihi ve kültürel mirasına da ciddi zararlar verdi. Özellikle geleneksel sanatları icra eden atölyeler büyük ölçüde zarar gördü, birçok el sanatları atölyesi ve sanat merkezi ya tamamen yıkıldı ya da ağır hasar aldı. Sanatçılar, icra alanlarını kaybettikleri için ya şehri terk etmek zorunda kaldı ya da sanatlarını sürdüremez hale geldi.

Depremler sonrası güvenli mekânların yetersizliği, sanatçılardaki motivasyon kaybı ve göç etmek zorunda kalanların sayısının artması gibi nedenlerle, sanata erişim giderek zorlaşıyor. Yeniden inşa sürecinde şehirde kalmayı tercih edenler için de ekonomik koşullar sanata erişimi her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

Özellikle 12-18 yaş arasındaki gençler için sanata erişim daha da zor bir hale geldi. Oysa sanatın, gençlerin yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirdiği, öz farkındalıklarını artırdığı, duygusal ifade ve empati kurma yetilerini güçlendirdiği, sosyal becerilerini desteklediği ve aidiyet duygusu ile kimlik inşasında önemli bir rol oynadığı biliniyor. Depremler öncesi müzik, görsel sanatlar ve dans gibi alanlara erişim imkânı, gençler için rahatlatıcı ve ifade alanı sunan önemli bir araçtı.

Bugün ise, geçici barınma alanlarında kültür-sanat etkinliklerine uygun merkezlerin bulunmaması, ulaşım imkânlarının yetersizliği ve ekonomik açıdan erişilebilir olmaması, sanat merkezlerinin yok denecek kadar az olması gibi nedenlerle gençler, kültür-sanat faaliyetlerinden uzak kalıyor. Yaptığımız çalışmalarda gençler, bu durumu şu sözlerle ifade ediyor: “Sanata ilgi ve yeteneğimiz olsa da burada kendimizi geliştirebileceğimiz bir alan bulamıyoruz. Kültür-sanat faaliyetlerine yeterince önem verilmiyor.”

Hatay’daki kültür-sanat faaliyetlerinin deprem sonrası iyileşme sürecindeki rolünden bahseder misiniz? Gençlerin sanatsal üretim yoluyla toplumsal dayanışma ve iyileşme sürecine nasıl katkı sağlayabileceklerini düşünüyorsunuz?

Kahramanmaraş depremleri öncesi Hatay, kültürel mirası ve yerel sanat gelenekleriyle canlı bir kültür-sanat ortamına sahipti. Depremler sonrası birçok sanat mekânının yıkılması veya kullanılamaz hale gelmesi erişimi ciddi şekilde kısıtladı. Afet öncesinde Evvel Temmuz Kültür-Sanat Festivali ve Antakya Film Festivali gibi etkinlikler müzik, tiyatro, halk oyunları ve sinema gibi farklı sanat dallarını kapsayarak geniş bir katılımla gerçekleşiyordu. Ayrıca, şehrin çok kültürlü yapısı – farklı dini ve etnik grupların bir arada yaşaması, kültür-sanat etkinliklerine de yansıyordu.

Depremler sonrası ise kültür-sanat faaliyetleri ağırlıklı olarak iyileşme sürecine yönelik yerel inisiyatifler ve STK’lar tarafından yürütülmeye başlandı. Ancak bu durum faaliyetlerin düzenli ve sürdürülebilir olmasını zorlaştırıyor; çoğu etkinlik tek seferlik ya da kısa süreli programlarla sınırlı kalıyor. Özellikle Hatay’daki sınırlı kültür-sanat çalışmaları belirli ilçelerde yoğunlaşırken, bazı bölgelere hâlâ erişim sağlanamıyor.

“Sanatın iyileştirici gücü vardır; bu nedenle Hatay’da afetten etkilenen bireylerin travmalarını sanat yoluyla ifade etmesi, duygularını açığa çıkarması ve toplumsal destek bulması büyük önem taşıyor.”

Depremler sonrası psikososyal destek ihtiyacının artması ve bu ihtiyacın kurumlar tarafından düzenli ve yeterli şekilde karşılanamaması, birçok sorunu beraberinde getirdi. Sanat; bireylerin stresle başa çıkmasına, kendi hikâyelerini anlatmalarına, ifade alanlarının oluşturulmasına ve duygusal-kolektif iyileşme süreçlerine katkı sağlayarak, bu ihtiyaca cevap verebiliyor.

Hatay’da, özellikle gençler için topluluk temelli, sanat ve hak odaklı çalışmalar; onların potansiyellerini keşfetmeleri ve kimlik inşa süreçlerinde kritik bir eşik oluşturmaları açısından büyük bir değer taşıyor.

Hatay, sahip olduğu kültürel miras ve sanatsal potansiyel açısından oldukça zengin bir şehir olmasına rağmen, afet sonrası süreçte ciddi bir dayanışma ve destek ihtiyacı taşıyor. Şehrin yeniden inşasında, gençlerin katılımıyla ve sanatsal üretim yoluyla “yaratıcı, güvenli ve güçlendirici” bir bağın nasıl kurulacağı sorusuna yanıt arıyoruz.

“Hataylı gençler sanatla üretecek, kentle yeniden bağ kuracak!” 

Hibe desteğimizle Sanat Ne İşe Yarar? Hatay’ı Sanatla Düşünmek projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Sanat Ne İşe Yarar? Hatay’ı Sanatla Düşünmek projesi, Hasat Derneği ve Gençlerle Sanat İnisiyatifi’nin önceki projesinin devamıdır. İlk projede, depremler sonrası gençlerin mekânsal değişiklikler karşısında hayatlarındaki mekanlarla yeniden anlamlı bir bağ kurabilmelerini sanat aracılığıyla keşfetmiştik.

Bu projede ise, Hatay’daki yıkım ve yeniden yapım sürecinde gençlerin şehirle “yaratıcı, güvenli ve güçlendirici” bir bağ kurmasının yollarını arıyoruz. Projemizin iki amacı vardır:

  1. Gençlerin yaşam alanları üzerinden şehri nasıl gördüklerini anlatacak bir alan yaratmak,
  2. Dışavurumcu sanatsal yöntemler kullanarak şehirle ve mekânla yeniden bir bağ kurulup kurulamayacağını araştırmak.

Gençler, bu amaçlar doğrultusunda, Hatay’da ve Hatay dışında uzmanlar ve sanatçılarla çalışarak şehre dair sanat üretimlerine katılacaklar. Bu süreçte, şehrin kültürel mirasını içeren bir rota oluşturulacak ve gençler, bu rota üzerinden mekânsal ilişkiler geliştirecekler. Proje sonunda, sanatçıların rehberliğinde üretilen eserlerden bir sergi hazırlanacaktır.

Lefebvre’in mekânın toplumsal olarak üretildiğini belirttiği gibi, mekânsal aidiyetin, bir kenti yeniden inşa etme sürecinde hayati önemi vardır. Hasat Derneği olarak, 2023 yılında hazırladığımız rapor da; depremlerle birlikte gençlerin yaşam koşullarının değiştiğini, birçok mekanın kullanılmaz hale geldiğini ve mekânsal aidiyet duygusunun zayıfladığını vurgulamıştık.  Bu kayıp, gençler üzerinde stres yaratmakta ve yeniden kurulan bir kentte aidiyet kurmanın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.

“Gençlerle yapılan çalışmaların azlığı, düzenli ve sürekli olmaması hala gündemde olan ihtiyaçlar arasında.”

Size destek olmak isteyen kişi ve kurumlar için, çalışmalarınızın etkisini katılımcıların geri dönüşleriyle nasıl anlatırsınız?    

Hatay’da, iki yıldır gençlerle yürüttüğümüz çalışmalarla edindiğimiz deneyimlere dayanarak; psikososyal destek ve topluluk oluşturma gibi alanlarda sürdürülebilir adımlar atmaya çalışıyoruz. Temel ihtiyaçlar hâlâ devam etmekte, özellikle gençlerle yapılan çalışmaların azlığı ve sürekliliğinin olmaması ön planda. Erişilebilir ve güvenli mekanların eksikliği, ulaşım ve sosyalleşme gibi sorunlar da çözülmesi gereken önemli meseleler arasında yer alıyor.

Depremin ilk günlerinde, sahadaki ihtiyaçlar hızla değişiyordu. Ancak bazı ihtiyaçlar hâlâ geçerliliğini koruyor ve uzun süre daha devam edecek gibi görünüyor. Afet sahasını bir halı dokuma tezgahına benzetirsek, belirli aralıklarla aynı deseni yeniden dokumak zorunda kalırız, tıpkı burada olduğu gibi.

Depremin 3. yılına girerken, mevcut temel ihtiyaçlar hâlâ güncelliğini koruyor. Gençlerle yapılan çalışmaların azlığı, düzenli ve sürekli olmaması hâlâ gündemdeki önemli sorunlar arasında. Erişilebilir ve güvenli mekanların yok denecek kadar az olması, ulaşım ve sosyalleşme gibi ihtiyaçlar da gündelik hayatta çözülmesi gereken meselelerden birkaçıdır. Bizler, afet sahasında üçüncü yılımıza girerken, bu ihtiyaçları karşılamak için aynı kararlılıkla çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Sanat Ne İşe Yarar? projesi kapsamında yaptığımız çalışmaları ve etkisini paylaştığımız Apaçık Radyo’nun Hikâyenin Her Hali programında, proje katılımcılarımızın paylaştıkları ifadelerle bu soruyu yanıtlamak isteriz: 

“Ben bu proje 7 hafta sürecek ve hayatıma kaldığım yerden devam edeceğim diye düşünüyordum. Ama öyle olmadı. Mühendislik okuyacağım diye düşünürken sonra ‘Neden sanat okumayayım ki?’ dedim. Bu proje rotamı değiştirdi. Bir de şunu fark ettim ki, sanat çok daha güzel: Özgürsün, gelişime ve değişime açıksın, kuralları yok. Sanat dışında hiçbir alan bu özgürlüğü sağlamıyor. Kendimi buldum buraya gelerek.” Faydalanıcı

Sanat odaklı üretimler yapmak, kendini geliştirmek isteyen bir diğer katılımcımız ise şunları söylüyor: 

“Yeteneğimin olduğunu biliyorum ama bu yeteneğimi geliştirecek bir program, kurs, eğitim bulamıyorum. Bu nedenle bu şehirden gitmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Ama sizin yaptığınız çalışmalar umudumu arttırıyor.” Faydalanıcı

Deprem sahasında gençlerle sanat odaklı çalışma, topluluk olma dinamiği oluşturma çabamızı ve kararlılığımızı inatla koruyoruz. Deprem sahasında çalışanlar olarak; tükenmeden, yapılan sanat programlarının sürdürülebilirliğini sağlamak için Hatay’da dayanışmaya ve desteğe ihtiyaç duyuyoruz. Bu herhangi bir destek olabilir; sıcacık bir tanışma da olabilir, bir kaynağa erişmek de…

Çocuk Fonu’nun 2024 Dönemi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Çocuk Fonu

Çocukların haklarının tesisi ve ihtiyaçlarının giderilmesi için çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Kırmızı Uçurtma Destek Çemberi ve Türkiye Mozaik Foundation iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2024 dönemi Fon Başlangıç Raporu yayımlandı. Fon kapsamında Sulukule Gönüllüleri Derneği’ne, Sporda Adalet ve Haklar için Sahadayız Derneği’ne ve Yerelden Kalkınma Derneği’ne toplam 2.100.000 TL hibe desteği sağlayacağız.

Çocuk Fonu’nun 2024 döneminin yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Organizasyonel Güçlenme Fonu Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Organizasyonel Güçlenme Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak için çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) insan kaynakları (İK) süreçlerinin güçlenmesine destek olmak amacıyla Vakfımız koordinasyonunda, KRM Yönetim Danışmanlık iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Organizasyonel Güçlenme Fonu kapsamında desteklenen STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 2 STK’ya toplam 122.000 TL hibe desteği ve mentorlarla çalışma, uzman destekleri vb. gibi imkanlardan oluşan İK kapasite gelişim destekleri sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA)(Kapasite Gelişim Desteği, 44.000 TL), İstanbul
KODA, köyde yetişen çocukların eğitim süreçlerini sürdürülebilir şekilde iyileştirmeyi hedefleyerek köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluluğa yayılacak ve kırsal kalkınmayı destekleyecek yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için faaliyetler yürütüyor. Sağladığımız kapasite gelişim desteğiyle, KRM uzmanlarının katkısıyla çalışanların yetkinliklerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülecektir. Bu doğrultuda, derneğin insan kaynakları süreçlerinin uygun bir dijital platform üzerinden yürütülebilmesi ve izlenebilmesi için teknik destek sunulacaktır.

Sınırlı Sorumlu İzmir Başka Bir Okul Mümkün Eğitim Kooperatifi (BBOM İzmir Kooperatifi), (Kapasite Gelişim Desteği, 78.000 TL), İzmir
BBOM İzmir Kooperatifi, çocuk merkezli, ekolojik ve demokratik bir öğrenme ortamı sunarak alternatif bir eğitim modeli geliştirmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Sağladığımız kapasite gelişim desteğiyle, KRM uzmanları desteğiyle kooperatifin İK çalışanına; iş kanunu, ücret hesaplamaları, özlük dosyaları ve SGK teşvikleri gibi teknik konularda bilgi aktarımı yapılacak, ayrıca işe alım ve mülakat tekniklerine dair yetkinliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürütecektir.

Üreme Sağlığı Fonu Başvuruları Sona Erdi

By | Üreme Sağlığı Fonu

Türkiye’de yaşayan sığınmacı kadınların üreme sağlığı hizmetlerine erişimini artırmak ve güçlendirmek için çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla hayata geçirdiğimiz Üreme Sağlığı Fonu başvuruları sona erdi.

Fona, teknik kriterlere uyan 28 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 19’u dernek, 1’i kooperatif, 7’si vakıf ve 1’I konfederasyon tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Adıyaman, Ankara, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Mardin ve Van olmak üzere 8 ilden başvuru alındı. Üreme Sağlığı Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı 14.343.049 USD oldu.

Deprem Bölgesinde Geleceğin Işığı: Genç Kadın Mühendisler

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

Bulgurcu Vakfı (Bavak), üniversitelerin mühendislik bölümlerinde okuyan genç kadınların eğitimlerinin sürekliliğine katkı sağlayarak, kadınların mühendislik alanlarında kalma oranını artırmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor.  Paribu mali desteği ve iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 döneminde desteklediğimiz Bavak, hibe desteğimizle Geleceğin Işığı: Kız Öğrencilerle İyi Yaşam Atölyesi projesini hayata geçiriyor. Buradayız Hatay Derneği iş birliğiyle gerçekleşen proje kapsamında, Hatay’daki lise öğrencisi kız çocuklarının ve deprem bölgesindeki üniversite öğrencisi genç kadınların kariyerlerini STEM (Bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik) alanlarında planlayabilmesine katkı sağlıyor.

Bavak ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje kapsamında yürütülen faaliyetler, derneğin çalışmaları, depremler sonrası genç kadınların devam eden ihtiyaçları ve kız çocuklarının STEM alanlarına yönlendirilmesinin önemi hakkında konuştuk. 

Okuyucularımızın Bavak’ı daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

BAVAK olarak, mühendislik eğitimi alan kız öğrencilere geniş bir yelpazede destek vermeye gayret ediyoruz. Bursiyerlerimize sağladığımız destek yalnızca finansal yardımlarla sınırlı değil; mentorluk, staj imkânları, teknik geziler ve eğitim materyalleri gibi birçok alanda öğrencilerimizin yanındayız. Lisans düzeyindeki kız mühendislik öğrencilerinin eğitimlerinin sürekliliğine katkı sağlayarak, kadınların mühendislik alanında kalma oranını artırmayı hedefliyoruz. Genç kadın mühendis adaylarını destekleyerek, çevre bilinci yüksek, üretken, yenilikçi ve çağdaş bireyler olmalarını ve toplumun kalkınmasına katkıda bulunmalarını amaçlıyoruz.

Bu doğrultuda, Gözdelerimiz ve Sesini Duyan Var Burs programlarımız ile bursiyerlerimize kesintisiz ve sürdürülebilir burs desteği sağlıyoruz. FemVizyon Mentorluk programımız ile öğrencilerin iş hayatında alacakları önemli kararlarda veya karşılaştıkları zorluklar karşısında rahatlıkla danışabilecekleri bir yapı oluşturuyoruz. Geleceğin Bizde Kariyer Programı kapsamında ise bursiyerlerimizin istek ve ihtiyaçlarına göre, eğitim hayatlarına olumlu katkı sağlayacak iş ve staj imkânları sunuyoruz. BAVAK olarak, bursiyerlerimizin potansiyellerini etkin ve verimli bir şekilde kullanarak, ülkemizin geleceğine katkı sağlayacaklarına inanıyoruz.

“Deprem bölgesindeki kız çocuklarının daha fazla desteğe ihtiyaç var!” 

Deprem bölgesine dair izlenimlerinizi, kız çocuklarının ve genç kadınların devam eden ihtiyaçlarını paylaşır mısınız?

Nüfusun önemli bir kısmı konteyner kentlerde yaşamaya devam ediyor.  Bu tür izole yaşam koşulları, özellikle gelişim çağındaki gençlerde sosyal çekingenliğe yol açabiliyor. Kız çocukları ve genç kadınlar özelinde ise bu koşullar, iletişim becerilerinde zorlanmalara ve yeni ortamlara girdiklerinde sosyalleşme konusunda çekingenlik yaşamalarına neden olabiliyor. Ancak dikkat çekici bir şekilde, bu gençlere sağlanacak küçük bir destek, kendilerini ifade etme becerilerini ve sıcakkanlı yaklaşımlarını geliştirerek, bu engelleri hızla aşmalarını sağlayabiliyor. Dolayısıyla gözlemlerimiz, doğru yönlendirme ve sağlanacak imkanlarla kız çocukları ve genç kadınların potansiyellerinin açığa çıkmasına katkı sağlayabileceğimizi gösteriyor.

Geleceğin Işığı: Kız Öğrencilerle İyi Yaşam Atölyesi projesinin amacından ve proje kapsamında hayata geçireceğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

Bulgurcu Vakfı ve Buradayız Hatay Derneği farklı amaçlarla kurulmuş olsalar da, aslında aynı amaca hizmet ediyorlar: Hep birlikte bir hayata dokunmak. Proje paydaşımız Buradayız Hatay Derneği ile, depremlerden etkilenen kız çocuklarının mühendislik mesleği ile tanışmalarını, mesleki farkındalıklarını keşfetmelerini, kariyer planlamalarını desteklemeyi ve yaşadıkları dezavantajlı durumu iyilik haline dönüştürmeyi amaçlıyoruz.

Hatay ve çevre illerde genç kadınlara yönelik düzenlediğimiz destekleyici oturumlarla, onların mesleki becerilerini güçlendiriyor ve birbirine bağlayacak bir ağ kurarak dayanışmayı artırıyoruz. Bu sayede, onlara hem mesleki hem de sosyal alanda kendilerini geliştirme fırsatları sunuyoruz.

Buradayız Hatay Derneği’nin bölgeyi derinlemesine tanıması, öğrencilerle kolayca iletişim kurabilmesi ve ev sahipliği yapacak bir merkeze sahip olması, çalışmalarımıza önemli katkılarda bulunuyor.

İstanbul’da faaliyet gösteren bir vakıf olarak, diğer illerdeki STK’lar ve STEM alanlarında çalışan farklı kurumlarla geliştirdiğiniz iş birliklerinden bahseder misiniz?

Türkiye’nin farklı bölgelerindeki sivil toplum kuruluşları ve üniversite kulüpleriyle iş birlikleri geliştirmeye büyük önem veriyoruz. Özellikle mühendislik ve STEM odaklı üniversite kulüpleriyle ortak etkinlikler düzenleyerek, kız öğrencilerin bu alanlarda daha fazla temsil edilmesi için projeler yürütüyoruz.

Örneğin, Mardin/Nusaybin’deki sosyal girişim Stardust’ın kurucusu Fatma Dilan Güneş ile gerçekleştirdiğimiz ilk atölye çalışmamız, bu alandaki etkili iş birliklerinin güzel bir örneğini oluşturdu. Bu projeyi Hatay’daki gençler için sürdürülebilir kılmak adına çalışmalarımıza hızla başladık. Bu tür iş birlikleri, yerel topluluklarla daha güçlü bağlar kurmamıza ve STEM alanlarında genç kızların potansiyellerini ortaya çıkarmalarına destek oluyor.

“Deprem bölgesindeki kız öğrenciler, eğitimde sürekliliği sağlamakta büyük zorluklarla karşılaşıyor.” 

İstanbul ile deprem bölgesini kıyasladığınızda, kız çocukları ve genç kadınların eğitimi ile STEM alanına yönlendirilmesi konusunda ne tür farklılıklar gözlemliyorsunuz?

İstanbul’daki öğrencilerle deprem bölgesindeki kız öğrenciler arasında STEM alanına yönlendirme konusunda belirgin farklar gözlemledik. İstanbul’da farkındalık düzeyi ve imkanlar daha yüksekken, deprem bölgesindeki kız öğrenciler, öncelikli olarak temel ihtiyaçlarını karşılamak ve eğitimde sürekliliği sağlamak gibi ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Ancak bu engellere rağmen, deprem bölgesindeki gençler potansiyellerini gerçekleştirmek için büyük bir çaba harcıyor. 

Geleceğin Işığı projesi kapsamında yaptığımız çalışmalarda, bu öğrencilerin STEM alanlarına ilgi duyduklarını ancak nereden başlayacaklarını bilmediklerini gözlemledik. Atölyeler sonrasında ise bu ilginin arttığını, öğrencilerin STEM’i eğlenceli bulduklarını ve bu alanda kendilerine bir gelecek hayali kurmaya başladıklarını fark ettik. Bu da doğru yönlendirme ve destekle, öğrenciler üzerinde büyük bir dönüşüm yaratılabileceğini gösteriyor.

Deprem deneyimi, bölgedeki bireylerin özellikle STEM alanlarında bilimsel çalışmalara yönelme ve çözüm üretme ihtiyacını belirgin şekilde artırdı. Bu nedenle, bölgeye sağlanan destekler, hem bireysel hem toplumsal dönüşüm için çok daha kritik bir etkiye sahip.

Şüphesiz, tüm kız çocuklarının hayalleri çok kıymetli. Ancak deprem bölgesinde yaşayan kız çocuklarının hayallerini gerçekleştirebilmeleri için hâlâ çok daha fazla desteğe ihtiyaçları var.

Projelerinizi yürütürken ve/veya yeni projeler hayata geçirirken karşılaştığınız zorluklardan bahseder misiniz? Vakıf olmak; kaynak yaratma ve faaliyetlerin yürütülmesi gibi konularda, sizi dernek ve diğer sivil kuruluşlarından nasıl ayırıyor?

Bavak olarak, daha geniş çaplı projeler geliştirmek için sürdürülebilir fon kaynakları yaratmak önemli önceliğimizden biridir. Bu önceliğimizi yerine getirmede bağışçılarımız ve kurumsal iş birliklerimiz büyük rol oynuyor. Büyük kurumlar ile çalışmak ve sürdürülebilir kaynak bulmak konusunda çalışmalarımız devam ediyor.

Vakıf olmamız, öncelikle faaliyetlerimizi daha uzun vadeli bir perspektifle planlamamıza olanak tanıyor. Vakıflar, belirli bir amaca hizmet etmek üzere tahsis edilmiş varlıklar ve kaynaklarla çalışır; bu da kaynak yaratma süreçlerimizi daha stratejik ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürüyor. Dernekler veya diğer tüzel kişilikler genelde üyelik tabanlı çalışırken, vakıf olarak biz amacımıza odaklanıyor ve bu doğrultuda projeler geliştiriyoruz. Ayrıca, kaynaklarımızı yönetirken şeffaflık ve kalıcılık ilkeleriyle hareket ediyor böylece sosyal faydayı artırmayı hedefliyoruz. Nihai olarak bu yapı, uzun vadeli etkiler yaratmamız için önemli bir farklılık oluşturuyor.

“Bavak olarak, kadın mühendislerin hayatın her alanında var olduğunu görmek ve onları bu yolda desteklemek amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz.” 

Size destek olmak isteyen kişi ve kuruluşlar için, birkaç cümle ile kendinizi nasıl anlatırsınız?   

Kadın mühendislerin, üniversitelerde aldıkları eğitime paralel şekilde iş hayatında da yer aldığını görmek bizim en büyük mutluluğumuz oluyor. Eğitimine destek olduğumuz bir mühendislik öğrencisinden ‘Ailem gibi oldunuz.’ sözünü duyduğumuzda ya da ‘Yıllardır kendimi Bulgurcu Vakfı’ndaymış gibi hissediyorum ve hiç yabancılık çekmiyorum.’ yorumunu aldığımızda yaptığımız işin ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha görüyoruz.

Burs programlarımızdan yararlanan mezun bursiyerlerimizin, yaşadığı finansal zorluklara rağmen mezun olup bir teknoloji şirketinde mühendis olarak çalışması ya da yüksek lisans yaparak eğitim hayatına devam etmesi, Bavak olarak yarattığımız etkiyi gösteriyor.

Turquoise Coast Environment Fund – Turkey Hibe Programının Altıncı Dönem Başvuruları Açıldı

By | Turquoise Coast Environment Fund

6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen ve çevre illeri de ağır şekilde etkileyen depremlerin ardından, Adana, Hatay ve Mersin kıyı bölgelerindeki çevre sorunlarının çözümüne katkı sağlayan sivil toplum kuruluşlarını (STK) desteklemek amacıyla Vakfımız koordinasyonunda Conservation Collective, Türkiye Mozaik Foundation ve Turkish Philanthropy Funds iş birliğiyle hayata geçirilen Turquoise Coast Environment Fund-Turkey (TCEF) hibe programının altıncı dönem başvuruları açıldı.

Bu doğrultuda, depremlerden etkilenen kıyı alanları ve ekosistemler üzerindeki baskıyı azaltmayı ve iyileştirmeyi amaçlayan; biyolojik çeşitlilik, ekosistem hizmetleri, tarımsal verimlilik, su ve atık yönetimi, denizel alanlar ve kıyı arazilerinin korunmasına odaklanan STK projeleri önceliklendirilecektir. Bu amaç doğrultusunda proje fikirlerinde aşağıda detayları paylaşılan yedi temel öncelik alanından en az bir tanesinin yer alması beklenir:

  • Sürdürülebilir gıda sistemlerinin teşvik edilmesi
  • Biyoçeşitliliğin korunması için ekosistem tabanlı yönetim yaklaşımları
  • Yerel ekonomik kalkınma ve alternatif geçim kaynakları
  • Yerel STK’ların yasal ve kurumsal olarak desteklenmesi ve güçlendirilmesi
  • Doğa ve yaban hayatın korunması
  • Toprak restorasyonu ve rejeneratif tarım
  • Kıyı restorasyonu
  • İklim çözümleri

Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Adana, Hatay ve Mersin’de aktif olarak çalışan dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşlar (Merkezi başka illerde olan kuruluşlar bu illerde yürütecekleri faaliyetler ile başvuru yapabilirler),
  • En geç 2024 yılı Mart ayı itibariyle kurulmuş olan ve en az bir senedir sahada aktif olarak çalışan kuruluşlar (Daha önce sivil bir inisiyatif biçiminde çalışıp tüzel kişiliğe yakın zamanda sahip olan kuruluşların önceki deneyimlerini başvuruya aktarmaları beklenir.),
  • 2024 gelirleri 30.000 TL ve 6.000.000 TL arasında olan kuruluşlar,
  • İlgili alanda deneyim, kurumsal kapasite ve vizyona sahip kuruluşlar.

TCEF hibe programı kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 2.750.000 TL‘dir.

Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 550.000 TL talep edilebilir. Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 16 Haziran 2025 saat 18:00’e kadar göndermeleri gerekir.

Turquoise Coast Environment Fund-Turkey hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve proje takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.