Roman Hafıza Çalışmaları Derneği (Romani Godi), Roman toplumunun hafızasını görünür kılarak maruz kaldıkları hak ihlalleriyle mücadele etmek amacıyla çalışıyor.
European Bank for Reconstruction and Development (EBRD) ve Türkiye Mozaik Foundation iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Dijital Dönüşüm Fonu’nun 2025 döneminde kurumsal gelişim desteği sağladığımız Romani Godi, Romanların dijital ortamda haklarına erişimini engelleyen ayrımcı dil ve nefret söylemiyle mücadeleye yönelik çalışmalar yürüttü. Aynı zamanda, geliştirdiği iletişim stratejisi ve veri güvenliği yönetimiyle gönüllülerin ve dernek üyelerinin dijital becerilerini güçlendiren faaliyetler hayata geçirdi.
Romani Godi ile yaptığımız röportajda Romanların dijital ortamlarda karşılaştığı temel sorunları, hibe kapsamında geliştirdikleri iletişim stratejisini, güçlendirmek istedikleri dijital becerileri ve bu çalışmaları yürütürken veri güvenliği ile dijital haklar konusunda benimsedikleri yaklaşımı konuştuk.
“Bütün çalışmalar, Romanların sesini duyurmak, geçmişin hafızasını korumak ve bugün karşılaşılan yapısal eşitsizliklerle mücadele etmek amacıyla şekilleniyor.”
Romani Godi olarak, bugüne kadar yürüttüğünüz çalışmalardan bahser misiniz?
Romani Godi, kurulduğu günden bu yana Romanların tarihsel ve kültürel hafızasını görünür kılmak ve eşitsizliklerle mücadele etmek amacıyla pek çok çalışma yürütüyor. Bir yandan Roman, Dom, Lom ve Abdal topluluklarının deneyimlerini belgeleyerek hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda bu hafızanın canlı tutulmasını sağlıyoruz; diğer yandan güncel hak ihlallerini izleyip raporlayarak eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için savunuculuk faaliyetleri yürütüyoruz.
Araştırma ve raporlama çalışmalarıyla Roman toplumunun eğitim, istihdam, sağlık ve barınma alanlarında karşılaştığı sorunları ortaya koyuyoruz. Hafıza çalışmaları kapsamında Roman Soykırımı (Porajmos) ve Holokost anma etkinlikleri ile Uluslararası Roman Günü’ne özel etkinlikler düzenliyor; Romanes ve Domari dillerinin unutulmaması için etkinlikler ve kampanyalar gerçekleştiriyor, gençlerin bu tarihsel süreçlere ilişkin farkındalığını artırıyoruz.
Hak temelli atölyeler ve eğitimler aracılığıyla Roman gençlerin insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve örgütlenme konularındaki kapasitelerini güçlendiriyoruz. Savunuculuk faaliyetleriyle yerel ve ulusal düzeyde karar vericilere ulaşarak Romanların karşılaştığı sorunları ve çözüm önerilerini gündeme taşıyoruz. Bütün bu çalışmalar, Romanların sesini duyurmak, geçmişin hafızasını korumak ve bugün karşılaşılan yapısal eşitsizliklerle mücadele etmek amacıyla şekilleniyor.
“Ayrımcı söylemler ve nefret içerikleri, Romanların hem ifade özgürlüğünü hem de eşit yurttaşlık haklarını tehdit ediyor.”
Roman toplumunun dijital ortamlarda temsil edilme ve haklarına erişim konusunda karşılaştığı temel sorunlar neler? Bu sorunlar derinleşen yoksulluktan nasıl etkileniyor?
Romanların dijital ortamlarda karşılaştığı en temel sorunlardan biri, yaygın ayrımcı söylemler ve nefret içerikleridir. En basit bir dans videosu ya da gündelik yaşamı yansıtan eğlenceli bir paylaşım bile “kısırlaştırılmalılar”, “Naziler haklıydı”, “dünyadan temizlenmeliler” gibi ağır ve sistematik nefret söylemleriyle karşılanabiliyor. Böylesine ayrımcı bir medya ortamında görünür olmak, varlığını ifade etmek ve kimliğini açıkça ortaya koymak Romanlar için son derece zor hâle geliyor. Bu nedenle birçok kişi, ayrımcı söylemlerden korunmak için kimliğini gizlemeyi tercih ediyor. Bu durum, Romanların dijital alanda temsil edilme hakkını doğrudan zayıflatıyor.
Ayrıca dijital medya içeriklerinin saniyeler içinde milyonlarca kişiye ulaşabilmesi, nefret söyleminin de aynı hızla yayılmasına neden oluyor. Romanlara yönelik olumsuz algılar sosyal medyada sürekli yeniden üretilerek toplumdaki dışlayıcı önyargıları güçlendiriyor. Bu durum yalnızca çevrimiçi kimlikleri etkilemekle kalmıyor; Romanların iş bulmasını zorlaştırıyor, toplumsal güveni aşındırıyor ve yoksulluk döngüsünü daha da derinleştiriyor.
Kısacası, dijital ortamlarda karşılaşılan ayrımcı söylemler ve nefret içerikleri Romanların hem ifade özgürlüğünü hem de eşit yurttaşlık haklarını tehdit ediyor. Derinleşen yoksulluk ise bu döngüyü kırmayı çok daha zorlaştırıyor. Çünkü yoksullukla mücadele eden bir topluluk, dijital alandaki hak arayışında da daha kırılgan hâle geliyor.
“Etkili bir iletişim stratejisiyle Romanların yaşadığı eşitsizlikleri görünür kılmak, ayrımcı söylemlerle mücadele etmek ve toplumsal farkındalığı artırmak istiyoruz.”
Dijital Dönüşüm Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz? Kurumsal gelişim alanınızı belirlerken neden iletişimi önceliklendirdiniz?
Hibe kapsamında öncelikli hedefimiz, Roman toplumunun haklarını savunurken daha geniş kitlelere ulaşmak ve sesimizi daha etkili biçimde duyurmak. Bunun için hem derneğimizin hem de gönüllülerimizin dijital becerilerini güçlendirerek sürdürülebilir bir iletişim kapasitesi oluşturduk.
Etkili bir iletişim stratejisiyle Romanların yaşadığı eşitsizlikleri görünür kılmak, ayrımcı söylemlerle mücadele etmek ve toplumsal farkındalığı artırmak istedik. Aynı zamanda gönüllü desteğini büyütmeyi ve özellikle Roman gençlerin bu sürece aktif katılımını sağlamayı hedefledik. Böylece hem topluluk içindeki dayanışmayı güçlendirdik hem de kamuoyunda Romanların hak mücadelesini daha görünür kıldık.
“Amacımız, Romanlara yönelik nefret söylemini önleyici politikaların geliştirilmesine katkı sunmak.”
Romanlara yönelik hak savunuculuğunu dijital alanda geliştirmek için veri güvenliği ve dijital haklar konusundaki yaklaşımınızı nasıl şekillendirdiniz? Bu alanlarda yürüttüğünüz kurumsal gelişim faaliyetleri neler?
Romanlara yönelik hak savunuculuğunu dijital alanda güçlendirmek için yaklaşımımızı iki temel eksen üzerine kurduk: Veri güvenliği ve dijital haklar. Öncelikle topluluk üyelerinin verilerinin güvenliğini sağlamak amacıyla Uwazi bilgi sistemine geçiş yapıyoruz. Bu sayede topladığımız bilgilerin şeffaf, güvenli ve uluslararası standartlara uygun şekilde saklanmasını hedefliyoruz.
Diğer yandan, hak savunuculuğunu dijital alanda geliştirmek için Nefret Söylemi ile Mücadele Projesi kapsamında önemli adımlar attık. Gönüllülerimizle birlikte sosyal medya ve dijital platformlarda nefret söylemi taramaları yapıyor ve bu söylemlere karşı içerikler üretiyoruz. Gönüllülerimizi bu süreçte farklı alanlardaki eğitimlerle destekledik ve dört çalışma grubuna ayırdık. Birinci grup dijital medya ve sosyal medyadaki nefret söylemlerini tespit edip raporlarken ikinci grup sinema ve dizilerdeki kalıp yargıları analiz ediyor. Üçüncü grup Roman karşıtlığının kamu politikalarına yansımalarını inceliyor, dördüncü grup ise ulusal ve uluslararası literatürdeki nefret söylemi içeriklerini takip ediyor.
Tüm bu çalışmalarla gençlerin dijital haklar ve nefret söylemi konusundaki farkındalığını artırmayı, izleme ve raporlama becerilerini güçlendirmeyi ve Romanlara yönelik nefret söylemini önleyici politikaların geliştirilmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz.
“Romani Godi bizim için, kimliğimizi saklamadan ‘Ben Dom’um’ ya da ‘Ben Roman’ım’ diyebildiğimiz bir alan.”
Size destek olmak isteyen kişi ve kuruluşlara kendinizi nasıl anlatırsınız?
Romani Godi bizim için, kimliğimizi saklamadan “Ben Dom’um” ya da “Ben Roman’ım” diyebildiğimiz bir alan. Farklı şehirlerden gençlerle bir araya gelerek yerel kurumlara ve meclislere ziyaretler gerçekleştirdik. Bu ziyaretlerde gönüllü arkadaşlarımız kendi kimliklerini açıkça ifade ederek hem kendilerini hem de yürüttükleri çalışmaları anlattı ve taleplerini dile getirdi.
Daha sonra bu deneyimlerini mahalle buluşmalarında paylaştılar. Kendi deneyimlerini anlatmaları, dinleyenlerde önce şaşkınlık yarattı, ardından güçlü bir diyaloğun kapısını araladı. İşte Romani Godi’nin en büyük etkisi de bu: gençlere ve topluluk üyelerine kendi sözleriyle var olabilecekleri bir alan açmak.
Son Yorumlar