All Posts By

Sivil Toplum için Destek Vakfı

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği ile Çocuk Hakları Ekseninde Koruyucu Ailelik: İhtiyaçlar ve Haklar Projesini Konuştuk

By | Koruyucu Aile Fonu

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği (Hayat Sende), devlet korumasında yetişen çocuk ve gençlerin temel yaşam becerilerini kazanmış şekilde, ayrımcılığa uğramadan hayata atılması vizyonuyla çalışmalarını yürütüyor. Merve Üretmen, KRM Yönetim Danışmanlık ve Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Koruyucu Aile Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle Çocuk Hakları Ekseninde Koruyucu Ailelik: İhtiyaçlar ve Haklar projesini hayata geçiren Hayat Sende,  Koruyucu Aile ve Koruyucu Aile Bakımındaki Çocuk Hakları Bildirgesi hazırlayacak. Bu çerçevede koruyucu ailelerle, koruyucu aile yanında kalan çocuklarla ve sosyal hizmet uzmanlarıyla derinlemesine görüşmeler yapılacak. Derinlemesine görüşmeler sonucunda ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda bildirinin ilk taslağı hazırlıyor. Bildiri taslağı koruyucu aileler, koruyucu aile yanında yetişen gençler, sosyal hizmet uzmanları, avukatlar, psikologlar, sivil toplum ve kamu temsilcilerinden oluşan bir ekiple birlikte son haline getirecek. Hazırlanacak bildiri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yapılacak ziyaretlerle mevzuata yönelik bir öneri olarak sunulacak.

Hayat Sende ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje faaliyetlerinden, derneğin yürüttüğü çalışmalarda, koruyucu aile modelinin öneminden ve derneğin gelecek dönem planları hakkında konuştuk. 

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği, Koruyucu Aile Fonu kapsamında Vakfımızdan hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Devlet koruması altında yetişen çocukların ve gençlerin ihtiyaç duydukları desteklere erişimine katkı sağlamak amacıyla 2007 yılında Ankara’da kurulduk. Dernek olarak koruma altındaki gençlere yönelik özel çalışmalar yapıyoruz. Gençlerin haklarına erişimini kolaylaştırmak amacıyla hak temelli bir yaklaşımla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Aynı zamanda, çocuk koruma sisteminin güçlendirilmesi için şeffaflık, hesap verebilirlik ve veri paylaşımı gibi alanlarda da faaliyetler gerçekleştiriyoruz. Bununla birlikte, bireyleri psikolojik destek, hukuki destek, eğitimler ve mentor destekleriyle güçlendirmeye odaklanıyoruz. Özetle, devlet koruması altında yetişen gençlerin yaşamlarını iyileştirmek ve haklarını savunmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapıyoruz.

Koruyucu Aile Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle Çocuk Hakları Ekseninde Koruyucu Ailelik: İhtiyaçlar ve Haklar projesini hayata geçirdiniz. Projenin amacından ve proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahserder misiniz? 

Hayat Sende olarak, devlet koruması altında yetişen çocuk ve gençlerin karşılaştığı sorunların kökeninin kurum bakımı olduğunu tespit ettik. Bu nedenle, aile temelli bakım modellerinin desteklenmesi gerektiğini savunuyoruz. Yatırımların, koruyucu ailelik, evlat edinme ve biyolojik ailenin güçlendirilmesi gibi alanlara odaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Koruyucu ailelik sisteminin nasıl yaygınlaştırılabileceği ve güçlendirilebileceği üzerinde çalışıyoruz. Türkiye’de koruyucu ailelik mevzuatının çocukların ve ailelerin ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığına dikkat çekiyoruz. Son 15 yılda koruyucu aile sayısında artış olmasına rağmen, hala birçok çocuk kurum bakımında büyüyor.. Proje kapsamında, koruyucu ailelere ve çocuklara sunulması gereken hakları belirleyerek, mevzuatta yer alması için bir öneri raporu hazırlıyoruz. Bunun için, koruyucu ailelik sisteminin daha gelişmiş olduğu beş ülkenin mevzuatını ve sistemlerini inceliyoruz. Ayrıca, koruyucu aileler, yanlarında büyüyen gençler ve sosyal hizmet uzmanlarıyla görüşmeler yaparak ihtiyaçları belirliyoruz. Proje sonunda, politika yapıcılara yönelik bir öneri raporu sunmayı amaçlıyoruz.

Koruyucu ailelik modelinin çocuk haklarına sağladığı katkıdan ve bu haklar üzerindeki etkisinden bahseder misiniz?

Bazen çalışmalarımızla ilgili yanlış anlaşılmalar oluyor. Hayat Sende olarak çocukların devlet koruması altına alınmasına karşı olduğumuz düşünülüyor. Oysa ki, risk altında olan ve korunmaya ihtiyaç duyan çocukların devlet koruması altına alınmasını savunuyoruz. Kurum bakımının, çocukların gelişimini olumsuz etkilediğini gösteren çalışmalar var. Kurum bakımındaki çocuklar bireysel ilgi ve sevgiye ulaşamazlar ve yaşamları sürekli başkaları tarafından belirlenir. Bu durum, çocukların psikolojik ve duygusal gelişimini riske atıyor. Koruyucu ailelik, bu olumsuz etkileri azaltmak için en iyi sistemlerden biridir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, her çocuğun bir aile yanında yaşama hakkını vurgular. Dolayısıyla, koruyucu ailelik modeli, çocukların bu hakkı elde etmelerini sağlayan bir bakım modelidir.

Çocuk Hakları Ekseninde Koruyucu Ailelik kavramını güçlendirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla sivil toplum kuruluşlarının (STK) ve farklı paydaşların rollerinden bahseder misiniz? 

Koruyucu ailelik sisteminin işleyişi ve gereksinimlerinin tüm paydaşlar tarafından anlaşılması oldukça önemlidir. Koruyucu ailelik modeli bazen duygusal bir bakış açısıyla ele alınabilir ve koruyucu ailelerin hakları geri planda kalabilir. Aileler, çocuklarına sundukları hizmetlerle ilgili şikayetlerini dile getirmede çekimser kalabilirler bu nedenle, STK’ların ailelerin seslerini duyurabilmesi için onları desteklemesi gerekir. Aynı zamanda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın koruyucu ailelik mevzuatını ve uygulamasını geliştirmede temel bir rolü bulunuyor. Bu noktada önemli olan bütçelerin yeni kurumlar açmak amacıyla kullanılması yerine koruyucu ailelik modeline geliştirilmesidir. Bu, sosyal hizmet uzmanlarının ve psikologların istihdamının artırılması ve daha fazla aileye ulaşarak koruyucu ailelerin desteklenmesi anlamına geliyor. Ayrıca, UNICEF gibi uluslararası kuruluşların da bu modele destek olması ve STK’ları güçlendirmesi gerekir.

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? Sağladığımız hibe desteği gelecekteki hedef ve projelerinizi nasıl etkiledi?

Hayat Sende, alternatif bakım alanında farklı yararlanıcı gruplarına yönelik çok yönlü çalışmalar gerçekleştiren bir STK’dır. Gelecekteki hedeflerimizin bir kısmı halen koruma altında bulunan çocuk ve gençlerin haklara ve hizmetlere erişmesine katkı sağlamak ve güçlendirmek üzerinedir. Bir kısmı ise korumadan ayrılmış ve yeterli sosyal desteğe erişememiş gençlerin; istihdam, eğitim, ve sosyal yaşantılarındaki sorunlarının desteklenmesi ve güçlendirilmesi ile sosyal hayata uyumlarının kolaylaştırılması ile ilgilidir. Ayrıca, koruyucu ailelik mevzuatının geliştirilmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Projemiz mevzuat çalışmalarına güçlü bir temel oluşturarak, bir konuyla ilgili savunuculuk yapabilmek için önce elimizde bu konuda net bir verinin bulunması gerektiğini gösteriyor. Aldığımız hibe desteği de bu veriyi ve temeli oluşturuyor. Bundan sonraki hedefimizin, bu politika önerisinin hayata geçirilmesi için toplum ve politika yapıcıları düzeyinde savunuculuk faaliyetlerine devam etmek olduğunu söyleyebiliriz.

 

Çanakkale Koruyucu Aile ve Evlat Edinme Derneği ile Çocuğumla İlk Temas: Ebeveyn ve Öğretmen Eğitimi Projesini Konuştuk

By | Koruyucu Aile Fonu

Çanakkale Koruyucu Aile ve Evlat Edinme Derneği (ÇAKEV), devlet koruması altındaki çocukların aile temelli bakım altında yetişmesine katkı sağlamak, toplumun koruyucu aile konusunda farkındalığını arttırmak aynı zamanda sistemin tüm tarafları ile çalışmalar yaparak nitelikli koruyucu ailelerin sayısını artırmak ve mevcut koruyucu aileleri, evlat edinen aileleri ve çocuklarını desteklemek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Merve Üretmen, KRM Yönetim Danışmanlık ve Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Koruyucu Aile Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle Çocuğumla İlk Temas: Ebeveyn ve Öğretmen Eğitimi projesini hayata geçiriyor. ÇAKEV proje kapsamında farklı yaş gruplarındaki çocukların değişen ihtiyaçlarını göz önüne alarak koruyucu aile olmaya ya da evlat edinmeye karar vermiş ailelerin aynı zamanda çocuğun ekosistemi içerisinde yer alan öğretmenlerin tanışma sürecindeki farkındalıklarını arttırmak, çocukların uyum sürecine destek olmak ve çocuğun ekosistemi içerisinde yer alacak bireyleri bilinçlendirmek amacıyla çalışmalar yapıyor.

ÇAKEV ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje kapsamında yürütülen çalışmalar, çocuğun eğitim hakkının korunmasının önemi ve hibe desteğinin derneğe sağladığı faydalar hakkında konuştuk. 

Çanakkale Koruyucu Aile ve Evlat Edinme Derneği, Koruyucu Aile Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Eksiklikleri giderebilecek tek ortam sevgi dolu ve güvenli bir aile ortamıdır. Her çocuğun koşulsuz sevgi, destek ve güven hissetmeye ihtiyacı vardır. Hayatın her aşamasında herkesin bir ebeveyn desteğine ihtiyacı vardır. Hiç kimse aile ortamında büyüme şansından mahrum bırakılmamalı, gelecekte sorunlarla dolu bir dünyaya adapte olmamalı. Çocukların aile ortamında bedensel, eğitsel, psikososyal açıdan sağlıklı bir kişilik ve iyi alışkanlıklar kazanarak hayata hazırlanması temel bir hak olarak kabul edilmelidir. 

Çanakkale’de temel hakları savunacak bir derneğin eksikliği aynı zamanda koruyucu aileliğin, evlat edinmenin ve gönüllülüğün daha geniş kitlelere ulaştırılması ve mevcut koruyucu ailelere destek sağlanması amacıyla ailelerle birlikte bir dernek kurmaya karar verdik. Çalışmalarımızın odak noktası, aile yanında bakımı teşvik etmek ve yaygınlaştırmak, çocuklara, evlat edinenlere ve koruyucu ailelere yönelik ortak faaliyetler düzenlemek. Bu çerçevede, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile Milli Eğitim İl Müdürlüğü ile iş birliği yapıyoruz.

Türkiye genelinde 2022 yılı verileriyle:

Kuruluş bakımı altında bulunan çocuk sayısı 14.141
Koruma altına alınmadan aile yanında destek verilen çocuk sayısı 154.853
Aileye döndürülen çocuk sayısı 4.250
Evlat Edindirilen çocuk sayısı 556
Koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı 9.011
Koruyucu aile sayısı 7.439
Özel kreş ve gündüz bakım evlerinde ücretsiz bakılan çocuk sayısı 2. 744
TÜİK, İstatistiklerle Çocuk, 2022 23.152

2022 yılı verilerine göre Çanakkale’de 54 koruyucu aile yanında 62 çocuğun bakımı sağlanırken, bugün itibariyle 63 aile yanında 69 çocuğun bakımı sağlanıyor. Halen 0-12 yaş grubunda 61 çocuğa çocuk evlerinde bakım sağlanıyor. 

Koruyucu Aile Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle Çocuğumla İlk Temas: Ebeveyn ve Öğretmen Eğitimi projesini hayata geçirdiniz. Projenin amacından ve proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahserder misiniz? 

Dört yüz yüze ve iki çevrimiçi buluşma kapsamında, koruyucu ve evlat edinen ailelere çocukların ihtiyaçlarına duyarlı bir yaklaşım geliştirmeleri için bağlanma türleri ve güvenli bağlanmanın aşamalarını anlattık. Ebeveyn eğitiminin tüm aşamaları tamamlandı ve Ebeveyn Stres Ölçeği ile ailelerin stres seviyeleri ölçüldü. Öğretmen eğitimleri ise Nisan-Mayıs aylarında gerçekleştirilecek.

Ebeveyn eğitimlerindeki katılımcılardan gelen sorular ve Ebeveyn Stres Ölçeği’ne verilen yanıtlar;, ailelerin en büyük zorluklarının çocuklarıyla buluştuktan sonraki ilk altı ay ve çocuklarının ergenlik döneminde yaşadıkları olduğunu gösteriyor. 

Ebeveyn eğitiminde elde edilen çıktılardan bazıları şunlar:

  • Ailelerle çocukların ilk karşılaşmasından sonraki birkaç ayın ve sonraki zorlukların motivasyonu artırdığı,
  • İlk aylarda çocuğun ailenin düzenine alışması ve yeni rutinler edinmesinin bağı geliştirdiği,
  • Ailenin çocuk için kapsayıcı, şefkatli ve onu koşulsuz kabul eden ebeveynler olmasının çocuğun yeni koşullara uyumunu artırdığı,
  • Çocuğun yeni ortamında günlük ihtiyaçlarını karşılarken ebeveynin yumuşak geçişlerle ona eşlik etmesinin çocuk-ebeveyn ilişkisini güçlendirdiği.

Ebeveyn eğitimlerinde çocukların okul ile olan ilişkilerine dair çıktılar da şöyle:

  • Koruyucu ailelerin ve evlat edinmiş ailelerin çocuklarının okuldaki durumlarına ilişkin stres seviyelerinin yüksek olduğu,
  • Koruyucu ailelerde ve evlat edinilmiş çocuklarda dikkat eksikliği, disleksi, hiperaktivite gibi tanılar olduğu ve bu durumların akademik becerileri ve davranışları etkilediği,
  • Bu tanılardan kaynaklanan sorunlarla ebeveynlerin başa çıkmakta zorlandığı.

Ancak, ebeveynlerin geri bildirimlerinden anlaşıldığı kadarıyla, öğretmenin çocuğa olan yaklaşımı sınıf içinde çocuğun okul davranışlarını etkiliyor. Bu doğrultuda, önümüzdeki aylarda koruyucu aileler ve evlat edinen aileler ile öğretmenler arasında dört oturum gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Böylece, çocukların akademik ve sosyal becerilerinin daha fazla desteklenmesi ve okul sistemi içinde kendilerini daha iyi ifade etmelerini amaçlıyoruz. 

Çocukların eğitim hakkının ihlal edilmesi, en yaygın çocuk hakları ihlallerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Eğitim haklarının korunması ve güçlendirilmesi için neler yapılabilir?

Çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki gelişimi için eğitime gereksinimi var. Eğitim; çocuğun bilgi ve beceri kazanmasını desteklemenin yanında, kişisel ve sosyal gelişimlerine de katkıda bulunarak, arkadaşlık, iş birliği ve saygı değerlerini benimsemelerine destek olur. Her çocuğun eğitim öğretim hakkı, herhangi bir ayrım yapılmaksızın hukuksal olarak korunur. Ancak çocuğun bu haklardan en yüksek faydayı sağlayabilmesi, biyolojik ailelerin veya bakım sağlayan ailelerin bu konuda farkındalık sahibi olmaları ile mümkündür.  Bu nedenle, özellikle ailelerin bilgilendirilmesi ve eğitim öneminin kavranması büyük önem taşıyor. Eğitim hakkının tüm çocuklara sağlanabilmesi için, erişilebilir ve kapsayıcı eğitim politikaları geliştirilmeli, günümüzde artan öğrenme güçlüğü olan çocuklara yönelik etkin programlar hazırlanıp yaygınlaştırılmalıdır. 

Çocuğumla İlk Temas: Ebeveyn ve Öğretmen Eğitimi projesinin sonuçları, evlat edinme sürecindeki çocuk hakları perspektifini güçlendirmek ve gelecekteki benzer projeler için ne tür öneriler sunabilir?

Bu projeyle, ailelere psikolojik destek sağlamayı amaçlıyoruz. Ayrıca, bireyler çocuklarıyla hayatlarını birleştirdiklerinde karşılaşma ihtimalleri bulunan zorluklara karşı donanımlı olmalarını ve psikolojik olarak güçlü olup ne yapmaları gerektiği konusunda bilgilendiriyoruz.

Ailelerden sonra çocuklarla en çok vakit geçirenler öğretmenler. Öğretmenler, zaman zaman koruyucu ailede yetişen ya da evlat edinilmiş çocuklara pozitif ya da negatif ayrımcılık yapabiliyorlar. Çoğu iyi niyetli olmakla birlikte, çocukların durumunu öğrendiklerinde nasıl yaklaşım gösterecekleri konusunda tereddüt ediyorlar. Literatürden edinilen bilgilere göre; bir gün ya da daha fazla süre kurum korumasında kalan çocukların ortak özellikleri terk edilme, istenmeme, yas gibi duygularla çok erken karşılaşmış olmaları ve bu duygularla baş etmeye çalışırken zaman zaman hırçınlaşıp uygun olmayan dışa vurumlara rahatsızlık yaratabilirler. Amacımız, bu ve buna benzer nedenlerle çocuklarımızın ötekileştirilmesini engellemek ve bu alanda farkındalığı artırmak. Evlat edinmenin de bir çeşit çocuk sahibi olma yöntemi olduğu ne kadar kabul görürse, o kadar normalleşecek ve bu sayede hem çocuklar hem aileler daha rahat edecekler. Bu normalleşme sürecine katkı sağlayacak her türlü bilinçlendirici ve bilgilendirici eğitime çok fazla ihtiyaç duyuluyor.

Çanakkale Koruyucu Aile ve Evlat Edinme Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? Sağladığımız hibe desteği gelecekteki hedef ve projelerinizi nasıl etkiledi?

Aldığımız hibe desteği sürdürülebilirlik ve kapasite artırımı konularında derneğimize destek oluyor. Yönetimimize moral ve motivasyon sağlıyor. Bu projeyle birlikte derneğimizin zayıf yönlerini tespit ediyoruz. Üyelerimize yönelik savunuculuk, iletişim, sürdürülebilirlik, veri toplama, analiz teknikleri ve kapasite artırımı gibi konularda eğitim faaliyetleri planlıyoruz ve bu konuda fon verenlerle ortak projeler yapmayı hedefliyoruz. Kurum bakımında çocuk kalmaması, koruyucu ailelik konusunda farkındalık için etkinlikler yapılması, sosyal medyada görünürlüğün artırılması hedeflerimiz arasında yer alıyor. Sorunları daha açık, çözülebilir hale getirmek ve arzu edilen hedeflere ulaşmak için en iyi yolları bulmak amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile ortak çalıştay düzenliyoruz. Şefkat yorgunu ailelere yönelik psikoterapi projesi tasarlıyoruz. Çocuğumla İlk Temas Ebeveyn ve Öğretmen Eğitimi projesine katılan ailelerden edindiğimiz bilgiler neticesinde terapi de ihtiyaç olarak belirlendi. Bu proje de hedeflerimiz arasında.

Ancak derneklerin en büyük sorunu ekonomik yetersizlikler. Kapasite artırımı ve sürdürülebilirlik, bağışçıların katkısıyla mümkün oluyor. Biz de gerçekleştirdiğimiz proje ile aldığımız hibe sayesinde hedeflerimize ulaşmaya başladık.  Yeni kurulan derneklerin tanıtımı ve sürdürülebilirliği için bağışçılara daha fazla ihtiyaç var.

 

Turquoise Coast Environment Fund-Turkey 2024 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Turquoise Coast Environment Fund

The Turquoise Coast Environment Fund – Turkey (TCEF), kara ve denizle bağlantılı adalar, kıyısal bölgeler ve sulak alanlar da dahil olmak üzere, Türkiye’nin güney ve batı kıyı bölgelerinde; doğa, biyoçeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını finansal olarak desteklemek amacıyla Vakfımız iş birliğinde hayata geçirilen TCEF hibe programının 2024 dönemi başvuruları açıldı.

Fonun 2024 döneminde de Türkiye’nin güney veya batı kıyı bölgelerindeki doğal çevrenin korunması, iyileştirilmesi ve yenilenmesi amacıyla çalışmalar yürüten STK’ların projeleri desteklenecektir. Bu amaç doğrultusunda proje fikirlerinde aşağıda detayları paylaşılan üç temel öncelik alanından en az bir tanesinin yer alması beklenir:

  • Sürdürülebilir gıda sistemlerini teşvik eden projeler:

Mevcut gıda-tarım bağını koruyarak, sürdürerek ve yeniden inşa ederek gıda sistemlerinin geleceğini yansıtan projeler bu başlık altında değerlendirilecektir. Bu başlık altında desteklenecek projelerin, onarıcı tarım stratejileri ve gıda üretim sistemlerinin her türlü etkilerini dikkate almak ve yönetmek gibi bütünsel bir yaklaşım geliştirilmesi beklenecektir.

  • Biyoçeşitliliğin korunması için ekosistem tabanlı yönetim yaklaşımına sahip projeler:

Karasal ve denizel biyoçeşitliliği ele alan projeler, küçük ölçekli balıkçılık ve diğer kaynaklar dahil olmak üzere, kıyı kullanımının bütünsel, sektörler arası, yerelden ulusala, şeffaf, uyarlanabilir, kapsayıcı ve katılımcı yönetimini teşvik eden yenilikçi yaklaşımlar bu başlık altında değerlendirilecektir.

  • Koruma alanında çalışan STK’larının yasal ve kurumsal olarak desteklenmesini ve güçlendirilmesini amaçlayan projeler:

Savunuculuk, ağ oluşturma ve koruma eylemini harekete geçirmek istedikleri ilgili alanlar çerçevesinde doğru veri ve bilgilere erişme yeteneği geliştirme dahil olmak üzere çeşitli tematik alanlarda yerel kuruluşların kapasitelerinin güçlenmesini amaçlayan projeler desteklenecektir.

Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşlar*,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan kuruluşlar*,
  • 2023 gelirleri 4.000.000 TL’nin altında olan kuruluşlar,
  • İlgili alanda deneyim, kurumsal kapasite ve vizyona sahip kuruluşlar.

TCEF kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 1.400.000 TL‘dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 450.000 TL talep edilebilir.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 8 Mayıs 2024 saat 18:00’e kadar göndermeleri gerekir.

TCEF hibe programı hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve proje takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Kahramanmaraş Depremleri İhtiyaç Belirleme Raporu Yayımlandı

By | Acil Deprem Fonu, Acil Destek Fonu, Genel

6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin büyüklüğünün uzun vadeli bir birliktelik ve sürdürülebilir dayanışma gerektirdiği bilinciyle, bölgenin ve depremden etkilenenlerin devam eden ihtiyaçlarını daha iyi anlayabilmek amacıyla hayata geçirdiğimiz çevrimiçi anket çalışması sonuçlarının yer aldığı Kahramanmaraş Depremleri İhtiyaç Belirleme Raporu yayımladı.

Kahramanmaraş depremleri sonrası Vakfımızdan hibe desteği almış/almaya devam eden kuruluşların gözünden depremden etkilenenlerin ve bölgenin ihtiyaçlarını anlamak ve bu ihtiyaçlar doğrultusunda hibe stratejimizi belirlemek amacıyla 13-25 Aralık 2023 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz anket çalışmasında; STK’ların deprem bölgesinde yürüttüğü çalışmalara, sahanın ve kuruluşların orta ve uzun vadeli ihtiyaçlarına, gelecek dönem planlarına ve önerilerine odaklandık. Bu çalışma ile;

  • Bölgedeki uzun vadeli iyileşme ve yeniden inşa sürecinde önemli ihtiyaçların devam ettiğini,
  • Depremlerin farklı gruplar üzerinde farklı etkileri olduğunu ve bu etkilere özel çözümler gerektiğini,
  • Sürecin dinamik bir yapıya sahip olduğunu ve ihtiyaçların sürekli olarak değiştiğini/dönüştüğünü,
  • Sahada faaliyet yürüten STK’ların başta finansal sürdürülebilirlik olmak üzere çeşitli kapasite güçlendirme ihtiyaçlarının devam ettiğini gözlemleme imkânı elde ettik.

Detaylarına buradan ulaşacağınız Kahramanmaraş Depremleri İhtiyaç Belirleme Raporu ile bölgenin, depremden etkilenenlerin ve sahada faaliyet yürüten STK’ların ihtiyaçlarının görünür kılınmasına; aynı zamanda hibe veren kurumların ve bağışçıların Kahramanmaraş depremlerine yönelik stratejilerini belirlemelerine katkı sunmayı umuyoruz.

YÖRET ile AFGEP: Afet Sonrası Gençleri Güçlendirme Projesini Konuştuk

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

Yüksek Öğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı (YÖRET), toplumun her kesimine yönelik eğitim ve hizmet projeleri hayata geçiren Yöret, toplumun yaşam kalitesini artırmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Paribu işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında AFGEP: Afet Sonrası Gençleri Güçlendirme projesini gerçekleştiren YÖRET, Hatay, İstanbul ve Kahramanmaraş’ta ikamet eden ve depremlerden etkilenen gençlerin iyi olma halini desteklemek ve akran dayanışmasını güçlendirmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor.

YÖRET ekibiyle gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje faaliyetleri, depremlerin gençler üzerindeki etkisi, gençlere yönelik farklı bölgelerde çalışma yürütüyor olmanın zorlukları ve vakfın gelecek dönem planları hakkında konuştuk. 

YÖRET olarak toplumun her kesimine yönelik eğitim ve hizmet projeleri hayata geçiriyorsunuz. Çalışma alanınızın var olan durumu hakkında neler söylersiniz, siz burada nasıl bir boşluğu dolduruyorsunuz?

Çalışma alanımız sürekli bir dönüşüm içerisinde ve toplumun ihtiyaçlarına odaklanarak hareket ediyoruz. Genç üniversiteli gönüllülerimizden ve alandaki çalışma arkadaşlarımızdan aldığımız geri bildirimlerle birlikte psikolojik danışmanlar, sosyal hizmet uzmanları ve psikologlarla işbirliği içerisinde çalışıyoruz. Bu yaklaşımla toplumdaki sorun ve dezavantaj alanlarını yakından takip ediyor, sürdürülebilir çözümler üretmek için çaba gösteriyoruz. Barışçıl İletişim Atölyeler, Vurma! Konuş, Kutu Oyunu, Kendi Projeni Kendin Yap Programı, Afet Sonrası Güçlendirme Projeleri ve Destek Verene Destek gibi projeler de bu çabalarımızın bir parçası.

Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle AFGEP: Afet Sonrası Gençleri Güçlendirme projesini hayata geçiriyorsunuz. Proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalar, çalışmanın çıktıları ve alana etkisi hakkında bilgi verir misiniz? 

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, gençlerin sosyal alanlarda yer bulmakta zorlandığını ve çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını fark ettik. Bu nedenle, psikolojik danışmanlar, sosyal hizmet uzmanları ve psikologlarla işbirliği yaparak depremlerden etkilenen gençlere psikososyal destek sağlama çalışmalarına odaklandık. Depremler sonrası Destek Grubu çalışmalarımızı AFGEP (Afet Sonrası Gençleri Güçlendirme Projesi) kapsamında tasarladık. Projemizin amacı, depremlerden etkilenen gençleri Depremler Sonrası Akran Destek ve Dayanışma grupları altında bir araya getirerek iyilik hallerini güçlendirmek ve gençlerin taleplerini akranlarıyla birlikte dile getirmelerine olanak tanımaktır. Yapılan odak grup çalışmalarında, gençlerin kendi bölgelerinde bir şeyler yapma isteği ve sosyal alan ihtiyacının ön plana çıktığı görüldü. Depremin etkisiyle birlikte, gençlerin güçlendirilmesi gereken ve öncelik verilmesi gereken alanlar tespit edildi. Ayrıca, saha çalışmaları ve uzmanlarla yapılan eğitimler sayesinde, gençlerin ihtiyaçlarına yönelik ek eğitim modelleri tasarlamayı hedefliyoruz. Bu çerçevede, mart sonuna doğru planladığımız gençlerle yapacağımız Akran Destek Dayanışması çalışmalarıyla, yaklaşık 400 civarı gence ulaşmayı hedefliyoruz.

AFGEP projesini Hatay, İstanbul ve Kahramanmaraş gibi farklı coğrafi bölgelerde uyguluyorsunuz. Bu durum proje sürecinde karşılaşabileceğiniz bölgesel farklılıkları nasıl dikkate almanızı gerektiriyor?

Projeye başlamadan önce, Hatay ve Kahramanmaraş’ta depremleri yaşamış gençlerle ayrı odak gruplarında bir araya geldik. Projemizin başlamasıyla birlikte, farklı şehirlere göç etmiş gençleri de odak gruplara dahil ettik. Bu şekilde ihtiyaçlar arasındaki farklılıkları anlayarak, çalışacak olan kolaylaştırıcılara bu bilgileri aktardık. Gençler farklı bölgelerde olsalar da çok benzer ve ortak ihtiyaçları olduğunu gözlemledik. Programlarımızı bu doğrultuda düzenledik ve uygularken bu hassasiyetleri gözetmeye özen gösterdik. Özellikle Antakya’da erişilebilirlik konusunda zorluklarla karşılaşacağımızı hızlıca anladık. Bu nedenle, burada işbirliklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Konteyner kentlerde, destek merkezi olan Toplum Gönüllüleri Vakfı gibi, sahada zaten psikososyal destek veren Hatay Psikologlar Derneği gibi sivil toplum kuruluşları ile iletişime geçtik ve gençlerle uygulamaların yapılabileceği mekanları araştırdık. Gençlere ulaşabileceğimizi düşündüğümüz üniversitelerdeki yetkililerle iletişim kurmaya çalıştık. Üniversitelerin uzaktan eğitime devam etmesi nedeniyle, bu noktada gençlerle çevrimiçi olarak iletişim kurmaya odaklandık.

Gençlerin afet sonrası yaşadığı zorlukların uzun vadeli etkileri üzerine bir değerlendirme yapacak olursanız; bu etkilerin eğitim, kariyer ve sosyal ilişkiler gibi alanlarda nasıl hissedileceğini öngörüyorsunuz?

Yaptığımız odak görüşmeleri ve saha çalışmalarıyla gençlerin geleceğe yönelik ihtiyaçlarını belirliyoruz. Bu kapsamda, alanında uzman danışmanlarda oluşan bir kurul oluşturuyoruz. Pandemi sürecinin de etkisiyle eğitim ve sosyal hayatı sekteye uğrayan gençler, depremlerle birlikte daha büyük bir umutsuzlukla karşı karşıya kaldılar. Evlerini, yakınlarını kaybeden gençler hayatta kalan aile bireylerine ve akranlarına tutunmaya çalışıyorlar. Üniversitelerin eğitim kalitesinden ve çalışma mekanlarının eksikliğinden memnun olmayan gençler, özellikle özel alan talebi ve sosyalleşme araçlarına ihtiyaç duyduklarını dile getiriyorlar. Yaşadıkları belirsizlikler ve karar alma güçlüğü ile boğuşan gençlerin sosyal ilişkilerinde gerileme devam ediyor. Bu nedenle, akranlarıyla zaman geçirmek, paylaşmak ve konuşmak onlar için en iyi destek şekli olarak öne çıkıyor. Uzun vadede, eğitim ve profesyonel destek eksikliği nedeniyle geleceklerini güvence altına almakta zorlanan gençler aynı zamanda ekonomik zorluklarla mücadele ediyorlar. 

YÖRET’in  gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? Sağladığımız hibe desteği gelecekteki hedef ve projelerinizi nasıl etkiledi?

Çocuk haklarını ve barışçıl iletişimi toplumda yaygınlaştırmak ve gençlerin demokratik, haklarını bilen, savunan, toplumsal meselelere duyarlı ve donanımlı hale gelmesine katkı sağlamak amacıyla projeler üretmeyi hedefliyoruz. Afet Sonrası Gençleri Güçlendirme projesi, gelecekteki çalışmalarımız için gençleri odak noktamız haline getirerek, bu yönde ilerlemenin doğruluğunu bir kez daha kanıtladı. Proje tamamlandıktan sonra deprem bölgesindeki gençlerle kurduğumuz işbirlikleri, yeni projeler ve çalışmalar geliştirme fırsatları sunacak. Gençlerin en iyi destek yöntemi olarak kabul ettiği Akran Destek ve Dayanışma çalışmalarını yaygınlaştırmak için planlarımız bulunuyor. Antakya’daki gençlerin kendi şehirlerini inşa etme isteği bizi umutlandırdı. Bu nedenle, gençlere yönelik proje eğitimi vererek hayallerini gerçekleştirmelerine destek olmayı amaçlıyoruz. Gençlerin sosyal alanlara ve sosyal becerilere olan ihtiyaçlarına dikkat çekerek, bu talepleri karşılamak için çalışmalar yapmayı planlıyoruz.

Afet Sonrası Gençleri Güçlendirme projesi, depremlerden etkilenen gençlerin ve uzmanların dile getirdiği destek ihtiyacını vurguluyor. Depremler sonrası sağlanan yardımların yetersizliği, bölgedeki insanların kendilerini terk edilmiş, yalnız ve değersiz hissetmelerine neden oluyor. Ruhsal destek sağlayacak uzman eksikliği ve kısa süreli çalışmalar, terapi süreçlerini ve danışanlarla kurulan bağları olumsuz etkiliyor ve güvensizlik duyguları oluşturuyor. Sürdürülebilir etki için düzenli ve sürekli bağışların önemi vurgulanıyor. Biz de projemizin gerçekleşmesini bu bağışlara, hibe desteklerine borçluyuz. 

 

SistersLab – Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği ile Hayata Geçirdikleri STEMWomen Projesini Konuştuk

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

SistersLab – Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği, kız çocuklarının ve kadınların STEM (Science (Fen), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik) ve Mathematics (Matematik)) alanlarına katılımlarını ve bu alanlardaki görünürlüklerini desteklemek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Paribu işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında STEMWomen: Afetten Etkilenen Kadınların Mentorluk ve Eğitimlerle STEM Alanlarında Güçlenmesi projesini yürüten SistersLab, Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen ve üniversitelerin STEM alanında okuyan veya mezun olan 18-35 yaş arası kadınların istihdama katılımını güçlendirmek amacıyla çalışmalar yapıyor. 

SistersLab ekibiyle gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje faaliyetleri, projenin toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik etkileri, Kahramanmaraş depremlerinin STEm alanlarında çalışan/okuyan kadınlara etkiler ve gelecek dönem planları hakkında konuştuk. 

SistersLab olarak, kız çocuklarının ve kadınların STEM alanlarına katılımlarını ve bu alanlardaki görünürlüklerini desteklemek amacıyla çalışmalar yürütüyorsunuz. Çalışma alanınızın var olan durumu hakkında neler söylersiniz, siz burada nasıl bir boşluğu dolduruyorsunuz? 

Günümüzde, STEM alanlarında kadınların temsiliyeti hala düşük ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği bu alanda belirgin bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de ve dünya genelinde, kadınlar ve kız çocukları STEM alanlarına erişim konusunda çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Bu nedenle eğitimde, iş dünyasında ve toplumun genelinde kadınların ve kız çocuklarının STEM alanlarına katılımlarının teşvik edilmesi gerekiyor. SistersLab olarak bu boşluğu doldurmak için kararlı bir şekilde çalışıyoruz. Kız çocuklarının ve kadınların STEM alanlarına olan ilgisini artırmak, onlara eğitim fırsatları sunmak ve bu alanda kendilerini geliştirmelerini desteklemek için çeşitli etkinlikler, atölye çalışmaları, eğitim, istihdam ve mentorluk programları düzenliyoruz. Aynı zamanda kadınların STEM alanlarında daha görünür olmasına katkı sunmak amacıyla çeşitli farkındalık kampanyaları yürütüyoruz ve rol modellerini destekliyoruz. Sadece kadınların değil, herkesin bu mücadelede bir arada olması gerektiğine inanıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için erkeklerin de desteği ve katılımı önemlidir. Bu sebeple faaliyetlerimize erkeklerin de katılımını teşvik ederek toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratıyoruz ve birlikte çalışarak daha kapsamlı ve kalıcı çözümler üretmeyi hedefliyoruz.

Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında hayata geçirdiğiniz STEMWomen: Afetten Etkilenen Kadınların Mentorluk ve Eğitimlerle STEM Alanlarında Güçlenmesi projesi kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Eskişehir Tepebaşı Belediyesi ortaklığıyla yürüttüğümüz projemizle 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerinden etkilenmiş, STEM alanlarında okuyan/mezun olan, 18-35 yaş aralığındaki 100 kadına ulaşmayı hedefliyoruz. Projemizin temel faaliyetleri mentorluk görüşmeleri ve işe alım süreçlerinde gerekli becerileri kapsayan eğitimlerden oluşuyor. 

Projemiz, teknoloji sektöründe en az 2 yıl deneyime sahip ve başarılı 100 mentorla 100 kadın katılımcıyı eşleştirmeyi amaçlıyor. Her bir katılımcı, üç ay boyunca toplamda dokuz mentorluk görüşmesine katılıyor. Proje süresince, 900 mentorluk görüşmesinin gerçekleştirilmiş olmasını hedefliyoruz. Şu anda projenin beşinci ayında, 300’den fazla birebir mentorluk görüşmesi gerçekleştirildi. Bu görüşmelerle, katılımcıların kişisel ihtiyaçlarına ve mesleki hedeflerine odaklanarak destek sağlıyoruz. Mentorlar, deneyimlerini ve uzmanlıklarını paylaşarak katılımcıların mesleki gelişimlerine katkıda bulunuyor ve güçlü bir başlangıç yapmalarına destek oluyorlar. Ayrıca, projemiz kapsamında katılımcılara çeşitli eğitim modülleri sunuluyor. Bu modüller, kişisel gelişim, iş arama becerileri, toplumsal cinsiyet eşitliği, teknoloji ve dijital beceriler, iş dünyası ve kariyer gelişimi gibi konuları içeriyor. Toplamda dört farklı eğitim modülü bulunuyor ve her bir modül katılımcıların belirli becerilerini geliştirmesi amacıyla tasarlandı. Ayrıca, haftanın bir günü özgüven geliştirme ve sosyal etkileşimi artırma adına ilham verici kadınlarla buluşmalar düzenliyoruz. Bu eğitimler ve buluşmalarla, katılımcıların mesleki ve kişisel gelişimlerine destek oluyoruz. Son olarak, afet dayanışma ağı oluşturarak genç kadınların birbirlerine destek olmaları teşvik ediliyoruz. Bu şekilde, genç kadınların güçlenmesini destekleyerek toplumsal dönüşüme katkı sağlanması amaçlanıyor.

STEMWomen projesi, kadınların STEM alanlarına katılımlarını güçlendirmeyi hedefliyor. Projenin bu alandaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik nasıl bir katkı sağlayacağını düşünüyorsunuz? 

Projemiz, kadınların STEM alanlarına katılımlarını teşvik ederek cinsiyet eşitsizliğine önemli bir katkı sağlayacak. Kadınların STEM alanlarında öne çıkma konusunda tereddüt yaşadıklarını gözlemliyoruz. İş başvurularında kendilerini yetersiz görmeleri ve uzmanlıklarını paylaşmaktan kaçınma korkuları öne çıkıyor. Özellikle teknoloji sektöründe çalışan kadınlar arasında bu durum sıkça görülüyor. Bu nedenle, özgüven atölyeleri ve uzmanlık eğitimleriyle kadınların STEM alanlarına katılımlarını güçlendiriyoruz. Ayrıca, 1-1 mentorluk görüşmeleri ve ilham verici buluşmalar aracılığıyla kapsamlı bir ağ oluşturarak katılımcılara yeni fırsatlar sunuyoruz. Böylelikle, kadınların STEM alanlarında daha fazla temsil edilmesine ve cinsiyet eşitsizliğinin azaltılmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz. 

Türkiye’de STEM alanlarında kadınların istihdam ve katılım oranları hakkında mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Türkiye’de kadınların STEM alanlarına katılımı önemli bir sorun teşkil ediyor. Toplumsal normlar ve işyerindeki ayrımcılık gibi engeller, kadınların bu alana girmesini zorlaştırıyor. Cinsiyet eşitliğini teşvik eden politikaların uygulanması, mentorluk desteği ve STEM kariyer fırsatlarının tanıtılması gibi adımlar bu sorunu çözebilir. SisterLab olarak, kadınların STEM alanlarındaki başarılarını desteklemek ve cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmek amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu amaçla STEMWomen projesiyle kadınların STEM alanlarındaki potansiyellerini açığa çıkarmayı ve onlara destek olmayı amaçlıyoruz.

Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen kadınların, STEM alanlarına katılımları ve istihdam durumlarıyla ilgili mevcut veriler ve gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

Kahramanmaraş depremlerinden bir ay sonra, adesso Turkey işbirliğiyle başlattığımız Afet Dayanışması Mentorluk Programı ile deprem bölgesindeki gençlerin ve kadınların mentorluk ve eğitim ihtiyaçlarını belirlemeye odaklandık. Odak grup görüşmeleri ve bire bir mülakatlarla gençlerin eğitim ve kariyer hedeflerini, yaşadıkları zorlukları ve eksiklikleri daha iyi anladık. Özellikle genç kadınların afet sonrası ekstra zorluklarla mücadele ettiğini ve destek gereksinimi duyduğunu gözlemledik. İş gücü piyasasındaki zorluklar ve ekonomik belirsizlikler, genç kadınların kariyer planlarını gerçekleştirmesini daha da güçleştirebiliyor. Bu bağlamda mentorluk ve eğitim programlarına erişim ve destek, genç kadınların kariyer gelişimleri için hayati önem taşıyor. Ayrıca, depremin bölgedeki gençler ve özellikle kadınlar üzerindeki olumsuz etkilerini göz önünde bulundurarak STEM alanlarına katılımın ve istihdamın zorlaşabileceğini ön görebiliriz. Bu nedenle, afet bölgelerindeki genç kadınların desteklenmesi ve kariyerlerini geliştirmelerine destek olacak programlarının önemi büyük.

SistersLab’ın  gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? Sağladığımız hibe desteği gelecekteki hedef ve projelerinizi nasıl etkiledi?

STEM alanlarında kadınların ve kız çocuklarının katılımını teşvik etmek için uzun vadeli projeler geliştirmeyi planlıyoruz. Ayrıca, afet bölgelerindeki dezavantajlı gruplara yönelik destek projeleri genişletmeyi hedefliyoruz. Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında aldığımız destek, gelecekteki hedeflerimizin şekillenmesinde önemli bir rol oynadı.

 

Yerel Güçlenmeye Destek Fonu II Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Yerel Güçlenmeye Destek Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli şekilde etkileyen depremlerin ardından çocuk hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kültür-sanat alanlarında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) uzun dönemli projelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği ve desteğiyle hayata geçirdiğimiz Yerel Güçlenmeye Destek Fonu II kapsamında desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 11 STK’ya 21.788.275 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Defne Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi (Defne Kadın Kooperatifi) (Yeniden Defne Projesi, 1.978.800 TL), Hatay
Hatay’da faaliyet gösteren Defne Kadın Kooperatifi, kadın emeğinin değerlendirilmesi ve kadınların sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Hataylı kadınların ürettikleri ürünler kooperatifin internet sitesindeki çevrimiçi satış portalı üzerinden satışa sunuluyor.  Defne Kadın Kooperatifi sağladığımız 1.978.800 TL hibe desteğiyle Yeniden Defne projesine devam edecek. Kooperatif projenin ikinci aşamasında depremlerde zarar gören üretim alanını onarmaya devam edecek. Kapasite güçlendirme çalışmaları yürütecek olan Defne Kadın Kooperatifi; ürünlerini iyileştirmek ve yeni ürünler geliştirmek amacıyla danışmanlık desteği alacak. Daha çok kadına ulaşmak ve kadınların istihdama katılımını teşvik etmek amacıyla üç farklı atölye düzenleyecek ve 100 kadına ulaşacak. Son olarak üretime devam edebilmek amacıyla 10 ton domates ve 5 ton biber alınacak olan Defne Kadın Kooperatifi; 640 kg kuru domates, 5000 kavanoz domates sosu ve 450 kg biber salçası üretilecek. Projenin ilk dönemiyle ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Fikir ve Sanat Atölyesi Derneği (FİSA), (Adıyaman Psikososyal Destek Çalışması Projesi, 2.000.000 TL), Ankara
Ankara’da faaliyet yürüten FİSA, çocuk haklarının korunması ve hayata geçirilmesi amacıyla, çocuk ihmali ve istismarı, çocuk işçiliği, ayrımcılık, çocuk katılımı, çocuk ve göç, engellilik ve eğitim alanlarında proje ve programlar yürütüyor. FİSA sağladığımız 2.000.000 TL hibe desteğiyle Adıyaman Psikososyal Destek Çalışması projesine devam edecek. FİSA proje kapsamında 250 çocuğa ve 300 bakım verene yönelik psikososyal destek atölyeleri organize edecek. Aynı zamanda ulaşılan çocuk sayısını artırmak ve çocuklara yönelik çalışmaların kalıcı hale gelmesine katkı sağlamak amacıyla yereldeki 20 gence, 40 STK’ya ve 100 öğretmene yönelik güçlendirme seminerleri, izleme ve raporlama eğitimleri verecek. Son olarak Adıyaman özelinde bir yıllık İzleme ve raporlama çalışması yürütecek.

Hatay Senfoni Orkestrası Kültür-Sanat Derneği (HSO), (Sanat Kozası Projesi,1.997.000 TL), Hatay
HSO, Hatay ve çevresinde kültür-sanat alanında bir dönüşüm yaratmak amacıyla çeşitli konserler, projeler ve eğitim atölyeleri gerçekleştiriyor. HSO, sağladığımız 1.997.000 TL hibe desteğiyle Sanat Kozası projesini hayata geçirecek. Dernek proje kapsamında kültür-sanat yaşamına katılım/erişim hakkını desteklemek ve bölgedeki müzisyenlere ulaşmak amacıyla çalışmalar yürütecek. Bu amaç doğrultusunda depremlerden etkilenen 100 müzisyene ulaşılacak olan HSO; müzisyenlerin yeniden müzik üretim süreçlerinde yer almasına katkı sağlamak amacıyla Hatay Senfoni Orkestrası’nda davet edecek. Proje kapsamında gerçekleştirilecek konserlere hazırlık amacıyla üç ay süreyle eğitim ve repertuar çalışmaları yürütülecek. Dernek orkestraya yeni katılan müzisyenlerle beraber ayda iki kere çeşitli konteyner kentlerde hazırladıkları repertuarı sergileyecek ve 20.000 kişinin kültür-sanat hakkına erişimine katkı sağlayacak.

Herkes için Mimarlık Derneği (HİM), (Antakyaʼnın Yaşayan Mirasını Canlandırmak: Katılımcı Mimarlık ve Planlama Yoluyla Toplum Öncülüğünde Yeniden Yapılanma,2.000.000 TL), İstanbul
HİM, topluma fayda sağlayan, alternatifleri teşvik eden ve sosyal sorunlara çözüm üreten bir mimarlık anlayışının gelişmesine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor.  HİM, sağladığımız 2.000.000 TL hibe desteğiyle Antakyaʼnın Yaşayan Mirasını Canlandırmak: Katılımcı Mimarlık ve Planlama Yoluyla Toplum Öncülüğünde Yeniden Yapılanma projesini hayata geçirecek. Architecture Sans Frontières UK ve Hatay Deprem Dayanışması iş birliğiyle yürütülecek proje kapsamında dernek; yeniden yapılanma süreçlerinin yerel katılım öncülüğünde daha etkili bir şekilde gerçekleşmesi amacıyla yeni uygulama modeli geliştirecek, test edecek, belgeleyecek ve kamuoyuyla paylaşacak. Defne’ye bağlı Çekmece Mahallesi sakinlerinin katılımıyla tasarlanacak bu model sonucunda bir toplanma yeri olarak hizmet verecek ortak bir alan inşa edilecek. Ayrıca Çekmece Mahallesi’nin yeniden inşası ve yaşayan mirasının korunmasına yönelik ilke ve seçenekleri ortaya koyan bir Topluluk Eylem Planı geliştirecek. Son olarak, HİM, bu girişimlerin desteklenmesi, belgelenmesi ve kilit paydaşlar arasında yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalar yürütecek.

İnsan Sağlığı ve Eğitim Vakfı (İNSEV), (Hatay Limon Ağacı Çocuk Danışma Merkezi Projesi,1.934.625 TL), İstanbul
 İNSEV kentlerin sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerinde toplumu sağlık ve eğitim konularında bilinçlendirmek, doğrudan sağlık ve eğitim hizmetleri sunmak, bu konularda araştırmalar ve yayınlar yapmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. İNSEV sağladığımız 1.934.625 TL hibe desteğiyle Hatay Limon Ağacı Çocuk Danışma Merkezi projesini hayata geçirecek. İNSEV proje kapsamında Antakya ve Defne’de depremlerden etkilenen, destek mekanizmalarına ulaşamadığı için depremlerin yarattığı olumsuz sonuçlar ile baş edemeyen, ruh sağlığında kalıcı hasarlar oluşmaya başlayan ve davranış problemleri yaşayan çocuklara yönelik uzman ekiple birlikte profesyonel danışmanlık ve terapi desteği sağlayacak. Aynı zamanda Hatay İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle ulaşılacak 300 çocuğa yönelik oyun ve sanat atölyeleri düzenleyecek.

İstanbul Mor Dayanışma Derneği (Mor Dayanışma), (Güçleniyoruz, Kadınlarla Yeniden Ayağa Kalkıyoruz! Projesi, 1.872.000 TL), İstanbul
Mor Dayanışma kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kent hakları sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalar yürütüyor. Psikososyal, hukuk ve sağlık hakkında danışmanlık desteği sağlayan Mor Dayanışma; kültür-sanat, sosyal medya ve çeviri komisyonları ile sorun alanlarına yönelik feminist politikalar üretiyor. Mor Dayanışma sağladığımız 1.872.000 TL hibe desteğiyle Güçleniyoruz, Kadınlarla Yeniden Ayağa Kalkıyoruz! projesini hayata geçirecek. Bu doğrultuda dernek; Antakya Serinyol Mahallesi’nde yaşayan ve çeşitli nedenlerle hukuki ve psikososyal destek çalışmalarına erişemeyen kadınlara yönelik çalışmalar yürütecek.  Şiddete maruz kalan ve/veya rezerv alan kararnamesi nedeniyle sorun yaşayan kadınlara yönelik hukuki destek sağlayacak.  Ayrıca psikososyal destek hizmetlerine erişemeyen kadınlar için danışmanlık, yönlendirme ve bilinç yükseltme çalışmaları yürütecek.

Kolektif Araştırmalar Derneği (CORE) (Çocuklar ve Kadınlar için Depremin Bir Yılı: Hafıza, Etki ve Yol Haritası Projesi, 1.958.200 TL), İstanbul
CORE, tarafsız, güvenilir, şeffaf ve nesnel bilgi üretimini artırmak, veriyi herkes için erişilebilir kılmak ve Türkiye araştırma evrenini geliştirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. CORE sağladığımız 1.958.200 TL hibe desteğiyle Çocuklar ve Kadınlar için Depremin Bir Yılı: Hafıza, Etki ve Yol Haritası projesini gerçekleştirecek. CORE projeyi olası büyük depremler sırasında ve sonrasında depremlerden en fazla etkilenen gruplar arasında yer alan çocukların ve kadınların ihtiyaçlarını daha koordineli ve iş birliği içerisinde karşılayabilmek; Kahramanmaraş depremlerinin birinci yılında kadınların ve çocukların devam eden ihtiyaçlarını nitelikli bir şekilde anlayabilmek ve yürütülen çalışmalara stratejik katkıda bulunmak amacıyla hayata geçirecek. Bu doğrultuda Adıyaman ve Hatay’da kadın ve çocuk alanlarında yapılan veya yapılmayan çalışmaların, yaşanan sorunların ve sivil toplum deneyiminin hafızasını oluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütecek. Vakıf proje çıktılarını yaygınlaştırmak amacıyla “Depremden Kalanlar” adlı bir program serisi, “Data Talk” özel serisi ve Adıyaman ve Hatay’daki gazetecilerle gerçekleştirilecek toplantılar gibi etkinlikler düzenleyecek. Ayrıca dernek Sivil Toplum Yol Haritası Çalıştayı düzenleyecek.

Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı (KBGV), (Malatya’da Kültür ve Sanat ile Rehabilitasyon Projesi, 1.981.800 TL), İstanbul
Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı, kültürel çeşitliliği ortak insanlık mirası olarak gören, benimseyen, sahiplenen, paylaşan ve bunları gelecek kuşaklara doğru ve sağlıklı bir şekilde aktarmak için toplumsal duyarlılık oluşturmak ve kültür bilincini geliştirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor.  Vakıf sağladığımız 1.981.800 TL hibe desteğiyle Malatya’da Kültür ve Sanat ile Rehabilitasyon projesini hayata geçirecek. Vakıf Kentsel Gelişim Derneği iş birliğiyle gerçekleştireceği proje kapsamında 10-24 yaş arası çocukların ve gençlerin iyi olma halini desteklemek amacıyla kültür-sanat faaliyetleri yürütecek. 10-14 ve 15-24 yaş arası iki farklı gruba yönelik uygulanacak sanat atölyeleri aracılığıyla çocukların ve gençlerin becerilerini geliştirecek sanat faaliyetleri ve aidiyet duygularını arttıracak kültür bilinci eğitimleri düzenleyecek. Bu atölyeler yerel eğitimciler ve KBGV uzmanları rehberliğinde eğitim alacak olan depremden etkilenmiş 20 ‘Genç Kültür Gönüllüsü’ tarafından gerçekleştirilecek. Ayrıca bölgede kültür-sanat alanında faaliyet gösteren 10 STK’nın kapasitesini güçlendirmek ve sanat terapisi yöntemini çalışmalarına entegre etmelerine destek olmak amacıyla çalışmalar yapacak.

Roman Hafıza Çalışmaları Derneği (Romani Godi), (Dom, Abdal ve Roman Kadınların Adalete Erişiminin Güçlendirilmesi Projesi, 1.994.000 TL), İstanbul
Romani Godi, Romanların toplumsal hafızasının güçlendirilmesi ve eşitsizliğin ortadan kaldırılması için hak temelli çözümler üretilmesine katkı sağlamak amacıyla izleme, araştırma ve raporlama çalışmaları yürütüyor.  Sağladığımız 1.994.000 TL hibe desteğiyle Dom, Abdal ve Roman Kadınların Adalete Erişiminin Güçlendirilmesi projesini hayata geçirecek olan Romadi Godi; proje kapsamında Gaziantep ve Hatay’da Dom, Abdal ve Romanlara yönelik faaliyet yürüten STK’ların kapasitelerini güçlendirmek ve Dom, Abdal ve Roman kadınların hak ihlallerine karşı hukuki aksiyon alabilme yeteneklerinin güçlenmesine yönelik bilgilendirme ve farkındalık çalışmalar yapacak. Hedef kitlesi olan STK’ların toplumsal cinsiyet eşitliği, kadının insan hakları, adalet ve eşitlik mekanizmalarını konularında güçlendirmek amacıyla atölyeler organize edecek. Aynı zamanda Katılımcı STK’ların kendi bünyelerinden seçecekleri temsilcilere, adalet ve eşitlik mekanizmalarına başvuru yolları ve adli yardım konularında detaylı eğitim, mentorluk ve danışmanlık sağlayacak.

Talebeyiz Biz Derneği, (Gençlerin Kültür-Sanata Erişimi ve Aktif Katılımı: Toplum Tabanlı Bir Model Önerisi Projesi, 1.996.650 TL), İstanbul
Dernek daha adil, eşit ve özgür yaşam alanlarının inşa edilmesine genç katılımı ve sanat yoluyla katkı sunmak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Talebeyiz Biz Derneği sağladığımız 1.996.650 TL hibe desteğiyle Gençlerin Kültür-Sanata Erişimi ve Aktif Katılımı: Toplum Tabanlı Bir Model Önerisi projesini hayata geçirecek. Füsun Sayek Sağlık ve Eğitim Geliştirme Derneği ortaklığında ve Ali İsmail Korkmaz Vakfı, Arsuz Belediyesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İskenderun Güney Eğitim Vakfı ve Arsuz Kent Konseyi Gençlik Meclisi iş birliğiyle hayata geçirilecek proje kapsamında Hatayʼda sürdürülebilir mekanizmalar yoluyla gençlerin kültür-sanata erişimini ve alana aktif katılımını sağlayarak gençlerin travmatik deneyimlerle baş etme kapasitelerini artırmak amacıyla çalışmalar yapacak. Aynı zamanda Hatay Arsuzʼda kültürel miras niteliğindeki bir mekân doğrudan genç katılımıyla tasarlanarak, gençlerin kullanımına ayrılacak. Bu mekandaki tüm etkinlikler “Genç Sanat Elçileri” tarafından tasarlanıp, organize edilecek.

Tomurcuk Derneği (İyi Olma Hali için Destek Çemberi Projesi,2.075.200 TL), Hatay
Hatay’da faaliyet yürüten Tomurcuk Derneği, Serinyol’da çocukların iyi olma haline destek olmak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Tomurcuk Derneği sağladığımız 2.075.200 TL hibe desteğiyle İyi Olma Hali için Destek Çemberi projesini hayata geçirecek. Dernek proje kapsamında Serinyol’da yaşayan, depremlerden etkilenmiş ve haklarına erişimde zorluk yaşayan 10-18 yaş arası 120 çocuğun akranlarıyla güvenli alanlarda bir araya gelmesi amacıyla çalışmalar yapacak. Bu doğrultuda Akran buluşmaları, çocuk hakları atölyeler, çocuk habercilik atölyeleri hayata geçirecek olan Tomurcuk Derneği; çocukların psikososyal iyi olma halini desteklemek amacıyla da birebir görüşmeler gerçekleştirecek. Dernek aynı zamanda çocuğun ekosistemindeki en önemli paydaşlardan birisi olan kadınları güçlendirici faaliyetler gerçekleştirecek. Kadınlarla Dayanışma Vakfı ortaklığıyla gerçekleştirilecek atölye çalışmalarında 150 kadına yönelik çocuk hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ebeveynlik konularında farkındalık çalışmaları yapacak. Ayrıca Günebakanlar’ın da maddi desteğiyle gerçekleşecek saha faaliyetleri kapsamında çocuklara yönelik çocuk hakları ve habercilik atölyeleri gerçekleştirecek.

Temel İhtiyaç Derneği ile Gıda Bankalarının İhtiyaçlarının Giderilmesi Projesi Hakkında Konuştuk

By | Acil Deprem Fonu

Temel İhtiyaç Derneği (TİDER) desteklediği gıda bankaları ağı ile Türkiye’de hem gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmalar yapıyor hem de dezavantajlı kesimlerin bu bankalardan yararlanmasına destek olarak farklı bir dayanışma modelinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu kapsamında hibe desteği sağladığımız TİDER, Gıda Bankalarının İhtiyaçlarının Giderilmesi projesini hayata geçiriyor. Dernek proje kapsamında Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde bulunan gıda bankalarının ihtiyaçlarını ve kapasitelerini tespit etmek aynı zamanda bu ihtiyaçları temin etmek amacıyla çalışmalar yürütüyor.

TİDER ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin hikayesi, proje kapsamında yürüttükleri faaliyetler, gıda bankacılığı ve acil durum yönetimi arasındaki ilişki ve derneğin gelecek dönem planları hakkında konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı’nı takip edenler Temel İhtiyaç Derneği’ni ve çalışmalarını yakından tanıyorlar. Derneğinizle ilk kez tanışacak olan okuyucularımız için Temel İhtiyaç Derneği’nin kuruluş hikayesinden ve çalışmalarından kısaca bahseder misiniz?

Türkiye’de gıda israfı, yaklaşık 18 milyon ton ile endişe verici boyutlarda. Dünya genelindeki 1.3 milyar tonluk gıda israfının önemli bir kısmını oluşturuyor olması oldukça dikkat çekici.

Gıda bankacılığı sistemi, israf edilebilecek ürünleri toplama ve ihtiyaç sahiplerine dağıtma amacını taşıyan bir çözüm olarak ortaya çıkıyor. Bu sistemin işleyişi şu şekildedir: Topladığımız ürünleri, marketlerden, aşevlerinden veya depolardan oluşan gıda bankaları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Bu süreç, bir tedarik zinciri yönetimi gibi düşünülebilir. Büyük markalarla iletişim kurarak ürünleri temin ediyor ve bu ürünleri gıda bankalarına yönlendiriyoruz. Gıda bankaları genellikle belediyeler, yerel yönetimler veya yerel sivil toplum kuruluşları (STK) tarafından işletiliyor ve Türkiye genelinde sayıları artıyor.

İhtiyaç sahibi olmak isteyen belediyeler veya STK’lar, bizimle iletişime geçerek gıda bankacılığı yapmak istediklerini belirtiyor. Aramızda düzenlenen protokollerle, bu kuruluşlar belirli bir düzen içinde ürünleri dağıtacaklarına dair taahhütte bulunuyor. Biz de uygun altyapı şartları sağlandığında, bu kuruluşlara gıda desteği sağlıyoruz. Bu işleyiş, basit bir protokol üzerine kurulu olup, yönetim şekillerine müdahale etmeden sadece eğitim odaklı bir yaklaşımı hareket ediyoruz.

Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle Deprem Destek projesini hayata geçiriyorsunuz. Projeniz tamamlanma aşamasına yaklaşırken proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalar ve çıktılarından bahseder misiniz?

Depremin hemen ardından harekete geçerek hibe desteğinizle deprem bölgesindeki ihtiyaçları karşılamak üzere gıda satın aldık. Bu gıdaları gıda bankaları aracılığıyla depremlerden etkilenenlere ulaştırdık. Gıda desteklerinin yanı sıra, depremden etkilenen insanların altyapı ve bakım gibi diğer ihtiyaçlarını da desteklemeye odaklandık.

Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa ve Osmaniye’deki 11 gıda bankasının ihtiyaçlarını belirleyip, bu ihtiyaçları karşılamak adına bir proje hazırladık. Şu anda ihtiyaçları karşılama aşamasındayız. Projedeki bir diğer hedefimiz deprem bölgesinde ikamet etmeye devam edenlerin ekonomik gelişimine katkı sağlamak amacıyla istihdam alanları yaratıyoruz.

Adıyaman’da yeni bir gıda bankası kurduk. Burada da yerel insanların istihdama katılımı desteklemeyi ve bireylerin ekonomik olarak güçlenmesine katkı sunmayı hedefliyoruz.

Dünya çapında kritik boyutlara ulaşan gıda israfı, acil durumlar için hazırlıklı olmayı da bir zorunluluk haline getiriyor. Bu bağlamda, gıda bankalarıyla işbirliği halinde acil durum yönetim planı oluşturmak büyük önem taşıyor. ​​Gıda bankalarıyla işbirliği halinde acil durum yönetim planı oluşturmanın önemi nedir? Proje kapsamında yürüttüğünüz faaliyetlerle birlikte düşündüğünüzde gelecek dönemlerde meydana gelebilecek acil durumlarda bizleri neler bekliyor?

Afet Platformu‘nun dokuzuncu üyesi olarak, afet dönemlerinde gıda bankalarının ve TİDER depolarının kullanılmasına yönelik bir maddeyi protokolümüze ekledik. Bu sayede, Ankara’da bulunan bir depo, birçok belediye ve gıda bankası tarafından afet yardımlarının depolanması ve dağıtılması için güvenli bir mekân olarak kullanılabilir.

Afet durumlarında ilk 72 saat kritik önem taşır. Bu süreçte, ilk adım genellikle yardım deposu kurmaktır. Bu nedenle, belediyelerin depolarını afetlere uygun şekilde organize etmelerini öneriyoruz. Depolarda afet müdahalesinde kullanılacak malzemelerin güvenli bir şekilde bulundurulması hayati önem taşıyor.

Afet Platformu olarak, Avrupa Birliği projesine başvurarak hayalimizdeki depoyu kurmayı planlıyoruz. Ayrıca, protokollerimizi güncelleyerek afet durumlarında gıda bankalarını daha etkin bir şekilde dahil etmeye çalışıyoruz.

Temel İhtiyaç Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? Sağladığımız hibe desteği gelecekteki hedef ve projelerinizi nasıl etkiledi?

Bu proje temelinde, STK’ların, destekçilerin ve bağışçıların ortak bir vizyona sahip olması, insanları kalkındırmayı hedefleyen bir yaklaşımı beraberinde getiriyor. İstihdam odaklı çalışmalarımızın yanı sıra eğitim ve kooperatif kurma gibi farklı alanlarda da faaliyet göstererek bireylerin sadece hayatlarını değil, aynı zamanda toplumsal dinamikleri de olumlu yönde etkilemeyi hedefliyoruz. Bu çerçevede, bireylerin kendi ayakları üzerinde durabilmesine katkı sağlayacak projeler geliştiriyoruz ve kalkınma çabalarımızın sürekliliği için çalışıyoruz.

İsraf konusundaki çabalarımızda, yeni çıkan kanunların bağışçıları ve bağış yapan kurumları korumak adına önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz. Gelişmekte olan bir ülke olarak, tarım, lojistik ve depolama süreçlerindeki israfı önlemek için sürdürülebilir ve yenilikçi tarım projelerine odaklanıyoruz. Türkiye genelinde her ilçede bir gıda bankası kurma hedefimiz ise israfın her yerde var olduğunu gösteriyor.

Kalkınmanın ilk adımının gıda ve barınma olduğunun bilincindeyiz. Gıda Bankası olarak, sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturan bu ihtiyaçlara odaklanıyoruz ve bağışçılarımızın ve destekleyen kurumların katkılarıyla bu hedefe ulaşmaya çalışıyoruz. Bu kaynaklar olmadan israf edilecek ürünleri bağışlamak mümkün olmaz. Gıda Bankası’nın bu inançla sürdürdüğü projeler, toplumda fark yaratmaya devam ediyor.

El Ele Federasyonu ile Zor Koşullarda Koruyucu Aile Sisteminin Desteklenmesi Projesi Hakkında Konuştuk

By | Acil Deprem Fonu, Acil Destek Fonu

El Ele Federasyonu koruma altındaki çocuklar ve aile temelli bakım sistemlerinin çocuğun yararına geliştirilmesi için çalışmalarını yürütüyor. Aynı zamanda, alanda güçlü sivil toplum yapısının oluşması ve bu alanda çalışma yapmak amacıyla yeni kurulan sivil toplum kuruluşlarının (STK)  kurumsal gelişimlerini desteklemek amacıyla çalışmalar gerçekleştiriyor. Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu kapsamında hibe desteği sağladığımız federasyon; Zor Koşullarda Koruyucu Aile Sisteminin Desteklenmesi projesini hayata geçiriyor. Federasyon proje kapsamında Kahramanmaraş depreminden etkilenen koruyucu ailelere koruma altındaki çocuklara ve gençlere yönelik psikodestek çalışmaları yürütüyor. Ayrıca deprem sonrası koruyucu aile olmak isteyen ailelere yönelik 6 modülden oluşan psikoeğitim programı hazırlıyor.

El Ele Federasyonu ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; federasyonun çalışmaları, proje kapsamında yürütülen faaliyetler, koruyucu ailelere yönelik yürütülen destekler ve federasyonun gelecek planları hakkında konuştuk. 

El Ele Federasyonu, Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

El Ele Federasyonu olarak, koruma altındaki çocuklar ve aile temelli bakım sistemlerinin çocukların yararına geliştirilmesi amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’de uzun yıllardır devlet koruması altında olan çocuklarla çalışan ve koruyucu aile sisteminin gelişmesine odaklanan birçok STK bulunuyor. Bu STK’lar, kendi tematik alanlarıyla ilgili olarak Türkiye’nin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Ancak, birlikten kuvvet doğar düşüncesiyle ve bir araya geldiğimizde daha güçlü ve etkili olabileceğimiz inancıyla, bu STK’ların temsilcileri olarak El Ele Federasyonu’nu kurduk. İlk yılımızı organizasyonel yapımızı güçlendirmek ve kurumsallaşmaya ayırırken, 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerle birlikte faaliyetlerimizi hızlandırdık.

Koruyucu ailelik sisteminin Türkiye genelinde yaygınlaştırılması için diğer paydaş STK’larla birlikte çalışıyoruz. El Ele Federasyonu olarak, bu alandaki politikalara ve uygulama sorunlarına odaklanarak bu konudaki boşluğu doldurma misyonunu üstlendik. Uygulamada yaşanan eksiklikler konusunda bir farkındalık oluşmuş durumda ve bu sorunları düzeltme çabaları devam ediyor. Bu noktada, tüm paydaşlarımızla birlikte El Ele Federasyonu, Türkiye genelinde bu sistemin Avrupa Birliği standartlarına uygun hale getirilmesi için çalışmalar yürütüyor. 

Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle Zor Koşullarda Koruyucu Aile Sisteminin Desteklenmesi projesini hayata geçiriyorsunuz. Projenin amacından ve yürüttüğünüz faaliyetlerden bahseder misiniz?

Proje kapsamında, WhatsApp grupları ve çağrı destek merkezi gibi iletişim araçları kullanılarak depremlerden etkilenen koruyucu ailelerin ve çocukların iyi olma halini desteklemek amacıyla psikososyal destek çalışmaları yürütüyoruz. Projemiz için önemli adımlardan birisi de koruyucu ailelere yönelik kapsamlı bir eğitim modülünün hazırlanmasıdır. Bu modül, koruyucu ailelerin travmatik deneyimlere sahip çocuklarla nasıl başa çıkacaklarına dair beceriler kazanmalarına destek oluyor.

Projemizin üç temel faaliyeti bulunuyor:

  • Depremlerden etkilenen koruyucu aileler ve çocuklar çağrı destek merkezlerimizi arayarak psikososyal destek talep edebiliyorlar.
  • Depremlerden etkilenmeyen ancak depremden etkilenen çocuklara koruyucu aile olmak isteyen aileler, koruyucu ailelik hakkında bilgi alabiliyor.
  • Koruyucu ailelik sürecine hazırlanan ailelere yönelik kapsamlı bir eğitim modülü sunuluyor.

Proje, amacına uygun olarak, depremlerden etkilenen ve koruyucu ailelik sürecinde olan ailelere uzun vadeli destek sağlamaya ve koruyucu ailelik sistemini güçlendirmeye çalışıyor.

Proje dahilinde psikososyal destek çalışması yürütüyorsunuz. Başvuruda bulunan koruyucu ailelere yönelik destek süreci hakkında bilgi verir misiniz?

Ekibimizle beraber, koruma altındaki çocuklara ve ailelerine destek oluyoruz. Birinci ekibimiz, iki sosyal hizmet uzmanı ve dört psikologdan oluşuyor. Bu ekip, çocukların ve ailelerinin psikososyal durumlarını değerlendiriyor ve gerekli desteği sağlıyor. İkinci ekibimiz ise koruyucu ailelik hakkında bilgi almak isteyenlere danışmanlık hizmeti veriyor. Aileler, triyaj ekibimizi arayarak randevu alabiliyor ve ücretsiz psikolojik destek alabiliyor. Psikologlarımız, 30-40 dakikalık seanslarda ailelerin yaşadıkları travmalarla başa çıkmalarına ve çocuklarının gelişimini desteklemelerine yardımcı oluyor.

Türkiye’nin önde gelen akademisyenleri tarafından hazırlanan eğitim modüllerimiz, çocukların yaş dönemlerinden koruyucu ailelik süreçlerine kadar geniş bir yelpazede bilgi sunuyor. Bu modüller, açık kaynak olarak YouTube kanallarımıza yüklenecek ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı‘nın da desteğiyle koruyucu ailelere yönlendirilecek. Bu sayede projemiz, eğitim modüllerini yayınlayarak sürekli bir hizmet sunmaya devam edecek.

El Ele Federasyonu’nun gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? Sağladığımız hibe desteği gelecekteki hedef ve projelerinizi nasıl etkiledi?

El Ele Federasyonu olarak, aldığımız hibe desteği sayesinde önemli adımlar atıyoruz. Bu destek, yereldeki benzer STK’ları bir araya getirdiğimiz bir birleşme gerçekleştirme fırsatı sunarken aynı zamanda Türkiye’nin farklı illerinde STK’lara mentorluk desteği sağlamamıza katkı sundu. Ayrıca, hazır materyallere ve eğitim modüllerine sahibiz. Bu modülleri Türkiye’nin her yerinden ulaşılabilir hale getirerek, STK’ların gelişmesine ve yerleşmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

Büyük projelerimiz arasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yürüttüğümüz işbirliği çalışmaları ve koruyucu aileleri aynı platformda toparlayacak bir etki çalışması yer alıyor. Bu kapsamlı projelerde maliyetlerin yüksek olabileceğinin farkındayız, ancak fon sağlayıcılarla işbirliği yaparak bu hayalleri gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Devlet korumasından ayrılan çocukların ihtiyaçlarına yönelik de çalışmalarımız var. Bu alanda da değişim ve dönüşüme hizmet eden çalışmalara odaklanacağız.

Türkiye’de birçok STK’nın desteklenmeye ve ihtiyaçlarını karşılamaya ihtiyaç duyduğunun farkındayız. Bu alanlarda yapılan çalışmaların değerini artırarak, bu konuda bilincin artmasına önemli bir katkı sağlıyoruz. Aldığımız hibe desteği ile bu konuları gündeme taşımak ve bu alana katkıda bulunmak bizim için son derece kıymetli.

 

Dijital Dönüşüm Fonu’na Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi amacıyla sahada aktif olarak faaliyet gösteren ve/veya bölgeye destek sağlamak üzere çalışmalarına başlayan sivil toplum kuruluşlarının (STK) dijital dönüşüm süreçlerini kapasite güçlendirme programları ve hibelerle desteklemek amacıyla European Bank for Reconstruction and Development (EBRD) ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Dijital Dönüşüm Fonu’nun başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla fona yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan  ulaşabilirsiniz.