Category

Kültür Sanat Fonu

500.Yıl Vakfı ile Online Müze Projesini Konuştuk

By | Kültür Sanat Fonu

500. Yıl Vakfı, 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi ile Türk Yahudilerinin bu topraklardaki 2600 yıllık tarihi ve kültürel mirası, ülkenin sosyal ve devlet yaşamına olan katkıları hakkında bilgi vermek amacıyla faaliyetlerini yürütüyor. Kültür Sanat Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe desteği ile Vakıf, sanal katılım, gezinme ve toplantıların ihtiyaca göre düzenlenmesi için Online Müze projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında 500. Yıl Vakıf, Türk Musevileri Müzesi’nin çevrimiçi olarak ziyaret edilebilecek üç boyutlu bir versiyonunu geliştirecek.

500. Yıl Vakfı Müze Müdürü ve Direktörü Nisya İsman Allovi ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Vakfın amacı ve yürüttüğü faaliyetler, 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi’nin içeriği, pandeminin müze kültürüne etkisi ve hibe desteğimizle yürütecekleri proje hakkında konuştuk.

500. Yıl Vakfı, Kültür Sanat Fonu’nun 2021 döneminde Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın Vakfınızı daha yakından tanıyabilmesi için yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Vakfın kuruluş amacı 1992 yılında Türkiye’de, 1492’de ya dinlerini feda etmek veya “bir daha ne sebeple olursa olsun geri dönmemek” üzere ülkeyi terk etmek zorunluluğunda bırakılan İspanyol Yahudileri Sefarad’ların Osmanlı İmparatorluğuna buyur edilmelerinin ve burada kendilerine yeni bir vatan yaratmalarının 500. yıl dönümü kutlaması idi. 1989 yılında kurulan Vakıf faaliyetlerine halen devam ediyor.

500.Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi ise Vakfın önemli bir kurumu olup 2001 yılında İstanbul Karaköy’deki Zülfaris Sinagogu’da açıldı. 2016 yılında ise şu anda hizmet vermekte olduğumuz Galata’daki Neve Şalom Sinagogu’na bağlı, Büyük Hendek Sokak,39 numaralı adresine taşındı.

Müzemiz süresiz sergisinin yanı sıra çeşitli süreli sergilere de ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda, sözlü tarih projeleri, konserler, Yahudi Kültür Avrupa Günü, rehberlere ve okulların farklı yaş aralığındaki sınıflarına eğitimler ile çocuklara yönelik atölyeler gibi farklı ve çeşitli faaliyetler düzenliyor.

500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi, Türkiye’de Yahudi kültürü ile ilgili bilgi alınabilecek, ziyaret edilebilecek tek yer. Müzeyi ziyaret edenler Türkiye’deki Yahudi tarihi ve kültürü ile ilgili olarak hangi bilgilere ulaşabiliyor? Müze koleksiyondan bahsedebilir misiniz?

Türk Yahudileri’nin bu topraklardaki 2600 yıllık tarihi ve kültürel mirası, Yahudilerin sosyal ve devlet yaşamına olan katkıları müzede kronolojik olarak yer alıyor. Ayrıca müzemiz tarihçe, etnografya, dini objelerin sergilendiği Midraş, geleneklerin, yaşam döngüsünün ve yerleşim yerlerinin anlatıldığı bölümlerden oluşuyor. Bina içinde 3 kata konumlandırılmış olan Müze ile Neve Şalom Sinagogu arasında fiziki bağlantıyı kuran Midraş Holü Sinagog içinde yapılan dini törenlerin canlı izlenebilmesine olanak sağlıyor.

Müzemiz somut olmayan kültürel mirasa ilişkin dil, müzik, yemek gibi birçok farklı öğeyi içinde barındırıyor. Zaman ayıran ziyaretçi, müzede dokunmatik ekranlardan dilediği müziği dinleyebiliyor, Sefarad mutfağının çeşitli yemeklerinin yapılışını izleyebiliyor ya da Anadolu coğrafyasının geneline yayılmış Yahudi yerleşim bölgeleri hakkında bilgi edinebiliyor.

Müzede eski eserlere yer veriyoruz; bunlardan ilki 5’inci yüzyıla tarihlenen ve İzmir-Basmane kazısı sırasında bulunmuş, üzerinde Davud’un Yıldızı olan yağdanlık ve kazı bölgelerinde bulunan arkeolojik eserler. Bu parçaları teşhir ettiğimiz zaman, Anadolu topraklarında bulunan Yahudi varlığının ne kadar eskiye gittiğini göstermiş oluyoruz. Bunu vurgulamak ve 500 senelik misafir algısını değiştirmek müzemiz için önemli bir görev. 1512 yılında basılmış olan Midraş Teilim kitabı. İlk matbaanın İspanya’dan Osmanlı topraklarına gelen Yahudiler tarafından kurulması basın tarihi açısından anlatılması gereken önemli bir bilgidir. Kıyafetler, karneler, madalyalar, beratlar, fotoğraflar, dini ritüel objeleri, gazeteler kısaca Türk Yahudi kültürüne dair her şeyi müzede toplamaya çalışıyoruz.

Vakıf olarak çeşitli etkinlikler ve eğitimler düzenlediğinizi biliyoruz. Bu buluşmaların amacından ve kapsamında bahseder misiniz?  Faaliyetlerinize katılmak isteyenler neler yapmalı?

Etkinliklerin esas amacı kendi kültürümüzü geniş kitlelere anlatabilmek ve tanıtabilmek.  Aynı zamanda, bu coğrafyaya ait olan bu kültürün kamu tarafında daha çok farkına varılmasını sağlamak. Faaliyetlerimize katılmak isteyenler internet sitemiz üzerinden duyurularımızı yayımladığımız   e-bültene kaydolarak faaliyetlerimizden haberdar olabilirler. Ayrıca yer aldığımız tüm sosyal medya platformlarında da faaliyetimizin duyurularını yapıyoruz.

COVID-19 salgını birçok alışkanlığımızın değişmesine neden oldu. Bu değişimlerden birisi de sanat ile olan ilişkimizin fiziksel ortamdan sanal ortama taşınması. Pandemi döneminde birçok ulusal ve uluslararası müze sanal ziyarete açıldı. Sizce bu durum uzun dönemde müze kültürünü nasıl etkileyecek?

Müzeler ziyaretçi açısından yoğun olmayı severler. Pandemi döneminde çok şey öğrendik. Bu dönemde ziyaretçilerin ilgisini canlı tutabilmek için, çevrimiçi atölyeler, film galaları, sunumlar, anlatımlar gerçekleştirdik ve fark ettik ki dünyanın pek çok farklı ülkesinden kişiler etkinliklerimize katılıyor. Bu durum da müzenin sanal olarak gezi ihtiyacını daha çok ortaya çıkardı. Uzun dönemde müzeler cazibe merkezi olmaya devam edecek. Bir objenin aslını görmek, müzenin havasını solumak… Müzeler, kültür-sanat için ihtiyaç olacak mekanlar olmaya devam edecekler.

Hibe desteğimizle Online Müze projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Dijital platformlar her geçen gün yaşamımızın daha da vazgeçilmez bir parçası oluyor. Online Müze projesi; sınırların ortadan kalktığı, erişilebilirliğin kolaylaştığı, araştırmaların ağırlıklı olarak çevrimiçi yapılabildiği bu çağda müzemizin görünür ve ulaşılabilir olması imkanını sunuyor. Aynı zamanda, istenen kadar ve isteyene yönelik nokta atışı bilgiye ulaşmanın tek tıkla gerçekleşebildiği bir olanak yaratıyor. Online Müze projesi ile müze ziyaretçileri; mekâna gitmeden, mekân ve içerik hakkında bilgi edinebilecek hatta mümkünse iletişim kurulabilecek bir platforma ulaşacak.

Tiyatro Kooperatifi, Özel Tiyatrolar için Bölgesel Kooperatifleşme Projesini Tamamladı

By | Kültür Sanat Fonu

Tiyatro sanatının kamusal bir hizmet olduğu ön kabulüyle, sektörel sorunlara kalıcı çözümler bulmak ve özel tiyatroların sesi olmak amacıyla savunuculuk ve kapasite güçlendirme çalışmaları yapan Tiyatro Kooperatifi’ne Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği sağladık. Hibe desteğimizle, Özel Tiyatrolar için Bölgesel Kooperatifleşme projesini hayata geçiren Tiyatro Kooperatifi, proje kapsamında Türkiye’nin 7 bölgesinde hem ekonomik hem de sosyal açıdan sürdürülebilir ve güçlü bir sanat hayatını tesis etmek amacıyla 5 sosyal kooperatifin resmi kuruluşunu gerçekleştirmesi için stratejik danışmanlık ve kapasite gelişim desteği sağladı.

Tiyatro Kooperatifi Genel Koordinatörü Fisun Eşki ile yaptığımız röportajda; kısmi normalleşmene sonrası tiyatrolardaki değişim, Sahne 2.0, Tiyatro Kooperatifi’nin 2022 planları ve proje kapsamında yürüttükleri çalışmalar hakkında konuştuk.

Pandemi sonrası kısmi normalleşme ile tiyatro sektöründe yaşanan değişikliklerden bahsedebilir misiniz? Bu değişiklikler ne tür ihtiyaçların ortaya çıkmasına neden oldu? Tiyatro Kooperatifi olarak bu ihtiyaçlara cevap verebilmek için ne tür faaliyetler yapıyorsunuz?

Kısmi normalleşme ile tiyatrolar sahnelere döndü ancak, pandemi sürecinin yarattığı hasarın telafisi için uzun yıllar gerekiyor. Birçok sahne kapandı; pek çok sahne emekçisi tiyatro faaliyetlerini bırakmak ve farklı alanlarda çalışmaya başlamak zorunda kaldı. Özel tiyatroların yıllardır süregelen ekonomik, yasal ve sosyal sorunları, bu krizle birlikte daha da derinleşti. Bu sorunların kalıcı çözümü için çalışma alanımızda köklü değişiklikler yapılması gerektiğine inanıyoruz. Buradan hareketle, Tiyatro Kooperatifi olarak özel tiyatroların çalışma koşullarının ve ihtiyaçlarının gözetildiği yeni bir yasal statü oluşturulması amacıyla araştırmalarımıza ve ilgili mercilerle düzenli görüşmelere devam ediyoruz.

Sahne 2.0, Google.org desteğiyle, Inogar Kooperatifi yürütücülüğünde ve Tiyatro Kooperatifi paydaşlığında hayata geçirildi. Sahne 2.0 fikri nasıl bir ihtiyaçtan ortaya çıktı? Sahne 2.0’ın amacından ve sahne sanatçılarına sunduğu olanaklardan bahsedebilir misiniz?

Pek çok sektör gibi kültür-sanat alanı da pandemi krizi sebebiyle büyük yara aldı; almaya da devam ediyor. Pandeminin ilk döneminde kapanmalarla birlikte sahne sanatları faaliyetleri bir anda durdu. Ancak bu alanda çalışan bireyler ve kurumlar; dijital dünyanın sunduğu imkânlarla üretmeye, paylaşmaya, iletişim kurmaya devam etti. Karantina sürecinde pek çoğumuz sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünü deneyimledik. Bu deneyim üzerinden Sahne 2.0, dijital dünyanın sahne sanatları için keşfedilmesi ve güçlendirilmesi gereken bir alan olduğu gerçeğinden hareketle tasarlandı. Projenin ana amacı, alanımızda çalışan, üreten, düşünen tüm bireylerin dijital kapasitelerini güçlendirmek ve üretimlerini dijital platformda seyirciyle buluşturmalarını sağlamak. Projenin ana eksenini alanında uzman eğitmenlerin katkılarıyla, sahne sanatlarına yönelik olarak hazırlanmış, 5 modülden oluşan çevrimiçi eğitim programı oluşturuyor. Bu eğitim programını tamamlayan ve kendi içeriklerini tasarlayan kullanıcılar, fikirlerini hayata geçirmek için İstanbul’daki Sahne 2.0 stüdyosundan ücretsiz olarak faydalanabiliyor; üretimlerini projenin YouTube kanalında seyirciyle buluşturma imkânı elde ediyor. İlgilenen herkesi, https://sahne2sifir.com/kayit/ adresini ziyaret ederek projeye ücretsiz olarak kaydolmaya davet ediyoruz.

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Özel Tiyatrolar için Kooperatifleşme projesini geçtiğimiz dönemde tamamladınız. Projenin amacından ve bu kapsamda gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahseder misiniz?

Tiyatro Kooperatifi olarak özel tiyatroların Türkiye çapında bir dayanışma gücü oluşturmasını çok önemsiyoruz ve sosyal kooperatifçiliğin, sorunlarımızın çözümü için en doğru örgütlenme modeli olduğuna inanıyoruz. Buradan yola çıkarak tasarladığımız Özel Tiyatrolar için Kooperatifleşme projesi ile, bu modeli ülkemizde yaygınlaştırmayı ve tiyatro alanında çalışan bir kooperatif birliğinin kurulması için gerekli zemini hazırlamayı amaçladık. Proje kapsamında ilk aşamada Türkiye’nin farklı bölgelerindeki özel tiyatro temsilcilerine yeni nesil kooperatifçilik ile hukuki ve mali açıdan kooperatif yapılanması konularını kapsayan bir eğitim programı sunduk. Tiyatro Kooperatifi olarak İstanbul’da edindiğimiz deneyimi diğer bölgelerdeki girişimlerle paylaştık; onlara stratejik, mali ve hukuki danışmanlık sağladık. Sürecin sonunda, İç Anadolu bölgesinde faaliyet gösteren Ankara Tiyatro Kooperatifi, Karadeniz Tiyatro Kooperatifi, Güneydoğu Anadolu bölgesinde faaliyet gösteren Ahura Tiyatro Kooperatifi, Ege Tiyatro Kooperatifi ve Akdeniz Bölge Tiyatro Kooperatifi resmi kuruluşlarını gerçekleştirdi. Şu anda da ortak hedeflerimiz doğrultusunda birlikte yol almaya devam ediyoruz.

Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde aldığınız hibe desteğinin kurumunuza ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Kültür Sanat Fonu’nu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesaj var mı?

Bu hibe desteği, çalışmalarımıza başladığımız Mayıs 2018’den beri hayalini kurduğumuz Türkiye Tiyatro Kooperatifleri Birliği’nin kurulması yolunda önemli bir aşama kaydetmemizi sağladı. Ayrıca, sağladığınız hibe desteği dayanışmamızı İstanbul’dan Türkiye’nin dört bir yanına taşımamıza ve ülke çapında bir ağ geliştirmemize imkân tanıdı. Proje kapsamında, 7 sosyal kooperatif ortaklaşarak temellerini oluşturduğumuz Kooperatif Birliği Girişimi, bugün 114 özel tiyatroyu temsil ediyor. Bu birliktelik, temsiliyet gücümüzü artırmamıza ve dayanışmayla üretebileceğimiz projelere katkı sunuyor, tüm çalışmalarımıza güç katıyor.  Özellikle ortak hareket etmenin önemini yeniden deneyimlediğimiz pandemi sürecinde bizim için büyük değer taşıyor. Bu vesileyle, özel tiyatroların sanatsal üretimini zenginleştirirken ekonomik, sosyal ve hukuki açıdan güçlenmesi ve sürdürülebilir hale gelmesi hedefimize katkı sunan Kültür Sanat Fonu bağışçılarına ve hayata geçiren paydaşlara teşekkür ederiz.

Tiyatro Kooperatifi’nin 2022 yılı için öncelik vereceği alanlar ve çalışmalar neler olacak?

Mevcut koşullarda, özel tiyatroların ayakta kalma mücadelesi devam ediyor. Bu sebeple, Tiyatro Kooperatifi olarak bu yıl savunuculuk çalışmalarımıza öncelik vermeyi planlıyoruz. Aynı zamanda, Kooperatif Birliği Girişimi’mizi resmiyete kavuşturmayı ve örgütlenme çalışmalarımıza yeni bir boyut kazandırmayı hedefliyoruz. Bu süreçte ortağımız olan tiyatrolara ekonomik ve sosyal fayda sağlayacak projeler üretmeye, işbirlikleri geliştirmeye de devam edeceğiz.

A4 Atölye Çağdaş Sanat Derneği Birlikte Hareket Etme ve Hafızayı Kaydetmek Projesine Başlıyor

By | Kültür Sanat Fonu

A4 Atölye Çağdaş Sanat Derneği (a4atölye), cesur ve üretken gençleri desteklemek, yeni imkanlar yaratmak ve tecrübe kazandırmak amacıyla Diyarbakır’da kuruldu. Kültür Sanat Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe desteğiyle Birlikte Hareket Etme ve Hafızayı Kaydetmek projesini hayata geçirecek olan a4atölye, yapılacak açık çağrı sonucunda Diyarbakır’da yaşayan 6 kadın sanatçıyı proje katılımcısı olarak belirleyecek. Proje kapsamında, kadın sanatçıların sanatsal üretimde birlikte hareket etmesineve yeni yöntemler geliştirmesine destek olmak amacıyla 4 atölye ve bir sergi düzenleyecek. Proje katılımcısı kadınlara çeşitli eğitim destekleri sağlayacak olan dernek; sergilerin daha fazla kişiye ulaşması amacıyla herkesin katılımına açık olacak 5 atölye düzenleyecek.

A4atölye Çağdaş Sanat Derneği Başkanı Rıdvan Kuday ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Diyarbakır özelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadın sanatçılara yansıması, COVID-19 salgınının Diyarbakır’daki kültür-sanat faaliyetlerine etkileri, dijitalleşen dünyada sanatın dönüşümü ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk.

Okuyucularımızın sizi daha yakından tanıyabilmesi için a4atölye Çağdaş Sanat Derneği’nin kuruluş amacından ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

a4atölye Çağdaş Sanat Derneği 2018 yılında kuruldu. Kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu (STK) olarak Diyarbakır’da etkinliklerini sürdürüyor. Dernek olarak, genç sanatçılara yönelik toplantılar,  sergiler, portfolyo değerlendirmeleri, sunumlar, atölye çalışmaları ve araştırma faaliyetleri yürütüyorüz. Sanatçıların öğrenme ve üretim imkânlarını artırmak için projeler ve programlar yapıyoruz. Diyarbakır’ın ve bölgenin güncel sanatını desteklemek ve uluslararası tanınırlığını artırmak amacıyla işbirliklerine önem veriyoruz. Dünyada ve Türkiye’de sanat kurumları ve ağlarıyla etkileşimlerimizi arttırmayı hedefliyoruz.

Kadın sanatçılar için kültürel istihdam alanı oluşturmak derneğinizin amaçları arasında yer alıyor. Faaliyet yürüttüğünüz bölge özelinde, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadın sanatçılara yansımaları nelerdir? Sanatsal üretim yapan kadınların en sık karşılaştığı zorluklardan bahsedebilir misiniz?

Bölge genelinde kadınların güçlü olduklarını gözlemliyorum. Gerek siyasi iklim gerekse yaşanmışlıklar, kadınların kendi öz güçlerinin farkında olmalarını sağlıyor. Bizim kadınlarla olan diyaloglarımız onların profesyonel düzeyde üretken olmalarıyla ilgili. Kültür-sanat alanında iletişim ağları kurarak kadınların bu üretkenliklerinin görünür olmasına katkı sağlıyoruz. Temsil edilmeyen sanatçı buna karşı çözüm üretmeyen sanatçıdır; eğer çözüm üretmek istenilirse her zaman temsil edilecek bir yer bulunur. Kadın sanatçı bağlamında düşünürsek kendi kabuğuna çekilmiyor (Burada kadın ya da erkek olmak önemli değil) ve bununla ilgili bir mücadele veriyorsa kendini görünür kılabilir. a4atölye olarak kadın sanatçılarla ilgili ne kadar proje üretirsek üretelim; eğer kadın sanatçılar görünürlük ve istihdam sorunsalını problem etmiyorsa ya da çalışmalar içerisinde değilse bunun bir anlamı olmuyor. Önemli olan kadınların temsiliyet konularında harekete geçmeleri. İşte bu istek ve mücadele, bizlerin daha çok çaba içerisine girmesine vesile oluyor. Temsiliyet kadın sanatçıların kendi isteği ile oluşuyor. a4atölye olarak inanıyoruz ki tek yönlü işler yapmak bu konuların her zaman bir yanının eksik ve/veya  tamamlanmamış olmasına neden oluyor. Bu eksikliği ortadan kaldırmak için mücadele ve istek önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Kültürel istihdamı ekonomik istihdamdan ayırmak gerekiyor. Daha çok sanatçıların kendi pratiklerinde buluşmak istedikleri kültür-sanat aktörleriyle bir araya getirme işine biz kültürel istihdam diyoruz. Bu istihdam türü ile kadın sanatçıların kendi sanat pratiklerinde oluşan sorunsallara cevap olabilecek aktörlerle buluşmalarını sağlamak ve işlerini kolaylaştırmak istiyoruz. Bu konularda adım atmak  isteyen herkes bir platform bulur. Biz de bir platform görevi görerek sanatçılar için profesyonel düzeyde sergileme alanları oluşturup, prodüksiyon desteği sunarak işbirliği yapıyoruz. Birlikte hareket ederek kadın sanatçıları görünür kılmak, profesyonel düzeyde motivasyonlarını artırmak, kültür-sanat alanında istihdam sağlamak amacıyla çalışıyoruz. Bu anlamda geçmiş dönemlerde yaptığımız benzer proje çıktıları ve sanatçı takipleri yaptığımız çalışmaları değerlendirme olanakları yaratıyor.

Kültür-sanat alanının COVID-19 salgınından ve bu kapsamda alınan tedbirlerden ciddi anlamda etkilendiğini biliyoruz. Normalleşme sonrası kültür-sanat etkinliklerinin yeniden canlandığı bu dönemde, Diyarbakır özelinde, salgının kültür-sanat alanına etkilerine dair gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

Kültür-sanat alanının pandemiden etkilenmesi ilk başta bize bir eksen kayması gibi geldi. Oysaki kısa bir süre sonra bunun bir eksen kayması olmadığını, hatta sanatın anlamının genişlediği kanısını uyandırdı. İlk şok etkisi atlatıldıktan sonra, daha çok dijital altyapı ile insanlara ulaşma konusunda hızlı adımlar atıldı.  Sanat öyle bir şeydir ki; her zaman hızlı bir şekilde kendini duruma göre konumlandırabilme kabiliyetine sahiptir. Sürekli değişen ve kendini yenileyen bir yapıdır sanat. Her zaman yaşayan, ölmeyen bir yapı.

COVID-19 salgın dönemi birçok belirsizliği de kendi içinde barındırdı. Bu sürecin en temel özelliği kamusal alanlarda insanların bir araya gelemiyor olması. Bu durumun, kültür-sanat dünyasını olumsuz etkilediğine şahit olduk. COVID-19 tedbirleri kapsamında gerçekleşen kısıtlamalardan kültür-sanat alanındaki etkinlikler de nasibini aldı. Karşılaştığımız başlıca durumlar: Etkinliklerin iptali, kapanmalar, projelerde yapılan zorunlu değişiklikler oldu. Sanatsal faaliyetlerin durma noktasına geldiği bu dönemde, bizler de içe dönme, derin düşünme fırsatı yakalamış olduk. Küresel çapta etkili COVID-19 salgını, beraberinde kültür-sanat alanında farklı alternatifler yarattı. Dijital altyapıların gelişmesi ile beraber sanatseverlerin sanata ulaşma ve sanatta yararlanma olanakları oluşturduğunu, merkez periferi gibi kavramların anlamını yitirdiğini gördük. COVID-19 salgınında, kültür-sanat alanları da dahil, tüm dünya nasıl etkilendiyse, Diyarbakır özelinde de aynı etkilerin yaşandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Gelişen teknoloji, sanat eserlerinin ortaya çıkış sürecinin değişmesine ve yeni kavramların ortaya çıkmasına neden oluyor. Bunlardan birisi de son dönemlerde sıklıkla duyduğumuz veri bilimi ile yapay zekâyı buluşturan yapay zekâ sanatı. Gün geçtikçe daha da dijitalleşen bir dünyada sanat nasıl bir dönüşüm yaşıyor?

Aslında salgın bu sorunun cevabını biraz daha hızlandırdı (NFT, ripto paralar vs.). COVID-19 salgını sanatın anlamının değişme sürecini hızlandırdı. Bana göre bu durum salgınla doğru orantılı gelişen bir durum değil. Teknolojinin gelişimiyle birlikte sanat piyasalarında, NFT ve kriptoya olan ilgi artacaktı, ancak salgın bu sürecin hızlanmasına neden oldu. Kültür-sanat dünyasında dijital alt yapılar ve sosyal medya kullanımı, sanat aktörlerinin dijital ortama uyum sağlamaları hızlı bir şekilde gerçekleşti. Sanat, her zaman tarihin diğer dönmelerinde olduğu gibi bir çıkış yolunu bulur. Bu dönemde, salgın vesilesiyle hızlı bir şekilde kendini gösterdi. Salgın, sadece kültür-sanat ortamını değil, ekonomi dünyasını da yakından etkiledi. Her şeyin anlamı değişti. NFT, sadece sanatın yatırım konusu olmaktan çıktı, sanatın diğer tüm alanlarını da kapsadı. Tüm alanlara yapay zekâ sanatı dahil oldu. Yaptığım okumalarda kripto sanatçılarının, kendilerini NFT dünyasında daha özgür ve yaratıcı hissettiğini görüyorum. Bu sanatçıların bu şekilde hissetmesi çok önemli çünkü istedikleri her şeyi yapabiliyor olmaları kulağa çok hoş geliyor. Bu durum sanata, sanatçıya, sanat yatırımcısına çeşitli şekillerde yeni kapılar açan bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Daha da gelişecek, olgunlaşacak ve kendisine yeni imkânlar oluşturacak diye düşünüyorum. Bunun yanında, şöyle bir gerçeği de göz ardı etmememiz lazım: projesi olmayan, sürdürebilirliği olmayan yapay zekâ üretimlerin birçoğunun NFT piyasasında çöp olacağı kanısındayım. Sağlam bir temele dayanan işler NFT piyasasında gün geçtikçe yerini daha da sağlam bir şekilde konumlandıracak. İşte burada sanatın farklı bir evresi oluşuyor ya da başka bir bölümü bu evreye dâhil oluyor. Sanat her zaman kendini yeniliyor, fakat geride kalan evreleri hiçbir zamanda yok olmuyor. Bu evrede oluşan yapay zekâ sanatını herkes beğenmek ya da yapmak zorunda değil ama yapay zekâ sanatını yok saymak da yersiz olur. Yapay zekâ sanatının hayatımıza girmesi beraberinde sanatçı hakları meselesini getirdi. Sanatçının yaptığı işlerin muhatabı arada komisyon ya da galeri olmaksızın doğrudan sanatçının kendisi oluyor. İşlerin takibinin yapılması ve el değişimlerinin kayıt altına alınması sebebiyle, sanatçı hak kaybına uğramamış oluyor. Aynı zamanda, sanat piyasası da kendini buna göre konumlandırmış oluyor (Vergi komisyon düzenlemeleri vs.)

Yapay zekâ sanatında, sanatçılar evden çalışıp iş üretebilecek ve üretimlerinin NFT piyasalarında pazarını oluşturabilecekler. Bu piyasa, her zaman aktif olma olanağı sunan, saat sınırlaması olmayan çok güzel bir dünya elbette. Ancak olumsuz yönleri de yok değil. Zaman ve enerji tüketiminin ekosisteme olan zararlarını da göz ardı etmemek gerekiyor. Sanat dünyası bu durumu nasıl normalleştirecek, enerji tüketmeden nasıl bir rol alacak, nasıl devam edecek gibi soruların düşünülmesi gerekiyor. Bu sorunlara rağmen yapay zekâ sanatında yaşanan gelişmenin önüne geçemeyiz. Umarım bu sorunlara ilişkin çözümler de bulunur.

Hibe desteğimizle Birlikte Hareket Etmek ve Hafızayı Kaydetmek projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Birlikte Hareket ve Hafızayı Kaydetmek projesi, sanatsal üretimde birlikte hareket etmek, konuşmak ve yeni yöntemler geliştirmek amacıyla; eğitim atölyeleri ve akabinde gerçekleştirilecek bir sergi için kadın sanatçıları bir araya getiriyor. Düşünsel ve pratik birlikteliğinin hangi dinamiklerle ilerlediğini deneyimlemek amacıyla, Diyarbakır’da yaşayan, farklı disiplinlerden kadın sanatçılara tartışma alanları oluşturan proje; araştırma ve pratiğe yönelik karşılaşma olanaklarını çeşitlendirmeyi amaçlıyor. Açık çağrı sonucunda belirlenecek olan katılımcılara; kendi sanat pratiklerini geliştirmeye yönelik kaynak sağlayacak ve aynı zamanda çevrimiçi söyleşiler ve final sergilerinde bir araya gelecekler. Ayrıca proje kapsamında hedef grup için araştırma ve pratiğe yönelik karşılaşma olanakları ve kaynaklar sağlamayı amaçlıyoruz. Bunu yanında, kadın sanatçılar için kültürel istihdam alanı oluşturmak, şehrin ve ülkenin genelinde yaşanan kadın sorununun çözümünde sanatın rolünü güçlendirmek, alternatif ilişki ağları kurmak ve var olanı güçlendirmek ve/veya dönüştürmek amaçlarımız arasında yer alıyor.

Birlikte Hareket ve Hafızayı Kaydetmek projesinin odağında toplumsal cinsiyet yer alıyor. Proje sürecindeki atölyelerde aidiyet ve yerinden edilme gibi kavramlar çerçevesinde Diyarbakır’ın eski yerleşim bölgesindeki yıkım ve yıkım ile birlikte süren soylulaştırma sorunu ekoloji, kent, toplumsal hafıza, güncel politikalar üzerinden tartışmaya açılacak. Proje sürecinde oluşan üretimler, final sergisiyle Diyarbakırlı sanatseverle buluşacak.

Kültür Sanat Fonu 2021 Dönemi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini ve projelerini hayata geçirmelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları departmanının içerik ortaklığında, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2021 dönemi fon başlangıç raporu yayımlandı. Fon kapsamında; A4 Atölye Çağdaş Sanat Derneği, Altyazı Sinema Derneği, Yücel Kültür Vakfı ve 500. Yıl Vakfı’na toplam 361.595 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Kültür Sanat Fonu 2021 döneminin yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Semaver Kumpanya Kurumsal Hibe Sürecini Tamamladı

By | Kültür Sanat Fonu

S.S Semaver Kültür Sanat Eğitim Yayıncılık Hizmet Üretim Pazarlama ve İşletme Kooperatifi (Semaver Kumpanya), sanatsal üretimi ve aktiviteleri şehir merkezinden uzağa taşımak ve bu yolla sanata sınırlı erişimi olanların da sanatsal faaliyetlerden faydalanmalarını sağlamak amacıyla Kocamustafapaşa’daki sahnesinde tiyatro oyunları sahneliyor ve tiyatro atölyeleri düzenliyor. Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde kurumsal hibe desteği sağladığımız Semaver Kumpanya, hibe desteğini kira giderlerini karşılamak için kullandı ve bu sayede sanat üretimini salgın döneminde de sürdürülebilir kıldı.

Semaver Kumpanya’dan Volkan M. Sarıöz ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; salgının tiyatro sektörüne etkilerini, tiyatroda dijitalleşmeyi ve hibe kapsamında yürüttükleri çalışmaları konuştuk.

Kademeli normalleşme sürecinin başlaması ile tiyatro sahneleri Eylül ayı itibarıyla yeniden açıldı. Aradan geçen 5 ayda COVID-19 salgınının tiyatro sektörüne etkilerine dair gözlemlerinizden bahseder misiniz?

Salgın döneminde, salgına karşı en öncelikli savunmalarımızdan birisi fiziksel mesafeyi korumaktı. Bu nedenle, sosyalleşmenin yakınlığın gerekli olduğu faaliyetlerin pek çoğu durma noktasına geldi. Ne yazık ki bunlardan birisi de bizim de içinde bulunduğumuz tiyatrolardı. Bu dönemde, tiyatro kurumlarının bazıları geçici süreyle bazıları ise süresiz kapanmak zorunda kaldı. Varlıklarını sürdürebilen tiyatrolar ve ekipler ise hala bu sürdürülebilirlik sorunuyla uğraşmakta. Salgınla mücadele konusunda alınan kısıtlama kararlarının yanında, salgının bireyler üzerindeki psikolojik etkisini ve bu süreçte yaşadığımız ekonomik çökmeyi de düşünürsek, geçen bu sürede yaşadıklarımızın öyle bir iki yılla telefi edilemeyecek hasarlar bıraktığını söylemek kötümser bir yaklaşım olmaz diye düşünüyorum. Bu olumsuz tablo üzerine konuşmanın önümüzde bekleyen sorunların çözümüyle ilgili pek bir yararı olacağını sanmıyorum. Bunların yanında güzel şeyler de oluyor… Her birimizi yüreklendiren, ileriye doğru harekete geçmemiz için bize ihtiyacımız olan umudu ateşleyen şeylerin arasında bu zor günlerde birbirimize destek olmamız bizlere yalnız olmadığımızı gösterdi. Bu dönemde, birlikte olduğumuzu hatırlatan pek çok güzel şey yaptık. Yokluğumuzu varlığımızı paylaştık. Elimizdekilerin değerini, çalışmanın ve üretmenin ayrıcalığını özledik. Tiyatro seyircileri, çalışanları, sevenleri hepsi hep birlikte bugün hala hikayelerini anlatmayı sürdürüyor ve hiçbir oyun kendisini oluşturan öğelerin toplamıyla ölçülemez. O hep; onu paylaşanlar sayesinde daha büyüktür… İşte bu yüzden siz ve sizin gibi destekçiler bu süreçte yaptığınızdan çok daha fazlası oldunuz.

COVID-19 salgını ile birçok tiyatro çalışmalarını ve oyunlarını dijitale taşıdı. Tiyatronun geleneksel tanımı üzerinden düşündüğümüzde, dijital tiyatro olabilir mi? Gün geçtikçe daha da dijitalleşen bir dünyada tiyatro nasıl bir dönüşüm yaşıyor?

Evet bu oldu. Denendi, denenmeye devam ediyor. Ancak bunların yürümeyeceğini, yürümediğini düşünüyorum. Tiyatro dijital olamaz. Bunu kapalı ve muhafazakâr bir düşünce yapısıyla söylemiyorum. Bunu aksine tiyatronun geçmişinden geleceğine uzanan pek çok ilerlemenin ötesinde varlığını sürdüren gelişiminin teknolojiyle ölçülemeyecek bir ilerleme içerdiğini düşündüğümden söylüyorum. Daha yalın bir dille; tiyatro fiziksel temas ve şimdiki zamanın paylaşılarak çoğaltılan içeriğiyle vardır. Bunun dışında bir alanda salt kendisi değildir. Belki araç olarak kullanılmıştır ama artık adı başka bir işin adıdır. Tiyatro ise hep devam eder. İnsanı insana insanla insanca anlatırken; kanını, terini, gözyaşını, kahkahasını, bilincini ve kendini hep aşmaya çalışan zihnini dolaysız bir yolla paylaşmayı sürdürür. İnsanın en kadim ihtiyaçlarından biri olduğu için bunu yaparız.

 Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde Vakfımızdan aldığınız kurumsal hibe desteği ile yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Sivil Toplum için Destek Vakfı’ndan (STDV) aldığımız kurumsal hibe desteği ile tiyatromuzun bulunduğu alanın kirasının bir kısmını karşıladık. Bu da bizim için çok önemli oldu. Böylece; oynamakta olduğumuz “Cimri, Cardenio, Mağrur Fil Ölüleri, Masal masal içinde, Nasreddin Hoca oyunlarını koşullar gereğince sürdürdük. İki tane eğitim süreci gerçekleştirdik ve bir yeni oyuna başladık.

Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde aldığınız hibe desteğinin kooperatifinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Kültür Sanat Fonu’nu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz mesaj var mı?

Kültür Sanat Fonu’nu destekleyen bağışçılarımıza çok teşekkür etmek istiyorum. Hepimiz için, mutlu, sağlıklı yarınlar diliyorum.

Kültür Sanat Fonu 2021 Döneminde Yapılan Başvurulara Dair Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini ve projelerini hayata geçirmelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2021 dönemi başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Fonun bu dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

Kültür Sanat Fonu’nun 2021 Döneminde Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini ve projelerini hayata geçirmelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundationişbirliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2021 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 4 STK’ya toplam 361.595 TL TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

A4 Atölye Çağdaş Sanat Derneği (A4 Atölye): Diyarbakır’da faaliyet yürüten A4 Atölye, sanatçıya nefes verecek, katkı sağlayacak, alternatif sanat pratiklerine yer açan; aynı zamanda disiplinler arası hareket alanının teşvik edildiği, çok fonksiyonlu bir sanat mekanı. Dernek, son iki yıldır toplumsal cinsiyet, eşitlik, adalet, çeşitlilik ilkesi çerçevesinde projeler yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 100.000 TL hibe desteği ile dernek, Birlikte Hareket Etme ve Hafızayı Kaydetmek projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında Diyarbakır’da yaşayan kadın sanatçılara yönelik yapılacak açık çağrı sonucunda; sanatsal üretimde birlikte hareket etmeyi, konuşma ve yeni yöntemler geliştirmeyi amaçlayan 6 kadın sanatçı, 4 atölye ve bir sergi için bir araya gelecek. Aynı zamanda, projeye katılan kadın sanatçıların çalışmalarını sunabilmeye hazır hale getirebilmesini desteklemek amacıyla çeşitli eğitimler verilecek. A4 Atölye, bu kapsamda proje süresince sergilerin daha fazla kişiye ulaşması amacıyla herkesin katılımına açık olacak 5 açık atölye düzenleyecek.

Altyazı Sinema Derneği (Altyazı): Güncel filmler kadar, ana akım medyada fazla yer bulamayan kısa film, belgesel ve deneysel sinema gibi alanlara da görünürlük kazandıran Altyazı, film eleştirisi ve analizine önem veren bir yayın anlayışı ile sinema seminerleri gerçekleştiriyor, festivallerle işbirliği içerisinde etkinlikler düzenliyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 72.500 TL hibe desteği ile dernek, Altyazı Sinema Dergisi Dijital Arşiv projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında Eylül 2001 yılında yayın hayatına başlayan Altyazı Sinema Dergisi’nin henüz dijital ortama aktarılmamış 144 sayısının dijital versiyonu oluşturulacak ve derginin 213 sayılık arşivinin indekslenmesi yapılarak, herkesin erişimine açılması sağlanacak. 

cel Kültür Vakfı:52 yıldır gençlerin kişisel gelişimlerine destek olmak için kültür ve sanat alanında faaliyetler yürüten Vakıf, gençlerin kendilerini bu alan vasıtasıyla ifade etmesine olanak sağlıyor. Yücel Kültür Vakfı, Türkiye’deki farklı sanat topluluklarına ayni ve maddi destek sağlıyor; sosyal sorumluluk projeleri ile gönüllüleriyle birlikte toplumsal sorunlara çözüm bulmak amacıyla çalışmalar yapıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 89.095 TL hibe desteği ile bağımsız sanatçı insiyatifi @İmprodancefest,Yücel Kültür Vakfı ev sahipliğinde Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında 10-19 Haziran 2022 tarihleri arasında çevrimiçi ve İstanbul’un farklı bölgelerinde yüz yüze gerçekleştirilecek atölyeler, performanslar, açık doğaçlama dans seansları, dans film gösterimleri, konferans ve performatif sunumlar ve engellilere yönelik atölyelerden oluşan 2. Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali düzenlenecek.Okullarla geliştirilen işbirlikleri kapsamında ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik atölyeler düzenlenecek.

500. Yıl Vakfı: 500. Yıl Vakfı Türk Museviler Müzesi ile Türkiye’de 2600 yıldır varlıklarını sürdüren Yahudi toplumunun tarihi, kültürü, gelenekleri, ülkeye ve topluma katkıları ve etkileşimleri ile ilgili yerli ve yabancı ziyaretçilere bilgi verirken, ön yargıları kırmak ve nefret söylemini azaltmak amacıyla da çalışmalar yapıyor.Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 100.000 TL hibe desteği ile Vakıf, Online Müze projesini hayata geçirecek. 500. Yıl Vakfı proje kapsamında Türk Musevileri Müzesi’nin sanal ve gezilebilir üç boyutlu bir versiyonunu oluşturacak.

Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağ Projesini Tamamladı

By | Kültür Sanat Fonu

Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim alanında faaliyet gösteren Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği (Pembe Hayat), LGBTİ+’lara yönelik hak temelli çalışmalar gerçekleştiriyor.  Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağladığımız Pembe Hayat, Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı projesini yakın zamanda tamamladı. Proje kapsamında dernek, pandeminin etkisiyle üretim alanları ve geçim kaynakları daha da daralan LGBTİ+ sanatçıların bir araya geldiği ve birbirlerine bilgi ve tecrübelerini aktardıkları bir dijital platform geliştirdi. 

Pembe Hayat Festival Koordinatörü Arya B. Zencefil ve Sosyal Hizmet Uzmanı Doğukan Karahan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin sağladığı danışmanlık hizmetlerini, projenin kuir sanatçılara ve üretim alanlarına etkilerini ve derneğin gelecek dönem planlarını konuştuk.

Pembe Hayat Derneği LGBTİ+lara yönelik olarak; hukuk, eğitim, sağlık ve uyum süreçleri hakkında ücretsiz danışmanlık veriyor. Bu alanlarda karşılaştığınız taleplerden ve gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahsedebilir misiniz? 

LGBTİ+’lara yönelik danışmanlıklarımızın çoğu noktada kesiştiği söylenebilir. Özellikle trans bireylerin, cinsiyet uyum süreçlerinde geçecekleri hukuki ve sağlık alanındaki prosedürler konusunda danışmanlık veriyoruz. Ayrıca cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda da temel bilgilendirmeleri yapıp, konuyla doğrudan ilgilenen diğer derneklere de yönlendirmelerde bulunuyoruz. Aynı zamanda, kişisel verilerin gizliliğine aykırı uygulamalarda,, uyum sürecinde yazılması gereken dilekçelerde, cinsiyeti kimlikte düzeltme davasında uygulanacak adımlarda, hapishanelerdeki LGBTİ+ bireylerin ihtiyaçlarının karşılanmasında ve benzeri konularda da destek veriyoruz. Eğitim konusunda da, istek doğrultusunda LGBTİ+ kapsayıcılığı üstüne programlar düzenliyor, psikoloji ve sosyal hizmetler öğrencilerine staj imkanı sağlıyor ve derneğimizin çalışma alanlarında akademik çalışma yapan kişilere tez danışmanlığı veriyoruz.

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağ projesini yakın zamanda tamamladınız. Proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Proje kapsamındaki en öncelikli hedefimiz, pandemi şartlarından dolayı fiziksel alanlarda bulunamayıp, birbirine aktarım yapamayan ve kenetlenemeyen LGBTİ+ sanatçıları bir araya getirmek oldu. LGBTİ+ topluluğu, bilgi ve kültür aktarımını sesli olarak yapmakta çünkü yazılı arşivcilik eskiden bir ayrıcalıktı. Kitap ya da makale basacak, yayınlayacak mecraların sayısı zamanla arttı. Bu sürede bu sesli aktarım devam etti fakat pandemi şartları tüm güvenli alanları tehlikeye attı. Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı ile bilgi ve tecrübe aktarımını devam ettirmek istedik.

Proje kapsamında sanatçılara ve içerik üreten LGBTİ+’lara bir platform, tecrübe ve bilgilerini aktarabilecekleri bir alan yaratmak istedik. Çevrimiçi bu platform güvenli bir alan olarak sansürden bağımsız olarak kuir sanatçıların işlerini konuşup, anlatabileceği bir platform oldu. 22 sanatçının katılımcı, yazar ve eğitimci olarak katıldığı etkinliklerimizde, sanatın her alanından bir ses bulmak mümkün. 

Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağ projesi ile pandemi ile beraber sanatsal üretim alanı iyice daralan kuir sanatçıların hem yeni projeler ortaya çıkarmasını hem de birbirleri ile dayanışmasını sağladınız. Ağda yer alan sanatçılardan gelen geri bildirimleri de göz önüne aldığınızda, projenin kuir sanatçılara ve  üretim alanlarına etkisinden bahsedebilir misiniz? 

Gelen geri dönüşler ve çıkan ürünler sonucunda çoklu-disiplinlerde ürün vermek adına cesaretlendirici bir proje olduğunu söyleyebiliriz. Projede yer alan isimlerin, diğer sanatçıların repertuarlarını genişlettiğini görmüş olduk. 

Üretim için alan ve imkan sağlanınca, sesi kısılan ve dışlanan bu sanatçıların aslında pandemi şartlarında dahi üretmeye ne kadar açık olduğunu gördük. Bize gelen işlerin çoğu, dışarı çıkma kısıtlamaları sırasında üretildi. Bu noktada, zor geçen bir dönem içerisinde de üretimin devam etmesi sağlandı.

Sanat yapabilmek ve sanatçının kendini geliştirmesi için zaman, kaynak ve sabır gerekir. Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı bu gereklilikleri ve gereksinimlerin giderilmesi noktasında tam doğru zamanda, doğru yerde ortaya çıkan bir proje oldu.

Kültür Sanat Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Kültür Sanat Fonu’nu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesaj var mı?

Pandemi dönemi ve öncesi yaşanan kopukluklar, baskılar ve yasaklar LGBTİ+ komünitesi için çok zor bir dönemdi ve kuir sanat zaten yaşadığı sansürlerle mücadele etmekteydi. Kültür Sanat Fonu, Pembe Hayat KuirFest’in, ihtiyacı olan kuir sanatçılara ulaşmasında güçlü bir destek oldu.

Kültür Sanat Fonu sayesinde oluşturduğumuz Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı, gelir kaynakları kısıtlanan, sanatı sansürlenen, sesi engellenen bir azınlığın zor şartlarda üretime devam etmesi açısından çok önemli bir adım oldu. Proje ilerleyen zamanlarda, sanatçılara bir dayanışma alanı açmaya devam edecektir.

Pembe Hayat Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan bahseder misiniz? 

Gelecek dönem için öncelikli hedefimiz, değişen politik gündemler ve yaşanan olaylar ışığında, LGBTİ+ haklarının, özellikle trans haklarının daha büyük kitlelerce benimsenmesi, önemsenmesi ve bilinmesidir. Amacımız doğrultusunda, sanal dünyanın ve sosyal medyanın etkisine inanıyor, önyargıları yıkmak konusunda bir araç olarak kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. YouTube kanalımız, bilgi ve söylem üretimi, bir de KuirFest ile yaptığımız sanat festivalinin devamını öngörüyor ve çalışmalarımızı bu şekilde yönlendiriyoruz. Ayrıca yeni projelerimiz arasında, hukuk alanında daha kapsamlı çalışmalar, podcastler ve eğitimler var.

Kuir Sanatçılar Dayanışma Ağı projemizi de geliştirip, ihtiyaca göre evrimleşmesi noktasında iyi bir başlangıç görüyoruz. Bununla beraber çevrimiçi film platformu ile de sosyal kabul için önemli gördüğümüz LGBTİ+ sanat çalışmalarını desteklemeye devam edeceğiz.

 

Kültür Sanat Fonu 2021 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini ve projelerini hayata geçirmelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2021 dönemi başvuruları sona erdi. 

Fona teknik kriterlere uyan toplam 38 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 28’i dernek, 5’i vakıf, 4’ü kooperatif ve 1’i sendika tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Ankara, Balıkesir, Çanakkale, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kütahya, Manisa, Mersin, Muğla, Şanlıurfa, Tokat ve Yalova olmak üzere 16 ilden başvuru alındı. Kültür Sanat Fonu 2021 döneminde talep edilen toplam hibe tutarı 3.356.529 TL oldu.

 

Mardin Kültür Derneği Tiyatro Hepimiz için / Online Projesini Tamamladı

By | Kültür Sanat Fonu

Eğitim, kültür, sanat, kültürel miras, bilim ve teknoloji gibi farklı alanlarda özellikle toplumsal cinsiyet, gençlik çalışmaları, toplumsal barış ve insan hakları temaları üzerinden projeler geliştiren Mardin Kültür Derneği (Mardin Kültür), eğitim alanında farklı disiplinleri bir araya getirerek bölgenin kültürel çoğulcu yapısıyla uyumlu ve yenilikçi çalışmalar yürütüyor. Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde hibe desteği sağladığımız Mardin Kültür, hibe kapsamında Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) ile beraber hayata geçirdiği Tiyatro Hepimiz projesini çevrimiçi platformlara taşıyarak, Shakespeare ve Moliere’in oyunlarını gençlerin katılımı ile beraber günümüze uyarladı. Bu süreçte, gençleri atölye çalışmalarına davet etmek için 2 adet tanıtım videosu ve 6 adet eğitim videosu hazırlayan dernek, proje sonunda 16 atölye katılımcısı genç ile beraber de Romeo ve Juliet ve Cimri Dijital (Zoom) oyunlarını sergiledi.

Mardin Kültür Derneği Proje Koordinatörü Gülcan Kılıç ile yaptığımız röportajda, hibe desteğimizle gerçekleştirdikleri Tiyatro Hepimiz/Online projesini, derneğin Sisters Science Bridge: Arizona to Mardin projesi kapsamındaki işbirliklerini ve gelecek dönem planlarını konuştuk. 

Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde sağladığımız hibe desteğiyle  gerçekleştirdiğiniz Tiyatro Hepimiz İçin / Online  projesini yakın zamanda tamamladınız. Projenin amacından ve bu kapsamda yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? 

Tiyatro Hepimiz İçin projesi 2014 yılında kurduğumuz Mardin Kültür’ün başlangıç projesiydi. Bu projedeki ortağımız Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) Tiyatro birimi ile birlikte Mardin ve ilçelerinde 2000’den fazla gence ulaşarak tiyatro klasiklerinden Shakespeare, Moliere ve Müsahip Zade Celal’in hayatını, oyunlarını ve dönemini anlatan ders niteliğindeki gençlik oyunlarını sergilemiş, gençlerle toplumsal meseleleri tiyatro aracılığıyla ele alan atölyeler yürütmüştük. Aynı zamanda, proje sürecini anlatan bir belgesel hazırlamıştık. Tiyatro Hepimiz İçin / Online projesi ise salgın döneminde gençlere evlerinden ulaşarak daha önce canlı yaptığımız eğitim çalışmalarını çevrimiçi platformlara  taşımayı ve gençlerle çevrimiçi bir şekilde tiyatro klasiklerini bugünden yorumlamayı amaçlıyordu. Bu kapsamda BGST Tiyatro’dan eğitmenlerimiz Aysel Yıldırım ve İlker Yasin Keskin, Shakespeare ve Moliere üzerine dijital eğitim materyalleri ve günümüzde bu klasikleri nasıl yorumlayabileceğimize dair videolar hazırladılar. Gençler ilk önce bu eğitim materyalleriyle buluştular. Sonrasında ilk dönem Shakespeare’in Romeo ve Juliet oyunu üzerine; ikinci dönem ise Moliere’in Cimri oyunu üzerine atölye çalışmalarına çevrimiçi bir şekilde katıldılar. Toplu atölyelerin ardından birebir provalar ve ses-görüntü kaydının alındığı çalışmalar yapıldı. Kurgu ve montaj çalışmalarından sonra Romeo ve Juliet’ten ve Cimri’den birer bölüm kısa video olarak hazırlandı ve dijital ortamda paylaşıldı. Yayınlanan videolarla yaklaşık 2000 kişiye ulaşıldı.  

Proje ile daha önce yüz yüze gerçekleştirdiğiniz gençlere yönelik tiyatro çalışmalarını, atölye faaliyetlerini ve sergilediğiniz oyunları ilk kez çevrimiçi ortama taşıdınız. Bu süreçteki deneyimlerinizden, bu çalışma yönteminin olumlu ve olumsuz yanlarından bahseder misiniz?

Tiyatro tabii ki canlı ve yüz yüze yapılması gereken bir faaliyet. Ancak, bu projeyle herkesin eve kapandığı, sosyal hayata tek bağlanma yolunun internet olduğu pandemi koşullarında da tiyatro yapılabildiğini deneyimlemiş olduk. Çalışma sonunda yaptığımız değerlendirmede gençler “keşke yüz yüze olabilseydik” dediler. Ama diğer bir taraftan çalışmanın çevrimiçi olması sayesinde çok farklı yerlerden ve koşullardan kişiler katılımcı olabildiler ve çevrimiçi buluşmanın olanaklarıyla eğitmenlerimizle daha fazla çalışma yapabilme fırsatı buldular. Diğer bir taraftan, salgın koşullarından bağımsız olarak internet artık özellikle gençlerin hayatının çok önemli bir parçası. Dijital alan içinde gençlere ulaşmanın ve kültürel, sanatsal ve entelektüel çalışmalar yapmanın değerli olduğunu düşünüyoruz. 

Mardin Kültür olarak gençlerin ve kadınların topluma katılımını arttırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yapıyorsunuz. Bu çalışmalardan birisi de Arizona Üniversitesi öğrencileri ile Mardin’de yaşayan lise öğrencilerini bir araya getirdiğiniz Sisters Science Bridge: Arizona to Mardin projesi. Arizona Üniversitesi öğrencileri ile nasıl bir araya geldiniz? Proje kapsamında ne tür faaliyetler yürütüyorsunuz?

Mardin Kültür olarak 2016 yılında bilim-teknoloji alanında çalışmalar yapmaya başladık. Özellikle kız çocuklarının bu alanda güçlenmelerine katkı sunacak projeler gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. 2018 yılında Sisters’ Lab projesi kapsamında Sabancı Vakfı’nın desteğiyle Prof. Dr. Feryal Özel Mardin’e geldi ve proje yürüttüğümüz kızlarla buluştu. O tanışmadan sonra Feryal Hanım’la iletişimde kalmaya devam edip Sisters Science Bridge: Arizona to Mardin projesini  geliştirdik. Proje kapsamında Mardin, Midyat ve Kızıltepe Fen Liselerinden  30 kız öğrenci robotik ve kodlama eğitimleri alıyorlar. Aynı zamanda Feryal Hanım’ın Arizona Üniversitesi’ndeki 5 doktora öğrencisinden ve  Sisters’ Lab projesinden mezun, şu an Brown Üniversitesi’nde okuyan 1 öğrenciden mentörlük desteği alıyorlar. Eğitimleri devam eden proje kapsamında robotik ve kodlama eğitiminden yola çıkarak her okul kendi projesini geliştirecek ve bunu akranlarıyla paylaşacaklar.    

Kültür Sanat Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Fonu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesaj var mı?

Gençlerin kültür-sanat alanına dahil olmalarının özellikle kişiliklerinin şekillendiği bu dönemde tiyatro ile tanışmalarının çok değerli olduğunu yaptığımız çalışmalarda gözlemliyoruz. Tiyatro, gençlere yaşadıkları topluma ve kendilerine dair farklı bir bakış açısı geliştirmelerini sağlıyor. Özellikle pandemi koşullarında, eşitsizliklerin arttığı ve imkanların daha da kısıtlandığı bir dönemde böyle bir projeyi gerçekleştirebilmenin gençlerin (hem atölye katılımcılarının hem de izleyicilerin) hayatına olumlu bir katkısı olduğunu düşünüyoruz. 

Mardin Kültür’ün  gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Şu an kültür-sanat ve bilim-teknoloji alanında devam eden çalışmalarımız var. Farklı disiplinleri bir araya getiren ve gençlerin güçlenmelerine, kendi potansiyellerini gerçekleştirmelerine katkı sunacak yenilikçi çalışmalara devam etmeyi ve daha fazla gence ulaşmayı planlıyoruz.