Category

Kültür Sanat Fonu

Tiyatro Kooperatifi ile Tiyatroların Erişilebilirliği Projesini Konuştuk

By | Kültür Sanat Fonu

Tiyatro sanatının kamusal bir hizmet olduğu ön kabulüyle, sektörel sorunlara kalıcı çözümler bulmak ve özel tiyatroların sesi olmak amacıyla savunuculuk ve kapasite güçlendirme çalışmaları yapan Tiyatro Kooperatifi’ne Kültür Sanat Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği sağladık. Hibe desteğimizle Tiyatroların Erişilebilirliği projesini hayata geçiriyor. Proje kapsamında Erişilebilir Her Şey sosyal girişimi işbirliğiyle, Tiyatro Kooperatifi ortağı 9 tiyatronun yönetici ekiplerine ve saha çalışanlarına 5 saatlik tiyatroda erişilebilirlik, farkındalık ve iletişim eğitimleri verilecek. 6 tiyatro mekânı için fiziksel erişilebilirlik tavsiye raporu hazırlayacak. Ayrıca Türkiye’deki tüm tiyatroların kullanımına açık bir erişilebilirlik kontrol listesi hazırlanacak ve yaygınlaştırılacak.

Tiyatro Kooperatifi Genel Koordinatörü Fisun Eşki ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; özel tiyatrolarının finansal sürdürülebilirliğini desteklemek için yapılması gerekenler, ekonomik krizin özel tiyatrolara etkileri, dijitalleşmenin tiyatrolara etkisi ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk.

COVID-19 salgınının neden olduğu zorlukların etkisinin devam ettiği bir ortamda kültür-sanat kurumları ve tiyatrolar ekonomik krizin getirdiği zorluklarla da başa etmek zorunda kalıyor. Tiyatro Kooperatifi üyesi özel tiyatroların bu süreçten nasıl etkilendiğinden ve sektörün mevcut durumundan bahseder misiniz?

Kültür-sanat, genel olarak ekonomik ve sosyal krizlere karşı kırılgan bir alan. Pandemi öncesinde de varlıklarını güçlükle sürdüren özel tiyatroların mevzuat uyarınca tacir statüsünde olması, sürdürülebilirlik açısından büyük bir sorun teşkil ediyordu. Fakat salgın süreci var olan sorunları çok daha hayati bir noktaya taşıyarak tiyatrolara ekonomik ve psikolojik olarak büyük hasar verdi. Bu zorlu süreçte kapalı olmalarına rağmen finansal yükümlülükleri devam eden tiyatrolar, büyük bir borç yükü ile karşılaştı. Özel tiyatrolara birtakım kamu destekleri verildi ancak bu desteklere başvuru yapabilmek için “vergi borcunun olmaması” şartı arandığından dolayı pek çok özel tiyatro bu imkânlardan faydalanamadı. Pek çok ortağımız sahnesini, ofisini, atölyesini kapatmak zorunda kalırken, çok sayıda tiyatro profesyoneli hayatlarını sürdürebilmek için başka mesleklere yöneldi. Tiyatroların pandeminin yaralarını sarmak için mücadele verdiği bu dönemde, ekonomik krizle birlikte tüm bu sıkıntılar daha da derinleşti. Bu nedenle biz de Tiyatro Kooperatifi olarak, özel tiyatroların yasal statüsünün değiştirilmesi için yaptığımız savunuculuk çalışmalarımıza öncelik veriyoruz.

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2021 yılı itibariyle Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne kayıtlı 608 özel tiyatrodan 503’ü faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Özel tiyatro sahnelerinin ayakta kalmasını sağlamak ve finansal sürdürülebilirliğini desteklemek için neler yapılması gerekiyor? Tiyatro Kooperatifi olarak bu konuda çalışmalarınız bulunuyor mu?

Özel tiyatroların yaşadığı sorunların önemli bir kısmı ekonomik sebeplere dayanıyor. Biz de bu gerçekten yola çıkarak dayanışmamızı bir sosyal kooperatif olarak yapılandırdık ve ortağımız olan tiyatrolar için ekonomik ve sosyal fayda yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Alanımızdaki köklü sorunların çözülebilmesi için kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademi ve özel sektör ile işbirlikleri kurarak ilerliyoruz.  Mevcut durumda özel tiyatrolar, gelirlerinin % 90’ını bilet satışlarından elde ediyor ve bu, sürdürülebilirlik açısından büyük bir sorun. Örneğin, pek çok özel tiyatro görünürlük konusunda sıkıntı yaşıyor fakat tanıtım ve pazarlama çalışmalarına ayırabilecekleri kaynaklar çok kısıtlı. Tiyatrolara bu konuda destek sağlanması adına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) katılımcı bütçe programı “Bütçe Senin” için önerdiğimiz “İstanbul Tiyatrolarının Görünürlüğü Projesi” İstanbulluların oylarıyla İBB 2023 bütçesine girmeye hak kazandı. Bu proje ile kamusal bir faaliyet yürüten İstanbul’daki tüm özel tiyatroların tanıtım ve pazarlama ihtiyacının kamu kaynaklarıyla karşılanması sağlanacak.

Şu anki öncelikli hedefimiz ise özel tiyatroların herhangi bir ticari işletmeden farklı olarak kamusal bir faaliyet yürüttüklerinin altını çizmek ve alana özgü bir statüyle tanımlanmalarını sağlamak. Bu amaçla hukuk ve mevzuat alanlarındaki mücadelemize ağırlık veriyoruz. Özel tiyatroların üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi ve sanat emekçilerinin sosyal güvencelerinin sağlanması gerekiyor. Öte yandan, özel tiyatroların sponsorluk ve bağışlarla desteklenmesinin önünü açacak yönetmelik düzenlemeleriyle alana kaynak aktarımının teşvik edilmesi de büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda yaptığımız çalışmaları etki alanımızı ve dayanışma gücümüzü artırarak sürdürüyoruz. 7 sosyal kooperatif ortaklaşarak temellerini oluşturduğumuz Kooperatif Birliği Girişimi, bugün 123 özel tiyatroyu temsil ediyor.

COVID-19 salgını tiyatronun da aralarında yer aldığı birçok alan ve sektör için dijitalleşmeyi zorunlu hale getirdi. Gün geçtikçe daha da dijitalleşen bir dünyada tiyatro nasıl bir dönüşüm yaşıyor?

Pandeminin ilk dönemlerinde yaşanan kapanmalarla birlikte sahne sanatları faaliyetleri de durdu. Fakat bu alanda çalışan bireyler ve kurumlar; dijital dünyanın sunduğu imkânlarla üretmeye, paylaşmaya, iletişim kurmaya devam etti. Özel tiyatroların bir kısmı dijital mecralarda çalışmalarına ve üretimlerine devam ettiler fakat bunlar için gerekli altyapıyı oluşturmak da oldukça maliyetliydi. Bu süreçte Tiyatro Kooperatifi olarak Google.org desteği ve Inogar Kooperatifi yürütücülüğünde hayata geçirilen Sahne 2.0 projesinin paydaşı olduk. Projenin ana amacı, alanımızda çalışan, üreten, düşünen tüm bireylerin dijital kapasitelerini güçlendirmek ve üretimlerini dijital platformda seyirciyle buluşturmalarını sağlamaktı. Proje kapsamında, alanında uzman eğitmenlerin katkılarıyla, sahne sanatlarına yönelik olarak hazırlanmış 5 modülden oluşan bir çevrimiçi eğitim programı sunuldu. Bu programı tamamlayarak kendi içeriklerini tasarlayan kullanıcılar fikirlerini hayata geçirmek için İstanbul’daki Sahne 2.0 stüdyosundan ücretsiz olarak faydalandılar ve üretimlerini projenin YouTube kanalında seyirciyle buluşturma imkânı elde ettiler.  Fakat sizin de belirttiğiniz gibi dünya dijitalleşiyor, bu yalnızca pandemiyle ilişkili bir eğilim değil. Tiyatro eserlerinin dijital dünyanın imkân ve araçlarını kullanmasını çağın gerekliliği olarak yorumlayabiliriz. Tiyatro binlerce yıllık tarihi boyunca çok defa dönüşüm geçirdi ve şüphesiz günümüzün hızla değişen dünyasında da bu dönüşüm devam edecek.

Hibe desteğimizle Tiyatroların Erişilebilirliği projesini hayata geçireceksiniz. Projenin amacından ve bu kapsamda yapmayı planladığınız faaliyetlerden bahseder misiniz?

Erişilebilir Her Şey işbirliğiyle kurguladığımız bu projeyle, özel tiyatro mekânları ve faaliyetlerinin daha erişilebilir ve kapsayıcı hale gelmesini ve engellenen bireylerin kültür-sanat hayatına aktif katılabilmesi için gerekli şartların sağlanmasını hedefliyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2011 yılı verilerine göre, Türkiye’de 4.9 milyon engellenen birey yaşıyor. Mevcut durumda elimizde tiyatroların erişilebilirliğine dair istatistiki bir veri yok ancak, hepimizin bildiği üzere, Türkiye’de farklı engel gruplarındaki bireylerin koşulları ve ihtiyaçları gözetilerek tasarlanmış tiyatro mekânları ve bu doğrultuda kurgulanmış tiyatro oyunları bulunmuyor. İstanbul’un farklı noktalarında her gün yetişkinlere ve çocuklara yönelik çok sayıda tiyatro oyunu sahnelenirken, engellenen bireylerin bu etkinliklere erişimi mümkün kılınmıyor. Biz Tiyatro Kooperatifi olarak sanatın kamusal bir faaliyet olduğunu savunuyoruz ve kültür-sanatın her birey için erişilebilir olmasını çok önemsiyoruz. Bu proje ile hedefimiz, bu fırsat eşitsizliğinin önüne geçecek bir adım atmak ve engellenen bireylerin bilgiye erişme ve kültür-sanata katılma haklarını kullanabilecekleri bir zemin hazırlamak. Hem tiyatro sahnelerinin fiziksel erişilebilirliğini hem oyunların içeriksel erişilebilirliğini hem de tiyatro çalışanlarının iletişimsel erişilebilirliğini sağlayacak adımlar atmayı amaçlıyoruz. Kalıcı bir fayda yaratmak için bilet almaktan, oyunları izlemeye ve geribildirim vermeye kadar farklı adımlar içeren erişilebilirlik döngüsünün tüm adımlarını gözetmek gerekiyor; bu sebeple, öncelikli olarak orta/uzun vadede erişilebilir gösterimlere ev sahipliği yapabilecek ve engellenen bireyler için sosyal buluşma noktaları haline gelebilecek tiyatro mekânlarının fiziksel erişilebilirlik uygulamaları için hazırlık yapılması önem taşıyor.

Proje kapsamındaki ilk faaliyetimiz, Tiyatro Kooperatifi ortağı 10 tiyatronun yönetici ekiplerine ve saha çalışanlarına erişilebilirlik, farkındalık ve iletişim eğitimleri vermek olacak. Yöneticilere yönelik eğitimi, engellilik algı ve farkındalığı konusunda temel kavramlar ve tiyatrolarda erişilebilirlik uygulamalarına odaklanacak. Saha çalışanlarına yönelik olan eğitimi ise iki oturumda gerçekleştireceğiz. Burada da hedefimiz, engellenen bireylerle ilk temas edecek grup olan tiyatro saha ekiplerinin engellilik konusunda farkındalık kazanmalarını ve kapsayıcı tutum geliştirmelerini desteklemek. Tüm eğitimler, daha önce de bu alanda çeşitli eğitimler vermiş olan Erişilebilir Her Şey ekibi tarafından yürütülecek.

Ayrıca, yine Erişilebilir Her Şey ekibi tarafından 6 tiyatro sahnesine gerçekleştirilecek ziyaretler sonucunda, mekânların fiziksel erişilebilirlik durumlarına dair bir tavsiye raporu hazırlayacağız. Edindiğimiz bilgileri Türkiye çapında yaygınlaştırmak ve tüm tiyatroların kullanımına sunmak üzere tiyatrolar için bir erişilebilirlik kontrol listesi yayımlamayı da hedefliyoruz. Bu listenin tüm ilgililere ulaşması için yerel yönetimler, akademi ve sendikalar gibi farklı kurumlarla iletişimde olacağız. Bu konuda yapacağımız iletişim ve görünürlük çalışmalarıyla projemizin ilk aşamasını tamamlamayı hedefliyoruz.

Tiyatroların Erişilebilirliği projesini daha erişilebilir bir yaşama adım atmak isteyen herkese koçluk ve eğitim hizmetleri ile çözümler sunan Erişilebilir Her Şey iş birliğiyle hayata geçiriyorsunuz. Bu iş birliğinin kapsamından ve çalışmalarınıza katkılarından bahseder misiniz?

Erişilebilir Her Şey, kurumlara erişilebilirlik üzerine danışmanlık ve eğitimler veren bir sosyal girişim. 2019’dan bu yana da kültür-sanat kurumları ile çalışmalar yapmaktalar. Ayrıca tüm bu süreçlerde katılımcılık ilkesini gözeterek doğrudan engellenen bireyler ile çalışmaktalar. Tiyatro Kooperatifi olarak, Erişilebilir Her Şey’i sadece bu projede değil, genel olarak çözüm ortağımız olarak konumluyoruz. Bu projenin her adımını Erişilebilir Her Şey ekibi ile birlikte kurguladık, tüm süreci aynı ekibin danışmanlığında ve birlikte yöneteceğiz. Bu işbirliği bizim açımızdan oldukça heyecan verici zira Türkiye’de tiyatroların erişilebilirliği adına yapılan çalışmalar ne yazık ki çok sınırlı. Biz Erişilebilir Her Şey ile işbirliği içinde yürüteceğimiz bu proje ile tiyatroların erişilebilirliği konusunda sürdürülebilir ve kapsamlı bir dönüşüm sürecinin ilk adımlarını atmayı hedefliyoruz. Nihai hedefimiz ve arzumuz, erişilebilirlik konusunda ülke genelinde tiyatrolar başta olmak üzere tüm kültür sanat kurumları için örnek teşkil edebilecek bir model oluşturmak.

 

Dem Derneği ile Koşar Adım Alt Yazıya (#koşaradımaltyazıya) Projesini Konuştuk

By | Kültür Sanat Fonu

Toplumsal zıtlıklar arasında diyalog alanları yaratmayı ve bu alanlarda sürdürülebilir çözümler üretmeyi hedefleyen Dem Derneği (Dem), işiten toplum ile sağır toplum ve işitme engelliler arasında acıma duygusundan uzak ve istihdamı destekleyen diyalog alanları yaratmak amacıyla çalışmalar yapıyor. Dem, Kültür Sanat Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe desteğiyle Koşar Adım Alt Yazıya (#koşaradımaltyazıya) projesinin yeni dönemini hayata geçirecek. Proje kapsamında ayrıntılı alt yazı ile ilgili farkındalık yaratma, ayrıntılı alt yazıya dair veri oluşturma, “iyi örneklerin” sayısını ve görünürlüğünü arttırma ve potansiyel işbirlikleri ile iletişimi güçlendirme çalışmaları yapacak. 

Dem Derneği Genel Koordinatörü Ayşe Damla İşeri Sunman ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin 2022-2023 döneminde önceliklendireceği konular, Sağır ve İşitme Engelli Kadın Hakları Eğitim Platformu projesi, özel sektörle geliştirdikleri işbirlikleri, Dem Almanak 2021 ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

Vakfımızı takip edenler Dem Derneği’ni ve çalışmalarını önceki hibe desteklerimizden tanıyor. Dem Derneği 2022-2023 döneminde hangi konulara öncelik verecek? Sağır ve işitme engelli bireylerle yaptığınız çalışmaların yanı sıra farklı diyalog alanları geliştirmekle ilgili hedefleriniz bulunuyor mu?

Dem’in 2022-2023 gündemini ‘‘mevcut çalışmaların daha çok kişiye ulaşması ve sosyal etkisinin ölçülmesi’’ hedefi şekillendiriyor. 

Özellikle bunu ücretsiz işaret dili eğitim platformumuz bukalemun.co, sağır ve işitme engelli kadınlar için toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı hak bilinci ile güçlendirmek amacıyla hazırladığımız platformumuz sagirkadinhak.com ve ayrıntılı alt yazı savunuculuğu gerçekleştirdiğimiz #koşaradımaltyazıya kampanyası için gerçekleştirmek istiyoruz. Bu savunuculuk kampanyasını 2022-2023 döneminde Kültür-Sanat Fonu kapsamında sağladığınız destek ile devam ettiriyoruz. 

Bunun yanı sıra bildiğiniz gibi pandeminin etkisinin azalması ile fiziksel buluşmaların önü açıldı. Daha çok iletişim için çoğunlukla özel sektör işbirlikleri ile diyalog alanları yaratıyoruz. Bu alanlar kimi zaman farkındalık atölyesi veya demgoodcoffee kahve standı aracılığı ile; kimi zaman ise farklı etkinlik tasarımları ile oluşturuluyor.  

2023 yılında ise artık sadece işiten toplum ile sağır ve işitme engelli bireyleri değil; toplumdaki farklı zıtlıkları da konuşmak, konuşturmak istiyoruz. Şu an nesiller arası iletişim için çalışma ihtimalimiz üzerine tartışmalar yürütüyoruz. 

Engelli Kadın Derneği ve Türkiye Sağırlar Milli Federasyonu işbirliği ile Sağır ve İşitme Engelli Kadın Hakları Eğitim Platformu projesini hayata geçiriyorsunuz.  Sağır ve işitme engelli kadınlar gündelik yaşamda ne tür zorluklarla karşılaşıyor? Projede bu grupla çalışmayı önceliklendirmenizin nedenlerinden bahseder misiniz?

Sağır ve İşitme Engelli Kadın Hakları Eğitim Platformu projesini hayata geçirmemizin temel sebebi mevcut hak temelli kadın hareketinin, eğitimlerinin ve çalışmalarının işitme engelli ve sağır kadınlar için erişilebilir olmamasıydı. Platform kullanıcıları da bunu doğruluyor; kullanıcıların % 78’i ilk defa bu internet sitesi aracılığı ile hak temelli bir eğitim aldığını söylüyor. 

Sağır ve işitme engelli kadınların gündelik yaşamdaki sıkıntıları aslında kadınlardan çok da farklı değil, dertler ortak. Ancak tabii ki çoklu ayrımcılık gerçeği de var.  Özellikle işin içinde iletişim var ise çoklu ayrımcılığa uğruyorlar. Buna iş görüşmelerini ve kadın doğum doktoru ile olan görüşmeleri örnek verebiliriz. Buradaki çarpıcı nokta; iletişim problemi nedeniyle mücadeleyi bırakmış bir kitle ile karşı karşıya olmamız, maalesef.  

Sağırlar, işitme engelliler ve işaret dili hakkında haberleri derlediğiniz Dem Almanak 2021’i yakın zamanda yayımladınız. Bu çalışmayı hayata geçirme nedeninizden ve almanakın içeriğinden bahsedebilir misiniz? 2021 yılına baktığımızda sağır ve işitme engellilerle ilgili karşımıza ne tür haberler çıkıyor? 

Dem Almanak 2021’i bu Temmuz başında yayımladık. Aslında 2021 yılının başında çalışma alanımıza dair bilgimizi kurumsal olarak güncel tutmak için alanımız ile ilgili çıkan tüm haberleri Ajans Press aracılığı ile günlük takip etmeye başladık.  

O kadar çok farklı ama bir o kadar da diyalog potansiyeli olan çalışma karşımıza çıktı ki; öne çıkanları derleyip almanak haline getirmek istedik. Şimdi hedefimiz; sağırlık ve işitme engellilik alanındaki potansiyel kilit paydaşları (kamu, sivil toplum, özel sektör ve medya) işbirliğine teşvik etmek. 

Hatta Dem Almanak 2021’de yer alan çalışmaları gerçekleştiren ve gelecekte alanda çalışma potansiyeli olan kişi ve kurumları bir zirvede bir araya getirmek için de çalışıyor, kaynak arıyoruz. Ayrıca bu çalışmanın uzun vadede alanda bir hafıza oluşmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz.  

Örneğin; yıllar sonra 2021’de neler ön plandaydı dediğimizde, markaların işaret dili ile hizmet veren çağrı merkezleri açtığını, içeriklerin işaret dili ile erişilebilirliği hakkında çokça çalışma olduğunu ve de sağır ve işitme engelli bireylerin medyada ve kitaplarda temsiliyetlerinin olduğunu söyleyebileceğiz. Dem Almanak 2021’e göz atmak isteyenler bağlantıya buradan ulaşabilirler. 

Dem Derneği projelerini sıklıkla özel sektör işbirlikleri ve destekleriyle hayata geçiriyor. Şirketlerle işbirlikleri geliştirirken nelere dikkat ediyorsunuz? Bu işbirliklerinin çalışmalarınıza ne tür katkıları oluyor?

Özellikle işiten toplum ile işitme engelli ve sağır bireyler arasında farkındalık atölyeleri başta olmak üzere diyalog alanları oluştururken sıklıkla özel sektör işbirlikleri geliştiriyoruz. 

İşbirliklerinde temel ilkelerimizden ödün vermeden uzlaşmacı ve esnek bir yaklaşım ile ilerlemeye çalışıyoruz. İşbirliği geliştirdiğimiz şirketlerdeki bireylerle organizasyon sürecindeki sorumluluğu içtenlikle paylaşıyoruz, bir nevi kısa süreli de olsa bir ekip oluyoruz. Bu yaklaşım hem işbirliğinin etkisini artırıyor hem de aynı şirketle ve/veya farklı şirketlerle potansiyel yeni işbirliği süreçleri için iyi referanslar oluşturuyor.  

Özel sektör işbirliklerinin Dem’e iki temel katkısı var. Birincisi; farkındalık çalışmalarının bir organizasyon süreci ile daha çok insana ulaşmasını sağlıyoruz. Bu aynı zamanda derneğin ağını da geliştirmek anlamında geliyor. İkincisi, tabii ki derneğin diğer faaliyetleri için kaynak geliştiriyoruz.  

Hibe desteğimizle Koşar Adım Alt Yazıya (#koşaradımaltyazıya) projesinin yeni dönemini hayata geçireceksiniz. Projenin amacından ve yapacağınız faaliyetlerden bahseder misiniz?

#koşaradımaltyazıya hibe desteğinizle devam ediyor. Bu proje, işitme engelli ve sağır bireylerin filmler başta olmak üzere video ürünlere ayrıntılı alt yazı ile eş erişimi için başlattığımız bir savunuculuk çalışması. 

‘‘Ayrıntılı alt yazı,’’ film gibi görsel-işitsel ürünlerin sağır ve işitme engelli bireyler tarafından etkin bir şekilde tüketilmesi için ürünü anlamlı kılacak işitsel öğelerin de alt yazıda yer aldığı çeviri türü. 

Proje kapsamında konu ile ilgili farkındalık yaratmaya devam etmeyi, veriye dayalı ihtiyaç tespiti yapmayı ve iyi örnekleri ön plana çıkararak işbirlikleri geliştirmeyi amaçlıyoruz. 

Bu doğrultuda; #koşaradımaltyazıya sloganı ile 44. İstanbul Maratonu’na katılıyor,  medya taraması ve masa başı araştırma ile veri oluşturuyor ve raporlaştırıyoruz. En önemlisi de işbirliği geliştirmek için bu çalışmaların hedef kitleye yönelik iletişim stratejilerini geliştiriyor ve uyguluyoruz. 

 

Kültür Sanat Fonu’nun 2022 Dönemi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2022 dönemi fon başlangıç raporu yayımlandı. Fon kapsamında; Dem Derneği, Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği, Tiyatro Sanatını Geliştirme Yaygınlaştırma Tanıtma Sosyal Kalkınma ve İşletme Kooperatifi ve Troya Kültür Derneği’ne 495.300 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Kültür Sanat Fonu’nun 2022 döneminin yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Kırkayak Kültür ile Kurumsal Hibe Desteğimizle Yürütecekleri Çalışmaları Konuştuk

By | Kültür Sanat Fonu

Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği (Kırkayak Kültür), Gaziantep’te faaliyet yürüten Kırkayak Kültür, toplumsal kaynaşmaya ve bir arada yaşam kültürüne katkıda bulunmak amacıyla farklı sosyo-ekonomik koşullara sahip grupların ve bireylerin bir araya gelebileceği gönüllü temas alanları oluşturmak ve var olan temas alanlarını genişletmek amacıyla faaliyetlerini yürütüyor. Toplumsal gelişmeyi arttırmak, demokratik değerleri teşvik etmek ve kültürel açıdan zengin yaşam koşulları yaratmak amacıyla da faaliyetlerini yürüten Kırkayak Kültür; dezavantajlı gruplar, mülteciler ve göçmelerle birlikte çalışıyor. Kültür Sanat Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız Kırkayak Kültür, Kurumsal hibe desteği ile insan kaynağı giderlerini karşılayacak olan dernek, Sanat Merkezi çalışmalarının ve kültür-sanat programı kapasitesinin güçlenmesi amacıyla faaliyetlerini yürütecek. Bu doğrultuda hibe kapsamında yarı zamanlı istihdam edilecek Program Koordinatörü istihdam edecek.

Kırkayak Kültür Genel Koordinatörü Kemal Vural Tarlan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin faaliyetleri, Zeugma Film Festivali, Öznenin Sesi: Pandemi Döneminde Göçmen Kadın Emeği projesi, dezavantajlı sanatçıların Türkiye’deki üretim alanları ve hibe kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk.

Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği, Kültür Sanat Fonu’nun 2022 döneminde vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kırkayak Kültür; 2008 yılında Gaziantep’te bir grup akademisyen, sanatçı, avukat, doktor ve gazeteci tarafından bir kültür-sanat inisiyatifi olarak çalışmalarına başladı.   Kültür-sanat çalışmalarının toplumu oluşturan tüm kesimlerin bir arada yaşaması, toplumsal uyumu kolaylaştırıcı etkisi ve farklı kesimlerinin birbirlerine temas ettiği ortak alanlar olduğunu düşüncesiyle yola çıkan inisiyatif, bu temas noktalarını genişleten alanlarda çalışmalar yapmanın öneminin bilinciyle, Gaziantep’te kültürel çalışmalar yapmak için 2011 yılında Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği adıyla bir sivil toplum kurumuna (STK) dönüştü ve kentin film festivali olan Zeugma Film Festivali’ni ve kültür-sanat etkinlikleri organize etmeye başladı.

Kırkayak Kültür 2012 yılından sonra, kente gelen yeni komşu ve hemşerileri olan Suriyeli mülteci topluluğunu da kapsayacak şekilde dezavantajlı gruplar, mülteciler ve göçmenlerle birlikte çalışarak toplumsal uyum ve bir arada yaşama kültürüne katkıda bulunmak için çalışmalarını yeniden düzenledi.  Kırkayak Kültür bugün de faaliyetlerine hak temelli bir yaklaşımla, demokratik değerleri desteklemek ve çoğulcu bir birlikte yaşamın koşullarını yaratmak için devam ediyor.

Kırkayak Kültür şu anda, Sanat Merkezi ve Göç ve Kültürel Çalışmalar Merkezi olmak üzere Gaziantep iki ayrı merkezde Göç, Kentsel Çalışmalar, Mutfak || Matbakh Atölye (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği), Birlikte Yaşam için Medya ve Dom Araştırmaları olmak üzere 6 program altında kültürel çoğulculuğu teşvik eden bir anlayışla çalışmalarını sürdürüyor.

Kırkayak Kültür zengin kültürel mirasa sahip Anadolu kentlerinde kültürel hayatın canlanması, kent aidiyetinin de modern vatandaşlık kavramına uygun biçimde gelişmesine yol açacağı düşüncesiyle kültür-sanat programları yürütüyor. Kültürün, kentsel gelişmeyi biçimlendirmesinin, sanat alanında kurulacak karşılıklı ilişkilerin, toplumsal uyumun, kültürler arası iletişimin ve ilişkilerin gelişmesinin, Türkiye’nin kendi içinde olduğu kadar dünya ile de bütünleşmesi ve ilişki kurması açısından önemli olduğunu düşünmektedir.

Gaziantep’te, Kültür-sanat alanında, Türkiye, Ortadoğu ve Avrupa’daki sanatçılar, kültür-sanat aktivistleri ve STK’lar arasındaki işbirliğini geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda, kadınlar, gençler, çocuklar, göçmenler, mülteciler ve diğer dezavantajlı gruplarla kültürel – sanatsal ve sosyal çalışmalar yürütmektedir.

Kırkayak Kültür – Göç ve Kültürel Çalışmalar Merkezi’nde ise; göçle yeni gelenle – yerleşik olanın, kentin yeni hemşerilerini ve onların kültürel birikimlerini bir zenginlik olarak düşünmekte, bunu kentin kültür-sanat hayatına yeni bir katkı olarak ele almaktadır. İki toplumun bir arada yaşamayı öğrenme sürecinde kültür-sanat faaliyetlerinin önemine vurgu yaparak, “Birlikte Yaşam” eksenli göç çalışmaları yapmak amacıyla kurulmuştur.

Dezavantajlı, mülteci ve göçmen sanatçılarla çeşitli çalışmalar yürütüyorsunuz. Birlikte çalıştığınız sanatçıların Türkiye’de üretimlerine devam edebilmek için ne tür ihtiyaçları bulunuyor? Kırkayak olarak sanatçılara kendi üretimlerini yapmalarını ve sunmaları için nasıl alan yaratıyorsunuz?

Kırkayak Kültür kültür-sanatın toplumsal gelişme odaklı, katılımcı ve çok sesli bir yaklaşımla yaygınlaşmasını hedefleyen bir sivil toplum girişimi olarak, kültürel çalışmalar ve kültür-sanat etkinlikleri düzenlemek amacıyla kuruldu. Kırkayak Kültür, kültür paylaşımı ve sanat üretimi yapmak için çalışmalarına başladığında kurucuları arasında sanatçılar da vardı. Kurucularının deneyimlerine de dayanarak sanatın ve kültürel alanın paylaşılmasıyla karşılıklı anlayış ve duyarlılıkların artacağına, sosyo-ekonomik farklılıkların ve önyargıların aşılabileceğine olan inanç kuruluş belgemizde de yer alıyor. Zengin kültürel mirasa sahip Anadolu kentlerinde, kültürel hayatın canlanması, kent aidiyetinin de modern vatandaşlık kavramına uygun biçimde gelişmesine yol açacağı düşünüyoruz. Bu doğrultuda kültür-sanat programlarının içeriğinde önemli bir gönüllü temas alanı yer alıyor. Kültürün kentsel gelişmeyi biçimlendirmesinin ve sanat alanında kurulacak karşılıklı ilişkilerin toplumsal uyumu da kolaylaştıracağı düşünüyorduk.

Yukarıda da bahsettiğim gibi, 2012 yılından itibaren kente yeni gelen komşularımız bu düşüncelerimizin pratik hayatta nasıl uygulayacağımız konusunda bizlere yeni deneyimler sağladılar. Göçle birlikte şunları gördük aslında, her ne kadar aynı kentte birbirimizle temas etmeden ayrı ayrı cemaatler olarak birbirimize paralel yaşamlar sürüyor gibi görünsek de birbirimize temas ettiğimiz, bir araya geldiğimiz alanlar vardı. İşte bu alanlardan biri kültür-sanattı. Kültür-sanat mekanları insanların farklı dilleri konuşsalar da bir araya geldikleri mekanlardır. Bu nedenle Kırkayak Kültür olarak, kültür-sanat alanında, Türkiye, Ortadoğu ve Avrupa’daki sanatçılar, kültür-sanat aktivistleri ve STK’lar arasındaki işbirliğini geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı hedefleyen çalışmalar yapmaya hız verdik. Bu doğrultuda kadınlar, gençler, çocuklar, göçmenler, mülteciler ve diğer dezavantajlı gruplarla kültürel- sanatsal ve sosyal çalışmalar yürütmek için projeler oluşturmaya ve ortaklıklar kurmaya başladık. Türkiye, Ortadoğu ve Avrupa şehirleri arasında kültürel değişim projeleri yürütmeye ve bu çalışmalar sonucunda kültürel – sanatsal ve sosyal etkinlikler düzenlemeye başladık. O günden bugüne bütün basılı materyallerimizi Arapça dilinde de basmaya başladık. Özellikle Avrupa’da kuruduğumuz ortaklıklarla o ülkelerin göç deneyimlerine baktık, onların deneyimlerini kendi koşullarımıza nasıl uyarlayabiliriz diye sık sık diğer ülkelere ziyaretlerde bulunduk. Göçlerin nedenleri, süreç ve sonuçları, uluslararası göç hareketlerinin sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları konusunda okumalar yapaya başladık.

Tüm bu çalışmalar sonucunda şunu gördük ki hem eski hem de göçle yeni gelenler birbirlerinin kültürlerine oldukça ilgi gösteriyorlar. Çünkü göçle gelen sadece bir et parçası bir beden olarak sınırı aşıp gelmiyor. O, binlerce yıllık bir kültürel mirasla birlikte geliyor. Türküleriyle, şarkılarıyla, masallarıyla, ninnileriyle, müziğiyle, yemeğiyle, diliyle, tarihiyle yani binlerce yıllık bir kültürel mirasla geliyor. Ve o gelen, eskinin kültürüyle karşılaşıyor ve zamanla birbirine karışıyor. Tam da böyle bir yerden Kırkayak Kültür olarak, gönüllü bir araya geliş alanlarını nasıl genişletebiliriz diye düşündük. Biraz da şanslıydık çünkü kültür-sanat alanında deneyim sahibiydik ve kültür-sanat bu karşılaşma ve karışma alanların başında geliyordu. Yaklaşık 2 yıl boyunca film gösterimlerimize ve diğer kültür-sanat etkinliklerimize pek çok mülteci izleyici geldi. Zamanla Kırkayak Kültür, onlar için bir toplanma alanı halini aldı. Yeni gelenlerin sanatçıların üretim alanı ve ürettiklerini sergileme alanı konusunda yaşadığı sıkıntılar, bizlerin kendi mekanımızı bu sanatçılar için “açık alan” haline getirmemize de sebep oldu. Kapılarının yeni gelenlere açan Kırkayak Kültür; 2014 yılında Beklemek adıyla mülteci genç sanatçıların ilk sergilerini açmaları için onları destekledi. Çünkü, mülteci sanatçıların temel sorunların başında ekonomik olarak ayakta kalmak geliyordu. Bu sebeple pek çok sanatçı, atölyelerde ya da işliklerde, kayıt dışı alanlarda işçi olarak çalışıyor ve yaratım ya da üretim yapacakları alanlardan yoksundular, evlerinde ürettikleri işleri ise sergileyecek olanaklardan yoksundular. Bu günde bu temel sorunlar sürmektedir. Bu sebeple birlikte çalıştığımız sanatçılar buraları bırakıp batı ülkelerine göç ediyor. O ilk sergiyi ziyaret eden Türkiyeli ve Suriyeli pek çok ziyaretçi bu tür etkinliklerin iki toplum açısından ne denli önemli olduğunu dile getirdi.

Bu etkinlik, Kırkayak Kültür açısından bir ilk oldu. Mülteciler bundan önce pek çok etkinliğimize katılımcı olarak katılmıştı, ama ilk kez bir etkinlikte mülteci sanatçılar eserleri için Türkiyelilerle bir araya gelmişlerdi. Bu çok büyük bir değişim anıydı. Bu etkinlikten sonra fotoğraf sanatçıları, müzisyenler, tiyatro sanatçıları hatta zanaatkârlar ürünlerini sergilemek için bizden destek istediler ve mekanlarımızı kullandılar. Bu tür etkinlikler Kırkayak Kültür açısından da bir değişimin ve yeni fikirlerin ortaya çıktığı bir sürecin başlangıcı olmuştur. Bu bir araya gelişler bizde de “Bir arada nasıl yaşayabiliriz?” sorusunu sordurmaya başladı.

Ama yukarıdan da belirtiğim gibi, o sanatçıların büyük kısmı Avrupa’ya geçmek zorunda kaldılar çünkü biz o insanlara, yeterince üretim yapacakları alanlar sunamadık bu ülkede. Misafirlik ve geçicilik insanlarda yavaş yavaş bıkkınlığa sebep oluyor. O nedenle birçoğu Avrupa’ya gitti.

O günden bu güne Kırkayak Kültür, iki merkezini de açık alan olarak tanımlamayı sürdürmektedir. Ayrıca mülteci sanatçıların ürünlerinin sergilenmesi, gösterimi, ulusal ve uluslararası kültür-sanat ağlarından tanıtımı ve ilişkiler kurulması konusunda da destekler verilmektedir.

4-11 Aralık tarihlerinde Uluslararası Zeugma Film Festival’ini 10. Kez hayata geçireceksiniz. Festivalin amacı, bu yılki teması ve gerçekleştirmeyi planladığınız faaliyetlerden bahseder misiniz?

Pandeminin ile beraber fiziksel etkinliklerimizi durdurmak zorunda kalmıştık. Yaz aylarında Kırkayak Kültür Teras ’da Fransız Film Günleri ve birkaç etkinlik daha gerçekleştirdik.  Pandemi döneminde Zeugma Film Festivali’ni dijital ortamda gerçekleştirdik, ama artık insanlar bir salonda birlikte film izlemeyi özlediler. Aynı havayı solumak, birlikte konuşmak çok ayrı bir şey. Fakat artık izleyicinin yüz yüze etkinliklerle ilgili talepleri var. Biz de önümüzdeki ay yeniden Çarşamba film gösterimlerimize başlayacağız.

Geçen yıl hem Kırkayak Kültür’ün resmî olarak kuruluşunun onuncu yılı hem de Zeugma Film Festivali’nin ve Suriyeli mültecilerin ilk gelişinin onuncu yılıydı. Bu vesileyle geçen yılı bir arada yaşam etkinliklerinin yapılacağı bir yıl gibi düşündük. Suriyeli sanatçılar ve uluslararası kurumların da katkılarıyla etkinlikler yapacaktık, fakat ne yazık ki salgın buna izin vermedi.

Kırkayak Kültür tarafından bu yıl 10.su düzenlenecek olan Zeugma Film Festivali, bu yıl da Ortadoğu’dan Avrupa’ya dünya sinemasının ve Türkiye sinemasının en nitelikli ve bol ödüllü filmlerini Gaziantep’te sinema severlerle buluşturacak. Uluslararası Zeugma Film Festivali, önceki yıllarda olduğu gibi bu yılda, Türkiye sinemasına büyük emek vermiş, hemşerimiz,  Onat Kutlar ’ın  “Sinema Bir Şenliktir” sözlerini kendine şiar edinerek, planlanıyor.

Festival, Gaziantep’te sinema kültürünün yerleşmesine katkıda bulunmak, sinemanın bir sanat olarak yaygınlaşmasını ve daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak amacıyla düzenleniyor.  Festival sinemaseverlere ulusal ve uluslararası festivallerde ödül alan bağımsız filmlerden bir seçki sunuyor.

Bu yıl da festivalde geçen yıllarda olduğu gibi, “birlikte yaşam” teması kapsamındaki filmler Arapça ve Türkçe altyazılı olarak gösterilecek. Bu yıl film festivaline, eğer yeterince destek bulabilirsek, Gaziantep’in tüm hemşerilerini katmayı hedefleyen bir çalışma yürüteceğiz.

Kırkayak Kültür göç çalışmalarında; Gaziantep’in yeni hemşerilerini ve onların kültürel birikimlerini bir zenginlik olarak düşünmekte ve kentin kültür-sanat hayatına yeni bir katkı olarak ele almaktadır. İki toplumun bir arada yaşamayı öğrenme sürecinde kültür-sanat faaliyetlerinin önemine vurgu yapmaktadır. Festival yeni gelenleri de kapsayacak şekilde planlanmaktadır.

Öznenin Sesi: Pandemi Döneminde Göçmen Kadın Emeği projesiyle göçmen kadınların pandemi döneminde iş hayatlarında yaşadıkları zorlukları anlattıkları video serileri yayımladınız. Salgın koşullarının yanı sıra yaşanan ekonomik kriz birlikte çalıştığınız göçmen kadınların iş hayatlarını nasıl etkiledi? Bu grupların ihtiyaçlarında yaşanan değişimlerden bahseder misiniz?

Öznenin Sesi: Pandemi Döneminde Göçmen Kadın Emeği projesiyle, Kırkayak Kültür olarak çevremizde gördüğümüz bu ihtiyaca bir cevap üretmek istedik. Bu doğrultuda zaten kendileri ve emekleri görünmez kılınan göçmen kadınlara söz vermek ve kamusal alanda görünürlüklerini arttırmak düşüncesiyle yola çıktık. Hepimizin bildiği gibi kadınlar, özellikle de mülteci ya da göçmen kadınlar hem medyada hem de mevcut egemen söylemde sıkça mağdur ve/veya suçla ilişkilendirilen kimlikleriyle anılıyor. Biz de bu projeyle göçmen işçi kadınların kendi gerçekliklerini üretebilmelerinin önünü açmayı hedefledik.

Öznenin Sesi: Pandemi Döneminde Göçmen Kadın Emeği video projesinde kadınları merkeze alan ve bu kadınlarla dayanışma içinde olduğumuz bir çalışma yaptık. Göçmen kadınların kimliklerinin ve emeklerinin görünmezleştirilmesine karşı, bu kadınların sözünü kamusal alana taşıyarak bir dayanışma pratiği ürettik. Bu kapsamda, Gaziantep’te yaşayan farklı etnik gruplardan, farklı mahallelerden ve farklı sektörlerden 10 kadınla görüşmeler yaptık. Bu görüşmeler sonucunda kadınların ortak sorunlarının başında güvencesizlik ve geleceğe dair belirsizliklerin yer aldığını gördük. Aynı zamanda mesleklerine ve/veya ekonomik durumlarına özgü sıkıntıların da göçmen kadınların hayatlarını zorlaştırdığına şahit olduk. Fakat hem raporda hem de videolarda açıkça ortaya çıkıyor ki yaygın söylemde dile getirilen güçsüz göçmen kadın imajına karşı zorluklarla baş edebilen ve direnç gösteren kadınlar hayatlarımızda ve bu kadınlar kendi hayatlarını yeniden kurmakta.

2011 yılından bu yana sahada bulunan bir kurum olarak, saha deneyimlerimizde hep şunu görüyorduk: Göç süreci ve sonrası, toplumların gündelik hayatından geleneksel kodlarına kadar pek çok toplumsal kural ve statüyü değiştirmekte ve/veya bu geleneksel kodlarda kırılma meydana gelmekte.  Türkiye’ye sığınan Suriyeli kadınlar, içinden çıkıp geldikleri iç savaş ve çatışmalı süreç boyunca toplum içerisinde en çok zarar gören toplumsal kesimlerden biridir. Bu iç savaş süresince yine en çok zararı kadın ve çocukların gördüğü, cinsiyete dayalı şiddetin bir savaş silahı olarak kullanıldığı yönünde pek çok  haber, anlatım ve raporlar bulunuyor. Diğer yandan son 9 yıllık göçmen kadın hikayelerine bakıldığında yaşanan toplumsal altüstün kadını gündelik hayat içerisinde daha da görünür kıldığını, göçmen kadınların çalışmak için evden dışarı çıktıklarını, fabrikalarda, atölyelerde, tarlalarda, sokakta, ev içi işlerde, hizmet sektöründe, STK’larda ve daha pek çok işte – kayıt dışı da olsa – çalışmaya başladıklarını gösteriyor. Sanılanın aksine evini geçindirmek için emek piyasasına dahil olmuş sayısız göçmen kadın her gün üretim süreçlerinin içinde yer alıyor ve daha da güçleniyor.

Vakfımızın sağladığı kurumsal hibe desteği ile hangi kapasite gelişim alanında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz? Bu desteğin derneğinize nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz?

Kırkayak Kültür olarak programlarına göre hedef kitlemiz ve çalışma alanlarımız değişse de daima “birlikte yaşam” odaklı bir yaklaşımı savunuyoruz.

Önümüzde ki dönem Kültür- Sanat Programı kapsamında, kültür-sanata erişimin temel bir insan hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak kentte kültür-sanat aktivitelerini devam ettireceğiz. Bu açıdan Zeugma Film Festivali başta olmak üzere, film gösterimleri, sergiler, kültür-sanat atölyeleri gibi aktiviteleri başta kente yeni gelen mülteci ve göçmenler olmak üzere, dezavantajlı grupların erişebileceği bir perspektifle sürdüreceğiz.

Kırkayak Kültür, kentte yaşayan sanatçıları ve kültür-sanat aktörlerini, Ortadoğu ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, kültürel değişim programlarıyla bir araya getirmeyi ve ürettikleri eserlerin topluma erişimi konusunda destekler sunmaya devam edecek. Diğer yandan Kırkayak Sanat Merkezi binasının kapılarını başta gençler olmak üzere kentte yalayan sanatçılara “açık alan” olarak tutulmaya devam edilecek.

Kırkayak Kültür-Sanat Programı, hem kentin kültür-sanat açısından hareketliliğine katkı sunacak hem de sanatçıların üretim yapacakları ve de ürettikleri eserleri kitlelere ulaştıracakları bir alan sağlama etkisi açısından oldukça önemlidir. Diğer yandan Gaziantep’e dışardan gelen sanatçı ve kültür-sanat aktörlerinin çalışmalarını ve toplantılarını yapacakları bir “açık alana” ulaşımları açısından da Merkezimiz oldukça önemlidir. Bu fonksiyonunu da sürdürmeye devam edeceğiz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçen Kültür Sanat Fonu’ndan aldığımız destek ilk olarak Kırkayak Kültür-Sanat Merkezi, Kültür – Sanat Programının kapasitesinin geliştirilmesidir. Bu kapsamda Vakfınızdan alacağımız uzman desteğiyle Kırkayak Kültür – Sanat Merkezi’nin sürdürülebilirliğini sağlamayı hedefliyoruz. Ayrıca Merkez ve program için 2 yıllık bir yol haritası ve çalışma perspektifi oluşturulacak. Bu doğrultuda Kültür-sanat Strateji Belgesi hazırlanacak.

Ayrıca kurumsal sürdürülebilirlik için, kurumun geçmiş ve mevcut birikimi ile gelecek stratejisinden oluşan, kültür-sanat kurumlarıyla iletişimi sağlayacak ve de işbirliği olanakları için bir iletişim stratejisi oluşturulacak. Aynı zamanda proje faaliyetleri içeresinde pek çok kültür-sanat etkinliği gerçekleştirilecek.

Kültür Sanat Fonu’nun 2022 Döneminde Yapılan Başvurulara Dair Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2022 dönemi başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Fonun bu dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kültür Sanat Fonu’nun 2022 Döneminde Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2022 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 4 STK’ya toplam 495.300 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Dem Derneği: İşiten toplum ile işitmeyen toplum arasında acıma duygusundan uzak diyalog alanları yaratmak ve kolektif şekilde çözümler üretmek amacıyla faaliyetlerini yürüten dernek; Türk İşaret Dili eğitimlerini dijitalleştirdikleri sosyal girişimleri bukalemun.co aracılığıyla bu dilin yaygınlaştırılması, ve sağır ve işitme engellilerin istihdamı için çalışmalar yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 128.000 TL hibe desteğiyle Koşar Adım Alt Yazıya (#koşaradımaltyazıya) projesine devam edecek olan dernek proje kapsamında; ayrıntılı alt yazı ile ilgili farkındalık yaratma, ayrıntılı alt yazıya dair veri oluşturma, “iyi örneklerin” sayısını ve görünürlüğünü arttırma ve potansiyel işbirlikleri ile iletişimi güçlendirme çalışmaları yapacak.

Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği (Kırkayak Kültür): Gaziantep’te faaliyet yürüten Kırkayak Kültür, toplumsal kaynaşmaya ve bir arada yaşam kültürüne katkıda bulunmak amacıyla farklı sosyo-ekonomik koşullara sahip grupların ve bireylerin bir araya gelebileceği gönüllü temas alanları oluşturmak ve var olan temas alanlarını genişletmek amacıyla faaliyetlerini yürütüyor. Toplumsal gelişmeyi arttırmak, demokratik değerleri teşvik etmek ve kültürel açıdan zengin yaşam koşulları yaratmak amacıyla da faaliyetlerini yürüten Kırkayak Kültür; dezavantajlı gruplar, mülteciler ve göçmelerle birlikte çalışıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 124.800 TL kurumsal hibe desteği ile insan kaynağı giderlerini karşılayacak olan dernek, Sanat Merkezi çalışmalarının ve kültür-sanat programı kapasitesinin güçlenmesi amacıyla faaliyetlerini yürütecek. Bu doğrultuda hibe kapsamında yarı zamanlı istihdam edilecek Program Koordinatörü ve Kültür-Sanat Danışmanı aracılığıyla başta Zeugma Film Festivali olmak üzere, göçmen sanatçıları da içerecek ve Sanat Merkezi’nde yapılacak 12 adet kültür-sanat etkinliği fikri geliştirecek ve bu fikirler projelendirecek. Aynı zamanda, Kültür-Sanat Danışmanı’nın desteği ile 2 yıllık Kültür-Sanat Strateji Belgesi hazırlanacak.

Sınırlı Sorumlu Tiyatro Sanatını Geliştirme Yaygınlaştırma Tanıtma Sosyal Kalkınma Ve İşletme Kooperatifi (Tiyatro Kooperatif): Özel tiyatroların sesi olmak, sanatın kamusal bir hizmet olduğu gerçeğiyle sektörel sorunlara kalıcı yasal çözümler bulmak, sektördeki tüm üretim ve uygulama süreçlerini iyileştirmek ve profesyonelleştirmek amacıyla çalışmalar yapıyor. Ekonomik, hukuki, sosyal ve akademik alanlarda bileşenlerinin kapasitesini geliştirmek için rehberlik sağlayan Tiyatro Kooperatif; projeler, kampanyalar, eğitim, webinar, seminer ve çalıştaylar düzenliyor. Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla 125.500 TL hibe desteği sağladığımız Tiyatro Kooperatifi, özel tiyatro mekânlarını ve faaliyetlerini daha erişilebilir ve kapsayıcı hale getirmek ve engellenen bireylerin kültür-sanat hayatına aktif katılımına zemin hazırlamak amacıyla Tiyatroların Erişilebilirliği projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında; Erişilebilir Her Şey sosyal girişimi tarafından, Tiyatro Kooperatifi ortağı 9 tiyatronun yönetici ekiplerine ve saha çalışanlarına 5 saatlik tiyatroda erişilebilirlik, farkındalık ve iletişim eğitimleri verilecek. 6 tiyatro mekânı için fiziksel erişilebilirlik tavsiye raporu hazırlacak. Ayrıca Türkiyeʼdeki tüm tiyatroların kullanımına açık bir erişilebilirlik kontrol listesi hazırlanacak ve yaygınlaştırılacak.

Troya Kültür Derneği (Çanakkale Bienali İnisiyatifi – CABININ): Çanakkale’de faaliyet yürüten CABININ; Çanakkale’deki farklı toplum kesimlerini çağdaş sanatla buluşturmak, sanat odaklı etkinlikler ve eğitimler yoluyla dezavantajlı grupların toplumsal yaşama katılımlarını, üretkenlik ve becerilerini artırmak, Çanakkale’nin özgün, tarihi, doğal ve kültürel değerlerini uluslararası boyutta tanıtmak, Çanakkale’yi bir çağdaş kültür kenti olarak konumlandırma vizyonuna yönelik olarak uluslararası iletişim ve işbirliği ağları oluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. CABININ, Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 117.000 TL hibe desteği ile Çanakkale Kültür Aktörleri Ağı projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında; Çanakkaleʼde yaşayan ve çalışan kültür aktörlerini, uzmanları ve kültür-sanat girişimlerini bir araya getirecek olan CABININ, bu gruplar arasındaki iletişimin ve işbirliğinin artmasını sağlayacak bir ağ oluşturacak. Proje süresince bu grupların yaklaşımları, çalışma alanları, ihtiyaçları ve üretimleri arasındaki ortaklık ve farklılıkların belirleneceği toplantı, buluşma ve röportajlar yapılacak. Yapılan fizibilite çalışmalarının ardında daha geniş katılımlı toplantılar ile Çanakkale kültür ekosisteminin işlevsel bir iletişim ve işbirliği haritası oluşturulacak.

Kültür Sanat Fonu 2022 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2022 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona teknik kriterlere uyan toplam 37 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 28’i dernek, 6’sı vakıf ve 3’ü kooperatif tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Ankara, Antalya, Artvin, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Gaziantep, Gümüşhane, Hatay, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Rize, Tekirdağ ve Trabzon olmak üzere 17 ilden başvuru alındı. Kültür Sanat Fonu 2022 döneminde talep edilen toplam hibe tutarı 4.561.246 TL oldu.

Kültür Sanat Fonu’nun 2022 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini desteklemek amacıyla  Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2022 dönemi başvuruları açıldı.

Fonun 2022 dönemi kapsamında desteklenecek çalışmaların odağında Türkiye’de kültür-sanat alanını geliştirmeye yönelik aşağıda yer alan prensiplerden en az bir tanesinin yer alması bekleniyor:

  • Kurumsal destek: İlgili kültür-sanat kurumunun varoluşunun, temel faaliyetlerinin ve/veya kurumsal ihtiyaçlarının desteklenmesi,
  • İşbirliği: Sivil paydaşların (sanatçılar, kurumlar, kültür çalışanları, vb.) arasındaki yerel iletişim, etkileşim, dayanışma, örgütlenme, işbirliği vb. biçimlerinin desteklenmesi,
  • Alanın güçlendirilmesi: Kültür-sanat alanının dayanıklılığının ve güncel gelişmelere uyumunun sağlanmasını hedefleyen altyapı güçlendirme çalışmaları.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve bir tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar fona başvurabilir:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kar amacı gütmeyen tür, (Bir ağ ya da girişim gibi tüzel kişiliğe sahip olmayan birlikteliklerin başvurularını tüzel kişiliğe sahip ev sahibi kuruluş aracılığıyla yapmaları gerekir. Bu durumda ev sahibi kuruluşun başvuru kriterlerini karşılıyor olması ve kurulan ortaklığa ilişkin başvuru aşamasında  iyi niyet sözleşmesinin sunulması gerekir).,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
  • 2021 gelirleri 30.000 TL ile 2.000.000 TL arasında olan,
  • Kültür-sanat kurumları ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet gösteren STK’lar.

Kültür Sanat Fonu kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 390.000 TL’dir. Başvuru yapan STK hibe programından en fazla 130.000 TL talep edebilir. Eş finansman mümkündür ve bununla ilgili bir kısıt bulunmamaktadır.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz olarak doldurarak 4 Temmuz 2022 Pazartesi tarihinde saat 18:00’kadar göndermeleri gerekir.

Kültür Sanat Fonu 2022 dönemi hakkında detaylı bilgiye (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Yücel Kültür Vakfı ve Improdancefest ile Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali Projesini Konuştuk

By | Kültür Sanat Fonu

Yücel Kültür Vakfı, 1969 yılından beri gençler arasında ayırım yapmaksızın, 16-33 yaş grubu arasındaki istekli gençlere kendilerini geliştirmeleri için olanaklar sunuyor.  Kültür Sanat Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe desteği ile Yücel Kültür Vakfı ev sahipliğinde, bağımsız sanatçı girişimi @Improdancefest tarafından yürütülecek olan Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali projesi ile doğaçlama kavramının dans ve performans sanatları ile ilişkilendirilmesine odaklanan 2. Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali düzenlenecek. Festival 10-19 Haziran 2022 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek. Festival kapsamında çevrimiçi ve yüz yüze atölye çalışmaları, performanslar, açık doğaçlama dans seansları, dans filmi gösterimleri, konferans ve performatif sunumlar sergilenecek.

Yücel Kültür Proje Koordinatörü Murat Kuru, İmprodancefest Festival Direktörü Damla Durman, İmprodancefest Festival Koordinatörü Gonca Gümüşayak ve İmprodancefest Festival Proje ve Sosyal Medya Koordinatörü Esma Akın ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Yücel Kültür Vakfı ve İmprodancefest arasındaki işbirliğinin ortaya çıkış süreci ve kapsamı, dans ve performans sanatlarının Türkiye’deki yeri ve Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali hakkında konuştuk.

Yücel Kültür Vakfı, Kültür Sanat Fonu’nun 2021 döneminde Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın Vakfınızı daha yakından tanıyabilmesi için yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Yücel Kültür Vakfı, 1969 yılından beri gençler arasında ayrım yapmaksızın, 16-33 yaş grubu arasındaki istekli gençlere kendilerini geliştirmeleri için olanaklar sunuyor. Gençlerin çağın teknoloji ve imkanlarını kullanarak öncelikle kendilerini ve yeteneklerini geliştirmelerini, ülke ve insanlığa yararlı bireyler olmalarını sağlamayı, dünya gençlerini bir araya getirerek sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunarak diğer kültürler ile olan iletişimlerini de güçlendirmeyi ve sosyal gelişimlerini sağlamayı amaçlıyor. Bireysel ve proje bazlı burslar, Avrupa Birliği Gönüllü Hizmetleri projeleri, kültürler arası gençlik değişim programları, yabancı dil, sinema, tiyatro, konser gibi sanatsal ve kültürel faaliyetler; dağcılık, yelken, kayak gibi spor faaliyetleri; fotoğrafçılık, çevre gezileri, müzeler, sergiler, konserler gibi kültürel aktiviteler; yerel ve uluslararası proje ve etkinlikleri yürütüyor ve gençlerden gelecek yeni proje ve etkinlik fikirlerine maddi ve sosyal destekler sağlıyor.

Yücel Kültür Vakfı aynı zamanda bir burs alma ve verme platformu olan www.bursverenler.org girişimini hayata geçirdi ve bu platform üzerinden 180 binden fazla burs arayan gence hizmet veriyor.

Hibe desteğimizle Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali projesi, ‘doğaçlama’ kavramının dans ve performans sanatlarıyla ilişkilenmesine odaklanan bir festival gerçekleştirmeyi amaçlıyor. 2021 yılında festivali ilk kez çevrimiçi olarak gerçekleştiren improdancefest inisiyatifi, bu yıl İstanbul’un her iki yakasındaki sahne, stüdyo ve kamusal alanları kullanarak festivalin ikincisini  yüz yüze olarak 10-19 Haziran 2022 tarihleri arasında düzenlemeyi planlıyor. Festival yerel ve uluslararası işbirliklerini, yaratıcı atölyeler ile yeni eser üretimlerini, hemzemin platformlarda atölye, performans, dans filmi gösterimleriyle kültürel faaliyetleri çeşitlendirmeyi ve dans alanındaki teori- arşivleme çalışmalarının geliştirilmesini hedefliyor. Hem profesyonel hem de amatör topluluk ve dansçıların katılabileceği etkinliklerin yanında dans aracılığıyla gençlerin, engelli bireylerin ve farklı bedenlerin kültür ve sanat etkinliklerine katılımını artırmayı hedefliyor.

Festivalin bu yılki teması: ‘Boş Alan’ ve ‘Boşluk’, Peter Brook’un kavramsallaştırdığı “The Empty Space (Boş Mekan)” kavramından ilhamını alıyor. Festival; dansın, şehrin “boşluk”larında yeniden kurgulanması ve insanlar arasında hareket aracılığıyla bu ‘boşluklarda’ yeni bağlar inşa etmesine odaklanıyor. Tema kapsamında “Mekanın bileşenleri, uzamın dönüşümü, hareketin mekana özgü yerlerde varoluşu, boşlukta beden, bedenin içi ve dışındaki boşluklar, oyun alanı olarak dans,  boşluk anı, ‘şimdi ve burada olma hali’, kendiliğindenlik, andalık (spontanlık)” alt başlıkları arasında yer alıyor.

Kamusal alanlar için kurgulanmış mekana özgü performanslar, farklı bedenlerle dans, her yaş ve her beden yapısına uygun hemzemin dans platformlarda planlanmış atölye, performans ve deneyim alanları ile toplumun farklı sosyoekonomik kesimlerinden bireyleri ve tüm dans severleri bir araya getirmeyi hedefliyor.

Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali projesi, Yücel Kültür Vakfı ev sahipliğinde Improdancefest tarafından hayata geçirilecek. Improdancefest’in amacından ve yürüttüğü çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

@İmprodancefest ekibi bağımsız bir sanatçı inisiyatifi. Ekibin tamamı performans sanatlarının farklı disiplinlerden gelen genç sanatçılardan oluşuyor. Dansı ve doğaçlamayı odağına alarak hibrit bir şekilde (çevrimiçi ve yüz yüze) eğitim, performans ve deneyim alanları sunuyor. Uluslararası Doğaçlama Dans festivalini düzenliyor, sanatçılar, katılımcılar, kurumlar arasında bağlar inşa ediyor. Bütün yıla yayılan eğitim programları oluşturuyor.

Manifestomuz:

Bizim için ‘Doğaçlama Dans’ vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Doğaçlama dans, ise anı yakaladığımız bir varoluş şeklidir.

“Steve Paxton ‘doğaçlama dansı’ şu şekilde tanımlar; “Doğaçlama dans formu; fiziksel temas halinde olan iki hareketli beden arasındaki iletişime ve onların hareketlerini yöneten fiziksel yasalarla – yerçekimi, momentumun, birleşik ilişkisine dayanır.”

Festivalimiz dünyanın her yerinden gelen katılımcılar ile dans tutkunlarının buluşabileceği ortak alanlar tasarlar. Tıpkı Paxton’ın dansla fiziksel yasalara temas ettiği gibi biz de festivalimiz aracılığıyla performans sanatları alanı katılımcıları ve mekanları arasında yeni bir diyalog ve momentum alanları oluşturuyoruz.

Festivalimizin ilki, 2021 yılının Mayıs ayında tamamı çevrimiçi olarak gerçekleşti. Festivalde, mekana özgü performanslar, sanatçı konuşmaları, atölyeler ve film gösterimleri oldu. Herkesin katılımına açık olan festival ilk senesinde ücretsiz olarak gerçekleşti.10 farklı ülkeden 35 farklı dansçı, akademisyen, koreograf programa dahil oldu.14 atölye, 7 performans,7 sanatçı konuşması ve 6’sı dans filmleri gösterimi olarak gerçekleşti. 600 ü aşan katılımcı sayımız ile multimedyanın yeni özelliklerini kullanarak çevreye de duyarlı bir festival gerçekleştirildi.

Festivalimiz, 2022 yılında Türkiye’deki ve yurtdışındaki dansçı, akademisyen ve koreograflar arasında artistik ve kültürel bir diyalog geliştirmeyi, yeni üretilecek eserlere mekan, sergileme, prova vb.destekleri sunmayı hedefliyor. Doğaçlama dans ve performans alanındaki teknik, teorik çalışmaların arttırılması ve yaygınlaştırılmasını teşvik ediyor. Dünya dans sahnesiyle, Türkiye’den genç dansçı ve dans üreticilerini aynı platformlarda buluşturmayı hedefliyor. Dijital teknolojileri kullanarak, karbon ayak izimizi azaltan içerikler oluşturmayı ve erişilebilir festival yapısının sürdürülebilir formlarını araştırıyor. Çevreye duyarlı, sanata ve dansa ilgili, beden farkındalığı yüksek bir neslin yetişmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Yücel Kültür Vakfı ve Improdancefest olarak nasıl bir araya gelmeye karar verdiniz? Bu işbirliğinin kapsamından ve çalışmalarınıza katkılarından bahseder misiniz?

Uluslararası bir dans festivali gerçekleştirmek için gerekli unsurları bir araya getirme ihtiyacı, kültür ve sanat alanında benzer amaçlar için çalışan biri kurumsal ve  biri bağımsız olan bu iki oluşumu ortak bir amaç için birleştirdi ve bu güzel ortaklık doğmuş oldu. 50 yıldır sanatı ve sanatçıyı destekleyen bir sivil toplum kuruluşu (STK) olan Yücel Kültür Vakfı ile doğaçlama dans alanında yetkin bir bağımsız sanatçı inisiyatifi olan İmprodancefest ekibinin bir araya gelmesi projenin amaçlarına uygun olarak iki grubun kendi yetkinliklerini birleştirmeyi istemesiyle  gerçekleşti. Ortak bir amaç için buluşma, kapasite geliştirme ve iki grubun hedef kitlelerini birleştirmek gibi ortaklıkların bu hibe gibi başka ortaklıkları da doğurabileceğini fark ettik.

Dans ve performans sanatlarının Türkiye’de yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz? Dans alanına dikkat çekmek ve destekleri arttırmak amacıyla yürütülen çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Dans ve performans sanatlarının Türkiye’de devlet ve kurumlar tarafından yeterince desteklenemediğini düşünmekle birlikte, üniversiteler, müzeler, Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı özel dans okulları, kısmı süreli devamlılık gösteren festivaller tarafından desteklenmeye çalışıldığını gözlemlemiyoruz.  Devlet kurumlarına bağlı olan opera bale, modern dans topluluklarının İstanbul ve Ankara’da devamlılık gösterdiğini söyleyebiliriz. Diğer büyük şehirlerimizde İzmir, Antalya, Samsun’da ise bale bölümlerinin çalışmaları devam ediyor. İstanbul’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (Çağdaş) Modern Dans Bölümü ve Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesinde Modern Dans yüksek lisans programı, Ankara’da Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinde Modern Dans bölümleri her yıl üniversite düzeyinde-kısıtlı sayıda öğrenci alımlarına devam ediyor. MEB’e bağlı özel okullarda ise bale ve modern dans alanında sadece ekonomik koşulları belirli bir seviyede olan bir kitlenin ulaşımına açık olarak gerçekleşiyor. Çağdaş anlamda herkesin ulaşabileceği toplumun geneline yayılmış (Örgün eğitimde okullarda yer alan.) özgür bir dans araştırma alanının yaygın olduğunu söyleyemeyiz.

Özel bir kuruluş olan Akbank Sanat’ın dans alanında destekleri; stüdyoları, herkesin katılımına açık ulaşılabilir eğitimler, dans kumpanyalarını destekleme çalışmaları bulunuyor. Stüdyolarında dans gösterilerini destekliyor, dans videoları oluşturuyor, yurtdışından gelen dansçıların verdiği dersler vb. gibi programlara alan açıyorlar.

Şu anda Türkiye’de, sanatçı inisiyatifleri bağımsız bir şekilde birbirlerini destekleyerek bir çatı oluşturup faaliyetlerine devam etmeye çalışıyor. Örneğin Tiyatro Kooperatifi, Çatı Çağdaş Dans Sanatçıları Derneği. Türkiye’de dans alanında İstanbul Çağdaş Dans ve Performans Festivali (İdans) ( 2009-2013), Transit Dans Festivali ( 2008-2009), Ortadoğu Teknik Üniversitesi Çağdaş Dans Günleri ( 1999- 2011, 2014-2019) ( Ankara), Dance Platform ( 2000-2002) (Ankara- MDT) üniversitelerin dans bölümleri, kulüpleri, son dönemde Ankara’da 2018’den beri gerçekleşen CerModern Solo Dans Festivali’nin bu alanının sürekliliğini sağlamayı hedefleyen oluşumlardan olduğunu söyleyebiliriz.

İstanbul’da Çağdaş Dans ve Performans Sanatları Festivali alanında- hafızamızda yaklaşık 10 senelik bir ara oluştu. Ekip olarak bu 10 senelik araya derin bir nefes alarak tekrar sürekliliği olan bir festival ile geri dönüş yapmayı hedefliyoruz. Ve temamızı “ boşluk” olarak belirledik. Dansın tiyatro festivali gibi diğer festivallerin içinde var olduğunu gözlemliyoruz ancak biz dansın kendi sesi ve özerkliği olduğunun altını çiziyoruz.

Türkiye’deki koreografların, akademisyenlerin dans alanını ileriye taşıdıkları çalışmaları mevcut, ancak kamu ve özel kurumların da dansı desteklemesi ve bu konuda yenilikçi ileriye dönük hedeflerin oluşturulması çok önemli. O yüzden festivalimizi konumlandırdığımız yerde özel ve kamusal kurumların desteğini alarak Türkiye’de gerçekleşmiş çalışmaları, günümüz dans sanatçılarını, diğer ülkelerdeki sanatçı ve ekolleri, yenilikleri, programları takip ederek bugünün dans festivalini oluşturmayı hedefliyoruz.

Devlet kurumları ve STK’larla yeterli bağların kurulamaması sebebiyle dansın bir sanat ve toplum ihtiyacı olarak yeterli destek alamadığını gözlemliyoruz. Improdansfest ekibi olarak, sivil toplum ile devlet kurumları ve sanatçı inisiyatiflerinin arasında bağların kuvvetlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. O yüzden bizlerin, Yücel Kültür Vakfı ile kurmuş olduğumuz sivil inisiyatif bağları aracılığıyla kültür ve dans alanına yer açılması, Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation’ın, Kültür Sanat Fonu aracılığıyla desteklenmesi bu bağların sağlamlaştırılıp devamlılığının sağlanması bizler için çok önemli.

Altyazı Sinema Derneği ile Altyazı Sinema Dergisi Dijital Arşiv Projesini Konuştuk

By | Kültür Sanat Fonu

2019 yılında kurulan Altyazı Sinema Derneği; sinema alanındaki yayıncılık faaliyetlerinin yanı sıra sansür ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere cinsiyet eşitliği, işçi güvenliği ve sağlığı gibi meseleler ile ilgili olarak da faaliyet yürütüyor. Kültür Sanat Fonu’nun 2021 döneminde  Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla  sağladığımız hibe desteği ile Altyazı Sinema Derneği, sinemacıların, gazetecilerin, sinemaseverlerin, sanatçıların ve sinemaya ilgi duyan herkesin yararlanabileceği birincil kaynak olacak bir arşiv oluşturmak amacıyla Altyazı Sinema Dergisi Dijital Arşiv projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında, derginin Eylül 2001’deki ilk sayısından itibaren yayınlanan 144 sayı dijital ortama aktarılacak ve Altyazı Dergisi’nin 213 sayısının tamamı endekslenerek ilgilenenlerin erişimine açılacak.

Altyazı Sinema Derneği Saymanı ve İktisadi İşletmesi Müdürü Ali Deniz Şensöz ile yaptığımız röportajda; derneğin amacı ve yürüttüğü faaliyetler, pandeminin Türkiye sinema sektörüne ve seyirci alışkanlıklarına etkileri, artan kâğıt fiyatlarının matbu dergiciliğe etkileri, Altyazı Sinema Dergisi’nin 2021 yıllığı ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk.

Okuyucularımızın Altyazı Sinema Derneği’ni daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

2001’in Ekim ayında “sinema üzerine düşünen aylık bir dergi” fikriyle yola çıkan Altyazı, 20 yıldır bir yandan Türkiye gündemindeki filmlerle, sinema üzerine haberlerle ilgili yorum odaklı yazılara yer verirken, diğer yandan ana akım medyada fazla yer bulamayan kısa film, belgesel ve deneysel sinema gibi alanlara görünürlük kazandırmaya çalışan bağımsız bir kültür-sanat kurumu. Tümüyle özgün içeriğe odaklanan yayın politikasıyla, yeni ve genç sinema yazarlarının düşüncelerini ortaya koyacağı açık bir platform olan ve böylelikle ülkedeki sinema kültürüne canlılık kazandırmayı amaçlayan Altyazı, 2018 yılının son aylarına kadar Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi bünyesinde faaliyet göstermekteydi. Aralık 2018 itibariyle üniversite ile yollarımızı ayırdıktan sonra, yayın hayatına çok kısa bir mecburi ara verdik. Derginin yayın kurulu üyeleri olarak Mart 2019’da bağımsız bir kurum olarak hayatta kalmaya devam etmek üzere Altyazı Sinema Derneği’ni kurduk.

Son yıllarda giderek artan politik baskılar, sansür mekanizmaları ve hem ifade özgürlüğü hem de kültür-sanat alanındaki daralma nedeniyle bağımsız ve muhalif sinemacıların, belgeselcilerin ve video aktivistlerin görünürlüklerinin giderek azaldığı bir ortamda, sadece bir yayın olarak değil, sinema sektörünün organik bir parçası olarak var olmak da temel amaçlarımızdan biri. Bugüne kadar, Emek Sineması’nın yıkılmasına karşı yürütülen mücadeleden Sansüre Hayır eylemlerine sinema alanındaki örgütlenmelerde aktif rol aldığımız gibi, bundan sonra da bağımsız sinemacıların seslerinin ve bağımsız sinema haberlerinin duyulabileceği bir platform olarak da var olmayı önemsiyoruz.

Sinema alanındaki yayıncılık faaliyetlerinin yanı sıra, sansür ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere cinsiyet eşitliği, işçi güvenliği ve sağlığı gibi meselelerle de aktif olarak ilgileniyoruz. Sinemanın farklı alanlarından insanların bir araya gelerek gündemdeki önemli mevzuları tartıştığı #AltyazıTartışıyor, #FasikülTartışıyor ya da pandemi koşullarında bağımsız sinemacı ve sanatçılara alan açan  #İçeridenDışarıya gibi video serilerinin yanı sıra, 15 yıldır sürdürdüğümüz temel sinema seminerlerine de çevrimiçi olarak devam ediyoruz.

Pandemi Türkiye’deki sinema sektörünü ve seyirci alışkanlıklarını nasıl etkiledi? Sektörün ve sektör çalışanlarının pandemi ve ekonomik krizin getirdiği olumsuz koşullardan daha az etkilenmesi için yapılan çalışmalar var mı?

Pandemi kısıtlamalarıyla beraber birçok film ve dizi seti durdu. Sektörde üretime birçok alanda ara verilmek zorunda kalındı. Çekimleri devam eden yapımların bir kısmında ise salgın önlemlerinin yeteri kadar alınmaması nedeniyle virüs hızlı bir şekilde yayıldı. Meslek örgütleri pandemi koşullarında setlerin güvenliğini arttırmak için çeşitli faaliyetlerde bulundu. Pandemi sürecinden belki de en fazla etkilenen işletmeler sinema salonlarıydı. Kısıtlamalar boyunca sinema salonları kapalı kaldı, mülk sahibi olmayan işletmeler süreci atlatamadı. Örneğin Kadıköy’de uzun yıllardır faaliyet gösteren Rexx Sineması pandeminin de getirdiği koşulların da etkisiyle kapandığını açıkladı. Diğer yandan son yıllarda popülaritesini daha da arttıran dijital platformlar herkesin evlerde daha fazla vakit geçirdiği pandemi sürecinde abone sayılarını birkaç katına çıkardı. Pandemi kısıtlamaların kalkmasının ardından sinema salonları tekrar açıldı ve birçok film gösterime girdi fakat sinemaya giden toplam seyirci sayısının geçen yıllara oranla çok daha düşük bir seviyede ilerlediği gözlemleniyor. Hem kapalı alana girme endişesi hem de artan bilet fiyatları bu düşüşün en büyük etkenlerinden. Diğer yandan regülasyonların oldukça yetersiz olduğu sinema sektöründe, sektör çalışanlarının yüksek enflasyon ve ekonomik krizden daha az etkilenmesi için birçok meslek örgütü taban ücret artışı taleplerini işverenlere ilettiler. İşverenler ve çalışanlar arasında müzakere süreci devam ediyor.

Altyazı Sinema Dergisi’nin 2021 Yıllığı’nı yakın zamanda yayınladınız. Türkiye’de sinema alanındaki en önemli yayınlardan biri olan Altyazı Sinema Dergisi’nden ve 2021 Yıllığı’ndan bahseder misiniz?

Pandemi koşulları sebebiyle Mayıs 2020’den beri yayın hayatımıza dijital olarak devam ediyoruz. Kurduğumuz abonelik sistemi ile okuyucularımıza ulaştırdığımız aylık e-dergi’nin yanı sıra herkesin erişime açık olan altyazi.net; sinemada ifade özgürlüğü alanında faaliyet gösteren fasikul.altyazi.net; her iki sitenin sosyal medya kanalları ve YouTube hesabımız ile varlığımızı çok sayıda mecrada sürdürüyoruz. Fakat bir yandan matbu yayın yapmaktan da uzak kalmak istemiyorduk. Bu nedenle pandeminin ve ekonomik koşulların bizi zorladığı bu dönemde her ay dijital dergi çıkarmanın yanında yılda iki defa özel matbu yayın basmaya karar verdik. 2021 Yıllığı bu süreçte çıkardığımız ikinci özel yayın ve her sene bu yayını çıkarmak istiyoruz. Yıllıkta geçtiğimiz yılın sinema ve televizyon gündemine kapsamlı bir bakış atıyoruz. Dünyadan ve Türkiye’den seçtiğimiz onlarca filme dair inceleme yazılarının yanında, yerli ve yabancı dizilere, belgesellere ve birçok farklı tematik başlık altında yılın sinema külliyatını kapsamlı bir şekilde ele alıyoruz.

COVID-19 ile daha da derinleşen ekonomik kriz ve bununla beraber kâğıt fiyatlarındaki artış matbu dergiciliğin sürdürülebilirliğini nasıl etkileyecek? Altyazı Sinema Dergisi’nin geleceğinin dijital mecralar üzerinden ilerlemesini mi öngörüyorsunuz?

Türkiye’de kağıt üretimi yapılmadığı için yayınlar kağıt tedariğini yurtdışından yapmak zorunda kalıyor.  Kağıt masraflarının döviz kuruna bağlı olması ve küresel çapta kağıt arzında düşüş yaşanması baskı maliyetlerini 2021 yılında üç-dört katına çıkardı. Sınırlı sayıda okuyucuya ulaşan matbu yayınların bu ani maliyet artışını karşılaması oldukça zor. Bu nedenle geçtiğimiz birkaç ay içinde özellikle birçok bağımsız dergi basıma ara vermek zorunda kaldığını açıkladı. Maliyetlerin bu kadar değişken ve öngörülemez olduğu bir süreçte bizim gibi küçük oluşumlar için periyodik yayın çıkarmanın imkânsıza yakın bir hale geldiğini söyleyebiliriz. Bu nedenle Altyazı Sinema Dergisi olarak, kendimizi son iki yıldır öncelikle bir dijital içerik üreticisi olarak konumlandırmaya çalışıyoruz. Diğer yandan koşullar elverdiği sürece özel matbu yayınlarla okuyucularımızla buluşmak istiyoruz.

Hibe desteğimizle Altyazı Sinema Dergisi Dijital Arşiv projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Mayıs 2020’de kullanıma açtığımız ücretli abonelik sistemimizde her ay yeni sayımız yayımlanıyor. Aynı zamanda, kullanıcılar eski sayıların bir kısmına da ulaşabiliyor. Fakat Altyazı’nın tam bir dijital arşive sahip olabilmesi için geriye dönük olarak 144 sayının daha taranması, dijital dergi haline getirilmesi ve tüm sayıların sistemli bir şekilde indekslenmesi gerekiyor. Bu proje sayesinde, Altyazı’nın yirmi yılı aşkın süredir ürettiği matbu içerikler dijital hale gelebilecek. Eski sayılar taranarak yeni hazırlanan altyapıya yüklenecek ve her dergi indekslenecek böylece kullanıcının aradığı içeriğe daha kolay ulaşması sağlanacak. Arşivin  sinema akademisyenleri, araştırmacılar, sektör çalışanları ve sinema ile ilgilenen herkes için sürekli başvurabilecekleri temel bir kaynak olmasını amaçlıyoruz.