Monthly Archives

Ocak 2021

COVID-19 Acil Destek Fonu Kapsamında Desteklediğimiz Rengarenk Umutlar Derneği Çalışmalarını Tamamladı

By | Acil Destek Fonu, COVID-19 Acil Destek Fonu

Diyarbakır’daki dezavantajlı mahallelerde yaşayan, risk altında ve ayrımcılığa maruz kalmış kadın ve çocukların fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren Rengarenk Umutlar Derneği’ne (RUMUD) COVID-19 Acil Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile hibe desteği sağladık. Hibe kapsamında Telekonferansla Psiko-sosyal Destek çalışmasını hayata geçiren RUMUD, ihtiyaç duyduğu teknik ekipmanları temin ederek çalışmanın daha nitelikli hale gelmesini sağladı. Derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Asiye Turfan ile yaptığımız röportajda salgın sürecinde hayata geçirdikleri Telekonferansla Psikososyal Destek çalışmasını, çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ile beraber hazırladıkları İzmir Depremi Çocuk Hakları Temelli Gözlem Raporu’nu ve derneğin 2021 yılında öncelik vereceği çalışmaları konuştuk.

 Salgının ilk aylarında başlattığınız telekonferans yöntemi ile psiko-sosyal atölye çalışmalarını Eylül ayında tamamlayarak sonuçlarına dair bir değerlendirme çalışması yayınladınız. Bu süreçteki deneyimlerinizi ve değerlendirme çalışmasından öne çıkan noktaları bizimle paylaşır mısınız?

Salgının hızla yayılmasından dolayı yürürlüğe konulan sokağa çıkma yasakları bölgede daha önce yaşanan savaş travmalarının tetiklenmesine ve çocukların birçok konuda sorun yaşamasına sebep oldu. Salgının ilk ayında yaptığımız görüşmelerde çocukların geçmiş travmalarının tetiklendiğini, aile içi şiddetin arttığını, çocukların oyun alanlarını kaybettiği ve eğitime erişim olanaklarının olmadığını gözlemledik. Bu veriler doğrultusunda çocukların mahallede en yoğun zaman geçirdikleri, sosyalleştiği ve kendilerini ifade ettiği alan olan derneğimizde fiziki çalışma koşulu olmadığından telekonferans çalışmasını başlattık. Bu çalışma ile yukarıda bahsettiğim olumsuz koşulların etkilerini azaltmak, çocukların kendilerini yalnız hissetmesini önlemek ve bu süreçlerin en az psikolojik hasarla atlatılmasını hedefledik. Masal okumaları, oyun saatleri, sanatsal ve kültürel etkinlikler, bilgi yarışmaları ve psiko-sosyal çalışmalardan oluşan 6 aylık telekonferans çalışmasının sonucunda, çocukların bu süreci verimli geçirmeleri, kitap okuma oranlarında artması, hane içi barış, çocukların kendilerini ifade etmeleri, hane içindeki ebeveynleri ve diğer bireyler ile iletişimin güçlenmesi, travmatik etkilerin azalması ve tekrarlanmaması bu çalışmanın sonucunda elde ettiğimiz olumlu sonuç ve geri bildirimler oldu.

İzmir Depremi sonrası bölgede yapılan incelemelerden yola çıkarak Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmet Kulübü (BUSOS), Fikir Sanat Atölyesi Derneği Çocuk Hakları Merkezi ve Derin Yoksulluk Ağı ile birlikte çocuk hakları temelinde bir değerlendirme yaparak uygulama önerileri de içeren ortak bir rapor hazırladınız. Bu raporun sonuçlarından bahseder misiniz?

Çocuk hakları her koşulda ve zamanda göz önünde bulundurulması gereken bir alan. Savaşta da afette de çocukların etkilendiği her durumda bu bakışı elden bırakmamak gerekiyor. İzmir depremindeki raporu da diğer kurumlarla birlikte bu perspektif ile hazırladık. Deprem başlı başına bizi derinden etkileyen bir deneyim iken bir de salgın koşulları ile birleşmesi bu raporu yazma gerekliliğindeki en önemli noktamız oldu diyebiliriz.Raporda deprem özelinde kısa, orta ve uzun vadeli tavsiyeler sunmakla beraber bir de COVID-19 tedbirleri rehberi hazırladık.

Kısa vadeli önlemler kapsamında afet bölgesinde koordinasyonun sağlanmasına ve yaşamını kaybeden çocukların yakınlarının, yaralanan, sakat kalan ve kayıp yaşayan tüm çocukların yaşamla bağlarını güçlendirecek insan hakları temelli destek mekanizmaları oluşturulmasına dair önerilerimiz oldu. Orta ve uzun vadede ise hak kayıplarına ilişkin hukuksal destekler sağlanmasına, sosyal hizmet desteklerinin etki araştırmalarının yapılmasına, dışlanmış, hak ve özgürlüklere erişimde daha fazla zorluk yaşayan gruplar için kapsayıcı ve destek niteliğinde sosyal hizmet uygulamaları oluşturulmasına dair önerilerimiz oldu.

 COVID-19 Acil Destek Fonu kapsamında  sağladığımız kurumsal hibe ile hangi çalışmaları gerçekleştirdiniz? Bu çalışmaların sonuçları ve bu süreçteki öğrenimlerinizi paylaşır mısınız?

Salgın süreci başladığı dönemde öncelikle çocukların mevcut koşullarını ve ihtiyaçlarını tespit etmek üzere bir araştırma yaptık. Çocukların yaşadıkları süreci maruz kaldıkları savaş sürecine benzetmelerinden kaynaklı travmalarının canlandığı, eğitime erişimleri olmadığı için zamanlarının çok büyük bir kısmını televizyon izleyerek geçirdikleri geniş ve çok çocuklu aile yapısına sahip olmalarından kaynaklı anlaşmazlıklar ve fiziksel şiddete dönüşen tartışmalar yaşadıkları sonuçlarına ulaştık. Çocukların akut durumda psikososyal desteğe ihtiyaçları olduğunu ve hızlı bir şekilde temas kurmamız gerektiği kararına vardık. Ancak mevcut koşullarda fiziksel olarak yan yana gelemeyeceğimizin farkındaydık ve dijital medya alternatifleri ile onlara ulaşamayacağımızı da çocuklardan aldığımız cevaplardan öğrendik. Buradan hareketle, evde annelerinin kullandığı tuşlu telefonlardaki çoklu bağlantı yöntemi ile iletişime geçmeye karar verdik. Çocukların ihtiyaçları doğrultusunda aileler ile birlikte yapılacak kaliteli ve eğlenceli etkinliklerden oluşan Telekonferansla Psiko-sosyal Destek Çalışması’nı hazırladık. Bu çalışma ile sanat, müzik, masal ve oyun gibi atölyeler kurguladık. Toplamda 18 gönüllü eğitmenin katılımı ile çalışmalarımıza başladık.  Ancak tüm ekibin evde böyle bir çalışma yapmak için gerekli donanımı yoktu. Aldığımız fon ile programladığımız bu çalışmayı hayata geçirmek için dernek içinde kapasite güçlendirme çalışması yaptık. İhtiyaç duyduğumuz ekipmanları temin ederek çalışmanın daha nitelikli hale gelmesini sağladık.

Teknik altyapı ile ilgili yetersizlikler, birlikte çalıştığınız çocukların internet erişimini artırmak amacıyla hayata geçirdiğiniz projenin sekteye uğramasına neden oldu. Çocukların internet erişimini artırmak ve bu sayede çevrimiçi faaliyetlerden faydalanmalarını sağlamak için önümüzdeki dönemde yapmayı düşündüğünüz çalışmalar var mı? Salgının ve önlemlerin devam ettiği bu süreçte çalışmalarınıza hangi yöntemle devam etmeyi düşünüyorsunuz?

Telekonferans çalışmasını yürütmek ve yönetmek bizim açımızdan oldukça zordu. Ayrıca çocukların ve hatta bizim birbirimizi görmeye de ihtiyacımız vardı. Bilgiye erişimin sadece internet üzerinden sağlanabildiği bu dönemde dezavantajlı durumda olan mahalle sakinleri için internet hizmeti vermek istedik. Ancak mahallenin fiziksel durumundan ve tarihi yapısından kaynaklanan teknik altyapı sorunları nedeniyle bu kurulum sağlanamadı. Dolayısıyla çalışmaları interneti olan çocuklarla çevrimiçi olarak yürütüyoruz, olmayanlarla da telekonferans yapmaya devam ediyoruz. İçişleri Bakanlığının yayınladığı genelgeye göre dernek faaliyetleri ile ilgili kısıtlamalar Şubat 2021’e kadar uzatıldı. Şubat ayı itibari ile dernek merkezini çocuklar için güvenli hale getirip çalışmalarımıza tüm önlemleri almış şekilde başlamayı düşünüyoruz.

Salgın koşullarının devam ettiği bir ortamda, Rengarenk Umutlar Derneği’nin 2021 yılı için öncelik vereceği alanlar ve çalışmalar neler olacak? Derneğin gelecek dönem için planlarından bahseder misiniz?

Salgın koşullarında evde çalışma süreci bayağı güç. Sürecin ve kısıtlamaların daha ne kadar süreceğini kestiremiyoruz. Bu nedenle bu süreçte birincil çalışma önceliğimiz çocuklarla diyaloğu kesmemek ve onların bizlere acil durumlarda ya da istedikleri zaman ulaşabilecekleri bir sistem oluşturmak. Salgın sürecinde kurumsal kapasite geliştirme ve politika-strateji belgelerimizi hazırladık. Son süreçte oluşturulan belgeleri geliştirmeyi hedefliyoruz. Bunların yanı sıra çevrimiçi ve telekonferans çalışmalarımız da devam ediyor.

Diğer taraftan salgın ile artan çocuk işçiliği meselesine dair bir izleme çalışması yapmak ve buradan hareketle savunuculuk çalışmaları geliştirmek gibi bir planımız var. Alt yapısını oluşturduğumuz ve kısa zaman sonra tamamlayacağımız bu çalışmanın saha faaliyetlerine başlamak üzereyiz.

Salgından önce de var olan ancak salgın ile birlikte daha çok ihlal edilen çocuğun oyun hakkı ile ilgili başka bir izleme çalışması daha yapıyoruz. Bu rapor kısa zaman sonra internet sitemizde ulaşılabilir hale gelecek.

Kültür Sanat Fonu’nun 2020 Döneminde Desteklediğimiz STK’lar Çalışmalarına Başlıyor

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK), COVID-19 salgını ile başlayan yeni döneme adapte olmalarına destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation iş birliği ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı Kültür Politikaları Çalışmaları bölümünün içerik ortaklığında hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2020 döneminde hibe vereceğimiz STK’lar çalışmalarına başlıyor. Fon kapsamında Mardin Kültür DerneğiPembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma DerneğiPerformans Araştırmaları Derneği (Tiyatro Medresesi), Performans Sanatını Geliştirme Derneği (Performistanbul), S.S Semaver Kültür Sanat Eğitim Yayıncılık Hizmet Üretim Pazarlama ve İşletme Kooperatifi (Semaver Kumpanya), Tiyatro Kooperatifi ve Yükleniyor (Loading) Çağdaş Sanat Derneği’ne toplam 483.000 TL hibe desteği sağlayacağız.

Kültür Sanat Fonu’nun yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve fon kapsamında yapacakları çalışmalarla ilgili bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Nefes Kültür Sanat Derneği COVID-19 Acil Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Anlattı

By | Acil Destek Fonu, COVID-19 Acil Destek Fonu

COVID-19 Acil Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağladığımız Nefes Kültür Sanat Derneği, Gaziantep’te yaptığı çalışmalarla Suriye ve Türkiye’den çocuklar ve gençler için kültür sanat üretimi ve katılımını vurgulayan çok kültürlü müzik çalışmaları yürütüyor. Kurumsal hibeyi Nefes Müzik Okulu’nun enstrüman ve koro derslerini dijital ortama adapte etmek için kullanan dernek, bu sayede salgın döneminde de   müzik eğitimlerine aralıksız olarak devam etti. Nefes Kültür Sanat Derneği Saymanı Tuğba Ünal Jazbeh ile yaptığımız röportajda Nefes Müzik Okulu’nun çevrimiçi olarak tamamlanan çalışmalarının çocuklar ve aileleri üzerindeki etkileri ile 2021 yılında yapmayı planladıkları çalışmaları konuştuk.

COVID-19 salgınının getirdiği şartlar sebebiyle pek çok sivil toplum kuruluşu gibi Nefes Kültür Sanat Derneği de faaliyetlerinin bir kısmını çevrimiçi olarak gerçekleştiriyor. Müzik eğitiminin çevrimiçi olarak devam etmesinin beraber çalıştığınız çocuklar ve gençler açısından olumlu ve olumsuz yanlarından bahseder misiniz?

COVID-19 süreci ile beraber her kuruluşun ve de her bireyin hayatında yeni normaller belirlenmeye başlandı. Bu süreçte çocuklarımız sosyal aktivitelerinden önce eğitim hayatlarında çevrimiçi araçlarla tanıştılar. Okullarda yaşanan bu değişim ve entegrasyon sebebiyle Nefes Kültür Sanat Derneği olarak bizim ders planlarımızdaki değişime de çocuklar çabuk adapte olabildi. Bu kısa sürede gerçekleşen adaptasyon bizler için olumlu oldu. Ancak çocuklarımızın müzik eğitimindeki yüz yüze derslerinde, sadece teknik müzik bilgisi değil bunun yanı sıra öğretmenleri ve diğer arkadaşları ile kurdukları güzel iletişim ağı etkilendi. Çocuklarımız bu süreçte, ders aralarında ve ders sonlarında yapılan küçük sohbetlerden, arkadaşlar arası birebir bilgi paylaşımlarından ve bazen de kurulan eğlenceli oyunlardan ne yazık ki mahrum kaldılar.

COVID-19 Acil Destek Fonu kapsamında sağladığımız kurumsal hibeyi Nefes Müzik Okulu’nun çalışmalarına devam etmek için kullandınız. Bu kapsamda ne tür faaliyetler gerçekleştirdiniz?

COVID-19 Acil Destek Fonu’ndan almış olduğumuz tüm hibe dijital dönüşüm araçları için kullanıldı. Bu süreçte canlı dersler yaptık ve teknik donanımlar arasından en uygun seçenekleri kullanarak canlı derslerin kesintisiz ve yüksek kalitede çocuklarımıza ulaşabilmesi için yoğun çaba sarf ettik. Yapılan canlı dersler sayesinde Nefes Müzik Okulu’nun yıl sonu hedeflerine ulaşabildik. Yıl sonu için çocuklarımızla hazırladığımız mini konser videoları sosyal sosyal medya hesaplarımızda büyük ilgi ile izlendi.

Çocuklar ve gençler salgının getirdiği koşullardan en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor. Çocukların ve gençlerin çeşitli kısıtlamalarla karşılaştığı bu dönemde Nefes Müzik Okulu ile yaptığınız çalışmaların nasıl bir etkisi oluyor?

Özellikle çocuklarımız okul süreçlerinin de evden devam etmesi sebebiyle ciddi bir yalnızlık içerisine düştüler. Arkadaşlarından uzak kalmak ve sürekli evde olmak psikolojisi çocukların baş etmekte zorlandıkları bir durum oldu. Nefes Müzik Okulu Projesi’nde yer alan çocuklarımız kısmen de olsa bu yalnızlık ve sürekli evde olmak duygusundan uzaklaşabildiler. Ayrıca hayatın birçok alanının durma noktasına geldiği şu günlerde çocukların üretebiliyor ve bunu sergileyebiliyor olmaları onları psikolojik açıdan da güçlü kıldı ve bu salgın sürecinden daha az düzeyde etkilenerek çıkmayı başardılar.

Aileler açısından da durum aslında aynı. Aileler de çocuklarını bu yalnızlaşma sürecinden kurtarmak için çareler aradılar. Müzik okulumuz aileler için de nefes aldıran bir proje oldu. Çocuklarının sosyal hayatlarının bu süreçte devam edebiliyor olması ve üretkenliklerini kaybetmediklerini görmek onları mutlu etti. 

Kültür için Alan Programı‘nın desteği ile Nefes Müzik Okulu’nun eğitmenleri ve öğrencilerine yönelik bir kapasite geliştirme projesini hayata geçiriyorsunuz. Bu proje kapsamında yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?

Bu yıl için olabilecek en güzel projeyi bu destek ile gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz. Eğitmenlerimiz profesyonel müzisyenlerle yaptıkları atölye çalışmaları ile müzikte farklı eğitim yöntemlerini birebir uygulama şansı elde ettiler. Ayrıca çalıştıkları profesyoneller ile yeni projeler üretebilme adına çok güzel fikirler ortaya çıktı.

Çocuklarımız açısından da çok güzel bir çalışma oldu. Sosyal medyadan, televizyondan gördükleri ünlü diye tabir ettikleri profesyonel müzisyenlerle tanışmak onları çok mutlu etti. Birebir yaptıkları sohbetler ile müzik alanında ve yaşamın diğer alanlarında yepyeni ufuklar açıldı. Sahip oldukları enstrümanlara karşı sevgileri ve ilgileri arttı. Çocuklarımız müzik alanında sınırlarının olmadığını keşfettiler. Hayata ve müzik kariyerlerine ilişkin sanatçılarımızın yaptıkları sohbetler çocuklarımızın gelecek planlarına ışık tuttu.

Nefes Kültür Sanat Derneği’nin 2021 yılında öncelik vereceği çalışmalar neler olacak? Derneğin gelecek planlarından bahseder misiniz?

Derneğimizin 2018 yılında başlatmış olduğu Nefes Müzik Okulu Projesi 2021 yılında da devam edecek. Her yıl ilave dersler ve enstrümanlar ekleyerek büyüttüğümüz okul projemiz için fon bulma çalışmalarına birkaç aydır devam ediyoruz. Çocuklarımız ve gençlerimizle başlattığımız bu projede artık her yaş grubuna hitap edebilir hale geldik. Yaş sınırlaması olmaksızın öğrenmeye açık her müzik tutkunu birey bizim projemizde yer alabilir. Öğrenci sayımızın da artmasına bağlı olarak yeni alanlar yaratmak zorundayız ve bunun için de kaynak bulma çalışmaları yürütüyoruz. Ayrıca Nefes Müzik Okulu’nun eğitmenleri ve öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirdiğimiz kapasite geliştirme projesinin tadı tüm katılımcıların damaklarında kaldı.  Bu projeyi de geliştirerek 2021 yılı içerisinde tekrar hayata geçirmeyi hedefliyoruz.

 

*Fotoğraf: Ali Sultan