Tag

Kahramanmaraş arşivleri - Sivil Toplum için Destek Vakfı

6 Şubat Fonu: Her Çocuk için Eşit Başlangıç Hibe Programı Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | 6 Şubat Fonu: Her Çocuk için Eşit Başlangıç

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, bölgede yaşamaya devam eden çocukların temel ihtiyaçlara erişimini desteklemek amacıyla Vakfımız koordinasyonunda Insider mali desteğiyle hayata geçen 6 Şubat Fonu: Her Çocuk için Eşit Başlangıç hibe programı kapsamında desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 3 STK’ya toplam 3.150.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Acil İhtiyaç Projesi Vakfı (aip), (Eşit Başlangıç Projesi, 1.050.000 TL), İstanbul
aip, toplumun tüm kesimlerinin temel ihtiyaçlara erişimini desteklemek ve toplumsal eşitsizlikleri azaltmak amacıyla, sürdürülebilir çözümler geliştirerek yardımlaşma kültürünün güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. aip sağladığımız hibe desteğiyle Adıyaman’ın merkez ilçesinde bulunan dört ilkokuldaki 220 çocuğun eğitim hakkına erişimini, hijyen koşullarının iyileşmesini ve iyi olma halini desteklemek için Eşit Başlangıç projesini hayata geçiriyor. Bu kapsamda, öğrencilere kırtasiye ve hijyen paketleri ulaştırılacak olan aip; çocukların moral ve motivasyonlarını artırmak amacıyla ise yaratıcı ve eğlenceli içeriklerle dolu “hayal paketleri” hazırlanacak.

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği (Hayat Sende)(Birlikte Daha İyiye Projesi, 1.050.000 TL), Ankara
Ankara’da faaliyet gösteren Hayat Sende, koruma altındaki çocuk ve gençler ile korumadan ayrılan bireylerin karşılaştıkları güçlüklere yönelik yenilikçi politikalar ve buna hizmet edecek uygulamalar geliştirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Hayat Sende sağladığımız hibe desteğiyle Adıyaman, Malatya ve Gaziantep’te koruma altında yaşayan çocukların iyi olma halini güçlendirmek ve hijyen bilincini artırmak amacıyla Birlikte Daha İyiye projesini hayata geçiriyor. Bu amaç doğrultusunda 300 çocuğun duygusal dayanıklılığını güçlendirmek amacıyla oyun ve sanat temelli 15 psikososyal destek atölyesi düzenleyecek. Aynı zamanda bu atölyelere katılan ve daha uzun soluklu desteğe ihtiyaç duyan 30 çocuğa en az 10 seanslık düzenli psikolog desteği sağlanacak. Hijyen ve beden sağlığı ile ilgili eğitimler düzenleyecek olan Hayat Sende; 470 çocuğun üç aylık kişisel bakım ihtiyaçlarını karşılayacak.

Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği (SAÇDD), (Süreyya Ağaoğlu Kütüphaneleri “Kitap Dostu Çocuklar” Projesi, 1.050.000 TL), İzmir
SAÇDD, eğitimde fırsat eşitliğini desteklemek amacıyla maddi imkanları kısıtlı ancak başarılı öğrencilere yönelik burs programları, kütüphane kurulumu, hukuk ve sanat alanlarında ödüller ve yarışmalar düzenliyor. Sağladığımız hibe desteğiyle Hatay’ın Antakya ve Samandağ ilçelerinde yer alan ve kütüphanesi bulunmayan üç ilkokulda çocukların nitelikli eğitim materyallerine ve destekleyici öğrenme ortamlarına ulaşmasını desteklemek amacıyla Süreyya Ağaoğlu Kütüphaneleri “Kitap Dostu Çocuklar” projesini hayata geçiriyor. Bu kapsamda SAÇDD, 6-11 yaş aralığındaki çocuklar için kitapların yanı sıra eğitici oyunlar, bilgisayar destekli kaynaklar ve sanatla iç içe etkinlikler sunan çocuk dostu kütüphane kuracak. Kütüphane kurulumlarının ardından her okulda çocukların sanatsal ve kültürel gelişimini destekleyen atölyeler, yazar buluşmaları, birlikte okuma saatleri gibi etkinlikler düzenleyecek. Hayata geçirilecek yaratıcı yazarlık atölyesi ile çocukların kaleminden çıkan hikâyeleri bir kitapta toplayacak. Son olarak, sanat atölyeleri ile çocukların farklı sanat dallarını deneyimlemesine katkı sağlayacak olan SAÇDD, dönem sonunda yapılan çalışmalarla bir sergi düzenlenecek.

Deprem Bölgesinde Koruma Altındaki Çocukların Geleceği: “Özel Projeler Yürütülmeli!”

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

Kırmızı Çocuklar Derneği (Kırmızı Çocuklar), çocukların ve gençlerin eğitim, sağlık, kültür-sanat hakkına erişimini desteklemek ve sportif faaliyetlere katılımını güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Paribu mali desteği ve iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 döneminde desteklediğimiz Kırmızı Çocuklar, Geleceğe Doğru projesini hayata geçiriyor. Dernek proje kapsamında Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 14-18 yaş arası gençlerin eğitim hakkına erişimini destekleyerek; okul terkini önlemek ve gençlerin gelecekteki istihdam olanaklarını güçlendirmek amacıyla yüz yüze kariyer planlama atölyeleri ve danışmanlık desteği sağlıyor.

Kırmızı Çocuklar ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje kapsamında yürüttükleri faaliyetler, koruyucuyu aile modeli çerçevesinde yürüttükleri çalışmalar ve deprem bölgesinde koruma altında yaşayan gençlerin karşılaştıkları sorunlar hakkında konuştuk.

Kırmızı Çocuklar Derneği’nin misyonundan ve bugüne dek yürüttüğünüz çocuk ve genç odaklı çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Kırmızı Çocuklar Derneği olarak, korunma altındaki çocuk ve gençlerin güvenli bir ortamda büyümelerini sağlamak, haklarına erişimlerini desteklemek ve sosyal hayata aktif katılımlarını teşvik etmek amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bugüne kadar eğitim, sanat, spor ve psikososyal destek alanlarında pek çok proje yürüttük. Çocukların potansiyellerini keşfetmeleri ve güçlü bireyler olarak hayata hazırlanmaları öncelikli hedeflerimiz arasındadır.

 “Deprem bölgesinde koruma altındaki çocuklar, temel ihtiyaçlarına ulaşmakta zorluk çekiyor!”

Koruma altındaki çocuklar ve koruyucu aileler konularında yürüttüğünüz farkındalık çalışmalarından; bu alanda karşılaştığınız temel sorunlardan ve çözüm önerilerinizden bahser misiniz?

İmkân sunulduğunda her çocuğun yetenekleri doğrultusunda gelişebileceği inancından yola çıkarak bütüncül bir yaklaşımla işe koyulduk. 2018’den beri koruma altındaki çocuklar ve koruyucu aileliğin farkındalıklarını artırmaya yönelik eğitim ve atölye çalışmaları düzenliyoruz. En büyük sorunlar arasında çocukların topluma entegre olma güçlükleri, eğitim olanaklarına erişim eksiklikleri ve psikososyal destek ihtiyaçları yer alıyor.

Çözüm olarak ise aile temelli bakım modellerinin yaygınlaştırılması, çocukların bireysel ihtiyaçlarına uygun projelerin artırılması ve toplumda farkındalığın geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Elele Federasyonu üyesi olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte çalışmalar yürüterek sistemi iyileştirme çalışmalarına katılıyoruz. Projelerimiz sürdürülebilir ve süreklilik arz eden hak temelli projeler.

Koruma altındaki gençlerin 18 yaş sonrası yuvalardan çıktıktan sonraki sorunlarının çok daha fazla olduğunu tespit ettik. Bu yüzden özellikle yuvalardaki 16-18 yaşındaki gençlerin daha iyi bir eğitim alması ve yuva sonrasındaki hayata hazırlanması gerekiyor. Bu gençler arasında üniversite okuma oranı çok düşük olduğu için, onları hayata hazırlamak için çeşitli projeler ve eğitimler düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

2023 yılında başladığımız ilham yolculuğu gibi projeleri 2025 yılı içerisinde daha da geliştirerek ilerlemek istiyoruz. Meslek eğitimleri, ilham konuşmaları, kişisel gelişim etkinlikleri gibi geniş çaplı ve tüm Türkiye’yi kapsayan projeler hazırlanmasını faydalı görüyoruz.

Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında Geleceğe Doğru projesini deprem bölgesinde yürütüyorsunuz. Proje kapsamında yürütmeyi planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Geleceğe Doğru Projesinin genel amacı, Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 14-18 yaş arası gençlerin eğitim hakkına erişimini artırmak, okul terkini önlemek ve gençlerin gelecekteki istihdam olanaklarını güçlendirmek için kapsamlı bir kariyer planlama desteği sağlamaktır. Proje ile gençlerin akademik ve mesleki gelişimlerine katkı sağlıyoruz ve yeteneklerine uygun kariyer hedefleri belirlemelerine yardımcı olacak eğitim, danışmanlık ve rehberlik hizmetleri sunuyoruz.

Proje yürütme aşamasında, Kahramanmaraş ilinde faaliyet gösteren kamu kurumları, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, gönüllü gruplar ve şirketlerle en az 15 katılımcının yer aldığı bir işbirliği semineri düzenliyoruz. Bu seminerde, gençlere yönelik politika üretmek için yapılması gerekenler tartışılıyor. Ardından, atölye ve danışmanlık programları geliştirerek, gençlerin gelecek ve kariyer planlaması sürecini, hangi yöntem ve metotların nasıl ve ne zaman uygulanacağı konusunda netleştiriyoruz.

Proje sürecinin devamında, 400 gençle yetenek eğilim araştırması yapıyoruz, ebeveynlerle görüşmeler gerçekleştiriyor ve ön testler uyguluyoruz. Belirlenecek 10 başlıkta, 400 gence geleceğin mesleklerine yönelik atölye çalışmaları ve seminerler sunuyoruz. Ayrıca, önemli isimlerin katılımıyla rol model etkinlikleri de düzenliyoruz.

Projenin son aşamasında ise Mentör Kardeşim Programı ile gençlerin üniversiteye giden akranlarıyla bir araya gelmelerini sağlıyoruz ve onlara rehberlik ile motivasyon desteği sunuyoruz.

İstanbul merkezli bir dernek olarak daha önce bölgede bir çalışma yapma şansınız oldu mu? Bölgeye dair izlenimlerinizi paylaşır mısınız?

Gelecek için Dayanışma Fonu kapsamında yürüttüğümüz Geleceğe Doğru projesiyle, depremlerden etkilenen çocukların yeniden yapılandırma sürecinde ihtiyaç duydukları desteğe erişimine katkı sağlıyoruz.

Kırmızı Çatı Çocuk ve Gençlik Merkezi projemizi depremlerden hemen sonra hayata geçirdik.  300 m2 kapalı ve 700 m2 açık alanı olan Kırmızı Çatı’da iki eğitmen istihdam ettik: haftanın beş günü çocuklarla etkinlikler yapılıyor ve gelişimleri takip ediliyor. Bugüne kadar 12300 çocuğa toplamda 668 etkinlik yaptık.

Deprem sonrası gerçekleştirdiğimiz incelemelerde, çocukların travma sonrası iyileşme sürecinde, süreklilik esas alınarak sosyal, kültürel ve psikolojik desteğin hayati önem taşıdığını gözlemledik.

İlk günden beri düzenlediğimiz etkinlikler çerçevesinde 14-18 yaş grubu gençlerin bu süreçte daha çok etkilendiğini ve gelecek kaygıları olduğunu gözlemledik. Bu yüzden bu yaş grubu için daha özel çalışmalara ve eğitimlere yöneldik.  Aynı zamanda, çocuğun gelişimi için ailenin desteği ve eğitimi de çok önemli olduğundan, belirli periyotlarda      aile seminerleri düzenliyoruz.

 “Deprem sonrası bölgede eğitim ve sosyal etkinliklere katılım oranları düştü, çocuklar travma kaynaklı sosyal izolasyon yaşadı ve eğitim materyalleri ile mekanlara erişimde büyük sıkıntılar oldu.”

Kahramanmaraş depremleri sonrası, çocukların ve gençlerin eğitim, kültür-sanat ve sportif faaliyetlere katılımını artırmaya yönelik sivil toplum faaliyetlerine ve mevcut sorunlara dair tespitlerinizi paylaşır mısınız?

Depremler sonrası bölgede eğitim ve sosyal etkinliklere katılım oranlarının düştüğünü, çocukların travma kaynaklı sosyal izolasyon yaşadığını ve eğitim materyalleri ile mekanlara erişimde büyük sıkıntılar olduğunu tespit ettik. Çözüm olarak, çocukların güvenli alanlarda sosyalleşmesini sağlayacak sanat, spor ve eğitim projeleri ile psikososyal destek hizmetlerinin artırılmasını öneriyoruz.

Merkezinizin bulunduğu İstanbul ile deprem bölgesini kıyasladığınızda; özellikle koruma altındaki çocukların ve gençlerin sorunlarına dair edindiğiniz deneyimi kısaca özetler misiniz?

İstanbul’da koruma altındaki çocuklar daha geniş bir hizmet ağına sahipken, deprem bölgesinde bu ağın zayıf olduğunu ve temel ihtiyaçlara erişimin öncelikli sorun olarak öne çıktığını gözlemliyoruz. Deprem bölgesindeki çocuklar, travma sonrası süreçlerde daha fazla bireysel destek ve kaynak gereksinimi duyuyor. Aynı zamanda aileler de diğer şehirlere göre daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyorlar. İstanbul’daki deneyimlerimizden yola çıkarak, hem aileler hem çocuklar için bölgede daha yapılandırılmış ve sürekli projeler yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz.

 Size destek olmak isteyen kişi ve kurumlar için kendinizi nasıl anlatırsınız? 

Tüm bu süreç içerisinde birçok hikâyeye tanıklık ettik. Her yaştan çocuğun ve ailenin bu yolculukta hislerine ve duygularına şahit olduk. Burada bizi etkileyen, kalbimizde derin izler bırakan çok fazla anımız oldu. Deprem bölgesinde yürüttüğümüz faaliyetler sırasında bir ebeveyn yanımıza gelerek, yaşadığı travma sonrası tamamen içine kapanan ve hiç konuşmayan çocuğunun, etkinliklerimiz sonrası nasıl bir değişim yarattığını bizimle paylaştı. Bu duygusal anılar dışında en önemli somut dönüşümleri hep ailelerden aldık.

“Benim çocuğumun gözünün içindeki ışıltı sönmüştü ve siz, benim çocuğumu tekrar ışıldattınız!” Faydalanıcı Ebeveyn

Gelecek için Dayanışma Fonu 2024 Dönemi Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, depremlerden etkilenen ergenlerin ve gençlerin iyi olma haline katkıda bulunan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Paribu iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu 2024 dönemi Başlangıç Raporu yayımlandı. Fon kapsamında Bulgurcu Vakfı‘na, Dayanışma İnsanları Derneği‘ne, Hasat Derneği‘ne ve Kırmızı Çocuklar Derneği‘ne toplam 2.440.150 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Gelecek için Dayanışma Fonu’nun yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 Dönemi Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, depremlerden etkilenen ergenlerin ve gençlerin iyi olma haline katkıda bulunan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Vakfımız koordinasyonunda, Paribu iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun 2024 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 4 STK’ya toplam 2.440.150 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Bulgurcu Vakfı, (Bavak), (Geleceğin Işığı: Kız Öğrencilerle İyi Yaşam Atölyesi Projesi, 602.800 TL), İstanbul
Bavak, üniversitelerin mühendislik bölümlerinde okuyan genç kadınların eğitimlerinin sürekliliğine katkı sağlayarak, kadınların mühendislik alanlarında kalma oranını artırmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Bavak, Buradayız Hatay Derneği iş birliğiyle Geleceğin Işığı: Kız Öğrencilerle İyi Yaşam Atölyesi projesini hayata geçirecektir. Vakıf, Hatay’da yürüteceği proje kapsamında, lise düzeyinde öğrenim gören kız çocuklarının mühendislik mesleğine dair farkındalıklarını artırarak, bu alandaki potansiyellerini keşfetmelerini desteklemek ve kariyer yönelimlerini güçlendirmek amacıyla atölyeler düzenleyecektir. Aynı zamanda, Hatay ve çevre illerdeki üniversitelerin mühendislik bölümlerinde eğitim gören genç kadınların okul süreçlerini destekleyerek, mesleki becerilerinin artırmaya yönelik faaliyetler gerçekleştirecektir.

Dayanışma İnsanları Derneği (DİD), (Sanat Yoluyla Dayanışma Projesi, 603.750 TL), Adıyaman
Adıyaman’da faaliyet yürüten DİD, gençlerin ve kırılgan grupların kalkınmada yer almasına ve afetlere dayanıklı bir sivil toplumun oluşmasına katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını gerçekleştiriyor. DİD hibe desteğimizle Sanat Yoluyla Dayanışma projesini hayata geçirecektir. Dernek proje kapsamında Adıyaman’da ikamet eden gençlerin iyi olma halini desteklemek amacıyla kültür-sanat faaliyetleri yürütecektir. Bu doğrultuda 20 tane kültür-sanat atölyesi düzenleyecek olan dernek; aynı zamanda insan hakları temelli film gösterimleri gerçekleştirecektir. Ayrıca, dernek merkezinin kültür-sanat faaliyetleri ve atölyeleri için uygun hale getirecek olan DİD; hibe kapsamında Deprem Bölgesindeki Gençlere Yönelik Kültür Sanat Etkinlikleri Rehberi hazırlayacaktır.

Hasat Derneği, (“Sanat Ne İşe Yarar?” Hatay’ı Sanatla Düşünmek Projesi, 623.600 TL), İstanbul
Katılımcı liderliği ve diyaloğu yaygınlaştırarak toplumsal fayda sağlamak, farklı sektör ve paydaşlar arası iş birliğini ve sivil toplum etkisini güçlendirmek, ve toplumsal gruplara güçlendirici ve fırsat eşitliği sağlayan faaliyetler gerçekleştirmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Hasat Derneği hibe desteğimizle “Sanat Ne İşe Yarar?” Hatay’ı Sanatla Düşünmek projesine devam edecektir. Dernek proje kapsamında Hatay’ın yeniden inşa sürecinde gençlerin aktif olarak katılımını ve yaşadıkları şehirle sanat yoluyla yeniden bağ kurmalarını desteklemek amacıyla atölye çalışmaları yürütecektir. Bu amaç doğrultusunda, 6 aylık uygulama sürecinde atölye çalışmalarının tasarımı ve uygulanmasında görev alacak, Hatay’dan ve Hatay dışından sanatçılar, uzmanlar ve gençlik-sanat odaklı STK temsilcilerinden oluşan en fazla 8 kişilik bir Danışma ve Uygulama Ekibi kurulacaktır. Oluşturulacak ekip, Hatay’da kültürel ve sanatsal olarak kent üzerine çalışılabilecek lokasyonları ve rotaları belirleyecektir.

Kırmızı Çocuklar Derneği (Kırmızı Çocuklar), (Geleceğe Doğru Projesi, 610.000 TL), İstanbul
Çocukların ve gençlerin eğitim, sağlık, kültür-sanat hakkına erişimini desteklemek ve sportif faaliyetlere katılımını güçlendirmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Kırmızı Çocuklar hibe desteğimizle Geleceğe Doğru projesini hayata geçirecek. Dernek proje kapsamında Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen 14-18 yaş arası gençlerin eğitim hakkına erişimini destekleyerek; okul terkini önlemek ve gençlerin gelecekteki istihdam olanaklarını güçlendirmek amacıyla kariyer planlama atölyeleri ve danışmanlık desteği sağlayacaktır. Bu amaç doğrultusunda yetenek eğilim araştırması gerçekleştirecek olan dernek, 400 gence ve ebeveynlerine yönelik ön test çalışmaları yapacaktır. Mentör Kardeşim Programı aracılığıyla akran öğrenmesini güçlendirecek olan dernek, gençlerin deprem bölgesi dışında üniversiteye giden akranlarıyla bir araya gelmelerini sağlayacaktır. Son olarak, dernek Kahramanmaraş’taki kamu kurumlarından, STK’lardan, özel sektörden, öğrenci gruplarından ve üniversitelerden temsilcileri bir araya getirerek gençlerin akademik ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunacak iş birliği seminerleri düzenleyecektir.

Kadın Merkezi Eğitim, Üretim, Danışma ve Dayanışma Vakfı ile Dayanışma Yaşatır Projesini Konuştuk

By | Yerel Güçlenmeye Destek Fonu

Diyarbakır’da faaliyet yürüten KAMER Kadın Merkezi Eğitim Üretim Danışma ve Dayanışma Vakfı (KAMER), cinsiyetçi değerlerin biçimlendirdiği kültür ve geleneklerin kadın ve çocuklara zarar veren uygulamalarını tespit etmek, alternatiflerini geliştirmek ve uygulanabilir olmalarına katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Yerel Güçlenmeye Destek Fonu kapsamında Dayanışma Yaşatır projesini hayata geçiren KAMER; Hatay’da  Engelli Kadın ve Çocuklara Destek Merkezi kurdu. Aynı zamanda Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’da çadır kentlerde yer bulamayan ve sokakta barınmak zorunda kalan kadınların ve çocukların gıdaya ve hijyen ürünlerine erişimini destekledi. 

KAMER ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; vakfın faaliyetleri, afet dönemlerinde toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle çalışma yürütme prensipleri ve vakfın gelecek dönem planları hakkında konuştuk. 

KAMER, Yerel Güçlenmeye Destek Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? 

KAMER olarak, Diyarbakır’da cinsiyetçi değerlerin biçimlendirdiği kültür ve geleneklerin kadın ve çocuklara zarar veren uygulamalarını tespit etmek, alternatiflerini geliştirmek ve uygulanabilir olmalarına katkı sağlamak amacıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. KAMER olarak amacımızı “yaşadığı şiddetten kurtulmayı başarmış, topluma etkin katılım sağlamış kadınların sayısını çoğaltmak” olarak tanımlayabiliriz. 

KAMER olarak 1997 yılında kurulduk. Her zaman ve her yerde olduğu gibi KAMER aleyhine de pek çok olumsuz yaklaşım söz konusuydu. Bu propagandaların en önemlisi “KAMER’in ve Türkiye’deki diğer kadın kuruluşlarının gizli hedefi Türkiye’deki kültürel yapıyı erozyona uğratmak. Onlar kadınları değiştirerek kültürümüze zarar vermeye, toplumu değiştirmeye çalışıyorlar.”şeklindeki yargılardı. Geliştirdiğimiz yöntemle hem bu tarz olumsuz propagandalar ile baş etmek hem katılımcılığı, kapsayıcılığı ve dolayısıyla toplumsallaşmayı sağladık.  

Bugüne kadar mücadele ettiğimiz alanlar kadınlarla beraber belirlendi. Kadınlar şiddetten yakındığı için şiddete karşı mücadele ettik. Ama elbette ilk çabamız şiddeti, olumsuz etkilerini, şiddetten kurtulmak için çıkarılmış yasaları, mevcut hizmetleri, hiç kimsenin hiçbir sebep ile şiddet uygulama hakkı olmadığı konusunda kadınların farkındalığını artırmak oldu. 

Başlık parası, kuma evliliği, kan bedeli evlilik, kayın evliliği, erken yaşta ve zorla evlilikler, eğitim hakkından yararlanmak ve buna benzer pek çok konu başlığı kadınlarla birlikte tespit edildi, kadınlarla birlikte çalışıldı ve çalışılmaya devam ediliyor. Kadınlar, kendilerine ve çocuklarına zarar veren uygulamaları tespit ediyorlar ve alternatifleri birlikte geliştiriyoruz. Daha sonrasında da uygulanabilir olmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Bunları yaparken insan haklarını ve Türkiye’nin de imza koyduğu sözleşmeleri baz alıyoruz.

Son iki yıldır ağırlıklı olarak çalıştığımız İklim Etkisi ve Toplumsal Cinsiyet Boyutu ya da Yerinden Yönetimin Önemi gibi çalışmalar da kadınların soruları, talepleri ile gündeme geldi. Kadınların belirlediği konular KAMER tarafından çalışılır, edinilen bilgiler kadınlarla paylaşılır, birlikte mücadele etme süreci başlar.

Hiç kimsenin, diline, inancına, kılık kıyafetine müdahale edilmez. KAMER’de çok dilli bir çalışma yürütüyoruz. Kültürel yapıyı bozmak için değil, kadın ve çocuklara zarar veren uygulamalara karşı mücadele ettiğimiz yıllar sonra anlaşıldı. Ayrıca KAMER toplumsallaşmayı başaran bir kadın kuruluşu oldu. Bu yöntemin etkisi önemli oldu. KAMER’i büyütüp geliştirenler kadınlar oldu. 

Hibe desteği ile Dayanışma Yaşatır projesini hayata geçiriyorsunuz. Projeniz tamamlanma aşamasındayken proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalar, çalışmanın çıktıları ve alana etkisi hakkında bilgi verir misiniz?

KAMER, Bingöl, Van ve Elazığ depremlerinden sonra yaşanan bina felaketlerinde, Batman sel felaketinde afetlerden etkilenenlerde beraber çalıştık. Bu nedenle Kahramanmaraş depremleri sonrası hızlıca aksiyon alabildik.

Depremler sonrası ilk aşamada ihtiyaçlar çok netti: Temel ihtiyaçlara erişim, temiz su, hijyen malzemeleri, kış ise ısınma sağlayacak giysiler vb. Bunlar ihtiyaç tespiti yapılmadan da tespit edilebilecek önceliklerdi. Ancak aradan birkaç ay geçtikten sonra ihtiyaçlar hızla değişti. Bu nedenle depremlerden etkilenenler için sağlanan hibe programlarının belirlenen planlarına ve bütçesine bağlı kalmak oldukça zordur. 

Dayanışma Yaşatır projemiz 2023 Haziran ortasında başladı. Adıyaman’da, Malatya’da, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta, Hatay’da çadır ve konteyner kentlerde çalıştık. Bu da ihtiyaçların yerinden, ihtiyaç sahiplerinden ve hızla belirlenmesini kolaylaştırdı. 

Dayanışma Yaşatır Projesi için öncelikle çok boyutlu yoksulluk yaşayan kadınlara ulaşmaya çalıştık. Daha önce gidilmediğini düşündüğümüz mahallelere ve köylere giderek ihtiyaçları tespit ettik. Projenin kaynakları, hızlı değişen ihtiyaçlar belirlenerek desteklere ulaşma imkanı sınırlı olan kadınlar için kullanıldı. 

Kadınlara yapılan ziyaretler sırasında ihtiyaçları kayıt altına almak üzere bir form kullandık. Bu formda yer alan sorulardan biri de daha önce herhangi bir kurum, kuruluş ya da sivil toplum kuruluşu (STK)  tarafından ziyaret edilip edilmediğini sorduk, ve % 62,8’si daha önce hiç kimse tarafından ziyaret edilmediğini belirtti. 

Sağlanan destekleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  • Dayanışma Yaşatır projesi kapsamında konteynerlar yaptırdık. Hatay’da Engelli Kadın ve Çocuklara Destek Merkezi olarak kullanılacak bir yerleşke hazırladık.
  • Kadınlara hukuki danışmanlık desteği sağladık. Bu destek sağlanırken iki farklı yöntem kullanıldı. Kadınların almak istediği danışmanlık konusu kendi yaşamlarıyla ilgili ise bireysel danışmanlık sağlandı. Ortaklaşılan konularda danışmanlık desteği gerekli ise grup danışmanlığı sağladık. Belirlenen bu iki yöntem kullanılarak 160 bireysel danışmanlık, 263 kişiye grup danışmanlığı desteği olmak üzere 423 danışmanlık desteği sağladık.
  • Depremlerden etkilenen her birey için 5 kere ile sınırlı olmak üzere, çok dilli çevrimiçi psikolojik danışmanlık desteği sağlandı. 372 kadın ile toplam 1860 görüşme yapıldı. 
  • 5580 kadın Psiko-eğitim gruplarına katıldı. Her biri ortalama 15 kişiden oluşan ve toplam 5 görüşme yapılan bu gruplarda kadınlarla dayanışarak, güçlenmelerine katkı sağlandı. 

Gerçekleştirilen bu çalışmaların elbette alana olumlu etkisi oldu. Proje tamamlandığı halde hem günlük temel ihtiyaçları hem de yasal ve psikolojik danışmanlık desteği için başvuran kadın sayısı oldukça fazla. Projenin kadınlar üzerinde çok belirgin bir etkisi oldu. Hem temel ihtiyaçlara ulaşabildiler hem de güçlendiler. 

Deprem bölgesinde kadınlara yönelik hem temel ihtiyaçlara erişim hem de psikososyal desteği kapsayan bir çalışma yaptınız. Bu ve benzeri çalışmalarda sizce dikkat edilmesi gereken hususlar neler?

Özellikle Dayanışma Yaşatır projesiyle fark ettiklerimizi anlatmaya çalışacağım. COVID-19 sonrası belirginleşen yoksulluk, Kahramanmaraş depremleri sonrası daha da derinleşti.  KAMER olarak hedef grubumuzu “çok boyutlu yoksulluk yaşayan, fırsatlardan, hizmetlerinden yararlanamayan” kadınlar olarak belirledik. Afet dönemlerinde de öncelikle bu hedef gruba ulaşmaya çalıştık. Bu kadınlara ulaştığımız zaman, bir kısmının tamamen durmuş olduğunu fark ettik. Artık ayağa kalkıp bir yudum su, bir lokma ekmek arayacak güçleri, yaşamak için hevesleri kalmamıştı. Bir kısmı ise açıkça şiddet yaşadığı halde bunu önemsemiyor, temel gıdaya erişebilmek için mücadele ediyordu. Zaten zor hayatlar yaşayan kadınlar depremlerle birlikte sahip oldukları her şeyi kaybetmişti. Günlük temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorlardı. Yoğun bir çaresizlik ya da öfke yaşıyorladı ve kendileriyle ilgili hiçbir ihtiyacı önemsemiyorlardı. Bu aileler tek tek tespit ettik. Hazırlanan gıda paketleri, hijyen malzemeleri, giysileri doğrudan ulaştırdık. Her aile için bu destekler belli aralıklarla devam etti. 

Bir süre sonra bu durumdaki kadınlarla iletişim kurabildik.

Öncelikle dikkate etmemiz gereken şey; “Kadınlar yaşadıkları kayıplar, zorluklar nedeniyle çaresiz hissediyorlar. Kendileri ile ilgili şiddet, sağlık sorunu gibi sorunları öteliyorlar.”

Sahada çalışan kadın kuruluşlarının bu aileler ile farklı tarzda çalışmaları, insani yardım ve hak temelli çalışmaları birlikte yürütmeleri gerekiyor. Tam bu noktada da dikkat etmemiz gereken şey iki çalışmanın iç içe geçmesini engellemektir. KAMER olarak bunu sağlayabilmek için insani yardım çalışmaları için çeşitli yöntemler geliştirdik. Herşey bir yana, en acil durumlarda bile mümkün olduğu kadar depremlerden etkilenenlerin destek almak için birbiri ile yarıştığı ortamlar yaratmaktan ve izdihama sebep olacak yöntemlerden kaçınmak gerekiyor.

KAMER’in gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? Sağladığımız hibe desteği gelecekteki hedef ve projelerinizi nasıl etkiledi?

Deprem bölgesi ilan edilen 11 ilin 8’inde örgütlüyüz. Yani aslında KAMER olarak bizler de depremlerden etkilendik. Yıkılan ofis binalarımız yerine konteyner ofisler kurduk. Buralarda çalışmaya devam ediyoruz.

Dayanışma Yaşatır projesinin sağladığı kaynak ile Hatay’da Engelli Kadın ve Çocuklara Destek Merkezi olarak kullanılacak bir yerleşke hazırlandık. Hatay’da depremler nedeniyle engelli olmuş kadınlara ve engelli kadınların bakımları ile ilgilenen kadınlara ulaşmaya, durumlarını tespit etmeye, seslerini duyurmaya ve gücümüz yettiğince ihtiyaçlarını karşılamaya çalışacağız.

Kadınların güçlenmesi alanında yapılan çalışmaların farklı bağışçılar tarafından desteklenmesi sizce neden önemli? Fonu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Kadınlar her şeye rağmen güçlenmeye devam ediyor. Kadınların güçlenmesi, şiddet ile baş etmeye başlaması, topluma etkin katılım sağlamak için çaba harcaması hem Türkiye için hem de dünya için umut yaratıyor.

Kadınların güçlenmesi, değişip dönüşmesi çocukların da değişmesini sağlıyor. Şiddetsiz, eşitlikçi, doğaya dayalı bir yaşam özlemi giderek büyüyor. Bunun devamını sağlamak gerekiyor. Bence bağışçılar bunu görmeli ve desteklemeli. Sağlanmakta olan güçlenme kesintiye uğramadan devam etmelidir. 

Dem Derneği ile Sesimi Duyan Var Mı? Projesi Hakkında Konuştuk

By | Her Yaşta Fonu, Her Yaşta Fonu

Toplumsal zıtlıklar arasında diyalog alanları yaratmayı ve bu alanlarda sürdürülebilir çözümler üretmeyi hedefleyen Dem Derneği (Dem), işiten toplum ile sağır toplum ve işitme engelliler arasında acıma duygusundan uzak ve istihdamı destekleyen diyalog alanları yaratmak amacıyla çalışmalar yapıyor.  AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu’nun 2023 döneminde hibe desteği sağladığımız Dem, Sesimi Duyan Var Mı? projesini hayata geçirdi. Dem proje kapsamında Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta bulunan toplam 30 çadır kenti ziyaret ederek başta yaşlılar olmak üzere işitme kaybı yaşayan bireylerin ihtiyaçlarını tespit ederek, işitme cihazına erişimlerini destekledik. 

Dem Derneği ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneği faaliyetleri, hibe kapsamında yürüttükleri faaliyetler, afet dönemlerinde sağır ve işitme engelli bireylerin karşılaştıkları zorluklar hakkında konuştuk. 

Dem Derneği olarak, işiten toplum ile sağır toplum ve işitme engelliler arasında acıma duygusundan uzak diyalog alanları yaratmak için çalışmalar yapıyoruz. Bu alandaki mevcut durum hakkında neler söyleyebilirsiniz? Siz bu alanda nasıl bir boşluğu dolduruyorsunuz?

Evet, Dem Derneği olarak 2014 yılından bu yana işitme engelli ve sağır toplum ile işiten toplumun her alanda bir arada yaşamasını sağlamak için çalışıyoruz. Çalışmalarımıza başladığımız günden bu yana 10 yıl geçti ve bu süre zarfında alanda çok şey değişti ve gelişti. Bunlardan en belirgini, Türk İşaret Dili (TİD) farkındalığındaki artış ve TİD ile bilgiye ve hizmete erişimin yaygınlaşmasıdır. Biz de Dem Derneği olarak, bir arada yaşamı savunan ve gündem belirleyici bir rol oynayan bir sivil toplum aktörü olarak bu alanda önemli bir yer tutuyoruz.

Her Yaşta  Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle Sesimi Duyan Var mı? projesini hayata geçiriyorsunuz. Projenin amacından ve yürüttüğünüz faaliyetlerden bahseder misiniz?

Sesimi Duyan Var Mı? projesinde, depremlerden etkilenen Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanmaraş illerinde, işitme kaybı yaşayan yaşlılar başta olmak üzere işitme kaybından etkilenen ve işitme cihazı ihtiyacı olan kişileri tespit etmeyi hedefledik. Bu doğrultuda, Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta 23 geçici yaşam alanını ziyaret ettik ve toplam 134 işitme kaybından etkilenen kişiyi tespit ettik.

Detaylara bakacak olursak:

  • Adıyaman’da 10 geçici yaşam alanını ziyaret ederek, toplam 44 işitme kaybından etkilenen kişiyle tanıştık ve bunların 39’unun işitme cihazı yoktu.
  • Gaziantep’te beş geçici yaşam alanını ziyaret ederek, toplam 32 işitme kaybından etkilenen kişiyle tanıştık ve bunların 29’unun işitme cihazı yoktu.
  • Kahramanmaraş’ta sekiz geçici yaşam alanını ziyaret ederek, toplam 58 işitme kaybından etkilenen kişiyle tanıştık ve bunların 56’sının işitme cihazı yoktu.

Tespit ettiğimiz 134 kişiden ikisine işitme cihazlarını ulaştırarak cihazlandırma sürecine başladık. Diğer cihazlar için yaklaşık 6.5 milyon TL fona ihtiyacımız var.

Deprem sonrası engelli bireylerin günlük yaşamlarında karşılaştıkları engelleri azaltmak ve erişilebilirliklerini artırmak için neler yapılabilir? Bunun sürdürülebilirliğini sağlamak için ne tür önerileriniz olur?

İşitme engelli bireyler ve sağır toplum ile çalışan bir sivil toplum kuruluşu (STK) olarak, olası bir deprem anı ve sonrasında gerekli olabilecek arama ve kurtarma çalışmalarına işitme engelli ve sağır bireyleri de kapsayacak şekilde hazırlık yapılmasını öneriyoruz. Projemizin adı olan ve arama kurtarma çalışmalarını hatırlatan “Sesimi Duyan Var Mı?” sorusu, işitme engelli ve sağır bireyler için bir anlam ifade etmiyor.

Diğer engel grupları için de kentlerin yeniden yapılandırılması sürecinde erişilebilir tasarımlar yapmak, sürdürülebilir ve kapsayıcı şehirler yaratmak açısından büyük önem taşıyor. Yeniden yapılandırılacak kentlerde eşit erişimi en baştan düşünmek, bu süreci bir fırsata dönüştürebilir.

Sesimi Duyan Var Mı? projesinin temel hedefleri nelerdir ve hangi ihtiyaçlara odaklanmayı planlıyorsunuz? Projeyi başlatmaya ne ilham verdi?

Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu projede deprem bölgesindeki işitme kaybı yaşayan yaşlılar başta olmak üzere, işitme kaybından etkilenen ve işitme cihazı ihtiyacı olan kişileri tespit etmeyi hedefledik. İşitme cihazı ihtiyacını karşılamaya odaklandık çünkü deprem sırasında kaybolan veya zaten daha önce de hiç alınamamış işitme cihazları pahalı olduğundan, devlet desteği yetersiz veya hiç olmadığından bu ihtiyaç önceliklendirilemiyor. Çift kulak işitme cihazı ihtiyacı olan bir kişi, yaklaşık 3 aylık emekli maaşını vererek bir çift cihaz satın alabilir. Kısaca, biz bu projeyle “böyle bir ihtiyaç da var” demek istedik.

İşitme engelli bireylerin topluma katılımı konusunda nasıl bir etki bekliyorsunuz?

İşitme kaybına erken tespit ve erken müdahale, yani cihazlandırma, toplumdaki bir aradalık halini destekler ve bir arada olabileceğimiz diyalog alanlarının sayısını artırır. Özellikle yaşa bağlı işitme kaybının erken teşhisi ve sürekli cihaz kullanımı, sadece duymayı değil, aynı zamanda aktif iletişimi ve sosyal bir yaşamı beraberinde getirir.

Örneğin; ilk cihazlandırdığımız 2 kişiden biri olan Cemile Teyze, hepsi şehir dışında olan çocukları ile ancak cihazı varken telefonda konuşabiliyor. Cemile Teyze sadece çocuklarının sesini duymuyor, aynı zamanda bu sayede ilişkilerini, iletişimini ve sosyal yaşamını de koruyor.

Bu şekilde, işitme engelli bireylerin erken müdahale ve cihaz kullanımıyla topluma daha aktif katılım sağlayabileceği ve sosyal yaşamda daha etkin olabileceği bir ortamın oluşacağını öngörüyoruz.

Dem Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? Sağladığımız hibe desteği gelecekteki hedef ve projelerinizi nasıl etkiledi?

Dernek olarak ilk hedeflerimizden biri kısa vadede bu proje kapsamında tespit ettiğimiz tüm işitme kaybı olan bireylere ihtiyaç duydukları cihazları ulaştırmak olacak. Ancak cihazlandırma özellikle yaşa bağlı işitme kayıplı bireylerde sadece deprem bölgesinde bir ihtiyaç değil. Türkiye genelinde pahalı olmasından ötürü önceliklendirilemiyor. Kurum olarak bunu gündemimize alacağız. 

Bağış kültürünün yeniden yapılanmaya başladığı bu dönemde bağışçılara nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Bağışçıları hedef kitlesi ile birebirde iletişimde olan bizim gibi küçük ölçekli sivil toplum aktörleri ile de birlikte hareket etmeye davet ediyoruz.  

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı ile Enstrüman Destek Fonu Projesini Konuştuk

By | Acil Deprem Fonu, Genel

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), İstanbul’un kültür-sanat yaşamını zenginleştiren çalışmalar yürütüyor. Düzenli olarak İstanbul Müzik, Film, Tiyatro ve Caz Festivalleri, İstanbul Bienali, İstanbul Tasarım Bienali, Leyla Gencer Şan Yarışması ve Filmekimi’ni düzenliyor. Turkey Mozaik Foundation iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu kapsamında Enstrüman Destek Fonu’na sağladığımız hibe desteğiyle, deprem bölgesinde veya yaşanan afet nedeniyle taşınarak başka şehirlerde ikamet eden, güzel sanatlar liseleri ve konservatuvarların müzik bölümlerinde eğitim gören ve depremde enstrümanı hasar gören öğrenciler ile ilgili bölümlerde görev yapan eğitmenlerin enstrüman ihtiyacını karşılamak amacıyla çalışmalar yürüttü. 

İKSV ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje kapsamında yürüttükleri çalışmalar, projenin kültür-sanat alanına etkisi, gençlerin kültür-sanat alanına katılımını güçlendirmek geliştirilmesi gereken stratejiler ve vakfın gelecek dönem planları hakkında konuştuk. 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı olarak, İstanbul’un kültür-sanat yaşamını zenginleştiren çalışmalar yürütüyorsunuz. Çalışma alanınızın var olan durumu hakkında neler söylersiniz?

İKSV olarak, İstanbul’da uzun süredir kültür-sanat faaliyetleri yürütüyor ve Türkiye genelinde kültür politikaları üzerine çalışmalar yapıyoruz. 6 Şubat depreminden sonra oluşturduğumuz Enstrüman Destek Fonu’nun amacı, felaketin etkilerini gidermeye müzik eğitiminde kaynaklara erişimi kolaylaştırarak katkıda bulunmak. Doremusic ve Zuhal Müzik‘in yanı sıra Pozitif Müzik, Sala Müzik, Cangöz Müzik, Keylan Müzik gibi işbirlikçiler de İKSV Deprem Bölgesi Enstrüman Destek Fonu’na destek veriyor. Bu işbirlikleriyle, sanat ve müzik alanlarındaki etkiyi artırmayı hedefliyoruz.

Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteğiyle Enstrüman Destek Fonu projesini hayata geçiriyorsunuz. Projenin amacından ve yürüttüğünüz faaliyetlerden bahseder misiniz?

İKSV Enstrüman Destek Fonu projesiyle, kültürel ve sanatsal yaşamın sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlıyoruz. Bu proje, depremden etkilenen müzik öğrencilerine ve eğitmenlere enstrüman temin etmek için oluşturulan bir fonu içeriyor. 2023 Mart, Nisan ve Mayıs aylarında 875 başvuru alındı ve bu, ihtiyacın büyüklüğünü gösteriyor. Başvuruları değerlendirerek, 5.600.000 TL’lik bir bütçe oluşturuldu ve bu kapsamda 29 farklı şehirde yaşayan 384 öğrenciye toplamda 34 farklı türde müzik enstrümanı sağlandı. 

Proje, geniş bir coğrafi alana yayılarak birçok öğrenciye ulaştı. En önemli etkisi, müzik eğitimi alanında yaşanan kayıpları telafi etmekte yardımcı olması. Bu fon aracılığıyla, müzik eğitimi alanındaki kayıpların bir miktar telafi edilmesi, öğrencilere ve eğitmenlere destek olunması hedefleniyor. Bu sayede, müziğin hayatlarında önemli bir yere sahip olduğu öğrencilerin eğitimlerine devam etmeleri ve müzik eğitiminin sürdürülebilirliği destekleniyor. Projenin etkilerini değerlendirmek için mevcut veriler kullanılarak başvuru sayıları, dağıtılan enstrüman sayıları ve öğrencilerden alınan geri bildirimler dikkate alınıyor.

Projenin Türkiye’nin kültür-sanat alanındaki gelişimine ve genç yeteneklerin  desteklenmesine nasıl bir katkısı olması bekleniyor?

Enstrüman Destek Fonu projesi, Türkiye’nin kültür-sanat alanındaki gelişimine ve genç sanatçıların/müzisyenlerin desteklenmesine katkı sağlıyor. Fon desteğiyle temin edilen enstrümanlar, müzik eğitimi alan öğrencilerin eğitim olanaklarını artırıyor. Bu sayede, gençlerin yeteneklerini geliştirmeleri ve profesyonel düzeyde müzik kariyeri yapmaları için gerekli araçlara erişimleri sağlanmış oluyor.

Türkiye’de gençlerin kültür-sanat alanına katılımının her geçen gün azaldığı, deprem bölgesi özelinde ise neredeyse imkânsız bir hale geldiği biliniyor. Bu doğrultuda gençlerin kültür-sanat alanına katılımını artırmak ve geniş kitlelere ulaşmak için ne tür stratejiler yürütülmesi gerekiyor?

Bu alanda birçok kurumun önemli çabaları mevcut. Yerel ve uluslararası kurumlar, depremlerden etkilenenlerin sanatsal ihtiyaçlarına cevap vermek için güçlü bir dayanışma ve işbirliği ağı oluşturuyor. İKSV olarak Mercedes-Benz Türk işbirliğiyle görsel sanatlar alanında çalışan genç sanatçılara yönelik Sanatçı Destek Fonu (SaDe) isimli bir destek programımız da var. Bu yıla özel olarak buradaki gücümüzü de deprem bölgesine aktarmayı amaçlayarak bu programın başvurularında da sadece depremden etkilenen bölgelerdeki sanatçıları davet ettik. Bu tür projeler ve iş birlikleri, gençler için kültür-sanat etkinliklerine katılımı artırabilecek yeni fırsatlar sunduğu için çok kıymetli. Uzun vadede genç müzisyenlere yönelik benzer profesyonel gelişim programlarının ve atölye çalışmalarının devam etmesi, yeteneklerinin geliştirilmesine ve sahne deneyimi kazanmalarına da yardımcı olabilir. Okullarda, gençlik merkezlerinde ve toplum merkezlerinde ücretsiz programların düzenlenmesi de aynı şekilde kültür-sanata ilgiyi artırabilir. Burada, düzenlenen programların uzun süreli olarak planlanması önem taşıyor. Uzun vadeli stratejilerin uygulanması ile gençlerin kültür-sanat alanına katılımı artırılabilir ve geniş kitlelere ulaşılabilir.

İKSV’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? Sağladığımız hibe desteği gelecekteki hedef ve projelerinizi nasıl etkiledi?

Bu projeyle bağlantılı olarak Institut Français ile hayata geçirilen “Umut Notaları” projesi, yerel sivil toplumun kalbindeki sanatsal bağları yeniden kurmaya yardımcı oluyor ve bu gerekli döngüyü yeniden inşa etmeyi hedefliyor. Profesyonel orkestralara yeniden doğuş desteğiyle, “Umut Notaları” projesi kapsamında, aralarında birçok üyesini kaybetmiş Hatay Akademi Senfoni Orkestrası‘nın da bulunduğu depremden etkilenen 11 ilde orkestraların kayıplarına ve ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla bir sponsorluk sistemi kurmak üzere çalışıyoruz. Bölgedeki sanatsal yaşamı tekrar hayata geçirmek amacıyla Fransız kurumları tarafından Türkiye’deki müzik topluluklarına destek sağlanıyor. Enstrüman Destek Fonu ile Institut Français’nin başlattığı ‘Umut Notaları’ projesinde, Institut Français ile yakın işbirliği yapıp güçlerimizi birleştirerek daha fazla sayıda öğrenci ve eğitmene erişebildiğimizi ve daha kapsamlı bir program oluşturduğumuzu söyleyebiliriz.

Bu çalışmanın, kültür-sanatın yaygınlaştırılması ve toplumsal dayanışmanın pekiştirilmesi için önemli bir adım olmasını hedefliyoruz. Bağış kültürünün, özellikle kültür-sanat alanında güçlenmesi büyük önem taşıyor. Bu alandaki bağışlar, genç yeteneklerin desteklenmesi, kültürel çeşitliliğin korunması ve geleceğin daha kapsayıcı bir şekilde inşa edilmesi için kritik bir rol oynuyor. Bu nedenle, fon destekleriyle genç yeteneklerin keşfedilmesi ve desteklenmesi, kültürel zenginliğin korunması ve kültür-sanatın toplumun her kesimine ulaştırılması hedefleniyor.

 

Dijital Dönüşüm Fonu’na Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi amacıyla sahada aktif olarak faaliyet gösteren ve/veya bölgeye destek sağlamak üzere çalışmalarına başlayan sivil toplum kuruluşlarının (STK) dijital dönüşüm süreçlerini kapasite güçlendirme programları ve hibelerle desteklemek amacıyla European Bank for Reconstruction and Development (EBRD) ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Dijital Dönüşüm Fonu’nun başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla fona yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan  ulaşabilirsiniz.

Yerel Güçlenmeye Destek Fonu II için Başvuruları Sona Erdi

By | Yerel Güçlenmeye Destek Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli şekilde etkileyen depremlerin ardından bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenen bireylerin iyi olma halinin desteklenmesi amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Yerel Güçlenmeye Destek Fonu II için başvurular sona erdi.

Fonun bu döneminde başvuru yapan kuruluşların üç tematik alana odaklanması beklendi. Bu doğrultuda; çocuk haklarının ve çocuk refahının geliştirilmesine yönelik 42 toplumsal cinsiyet eşitliği alanında 23 ve kültür ve sanat yaşamına katılımın, erişimin ve katkı sağlamanın geliştirilmesine yönelik 40 başvuru alındı.

Başvuruların 81’i dernek, 2’si federasyon, 10’u kooperatif, 2’si sendika, 9’u vakıf ve 1’i vakıf üniversitelerinin araştırma ve uygulama merkezi tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Adana, Adıyaman, Ankara, Antalya, Batman, Bolu, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Elâzığ, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kırklareli, Kilis, Konya, Malatya, Mersin, Osmaniye, Şanlıurfa ve Şırnak olmak üzere 24 ilden başvuru alındı. Fondan talep edilen toplam hibe tutarı 173.176.939 TL oldu.

Yerel Güçlenmeye Destek Fonu’na Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Yerel Güçlenmeye Destek Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli şekilde etkileyen depremlerin ardından sahada aktif olarak faaliyet gösteren ve bölgeye destek sağlamak üzere çalışmalarına başlayan sivil toplum kuruluşlarının (STK) uzun vadeli projelerini desteklemek amacıyla Dalyan Foundation ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Yerel Güçlenmeye Destek Fonu’nun başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla fona yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.