All Posts By

Sivil Toplum için Destek Vakfı

Turquoise Coast Environment Fund – Turkey’in 2023 Dönemi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Turquoise Coast Environment Fund

Kara ve denizle bağlantılı adalar, kıyısal bölgeler ve sulak alanlar da dahil olmak üzere, Türkiye’nin güney ve/veya batı kıyı bölgelerinde; doğa ve biyoçeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Conservation Collective işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Turquoise Coast Environment Fund – Turkey (TCEF) hibe programının 2023 dönemi Fon Başlangıç Raporu yayımlandı. Fon kapsamında Bodrum Klasik Müzik Derneği’ne, Doğal Denge Derneği’ne, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’ne, Marmaris Ekolojik Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne, S.S. Ayvalık Başka Bir Okul Mümkün Eğitim Kooperatifi’ne ve Sualtı Araştırmaları Derneği’ne toplam 1.294.986 TL hibe desteği sağlıyoruz.

TCEF hibe programının 2023 döneminin yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 Döneminde Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Kurumsal Destek Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi için sahada aktif olarak faaliyet gösteren, bölgeye destek olan ve/veya deprem bölgesinde yer alan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmek amacıyla Bcause FoundationDalyan FoundationFondation de FranceKarl Kahane FoundationKreuzberger Initiative gegen Antisemitismus (KIgA)Turkey Mozaik FoundationWNS (Holdings) Limited işbirliğiyle ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 7 STK’ya toplam 6.271.631 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV) gençlerin toplumsal fayda sağlayan etkinliklerde yer alarak önyargısız, çatışmasız, eşitlikçi ve sosyal bireyler haline gelmesine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. ALİKEV sağladığımız 999.431 TL hibe desteğiyle kaynak çeşitliliğini artırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı Kaynak Geliştirme Sorumlusu istihdam edecek ve idari giderlerini karşılayacak.

Dayanışma İnsanları Derneği gençlerin ve kırılgan grupların kalkınmada yer almasına ve afetlere dayanıklı bir sivil toplumun oluşmasına katkı sağlamak amacıyla Adıyaman’da faaliyetlerini yürütüyor. Sağladığımız 790.000 TL hibe desteğiyle organizasyon yönetimini güçlendirecek olan Dayanışma İnsanları Derneği; derneğin politika metinlerini hazırlamak, organizasyon şemasını ve izleme & değerlendirme sistemini oluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı Genel Koordinatör ve yarı zamanlı Gençlik Çalışanı istihdam edecek ve idari giderlerini karşılayacak.

Hatay Senfoni Orkestrası Kültür ve Sanat Derneği (HSO), Hatay ve çevresinde kültür ve sanat alanında bir dönüşüm yaratmak amacıyla çeşitli konserler, projeler ve eğitim atölyeleri gerçekleştiriyor. HSO sağladığımız 999.000 TL hibe desteğiyle kaynak çeşitliliğini artırmak ve finansal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere çalışmalar yapacak. Bu amaç doğrultusunda iki tam zamanlı çalışan istihdam edecek olan HSO aynı zamanda hibe desteğiyle idari giderleri karşılayacak.

Kolektif Koordinasyon Derneği (KKD) afetlerden etkilenen toplulukların dayanıklığını ve refahını arttırmak amacıyla sürdürülebilir çözümler geliştirmek için Adana’da faaliyetlerini yürütüyor. KKD sağladığımız 986.000 TL hibe desteğiyle kaynak çeşitliliğini artırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecek. Bu kapsamda KKD tam zamanlı Genel Koordinatör ve İletişim Sorumlusu istihdam edecek. Aynı zamanda hibe desteğiyle idari giderlerini karşılayacak.

Konuşmamız Gerek Derneği Türkiye’de menstrüel ürünlerin erişilebilirliğinin, kalitesinin ve sürdürülebilirliğinin artırılması, regl yoksulluğu ve deneyimleri ile ilgili veri toplama ve içerik oluşturmanın yaygınlaştırılmasını ve Milli Eğitim Müfredatı’na kapsamlı cinsellik ve regl olma eğitiminin dahil edilmesi amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Konuşmamız Gerek Derneği sağladığımız 1.000.000 TL hibe desteğiyle gönüllülerle işbirliği ve ağ ve ortaklık kurma başlıkları altında çalışmalarını yürütecek. Bu amaç doğrultusunda gönüllü ağının işlerliğini sağlamlaştırmak, gönüllülük stratejisi oluşturmak ve Konuşmamız Gerek Adana pilot temsilciliğini açarak yerel STK’larla işbirlikleri geliştirmek amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı iki çalışan istihdam edecek olan dernek aynı zamanda idari giderlerini karşılayacak.

Medikal Arama Kurtarma Derneği (MEDAK) deprem, yangın, sel gibi afetlerde, büyük kazalarda, toplumsal ayaklanmalarda, dağ ve doğa koşullarında meydana gelen kaybolma ve kaza olaylarında, eğitimli ve organize olmuş tıbbi personelin olay yeri ve çevresinde aktif saha hizmeti yapabilmesi için gereken koordinasyonunu sağlamak ve bu personele bu gibi acil durumlarda kendi hayatını idame ve hayat kurtarma görevleri için gereken tüm eğitimi vermek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. MEDAK sağladığımız 999.200 TL hibe desteğiyle kaynak çeşitliliğini arttırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı Finans Sorumlusu istihdam edecek olan MEDAK aynı zamanda hibe desteğiyle idari giderleri karşılayacak.

Yeniden Antakya Platformu Derneği (YAP) Hatay’ın kültürel, sosyal ve ekonomik yapısının korunması ve yeniden canlandırılması amacıyla çalışmalarını yürütüyor. YAP sağladığımız 498.000 TL hibe desteğiyle proje yönetimi kapasitesini güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı ve yarı zamanlı iki çalışan istihdam edecek. Aynı zamanda muhasebe hizmeti alacak olan YAP, hibe desteği kapsamında iletişim çalışmalarıyla ilgili kalemleri de karşılanacak.

Her Yaşta Fonu’nun 2023 Döneminde Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Her Yaşta Fonu, Her Yaşta Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler sonrası depremden etkilenen yaşlıların iyi olma halini destekleyen, yaşlılık ve yaşlanma alanlarıyla kadın, sağlık, eğitim gibi bu alanı çevreleyen konularda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek amacıyla Vakfımız koordinasyonunda AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu’nun 2023 dönemi başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla fonun bu dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Yuva Derneği İklim ve Doğa Okuryazarlığı Eğitimi Projesini Tamamladı

By | Orman Yangınları Acil Destek Fonu

Yuva Derneği, yetişkinlerin ve gençlerin okul dışı eğitimlerini ve yaşam boyu öğrenme yoluyla gelişimlerini desteklemek, çevreyle ilgili farkındalıklarını artırmak ve yoksulluğun ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation, Actecon ve 212 işbirliğiyle bireysel ve kurumsal bağışçıların finansal desteği ile hayata geçirdiğimiz Orman Yangınları Acil Destek Fonu kapsamında Yuva Derneği, İklim ve Doğa Okuryazarlığı projesini hayata geçirdi. Dernek proje ile iklim değişikliğinden kaynaklanan doğal afetler ve bu afetlere yönelik tedbir ve müdahale yöntemleri hakkında toplumun farkındalığını artırmak ve çevre dostu alışkanlıkların yer etmesini sağlamak amacıyla çalışmalarını yürüttü.  Dernek bu kapsamda, farklı sosyo-ekonomik ve demografik özelliklere sahip kişilere yönelik  İklim ve Doğa Okuryazarlığı eğitimleri düzenledi.

Yuva Derneği İklim ve Doğa Okuryazarlığı Proje Sorumlusu Selçuk Aslan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje kapsamında yürütülen çalışmalar, dijital çağda iklim aktivizmi ve gelecek dönem planları hakkında konuştuk.

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz İklim ve Doğa Okuryazarlığı projesini yakın zamanda tamamladınız. Proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Projemizde Antalya ve Muğla illerinde orman yangınlarından etkilenen bölgelere yoğunlaştık. Bölgeye yaptığımız saha ziyaretlerinde orman bölge müdürlükleri, muhtarlar, imamlar, müftülükler, öğretmenler, sivil toplum kuruluşları (STK) ve belediyeler ile görüştük. Görüşmeler sonucu elde edilen bilgiler, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve uzman desteği ile orman yangınları ve afetleri ana eksene alan iklim ve doğa okuryazarlığı eğitim modülü ve eğitim kitapçığı hazırladık. Sonrasında bu eğitimleri görüşmeler sırasında kurduğumuz kontaklar ve açık çağrı ile çevrimiçi eğitimler düzenleyerek yaygınlaştırdık. Projemize, Sivil Düşün’den ek fon sağlayarak eğitim kitapçıklarını basılı halde katılımcılarımıza ulaştırdık. 

İklim değişikliği, çevre gibi alanlarda yürütülen aktivizm çalışmalarında Z kuşağının daha görünür olduğunu görüyoruz. Beraber çalıştığınız gençleri göz önüne aldığınızda bu kuşağın çevre konusunda daha duyarlı olduğunu söyleyebilir misiniz? Bu duyarlılıklarını hayat pratiklerine ne şekilde dahil ediyorlar? 

Çevre alanındaki aktivizmin ne yazık ki sadece kısıtlı bir çevredeki gençler arasında popüler. Bu gençlerin sayısı Türkiye’deki genç nüfusuna oranlandığında çok az kalıyor. Ayrıca bu gençlerin sadece belirli bir alanda aktivizm yaptığını görüyoruz. Katılım mekanizmalarına dahil olarak ve yaşam alışkanlıklarında değişiklikler yapanların sayısı ise çok daha az. Türkiye’nin politik iklimi nedeniyle gençlerin örgütlü bir eylemin içerisine dahil olmakla ilgili çekinceleri olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle düzenlediğimiz eğitimlere ve gönüllü çalışmalara gençleri dahil etmeye ve onlara alan açmaya çalışıyoruz. 

İklim değişikliğine ve çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla farklı dijital platformlar üzerinden kampanyalar düzenleniyor. Dijital çağda iklim aktivizmi yürütüyor olmanın olumlu ve olumsuz yanlarından bahsedebilir misiniz?

Dijital mecralarda düzenlenen kampanyalar sadece belirli bir kesime ulaşıyor. Bu nedenle bir süre sonra insanlarda harekete geçme konusunda yorgunluğa, umutsuzluğa ve eko-anksiyeteye yol açıyor. Bu kampanyalar eylem ve çözüm önerileri içeriyorsa olumlu sonuçları olabiliyor. Özellikle tek merkezden yürütülmeyen pek çok sivil toplum hareketinin dahil olduğu kapsayıcı kampanyalar başarıya ulaşıyor. 

Orman Yangınları Acil Destek Fonu kapsamında aldığınız desteğin derneğinize ve çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu? Fonu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Hibe desteğiyle gerçekleştirdiğimiz eğitimler ve saha ziyaretleri, temasa ettiğimiz insanlar ile iklim değişikliği ve afetler hakkında bilgi paylaşımı yapabileceğimiz ortamların oluşmasını sağladı. Bu eğitimlere toplum liderlerinin katılmış olması hazırladığımız içeriklerin çarpan etkisini arttırarak daha fazla sayıda insana ulaşmamızı sağladı. Eğitimler sonrası kurduğumuz kapalı gruplarla iletişime devam ederek ortak eğitimler ve benzeri farkındalık faaliyetlerine yapıyoruz. Bu alanda çalışma yürütmemiz merkezi yönetim içerisinde hazırlanan strateji ve eylem planlarına da görüş bildirmemize vesile oldu. Yürüttüğümüz eğitim faaliyetleri modeli yeni oluşturulan iklim değişikliğine uyum strateji ve eylem planı içerisindeki farkındalık faaliyetleri ile ilgili bölüme ilham oldu. 

Yuva Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz?

Yuva Derneği olarak iklim ve doğa okuryazarlığı ile ilgili çalışmalarına edindiği deneyim ve oluşturduğu içerikler ile devam edeceğiz. Bu alanda çevre okuryazarlığı iletişim ağı kurduk ve savunuculuk çalışmaları yürütüyoruz. Hedefimiz bu ağı aktif tutarak diğer kuruluşların da katılımı ile bu alandaki çalışmaları ülke çapında sürdürmektir. Kapasite güçlendirme çalışmalarını Avrupa ülkelerinde de yaygınlaştırmak üzerine adımlar da atıyoruz. 

 

Gelecek için Dayanışma Fonu’na Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, depremden etkilenen gençlerin iyi olma hâlini desteklemek amacıyla çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek için Paribu iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu’nun başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla fona yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu’nun Dördüncü Aşamasında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Acil Deprem Fonu

6 Şubat 2023 Pazartesi günü Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli şekilde etkileyen depremlerin ardından, sahada aktif olarak faaliyet gösteren ve bölgeye destek sağlamak üzere çalışmalarına başlayan sivil toplum kuruluşlarının (STK) bölgede tespit ettiği ihtiyaçların giderilmesi, bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremin bölgede yaşayan farklı gruplar üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu’nun dördüncü aşamasında desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında Ali İsmail Korkmaz Vakfı’na, Herkes için Mimarlık Derneği’ne, Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği’ne ve Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na toplam 4.482.005 TL hibe desteği sağlıyoruz.

-Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV) sağladığımız 956.850 TL hibe desteğiyle ALİKEV Genel Merkezi’nin Yeniden İnşası projesini hayata geçirecek. Vakıf proje kapsamında Kahramanmaraş depremleri sonrası yıkılan ofis binası için ofis malzemeleri temin edecek ve ofis giderlerini karşılayacak. Aynı zamanda bölgedeki sosyal güçlenmeyi desteklemek amacıyla genç müzisyenlerin prova yapabilmesi için kurulacak müzik stüdyoları için enstrüman ve ekipman satın alacak.

-Herkes için Mimarlık Derneği sağladığımız 1.987.155 TL hibe desteğiyle ALİKEV Mekân Tasarım projesini hayata geçirecek. Dernek proje kapsamında Kahramanmaraş depremleri sonrası ofis binasını kaybeden ALİKEV için Antakya merkezde yeni bir bina ve genç müzisyenlerin prova yapabileceği müzik stüdyoları inşa edecek.

-Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği sağladığımız 538.000 TL hibe desteğiyle Dezavantajlı Toplulukları Destekleme Projesi’nin ikinci aşamasını hayata geçirecek. Dernek proje kapsamında Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya ve Şanlıurfa’da depremden etkilenen dezavantajlı grupların temel gıdaya ve hijyen ürünlerine erişimini desteklemek amacıyla 250 adet 1500 TL değerinde alışveriş kartı ve 125 adet hijyen kiti dağıtacak.

 –Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı sağladığımız 1.000.000 TL hibe desteğiyle Bisiklet projesini hayata geçirecek. Çadır kentte veya farklı yaşam alanlarında yaşayan çocukların sosyal becerilerinin gelişimlerine destek olmak amacıyla 267 bisiklet satın alarak, çocuklarla paylaşacak.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Kurumsal Destek Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi için sahada aktif olarak faaliyet gösteren, bölgeye destek olan ve/veya deprem bölgesinde yer alan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmek amacıyla Bcause FoundationDalyan FoundationFondation de France, Karl Kahane FoundationKreuzberger Initiative gegen Antisemitismus (KIgA)Turkey Mozaik FoundationWNS (Holdings) Limited işbirliğiyle ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona teknik kriterlere uyan toplam 115 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 90’ı dernek, 9’u vakıf, 10’u kooperatif, 3’ü sendika, 2’si federasyon/konfederasyon ve 1’i vakıf üniversitelerinin araştırma ve uygulama merkezi tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Adana, Adıyaman, Ankara, Balıkesir, Bartın, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Mersin, Muğla, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tokat ve Tunceli olmak üzere 25 ilden başvuru alındı. Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 döneminden talep edilen toplam hibe tutarı 92.557.452 TL oldu.

Gelecek için Dayanışma Fonu Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Gelecek için Dayanışma Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, depremden etkilenen gençlerin iyi olma hâlini desteklemek amacıyla çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini desteklemek için Paribu iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Gelecek için Dayanışma Fonu ile desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 3 STK’ya toplam 899.800 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği (SistersLab) kız çocuklarının ve kadınların STEM (Science (Fen), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik) ve Mathematics (Matematik)) alanlarına katılımlarını ve bu alanlardaki görünürlüklerini desteklemek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. SistersLab sağladığımız 300.000 TL hibe desteğiyle Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen ve üniversitelerin STEM alanında okuyan veya mezun olan 18-35 yaş arası kadınların istihdama katılımını güçlendirmek amacıyla Eskişehir Tepebaşı Belediyesi ortaklığıyla STEMWomen: Afetten Etkilenen Kadınların Mentorluk ve Eğitimlerle STEM Alanlarında Güçlenmesi projesini hayata geçirecek. SistersLab proje kapsamında STEM alanında minimum üç yıl deneyimi olan 100 mentor ile bu alanlarda eğitim gören veya mezun 100 kadını çalışma alanları doğrultusunda eşleştirerek, çeşitli eğitim ve atölyeler gerçekleştirilecek. 50 kişinin bulunduğu birinci grup 18-25 yaş arası üniversite öğrencileri veya yeni mezunlardan oluşacak. İkinci grup ise 25-35 yaş arası NEET (“Not in Education, Employment, or Training” – Öğretimde, İstihdamda veya Eğitimde Değil) kadınlardan oluşacak. Eğitimler ve atölyeler öncesi depremden etkilenen bireylerle sağlıklı iletişim kurulması çerçevesinde mentor ve eğitmenlere yönelik Travmaya Maruz Kalan Gençlere Yönelik Destek ve Yaklaşım Eğitimi düzenleyecek olan SistersLab, proje sonunda proje etki raporu yayımlayacak.

Sivil Alan Hareket Ağı Derneği (Saha) yerel kaynaklar aracılığıyla yerel inisiyatifleri bir araya getirmek ve afet dönemlerinde uygulanabilecek ihtiyaç odaklı alternatif çözüm önerileri oluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Saha sağladığımız 300.000 TL hibe desteğiyle hem insanı hem de doğayı koruma motivasyonu ile tasarlanmış ve yerel işgücü ile geçici/yarı geçici barınma ünitelerinin üretildiği Yuva projesi kapsamında 11 genç bir ay süreyle istihdam edecek Aynı zamanda projede çalışan ve bölgede ikamet eden gençlere yönelik psikososyal destek çalışmaları yürütecek.

Yüksek Öğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı (Yöret) toplumun her kesimine yönelik eğitim ve hizmet projeleri hayata geçiren Yöret, toplumun yaşam kalitesini artırmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Sağladığımız 299.800 TL hibe desteğiyle AFGEP: Afet Sonrası Gençleri Güçlendirme projesini hayata geçirecek olan Yöret proje kapsamında Hatay, İstanbul ve Kahramanmaraş’ta ikamet eden ve depremden etkilenen gençlerin iyi olma halini desteklemek ve akran dayanışmasını güçlendirmek amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu amaç doğrultusunda gençlere yönelik Akran Destek ve Dayanışma grupları oluşturacak olan Yöret, afet sonrası travmatik sonrası stres bozukluğu alanında en az üç yıllık deneyimi bulunan sosyal hizmetler uzmanlarından, psikologlardan ve psikolojik danışmanlık ve rehberlik uzmanlarından oluşan grup kolaylaştırıcılarıyla beraber gençlere yönelik sekiz haftalık atölyeler düzenleyecek.

Turquoise Coast Environment Fund – Turkey Hibe Programına Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Turquoise Coast Environment Fund

Kara ve denizle bağlantılı adalar, kıyısal bölgeler ve sulak alanlar da dahil olmak üzere, Türkiye’nin güney ve/veya batı kıyı bölgelerinde; doğa ve biyoçeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Conservation Collective işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Turquoise Coast Environment Fund – Turkey (TCEF) hibe programının başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla fona yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

 

Kozalak Derneği ile Yerküre Dostları Validebağ ile Bağ Kuruyor! Projesini Konuştuk

By | Çocuk Fonu

Kozalak Derneği, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi, sürdürülebilir yaşam biçimlerinin yaygınlaşması ve küresel yurttaşlık bilincinin gelişmesi için gerekli bilgi ve becerileri çocuk, genç ve yetişkin tüm öğrenicilerin yaygın ve/veya örgün eğitim metotları ile elde etmesini sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla Çocuk Fonu‘nun 2023 döneminde sağladığımız hibe desteğiyle Yerküre Dostları Validebağ ile Bağ Kuruyor! projesini hayata geçiriyor. Dernek proje kapsamında, 9-12 yaş arası çocukların açık alanda oyun oynama hakkına erişmesi amacıyla Validebağ Korusu’nda eğitim faaliyetleri gerçekleştiriyor. Bu amaç doğrultusunda, çocukların Validebağ Korusu’nun habitatını yakından tanınması, Koru ile bağ kurma deneyimlerini birbirleriyle ve başkalarıyla paylaşması ve sürdürülebilir yaşam pratikleri konusunda edindikleri bilgi ve becerileri sergilemesi amacıyla 6 haftalık eğitim çalışmaları yürütüyor.

Kozalak Derneği ekibiyle gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin yürüttüğü faaliyetler, çocukların ve gençlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na yönelik farkındalıklarını geliştirmek amacıyla yapılabilecek çalışmalar, çocukların afet ve politika üretim süreçlerine katılımı ve hibe kapsamında yürüttükleri çalışmalar hakkında konuştuk.

Kozalak Derneği, Çocuk Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçen Çocuk Fonu kapsamında desteklendiğimiz için çok heyecanlı olduğumuzu ifade ederek başlamak isteriz. Kozalak Derneği’ni 2019 yılında sivil toplum deneyimi olan bir grup genç olarak kurduk. Üsküdar ilçesinde bir pasaj içinde dokuz metrekare bir ofisimiz var. İsmimiz bir araya geliş amacımızla ilgili bir ipucu veriyor aslında. Kozalaklar çam ağaçlarının meyveleri diyebiliriz. İçlerindeki tohumlar birçok canlının besin kaynağı olmanın yanı sıra onları bizim için büyüleyici kılan bir başka özellikleri var.  Herhangi bir orman yangını esnasında yanan kozalaklar patlayarak kendilerini uzak noktalara fırlatıyorlar. Ve toprağa düştükleri yerde yeni bir çam ağacının tohumdan yeşerebilmesini sağlıyorlar. Böyle baktığınızda ormanın toparlanma kapasitesine anlamlı bir katkı yaptıklarını ve sürdürülebilirliği sağladıklarını söylemek mümkün. Çoklu krizlerin yaşandığı gezegenimizde ekolojik ve toplumsal olarak temel ihtiyacımız dayanıklılığımızı arttıracak ya da krizin derinleştiği noktalarda toparlanmamızı sağlayacak yöntemler geliştirebilmemiz. Bu noktada deneyimsel öğrenmeyi temeline alacak şekilde çocuk ve yetişkinlere yönelik eğitim ve savunuculuk çalışmaları yapmak önem kazanıyor. Kozalak Derneği olarak sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi, sürdürülebilir yaşam biçimlerinin yaygınlaşması ve küresel yurttaşlık bilincinin gelişmesi için gerekli bilgi ve becerileri çocuk, genç ve yetişkin tüm öğrenicilerin yaygın ve/veya örgün eğitim metotları ile elde etmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütme hedefiyle yola çıktık. Sürdürülebilir kalkınma ve küresel yurttaşlık eğitimlerinin ulusal eğitim politikalarına, müfredata, öğretmen eğitimlerine, öğrenci ölçme ve değerlendirme sistemlerine dahil edilerek güvence altına alınması adına çalışmak önceliğimiz. Çalışmalarımıza katkı veren herkesin gönüllü olduğu derneğimizde yerelden başlayarak Fransa Büyükelçiliğinin mali  desteği ile her birimizin mücadelesini yakından takip ettiği, her fırsatta soluklanmak için kendisine koştuğu Validebağ Korusu’nun ekolojik ve sosyal hafızasına yönelik bir proje hayata geçirdik. 100’ün üzerinde yetişkinle Validebağ’ı, Validebağ’daki kuşları, böcekleri, ağaçları ve kelebekleri dört mevsim izledik. Koru koru kalsın diye verilen mücadelenin mimarı olan kişilerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla (STK) ile Validebağ’ın sosyal ve kültürel hafızasını keşfettik ve bir rehber hazırladık. Bir sonraki soruda detayları ile anlattığımız Yerküre Dostları Validebağ ile Bağ Kuruyor projesi de buradaki deneyimimizden doğdu aslında. Bunların dışında yine gönüllülerimizin katkısı ile antroposen, çok kültürlülük gibi başlıklarda çocuklara ve gençlere yönelik yaygın eğitim programları geliştirmek üzere çalışmaya devam ediyoruz.

Hibe desteğimizle Yerküre Dostları Validebağ ile Bağ Kuruyor projesini hayata geçiriyorsunuz. Projenin amacından ve yürüttüğünüz faaliyetlerden bahseder misiniz?

Son yıllarda küresel iklim krizinin etkilerini çok daha net gördüğümüz ve yaşadığımız bir noktadayız. Özellikle çağımızda kentlerde yaşayan bizler ve çocuklar yeşil alanlardan ve doğayla kurulan ilişkiden uzak bir hayat yaşıyoruz, yaşamak zorunda kalıyoruz. Bir önceki projemizde yetişkinlerle paylaştığımız saha deneyimi, kentte gitgide zayıflayan doğayla olan bağımızı yeniden düşünmek, güçlendirmek adına bizim için çok öğretici oldu ve bu kez kentte yaşayan çocukların da bu bağı yeniden inşa etmeleri hedefiyle yola çıktık. Bu projeyle 9-12 yaş arasındaki çocuklarla Validebağ Korusu’nda buluşarak korunun habitatını tanımayı, edinilen bilgi ve deneyim çerçevesinde onlara sürdürülebilir yaşam pratikleri kazandırmayı hedefliyoruz. Bunu yaparken kullandığımız temel araç ise tabi ki de oyun olacak. Tüm projeyi çocuğun hem oyun hakkı hem de sağlıklı gelişim hakkı, daha iyi bir yaşam sürme hakkı gibi haklarını gözeterek planladık. Yapacağımız faaliyetleri üç başlıkta toplayabiliriz: Sahaya hazırlık süreci, sahada eğitimlerin gerçekleştirilmesi, eğitim çıktılarının hazırlanması ve yaygınlaştırılması. Sahaya hazırlık sürecimiz; eğitimlerin gerçekleştirileceği Validebağ Korusu’nun saha taramalarının yapılması, eğitim programının hazırlanması, eğitimin değerlendirilmesi için gerekli araçların geliştirilmesi süreçlerini kapsıyor. Bir de saha uygulamalarına başlamadan önce bir gönüllü eğitimi yapmayı istiyor ve sahada bize eşlik edecek gönüllülerle birlikte olmayı hedefliyoruz. Sahadaki eğitimler altı haftadan oluşuyor. Her hafta başka bir çocuk grubuyla bir araya geleceğiz ve her buluşmada 20 çocukla belirlediğimiz amaçlar çerçevesinde, deneyimsel öğrenme metotlarına dayanan atölyeleri  Validebağ’da gerçekleştireceğiz. Bu süreç sonrasında çocukların da aktif katılımıyla hazırlanan bir şenlik/forum olacak. Bu şenlik hem eğitimlere katılan hem de dışarıdan katılmak isteyen tüm çocuklara açık olarak planlanacak. Bu süreçte çocuklarla çalışan STK’ları da şenliğe davet etmeyi planlıyoruz. Tüm bu sürecin sonunda hem eğitimlerin hem de forumun çıktısı olan bir rehber hazırlayacağız.

Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının desteklenmesinde toplumsal farkındalığın ve eğitimin büyük bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Bu alanlarda eğitimler veren bir kuruluş olarak çocukların ve gençlerin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ne kadar hâkim olduğunu düşünüyorsunuz? Bu bilinci arttırmak için ne tür çalışmalar yapılması gerekiyor?

Eğitim ekolojik farkındalık kazandırmak için önemli bir araç ama bundan ibaret değil. Bir çevre eğitimi derneği olarak eğitim bizim için aynı zamanda bir topluluk inşa etmek ve o toplulukla çevreyi korumak için de bir araç. Aslında çevre alanında eğitimler sunan STK’ların ulaştığı çocuk ve genç kitleye baktığımızda zaten ekolojik olarak belli bir farkındalık düzeyine sahip kişiler olduğunu görüyoruz. Bu yüzden eğitime sadece farkındalık değil bir beceriler seti kazandırma işi olarak da bakmak lazım. Bu bir paket. Bir çevre eğitimi programının öğrenicilere bilişsel, sosyo-duygusal, davranışsal ve hatta politik düzeyde beceriler kazandırması gerekir. Kuru ve saf bir ekoloji bilgisi ve farkındalığı kendiliğinden arzulanan sosyal ve duygusal tepkileri yaratamayabiliyor. Sadece çevreci duygular da otomatik olarak davranışlarımızı daha ekolojik yapmıyor. Sadece bizim kendi davranışlarımızı değiştirmemiz başkalarının davranışlarını değiştireceği anlamına gelmiyor. Her düzeyde bireylerin ve toplulukların güçlenmesi gerekiyor ve bu hayat boyu öğrenmeyi gerektiren ucu açık bir süreç. O yüzden burada çocuk, genç ve yetişkin olarak herkesin kat edeceği çok mesafe var.

Peki,  eğitim sistemimiz bu becerileri kazandırma anlamında ne sunuyor? Örgün eğitim bu anlamda oldukça yetersiz. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları 4.7 küresel düzlemde tam da bu konuya işaret ediyor. Sürdürülebilir kalkınma ve küresel yurttaşlık eğitimleri müfredata, öğretmen eğitimlerine ve öğrenci ölçme ve değerlendirmeye entegre edilmeli diyor. Bu noktada STK’lara önemli bir görev düşüyor. STK’ların yaygın eğitim yöntemleriyle örgün eğitimdeki boşlukları doldurması gerekiyor. Tek seferlik değil daha sistematik olan ve farklı düzeydeki  becerileri geliştirmeyi hedefleyen programlar sunulmalı. Bu anlamda eğitim alanında uzmanlaşan daha çok derneğe ihtiyaç var. Farklı yaş gruplarına özel olarak bu eğitimleri tasarlayıp yaygınlaştırsınlar ve gerektiğinde güncellesinler diye.

Çevre eğitimlerinin bireylerin aktif katılımına dayanan deneyimsel ögrenme metotlarını içermesi ve eleştirel beceriler kazandırması çok önemli. Eğitim doktriner olmamalı. Sürdürülebilir kalkınma eğitiminin öneminden bahsediyoruz ama bu demek değil ki sürdürülebilir kalkınma sorunsuz ve eleştirilemez bir kavram.  Kalkınmanın kendisi de sorunlu ve eleştirilebilir. Belki kalkınma dilinden kurtulup yerine başka bir dil koymalı. Örneğin ekolojik canlanma ve iyileşme hedefleri diyebiliriz. Bu iyileşme bazı yerlerde belki kalkınmayla mümkün. Temel günlük ihtiyaçların karşılanmadığı bir yerde 50-100 senelik iklim senaryosu konuşmak güç. Başka bir yerde de bu iyileşme belki kalkınmayla değil küçülmeyle mümkün. Tüm insanlık ve doğa için tek üniter bir çözüm yok. Bu sebeplerle eleştirelliği, bağlamsallığı, tartışmayı ve sorgulamayı eğitim programlarının merkezine koymak gerekiyor.

Çevre ve ekoloji alanındaki hak mücadelesi ve yapılan çalışmalar toplumun tamamını ilgilendiriyor ve önemli ölçüde destek buluyor. İklim değişikliğinin yarattığı tehdidin büyüklüğü ve aciliyeti düşünüldüğünde, sizce bu konular sivil toplum kuruluşlarının gündeminde yeterince yer alıyor mu? Bu konuda atılabilecek adımlar var mı?

İklim krizi ilk bakışta yalnızca ekolojik bir sorun gibi algılanabilir. Fakat meseleyi derinlemesine ele aldığınızda ekolojik, ekonomik ve toplumsal bir krizde ortak kesen olduğunu görüyorsunuz. Bunun yanı sıra iklim krizinin küresel bir sorun olması, çözümü de ancak küresel olursa işe yarar gibi bir bakış açısıyla ulusal ve yerel düzeyde atılması gereken adımlarla ilgili kafa karışıklığına neden olabiliyor. Düzenli olarak yayınlanan Hükümetlerarası iklim Değişikliği Paneli raporları krizin giderek derinleştiğine ve küresel sıcaklık artışının 1,5 derecede tutulmasına yönelik hedefe ulaşmanın giderek zorlaştığına dikkat çekiyor. Biz biliyoruz ki küresel bir sorunla karşı karşıyayız fakat çözüm için çalışırken yerel ve ulusal politikaların hayata geçirilmesi şart. Çünkü iklim krizinin her coğrafyada farklı etkileri ve farklı etkilenenleri var. Örneğin kadınlar ve kız çocukları başta olmak üzere engelliler, yaşlılar gibi farklı ihtiyaç sahipleri bu krizden farklı şekillerde etkileniyor ve farklı ihtiyaçlara sahipler. Bu perspektiften bakarak bir değerlendirme yaptığımızda Türkiye’de odağına doğa koruma, sürdürülebilirlik ve iklim krizini alan STK’ların eğitim, farkındalık ve savunuculuk gibi çalışmalar yaparak Türkiye’nin iklim politikalarına etki etmeye, yurttaşların bu konudaki farkındalık, bilgi ve becerilerini arttırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını söyleyebiliriz. Fakat iklim krizi toplumun farklı kesimlerinden farklı ihtiyaçları olan herkesi barınma, iş, eğitim, sağlık gibi birçok başlıkta etkiliyor.  Bu nedenle geniş bir hedef gruba yönelik olarak çalışma alanları farklılaşan birçok STK’nın iklim krizini odağına alması, bu doğrultuda ortak çalışmaların ve işbirliklerinin artması gerekiyor. Ancak bu şekilde yerel ve ulusal politikalara etkili şekilde katkı sunabiliriz. Bunu sağlayabilmek adına bütün STK’lara çok fazla iş düşüyor. Biz küresel yurttaşlık bilincini ve gezegenimizde sürdürülebilirliği odağına alan bir STK olarak bu anlamda sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Çalışmalarımızı bu odakla hayata geçirmeye çalışıyoruz.

Greta Thunberg’in başlattığı iklim krizi eylemleri kısa sürede tüm dünyaya yayılarak Türkiye dahil olmak üzere 139 farklı ülkeden çocukların katıldığı büyük bir eyleme dönüştü. Bu eylemler ile çocuklar ilk kez iklim krizi hakkında bu denli güçlü ses çıkarabildi. Türkiye özelinde düşündüğümüzde çocuklar afet ya da benzeri alanlardaki politika üretim süreçlerine ne kadar dahil olabiliyor? Türkiye’de çocukların katılımını garanti altına alan mekanizmalar bulunuyor mu?

Çocuğun katılımı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi‘nin temel ilkelerinden bir tanesi. Yani bu sözleşmedeki her bir maddeyi hayata geçirirken çocukların görüşlerine ve ihtiyaçlarına önem vermek sorumluluğumuz. Hem yetişkinler hem de karar alıcılar olarak “Yapsak güzel olur.” değil, “Bunu sağlamak bizim bir yükümlülüğümüz!” yaklaşımında olmalıyız. İklim krizinin olumsuz sonuçlarından en çok etkilenecek grupların başında çocuk ve gençler geliyor ve yaşadıkları gezegeni korumak istiyorlar. O nedenle bu durumun bir tarafı olduklarını kabul etmek, “Ne düşünüyorlar bir soralım”dan ziyade iklim politika süreçlerinde onların ihtiyaçlarını, politikaların oluşturulması sürecinde aktif rol almalarını ve politikaların etkilerine dair değerlendirmelerini denkleme dahil etmek gerekiyor. Bu katılımı sağlarken yaş grupları, içinde bulunulan sosyo-ekonomik durum, yaşanılan çevrenin özelliklerinin de hesaba katılması şart.

Küçük yaş gruplarının yaşadıkları çevre ve doğaya dair katılımları sağlanırken, yakın çevrelerinden yola çıkarak doğayla ilişkilenmeleri önceliklendirilmeli örneğin. Doğayla olan bağları kuvvetlenmeden dünyanın yok oluşunu konuşmak, çocukların değişim ve karar alma konusunda kendilerini çaresiz hissederek doğadan uzaklaşmalarına, onlarda bir ekofobiye yol açabilir. Bu nedenle eğitim programlarında bu konuya dikkat edilmemesi çocukların karar alma süreçlerine dahil olma isteklerinin önünde bir engele dönüşebilir. Diğer bir yanda ise etkin bir konumda olmak isteyen, yaşlarının artmasıyla birlikte etik anlayışı da gelişen ve dünyanın geleceğine dair endişelenen daha büyük çocukları ve gençleri görebiliriz. Greta tam da bu noktada yaptığı konuşmalar ve eylemlerle özellikle daha büyük yaştaki çocuk ve gençlerin aktivizmine ilham oldu diyebiliriz. Hatta bunun akademik çalışmalarda Greta etkisi olarak tanımlandığını da görebilirsiniz. Farklı ülkelerden pek çok çocuk ve genç dünyanın yok oluşu ve kendi gelecekleri için yaşadıkları endişeyi artık kendi içlerinde yaşamayı ve geleceklerinin kararını başkalarının eline bırakmayı değil, düşüncelerini, fikirlerini ifade etmeyi, yaşadıkları ülkelerdeki karar alıcıları harekete geçirmeyi ve kendi gelecekleriyle ilgili direksiyona geçmeyi istiyorlar. Yaşananlara çocuk katılımı açısından baktığımızda  bu haklı talep karşısında bu süreci desteklemenin önemini görüyoruz. Çünkü bu, çocukların, gençlerin zaten sahip oldukları bir hak. Ancak çocuk ve gençlere dair mitler ve toplumdaki algılar onları daha edilgen bir yerde konumlandırabiliyor. Bu nedenle çocukların en yakınlarındaki halkadan başlayarak toplumun tüm kesimlerinde fikir ve görüşlerine önem verdiğimiz bir anlayışa ihtiyacımız var. Fakat yapılan araştırmalarda çocukların ve gençlerin katılımının önünde bazı engeller olduğunu da görüyoruz. Çocuklar ve gençler kendilerini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebilecek politika süreçlerine hiç dahil edilmediklerini bildiriyor, politika süreçlerine dahil olabilme haklarının olduğunu bilmiyor veya dahil olmak isteseler de bunu nasıl yapabileceklerine dair bilgiye erişmekte zorlanıyorlar.

Bunun karşısında ülkemizdeki az sayıdaki iyi örneklerden biri olan, çocuk katılımını önemseyen ve kendi insiyatifiyle buna dair yöntemler geliştiren Başka Bir Okul Mümkün okul modelini  var. Çocukların okul ortamlarında katılımını sağlamak için çemberler ve okul meclisi gibi uygulamalar yapıyorlar. Bu çocukların doğuştan sahip oldukları nitelikli eğitim hakkına dair, içinde bulundukları eğitim ortamlarında söz sahibi olabilmelerine dair denenmiş ve işleyen iyi bir örnek. İyi örneklerin artması ve bu anlayışın tüm ülkedeki yaygın ve örgün eğitim ortamlarında yaygınlaşması önemli olan nokta.

Sağlıklı bir çevrede yaşamak çocukların hakkı ve bunu sağlarken çocuk katılımını sağlamak ve toplumsal ve idari anlamda onları göz etmek devletlerin, yetişkinler olarak hepimizin yükümlülüğü. Son dönemlerde yaşadığımız aşırı hava olayları ve afetler gibi iklim krizinden bağımsız düşünemeyeceğimiz durumlardan yetişkinler kadar çocuklar ve gençler de etkileniyor ve oyun alanlarına ve eğitime erişim, akranlarıyla bir arada olma gibi yetişkinlerden farklılaşabilen ihtiyaçları var. İklim krizine dair önlem planlarında ve afet eylem planlamalarında bu ihtiyaçlara yönelik olarak çocukların kendi ihtiyaçlarını birinci ağızdan karar alıcılara iletebildikleri çalışmalara ve katılımlarının tarafı olduğumuz çocuk hakları sözleşmesinde önerildiği gibi garanti altına alındığı bir modele ihtiyacımız var. Bugün maalesef Türkiye’de bu ihtiyacı kapsamlı şekilde karşılamaktan çok uzağız. İyi örneklerin arttığı ve eğitim politikalarını güçlü şekilde dönüştürdüğü günlere yaklaşmak adına var gücümüzle çalışmaya devam etmeliyiz.