Category

Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu Takvim Değişikliği

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu’na gösterdiğiniz ilgi ve başvurularınız için teşekkür ederiz. Fona yüksek sayıda başvuru almaktan memnuniyet duyuyoruz.

Fona yapılan başvuruların yoğunluğu nedeniyle internet sitemizde yer alan takvimde bir erteleme yapmamız zorunlu hale geldi. Bu doğrultuda, hibe almaya hak kazanan kuruluşları 11 Eylül Cuma gün sonuna kadar internet sitemizde yayınlayacağımızı paylaşmak isteriz. Fonun güncellenen takvimini  ise aşağıda görebilirsiniz:

Süreç Tarih
Kurumsal Destek Fonu’nun duyurulması 22 Temmuz 2020
Son başvuru tarihi 14 Ağustos 2020
Teknik değerlendirme ve ön elemenin yapılması 17-19 Ağustos 2020
Ön elemeyi geçen başvuruların incelenmesi 19 Ağustos – 10 Eylül 2020
Hibe almaya hak kazanan kuruluşlara bilgilendirilme yapılması 11 Eylül 2020
İhtiyaç analizi toplantıları ve hibe çerçevesinin oluşturulması 14 – 25 Eylül 2020
Hibe sürecinin başlaması 28 Eylül 2020

 

Anlayışınız için teşekkür ederiz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 Dönemi için Başvurular Sona Erdi

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerinin güçlenmesini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation iş birliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona 112 STK başvuruda bulundu ve başvurulardan biri teknik kriterlerin değerlendirilmesi aşamasında elendi. Teknik elemeyi geçen başvuruların 96’sı dernek, 12’si vakıf, 3’ü kooperatif ve 1’i üniversite tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona aralarında Adıyaman, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hakkari, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Konya, Manisa, Mardin, Mersin, Ordu, Sakarya, Şanlıurfa, Trabzon, Tunceli’nin yer aldığı toplam 25 ilden başvuru alındı. Kurumsal Destek Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı ise 8.069.748 TL oldu.

Kurumsal Destek Fonu 2020 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan STK’ların kurumsal kapasitelerinin güçlenmesini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation iş birliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2020 dönemi başvuruları açıldı.

COVID-19 salgını ekseninde yaşanan gelişmeler doğrultusunda güncellediğimiz 2020 yılı hibe stratejimiz doğrultusunda, Kurumsal Destek Fonu’nun bu döneminde salgın süresince ve sonrasında, özellikle dezavantajlı ve kırılgan kesimlerle ilişkili olarak ortaya çıkan yeni ya da derinleşen ihtiyaçları merkezine alacak biçimde STK’ların kurumsal kapasitelerini güçlendirmeleri önceliklendirilecek. Vakfımız tarafından geliştirilen Kapasite Gelişim Bileşeni ile hibe desteğinin yanı sıra aşağıda yer alan kapasite gelişim başlıklarında mentorlarla çalışma başta olmak üzere STK’ların kurumsal gelişimlerini desteklemeye yönelik farklı imkanlar sunulacak:

  • Finansal sürdürülebilirlik
  • STK’larla işbirliği
  • Gönüllülerle işbirliği
  • Proje geliştirme ve uygulama
  • Savunuculuk ve lobicilik
  • Etki ölçümü
  • Organizasyon yönetimi
  • İletişim

Kurumsal Destek Fonu’na başvuru yapan STK’lar en fazla 80.000 TL talep edebilirler. Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar fona başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar ve kooperatiflerle diğer kar amacı gütmeyen,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan,
  • 2019 yılı gelirleri 30.000 TL’den fazla ve 1.500.000 TL’den az olan,
  • Çalışmalarının odağında dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek, haklarını savunmak ve/veya sosyal refahını artırmak olan,
  • Kurumsal kapasite gelişimiyle ilgili bir vizyona ve ihtiyaca sahip olan kuruluşlar.

Kurumsal Destek Fonu’na başvurmak isteyen STK’ların başvuru formunu 14 Ağustos Cuma günü saat 18:00’e kadar eksiksiz şekilde doldurmaları gerekir.

Kurumsal Destek Fonu hakkında detaylı bilgiye (hibe süreci, kapasite gelişim bileşeni, başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve takvim) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Karakutu Derneği’nin Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Hibe Süreci Tamamlandı

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu’nun 2018 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanı ile desteklediğimiz Karakutu Derneği , toplumun özellikle gençlerin, adil bir toplumsal tarih ihtiyacı olduğunu düşünerek geçmişle eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan hafıza çalışmaları gerçekleştiriyor. Karakutu Derneği’nden Beyza Hatun Kızıltepe ile derneğin kuruluş sürecini, çalışmalarını ve kurumsal hibemizin katkılarını konuştuk.

Karakutu Derneği (Karakutu) bu yıl 6.yaşını kutluyor. Derneğin hangi amaçla kurulduğundan, yaptığı çalışmalardan ve bu süreçte yaşanan gelişmelerden bahseder misiniz?

Karakutu, gençlerin tarihsel adaletsizliklerin nedenlerini ve sonuçlarını eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirerek insan hakları ve demokratik değerler konusunda duyarlılık kazanmasını hedefleyen bir sivil toplum kuruluşu.

Türkiye’nin daha demokratik, barış dilinin ve diyaloğun hakim olduğu bir toplum olması için atılması gereken birçok adım var. Bu adımların atılabilmesi için toplumsal bir uzlaşmanın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Toplumun, geçmişe bakarken en azından insan hakları konusunda, siyasetten bağımsız olarak asgari müştereklerde uzlaşması gerekiyor. Nefret suçlarına, ayrımcılığa, devletin veya bir grubun uyguladığı şiddete bakarken, en azından durup dinlemeyi ve anlamayı mümkün kılacak demokratik bir kültür oluşturabilmeliyiz. Biz bu demokratik kültürün ‘hatırlama’ sayesinde güçlenebileceğini düşünüyoruz. Sadece şiddeti, haksızlıkları değil, çok kültürlü geçmişimizi, toplumsal mücadeleleri de içeren umut ve ilham veren hikayeleri hatırlamak.
Bu süreçte temel etkinliğimiz olan Hafıza Yürüyüşleri’nin yanına, Adalet Arayışı Seminerleri, Adnan Ergeç Fonu, Güz Okulu, Hafıza Konuşmaları, Anlatıcılar için Kapasite Geliştirme Atölyeleri gibi düzenli devam ettiğimiz etkinlikleri de ekledik. Şu zamana kadar 3 Araştırma Projesi, 4 Uluslararası Gençlik Değişimi Programı, 14 Genç Anlatıcılar için Kapasite Geliştirme Atölyesi, 3 Üniversite ile Hafıza Yolculuğu Programı İş birliği ve Yeni Yürüyüş Rotaları Çıkarma, 1 Yaygınlaştırma Atölyesi, 7 Başlangıç Eğitimi, 2 Hafıza Konuşmaları, 6 Yürüyüş Rotası, 21 Adalet Arayışı Semineri, 50 Hafıza Mekanı’nın olduğu 68 Hafıza Yürüyüşü gerçekleştirdik. Adnan Ergeç Fonu kapsamında gençler tarafından gerçekleştirilen 7 proje desteklendi.

Karakutu Derneği olarak farklı hedef kitlelerle çalışmalar yapıyorsunuz ancak ana hedef kitlenizin gençler olduğunu görüyoruz. Geçmişle yüzleşme çalışmalarını neden özellikle gençlerle yaptığınızı açıklar mısınız?

Ana hedef grubumuz Türkiyeli ve öncelikle 18-25 yaş arasındaki gençler. Bu gençleri Türkiye toplumunun çoğunluğunu oluşturan, seslerini yeterince duyuramayan, yetişkin toplum ve onun kurumları tarafından kıskaca alınmış ama ciddi bir dönüştürücü potansiyele sahip olan bireyler olarak görüyoruz. Bu noktada gençlerin her konudaki dinamizmi ve dönüştürücü potansiyeli olduğuna inancımız da sorunuza cevap olabilir. Örneğin, geçmişle yüzleşme veya geçmişle ilgili düşünme hiçbir zaman sadece geçmişle ilgili olmamıştır. Bir başka deyişle, hatırlama ve sonucundaki yüzleşme; geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ilişki sonucunda ortaya çıkan bir eylemdir. Bu nedenle geçmişle yüzleşirken bir yandan da geleceği geçmişte yaşanmış insan hakları ihlallerinden dersler alarak kurmaya çalışıyoruz. Bu noktada da gençlerin dinamizmi, tarihsel olaylara eleştirel bakma kapasitesi ve hevesi neden gençlerle çalışmayı tercih ettiğimizin yanıtı olacaktır.
Gençlerle geçmişle yüzleşme çalışmaları yapmanın önemli nedenlerinden biri de bizzat yaşanmışlık kadar post-belleğin yani geçmişe dair önceki kuşaklardan, eğitim kurumlarından, medyadan ve farklı kaynaklardan edinilen bilgilerin- gençler tarafından nasıl kurgulandığının ve anlatıldığının önemidir. Türkiye’de önceki kuşaklar çeşitli nedenlerden dolayı geçmişi unutup, unutturup sessizleştirerek geleceğe yönelirken; genç kuşağın, kimlik politikalarının, bireysel ve toplumsal belleğin vurgulandığı bir dünyada yetişmesi ve yeni medya teknolojilerini, sosyal medya araçlarını kullanırken daha yaratıcı ve yetkin olabilmesi göz önüne alınırsa, gençlere yönelik ve onlarla birlikte yapılacak yüzleşme çalışmalarının özgün değeri daha iyi anlaşılacaktır.

Hafıza Yürüyüşleri Karakutu’nun en fazla bilinen çalışmaları arasında yer alıyor. Dernek olarak, geçmişle yüzleşme çalışmalarında Hafıza Yürüyüşü yöntemini seçmenizin nedeni nedir? Henüz deneyimlememiş olanlar için bu yöntemin nasıl uygulandığından ve hangi rotalarda gerçekleştiğinden bahseder misiniz?

Karakutu, pek çoğu uzun zamandır sivil toplum ve gençlik çalışmasında yer alan kurucu üyelerinin, hayalleri ve emekleri sonucunda 2014 yılında kurulmuş bir dernek. Onları bir araya getiren şey, Türkiye toplumunun demokratikleşmesinin, bireyin özgürleşmesinden başladığına; bireyin özgürleşebilmesi için ise geçmişi sorgulaması ve geçmişe yeni metotlarla eleştirel bir gözle bakabilmesi gerektiğine duydukları ortak inanç olmuş. Bu bağlamda; aynı kamusal alanları paylaşan, farklı kesimlerden gelen ve dolayısıyla farklı deneyimler yaşamış bireylerin, birbirlerini daha iyi tanımasına ve diyalog kurmasına katkı sağlayabilecek araçlar geliştirmek için çalışmak fikrinin verdiği heyecan ile el yordamıyla ilerlemeye başlamışlar.

İki önemli alan olan geçmişle yüzleşme ve gençlik çalışması konularını pratikte nasıl birleştirebilecekleri sorusunun cevabını aramayla başladıkları bu yola, yurt içi ve yurt dışındaki pek çok örneği incelemek ve çalışma ziyaretleri gerçekleştirmekle başlamışlar. Birçok olası proje fikri içinde onları en çok motive eden, somut adımlar atmaya iten fikir “Hafıza Yürüyüşü” olmuş.

Hiç bilmeyen birine Hafıza Yürüyüşleri’ni anlatmaya, yürüyüşlerin Hafıza Yolculuğu Programı’nın son aşamasında gerçekleştirilen etkinlikler olduğuyla başlayabiliriz. Bu program, gençlerin dini, cinsiyete dayalı, etnik veya politik nedenlerle tarihsel olarak dışlanmış gruplara yapılan haksızlıkları keşfetmesini ve sorgulamasını hedefler ve üç temel faaliyet alanı içerir: genç anlatıcı ve araştırmacılara yönelik eğitimler, hafıza mekanlarına yönelik araştırmalar ve Hafıza Yürüyüşleri.

Hafıza Yürüyüşleri, gençlerin konuşulmayan tarihi anlatıları duymasını ve egemen anlatılara karşı eleştirel düşünce geliştirmesini sağlar. Yürüyüşlerin içeriği büyük ölçüde genç anlatıcıların araştırmalarına dayanır. İnteraktif yöntemler kullanılan bir günlük Hafıza Yürüyüşleri iç mekanda yapılan atölyeleri ve dışarıda hafıza mekanlarının şifreler aracılığıyla keşfedilmesini içerir. Bir gün boyunca süren etkinlikte, katılımcılar öncelikle 3-4 kişilik gruplara ayrılırlar, sonrasında her gruba Hafıza Mekanlarını bulabilmeleri için şifreleri verilir. Gruplar bu şifrelerle mekanı bulmaya çalışırlar ve mekanı bulduklarında genç anlatıcılar katılımcıları mekanda karşılar ve mekanlarla ilgili konuşulmayan öyküleri paylaşırlar. Sonrasında grup, yeni bir şifre ile bir başka Hafıza Mekanını keşfe çıkar ve bu süreç bu şekilde devam eder. İlk Hafıza Yürüyüşü’müzü Beyoğlu semtinde 2015 yılında gerçekleştirdik. Sonrasında Hafıza Yürüyüşleri gerçekleştirdiğimiz semtleri Beyoğlu, Beşiktaş, Şişli, Cağaloğlu, Kadıköy, Sultanahmet olarak genişlettik. 2020’den itibaren Sultanahmet rotasına toplumsal cinsiyet temalı Hafıza Yürüyüşlerini de ekledik.

Karakutu, Turkey Mozaik Foundation’ın eş finansmanı ile geçtiğimiz dönemde vakfımızın Kurumsal Destek Fonu’ndan yararlandı. Bu kurumsal desteği derneğiniz hangi alandaki gelişimi için kullandınız ve çalışmalarınıza nasıl bir katkı sağladı?

Karakutu’nun özellikle bireysel ve kurumsal bağışlarının artması ve derneğin finansal sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalar yapılması amacıyla bu hibeden faydalandık. Bu hibeyi özellikle derneğin bireysel bağış etkinliklerinde kullanılırken, bir yandan da kurumlara, kurum çalışanlarına yönelik olarak hafıza yürüyüşleri gerçekleştirmeye başlamamıza vesile oldu. Dolayısıyla bu hibe bizim gibi farklı, özel bir alanda çalışan bir sivil toplum kuruluşunun kaynak geliştirme çalışmalarına değer kattı.

Karakutu Derneği önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapacak? Öncelik verdiğiniz alanlar, hedef kitleler ve projelerinizle ilgili bir değişiklik ya da yenilik yapmayı planlıyor musunuz?

Önümüzdeki dönemde hali hazırda devam ettiğimiz etkinliklerimizi yaparken spesifik temalı Hafıza Yürüyüşleri’nin sayısını artırmak, genç anlatıcılarımız için kapasite geliştirme atölyelerini sıklaştırmak ve şu an sadece Beyoğlu rotasında gerçekleştirebildiğimiz İngilizce Hafıza Yürüyüşleri’ne yeni rotalar eklemek gibi planlarımız var. Temalı Hafıza Yürüyüşleri’mizin ilkine bu sene Sultanahmet ile başladık. Sultanahmet rotasında toplumsal cinsiyet temalı yürüyüşleri ilerleyen aylarda açık çağrılı olarak yapmaya başlayacağımız için çok heyecanlıyız. Bunun dışında Şişli rotasında da kültürel hafıza ve yine toplumsal cinsiyet temalı yürüyüşler eklemeyi planlıyoruz. Şubat ayı sonunda gerçekleştirdiğimiz Başlangıç Eğitimi katılımcısı olan 22 genç bu yeni rotalar üzerinde çalışmaya başladılar.

Hafıza Yolculuğu Programı’nı tecrübeler doğrultusunda geliştirerek, gençlerle birlikte yürütmeye devam edeceğiz. Ancak Karakutu’nun vizyonuna ve misyonuna inanan, çalıştığı konular olan toplumsal hafıza ve geçmişle yüzleşme gibi konulara ilgi duyan veya bu konularda bir şeyler yapmak için harekete geçmek isteyen ve tabii ki barış dilini ve diyalogu savunan herkes de bir yandan hedef kitlemiz. Aynı rotalar ve metodolojiyle ancak program içerisinde küçük değişiklikler yaparak 2017’nin sonundan beri yetişkinlere yönelik Hafıza Yürüyüşleri de gerçekleştiriyoruz. Adalet Arayışı Seminerlerimiz herkese açık. Hafıza Yolculuğu Programı’nın yanına özellikle araştırma odaklı yeni bir program eklemek için de çalışmalarımız devam ediyor.

Çift ve Aile Terapileri Derneği Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu’nun 2018 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansal desteği ile hibe verdiğimiz Çift ve Aile Terapileri Derneği (ÇATED), çift ve aile terapisinin ülke genelinde tanıtılması ve yaygınlaştırılması için çalışıyor. Hibe sürecini tamamlayan ÇATED’in Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Öğretim Görevlisi Yudum Söylemez ile çift ve aile terapisinin topluma katkılarını ve kurumsal hibe kapsamında yaptıkları çalışmaları konuştuk.

Derneğinizle ilk kez tanışacak olan okuyucularımız için “Çift ve Aile Terapisi”nin kapsamını, bu alanda yapılan çalışmaların önemini ve toplumsal gelişime katkılarını paylaşır mısınız?

Çift ve aile terapisi, psikolojik sorunları, bireylerin içinde bulunduğu aile ve sosyal sistemler içerisinde değerlendiren ve sağlıksız ilişkilere müdahale ederek iyileşmeyi amaçlayan bir ruh sağlığı disiplinidir. Olumsuz çocukluk çağı yaşantıları araştırmaları bize artık çok açık şekilde ailedeki şiddet, bağımlılık, çatışmalı boşanma gibi olayların bireyin fiziksel ve ruhsal sağlığını, hatta hayat süresini ciddi şekilde etkilediğini söylüyor. Ayrıca, çocuğun içinde büyüdüğü ailedeki ilişkilerin iyileşmesi, şiddet ve çatışma yerine karşılıklı iletişim ve anlayışın olduğu bir toplum yapısına da katkıda bulunuyor. Bireylerin kendilerini değerli hissettiği, korunduğu, çatışmaların çözülebildiği, sağlıklı bir yakınlık ve sınır dengesi olan ailelerin olduğu toplumlar, hem kendi içinde hem de diğer toplumlarla daha uyumlu ve barışçıl oluyorlar.

Çift ve Aile Terapileri Derneği (ÇATED) hangi amaçla kuruldu? Dernek olarak bu alanın gelişimi için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Derneğimizin kuruluş amacı, toplumdaki sağlıklı ilişkilerin ve aile işlevlerinin güçlendirilmesi yönünde çalışmalar yürütmek, bu amaçla çift ve aile terapisi mesleğinin yaygınlaşması ve doğru uygulanmasını desteklemek ve topluma yönelik aile politikalarının oluşumuna ve iyileştirilmesine katkı sağlamak. Dernek bünyesindeki 7 farklı komiteyle ve alandaki diğer derneklerle iş birliği içinde sosyal konular üzerine halka açık eğitim, grup çalışmaları, seminer ve eğitimler veriyoruz, bilgilendirici yayınlar yapıyoruz. Toplumsal travmalarda mağdurlara psikososyal destekte bulunuyoruz, göç eden annelere ebeveynlik üzerine grup çalışmaları yapıyoruz, İstismara Karşı Çocuk Gücü projesine, Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu‘nun bir üyesi olarak eğitim ve araştırma desteği veriyoruz. Platform, İstismara Karşı Çocuk Gücü projesiyle çocukları ve aileleri istismar konusunda bilgilendiren bir kukla karakter yaratarak bir video çekti ve yayılmasını sağladı. Ayrıca kronik hastalıklarla mücadele eden ailelere yönelik çocuk kitapları ve destekleyici videolar hazırlıyoruz. Çocuklarda sağlıklı cinsel gelişim, aile içi şiddet gibi konularda ebeveynlere, rehber öğretmenlere, psikolojik danışmanlara ve terapistlere eğitim ve seminerler de verdik. Bu çalışmalarımızla toplumda sağlıklı aile ilişkileri, boşanma, yeniden evlenme, ortak ebeveynlik, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları gibi konularda farkındalık yaratmayı istiyoruz.

Tüm bu toplumsal çalışmaların yanı sıra hem çift ve aile terapistlerinin hem de genel olarak ruh sağlığı çalışanlarının uzun senelerdir sahip olmak istedikleri güncel ihtiyaçlara cevap veren bir ruh sağlığı yasasının oluşumu için Ruh Sağlığı Yasası Platformu’nu kurarak bu konuda bir çalıştay yaptık. Yasa çalışmalarımız önümüzdeki dönemde de devam edecek.

ÇATED, doğal afetler gibi toplumun bir kesiminde ya da genelinde travmaya neden olan olaylar sonrasında ilgili kesimlere psikolojik destek sağlanması için de çalışmalar yürütüyor. Bu çerçevede hayata geçirdiğiniz ve mesleki bir eğitim olan “Travma Çalışmalarında Aile Terapisi”nin kapsamından ve toplumsal travmalarla başa çıkmada aile terapisinin nasıl bir rolü olduğundan bahseder misiniz?

Travma, sadece olumsuz deneyimi yaşayan bireyi değil, bireyin parçası olduğu tüm sistemi etkileyen bir durumdur ve iyileşmesinde de bu sistemin önemli bir rolü vardır. Bireyin kendisini güvende hissedebildiği, yaşadığı olaya dair her türlü duygusunu paylaşabildiği, ihtiyaçlarının karşılanabildiği bir topluluk içinde olması iyileşmesini kolaylaştırır. Travma Çalışmalarında Aile Terapisi eğitimi, aile terapisi konusunda uzmanlığı olan kişilerin toplumsal travmalarla çalışmak konusunda bilgilenmesini ve böyle bir durum olduğunda müdahale edebilmelerini sağlamak amacıyla 2015 yılında Ankara’daki patlama sonrasında hayata geçirdiğimiz bir eğitim oldu. Amacımız, her türlü toplumsal travma sonrasında ailelere destek verecek eğitimli bir ekip yaratarak, gönüllülerle sahaya çıkmak ve müdahale etmek konusunda hazır hale getirmekti. Şimdi verdiğimiz bu eğitimi el kitabı haline getirerek bundan sonrası için yapılacak çalışmalar için kullanıma sunmak istiyoruz.

ÇATED, Turkey Mozaik Foundation tarafından sağlanan destekle 2018 yılında Vakfımızın Kurumsal Destek Fonu’ndan yararlandı. Bu hibe desteğini hangi amaçla kullandınız ve derneğinizin kurumsal gelişimi açısından nasıl bir katkı sağladı?

Bu hibe desteğini derneğin kendine ait bir mekanı ve bir asistanı olması için kullandık. ÇATED’in gönüllü ve üyelerine kapısı açık bir dernek haline gelebilmesi açısından kendi mekanının olmasının önemli olduğunu düşündük. Ekim 2018 tarihinde Dernek merkezimizi kiraladığımız günden itibaren yönetim kurulu ve komite toplantılarımızı, meslek içi seminerleri ve süpervizyon toplantılarını merkezimizdeki toplantı salonlarında gerçekleştirdik. Üyelerden aldığımız geri bildirimlerde de öne çıkan konular olan aidiyet duygusunun oluşması ve düzenli eğitimlerin yapılabilmesi ihtiyaçlarının giderilmesi açısından merkezin olumlu bir etkisi olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca, hibe kapsamında dernek asistanımızın ekibimize katılımı da yaptığımız işlerin sorunsuz şekilde ilerleyebilmesi açısından çok faydalı oldu. Asistanımız üyelerle, yönetim kuruluyla, komitelerle, ofis yetkilileriyle aradaki iletişimin sağlanması, derneğin ihtiyaçlarının belirlenmesi ve karşılanması, dosyaların düzenli bir şekilde tutulması gibi konularda aldığı sorumlulukları etkin bir şekilde yerine getirdi. Bu şekilde derneğin kurumsal hafızasını oluşturabildik. Ayrıca internet sitemizin daha aktif kullanılmasını sağlamak için gerekli sistemi kurduk. Bir sonraki aşamada içerikleri düzenleyerek sitemizi daha etkin kullanacağız. Bu çalışmalar sayesinde hibe desteği aldığımız dönem boyunca üye sayımızı 300’den 400’e çıkarmayı başardık.

Çift ve Aile Terapileri Derneği önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapmayı planlıyor? 2020 yılında öncelik vereceğiniz alanlar ve faaliyetleri bizimle paylaşır mısınız?

2020 yılında süregelmekte olan meslek içi eğitimler, halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik projeler, araştırma yaparak bilgilendirici kaynak yaratmak ve bunları yayımlamak gibi projelerimiz devam edecek. Bunun yanı sıra, sosyal fayda çalışmalarımızı bir çatı altında düzenlemenin, derneğimizin bu hedefine daha fazla odaklanabilmesini kolaylaştırması adına, Sosyal Sorumluk Birimi’ni kurduk ve ilk toplantımızı gerçekleştirdik. Medikal Aile Terapisi komitemiz çocuklar ve ailelerine yönelik hastalıklar konusunda bir kitap dizisi çıkarmak üzerinde çalışıyorlar ve bu proje için bir fon arayışındalar. Ayrıca, çalışmalarımızı İstanbul’un dışında da yaygınlaştırmak için farklı şehirlerde de birimler kurmak ve bu şehirlerde de sosyal sorumluluk projelerimizi yaygınlaştırmak istiyoruz. Sağlıklı ilişkilere yönelik bilgilendirici videolar çekerek tüm ülkenin faydalanabileceği bir kaynak yaratmak

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 Döneminde Desteklediğimiz STK’lar Çalışmalarına Devam Ediyor

By | Kurumsal Destek Fonu

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, Kurumsal Destek Fonu’nu dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak üzere çalışan STK’ların kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerine katkı sağlamak amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve diğer kurumsal bağışçıların finansal desteği ile hayata geçiriyoruz. Fonun 2019 döneminde ilk kez uyguladığımız kapasite geliştirme bileşeni ile STK’lara hibe vermenin yanı sıra kurumsal gelişimlerini desteklemeye yönelik mentorluk ve özel sektörden gönüllülerle birlikte çalışma desteği de sağlıyoruz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2019 döneminde Arada Derneği, Filmmor Kadın Kooperatifi, İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı (İZEV), İmece İnisiyatifi Derneği, Köy Okullarını Destekleme Ağı (KODA) ve Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne toplam 335.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Fon kapsamında desteklediğimiz kuruluşlar ve desteklediğimiz çalışmaları ile ilgili raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Yeryüzü Derneği Hibe Sürecini Tamamladı

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu’nun 2018 döneminde desteklediğimiz Yeryüzü Derneği’nden Aytaç Tolga Timur ile 10. yılını geride bırakan derneğin çalışmalarını, Türkiye’de ekoloji hareketinin gelişimini ve kurumsal hibenin derneğin çalışmalarına katkısını konuştuk.

Yeryüzü Derneği, sizin deyiminizle “sürdürülebilir, ekolojik ve şenlikli” bir toplumun mümkün olduğuna inanıyor ve çalışmalarını bu vizyon doğrultusunda yürütüyor. Bu kapsam geliştirdiğiniz yaklaşım ve çalışmalarınız hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Genellikle sivil toplum örgütleri birer çatı olma eğilimindedir. Oysa biz dernekte tam aksini, bir zemin olmayı deneyimliyoruz. İkisi arasında çok temel bir fark var. İlki üstenci, ben bilirimci ve “bilinçlendirme” iddiası taşıyan bir tutum. Oysa ikincisi insanlara alan açan, etkileşimin önemine inanan ve deneyimi öne çıkaran bir yaklaşım. Peki bu nasıl mümkün? Elimizde sağlam matematiksel bir formül yok. Orta yerde bir kaos var ve bunun girdabından nereden çıkılır belli değil. Doğa, el yordamıyla bize yol gösteriyor ama çıkış yolu için garanti asla vermiyor. Doğada hiçbir yerde bir tür, tamamen diğer türlere baskın halde değil. Birlikte varlar. Bu motto yani “birlikte var olmak, kimseyi geride bırakmamak” bizim için çok önemli. İşte bizim Yeryüzü deneyimimiz buradan hareket ediyor. Sürdürülebilir çünkü buna mecburuz. Ekolojik çünkü buna inanıyoruz. Şenlikli çünkü neden sıkıcı olsun ki?

Sizce günümüzün şehir hayatının içerisinde doğa dostu bir yaşam mümkün mü? Yeryüzü Derneği olarak bu konudaki önerileriniz neler?

Bugün ülkemizin yüzde sekseni ve hatta daha fazlası şehirlerde yaşıyor. O halde gezegen için çıkar yol şehirlerden geçiyor. Onu yok sayamaz ya da önemsiz gösteremeyiz. Şehirlerin bu nüfus ağırlığının yanı sıra bizce ikinci önemli noktası yeni fikirlerin %97 oranında şehirlerde ortaya çıkması. Çünkü bir permakültür kavramı ile ifade etmek istersek; şehirlerde kenar etkisi çok yüksek. Yani farklılıklar karşılaşıyor, ilişki ve iletişim kuruyor; işte buradan yaratıcılık fışkırıyor. Bu, şehirlerin gücü. Demek ki bizim başlama noktamız, doğru bir yer. Peki şehirde ekolojik yaşamı başarmak ne kadar mümkün? Bunu belirleyecek ve cevap verecek ise deneyimin kendisi. Orta yere serilen iddianın gerçekleşme ihtimalini, o iddiaya sarılanların çabası belirliyor.

Yeryüzü Derneği yatay bir örgütlenme ve çalışmalarını gönüllülük temeliyle gerçekleştiriyor. Bu tür bir yapılanmayı tercih etmenizin sebebi nedir? Olumlu yanları ve zorluklarını paylaşabilir misiniz?

Yatay bir topluluğun en ayırt edici özelliği, katılımcıların önünü açmasıdır. Kendini ifade etme, sınırlara takılmama ve utangaçlık hissetmeme. Bu saydıklarımız sadece düşüncelerimiz değil, yer yer duygularımız. Belli ki ikisi de sağlıklıysa bir araya gelebiliyoruz. Sadece bir akıl varlığı değiliz, duygularımız ile var oluyoruz. Neticede kendimizi iyi hissettiğimiz alanda yer kaplıyoruz, aksi halde buharlaşıyoruz. Zorlukları sadece alışma sürecinde mevcut. Bu süreç çok kısa çünkü besbelli ki doğamıza uygun olan, kendimizi iyi hissettiğimiz yerde bulunmak.

Vakfımızın Kurumsal Destek Fonu 2018 döneminde aldığınız hibeyi hangi amaçla kullandınız? Bu destek Yeryüzü Derneği’nin kurumsal gelişimi açısından nasıl bir katkı sağladı?

Bizim için insan kaynağı çok önemli. Desteği bu yönde kullandık ve bize kazandırdığı ivmeye biz de şaşırdık. Etkinliklerimizin niteliği ve insani yanı güçlendi. Bize bir şekilde ulaşan; gönüllü olan, sadece ses vermek isteyen ya da etkinliklere katılmak isteyen bütün yurttaşlara sadece cevap vererek dahi, onların gönlünde bir yer açtık.

Yeryüzü Derneği olarak 2019’da 10. yılınızı kutladınız. Bu süreçte hem Türkiye’de hem dünyada çevre hareketi birçok değişimden geçti. Bu değişim sürecini nasıl yorumluyorsunuz? İklim krizinin sonuçlarının daha da görünür hale geldiği bu ortamda çevre ve ekoloji hareketinin geleceğinin nasıl şekilleneceğini düşünüyorsunuz?

Geçtiğimiz 10 yıllık süreçte ekoloji hareket geometrik olarak büyüdü. Sadece bizim ülkemizde değil, dünyada da. Görünür ve hissedilir olan doğal felaketlerin bunun birinci nedeni olduğunu düşünüyoruz. Doğa artık insanlığa sınırlarını hatırlatıyor. Önceleri bunu seve okşaya yaparken şimdi çığlık atıyor. Umuyoruz bu ses, insanlığın kulağında karşılığını bulur. Çünkü insanlık henüz ölmedi. Ama duyulmazsa, bundan sonra yaşayacaklarımız çok daha zorlu olacak. Doğa henüz son sözünü söylemedi.

Önceki sorumuza verdiğiniz yanıt doğrultusunda, Yeryüzü Derneği 2020 yılı itibarıyla çalışmalarında bir değişiklik yapmayı planlıyor mu? 2020 yılı için önceliklerinizi ve planlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Pekiştirmeye çalıştığımız projelerimiz kent bahçeleri, tohum takas şenlikleri, ileri dönüşüm şenlikleri ve kır kent ağı. Öte yandan gıda kooperatifimizi kurarak 2020’nin hemen başında, 2019’un son dört ayında planlarını yaptığımız önemli bir projeyi başlattık. Bu senenin ikinci yarısında kooperatifimizin çok ses getireceğini ve pek çok insana umut duygusu vereceğini düşünüyoruz. Desteğiniz için çok teşekkür ederiz.

Genç LGBTİ+ Derneği’nin Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Hibe Süreci Sona Erdi

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu’nun 2018 dönemi kapsamında hibe desteği sağladığımız Genç LGBTİ+ Derneği’den Duygu Yayla ile röportajımızda, kurumsal hibenin derneğe katkılarını ve gelecek dönem için planladıkları çalışmaları konuştuk.

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak, STK’ların insan kaynakları, kira, seyahat gibi idari giderlerini karşılamaya yönelik olan kurumsal hibelerle desteklenmesinin önemine inanıyoruz. Genç LBGTİ+ Derneğinin deneyimlerini düşündüğünüzde sizce proje destekleri ile kurumsal destekler arasında nasıl bir fark bulunuyor?

Kurumsal destek çerçevesinde hibe kullanmanın proje bazlı hibeden en önemli farkı, kurumsal kapasitemizin güçlenmesine katkı sağlaması. Genç LGBTİ+ Derneği olarak biz, kendimizi LGBTİ + gençlerin sorunlarını gündeme getiren, çözümler öneren, politika üreten ve yaygınlaştıran bir dernek olarak tanımlıyoruz. Derneğin vadettiği hizmetleri ve savunuculuğu yapabilmesi kurumsal kapasitesinin güçlenmesiyle doğrudan alakalı. Bu sebepten kurumsal destek çerçevesinde alınan hibenin, proje bazlı hibelerle yaptığımız çalışmaların tamamlayıcısı olduğunu düşünüyoruz.

Vakfımızın Kurumsal Destek Fonu kapsamında sağladığı hibeyi derneğin insan kaynağı giderlerini karşılamak amacıyla kullandınız. Dernekte bir kişinin istihdam edilmesi kurumsal gelişiminiz açısından nasıl bir katkı sağladı?

İnsan kaynağı, STK’lar için bir yandan çok elzem bir yandan da hep sorunlu bir yerde duruyor diyebiliriz. Bunun bir sebebi çoğu hibe desteğinin insan kaynağı giderlerini karşılamaması aslında bu tüm hibeler için gerekli bir kalem. Bir derneğin kendi alanında kapsamlı, güçlendirici ve sürdürülebilir çalışmalar yapabilmesi için profesyonel bir insan kaynağına ihtiyacı vardır. Biz, yatay örgütlenen ve gönüllüleriyle etkinliklerini organize eden bir derneğiz. Gönüllü çalışmalar bir yandan çeşitlilik bakımından ufkumuzu açıyor ve nihai amacımız olan hak temelli çalışmalarda kapsayıcı olmak ilkesini gerçekleştirebiliyorken diğer yandan sürdürülebilirlik konusunda yetersiz kalabiliyor. Kurumsal destek çerçevesinde insan kaynağı hibeleri, derneğin sürdürülebilir olması bakımından kritik görünüyor. Bu hibe ile biz, gönüllü-çalışan-yönetim kurulu ilişkisini düzenleyebildik ve daha verimli çalışabilme imkanı bulabildik diyebiliriz. Ayrıca insan kaynağının aylık ve yıllık planlamalar hazırlamak, bu programların gerçekleşme süreçlerini takip etmek bu süreçlerdeki sorunları tespit etmek, bu sorunlardan yola çıkarak bir sonraki aylık veya yıllık planlarımızı revize etmek gibi planlama konusunda birçok katkısını da gördük.

Derneğiniz ve çalıştığınız alan açısından 2019 yılını değerlendirdiğinizde nasıl değişimler ve gelişmeler görüyorsunuz?

Geçen seneye göre çalışma alanımızda yaşadığımız olumsuz değişimler oldu. Fakat bunlar Türkiye’nin politik atmosferiyle ilişkilendirilebilecek değişimlerdi. Derneğin geçen seneye göre çalışma alanında yaşadığı olumlu değişimlere de koordinasyon birimlerimizin verimliliğinin artmasını örnek verebiliriz. Kurum içi iletişimin verdiğimiz hizmetin kalitesini artırdığını gözlemleyerek bu iletişimin daha etkili olabilmesi için kamp ve toplantılar düzenledik. Bu sayede hem kurum içi iletişimimiz güçlendi hem de gönüllülerle iletişimimiz daha sağlıklı hale geldi. Tabi bu sayede de gönüllü katılımımızda bir artış olduğunu gözlemledik. Bu değişim, etkinliklerimizden toplantılarımıza, lobicilik faaliyetlerimizden savunuculuk faaliyetlerimize kadar birçok alanda olumlu izler bıraktı diyebilirim.

Genç LBGTİ+ Derneği önümüzdeki dönemde hangi konulara öncelik verecek ve ne tür çalışmalar yapacak?
Önümüzdeki dönem için derneğin stratejik planlamasını yaparken geçen sene gelen taleplerin ve gözlemlediğimiz ihtiyaçların analizini etraflıca yaptık diyebiliriz. Bu doğrultuda politika belgelerimizin güncellenmesi ve genişletilmesi gündemlerimizden biri. Güncel meseleleri takip ediyor olmak çalışma alanımız bakımından çok temel bir ihtiyaç. Bu sebeple de şiddet, taciz gibi konularda ve gönüllü politikalarında kendimizi geliştirme ve ilerletme odaklı çalışmalar yapacağız. Bunların dışında verdiğimiz danışmanlık hizmetini genişletmek önümüzdeki dönem için planlarımızdan diğeri. LGBTİ+ gençlerle çalışan kurumumuz için savunuculuğun yanı sıra hak temelli hizmet vermek de çok önemli. Gelen talepler doğrultusunda bu hizmetin kapasitesinin geliştirilmesi gerekliliğinden yola çıkarak ruh sağlığı ve hukuk alanında kapasitemizi güçlendirmek için çalışacağız. Son olarak savunuculuk faaliyetlerimizle ilgili olarak da geçen yıl ve ondan önceki yıllarda belediye ve milletvekilleriyle oluşturmaya çalıştığımız ve verimli sonuçlar da aldığımız iş birliklerini güçlendirmeye ve bu iş birliklerinin sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik faaliyetlerde bulunmayı planladığımızı belirtmek isterim.

Kodluyoruz Derneği ile Yakın Zamanda Tamamlanan Kurumsal Hibe Desteğimizi Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kodluyoruz Derneği Kurucu Üyesi Gülcan Yayla ile Kurumsal Destek Fonu’nun 2018 döneminde Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile sağladığımız kurumsal kapasite hibesinin çalışmalarına katkılarını, derneğin projelerini ve teknoloji sektöründe genç istihdamının artırılması için atılması gereken adımları konuştuk.

Kodluyoruz Derneği olarak Türkiye’de teknoloji okuryazarlığını yaygınlaştırmak ve gençlerin teknoloji sektöründe istihdam edilmelerini kolaylaştırmak amacıyla ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Bu çalışmaların alanda yarattığı değişimden bahseder misiniz?

Kodluyoruz olarak viyonumuz, Türkiye’yi teknolojide dünya çapında bir yetenek merkezi haline getirmek, bunu yaparken de gençleri Endüstri 4.0’a ve daha iyi bir dünya hayaline en doğru şekilde hazırlamak. Bu vizyon doğrultusunda çalışmalarımız 3 alana odaklanıyor:

  1. Kodluyoruz Akademi’de gençlerin teknoloji sektöründe istihdamını sağlayan ücretsiz yazılım bootcamp’leri ve sosyal becerilerini geliştiren programlar hayata geçiriyoruz. Ortalama 72 – 90 saat süren bootcamp’ler, yazılım alanında gençlerin ilk işini bulmasını sağlıyor. Eğitmenlerimiz sektörden deneyimli profesyonellerden oluşuyor. Web geliştirme, mobil geliştirme ve veri bilimi ile makine öğrenmesi alanlarında yazılımcılar yetiştiriyoruz. Böylece hem sektörde nitelikli insan açığını kapatıyoruz hem de genç işsizliğine katma değeri yüksek bir sektör içinde çözüm buluyoruz. Bu anlamda Türkiye’de genç istihdamını teknoloji alanında, bu kadar kapsamlı bir programda gençlere ücretsiz olarak sağlayan tek kuruluşuz. Geçtiğimiz 3 yılda Türkiye’nin 5 şehrinde 800 genci eğittik, bu gençlerin %30’u daha bootcamp biter bitmez; %65’i ise ilk 6 ay içinde ilk yazılım işlerine başladılar. Üstelik öğrencilerimizin %45’i kadın!
  2. Kodluyoruz Mezunlar Kulübü, bootcamp’lerden mezun olan gençlerin birbirlerine ve başkalarına destek olmaya devam ettikleri hayat boyu öğrenme topluluğu. Sadece 2019’da, mezunlarımız hackathon’lardan eğitimlere pek çok etkinlikle 1.000’den fazla gence ulaştı.
  3. Gelecek nesilleri de 21. yüzyıl yetkinliklerine ve yeni işlere hazırlamak zorundayız. Kodluyoruz Junior ile vizyoner kurumlarla beraber çalışarak çocukları, özellikle kız çocuklarını, geleceğe hazırlıyoruz. Bu alanda yaptıklarımız arasında şunlar var: BSH ile birlikte, Türkiye’de bir fabrika kampüsü içindeki ilk maker lab alanını kurduk. Burada, her yıl Çerkezköy’de çevre okullardan öğretmenleri ve yaklaşık 1.000 öğrenciyi geleceğe hazırlıyoruz. Meslek Liseleri Yapay Zekayla Tanışıyor projesinde ise EmPower Foundation desteğiyle meslek liselerinde yapay zekayla ilgili bilinmeyenleri açıklamak için 12 saatlik bir giriş atölyesi düzenliyoruz. Devlet okullarında çocuklarla toplumsal cinsiyet temelli eğitimler yapmaktan her yıl Hour of Code’u çocuklarla kutlamaya kadar daha pek çok başka etkinlikle bu alanda bilinci artırmaya çalışıyoruz.

2019 yılında yayınladığınız Türkiye Teknoloji Sektörü Durum Analizi Raporu’nun Türkiye’deki yazılım sektörünün ve gençlerin ihtiyaçlarına yönelik olarak öne çıkan bulguları neler? Raporun ortaya koyduğu bilgi ve verilerin Kodluyoruz’un çalışmalarına nasıl bir etkisi oldu?

En önemli bulgular, eğitim sistemlerinin bilişim sektöründeki hızı yakalayamadığı ve bu yüzden sektördeki beceri açığının büyük bir sorun olduğu yönünde. Şirketler, Türkiye’de yazılım sektöründe yetenek açığı seviyesini 100 üzerinden 75,9 olarak puanladı. Bu açığın en yüksek olduğu yazılım alanları olarak, yapay zeka/makine öğrenmesi/veri bilimi, Java ve Python ilk üç sırada yer alıyor. Bu alanlarda yetenek açığının önümüzdeki 5 yılda daha da büyümesi beklenirken, bugün itibariyle yazılım ekiplerinde en çok kullanılan dil ve platformlar SQL, JavaScript, Java, C#, Python ve .NET olarak belirlendi. Bunların yanında mobil platformların yükselişi ve React Native gibi hızla gelişen frameworkler için de kurumsal şirketlerin personel arayışları dikkat çekiyor. Özellikle mobil platformlarda native kod yazılmasına imkan veren bu platformların hem zaman hem de bütçe kazanımları sağladığı için tercih edilmeye başlandığını görüyoruz.Bu sebeple, Kodluyoruz gibi daha esnek, teknolojinin hızını anlayıp modüler eğitim modelleri oluşturabilen yapılara günümüzde daha çok ihtiyaç var. Bu rapor bize eğitimin sadece 4 yıllık üniversite sıralarında kalmaması gerektiğini çok net bir şekilde gösterdi. Gençleri yaşam boyu öğrenmeye hazırlamamız gerekiyor.

Kodlama ve teknoloji Türkiye’de giderek daha fazla konuşuluyor ve özellikle erken yaştan itibaren bu alanda eğitim almanın önemi vurgulanıyor. Siz de projelerinizde farklı yaş grupları ve hedef kitlelerle çalışıyorsunuz. Sizce kodlama eğitimlerinin ve teknoloji üzerine yapılan çalışmaların nasıl bir önemi var? Özellikle gençlerin istihdamı açısından düşündüğünüzde bu alanda ne tür fırsatlar olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu alanda yapılan çalışmalar çok kıymetli. Ancak özellikle gençlerin istihdamını hedefleyen girişimlerin önce sektörü çok iyi anlaması ve gençleri öyle yetiştirmesi gerek. Pek çok programın ne yazık ki sadece çok basit seviyede eğitim sağladığını ve gençleri programlardan sonra takip edemediğini, sektörle buluşturamadığını görüyoruz. Bu da gençlerin daha da büyük umutsuzluğa sürüklenmesine yol açıyor. O yüzden istihdama yönelik projeleri özel sektörün de sahiplendiğine, onların eğitim programının içeriğine katkıda bulunduğuna emin olmak zorundayız.

Kodluyoruz Derneği, Turkey Mozaik Foundation’ın desteğiyle vakfımızın Kurumsal Destek Fonu’ndan yararlan sivil toplum kuruluşları arasında yer aldı. Aldığınız kurumsal destekle neler yaptınız ve bu destek derneğin kurumsal gelişimi açısından nasıl bir katkı sağladı?

Kurumsal hibe desteği bizim için büyük bir kapasite gelişiminin yolunu açtı. Bu desteği almadan önce yılda en fazla 100 genci eğitimlerimize dahil edebiliyorduk, bu yıl ise 600’dan fazla gence yazılım alanında eğitim verdik. Aldığımız destekle özellikle bootcamp’leri geliştirmek için ihtiyaç duyduğumuz yetenekleri ekibimize kattık. Kurumsal kapasitemizin tam zamanlı çalışanlarla desteklenmesi tabi ki büyük bir fark yarattı. Turkey Mozaik Foundation’ın tam zamanda gelen desteği için çok teşekkür ediyoruz.

Kodluyoruz derneği önümüzdeki dönemde ne tür çalışmalar yapacak? Öncelik verdiğiniz alanlar, hedef kitleler ve projelerinizle ilgili bir değişiklik yapmayı planlıyor musunuz?

En önemli amacımız, eğitim sistemleriyle değişen dünya arasındaki hız farkına çözüm bulacak alternatif bir eğitim modeli geliştirmek ve bu modeli yaygınlaştırmak. Üniversitede okuyanlar, işsiz gençler veya kapasitesinin altındaki işlerde çalışan gençlere odaklanmaya devam edeceğiz. Kendi eğitimlerini kendilerinin kontrol etmesini sağlayacak araçları bu gençler için erişilebilir kılmayı hedefliyoruz. Bunun için hem bootcamp’leri tüm Türkiye’de ölçeklendireceğiz, hem de daha tabansal bir akranlar arası eğitim modeli geliştireceğiz.

Filmmor’la Kurumsal Destek Fonu Kapsamındaki Çalışmalarını Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu kapsamında hibe desteği sağladığımız Filmmor ile devam eden çalışmalarını, hibe programı kapsamında kurumsal kapasitesini güçlendirmek için önceliklendirdiği alanları ve Türkiye’de kadın hareketinin değişen mücadelesini konuştuk.

Kadınların sinema ve medyaya katılımını, kendilerini ifade edebilme alan ve olanaklarını; temsil ve üretimlerini, iletişim ve dayanışmayı artırmayı amaçlayan Filmmor’un kuruluş hikayesinden ve yaptığı çalışmalardan bahseder misiniz?

Filmmor, 2003 yılında feminist sinema yapan-yapmak isteyen kadınlar tarafından medya ve sinemadaki cinsiyetçiliğin giderilmesine katkıda bulunmak üzere üretimler, faaliyetler yürütmek için sadece kadınların katılımına açık olarak kuruldu ve 2004 yılında kooperatifleşti. Kadınların medya ve sinemaya katılımına, cinsiyetçi olmayan temsil ve deneyimlere alan açma amacıyla Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali’ni düzenliyor. Filmmor 2004 yılından beri kendi üretimlerini yapıyor; belgeseller ve kadın örgütlerinin tanıtım filmlerini yapıyor. Kampanyalar, eylemler ve etkinliklerin görsel arşivini tutuyor. Dünyada kadın filmleri festivalleriyle ortak programlar yürütüyor. Kadınların iletişim araçlarını ve üretimlerini artırmak, kendilerini ifade edebilme olanaklarını yaygınlaştırmak için film yapım atölyeleri düzenliyor. Atölyemor, Mor Gündem gibi pratik ve teorik içeriklerle kuruluşundan bu güne Filmmor, 12 film üretti ve 60 kadın gazeteci kadının içinde yer aldığı Mediz-Kadınların Medya İzleme Grubu’nun yürütücülüğünü yaptı. Susma Bitsin ve Mor Yapımcılar gibi platformlarının da kuruluşunda yer alan Filmmor, medya ve sinemadaki çalışma, temsil, katılım koşullarını değiştirmek ve dönüştürmek için bu alanlardaki kadınlarla dayanışıyor. 5050×2020 Festivallerde Cinsiyet Eşitliği Taahhütnamesi’nin kolaylaştırıcılığını yaparak sinemaya katılımın cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik çalışıyor. Sosyal medya, video gibi mecraları da kapsayan geniş ve demokratik iletişim olanaklarını hak odaklı örnekler üreterek genişletmeyi amaçlıyor. Kadın ve LGBTİ+ haklarını, bu alandaki hak savunucularının yaşadıklarını, kadınların üretimlerini, dayanışmalarını gündemleştirmek ve yaygınlaştırmak amacacıyla 2019 yılında kurulan Kadın ve LGBTİQ+ Hak Savunucuları Dijital Platformu (KAHİDEP) ile OHAL Tanıklıkları Görüntülü/Sözlü Tarih Çalışması yapıyor.

2019 yılında 18. kez düzenlediğiniz Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, Filmmor’un önde gelen çalışmaları arasında yer alıyor. Festivalin ortaya çıkış fikrini, Türkiye’de kadın hareketi için önemini ve alana katkılarını paylaşır mısınız?

Filmmor Kadın Filmleri Festivali, Türkiye’de festivallerde ya da sinemalarda gösterime girmeyen kadın yönetmenlerin filmlerini izlemek isteyen Filmmor’daki kadınların filmlere ulaşma çabaları ile başladı. 17 yıl önce yapılan ilk festivalde Women Make Movies’in işbirliği ile“Kadınlar Sinema Yapıyor” sözüyle yola çıktı. Gezici olan Filmmor Kadın Filmleri Festivali, dünyanın her yerinden kadınların farklı kadınlık halleri ve deneyimlerini göstermek için kadınlarla beraber kadınlar için yapılıyor. Festivallerde, sinemalarda gösterim fırsatı bulamayan, ticari olmayan filmler, uzun kısa, belgesel vs gibi ayırmadan tüm filmlere eşit davranmak için yola çıkan Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, Türkiye dışında da dünyadan çeşitli kadın filmleri festivalleri, Creteil Kadın Filmleri Festivali, Ermenistan Kadın Filmleri Festivali ile karşılıklı seçkiler yapıyor, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan kadın örgütleriyle, kadın filmleri festivali networkü ile ortak uluslararası çalışmalar yürütüyor. Aynı zamanda, Türkiye’deki farklı illerden yerel kadın örgütleriyle düzenlenen gezici festival, İzmir, Antalya, Diyabakır, Mersin, Adana, Trabzon, Van gibi pek çok ilde çeşitli kadınların buluşması, deneyimlerini aktarması ve kadın dayanışmasının güçlenmesi için alan açıyor. Türkiye’deki kadın filmleri festivalleriyle; Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’yle dirsek temasını sürdürüyor. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali her yıl dünyanın farklı coğrafyalarından gelen belgesel ve kurmaca filmlerin gösterimini yaprak, festival dahilinde gerçekleştirdiği paneller, forumlar ve atölyelerle Türkiye ve dünyadaki kadınlık deneyimlerini, medya ve sinema alanında eşitsizliği yaratan nedenleri gündemleştiriyor. Tüm bu yaptıkları ve yapmak istedikleriyle Türkiye’de kadın hareketi içinde pek çok alanda yer alarak dayanışma örüyor, beraber üretmeyi, itiraz etmeyi sürdürüyor.

Türkiye’deki kadın hareketi son yıllarda nasıl bir değişimden geçiyor? Kadın hareketinin örgütlenme, savunuculuk ve kampanyacılık pratiklerinde farklılaşan konu ve yöntemler bulunuyor mu?

Türkiye’de son yıllarda yaşanan değişimler elbette kadın hareketine de yansıyor, bu yansımayla ve bizzat kadın hareketinin hedef alındığı politika ve pratiklerle kadınların baskı altına alınmak istendiği aşikar. Kadın hareketi tüm bu baskılarla mücadele etmeyi en iyi öğrenen hareketlerden biri çünkü gündemler değişse de her koşulda itiraz eden, sesini yükselten, dayanışan bir hareket olduğu için farklı mücadele biçimleriyle söz üretmeye devam ediyor. Türkiye’deki kadın hareketinde, hak ve yaşam odaklı hakların korunması veya gasp edilen hakların geri kazanımına yönelik örgütlenme, savunuculuk ve kampanyacılık konularının birincil olmaya başladığını ve bunlara dair yeni yöntem arayışı olduğu söylenebilir. Kadınların yerel yönetimlerdeki çalışmalarına yönelik baskılar, kadın dernek ve örgütlerinin kapatılması, kadınların kazanılmış alanlarına doğru bir baskı hareketi kadınları yöntem ve pratik olarak yeni yollar arayışına itti. Ancak, kadın hareketi baskı politikalarına uzak veya yabancı değil bu yüzden koşullar değişse de, eylemlilik, örgütlülük yöntemleri değişse veya değişmek zorunda kalsa da dayanışmaya, büyümeye, kadınlar haklarını korumaya-kazanmaya devam ediyor.

Filmmor bu süreçten nasıl etkilendi?

Filmmor, kadın hareket içinden pek çok oluşum ve örgütle dirsek teması olan, beraber üreten, dayanışan bir kurum olduğu için herkesle birlikte elbette bu süreçten etkilendi. Filmmor, kaynak ve sürdürülebilirlik açısından çok etkilenmemiş olsa da hem kuruluşunda hem de kurulduğu günden bu yana beraber çalışmalar yürüttüğü dernekler bu süreçte kapatıldı. Bunun elbette bir etkisi oldu. Üretmenin zorlaştığı ve buna ayrılabilecek vaktin zorunlu bir itiraz etme haline dönüşmesiyle pratiklerini de buna göre geliştirmeye başladı. Ancak, 17 yıldır olduğu gibi Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali’nin bu yıl 18.sini düzenleyecek olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyor. Kuruluşunun temellerini oluşturan konularda çalışmaya devam ediyor.

2019 yılında Kurumsal Destek Fonu’ndan aldığınız hibe ve mentor desteği ile Filmmor, kurumsal kapasitesini hangi alanda ve hedefler doğrultusunda geliştirmeyi planlıyorsunuz?

Kurumsal Destek Fonu’ndan alınan hibe ve mentor desteği ile Filmmor’un örgütsel yapısının güçlenmesi üzerine çalışmalar yapılacak. Organizasyon şemalarının görsel ve yazılı hale getirilmesi, iş ve akışlarının tanımlarının oluşturulması, kurumsal hafıza üzerine odaklanmayla dijital arşivin hazırlanması, kurum içi koordinasyon ve organizasyon yapısını güçlendirmek için tablo, liste, analiz gibi araçların kullanımının öğrenilip, sürekliliğinin sağlanması ile iç iletişimin güçlenmesi planlanıyor.