All Posts By

Sivil Toplum için Destek Vakfı

Turquoise Coast Environment Fund-Turkey 2023 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Turquoise Coast Environment Fund

Kara ve denizle bağlantılı adalar, kıyısal bölgeler ve sulak alanlar da dahil olmak üzere, Türkiye’nin güney ve/veya batı kıyı bölgelerinde; doğa ve biyoçeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Conservation Collective işbirliği hayata geçirdiğimiz Turquoise Coast Environment Fund-Turkey (TCEF)’in 2023 dönemi başvuruları açıldı.

Fonun 2023 döneminde de Türkiye’nin güney veya batı kıyı bölgelerindeki doğal çevrenin korunması ve yenilenmesi amacıyla çalışmalar yürüten STK’ların projeleri desteklenecektir. Bu amaç doğrultusunda proje fikirlerinde aşağıda detayları paylaşılan üç temel öncelik alanından en az bir tanesinin yer alması beklenir:

  • Sürdürülebilir gıda sistemlerini teşvik eden projeler:

Mevcut gıda-tarım bağını koruyarak, sürdürerek ve yeniden inşa ederek gıda sistemlerinin geleceğini yansıtan projeler bu başlık altında değerlendirilecektir. Bu başlık altında desteklenecek projelerin, onarici tarim stratejileri ve gıda üretim sistemlerinin her türlü etkilerini dikkate almak ve yönetmek gibi bütünsel bir yaklaşım geliştirilmesi beklenecektir.

  • Biyoçeşitliliğin korunması için ekosistem tabanlı yönetim yaklaşımına sahip projeler:

Karasal ve denizel biyoçeşitliliği ele alan projeler, küçük ölçekli balıkçılık ve diğer kaynaklar dahil olmak üzere, kıyı kullanımının bütünsel, sektörler arası, yerelden ulusala, şeffaf, uyarlanabilir, kapsayıcı ve katılımcı yönetimini teşvik eden yenilikçi yaklaşımlar bu başlık altında değerlendirilecektir.

  • Koruma alanında çalışan STK’larının yasal ve kurumsal olarak desteklenmesini ve güçlendirilmesini amaçlayan projeler:

Savunuculuk, ağ oluşturma ve koruma eylemini harekete geçirmek istedikleri ilgili alanlar çerçevesinde doğru veri ve bilgilere erişme yeteneği geliştirme dahil olmak üzere çeşitli tematik alanlarda yerel kuruluşların kapasitelerinin güçlenmesini amaçlayan projeler desteklenecektir.

Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşlar,
  • En az bir senedir sahada aktif olarak çalışan kuruluşlar*,
  • 2022 gelirleri 30.000 TL ve 3.000.000 TL arasında olan kuruluşlar,
  • İlgili alanda deneyim, kurumsal kapasite ve vizyona sahip kuruluşlar.

Turquoise Coast Environment Fund-Turkey kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az 1.250.000 TL‘dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 220.000 TL talep edilebilir.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 31 Mayıs Çarşamba günü saat 18:00’e kadar göndermeleri gerekir.

Turquoise Coast Environment Fund-Turkey hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve proje takvimi) ve başvuru formuna ulaşabilirsiniz.

Demokrasi, Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Demokrasi, Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Derneği (DEMOS), toplumsal cinsiyet bakış açısını merkeze alarak barış çalışmaları etrafında araştırmalar, analizler ve çeviriler yapıyor. Hak özneleri, toplumsal barış mücadelesi veren STK’lar, aktivistler ve araştırmacılar için ve onlarla beraber eleştirel ve erişilebilir bilgi üreterek, basılı ve dijital yayınlar, podcast’ler üretiyor; konferanslar, atölyeler ve seminerler düzenliyor.  Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe kapsamında etki ölçümü kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapacak olan DEMOS yarı zamanlı bir Etki Değerlendirme Uzmanı istihdam edecek.

DEMOS Genel Koordinatörü Dilan Elveren ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; barış kavramı, toplumsal hafızanın afetlerle ilişkisi, dijital medyanın toplumsal mücadelelere getirdiği fırsatlar ve kısıtlamalar, derneğin faaliyetleri ve hibe kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

DEMOS Kurumsal Destek Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

2015 yılında, sosyal bilimler alanında çalışan ve bilgi üretimini ortaklaştırmayı amaçlayan kişiler tarafından Ankara merkezli olarak kurulduk. Kurulduğumuz günden bugüne geniş anlamıyla barış çalışmaları etrafında, toplumsal cinsiyet bakış açısını merkeze alan araştırmalar yapıyor, Türkiye ve dünyadan örnekleri inceliyoruz. 

Herkes için eşitliğin olduğu barışçıl bir toplum inşa etmeyi hayal ediyoruz. DEMOS çalışanları, gönüllüleri olarak Türkiye’de barış ve uzlaşma, geçiş dönemi adaleti, toplumsal hafıza ve çatışma dönüşümü konularında araştırma, bilgi ve deneyim paylaşımı faaliyetleri yürütüyor; izleme ve savunuculuk üzerine yeni çalışmalar planlıyoruz. Bu faaliyetlerin çıktılarını basılı ve dijital yayınlar, podcast’ler, konferanslar, atölyeler, seminerler vb. aracılığıyla paylaşıyor, yaygınlaştırıyoruz. Böylece hak öznelerini ve tabanda toplumsal barış mücadelesi veren örgütleri güncel tartışmalardan, eleştirel yaklaşımlardan ve alandaki uluslararası gelişmelerden haberdar ediyor, özneler için ve onlarla birlikte güçlenmeye gayret ediyoruz. 

Toplumsal cinsiyeti ayrı bir çalışma alanı olmaktan ziyade, DEMOS’un tüm çalışmalarını kesen bir temel eksen olarak ele alıyoruz. Kadın ve/veya LGBTİ+ barış inşacılarının, feminist ve LGBTİ+ örgütlerinin barış ve geçiş dönemi adaleti mekanizmalarına katılımını desteklemeyi hedefliyor, karar vericilerin yanı sıra sivil toplum ve barış hareketi içerisinde toplumsal cinsiyete duyarlı bir barış ve demokrasi anlayışını savunuyoruz.

Barış kelimesini nasıl tanımlarsınız? “Savaş olmaması”, barış ile aynı anlama geliyor mu? Barışın inşa edilmesinde ve sürdürülebilir olmasında sivil toplum kuruluşlarının ve kamu kurumlarının rolünden bahseder misiniz? 

DEMOS barış kavramını hem doğrudan, yapısal ve kültürel şiddetin sona ermesini hem de çatışmayı besleyen ve yeniden ortaya çıkarabilecek eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasını kapsayan bir tahayyül olarak ele alır. Dolayısıyla barışın fiziksel bir çatışmasızlık halinden daha fazlası olduğunu söylemek yanlış olmaz. Barış, toplumsal ilişkilerin tabandan yukarı dönüştürülerek yeniden düzenlenmesi; çatışmanın nedenlerinin ortadan kaldırılmasını içeren meşakkatli ve uzun süreç. DEMOS’a göre bu sürecin başarıya ulaşması için geçmişte yaşanan hak ihlalleri ve bugün karşı karşıya olduğumuz toplumsal eşitsizliklerle yüzleşilmesi gerekiyor. Bu da hakikatin ortaya çıkarılması, ihlallerin kaydedilmesi ve hafızalaştırılması, hesap verilebilirliğin sağlanması, mağdur/hayatta kalanların onarıma erişmesi ve bu ihlallerin tekrarlanmaması için güvenceler sağlanmasını içeriyor. Ancak savaşı yaratan sebeplerin ortadan kaldırıldığı bir senaryoda kalıcı, sürdürülebilir bir barış inşasından söz edilebilir. 

Sivil toplumun resmi barış ve geçmişle yüzleşme süreçlerine etkin katılımı sürecin şeffaflığını ve toplumda uyandırdığı güveni, dolayısıyla bu süreçlerin etkinliğini olumlu etkiliyor. Türkiye’de sivil toplum, çeşitli toplumsal hareketler ve siyasi partilerle birlikte Kürt sorununun demokratik yollarla çözümünü hedefleyen süreçler başta olmak üzere barış süreçlerini hedefleyen çalışmalar gerçekleştirdi. Olası bir çatışmasızlığa geçiş/barış müzakeresi sürecinin kendisine ve mekanizmalarına dair önemli deneyimler kazandı. Bu deneyimlerden faydalanılabilecek yeni bir döneme girme ihtimali ise canlı bir şekilde karşımızda duruyor. Bu sebeple, önümüzdeki seçim ile olası bir barış sürecinin tekrar masaya gelebileceği ihtimalinden yola çıkarak sivil toplumun geçmişte biriktirdiği bu deneyimi kullanabileceği alanlar açmak, sivil toplumun barış süreçlerine katılımını desteklemek önem arz ediyor. Öte yandan, bugüne kadarki resmi barış süreçleri ve geçmişle yüzleşme çerçevesinden değerlendirilebilecek resmi mekanizmalara (Örneğin, 5233 sayılı Tazminat Kanunu) baktığımızda devletin bu süreç ve mekanizmaların tasarlanması, uygulanması ve izlenmesinde sivil toplum katılımına alan açmadığını, hatta barış mücadelesinin içinde yer alan sivil toplum örgütleri (STÖ) ve kişilerin yargı tacizine uğradığını, barış talebinin kendisinin dahi kriminalize edildiğini görüyoruz. Gelecekte yaşanacak barış süreçleri için sivil toplum katılımını güvenceye alacak yasal düzenlemelere ihtiyaç var. 

DEMOS olarak toplumsal hafıza üzerine çalışmalar yapıyorsunuz. Toplumsal hafıza nedir? 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de etkileyen depremlerle beraber düşündüğünüzde toplumsal hafızanın afetlerle nasıl bir ilişkisi bulunuyor? 

Toplumsal hafızayı, yaşadığımız çevrede meydana gelen toplumsal, kültürel ve siyasal dönüşümden ayrı düşünemeyeceğimiz; toplumu bir arada tutan ve birleştiren bir mekanizma olarak konumlandırıyoruz. Bize göre hafıza toplumsal ve politik olarak inşa ediliyor. Bu çerçevede hafıza ile ilgili yürüttüğümüz çalışmaları çatışma dönüşümü ve barış inşası süreçleri ile ilişkilendiriyoruz. Ulusal tarih yazımı gibi, iktidarın söylemini yeniden üreten ve yukarıdan aşağıya örülen hafızalaştırma pratiklerinin karşısına hafızayı dinamik bir mücadele alanı olarak ele alan, özne odaklı bir hafıza anlayışını yerleştiriyoruz. Her toplumsal grubun farklı toplumsal hafızalara sahip olduğu gerçeğinden yola çıkarak çoklu, homojen olmayan bir hafıza anlayışının altını çiziyoruz. Hafızayı, daha doğrusu hafıza çalışmalarını, bu perspektifle ele almanın toplumsal barışın inşası sürecinde bize geniş bir alan, kapsamlı bir bakış açısı sunacağını düşünüyoruz.

Kişilerin, toplumsal grupların deneyimleri ile değişen, dönüşen toplumsal hafızaya 6 Şubat depremleri de eklendi. Yaşanılan depremlerden hareketle toplumsal hafızanın afetlerle nasıl bir ilişkisi olduğunu toplumların felaketi deneyimleme, hatırlama ve yorumlama biçimleri üzerinden düşünmek mümkün. Afetin toplumsal hafızasının belgelenmesi afetin yıkıcılığını artıran ihmallerin ve afet dönemi gerçekleştirilen insan hakları ihlallerinin cezasız kalmaması, hayatta kalanların ve depremden etkilenenlerin onarım taleplerinin karşılanması, gelecekte benzer bir yıkımın yaşanmaması için gereken önlemlerin alınması ve politikaların yürütülmesi için elzem. Toplumun kendini maddi anlamda onarabilmesi için devletin bu kolektif travmadan hareketle etkili bir afet yönetimi politikası belirlemesi gerekir. Diğer yandan felaketlere bağlı duygusal ve psikolojik hasarların onarılabilmesi için kolektif bir dayanışma, birbirini anlama ve duyma süreçlerine ihtiyaç var. 

Toplumsal mücadele ve insan hakları alanlarında çalışmalar yapan bir dernek olarak dijital medyanın toplumsal mücadeleye getirdiği fırsatlardan ve kısıtlamalardan bahsedebilir misiniz? 

Dijital medya, kullanıcılara sunduğu araçlar ve platformlar sayesinde bireylerin ve toplulukların seslerini duyurmalarına ve sözlerini yaygınlaştırmalarına alan açıyor ve hedefledikleri kitleleri harekete geçirmeye yönelik çalışmalarını güçlendiriyor. Gün geçtikçe sayısı çeşitlenen ve kapasitesi genişleyen dijital medya kanalları hak temelli, politik ve sosyal konularda yürütülen farkındalık çalışmalarının daha fazla insana ulaşabilmesi için oldukça elverişli. Ana akıma alternatif ve öznelerin doğrudan kendilerinin ürettiği ve temsil edildiği bilgi üretimini mümkün kılan dijital medyanın elbette kimi riskleri ve sınırlılıkları da var. Günümüz dijital iletişiminin hızlı akışı içerisinde yanlış bilgilerin dolaşıma girmesi oldukça kolay ve herhangi bir kişi ya da grup yanlış ve/veya manipüle edilmiş bilgilerle etkileyebilir ve/veya kararları üzerinde belirleyici olabilir. Örneğin, bu gibi manipüle edilmiş bilgiler nedeniyle kadınlar, LGBTİ+lar gibi toplumdaki kırılgan gruplar dijital alanda hedef gösterebiliyor ve taciz edebiliyor. Platformların kimi ayrımcılık ve nefret söylemi karşıtı, eşitlikçi politikaları olsa da genelde bu şikayetlere herhangi bir olumlu geri dönüşte bulunulmuyor. Nitekim bu politikaları belirleyen de çeşitli şirketler yahut otoriteler olduğu için dijital alanın özneler ve hak mücadelesi yürüten aktivistler için kolaylıkla güvensiz bir ortama dönüşebildiği bir gerçek. Bu sebeple, dijital medya kanallarının ve platformlarının ne ölçüde bağımsız olduğu/olabileceği de tartışılıyor. Bu sebeple, dijital medyayı kullanan hak savunucuları, aktivistler ve STÖ’lerin ürettikleri ve yaygınlaştırdıkları bilgilerin doğru ve teyitli olması, açık ve şeffaf bir iletişim politikasının yürütülmesi, hedef kitlelerine sundukları dijital alanın ayrımcılıktan, hedef göstermeden ve nefret söylemlerinden arındırılmış olması gibi birçok değişkeni dikkate almaları gerekiyor.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde sağladığımız hibe ile odaklanacağınız kurumsal gelişim başlığı ne olacak? Bu kapsamda ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Temel çalışma alanlarımız olan barış ve uzlaşma, çatışma dönüşümü, geçiş dönemi adaleti ve toplumsal hafıza üzerine faaliyetlerimizin stratejik hedeflerimize etkisini daha verimli ve etkili şekilde izlemek, ölçmek ve bu etki ölçümünü sürdürülebilir kılmak amacıyla ölçme ve değerlendirme alanına odaklanacağız. 

Çalışmalarımızın etkisini ölçebilmek amacıyla toplumsal cinsiyete ve çoğulcu katılıma duyarlı ve nitel veri ağırlıklı bir ölçme ve değerlendirme modeli geliştirmeyi hedefliyoruz. Geliştireceğimiz bu modelin, mevcut çalışmalarımızın geliştirilmesine ve yeni faaliyetlerimizin planlanmasına katkı sunmasını amaçlıyoruz. Bir araştırma derneği olarak ürettiğimiz bilginin neden ve nasıl kullanıldığını veya kullanılmadığını, ne kadar erişilebilir olduğunu verilere dayanarak ortaya koymayı ve paydaşlarımızdan çalışmalarımıza dair geri bildirim almayı önemsiyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz modelle faaliyetlerimizi, dijital iletişimimizi var olan ve planlanan kaynaklarımızı da gözden geçirmeyi amaçlıyoruz.

 

Sulukule Gönüllüleri Derneği ile Eğitim Hakkı için Beslenmeye Erişim Projesini Konuştuk

By | Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu

Tüm çocukların eğitime adil ve eşit şekilde erişimini sağlamak amacıyla çalışmalar yapan Sulukule Gönüllüleri Derneği (SGD), risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış gruplarla, öncelikli olarak okulu terki önlemek, kadınlara ve çocuklara hakları konusunda farkındalık kazandırmak amacıyla hak temelli çalışmalar yapıyor. Latro Kimya işbirliğiyle hayata geçirdiğimi Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu’nun 2022 döneminde hibe desteği sağladığımız SGD, hayata geçireceği Eğitim Hakkı için Besleneme Erişim Hakkı projesi ile İstanbul Karagümrük bölgesinde bulunan bir ortaokul ve bir ilkokuldaki 20 öğrenciye beslenme desteği sağlayacak. Aynı zamanda öğretmenleri ve bakım verenleri beslenme desteğinin çocukların bütünsel gelişim hakları bağlamında gerekliliği konusunda bilgilendirmek amacıyla atölye çalışmaları düzenleyecek.

Sulukule Gönüllüleri Derneği Proje/İletişim Sorumlusu ve Atölye Kolaylaştırıcısı Şefika Kübra Kalender ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin gönüllülerle geliştirdiği işbirliği, derinleşen yoksulluk koşullarının okul terkine etkisi, beslenme desteğinin önemi ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk.

Vakfımızı takip edenler derneğinizin risk altında, dezavantajlı ve ayrımcılığa maruz kalmış gruplarla, öncelikli olarak okulu terki önlemek, kadınlara ve çocuklara hakları konusunda farkındalık kazandırmak amacıyla çalışmalar yürüttüğünü biliyor. Bu öncelikler doğrultusunda, 2023 yılında ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

2023 yılı faaliyetlerimizi çocukların iyi olma hallerini destekleyecek ve çocukla temas halindeki yetişkinleri (öğretmen, okul yöneticileri, bakım verenler) güçlendirecek şekilde kurguladık. SGD’nin çalışma sistemini geliştirmek, etkisini artırmak ve yaygınlaştırmak istiyoruz. Bu kapsamda; çocuklara ve gençlere yönelik dernek mekânında ve okul alanında yıl boyunca devam edecek oyunla öğrenme metotlarının kullanıldığı atölyeler ile birlikte psiko-sosyal destek çalışmaları yürüteceğiz. Aynı zamanda vaka çalışmaları ile okul terki riski olan ya da okul sisteminin dışında kalmış çocuk ve gençleri faaliyetlerimize dahil edeceğiz. Eğitim bursu, beslenme desteği gibi sosyal desteklere de devam edeceğiz. Bakım verenler için okuma pratiğini ve kadınların iyi olma halini destekleyecek temalarda (özgüven, öz bakım, iletişim, sosyal haklar vb.) güçlendirici atölyelere devam edeceğiz. Öğretmenler ve bakım verenlere yönelik ise Latro Kimya ve Sivil Toplum için Destek Vakfı desteğiyle devam ettiğimiz projemiz kapsamında beslenme desteği konusunda farkındalık düzeylerinin arttıracak atölyeler yapacağız.

Derneğimizin hedef kitlesine uygun etkili bir ihtiyaç analizi yöntemi geliştirmeyi hedefliyoruz. İzleme&değerlendirme süreçlerinde çocuk odaklı tasarım yapmak istiyoruz. Bu doğrultuda, derneğimizin paydaşlarının modele katkı sunmasını sağlayacak çalıştaylar düzenlenmeyi ve modeli yazılı hale getirerek, yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz.

Yakın zamanda düzenlediğiniz gönüllü oryantasyon eğitimiyle 2022-2023 gönüllülerinizle bir araya geldiniz. Gönüllülerin Sulukule Gönüllüleri Derneği’nde üstlendiği görevlerden ve gönüllülerle birlikte çalışırken dikkate aldığınız ilkelerden bahseder misiniz?

Risk altında ve dezavantajlı gruplarla uzun dönemli çalışmak gerekiyor. Bu sebeple atölyelerimiz bir okul dönemi boyunca devam ediyor. Gönüllülerimizi, çalışmalarımıza düzenli katılması şartı ile kabul ediyoruz.

Gönüllüler, saha çalışmalarına katılmadan önce iki gün süren oryantasyon eğitimine katılıyorlar. Bu eğitimde, derneğimizin çalışma prensipleri aktarılırken risk altındaki kadınlar ve çocuklarla çalışma yöntemleri, çocuk güvenliği ve koruma gibi başlıklar üzerinde duruyoruz.

Tüm çalışanlar ve gönüllüler, derneğimizin Çocuk Güvenliği Politikası ve Prosedürleri’ne uymakla yükümlüdür. Bu politika kapsamında davranış kuralları mevcuttur. Derneğimizin çalışmalarında yer alan tüm yetişkinler, çocuğun üstün yararını gözeterek, çocukların katılımı ile sürdürmeyi taahhüt eder.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı rapora göre Türkiye’de sürekli yoksulluk oranı 2021 yılında arttı. Türkiye’de her geçen gün daha da zorlaşan ekonomik koşulların okul terkine etkisiyle ilgili gözlemlerinizi paylaşabilir misiniz? Toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlik nedeniyle çok boyutlu dezavantaj yaşayan kız çocuklarından, çocuklardan ve bakım verenlerden nasıl geri bildirimler alıyorsunuz?

Bulunduğumuz bölgedeki üç okulun okul psikolojik danışmanları, öğretmenler, okul yöneticileri ve kantin görevlileriyle düzenli temas halindeyiz. İletişimde olduğumuz bakım verenlerden beslenme ve kırtasiye için destek talebini çok sık duymaya başladık.

Okul döneminde atölyelerimize katılan çocuklar -özellikle 10-14 yaş arası çocuklar- işe girmek zorunda kaldıkları için atölyelerimize devam edemedi. Ne yazık ki ekonomik zorluklar çocuklarla çalışmayı her geçen gün zorlaştırıyor. Özellikle lise çağındaki çocukların açık okula kaydolma eğilimlerindeki artış dikkat çekiyor. Okul sisteminden dışlanan, ayrımcılığa uğrayan çocuklar çalışmayı tercih edebiliyor. Açık okul sistemi çocuğu koruyan ve eğitime devam edebilmesine olanak tanıyan bir yapıya sahip değil.

Kız çocukları özelinde baktığımızda ise bu durum çocuk yaşta erken ve zorla evliliklerin artması ihtimalini bize gösteriyor. Açık okula geçen kız çocuklarının bakım emeği yükü de artıyor.

Sulukule Gönüllüleri Derneği olarak 13 yıldır İstanbul Karagümrük Mahallesi’ndeki farklı okullarda öğrencilere yönelik beslenme desteği uyguluyorsunuz. Beslenme desteğinin öneminden bahseder misiniz? Faaliyet yürüttüğünüz bölge özelinde düşündüğünüzde beslenme desteğinin çocukların eğitim hayatına sağladığı etkilerden de bahsedebilir misiniz?

Okullarda öğrencilere yönelik beslenme desteğinin birçok olumlu etkisi bulunuyor. Bunlardan birisi de çocuğu okul sistemi içerisinde desteklemek için önemli bir araç olması. Beslenme desteğinin sınıf tekrarının azalmasına ve akademik performansın iyileşmesine olumlu bir etkisi bulunuyor. Aynı zamanda çocuk işçiliğinin ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın önlenmesine de katkı sunuyor.

Öğrencilere yönelik beslenme desteği sunmak için okul yönetimi, okul psikolojik danışmanları, öğretmenler, okul aile birliği, bakım verenler ve katin görevlileriyle işbirliği halinde çalışıyoruz. Okul psikolojik danışmanları çocukları takip ediyor, çocuğun başka bir sorunu olduğunda erken fark ederek müdahale edebiliyor. Kantin aracılığıyla çocuğun okula gidip gitmediğini öğrenme fırsatını yakalıyoruz.

Beslenme desteği alan çocuklar derneğin diğer faaliyetlerinden de yararlanabiliyor. Çalıştığımız okulda öğretmenler ve bakım verenler de beslenmeye katkı sunuyor. Beslenme desteği bu şekilde okullar tarafından sahipleniliyor.

Hibe desteğimizle Eğitim Hakkı İçin Beslenmeye Erişim projesini hayata geçireceksiniz. Projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Proje kapsamında, Karagümrük bölgesinde okuyan ve maddi güçlükler nedeniyle yeterli beslenemeyen çocukların beslenme haklarına erişimini desteklemeyi amaçlıyoruz. Aynı zamanda öğretmenlerin ve bakım verenlerin, okul beslenmesi konusunda hak temelli bir bakış geliştirmelerini hedefliyoruz. Bu yöntemle, okul ikliminde olumlu bir değişiklik yaratmayı amaçlıyoruz. Okuldaki paydaşlarımızın eğitimde yoksullukla mücadele edebilmeleri için desteklenmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Bu amaç doğrultusunda proje kapsamında bir ortaokul ve bir ilkokulda 20 çocuğa beslenme desteği sağlayacağız. Bununla birlikte öğretmenler ve bakım verenlere atölyeler düzenleyeceğiz. Atölyeleri, beslenme desteğinin çocukların eğitime erişim ve bütünsel gelişim hakkını merkeze alacak şekilde kurgulayacağız.

Kökler ve Filizler Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yürütecekleri Çalışmaları Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kökler ve Filizler Derneği (Roots & Shoots Turkey – R&S TR), çocukların ve gençlerin ihtiyaç duydukları alanlarda bilgi ve becerilerinin güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla buluşmalar, çevrimiçi ve çevrimdışı atölyeler, etkinlikler ve eğitimler düzenliyor. Dernek, çocukların ve gençlerin maruz kaldığı zorbalık, özel hayatın korunmasının ihlali, ticari istismar ve tokenizm gibi risklerin önüne geçmek için çocuk haklarının bilinirliği konusunda da çalışmalar yürütüyor.  R&S TR Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe kapsamında, kaynak çeşitliliğini artırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecek. Bu kapsamda kaynak geliştirme çalışmalarından sorumlu yarı zamanlı bir kişi istihdam edecek.

Kökler ve Filizler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Aslıhan Niksarlı ve Yönetim Kurulu Üyesi Banu Binbaşaran Tüysüzoğlu ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Türkiye’de gençlerin ve çocukların karar alma mekanizmasına katılımı, iklim krizinin sivil toplum gündemindeki yeri, derneğin faaliyetleri ve hibe kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

Roots & Shoots Türkiye Kurumsal Destek Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş̧ amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? 

Roots & Shoots 1991 yılında Dr. Jane Goodall tarafından çocuk ve gençlerin çevre, hayvanlar ve insanlar için çalışarak, içinde bulundukları topluluğa ilham vermeleri ve değişime öncülük etmeleri amacıyla başlatılan küresel bir hareket. Biz de Roots & Shoots Türkiye olarak “yaşama, tüm çeşitliliğiyle ev sahipliği yapan bir gezegen” düşüyle 2021 yılında kurulduk. Kurulduğumuz günden beri de yaşadığımız krizler çağında sorunları fark eden ve bu konularda pozitif değişim yaratmak isteyen çocuk ve gençlere destek olmak; çocuk ve gençlere farklı disiplinlerden insanlarla buluşabileceği, gerekli becerileri edinebileceği ve projeler geliştirebileceği alanlar yaratmak için çalışıyor ve projeler üretiyor.

Bu projeleri çocuk ve gençlerin güçlenmesine yönelik ihtiyaç duydukları alanların ve metotların tespit edilmesi için katılım gözetilmesi ilkesiyle gerçekleştiriyoruz. Çalışmalarımızın bazılarına örnek verecek olursak yaşadığımız krizler çağında çocuklara ve gençlere ulaşmak, bu sorunları konuşmak ve yaşadıkları çevreyi öğrenmelerine yardımcı olmak için “Radix: Ekosistem Serüveni” kutu oyununu, öğretmenlere yönelik Biyoçeşitlilik Köyü Etkinlik Rehberi gibi farklı öğrenme materyalleri geliştiriyoruz. Özellikle iklim ve doğa alanında harekete geçen çocukların iyi olma hallerini desteklemek ve çocuklarla çalışan yetişkinlerin çocuk hakları temelli yaklaşıma dair güçlendirilmesi için çalışıyor; bunun için Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi ortaklığında ve Sabancı Vakfı Hibe Programları desteğiyle Katılımcı ve Güvenli Gençlik Aktivizmi projemizi yürütüyoruz. 

Bilimsel bilginin yaygınlaştırılması, çocuk ve gençlerin bilimi yakından deneyimlemelerini sağlamak adına çocuk ve gençlerin farklı disiplinlerden insanlarla bir araya getiren kuş gözlemi, doğa gözlemi gibi çeşitli çevrimiçi ve çevrimdışı aktiviteler ve atölyeler düzenliyoruz. İsveç Konsolosluğu işbirliğinde lise öğrencilerinin medya okuryazarlığı, kaynak eleştirisi ve sosyal medya kampanyacılığı alanlarında kapasitelerini geliştirmek amacıyla projelere odaklanıyoruz. R&S TR Liseli ve Üniversiteli Grupları’ndan gençlerle birlikte, tartışmak ve yaygınlaştırmak istedikleri konularda çeşitli içerikler geliştiriyor ve yaygınlaştırıyor; R&S TR Üniversite grubunu projelerini gerçekleştirmeleri için aktif olarak destekliyoruz. Bunların yanı sıra Türkiyeli çocuk/gençlerin, gezegenin diğer ülkelerindeki akranlarıyla etkileşim içinde olmalarını kolaylaştırmak için R&S TR’nin küresel ağıyla buluşmalar düzenliyoruz. 

Türkiye’de gençlerin, çocukların ve bu alanda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının karar alma mekanizmalarına katılımı ne ölçüde sağlanıyor. Gençlerin ve çocukların karar alma süreçlerine katılımının garanti altına almak ve güçlendirmek için neler yapılması gerekiyor? 

Türkiye’de karar alma mekanizmalarında büyük ölçüde çocukları, gençleri ve STK’ları maalesef görmüyoruz. Halbuki STK’lar toplumu temsil eder, toplumdan güç alır ve bu gücü karar mekanizmalarının güçlü işlemesine katkı olarak aktarabilir. Çocukların ve gençlerin, onları doğrudan ilgilendiren konularda karar mekanizmasına dahil olması, ihtiyaçların tespit edilmesini kolaylaştırır; yenilikçi çözümler üretilmesini sağlar.. Hem STK’lar hem de çocuklar ve gençlerin süreçlere ve karar mekanizmalarına dahil edilmeleri bir köprü işlevi görür. Bunların yanı sıra herkesin harekete geçtiği ve geçmek istediği konuyu sahiplenmesine alan açar ve motivasyonlarını yükseltir. 

Çocukların ve gençlerin karar alma süreçlerine dahil olmalarını sağlamak için halihazırda çocuk hakları, çocuk katılımı alanında çalışan kuruluşlardan destek almanın; çocukların seslerini yetişkinlere ve akranlarına duyabilecekleri mekanizmalar geliştirilmesinin karar alma süreçlerinde çocukların kendilerini ifade edebilmeleri için güvenli alanlar oluşturulması oldukça kritik. 

Burada hem STK’lara hem akademisyenlere ve uzmanlara hem de karar vericilere bir pay düşüyor. Çocuk ve gençlerin katılımını garantiye almak için tüm paydaşlar arasında işbirliğinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. 

Çevre ve ekoloji alanındaki hak mücadelesi ve yapılan çalışmalar toplumun tamamını ilgilendiriyor ve önemli ölçüde destek buluyor. İklim değişikliğinin yarattığı tehdidin büyüklüğü ve aciliyeti düşünüldüğünde, sizce bu konular sivil toplum kuruluşlarının gündeminde yeterince yer alıyor mu? Bu konuda atılabilecek adımlar var mı?

İklim değişikliği yaşadığımız krizler çağında acil eylem alınması gereken bir kriz. Bu nedenle son yıllarda birçok STK çalışmalarının yönünü iklim değişikliğiyle mücadeleye çevirdi; bunun yanı sıra sadece bu alanda çalışan STK’lar kuruldu. 

STK’lar da birlikte çalışmalar yürütmeye, faaliyetlerini paylaşmaya başladı.  Bu konuyla ilgili STK’lar tarafından yüksek bir farkındalık var ve farkındalık halk arasında da yaygınlaştırılıyor. Tabii ki böylesi büyük bir tehdit karşısında bu mücadelede STK’ların bu konuları gündemlerine alması ve harekete geçmesi yetersiz kalabiliyor. Karar vericilerle yeterince işbirlikleri yapılmadığı zaman harekete geçmek zor olabiliyor, azaltım ve uyum süreçleri yavaşlayabiliyor ve hatta tıkanabiliyor. Bu nedenle hem STK’lar arasındaki etkileşimlerin hem de karar vericilerle olan etkileşimlerin artması ve işbirlikleri ile güçlerin birleştirilmesi gerekiyor. STK’ların karar mekanizmalarında yer almalarını destekleyecek her türlü alanın açılması gerekiyor. 

İklim değişikliği kaynaklı tehditlerin giderek daha görünür hale gelmesiyle bu alandaki eylemler ve farkındalık çalışmaları da hız kazanıyor. Özellikle gençlerin liderliğini yaptığı bu tür eylemler şirketlerin ve devletlerin dikkatini çekmekte başarılı oluyor. Sizce Türkiye’de bu konuda gerekli adımları atılıyor mu? 

İklim değişikliği sorununun ülkelerin, karar vericilerin gündemine girmesinde gençlerinin rolü göz ardı edilemez. Jasilyn Charge, Gretha Thunberg gibi isimlerin harekete geçmesiyle tüm dünyada küresel bir hareket başladı. Bu hareket çok kısa sürede Türkiye’de de yerini buldu. Türkiye’nin farklı illerinde gençler topluluklar oluşturdular. 2018 yılından beri krizin ne olduğunu, onları nasıl etkilediğini ve taleplerini anlatıyorlar, kampanya yapıyorlar, eğitim veriyorlar. Bunun yanı sıra katılım mekanizmalarını zorluyorlar. Çocuk ve gençlere söz ve katılım haklarının sağlanmasını, karar alma mekanizmalarına dahil olmayı, çocuk ve gençlerle bu alanda ihtiyaca yönelik çalışmalar yapılması taleplerini her fırsatta dile getiriyorlar. 

Çocuklar ve gençlerin bu hareketi hiç şüphesiz ki şirketlerin, devletlerin, karar alıcıların, STK’ların, bireylerin dikkatini çekiyor; ancak gençlerin burada desteklenmesi gerekiyor. İklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarına şimdiden maruz kalıyorlar ve bundan sonrasında da giderek daha fazla mücadele etmek zorunda kalacaklar. Uzun soluklu ve yıpratıcı bir mücadele bu. Hem bilgi beceri bakımından donanımlı olmaları hem de eko kaygı gibi yıkıcı süreçlerden korunmalarını desteklemek, onların yanında olmak gerekiyor. Bundan sonrasında iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçlarını görmezden gelmek zaten mümkün olmayacak, mecburi azaltım çalışmaları ve uyum süreçlerinin harekete geçmesi kaçınılmaz. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu yönde adımlar atılıyor. Bizler de gençlerin ve STK’ların işbirliğinde ve takipçiliğinde sürecin hızlanacağına inanıyoruz. 

Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde sağladığımız hibe ile odaklanacağınız kurumsal gelişim başlığı ne olacak? Bu kapsamda ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz? 

Derneğimizin ikinci yılını doldurmaya yaklaştığı bugünlerde finansal sürdürülebilirlik konusunu önceliğimiz olarak belirledik. Aldığımız hibeyle birlikte finansal gücümüzü gittikçe artan oranda destekçilerimizden almayı, böylelikle derneğimizin vizyon ve misyonuna uygun projeleri kendi kaynaklarımızla ve bağımsız olarak yapabilmeyi hedefliyoruz. Düzenli destekçi programı sayesinde finansal planlamamızın daha tutarlı ve sürdürülebilir olacağına, dolayısı ile derneğimizin organizasyon yapısının güçleneceğine inanıyoruz. Bu kapsamda finansal sürdürülebilirliğimizi sağlayabilmek için kaynak geliştirme uzmanlarının danışmanlığı eşliğinde bireysel ve düzenli bağış desteğinden oluşan bir finansal model yaratmayı planlıyoruz. 

 

Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu’na Yapılan Başvurulara Dair Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli şekilde etkileyen depremler sonrası, sahada aktif olarak faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) bölgede tespit ettiği acil ihtiyaçların karşılanması, deprem bölgesinde yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremin bölgede yaşayan tüm canlılar üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu’nun başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların ve bölgenin bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği İZ Bırakıyoruz Projesini Tamamladı

By | Her Yaşta Fonu

Toplumsal barışa hizmet edecek önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin toplumun her kesimi tarafından erişilebilir olması için çalışmalar yapan Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği (Bir İZ) başta kadınlar, mülteciler, çoçuklar ve yaşlılar olmak üzere bireyi güçlendirmeyi merkeze alan projeler yaparak ruh sağlığı hizmetlerinin tüm toplum için erişilebilir olmasına katkı sağlıyor. AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu kapsamında İZ Bırakıyoruz projesini hayata geçirdi.

Bir İZ Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Melek Mumcuoğlu ile yaptığımız röportajda; proje kapsamında yürüttükleri faaliyetler, yaşlıların öz yaşam hikayelerini paylaşmalarının önemi, projenin gençlere katkısı ve derneğin gelecek dönem planları hakkında konuştuk.

Hibe desteğimizle hayata geçirdiğiniz İZ Bırakıyoruz projesi kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

İZ Bırakıyoruz projemizle, izole olmuş ve toplumun geri kalan birçok kesimine göre dezavantajlı bir grup olan 65 yaş üstü bireylerin hikâyelerini anlatarak yaşamlarını gözden geçirmelerini, anlamlı bir bütünlük hissine ulaşmalarını ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin artmasını amaçladık. Ayrıca anlatılan hikâyelerin topluma ilham olmasını da hedefledik.

Kasım 2021 itibarıyla başlayan ve 65 yaş üstü bireylerin hikâyelerinin kayda geçirilerek toplumsal hafızaya kazandırılmasını amaçlayan projemiz 2022 yılının Haziran ayında tamamlandı. Hedef grup ile yapılandırılmış görüşmeleri yürütmek için Sosyal Hizmet, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Psikoloji, Tıp ve Gerontoloji bölümlerinden 30 genç yapılan açık çağrı ile projeye dahil oldu. Görüşmeleri yürütecek gönüllülerin belirlenmesinin ardından 2 günlük kapasite güçlendirme eğitimleri organize ettik. Proje gönüllülerine, yaptıkları her görüşmenin ardından süpervizyon verilmesini ve yapılan görüşmelerin etik ilkeler çerçevesinde desteklenmesini sağladık. İleri yetişkin bireylerin psikolojik iyi oluş hâlinin desteklenmesi için 3 oturumluk grup çalışmaları yaptık. Aynı zamanda katılımcıların hikâyelerini yeniden yazmalarının desteklenmesi, psikolojik iyi oluş düzeylerinin artırılması, izole olma hissinin yerini kuşaklar arası dayanışma hissinin almasını arzuladık.

Genç yetişkin ve ileri yetişkin bireylerin birlikte oluşturduğu yaşam öykülerini proje için hayata geçirdiğimiz İz Bırakıyoruz internet sitesi üzerinden kamuoyuyla paylaştık. Ayrıca proje kapsamında uzman ekimizle beraber İzleme ve Değerlendirme Raporu hazırlayıp, paylaştık.

65 yaş üstü kişilerden aldığınız geri bildirimlerle beraber düşündüğünüz de yaşlıların öz yaşam hikayelerini anlatmaları neden önemliydi? Kendi hayat hikayelerini paylaşıyor olmak yaşlıların duygu ve düşünce dünyasına nasıl bir katkı sağladı?

65 yaş üstü bireyler hayata dair pek çok konuda tecrübeli oluyorlar. Ancak bu tecrübeleri paylaşabilecek ortam ve ağ pek kalmıyor. Öncelikle, anlatma ihtiyacı artarken aktarılabilecek ortamın azalması çok çarpıcıydı. Hem kendi çevremiz hem de psikoloji alanında çalışan ekibimiz ve pandeminin etkisi hepimize bu ihtiyacı daha fazla gösterdi. Boş yuva sendromu (empty nest) pek çok yaş almış bireyi etkilerken eğer bu kişiler yaşlı dostu ortamlarda değillerse, oluşan bu boşluk daha fazla depresyona neden oluyor. Görüştüğümüz bireylerde, bunun geri dönüşlerini adeta duygu seliyle aldık. “Çünkü herkesi hayatı değerlidir, seninki de değerlidir. O zaman anlat dinleyelim, kayda geçelim ve yıllarca kalsın, görülür olsun.” dedik aslında onlara. Her bir yaşam öyküsü biricikti, özeldi. Onu anlatanlar da acısı ve tatlısıyla anarak adeta temize geçtiler hayatlarını. Anıları temize çekmek, onları sahiplenmeyi ve kabullenmeyi de kolaylaştırdı. 60 kişinin iyilik halini artırdığını düşündük ekipçe. Bu da bize çok iyi geldi.

Bu proje ile psikolojik danışmanlık ve rehberlik, tıp, psikoloji ve sosyal hizmetler bölümlerinde okuyan 30 üniversite öğrencisi 65 yaş üstü kişilerin öz yaşam hikayelerini kayıt altına aldı. Görüşmeleri yapan öğrencilerin geri bildirimlerini de düşündüğünüzde, bu hikayeleri dinlemiş olmanın gençlerde ne tür farkındalıklar yarattığını ve mesleki becerilerine nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz? 

 Bu proje asla tek taraflı olmadı. Bunun karşılıklı büyük ve anlamlı bir alışveriş olduğunu fark ettik. Gençler yaşlanmaya ve ihtiyaçlarına dair müthiş bir farkındalıkla çıktılar bu projeden. Bazı görüşülen bireyler genç arkadaşlarımızı zorladılar. Kuşak farkı, iletişim vs. üzerinden oluşan yol kazalarıyla başa çıkmak bile çok öğretici oldu. Bir dönem her hafta yaptığımız süpervizyonlarla bu süreçlerini güçlendirdik. Bir koca ömrün kazanımları, pişmanlıkları, mutlulukları, kayıpları, yasları yani insana dair her şeyi bir insanın hayatından dinlemek müthiş bit tanıklık oldu. Bazen bu tanıklıklarla başa çıkmak da zor oldu genç meslektaşlarımız için ama yaptıkları işin neye dokunduğunun o kadar bilincindeydiler ki her zaman bir çözümleri oldu.

65 yaş üstü bireyler de gençlere kendi hayatlarını anlatırken yaşamlarının başındaki gençlere bir çeşit mentorluk yaptıklarının farkındaydılar. Yani “İZ Bırakmak” karşılıklı oldu. 32 genç de “Hayatımda yaptığım en anlamlı şey” diyebildi. Sanırım bu projenin en sihirli kelimesi “anlam” oldu.

Her Yaşta Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Yaşlanma, yaşlılık alanında yapılan çalışmaların farklı bağışçılar tarafından desteklenmesi sizce neden önemli?

Bu projeye kadar derneğimiz bu yaş grubu ile hiç çalışmamıştı. Önleyici ve koruyucu ruh sağlığı çalışırken belli bir yaş grubunu ihmal ettiğimizi fark ettik. Pandeminin en başında 65 yaş grubunun evde olması zorunluluğu hepimizi çok düşündürtüyor ve “Bir şey yapmalı” dedirtiyordu bizlere. Dolayısıyla İZ Bırakıyoruz, derneğimiz için bir ilk oldu. Oldukça düşük bütçeli bir proje olduğu için özkaynaklarımızı, gönüllü ağımızı en fazla kullandığımız proje olarak da bir ilkti. Süpervizyonlar ve eğitimlerle gençleri desteklemek çok önemliydi. 2021 yılı itibarıyla 8 milyon 245 bin 65 yaş üstü bireyin olduğu bir ülkedeyiz ve git gide yaşlanıyoruz. Bu tür projelerin hızla artması, çeşitlenmesi, iyilik halini artırıcı programların yapılması gerekiyor.

Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz?

Bu proje duygusal olarak bizi çok etkiledi. Okulunu bitirmek üzere ya da bitirmiş genç arkadaşlarımızın kazanımları, konuştukları kişilerden hayata dair aldıkları öğretiler, dersler hiçbir yerde elde edilemeyecek muazzam bir öğreti. Bir kısmı hala o kişileri ziyaret ediyor ya da arayıp soruyor. Muazzam bir bağ oluştu karşılıklı, neden devam etmesin.

İnsan kaynağı ve finansal kaynakları kısıtlı, küçük bir derneğiz. Ama başla bitir projeleri bize yeterli gelmiyor. Projelerin sürdürülebilir olması değişim yaratabiliyor. 60 + 32 kişi neden 2023’te 100 olmasın? Dolayısıyla aynı projenin sürdürülebilirliği için bazı hastane ve ilaç firmaları ile görüşmek üzere proje dosyamızı hazırlıyoruz. Ayrıca bu yaş grubuna ve projeye yeni bir tuğla ekleyelim diye Harita65+ Projemizi hazırladık ve uygulamaya başlıyoruz. Yine Sivil Toplum için Destek Vakfı iş birliğiyle, Her Yaşta Fonu kapsamında gerçekleştireceğimiz projemizle 65 yaş üstü bireyler için sosyal-psikososyal destek hizmetlerine mevcut erişim durumunun tespit edilmesini ve savunuculuk çalışmaları yoluyla yaşlı haklarına dikkat çekilmesini, destek hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını ve kapsayıcı bir yaklaşım geliştirilmesini katkı sunmayı amaçlıyoruz. Özel olarak, yaşlı bireylere yönelik sosyal ve psiko-sosyal hizmetlere dair ihtiyaç analizi ve hizmet haritalandırma çalışması yapılarak yaşlılara yönelik servislerin geliştirilmesine katkı vermeyi hedefliyoruz.

Tüm destekleri için Sivil Toplum için Destek Vakfı’na ve Her Yaşta Fonu sağlayıcısı AgeSA’ya teşekkür ederiz.

Kurumsal Destek Fonu 2022 Dönemi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerine destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 dönemi fon başlangıç raporu yayımlandı. Fon kapsamında; Açık Alan Derneği (Derin Yoksulluk Ağı), Demokrasi, Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Derneği, Kökler ve Filizler Derneği, Lotus Kadın Dayanışma ve Yaşam Derneği ve Medikal Arama Kurtarma Derneği’ne toplam 647.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Kurumsal Destek Fonu 2022 döneminin yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

 

Turquoise Coast Environment Fund – Turkey Kapsamında Desteklenecek STK’lar Çalışmalarına Başladı

By | Turquoise Coast Environment Fund, Uncategorized

Kara ve denizle bağlantılı adalar, kıyısal bölgeler ve sulak alanlar da dahil olmak üzere, Türkiye’nin güney ve/veya batı kıyı bölgelerinde; doğa ve biyoçeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Conservation Collective işbirliği ile hayata geçirdiğimiz Turquoise Coast Environment Fund – Turkey (TCEF) kapsamında desteklenen STK’lar çalışmalarına başladı. Fon kapsamında 13 STK’ya toplam 2.098.346 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Antalya Sualtı Derneği (ANTSAD): Antalya’da faaliyet yürüten dernek, Antalya’daki dalış turizmini tanıtmak, geliştirmek, sualtı canlılarını, doğasını ve tarihini korumak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Sağladığımız 156.000 TL hibe desteğiyle Falezler Bizim Evimiz projesini hayata geçirecek olan ANTSAD, dalış eğitimi vereceği 10 gönüllü ile periyodik olarak Antalya falez kıyı bandında sualtı temizliği yaparak deniz kirliliğinin önlenmesine katkı sunmayı ve soyu tükenmekte olan deniz canlılarını korumayı hedefliyor. Antalya falez kıyı bandında amatör balıkçılık yapılan alanları tespit edecek olan dernek; kamuoyunda farkındalık oluşturmak aynı zamanda atıkların deniz canlılarının yaşamına ve deniz kirliliğine etkileri hakkında kamuoyunu bilgilendirmek için bilgilendirme levhaları hazırlayacak. ANTSAD proje kapsamında, sualtı ve falez kıyı bandı temizliği sırasında topladığı atıklardan çevrimiçi fotoğraf sergisi düzenleyecek. Dernek proje sonunda, deniz canlıları ve deniz kirliliği konusunda farkındalık oluşturmak için faaliyetler esnasında çektiği video görüntülerinden bir kısa film hazırlayacak.

Bodrum Klasik Müzik Derneği: Bodrum’da faaliyet yürüten dernek, Gümüşlük köyü ve Bodrum bölgesinde uluslararası etkinlikler düzenliyor. 2004 yılından beri Gümüşlük Müzik Festivali’ni hayata geçiren dernek, ekoloji konularını da kültürel bir değer olarak ele alıyor. Sağladığımız 72.000 TL hibe desteğiyle Bodrum Kavakderesi’ni Koruma ve Yaşatma projesini hayata geçirecek olan dernek; Kavakderesi bölgesinin biyoçeşitliliğinin, arkeolojik değerlerinin ve sualtı kaynaklarının korunmasının önemi ile ilgili farkındalık çalışmaları yapacak. Proje kapsamında, Kavakderesi’nin önemini anlatacak belgesel film hazırlayacak olan dernek aynı zamanda sosyal medya kampanyalarıyla kamuoyunun farkındalığını artıracak. Son olarak, bölgenin önemine dikkat çekmek için Kavakderesi’nde bir festival organize edecek.

Deniz Kaplumbağaları, Akdeniz Fokları, Kum Zambakları Koruma ve Yaşatma Derneği (DEKAFOK): Antalya’da faaliyet yürüten DEKAFOK, Manavgat kıyı şeridinde sağlıklı ve gelişen bir deniz ekosistemin var olması ve Manavgat deniz yaşamının korunması amacıyla çeşitli eğitimler, araştırmalar ve projeler yapıyor. Sağladığımız 179.500 TL hibe desteğiyle Kaplumbağa Dostu Side-Manavgat Boğaz Sahili projesini hayata geçirecek olan DEKAFOK, Side-Manavgat Boğaz sahilinin deniz kaplumbağaları için yumurtlama kumsalı olarak tanımlanması amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu amaç doğrultusunda, Kaplumbağa Dostu Boğaz Sahili başlıklı 2 günlük bir çalıştay düzenleyecek olan dernek; bu çalıştay ile alanda bulunan paydaşları ve akademisyenleri bir araya getirerek, alana dair ekonomik, ekolojik ve sosyal riskleri tartışacak ve bölgenin sorunlarına yönelik çözüm önerileri geliştirecek.

Deniz Memelileri Araştırma Derneği (DMAD): Deniz memelilerinin kritik yaşam alanları ve karşılaştıkları sorunlar hakkında bilimsel çalışmalar yürüten DMAD aynı zamanda konuyla ilgili kamuoyunda farkındalık yaratmak için çeşitli çalışmalar yürütüyor. Ayrıca, Levant, Ege ve Adriyatik denizlerinde, deniz biyoçeşitliğini korumak için veri tabanı oluşturuyor. Sağladığımız 179.000 TL hibe desteğiyle Akdeniz’in Bayrak Türleri, Derin Denizlerin Dev Koruyucularının İzinde projesini hayata geçirecek olan DMAD, deniz koruma alanlarının belirlenmesinde “bayrak tür” olarak adlandırılan Cetacea türlerini kullanarak Kaş-Kekova ve Finike Derin Deniz Dağları Koruma alanlarındaki ekosistemi korumayı amaçlıyor. Proje kapsamında, sosyal medya stratejisi hazırlayacak olan dernek, bölgede faaliyet yürüten ilgili paydaşlarla ilişkileri güçlendirmek için de toplantılar ve buluşmalar organize edecek. Yerelde yaşayan kişilerin bu türlere yönelik bilinç düzeyini ve koruma çalışmalarının etki alanını arttırmak amacıyla DMAD Haziran ve Temmuz aylarında yunus ve balina gözlem gezileri düzenleyecek. Deniz memelilerine yönelik koruma çalışmalarını yerel düzeyde yaygınlaştırmak için DMAD Kaş, Finike bölgesinde kadın, çocuk, çevre gibi farklı tematik alanlarda hak temelli çalışmalar yürüten 2 STK ile ortak etkinlikler, toplantılar organize edecek. Dernek, proje öncesinde ve proje sonrasında uygulayacağı kısa anketlerle kamuoyunun, hedef türlerin ekosistemdeki rollerine ve deniz ekosistemine yönelik farkındalık bilinçlerindeki değişimi ölçecek. Son olarak dernek, proje sonucunda elde ettiği verilerle bir makale yayımlayacak.

Deniz Yaşamını Koruma Derneği: Gelecek deniz yaşamını sürdürülebilir ve adil yöntemlerle korumak için çalışmalarını yürüten Deniz Yaşamını Koruma Derneği; Marmara Denizi’nde, Akdeniz’e endemik olan mercanların transplantasyonu ve korunması, hayalet ağların deniz tabanından temizlenmesi, biyoçeşitlilik takibi, tür ve habitatlarının korunması, su altı kültür ve mirasının korunması, sanat ve sürdürülebilir tasarım alanlarında faaliyet yürütüyor. Sağladığımız 93.000 TL hibe desteğiyle Denizel Peyzajlara Denizden Bakış projesini hayata geçirecek olan dernek; Akdeniz denizel peyzajının görüntülenmesi, kayda alınması ve verilerin beslenmesi amacıyla Bodrum ve Kaş arasında belirlenen lokasyonlarda dalışlar yapacak. Gelecek denizel yaşam için farkındalık yaratmayı amaçlayan dernek, Bodrum ve Kaş arasındaki bölgelerde faaliyet yürüten çeşitli balıkçı kooperatiflerinin katılımıyla yerel bilgilendirme toplantıları düzenleyecek. Bu toplantılar sonucunda ortaya çıkan verileri ve yerel deneyimleri yaygınlaştırılmak için bir kısa film hazırlayacak olan dernek, proje kapsamında yapılacak deniz dibi temizliği sonrasında çıkan atıklardan bir sergi de düzenleyecek. Proje sonunda denizel peyzajlara dikkat çekmek için yapılan tüm çalışmaların yer aldığı ve yerel bir sanatçı tarafından tasarlanacak olan Denizel Peyzajlar Kitapçığı yayımlayacak.

Doğa Derneği: İzmir’de faaliyet yürüten dernek, Türkiye ve dünyadaki önemli doğa alanlarının yaşaması için çalışmalar yürütüyor. Doğa Derneği, yüzden fazla ülkeden ortağı olan geniş bir doğa koruma ağı olan Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun Türkiye ortağı olarak hem yerelde hem de uluslararası düzeyde birçok proje çalışması yürütüyor. Sağladığımız 180.000 TL hibe desteğiyle Gediz Deltası Hep Yaşasın projesini hayata geçirecek olan Doğa Derneği; Gediz Deltasının sürdürülebilir yönetimine katkı sunmak amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu doğrultuda, Gediz çevresinde bulunan Delta’yı tanıtmak ve buradaki önemli türleri anlatmak amacıyla 5 farklı okulda eğitimler düzenleyecek. Gediz Deltası’ndaki yaşamı anlatmak için 1 adet belgesel film hazırlayacak olan Doğa Derneği, hazırlanacak olan filmi eğitim ve etkinliklerinde kullanacak. Dernek, Delta’nın farklı özelliklerde olan bölgelerinin, üreticilerle olan ilişkisinin ve önemli türlerinin anlatılacağı bir kitapçık hazırlayacak. Kamuoyunun farkındalığını arttırmak için Gediz Deltası’na 3 adet ücretsiz gezi düzenleyecek olan Doğa Derneği aynı zamanda, sivil toplum temsilcilerine ve karar vericilere yönelik 2 günlük bir eğitim düzenleyecek.

Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD): Antalya’da faaliyet yürüten dernek, ekolojik bilinci arttırmak ve yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Sağladığımız 179.000 TL hibe desteğiyle Konyaaltı ve Serik Halk Plajlarındaki Kumsal Kullanıcılarında Plastik Kirlilik Farkındalığının Artırılması projesini hayata geçirecek olan dernek; projeyi Türkiye Çevre Eğitim Vakfı ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’yle beraber yürütecek. Dernek proje kapsamında plaj ve deniz kirliliğini engellemek, deniz ve plaj kirliliğine dikkat çekmek amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu amaç doğrultusunda, Konyaaltı ve Serik plajlarına bilgilendirme stantları kurularak yerel halk ve gelen turistler plaj ve deniz temizliği konusunda bilgilendirilecek. 30 gence çevre kirliliği ve çevre koruma konularında eğitim verecek olan dernek aynı zamanda deniz kaplumbağaları gibi nesli tükenmekte olan deniz canlılarının korunması konusunda da bilgilendirme çalışmaları yapacak.

Etki Çemberi Vakfı: Sosyal girişimcilik ekosistemini güçlendirmek, döngüsel ekonomi modellerini ve sosyal etki odaklı yatırımcılığı Türkiye’de yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Aynı zamanda, “Müsilajsız Marmara” hedefiyle çalışmalar yapan vakıf, Marmara Kıyı Bölgeleriyle benzeşen Gökçeada’da Müsilajsız Marmara için saha çalışmaları yürütüyor. Sağladığımız 178.050 TL hibe desteğiyle, Gökçeada Sakinlerini, Yerel Yönetimlerini ve STK’larını Gökçeada’yı Korumak ve Gökçeada’nın Çevresel Sürdürülebilirliğini sağlamaları için Güçlendirmek projesini hayata geçirecek. Vakıf proje ile yerel yönetimlerin, yerel halkın, sürdürülebilirlik odaklı işletme sahiplerinin ve STK’ların çevresel sürdürülebilirliğin korunması konusundaki farkındalığını artırmayı ve bu aktörlerin güçlenmesini desteklemeyi amaçlıyor. Vakıf 3 ayda bir Gökçeada Yıldızkoy’da mikroplastik ölçümleri sonucu elde ettiği verileri rapor haline getirerek paylaşacak. Kamuoyunda farkındalık yaratmak ve soruna dikkat çekmek amacıyla hazırlanan rapor billboardlarda, sosyal medya ve çeşitli çevrimiçi platformlarda yayımlanacak. Gökçeada çevre koruma ve atık yönetimi odaklı farkındalığı arttırmak amacıyla çocuklara yönelik 2 adet kıyı koruma ve ekolojik sürdürülebilirlik atölyeleri düzenleyecek. Aynı zamanda, proje kapsamında ilkokul ve orta okulda eğitim gören çocuklarla yönelik 2 adet kıyı temizleme etkinliği düzenleyecek.

İklim Araştırmaları Derneği: Ankara’da faaliyet yürüten İklim Araştırmaları Derneği, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği, afet ve risk yönetimi ile ilgili alanlarda çalışan gerçek ve tüzel kişileri bir çatı altında toplayarak; iklim değişikliği ile mücadele ve uyum, su yönetimi ve politikası, afet ve risk yönetimi, kentsel planlama ve ekonomi ve toplumsal çalışmalar alanlarında faaliyetlerini yürütüyor. Sağladığımız 171.796 TL hibe desteğiyle İklim Dirençli ve Sürdürülebilir Arı Meraları Pilot Uygulama projesini hayata geçiren dernek; Marmaris’te arıcılık faaliyetlerinin daha az çevresel etki ve daha fazla fayda ile sürdürülebilmesini ve yerel ürün ve geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesini amaçlıyor. İklim Araştırmaları Derneği bu doğrultuda oluşturulacağı paydaş listesi üzerinden paydaşlarla geliştirilecek ilişkilerin fırsat/risk matrisini hesaplayarak bir paydaş analizi ve haritalaması raporu hazırlayacak. Buna ek olarak, mevcut ve geleneksel arıcılık faaliyetlerinin etkilerini görmek için mevcut durum ve boşluk analizi raporunu hazırlayacak. Konuyla ilgili farklı paydaşları bir araya getirmek amacıyla Marmaris Bölgesi İklim Değişikliği, Arıcılık ve Arı Meraları Çalıştayını düzenleyecek olan dernek yapılacak saha çalışmasıyla Marmaris bölgesinin bitkisel desen ve iklim etkisi haritalandırarak alınacak toprak örneklerinin analizini yaparak arı üretimine katkı sağlayacak ve olası yeni ürünlerin pazar potansiyelini araştıracak. Proje kapsamında oluşturulan modelin yaygınlaştırılabilmesi amacıyla proje sonunda Pilot Uygulama Alanı: Arı Meraları Modeli Fizibilite Çalışması ve Raporu yayımlanacak.

NATURA Doğa ve Kültür Koruma Derneği (NATURA): Dünyada sadece Güneybatı Anadolu’da yaşayan ve günümüzde parçalanmadan dolayı yok oluşun eşiğinde olan Sığla (Günlük) orman toplulukları arasında koridor oluşturarak, parçaların birleştirilmesi ve bu orman topluluklarının yok oluş sürecinin tersine çevrilmesi için Ankara’da çalışmalarını yürütüyor. Sağladığımız 170.000 TL hibe desteğiyle NATURA, Akdeniz Kıyılarında Mega Yangınların Ardından Yaban Hayatına Ekolojik Restorasyon Desteği projesini hayata geçirecek. Proje ile Temmuz 2021’de Marmaris bölgesinde çıkan mega yangınlar sonrasında bölgedeki yaban hayatın güncel durumunu araştırmak için çalışmalar yapılacak. Bu amaç doğrultusunda toplumun tüm kesimlerini ekosisteminin kendini yenileme sürecine dahil etmek, dünyaya örnek olmak ve Bördübet Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nın Sekonder Süksesyon Gelişim Evreleri’ne katkıda bulunmak için Ekolojik Restorasyon Süreci başlatacak. NATURA, bu kapsamda ilk etapta 5 yıllık bir doğal restorasyon sürecinin uygulanması ve izlemesini konu edinecek Ekolojik Restorasyon Tasarım Rehberi’ni yayımlayacak. NATURA hedef türler hakkındaki güncel bilgileri, ekolojik restorasyon tasarımını ve potansiyel işbirliklerini konuşmak amacıyla çalışma alanından 50 farklı paydaşın katılacağı Mega Yangınlar ve Ekolojik Restorasyon Çalıştay’ını düzenleyecek.

Sosyal İklim Derneği: İzmir’de doğayı merkeze alarak hak temelli çalışmalar yürüten Sosyal İklim Derneği; gençler arası diyalog kültürünü geliştirmek ve gençlerin sosyal hayata ve sivil topluma aktif katılımını sağlamak amacıyla çalışmalar yapıyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda, iklim krizi, çocuk hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve gençlik hakları konularında programlar, projeler ve atölyeler gerçekleştiriyor. Sağladığımız 180.000 TL hibe desteğiyle Act4Species-Türler için Harekete Geç! projesini hayata geçiren dernek; Ege ve Akdeniz bölgelerinde insan faaliyetleri nedeniyle yok olma tehlikesi altında olan ve/veya endemik türleri korumayı amaçlıyor. Sosyal İklim Derneği, projenin ilk ayağında Ege ve Akdeniz’de bulunan endemik ve/veya yok olmakta olan türlerin güncel durumunu anlamak için iklim krizinden etkilenen bölgelerde çalışmalar yürütmek amacıyla kurulan Kıyı Ege İklim Ağı bünyesinde yer alan akademisyenlerin desteğiyle bir ön rapor hazırlayacak. Proje kapsamında 100’den fazla katılımcının yer alacağı 5 çalıştay düzenleyecek olan Sosyal İklim Derneği, yerel düzeyde farkındalık yaratmak için STK’ların ve akademisyenlerin de dahil edileceği Tür Koruma Eylem Planı ve Tür Koruma Sosyal Medya Kampanyası düzenleyecek.

Su Ekosistemlerini Koruma Derneği: Denizler, iç sular, kıyı ve geçiş alanlarında ve ilişki alanlarında yaşayan her türlü canlıyı ve bu alanları kapsayan sucul tabiatı korumak amacıyla Çanakkale’de çalışmalarını yürütüyor. Sağladığımız 180.000 TL hibe desteğiyle dernek, Direnen Gökçeada Tuz Gölü Sulak Alanı ile Çevre Bilincinin Geliştirilmesi projesini hayata geçirecek. Proje ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2021 yılında hayata geçirilen Gökçeada Tuz Gölü Sulak Alan Yönetim Planı kapsamında öngörülen eylemlerin uygulanıp uygulanmadığını takip edecek olan dernek aynı zamanda eylemlerin gerçekleşme durumunun takibi için yerel halkı bilinçlendirme çalışmaları yürütecek. Proje kapsamında kuracağı internet sitesi üzerinden yapılan çalışmaları ve sonuçlarını düzenli olarak paylaşacak. Gökçeada sulak alanının (turistik amaçla vücuda sürülen çamur) şifa niteliği taşıdığıyla ilgili var olan yanlış bilgiyle mücadele etmek için bu alanlarda kullanılan çamurun kimyasal içeriği analiz edilerek, bilgilendirme çalışmaları yapılacak. Yerel halkın çevre bilinci düzeyini belirlemek için ön-test uygulanacak olan Su Ekosistemlerini Koruma Derneği, yerel halkı bilinçlendirme çalışmaları (internet sitesinde düzenli paylaşım yapmak, el afişleri, ilanlar, eğitimler, tür katalogları ve kitapçıklar) sonrasında – uygulayacağı son test ile çalışmanın etkisini ölçecek. Proje kapsamında işletme sahiplerine, gençlere, çocuklara, çiftçilere farkındalık kazandırmak için çeşitli seminerler düzenlenecek. Dernek sulak alanın kuzeyinde bulunan vahşi çöp depolama alanının bertarafı için kamuoyu oluşturacak çalışmalar da yapacak.

Yolda Derneği: Ankara’da faaliyet yürüten Yolda Derneği, biyolojik çeşitliliğin korunmak ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sunmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Dernek aynı zamanda göçebe hayvancılık başta olmak üzere geleneksel üretim biçimlerine odaklanıyor. Sağladığımız 180.000 TL hibe desteğiyle Kültürel Peyzaj Temelli Bir Değerlendirme: Ege Kıyılarında Doğa ve Kültür Birlikteliği projesini hayata geçirecek olan dernek; Ege kıyılarında biyolojik çeşitliliğin yüksek olduğu alanlarda sürdürülebilir geleneksel ve/veya küçük ölçekli alan kullanım sistemlerinin üretim biçimlerine odaklanacak. Proje kapsamında bölgede var olan biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik bir veri toplama ve literatür taraması yapacak olan dernek Mart, Nisan ve Mayıs aylarında paydaş buluşmaları düzenleyecek. Proje sonunda, Ege kıyılarındaki biyolojik çeşitliliğin kültürel ve denizel peyzajların korunması ve sürdürülebilirliği ile ilgili yayımlanacak rapor açık kaynak olarak paylaşılacak.

 

 

2022 Yılında Neler Yaptık?

By | Genel

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin yarattığı derin üzüntüyü ilk günkü gibi hissediyoruz. Yaşadığımız acıyı, endişeyi ve üzüntüyü tarif etmek imkânsız. Bu süreçte, depremden etkilenenlerin iyi olma haline destek olabilmek, bölgenin ihtiyaçlarına en etkili ve doğru şekilde cevap verebilmek amacıyla tüm gücümüzü depremle ilgili çalışmalara yönlendirmiş ve 2023 stratejimizi hazırlarken belirlediğimiz bazı faaliyetlerimizi ertelemiştik.

Yaşadığımız felaketin uzun soluklu bir dayanışma gerektirdiği bilinciyle 2023 yılında hayata geçireceğimiz hibe programlarının büyük bir bölümünde depremin ortaya çıkardığı ihtiyaçları da dikkate alan bir yaklaşımla hareket edeceğiz. Aynı zamanda sivil toplumun var olan ihtiyaçlarına cevap verebilmek için Vakfımız tarafından her yıl hayata geçirilen hibe programlarını da açmaya devam edeceğiz.

Sivil Toplum için Destek Vakfı olarak bağışçıların öncelikleriyle sivil toplumun ihtiyaçlarını buluşturmak amacıyla 2016 yılından beri sivil toplum kuruluşlarının yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler üretmelerini desteklemek için hibe programları ve kapasite güçlendirme çalışmaları gerçekleştiriyoruz.

Bağışçılarla sivil toplum kuruluşları arasında köprü olmak amacıyla çıktığımız bu yolda, 2016-2021 yılları arasında 2000’den fazla bireysel ve kurumsal bağışçının desteğiyle toplam 10.827.669 TL değerinde 178 hibe dağıttık. 2022 yılında ise 6.011.456 TL tutarında 45 hibe daha vererek, ilk hibemizi verdiğimiz günden bugüne 223 hibe desteği sağlayarak toplam 16.839.125 TL dağıtmış olduk.

Bağışçılara yönelik faaliyetlerimizi ve sivil toplum kuruluşlarına desteklerimizi 2023 yılında da arttırmak ve çeşitlendirmek amacıyla var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Sizlerin desteği olmadan tüm bunları başarmamız mümkün değildi; Sivil Toplum için Destek Vakfı’nın bir parçası olduğunuz için teşekkür ederiz.

Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu’nun İkinci Aşamasında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Acil Deprem Fonu

Kahramanmaraş Pazarcık ilçesi merkez üssünde 6 Şubat 2023 Pazartesi günü meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli şekilde etkileyen depremin ardından, sahada aktif olarak faaliyet gösteren ve bölgeye destek sağlamak üzere çalışmalarına başlayan sivil toplum kuruluşlarının (STK) bölgede tespit ettiği ihtiyaçların giderilmesi, deprem bölgesinde yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremin bölgede yaşayan farklı gruplar üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destekler Fonu’nun ikinci aşamasında desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında El Ele Federasyonu’na, Kadın Koalisyonu‘na Kadınlara Özgürlük ve Eşitlik Derneği yürütücülüğünde, Temel İhtiyaç Derneği’ne ve Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şubesi’ne toplam 5.600.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

– El Ele Federasyonu sağladığımız 1.400.000 TL hibe desteğiyle Zor Koşullarda Koruyucu Aile Sisteminin Desteklenmesi projesini hayata geçirecek. Federasyon proje kapsamında Kahramanmaraş depreminden etkilenen 300 koruyucu ailenin ve 150 koruma altındaki çocuğun ve gencin iyi olma halini desteklemek amacıyla 1800 saat çevrimiçi ve/veya telefon üzerinden psikososyal destek verecek. Aynı zamanda deprem sonrası refakatsiz kalan çocuklara koruyucu aile olmak için başvurmuş 590 aileye yönelik telefon üzerinden 2360 saatlik psikososyal destek sağlanacak. Son olarak, deprem sonrası koruyucu aile olmak isteyen 3000 aileye yönelik 6 modülden oluşan psikoeğitim programı hazırlayıp, uygulayacak.

– Kadın Koalisyonu sağladığımız 1.400.000 TL hibe desteğiyle Kadın Koalisyonu Afet Koordinasyonu Ağı: Kadınlar için Kadın Koalisyonu projesini hayata geçirecek. Kadın Koalisyonu proje kapsamında deprem bölgesindeki kadınların ve deprem nedeniyle Ankara, Antalya, Bursa, Elâzığ, Kahraman, Kayseri, Mardin, Mersin ve Muğla başta olmak üzere toplu yerleşimlerin yapıldığı farklı şehirlerdeki kadınların ihtiyaçlarının tespit edilmesi, giderilmesi ve iyileştirilmesi amacıyla savunuculuk ve kaynak geliştirme çalışmalar yürütecek. Bu amaç doğrultusunda, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan kuruluşlarla ve yerel yönetimlerle işbirlikleri geliştirecek olan Kadın Koalisyonu, sahada çalışan kadın kuruluşlarının kapasitelerinin güçlenmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yapacak. Sahada bulunan kamu kurumlarının ve STK’ların sundukları hizmetlerin başta kadın, LGBTİ+ ve çocuk olmak üzere dezavantajlı gruplara yönelik kapsayıcılığının arttırılması amacıyla farkındalık ve izleme & değerlendirme çalışmaları yürütecek olan Kadın Koalisyonu aynı zamanda hizmetlerin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi amacıyla politika önerileri geliştirecek. Deprem sonrası farklı şehirlere yerleşmek zorunda kalan kadınların yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla kaynak geliştirme çalışmaları yapacak olan Kadın Koalisyonu, doğrudan yaşanan hak ihlallerinin yanı sıra deprem sonrası izlenen politikaların etkilerini anlamak için veri üretme ve kampanya çalışmaları yürütecek. Bu amaçlar doğrultusunda Kadın Koalisyonu tam zamanlı Danışman ve Yerel Koordinatör aynı zamanda yarı zamanlı Proje Asistanı istihdam edecek.

– Temel İhtiyaç Derneği (TİDER) sağladığımız 1.400.000 TL hibe desteğiyle Deprem Destek projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında TİDER, Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde bulunan gıda bankalarının ihtiyaçlarını ve kapasitelerini tespit etmek aynı zamanda bu ihtiyaçları temin etmek amacıyla çalışmalarını yürütecek. Dernek, deprem sonrası göç alan illerdeki gıda bankalarının da güncel durumunu tespit ederek gerekli oranda ürün desteği sağlayacak. Dernek, ihtiyaçları karşılamak amacıyla 900 adet gıda ve hijyen kolisi temin edecek. Son olarak TİDER, başta İstanbul olmak üzere deprem nedeniyle farklı şehirlere gitmek zorunda kalan kişilerin istihdam edilmesine katkı sunmak için Destek İK sistemi üzerinden çalışmalar gerçekleştirecek. Bu amaçlar doğrultusunda TİDER, tam zamanlı Tedarik Zinciri Sorumlusu ve Operasyon Sorumlusu istihdam edecek.

– Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şubesi (TPD İstanbul Şubesi) sağladığımız 1.400.000 TL ile Deprem Psikososyal Dayanışma Ağı projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında depremden etkilenenlerin, yakınlarının ve deprem bölgesinde çalışanların psikolojik iyi olma hallerinin ve dayanıklılıklarının artırılması amacıyla çalışmalar yapacak olan TPD İstanbul Şubesi Osmaniye’de Psikososyal Destek Merkezi kuracak. Aynı zamanda proje ile Osmaniye’nin 61 köyünü ve ilçesini ziyaret edecek olan TPD İstanbul Şubesi düzenli bireysel psikolojik danışmanlık dahil olmak üzere 400’den fazla kişiye psikososyal destek sağlayacak.