All Posts By

Sivil Toplum için Destek Vakfı

Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu’nun İkinci Turunda Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu, Uncategorized

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de etkileyen depremler sonrası, sahada aktif olarak faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) bölgede tespit ettiği acil ihtiyaçların sağlanması, deprem bölgesinde yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremin bölgede yaşayanlar üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu’nun ikinci turunda desteklenecek STK’lar belirlendi. Fonun ikinci turunda 8 STK’ya toplam 1.168.674 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’ların çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Adana Soroptimist Kulübü İş ve Meslek Kadınları Derneği sağladığımız 150.000 TL hibe desteğiyle Hatay Antakya’da kurulmuş olan 25 adet konteyner ve 15 adet çadırdan oluşan yaşam alanının tuvalet ve duş ihtiyacını karşılamak için 8 adet mobil tuvalet temin edecek.

Çocuk Çalışmaları Derneği sağladığımız 147.225 TL hibe desteğiyle Diyarbakır’da yaşayan ve depremden etkilenen 195 çocuğa içerisinde kitap, oyuncak, resim defteri, pastel boya, diş macunu, diş fırçası, şampuan, iç çamaşırı ve ıslak mendil olan çantalar dağıtacak.

Dayanışmanın Kadın Hali Derneği sağladığımız 144.000 TL hibe desteğiyle Diyarbakır ve Adıyaman’da depremden etkilenen, konteyner veya çadır yaşam alanlarında yaşayan kadınların hijyen ürünlerine erişimini desteklemek için 4000 adet kadın pedi, iç çamaşırı ve antiseptik ıslak mendil dağıtacak. Dayanışmanın Kadın Hali Derneği bu süreç sonunda keşif ve gözlem raporu yayımlayacak.

Empati Sosyal Sorumluluk ve Eğitim Derneği sağladığımız 149.849TL hibe desteğiyle Gaziantep’te üç hafta boyunca her gün 18.000 öğün yemek çıkaracak. Bu amaç doğrultusunda dernek, gıda malzemeleri, kullan at kâse, bardak, kaşık ve çölyak hastaları için gıda paketleri temin edecek.

Lotus Kadın Dayanışma ve Yaşam Derneği sağladığımız 149.600 TL hibe desteğiyle depremden etkilenen kadınların ve çocukların duygularını ve yaşadıklarını ifade edebilecekleri alanlar oluşturmak için bu gruplara yönelik psiko-sosyal ilk yardım desteği sağlayacak. Diyarbakır’da çadır yaşam alanında yaşayan çocuklar için oyun çadırı kuracak olan dernek aynı zamanda kadınların ve çocukların orta ve uzun vadedeki ihtiyaçlarını tespit etmek için saha ziyaretleri gerçekleştirecek.

Mimoza Kadın Derneği sağladığımız 150.000 TL hibe desteğiyle Mersin’de yaşayan ve depremden etkilenen kadınların ve çocukların ihtiyaçlarını tespit etmek için psikolog ve sosyal hizmet uzmanları ile saha ziyaretleri gerçekleştirerek, sonraki aşamada bu grupların sistematik ve düzenli terapi desteği almasını sağlayacak. Bu ziyaretler sırasında kadınların ve çocukların ihtiyaçlarına yönelik hazırlanacak 100 adet gıda kolisi, hijyen kiti ve iç çamaşırı temin edecek.

Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği sağladığımız 150.000 TL hibe desteğiyle Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği koordinasyonuyla Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay’da kurulacak konteyner yaşam alanlarının elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla güneş enerjisinden elektrik üretecek 8 adet solar set temin edecek.

Yaban Hayatını Koruma ve Dayanışma Derneği sağladığımız 128.000 TL hibe desteğiyle Hayat Dörtyol ilçesinde depremden etkilenen ve çadır yaşam alanlarında ya da hastanelerde kalan çocukların iyi olma haline destek olmak amacıyla 250 çocuğa oyuncak seti, gıda kolisi ve kırtasiye malzemeleri dağıtacak.

Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu Başvuruları Sona Erdi

By | Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de etkileyen depremler sonrası, sahada aktif olarak faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) bölgede tespit ettiği acil ihtiyaçların sağlanması, deprem bölgesinde yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremin bölgede yaşayanlar üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu’nun başvuruları sona erdi.

Teknik kriterlere uyan 386 başvuru alındı. Başvuruların 317’si dernek, 41’i vakıf, 20’si kooperatif, 3’ü vakıf üniversitelerinin araştırma ve uygulama merkezi, 4’ü federasyon ve 1’i sendika tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Adana, Adıyaman, Afyon, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Bartın, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Bolu, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elâzığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Hakkari, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kayseri, Kırklareli, Kilis, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muğla, Muş, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Uşak, Van olmak üzere 55 farklı ilden başvuru alındı. Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı 57.546,126 TL oldu.

Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu’nun İlk Turunda Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de etkileyen depremler sonrası, sahada aktif olarak faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) bölgede tespit ettiği acil ihtiyaçların sağlanması, deprem bölgesinde yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremin bölgede yaşayanlar üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu’nun ilk turunda desteklenecek STK’lar belirlendi. Fonun ilk turunda 7 STK’ya toplam 1.048.350 TL hibe desteği sağlayacağız.

AKUT Vakfı sağladığımız 149.500TL hibe desteğiyle Adıyaman, Hatay ve Kahramanmaraş’taki ayni bağışların tasnifinde görev alan 100 gönüllüye kişisel koruyucu donanım ve hijyen seti temin edecek.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği sağladığımız 150.000TL hibeyle Hatay’da bulunan depremzede kadınların hijyen ürünlerine erişebilmesi ve bu ürünleri rahatlıkla kullanabilecekleri bir alanın oluşması için çalışmalar yapacak. İki otobüsle Hatay’a gidecek olan dernek; otobüslerden birisini kadınların tek kullanımlık iç çamaşırlarını değiştirebileceği, hijyen ürünlerini kullanabileceği ve tıbbi danışmanlık alabileceği bir alana dönüştürecek. İkinci otobüs ise sahada çalışan dernek ekibinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanılacak. Dernek aynı zamanda hukuki ve sosyal danışmanlık desteği sağlayacak. Bölgede 10 gün kalacak olan Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, bu sürenin sonunda keşif ve gözlem raporu yayımlayacak.

Eşitlik ve Diyalog Derneği 149.350TL hibe desteğimizle Adıyaman’a enerji desteğinin ulaşmasına katkı sağlamak için 6 jeneratör ve 30 adet taşınabilir şarj cihazı temin edecek. Bölgedeki barınma ihtiyacının giderilmesine katkı sağlamak amacıyla 7 adet izolasyonlu afet çadırı temin edecek olan dernek ayrıca 7 adet ısıtıcı desteği de verecek. Adıyaman’da yaşayan depremzede kadınların hijyen ürünlerine erişimini desteklemek için 100 paket hijyenik ped dağıtacak olan dernek aynı zamanda 40 paket hasta bezi, 400 adet iç çamaşırı ve 20 adet oyuncak dağıtacak.

Gea Arama Kurtarma Ekoloji ve İnsani Yardım Derneği sağladığımız 150.000TL hibe desteğiyle Hatay’da arama-kurtarma çalışmalarına devam eden ekipler için 15 adet koruyucu kask, iş ayakkabısı, çalışma kıyafeti, polar ve yağmurluk temin edecek.

Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği sağladığımız 150.000TL hibe desteği ile Gaziantep’te depremin en fazla etkilediği İslahiye, Nizip, Nurdağı, Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde yaşayan dezavantajlı Türkiye’den ve mülteci 150 aileye temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için alışveriş kartı dağıtacak.

Kültürhane Bilim, Sanat, Müşterekler ve Ekolojik Yaşam Dayanışma Derneği sağladığımız 150.000 TL hibe desteğiyle Mersin’de bulunan 150 sığınmacı depremzedenin temel ihtiyaçlarını karşılayacak.

Önce Çocuklar Derneği 149.500 TL hibe desteğimizle deprem nedeniyle Diyarbakır’a gitmek zorunda kalan ve çadır kentte –yaşayan 50 çocuğun bir aylık mama, 0-3 yaş arası 50 çocuğun bir aylık  bebek bezi ve 0-12 yaş arası 50 çocuğun temel ve kışlık giysi ihtiyaçlarını karşılayacak.

Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu Başvuruları Açıldı

By | Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de etkileyen depremler sonrası, sahada aktif olarak faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) bölgede tespit ettiği acil ihtiyaçların sağlanması, deprem bölgesinde yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremin bölgede yaşayanlar üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu başvuruları açıldı.

Yapılan başvuruların odağında, deprem bölgesindeki acil ihtiyaçları karşılamaya yönelik aşağıda yer alan yaklaşımlardan en az bir tanesinin yer alması beklenir:

  • Acil temel ihtiyaçlara cevap verebilecek çalışmalar,
  • Deprem bölgesinde lojistik ve koordinasyona destek olabilecek çalışmalar,
  • Barınma, hijyen, ısınma vb. imkanlarını destekleyici çalışmalar,
  • Çocuklar, kadınlar ve yaşlılar başta olmak üzere tüm canlıların özel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yapılan çalışmalar,
  • Depremden etkilenen illerden tahliye edilen ve diğer şehirlere giden kişilere yönelik yapılacak çalışmalar.

Aşağıdaki başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşlar,
  • Deprem bölgesindeki faaliyetlere aktif olarak katkı sunan ve diğer organizasyonlar ile işbirliği içerisinde hareket eden kuruluşlar,
  • Hibe desteğini lojistik olarak hızlıca kullanmaya hazır olan, ihtiyaç listesi/bölgesi belirlemiş kuruluşlar,

Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu kapsamında dağıtılacak toplam hibe tutarı 2.280.000 TL’dir. Başvuru yapan STK’lar hibe programından en fazla 150.000 TL talep edebilirler.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 17 Şubat 2023 Cuma günü saat 08.00’a kadar göndermeleri gerekir. Acil ihtiyaçlara hızlı bir şekilde yanıt verebilmek için başvurular gelir gelmez değerlendirme komitesine iletilecek ve olumlu değerlendirilen başvuru sahipleri ile aşağıdaki takvim çerçevesinde iletişime geçilecek.

  1. Tur: 13 Şubat 2023 (08.00’e kadar gelen başvurular için)
  2. Tur: 15 Şubat 2023 (08.00’e kadar gelen başvurular için)
  3. Tur: 17 Şubat 2023 (08.00’e kadar gelen başvurular için)

Kahramanmaraş Depremi Küçük Destek Fonu hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve fon takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.

Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destek Fonu Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Acil Deprem Fonu

Kahramanmaraş Pazarcık ilçesi merkez üssünde 6 Şubat 2022 Pazartesi günü meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli şekilde etkileyen depremin ardından, sahada aktif olarak faaliyet gösteren ve bölgeye destek sağlamak üzere çalışmalarına başlayan sivil toplum kuruluşlarının (STK) bölgede tespit ettiği acil ihtiyaçların giderilmesi, deprem bölgesinde yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremin bölgede yaşayan farklı gruplar üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kahramanmaraş Depremi Doğrudan Destek Fonu kapsamında desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon ile sahadaki acil ihtiyaçları karşılamak amacıyla AKUT Arama Kurtarma Derneği, Gıda Kurtarma Derneği (GKTD), Hayata Destek Derneği (Hayata Destek)Sınırlı Sorumlu İhtiyaç Haritası Yardımlaşma Fikri Mülkiyet Hakları ve Proje Danışmanlığı Kooperatifi (İhtiyaç Haritası), Lokman Hekim Sağlık Vakfı, Temel İhtiyaç Derneği (TİDER) ve Toktut’mak Elimizde Derneği (TOKTUK)‘e toplam 2.168.000 TL hibe desteği sağlayacağız.

AKUT Arama Kurtarma Derneği sağladığımız 339.000 TL hibe desteği ile arama kurtarma ekiplerinin saha çalışmalarında ihtiyacı olan ekipmanları temin edecek.

– Gıda Kurtarma Derneği, sağladığımız 400.000 TL hibe desteği ile halihazırda hazırladıkları ve deprem bölgesindeki tüm profesyonel mutfakların hem kapasitelerinin hem de aktiflik durumlarının çıkarıldığı haritası üzerinden, TOKTUT işbirliğiyle üretilen ürünlerin kalitesinin arttırılması, gıda güvenliği ve öğün besin değerinin iyileştirilmesi amacıyla çalışmalarını yürütecek. Aynı zamanda bu hedef doğrultusunda GKTD, Fazla işbirliğiyle bölgede gerekli olacak her türlü ürünün temini konusunda çalışmalar yürütecek.

– Hayata Destek sağladığımız 204.500 TL hibe desteğiyle Adıyaman, Hatay ve Şanlıurfa’da sıcak yemek dağıtım noktalarına lojistik ve hammade desteği sağlayacak.

İhtiyaç Haritası sağladığımız 339.000 TL hibeyle ilgili kamu kuruluşlarıyla koordineli şekilde çalışarak erzak ve hijyen paketlerinin yanı sıra depremzedelerin çadır, battaniye, ısıtıcı gibi ihtiyaçlarının giderilmesine katkı sağlayacak.

Lokman Hekim Sağlık Vakfı sağladığımız 658.000 TL hibeyle deprem bölgesinde çalışan Hatay’da çalışan sağlık personelinin depremzedelere daha iyi hizmet verebilmesi için sağlık personelinin dinlenebileceği 8 adet konteyner ve diyaliz hastaları için hasta odası olarak kullanılacak 2 konteyner temin edecek.

– TİDER sağladığımız 102.250 TL hibe desteğiyle deprem bölgesinden farklı şehirlere giden bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için göç alan illerdeki gıda bankalarının gıda, hijyen, temizlik ve yakacak ihtiyacını karşılayacak.

TOKTUT sağladığımız 441.250 TL hibeyle Afetzedelere Acil Gıda Yardımı projesini hayata geçirerek depremzedelerin acil gıda ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gıda paketleri dağıtacak.

STK’ların sahadaki çalışmalarını desteklemek, bölgede oluşan ihtiyaçlara en doğru ve etkili şekilde cevap verebilmek amacıyla çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Kahramanmaraş Depremi ile ilgili Duyurumuz

By | Genel

Kahramanmaraş Pazarcık ilçesi merkez üssünde 6 Şubat 2022 Pazartesi günü saat 04:17’de meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli şekilde etkileyen 7,7 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

2020 yılında yaşanan Elazığ-Malatya Depremi, Ege Depremi ve 2021’de gerçekleşen orman yangınları sonrasında olduğu gibi, Kahramanmaraş ve çevre illerde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) bölgedeki çalışmalarını destekleyecek bir Acil Destek Fonu oluşturmak için çalışmalarımıza başladık.

Deprem bölgesindeki ihtiyaçlara en doğru ve etkili şekilde cevap verebilmek amacıyla sahada faaliyet gösteren veya bölgeye destek sağlamak üzere çalışmalarına başlayan STK’larla doğrudan iletişime geçerek mevcut durum ve tespit edilen ihtiyaçlarla ilgili düzenli şekilde bilgi ediniyoruz.  Bununla birlikte, Türkiye ve uluslararası alandan STK’ların deprem bölgesindeki çalışmalarını desteklemek isteyen kişi ve kurumlarla işbirlikleri geliştirerek hibe desteğimizi  koordineli şekilde ulaştırabilmek için de çeşitli görüşmeler gerçekleştiriyoruz.

STK’ların önümüzdeki günlerde bölgede tespit ettiği acil ihtiyaçların giderilmesi, deprem bölgesinde yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremin bölgede yaşayan farklı gruplar üzerindeki etkilerinin azaltılması amacıyla yapılacak çalışmaları nasıl destekleyeceğimiz ile ilgili duyuru ve bilgilendirmeleri ilerleyen günlerde sizlerle paylaşacağız.

 

Çocuk Fonu’nun 2022 Döneminde Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçlarının giderilmesi ve haklarının tesis edilmesi için 0-15 yaş arası çocuklarla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal gelişimlerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk Fonu’nun 2022 dönemi başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Fonun bu dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz

 

Rengarenk Umutlar Derneği ile Şartlı Destek Fonu Kapsamında Yürütecekleri Çalışmaları Konuştuk

By | Şartlı Hibe

Rengarenk Umutlar Derneği (RUMUD), Diyarbakır’da dezavantajlı hale getirilen mahallelerde yaşayan, risk altındaki, ayrımcılığa maruz kalmış çocukların fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla hak temelli faaliyetler yürütüyor. Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağladığımız RUMUD, Psiko-sosyal Destek Atölyeleri projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında, 8-16 yaş arası 60 çocuk ile psiko-sosyal destek atölyeleri düzenleyecek olan dernek; bu atölyelerle çocukların duygu ve hafızalarının iyileştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. 

Rengarenk Umutlar Derneği İzleme ve Raporlama Koordinatörü Necla Korkmaz ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin 2023 yılı planları, 5. yılını geride bırakan RUMUD’un yaşadığı değişim, çocuk işçiliği ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

Rengarenk Umutlar Derneği’nin 2023 yılı için planlarından ve öncelik vereceği çalışmalardan bahseder misiniz?

Rengarenk Umutlar Derneği olarak çok hareketli bir yılı geride bıraktık. 2023 yılı da geride bıraktığımız diğer yıllar gibi stratejik planımızı uygulayacağımız ve bu doğrultuda faaliyetlerimizi hayata geçirdiğimiz bir yıl olacak. Diğer yıllara oranla hem atölye sayımızı  hem de insan kaynağımızı arttıracağımız bir yıl olacak. 2023 yılında da uzun yıllardır devam ettirdiğimiz psiko-sosyal destek, kitap, oyuncak ve bisiklet kütüphanelerimiz gibi sabit çalışmalarımız devam ettireceğiz. 

Stratejik hedeflerimizde yer alan bu faaliyetlerimizi hayata geçirmek için çeşitli hibelerle kapasite güçlendirme faaliyetlerimiz desteklendi. Bu destekler aracılığıyla Çocuklarla Barış Kültürü, Çocuk Hakları Akademisi 2, İnsan ve Doğal Kaynaklı Krizlerin Yönetimi için Çocuk Hakları Temelli Ağ Oluşturma, Erken Çocukluk Eğitim Programı Oluşturma, Çocuk İşçiliği ile İlgili Eğitimler ve Stratejik Davalama projelerimizi önceliklendireceğiz.

RUMUD yakın zamanda 5. yaşını kutladı. Aradan geçen zamanı değerlendirdiğinizde, çalışma alanınız ve buna paralel olarak RUMUD’un yaşadığı değişime dair öne çıkan noktalardan bahseder misiniz?

Zorlu ama bir o kadar da güzel geçen bu 5 yıl, her anlamda öğrendiğimiz ve büyüdüğümüz bir süreç oldu. Başlangıç noktanız Suriçi bölgesinde yaşanan silahlı çatışmaların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmaya yönelik psiko-sosyal destek çalışmalarıydı. Çalışmalar oturdukça, çocukların farklı ihtiyaç alanlarını tespit etme fırsatımız oldu. Her şeyden önce çocukların okul ve ev dışında kalan ve özellikle oyun ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri güvenli alanların olmadığını sosyo-ekonomik koşullar ve yaşadıkları evlerin fiziki koşulları nedeniyle ev ortamında okul ödevlerini yapmakta zorlandıklarını ve kitap, kaynak eksikliği nedeniyle çalışma imkânı bulamadıklarını gözlemledik. Dolayısıyla hızlıca kampanyalar örgütleyerek, dernek merkezinde çocukların kitap temin edebileceği ve aynı zamanda derslerine çalışabileceği bir kitap kütüphanesi kurduk. Kitap kampanyasından hemen sonra oyuncak kütüphanesi için çalışmalarımızı başlatıp yine dernek merkezimizde çocukların gelip beğendikleri oyuncakları dönüşümlü olarak kullanabilecekleri, alıp evlerine götürebilecekleri bir oyuncak kütüphanesi kurduk. Takip eden yıllarda ise yine kütüphane sistemi ile bisiklet kütüphanesi kurduk.  

Pratik çalışmalar devam ederken, çocuk haklarına dair söylem üretme ihtiyacı kaçınılmaz bir zorunluluk olarak karşımızda duruyordu. Her ne kadar pratik çalışmalar yaparken bir yanda da savunu faaliyetleri yürütüyor olsak da, geldiğimiz noktada stratejik olarak aktif bir izleme ve akabinde de savunu faaliyeti yürütme ihtiyacı ortaya çıktı. Alanda açığa çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda bir stratejik plan hazırladık ve planda çocuk hakları alanında çalışma yürüten aktivistlerin güçlendirilmesine dönük bir çocuk hakları akademisi kurguladık. Aynı zamanda, çocukların “oyun hakkı” ile ilgili bir izleme faaliyeti planladık. Tam da bu dönemde tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi krizi yaşandı. Pandeminin başlangıcında çocuklar, silahlı çatışma süreçlerinde yaşadıklarına benzer bir eve kapanma süreci yaşadıkları ve bu nedenle travmalarının tetiklenme ihtimaline karşı “telekonferans” yöntemiyle gerçekleştirdiğimiz atölyelerle çocuklarla uzaktan da olsa temasımızı devam ettirdik. Ancak pandeminin uzun sürmesi bir yanıyla pratik çalışmalarımızı azaltırken diğer yandan yıllardır yoğun çalışma temposu nedeniyle zaman ayıramadığımız kurumsal kapasitemizi geliştirmeye imkân tanıdı. Kurumsal kapasitemizi güçlendirmek ve ihtiyacımız olan tüm politika ve tutum belgelerimizi çevrimiçi çalışma sistemiyle yazmaya başladık. Ayrıca Çocukların Barış Algısı çalışmamızın raporunu yayımladıktan sonra, barış çalışmalarımız başka bir boyuta evirilmiş oldu. 

Pandemi nedeniyle çocuk hakları akademimizi çevrimiçi oturumlar şeklinde düzenledik. Akademi çalışmasında kolaylaştırıcılar eşliğinde 15 katılımcı ile toplam 12 oturum gerçekleştirdik. Çocuk hakları uzmanı olarak mezun olan katılımcılar, dernekte gönüllü eğitmen olarak çalışmaya devam ediyor. Yine pandeminin henüz etkileri devam ediyorken iki önemli izleme çalışması gerçekleştirdik. Bunlardan ilki Suriçi’nde Çocukların Oyun Hakkının İzlenmesi raporu ve ikincisi ise Çocuk İşçiliği izleme çalışmalarıydı. Her ikisinin de hem çocuk hakları bağlamında katkıları hem de derneğin görünürlüğünü arttırdığını belirtmek gerekir.  

Özetle sahadan hiç ayrılmamış olmak ve aynı zamanda sahanın ihtiyaç analizini paydaşlarımızla birlikte yapıyor olmak, çalışmaların hedef kitleye doğru bir şekilde aktarımını kolaylaştırdı. Dolayısıyla hemen hedef kitle açısından hem de insan ve mali kaynaklar açısından büyümenin doğru orantılı gerçekleştiğini belirtmek gerekir. 

Yol uzun ve biz bu yolu her gün ilk gün ki heyecanla yürümeye devam ediyoruz.    

 Türkiye’de çocuk işçi sayısının 2 milyona ulaştığı ve her geçen gün arttığı biliniyor. Çocuk işçiliğiyle mücadele etmek amacıyla ulusal düzeyde geliştirilmiş bir strateji ya da politikası bulunuyor mu? Bu tür bir çalışmanın hayata geçirilmesi için hangi paydaşlar tarafından neler yapılması gerekiyor? 

Çocuk işçiliği ile ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Program (2017-2023) mevcuttur. Bu programa göre öncelikli hedef grupları “Sokakta Çalışma, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalışma, Tarımda Aile İşleri Dışında, Ücret Karşılığı Gezici ve Geçici Tarım İşlerinde Çalışma” olarak belirlenmiştir. Ancak, denetim mekanizmalarının işletilmiyor olması ve/veya denetleniyor olsa bile caydırıcı yaptırımların uygulanmaması, gerekli önlemlerin alınmaması sorunun her geçen gün büyümesine neden oluyor.  

Çocuk işçiliğiyle mücadele ederken yoksulluk meselesine, gelir dağılımındaki adaletsizliğe, işsizliğe vb. dair çözüm önerileri üretmemek bu mücadeleyi eksik ve yetersiz bırakır. Bu bağlamda;

  • Çocukları ucuz işgücü olarak gören ve insan onuruna yakışmayan koşullarda çalıştırmada bir beis görmeyen işveren-sermaye kesimine yönelik aktif denetim mekanizmalarını kullanması için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın aktif görev üstlenmesi,
  • Haneler arası gelir eşitsizliğine dair sosyal destek programlarının geliştirilmesi, yoksullukla mücadele ve toplumsal kalkınma programlarının devlet tarafından ve/veya devlet desteğiyle hayata geçirilmesi, 
  • Çocukların korumasıyla ilgili kurumlar arası koordinasyonu sağlamak ile ilgili birincil yükümlülüğe sahip Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın önleyici politikaları sivil toplum kuruluşlarını (STK) da dahil edecek şekilde planlayıp hayata geçirmesi,
  • Çalıştığı için okul terk etmek zorunda kalan, çocukların denetiminin ve takibinin yapılması aynı zamanda eğitim önündeki engellerin ortadan kaldırılması için ortak mücadele alanlarının yaratılması gerekiyor. 

Sosyal devlet politikalarının yetersizliği çocuk işçiliğinin derinleşmesinde en önemli nedenlerden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Bunun yanı sıra bu sorunun derinleşmesinde özel sektörün payı yadsınamayacak kadar önemlidir.  Hem sorunun nedenleri hem de çözüm yolları ve yöntemleri oldukça açıktır.  Çocuk işçiliği karşı aktif olarak mücadele eden yapılar yine hak alanında faaliyet yürüten STK’lar ve inisiyatifler olmalıdır. 

Konu bağlamında, 21-22 Ocak 2023 tarihlerinde Diyarbakır’da 2 günlük çalıştay gerçekleştirdik. Çalıştay’da Çalıştırılan Çocukların Hakları ile Mücadele başlıklı dört ayrı atölye gerçekleştirdik. Çalıştay, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi ve Diyarbakır’da çalışma yürüten çocuk derneklerinin katılımı ile gerçekleşti. Türkiye’de artan yoksulluk ve buna paralel artış gösteren çocuk işçiliğinin çocukların gelişimsel, zihinsel ve psikolojik etkileri üzerine tartışmalar yürütüldü. Akabinde çocuk işçiliği sorunsalında sorumluluk zinciri tanımlanarak ortak mücadele etmenin yol ve yöntemleri tartışıldı. Gerçekleştirdiğimiz çalıştayın önemli çıktılarından biri de kısa vadede çocuk işçiliğini görünür kılmak için stratejik davalama yapmak. Bunu yaparken hem hukuki açıdan mücadele etmeyi hem de buna karşı mücadeleyi güçlendirerek kamuoyu yaratmayı amaçlıyoruz.      

Yakın zamanda oynanan Türkiye-İskoçya maçı için Diyarbakır’a gelen İskoç taraftar grubu Tartan Army, RUMUD’un dernek merkezini de ziyaret etti. Ziyaretin amacından ve yaşadığınız deneyimden bahsedebilir misiniz? 

Bizim için çok güzel bir deneyim oldu. Her şeyden önce farklı etnik, dilsel, dinsel ve kültürel özelliklere sahip bir grubu karşılamak ve ortak paydalarda buluşabilmek çok anlamlı ve kıymetliydi. Bizim gibi geleneksel ve kültürel özelliklerini korumaya çalışan bir halkla karşılaşmak duygusal anlamda da iyi hissettirdi. İskoç taraftar grubu ilkesel olarak gittikleri her şehirde, o şehrin aktif ve iyi çalışma yürüten bir çocuk derneğine bağış yapıyor. Futbol maçı için geldikleri Diyarbakır’da, bizi yani Rengarenk Umutlar Derneğ’ini belirledikleri kriterlere uygun bularak bağış yapmak istemeleri bizleri gururlandırdı. Dernek merkezimizde ağırladığımız taraftar grubuyla bir araya geldik ve yaptıkları bağış ile ilgili neler yapabileceğimizi hep beraber konuştuk.      

Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla sağladığımız Şartlı Destek Fonu kapsamında Psiko-sosyal Destek Atölyeleri projesini hayata geçireceksiniz. Projenin amacından ve bu kapsamda gerçekleştirmeyi planladığınız faaliyetlerden bahseder misiniz?

Şartlı Destek Fonu kapsamında Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşayan 8-16 yaş arası 60 çocuk ile psiko-sosyal destek atölyeleri düzenleyeceğiz. Planlanan bu atölyelerle çocukların duygu ve hafızalarının iyileştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Yine bu atölyeler aracılığıyla çocukların yaşam alanlarındaki kültürel çeşitliliği keşfetmeleri, sosyal çevrelerinde var olan farklı kültürleri tanımaları ve bunlara dair güven duygusunu geliştirmeleri hedefleniyor. Aynı zamanda atölyelerle; çocukların yaşamlarında karşılaşabilecekleri güçlüklere karşı güçlendirmek, bireysel ve toplumsal hafızayı görselleştirmek ve kayıt altına almak, bunu yapmak için kullanılan yöntemleri öğrenmek, çocukların duygularını keşfedebilecekleri ve bunu ifade edebilecekleri alanlar oluşturmak amaçlanıyor. 

Bu kapsamda yaş grupları temel alarak aşağıdaki atölyeler yapacağız: 

Sözlü Tarih Atölyesi

8-10 yaş arası çocuklar için düzenlenecek ve çocukların araştırmacı olacağı Sözlü Tarih atölyesinde; çocuklar, yaşlılardan ve aile büyüklerinden kültürel masalları ve unutulmaya yüz tutmuş sokak oyunları toplanacak. Çalışma sonunda toplanan masallar ve oyunlar kitaplaştırılacak. 

İleri Dönüşüm Atölyesi

8-10 yaş arası çocuklar için düzenlenecek atölye ile çocuklar; ulaşabildikleri atık malzemelerini geri dönüştürerek oyuncak ve el sanatları çalışmaları yapacak. Bu çalışmanın sonunda üretilen malzemeler sergilenecek. 

Müzik Atölyeleri

11-13 yaş grubunda bulunan çocuklar erbane ve ses eğitimi alacağı bu atölyede sonucunda Sur’da yaşamış 4 etnik grubun ana dillerinden oluşan şarkıların söylendiği bir koro ve ritim grubu oluşturulacak. Koro ve ritim grubu dönem sonunda sahne performansı sergileyecek. 

Felsefe Atölyesi

Bu atölye ile 14-16 yaş aralığındaki çocukların savaş-barış, iyi-kötü, adalet-eşitlik, şiddetsizlik gibi kavramları tartıştıkları bir alan oluşturulacak. Bilginin değerini, kavramlar, sorunlar üzerine kafa yormanın önemini ve yöntemini ortaya koyabilmelerine; doğru düşünebilmenin yollarını bulabilmelerine olanak sağlanacak. Brigitte Labbé’nin kaleme aldığı Çıtır Çıtır Felsefe çizisi kaynak olarak kullanılacak.

Fotoğraf Atölyesi

14-16 yaş arası çocukların yer alacağı atölyede; Sur’un tarihi ve kültürel mirası araştırılacak, mekanları yerinde ziyaret edilecek ve fotoğraflanarak arşivlenecek. Çalışmanın sonunda çocukların belirledikleri tarihi bir mekânda Çocukların Gözünden Sur isimli fotoğraf sergisi yapılacak.

 

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu’nun 2022 Dönemi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu

Eğitim ve öğrenme yoksulluğu konularına odaklanan sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Vakfımızın koordinasyonunda Latro Kimya işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu’nun yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuz yayımlandı. Fon kapsamında Sanat Tarihçileri Derneği’ne ve Sulukule Gönüllüleri Derneği’ne toplam 252.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu’nun yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

 

Improdancefest Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali Projesini Tamamladı

By | Kültür Sanat Fonu

Yücel Kültür Vakfı, 1969 yılından beri gençler arasında ayırım yapmaksızın, 16-33 yaş grubu arasındaki istekli gençlere kendilerini geliştirmeleri için olanaklar sunuyor.  Kültür Sanat Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe desteği ile Yücel Kültür Vakfı ev sahipliğinde, bağımsız bir genç dans insiyatifi olan Improdancefest  tarafından yürütülen  Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali projesi ile doğaçlama kavramının dans ve performans sanatları ile ilişkilendirilmesine odaklanan 2. Uluslararası Doğaçlama Dans Festivalini düzenledi. 10-19 Haziran 2022 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşen festival kapsamında çevrimiçi ve yüz yüze atölye çalışmaları, performanslar, açık doğaçlama dans seansları, dans filmi gösterimleri, konferans ve performatif sunumlar sergilendi. 

Festival Direktörü Damla Durman ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; değişen ekonomik koşulların dans ve performans sanatlarına etkisi, Festival kapsamında yürütülen faaliyetler, Improdancefest’in gelecek dönem faaliyetleri ve uluslararası işbirliklerinin dans ve performans sanatlarına katkıları hakkında konuştuk. 

COVID-19 salgının, ekonomik krizin ve toplumsal sorunların kültür-sanat alanını ciddi anlamda etkilendiğini biliyoruz. Salgının ve yaşanan bu krizlerin dans ve performans sanatları üzerindeki etkilerine dair gözlemlerinizden bahsedebilir misiniz? 

Festivalimiz 2021 yılının Mayıs ayında tam da salgın sürecinin devam ettiği bir dönemde doğdu. Ne bir araya gelip üretecek motivasyonumuz ne de pandemi dönemindeki yasaklara bağlı olarak alınan tedbirler ve tecritler ile üretmeye halimiz kalmıştı. Üzerinde çalıştığımız performansların nerede sahneleneceği, bu sahnelemelerden gelir elde edip edemeyeceğimiz ve benzeri bir dolu belirsizlik içinde yaşadığımız bir süreçti. O dönemde çevrimiçi platformlarını aktif kullanan kurumlar ve festivaller farklı yöntemlerle seyirci ile buluşuyorlardı. Örneğin, Moda Sahne bilet aldığınız oyunu canlı bir şekilde seyircisiz oynatıyordu. Bilet alan seyircilerde ekranlarından oyunu canlı bir şekilde izleyebiliyordu. Bir diğer örnek olarak Berlin Senfoni Orkestrası verilebilir. Orkestra konser kayıtlarını çevrimiçi platformlardan paylaşarak, ücretsiz olarak müziğin izleyiciyle buluşmasını sağladı. Bizler de festivalimizin ilk senesini ücretsiz ve çevrimiçi multimedya platformları aracılığıyla gerçekleştirdik. Çevrimiçi platformlar performanslarımızı tasarlarken üzerine çalışmamız gereken yeni araçlar sundu. Bu araçlar ile seyirci deneyimini ve performansların engellere rağmen yaratıcı çözümlerle geliştirilebileceğini deneyimlemiş olduk. Festivalde gerçekleştirilen iki çevrimiçi performanstan örnek olarak sizlere bahsetmek isterim.

Festival kapsamında performanslarını sergileyen dans sanatçılarından Sabina Andre Allen Atina’daki evinin terasından canlı yayınla bağlanarak performansını gerçekleştirdi. Andriana Plessa ve Sabina Andrea Allen’nın ‘’Rising From the Ashes’’ adlı performanslarıyla, iki farklı terasta dans eden iki kadın dans sanatçısının performansını izledik. Performansta dansçılar iki farklı mekânda birbirlerini görmeden ancak seyircinin iki dansçıyı seyrettiği bir konumdan performanslarını gerçekleştirdiler. Kamola Rashidova’nın performansı ‘’Where The Heart Leaves’’ de ise Belgrad Ormanı’nda farklı kameralar kullanılarak, seyirciye farklı açılardan performansı izleme deneyimi yaratıldı. Bu iki performansta festivalin altyapısına uygun olarak geliştirildi. YouTube hesabımız üzerinden bu performansları izleyebilirsiniz. Bu verdiğim örnekler pandeminin etkilerinin ağır olarak hissedildiği dönemdeki performans ve festival tasarımı sürecine dair örneklerdi. Günümüzden örnekler verecek olursak; son dönemlerde gelişen yeni yazılım programları ile farklı ülkelerden birbirlerine sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik teknolojileri ile bağlanan avatar dans sanatçıları tasarlayan projeleri takip ediyoruz. 

Dans sanatçılarının, mühendisler, deneyim tasarımcıları ve farklı disiplinlerden sanatçılarla bir arada çalıştığı bir dönemdeyiz. Bu yeni dönem etrafımızda hızla gelişen yazılımlar ve dönüşen sergileme pratikleri bizlere şu soruları sorduruyor: Performans sanatlarının, dansın sanal mekanlarda icra edilmesi deneyimimizi nasıl etkiliyor? ya da yeni sergileme biçimleri ile çalışırken hangi donanımlarımızı geliştirmemiz gerekiyor? ve bu yeni sergileme biçimleri, seyirciyi ile olan iletişimi ve bundan elde edilecek gelir modellerini geliştirebilmeyi sağlayabilmenin metotları nelerdir? gibi sorular performans sanatlarının ülkemizdeki yeni açılımlarını ve gelişimlerini düşünmemize olanak sağlıyor.

Hibe desteğimizle hayata geçirdiğiniz Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali projesi kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Festivalimiz 2022 yılında 10-19 Haziran tarihleri arasında ilk defa yüz yüze İstanbul’da gerçekleşti. Festivale hazırlanma sürecinde ara dönem eğitim ve performans sergileme faaliyetlerimiz oldu. Koreograflar, dans sanatçıları, akademisyenler, dans heveslileri ve profesyonelleri de dahil eden şehrin iki yakasına yayılan festivalimiz kapsamında uluslararası 40 performans, 27 atölye, 4 yaratım projesi ve 3 dans film gösterimi gerçekleşti. Performanslar kamusal alanlarda ve sahne üzerinde gerçekleşirken, atölyelerimiz HemZemin dans adı altında herkese açık atölyeler tecrübesini geliştirmek isteyen profesyonellere ve 65+ yaş üstü bireylere yönelikti. Atölyelerimiz farklı dans türlerinden oluşuyordu. Yaratım atölyelerinde Amerika Birleşik Devletleri’nden,İsveç’den, Almanya’dan ve İngiltere’den gelen misafir koreografların, profesyoneller ve amatörlerle birlikte eser ürettikleri ve kendi ürettikleri eserleri sergiledikleri bir proje oldu. Dans filmleri Onur Topal Sümer tarafından kürate edildi ve Müze Gazhane’nin açık hava sahnesinde gösterildi. Festival ana faaliyetimiz ile inşa etmeye devam ettiğimiz platformumuz dans atölyeleri buluşmalarına, yurt dışı projeleri ile partnerlik başvurularına ve yeni işbirlikleri adımlarını atmaya devam ediyor.

Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali projesi kapsamında çeşitli kurumlar ve paydaşlarla işbirlikleri gerçekleştirdiniz. Türkiye’de ya da uluslararası boyutta gerçekleştirdiğiniz bu işbirliklerinin Türkiye’deki dans ve performans sanatları çalışmalarına ve kurumunuza katkılarından bahsedebilir misiniz? 

Dans alanında çalışan toplulukların, bireylerin ve kurumların temsiliyet ve yeni proje geliştirme, uluslararası arenada görünür olma ihtiyaçlarının karşılanmadığı kurak bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde geçmişin tozunu üzerimizden atarak festival ile tekrar her bir dans sanatçısı ve dans heveslisini bir araya getirmek için kollarımızı sıvadık.

Bu bir araya geliş uzun zaman sonra ilk defa birlikte proje üreten dansçılar için temas ve karşılaşma ortamı yaratabildiğimizi gösterdi. Çevremizden aldığımız geri bildirimler doğrultusunda şunu da rahatlıkla söyleyebilirim ki bu alanda yılmadan tutku ve idealleri ile iş üreten dans sanatçılarına festival yeni bir soluk getirdi. Dans alanını filizlendiren genç kuşak sanatçılar olarak alanda attığımız adımların umut verici olduğunu işittik ve gözlemledik. Bu yaratılan momentum ile uluslararası alanda fark edildik ve bu da bize İtalya’daki Company Area’nın Go Towards adlı projesine partner olma imkânı sağladı. Uluslararası platformların, bağlantıların parçası olmak için başvurularımızı oluşturmaya başladık. Aynı zamanda yerelde geliştirdiğimiz kurumsal ve mekânsal işbirliklerimizle yıl içerisine yayılan etkinliklerimizi planlamaya devam ediyoruz. Dans kası zayıf olan kurumların alanda aktif üreten dansçılar ve yeni işler ile karşılaşması kurum içi etkinlik programlama dinamiklerini ve kurumların yapısı dışında yeni projelere açık olabilme hallerini pekiştirdiğini düşünüyoruz. 

Kültür Sanat Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Dans ve performans sanatları alanında yapılan çalışmaların farklı bağışçılar tarafından desteklenmesi sizce neden önemli?

Ülkemizde dans alanı maalesef göz ardı edilen bir alan ve örgütlenmeler az; ancak hayata geçirdiğimiz bu platform ve festival ile alanın geliştirilmesine yönelik talebin ve potansiyelin yüksek olduğunu deneyimledik. Yaratılan fonlar ve destekler ülkemizde ağırlıklı olarak görsel sanatlar, müzik ve tiyatro disiplinlerine yönelik oluyor. Bu sebeple dans alanına yapılan fon aktarımlarının alanın görünürlüğü ve çalışmalarının devamlılığı için çok etkili olduğunu gözlemliyoruz.  Festivalde katılımcılar sadece izleyici değil aynı zamanda etkinliklerde etkin rol aldıkları bir süreç yaşadılar.  Dans alanında yapılan faaliyetlerin bireyler üzerinde arındırıcı, iyileştirici ve dönüştürücü etkilerinin olmuş olduğunu gözlemledik. Festivalin farklı kurumlar ve sponsorlar tarafından desteklenmesi tüm etkinliklerin ücretsiz olmasına olanak sağladı. Böylelikle çağdaş dans alanı ile yeni kitlelerin buluşmasına ve bireylerin dansı hayatlarına dahil edebilmelerine olanak sağladı. 

Improdancefest’in gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? 

Öncelikle her ay Hope Alkazar’da ‘’Prop Jam’’ buluşmaları yapmaya başladık. Festival sürecine kadar da üç ana faaliyet alanı belirledik. Dans alanında daha önce konuşulmamış başlıklar altında tartışmaların, akademik sunumların ve ağ oluşturma paylaşımlarının olacağı bir buluşma yapmak öncelikli hedefimiz. İkinci çalışma alanımız yeni teknolojiler ve dans alanındaki gelişmeleri yakaladığımız bir projeler geliştirmek. Bu faaliyetlere ek olarak yurtdışından gelen dansçılar ile atölyeler gerçekleştiriyoruz. Yerelde aktif faaliyet gösteren sanatçılar ile görüşmeler gerçekleştirerek alanın ihtiyacını tespit ederek çalışmalarımıza devam ediyoruz.