All Posts By

Sivil Toplum için Destek Vakfı

Kültür Sanat Fonu’nun 2022 Döneminde Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2022 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 4 STK’ya toplam 495.300 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Dem Derneği: İşiten toplum ile işitmeyen toplum arasında acıma duygusundan uzak diyalog alanları yaratmak ve kolektif şekilde çözümler üretmek amacıyla faaliyetlerini yürüten dernek; Türk İşaret Dili eğitimlerini dijitalleştirdikleri sosyal girişimleri bukalemun.co aracılığıyla bu dilin yaygınlaştırılması, ve sağır ve işitme engellilerin istihdamı için çalışmalar yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 128.000 TL hibe desteğiyle Koşar Adım Alt Yazıya (#koşaradımaltyazıya) projesine devam edecek olan dernek proje kapsamında; ayrıntılı alt yazı ile ilgili farkındalık yaratma, ayrıntılı alt yazıya dair veri oluşturma, “iyi örneklerin” sayısını ve görünürlüğünü arttırma ve potansiyel işbirlikleri ile iletişimi güçlendirme çalışmaları yapacak.

Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği (Kırkayak Kültür): Gaziantep’te faaliyet yürüten Kırkayak Kültür, toplumsal kaynaşmaya ve bir arada yaşam kültürüne katkıda bulunmak amacıyla farklı sosyo-ekonomik koşullara sahip grupların ve bireylerin bir araya gelebileceği gönüllü temas alanları oluşturmak ve var olan temas alanlarını genişletmek amacıyla faaliyetlerini yürütüyor. Toplumsal gelişmeyi arttırmak, demokratik değerleri teşvik etmek ve kültürel açıdan zengin yaşam koşulları yaratmak amacıyla da faaliyetlerini yürüten Kırkayak Kültür; dezavantajlı gruplar, mülteciler ve göçmelerle birlikte çalışıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 124.800 TL kurumsal hibe desteği ile insan kaynağı giderlerini karşılayacak olan dernek, Sanat Merkezi çalışmalarının ve kültür-sanat programı kapasitesinin güçlenmesi amacıyla faaliyetlerini yürütecek. Bu doğrultuda hibe kapsamında yarı zamanlı istihdam edilecek Program Koordinatörü ve Kültür-Sanat Danışmanı aracılığıyla başta Zeugma Film Festivali olmak üzere, göçmen sanatçıları da içerecek ve Sanat Merkezi’nde yapılacak 12 adet kültür-sanat etkinliği fikri geliştirecek ve bu fikirler projelendirecek. Aynı zamanda, Kültür-Sanat Danışmanı’nın desteği ile 2 yıllık Kültür-Sanat Strateji Belgesi hazırlanacak.

Sınırlı Sorumlu Tiyatro Sanatını Geliştirme Yaygınlaştırma Tanıtma Sosyal Kalkınma Ve İşletme Kooperatifi (Tiyatro Kooperatif): Özel tiyatroların sesi olmak, sanatın kamusal bir hizmet olduğu gerçeğiyle sektörel sorunlara kalıcı yasal çözümler bulmak, sektördeki tüm üretim ve uygulama süreçlerini iyileştirmek ve profesyonelleştirmek amacıyla çalışmalar yapıyor. Ekonomik, hukuki, sosyal ve akademik alanlarda bileşenlerinin kapasitesini geliştirmek için rehberlik sağlayan Tiyatro Kooperatif; projeler, kampanyalar, eğitim, webinar, seminer ve çalıştaylar düzenliyor. Turkey Mozaik Foundation finansmanıyla 125.500 TL hibe desteği sağladığımız Tiyatro Kooperatifi, özel tiyatro mekânlarını ve faaliyetlerini daha erişilebilir ve kapsayıcı hale getirmek ve engellenen bireylerin kültür-sanat hayatına aktif katılımına zemin hazırlamak amacıyla Tiyatroların Erişilebilirliği projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında; Erişilebilir Her Şey sosyal girişimi tarafından, Tiyatro Kooperatifi ortağı 9 tiyatronun yönetici ekiplerine ve saha çalışanlarına 5 saatlik tiyatroda erişilebilirlik, farkındalık ve iletişim eğitimleri verilecek. 6 tiyatro mekânı için fiziksel erişilebilirlik tavsiye raporu hazırlacak. Ayrıca Türkiyeʼdeki tüm tiyatroların kullanımına açık bir erişilebilirlik kontrol listesi hazırlanacak ve yaygınlaştırılacak.

Troya Kültür Derneği (Çanakkale Bienali İnisiyatifi – CABININ): Çanakkale’de faaliyet yürüten CABININ; Çanakkale’deki farklı toplum kesimlerini çağdaş sanatla buluşturmak, sanat odaklı etkinlikler ve eğitimler yoluyla dezavantajlı grupların toplumsal yaşama katılımlarını, üretkenlik ve becerilerini artırmak, Çanakkale’nin özgün, tarihi, doğal ve kültürel değerlerini uluslararası boyutta tanıtmak, Çanakkale’yi bir çağdaş kültür kenti olarak konumlandırma vizyonuna yönelik olarak uluslararası iletişim ve işbirliği ağları oluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. CABININ, Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 117.000 TL hibe desteği ile Çanakkale Kültür Aktörleri Ağı projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında; Çanakkaleʼde yaşayan ve çalışan kültür aktörlerini, uzmanları ve kültür-sanat girişimlerini bir araya getirecek olan CABININ, bu gruplar arasındaki iletişimin ve işbirliğinin artmasını sağlayacak bir ağ oluşturacak. Proje süresince bu grupların yaklaşımları, çalışma alanları, ihtiyaçları ve üretimleri arasındaki ortaklık ve farklılıkların belirleneceği toplantı, buluşma ve röportajlar yapılacak. Yapılan fizibilite çalışmalarının ardında daha geniş katılımlı toplantılar ile Çanakkale kültür ekosisteminin işlevsel bir iletişim ve işbirliği haritası oluşturulacak.

Konuşmamız Gerek Derneği ile Kurumsal Hibe Desteğimizle Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Konuşmamız Gerek Derneği (Konuşmamız Gerek), Türkiye’de menstrüel ürünlerin erişilebilirliğinin, kalitesinin ve sürdürülebilirliğinin artırılması, regl yoksulluğu ve deneyimleri ile ilgili veri toplama ve içerik oluşturmanın yaygınlaştırılmasını ve Milli Eğitim Müfredatına kapsamlı cinsellik ve regl olma eğitiminin dahil edilmesi amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla kurumsal hibe desteği sağladığımız Konuşmamız Gerek, operasyonel kapasitesini arttırmak amacıyla iletişim faaliyetlerinden ve gönüllü koordinasyonundan sorumlu olacak yarı zamanlı çalışacak bir kişiyi istihdam edecek.

Konuşmamız Gerek Derneği Eş Kurucuları İlayda Eskitaşçıoğlu ve Bahar Aldanmaz Fidan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin yürüttüğü faaliyetler, regl yoksulluğu ve tabusu kavramları, Türkiye’nin ilk Regl Yoksulluğu araştırma raporu, Hadi Konuşalım kitabı ve hibe desteğimizle yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

Konuşmamız Gerek Derneği, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 döneminde vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Konuşmamız Gerek Derneği olarak, 2016 yılından beri Türkiye’de regl yoksulluğu ve regl tabusu ile mücadele ediyoruz. Bu yola ilk çıktığımızda odağımız dezavantajlı bölgelerde yaşayan üç temel grubun (mevsimlik tarım işçileri, mülteciler ve köy okullarındaki çocuklar) menstrüel ürünlere erişimini artırmaktı. Bu amaçla, çalışmalarımıza ilk olarak saha çalışmaları düzenleyerek başladık. Saha çalışmalarımızda işbirliği yaptığımız yerel partnerler (ziraat odaları, muhtarlıklar, köy okulları) ile menstrüel ürün markalarının ve destekçilerimizin derneğimize bağışladığı menstrüel ürünleri dağıtırken, bir yandan da uzmanlarla beraber hazırladığımız menstrüel bakım ve toplumsal cinsiyet başlıklı kısa atölye çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bugüne kadar 15 şehirde 50.000’in üzerinde faydalanıcıya ulaştık. Saha çalışmalarımızın yanında, regl ile ilgili bilime dayalı Türkçe içerik eksikliğini fark ederek “Regl Olmayanlar İçin Regl Kılavuzu”, hazırlamakta olduğumuz Regl Eğitim Rehberi ve eğitici videolar, çok yakında yayınlanmış çocuk kitabımız “Hadi Konuşalım” gibi içerikler üretiyor, bilimsel makaleler ve raporlar yazıyor ve farklı ülkelerden regl ve toplumsal cinsiyet bağlamında çalışan akademisyenleri, menstrüel adalet aktivistlerini ve politacıları bir araya getirerek, başta menstrüel ürünlerin adaletsiz vergilendirilmesi, menstrüel ürünlerin ekolojik bakımdan sürdürülebilirliği ve eğitim müfredatlarına regl eğitiminin dahil edilmesi gibi konularda politika üretiyor, savunuculuk yapıyoruz.

Son yıllarda daha sık duymaya başladığımız regl yoksulluğu ve tabusu nedir? Regl yoksulluğunun kadın yoksulluğu ile ilişkisinden bahseder misiniz? 

Regl yoksulluğu, regl olan bireylerin alım güçlerinin yetmemesi ve gelenekselleşmiş toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle regl oldukları zaman kendilerine bakım vermelerini kolaylaştıran hijyenik ped, tampon gibi menstrüel ürünlere ve temiz su, çöp kutusu ve güvenli bir tuvalet (veya oda) gibi temel ihtiyaçlara erişim sorunudur. Konuşmamız Gerek olarak regl hakkında kapsamlı, doğru bilgiye ve eğitime erişememe sorununu da regl yoksulluğunun bir parçası olarak görüyoruz. Regl tabusu ise, regl olmanın ve regl yoksulluğunun konuşulmaması ve saklanması gereken bir konu olarak görüldüğü sosyal normu anlatmak için kullanılır. Regl olan bütün bireylerin kendine özgü şekillerde deneyimlediği regl yoksulluğu orantısız olarak sosyo-ekonomik bakımdan dezavantajlı konumda olan, geliri olmayan veya çok kısıtlı olan, güvencesiz işlerde çalışan kadınları ve kız çocuklarını orantısız şekilde etkiliyor. 

Haziran ayında Türkiye’nin ilk Regl Yoksulluğu araştırma raporunu yayımladınız. Raporun kapsamından, öne çıkan bulgularından ve sunduğunuz çözüm önerilerinden bahseder misiniz?

Büyük bir literatür boşluğunu gidermek için önemli bir ilk adım olarak gördüğümüz, Türkiye’nin ilk Regl Yoksulluğu Araştırması kapsamında elde ettiğimiz verileri, detaylı analizleri ve çözüm önerilerini kamuya açık bir kaynak olarak yayımladık. Bu araştırmayı düzenli olarak yineleyerek Türkiye’de regl olan kişilerin yoksulluk ve tabu deneyimlerini, ihtiyaçlarının neler olduğunu, bu ihtiyaçlara nasıl politikalarla çözümler üretilebileceğini bilimsel temellere dayanarak belirleyebilmek istiyoruz. Bu araştırmanın, toplumsal cinsiyet eşitliği ve regl alanında çalışan akademisyenler, aktivistler, ulusal ve yerel yönetimler ve medya tarafından kullanılmasını, bu alanda sürdürülebilir çözümler, eylem planları ve kamuoyu oluşturmak amacıyla bir temel oluşturmasını istiyoruz. 

Türkiye’nin 81 ilinden, regl olan (veya regl olup olmadığından emin olmayan) ve 18 yaşından büyük 4108 kişinin katıldığı anketten çıkan çok çarpıcı bulgular oldu. Örneğin katılımcıların %21,1’i sabuna, %16,3’ü temiz suya, %31,8’i çöp kutusuna her zaman erişemediklerini beyan etti. Bu, katılımcıların yaklaşık olarak 5’te 1’inin her zaman sabun ve temiz su gibi regl bakımında kritik öneme sahip iki ürüne erişemedikleri anlamına geliyor. Ayrıca katılımcıların sadece %26,4’ü menstrüel ürünleri satın alırken hiçbir zaman zorluk yaşamadığını belirtirken, %42,5’i nadiren zorluk yaşadığını, %22,6’sı sıklıkla zorluk yaşadığını, %8,5’i ise her zaman zorluk yaşadıklarını belirtti. %26,4 gibi oldukça düşük bir yüzde dışındaki katılımcıların değişen yoğunlukta da olsa menstrüel ürünlere erişimde zorlanmaları, erişimin kırılganlığını ve güvencesizliğini ortaya koyuyor. Bu bulgulara dayanarak, regl olmak, regl bakımı, regl yoksulluğu ve tabusu konuları dahil olmak üzere kapsamlı cinsellik eğitiminin ulusal eğitim müfredatına dahil edilmesi, mümkün olduğunca fazla çeşidi içerecek şekilde menstrüel ürünlerin devlet okulları, yurtlar ve üniversiteler başta olmak üzere kamusal alanların tuvaletlerinde ücretsiz olarak bulundurulması gibi, “regl içerikleri”, “regl bakım ürünleri” ve “vergilendirme ve politika belgeleri” olmak üzere üç başlıkta topladığımız kapsamlı politika önerileri de sunduk. 

Regl olmak hakkında soruları olan çocuklara, gençlere ve bakım verenlere yönelik olarak hazırladığınız Hadi Konuşalım kitabını yakın zamanda yayımladınız. Bu kitabı hazırlama amacınızdan ve kitabın içeriğinden bahsedebilir misiniz?

Dinozor Genç’ten çıkan “Hadi Konuşalım” kitabımız, ilk defa regl olan bir kız çocuğunun, Elif’in hikâyesi üzerinden regl gerçekliğini anlatıyor. Çevresinden duyduğu doğru sanılan yanlışlar, korkuları, endişeleri ve sonrasında okullarına gelen eğitimcilerden edindiği bilgilerle ve ailesinin de desteğiyle konuya bakışının nasıl değiştiğini anlatıyor. Ailelere de yol gösteriyor. Hem kendileri hem de çocuklarıyla birlikte okumaları için bir rehber, hem de regl deneyimlerinde yalnız olmayacaklarını hissettirecek bir hikâye sunmak istedik. Elif’in bir haftasını günlüğünden sayfalarla birlikte takip ederken, regl konusunda bilimsel bilgilere, yol gösterici bir regl sözlüğüne de erişebiliyor okurlar. Saha çalışmalarımız boyunca çocuklardan regl ile ilgili o kadar çok soru aldık ki, bu soruları bir kitapta yanıtlamak en büyük hayalimizdi ve yakın zamanda bu hayal gerçek oldu. 

Vakfımızın sağladığı kurumsal hibe desteğini hangi kapasite gelişim alanında kullanacaksınız? Bu desteğin derneğinize nasıl bir katkı sunmasını bekliyorsunuz? 

Sivil Toplum İçin Destek Vakfı ve Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle hayata geçirilen Toplumsal Cinsiyet Fonu’ndan yararlanmaya hak kazandığımız için gerçekten çok mutlu ve gururluyuz. İki doktora öğrencisi genç kadın olarak yola çıktık ve elbette küçük ekibimiz ve gönüllülerimizin katkılarıyla çok büyük işler başardık. Ancak kapasitemizin çok üstünde ve hayatımızdan büyük fedakarlıklarla bugünlere gelebildik. Etkimizi büyütürken bize yol arkadaşı olabilecek, Konuşmamız Gerek’in etkisini sürdürülebilir bir hale getirebilmenin yollarını ararken iş yükümüzü üstlenebilecek bir ekip arkadaşı ile çalışmak istiyoruz ve bu isteğimiz bu destek sayesinde mümkün olabilecek. Ayrıca bu destekle, ürettiğimiz pek çok eğitici kaynağın sahadaki hedef kitlelerimize ve sivil toplum paydaşlarına sosyal medya aracılığıyla etkili bir şekilde ulaşabilmesi için iletişim stratejilerimizi de geliştireceğiz. 

 

2021 Yılı Faaliyet Raporumuz Yayımlandı

By | Genel

Sivil Toplum için Destek Vakfı (STDV) olarak 2021 yılında geliştirdiğimiz kurumsal işbirliklerimiz, bağışçılarımıza yönelik düzenlediğimiz etkinlikler, hayata geçirdiğimiz fonlar ve bu kapsamda desteklediğimiz sivil toplum kuruluşlarına (STK) ve çalışmalarına ilişkin bilgilerin yer aldığı faaliyet raporumuz yayımlandı. Raporda, Vakfımızın 2016-2021 yılları arasında dağıttığı hibe miktarına dair verilerin yanı sıra  2021 yılı Bağımsız Denetim Raporumuz da yer alıyor.

2016-2021 yılları arasında STK’lara 178 hibeyle toplam 10.827.669 TL finansal destek sağlarken; bu desteklerden toplam 4.573.581 TL’ye denk gelen 44’ünü 2021 yılında dağıttık. Bu hibelerin 13’ünü kurumsal destekler 31’i ise proje destekleri için aktardık. STK başına dağıttığımız ortalama hibe tutarı ise 2021 yılında 103.945 TL’ye ulaştı.

2021 bağışçılarımızın da desteğiyle fonlarımızın sayısını artırdığımız bir yıl oldu. STK’ların dijital dönüşümlerini desteklemek amacıyla kurulan Çevresel Sürdürülebilirlik Alanında Dijital Dönüşüm Fonu’nu, yaşlılık alanında çalışan STK’ları desteklemek için hayata geçirilen Her Yaşta Fonu’nu ve eğitim alanında faaliyet yürüten STK’ların yenilikçi çözüm uygulamalarının desteklendiği Eğitimde Yenilikçi Yaklaşımlar Fonu’nu 2021 yılında ilk kez hayata geçirdik. 2021 yılında Türkiye’nin 100’den fazla noktasında meydana gelen orman yangınları sonrasında, yangın bölgelerinde faaliyet yürüten STK’ların çalışmalarını desteklemek için Orman Yangınları Acil Destek Fonu’nu hayata geçirdik. STDV bünyesinde bir grup bağışçı tarafından yoksullukla mücadele amacıyla kurulan Cemre Fonu’nu, Vakfımızın ana tematik fonlarından olan Çocuk Fonu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu ve Kültür Sanat Fonu’nu; ve STK’ların kapasite gelişim alanlarını desteklediğimiz Kurumsal Destek Fonu’nu da bu dönemde hayata geçirdik.

2021 yılında yaptığımız çalışmalar ve hibe programlarımıza ilişkin detaylı bilgilerin yer aldığı Faaliyet Raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Sosyal İklim Derneği ile Doğa için Genç Çözümler: Naturethon Projesi Kapsamında Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Yarınlara Uçuyoruz Projesi

Sosyal İklim Derneği gençlerin, çocukların ve kadınların sivil topluma ve sosyal hayata katılımını arttırmak, çevre bilincine sahip bireyler yetiştirmek, iklim değişikliğinin önüne geçmek ve etkilerini azaltmak, eğitimde dezavantajlı çocukların ve gençlerin kapasitelerini geliştirmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Vakfımız yürütücülüğünde Pegasus Hava Yolları tarafından hayata geçirilen Yarınlara Uçuyoruz Projesi hibe programı kapsamında Doğa için Genç Çözümler: Naturethon projesini hayata geçirecek olan Sosyal İklim Derneği proje ile İzmir yerelinde iklim kriziyle mücadele etmek için stratejilerin eyleme geçirilmesi, çeşitli eğitimler, atölyeler ile gençlerin ekolojik yaşam bilincinin güçlendirilmesi ve gençler arasında iklim savunuculuğunun yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Bu amaç doğrultusunda 30’ar kişilik 2 gruptan oluşan 60 genç ile temel iklim krizi, yerel savunuculuk, yerel kampanya ve politika geliştirme, sürdürülebilir kalkınma amaçlarını yerelleştirme, proje yazma ve yönetimi eğitim ve atölyeleri gerçekleştirilecek.

Sosyal İklim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gaye Tuğrulöz ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneği faaliyetleri, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı iklim mücadelesinin önemi, Türkiye’de gençlik alanında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) karar alma mekanizmalarına katılımı, gençlerin çevre ve iklim hareketinin geleceğinde nasıl bir rolü ve proje kapsamında yürütecekleri faaliyetler hakkında konuştuk. 

Sosyal İklim Derneği, Yarınlara Uçuyoruz Projesi hibe programı kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Sosyal İklim Derneği; doğayı merkeze alarak hak temelli çalışmalar yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Gençler arası diyalog kültürünü geliştirmek, gençlerin sosyal hayata ve sivil topluma aktif katılımını sağlamak amacıyla 2014 yılında İzmir’de kuruldu. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda; iklim krizi, çocuk hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve gençlik hakları konularında birçok program, proje, atölye ve eğitim gerçekleştirdi. Dernek çalışmaları ile doğrudan; ‘Nitelikli Eğitim’, ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’, ‘Erişilebilir Temiz Enerji’, ‘Eşitsizliklerin Azaltılması’, ‘İklim Eylemi’, ‘Sudaki Yaşam’, ‘Karasal Yaşam’ ve ‘Hedefler için Ortaklıklar’ amaçlarına etki etmektedir. Dernek çalışmalarında; hikayeleştirme, oyunlaştırma, akran eğitimi, atölye ve fikir üretme kamplarına yer vermektedir.

Türkiye’de gençlerin ve gençlik alanında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının karar alma mekanizmalarına katılımı ne ölçüde sağlanıyor? Gençlerin karar alma süreçlerine katılımını garanti altına almak ve güçlendirmek için neler yapılması gerekiyor?

Türkiye’de bu alanda çalışan birçok STK ve ağ var. Gençlerin katılımı için farklı mekanizmalar oluşturulmaya çalışılsa da bunu sağlamak kolay değil. Bizim de içinde bulunduğumuz, Ulusal Gençlik Parlamentosu’nun yürüttüğü “Seçilmek İstiyorum” ve “Adayını Genç Seç” gibi kampanyalar ile seçilme yaşının 18’e düşürülmesi ve gençlerden alınan adaylık ücretlerinin azaltılması gibi süreçler kabul edilmiş olsa da bu alanda çok büyük ilerlemeler katledilemedi.

Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı iklim mücadelesi neden önemli? Bu iki alandaki mücadele birbiriyle nasıl kesişiyor ve birbirini nasıl güçlendirebilir?

İklim değişikliğinin içerisinde yer alan “İklim Adaleti” kavramı burada önemli bir yer tutuyor. İklim değişikliğinin nedeni olan kesim ile iklim değişikliğinden etkilenen kesim maalesef aynı kesim değil. Bu da iklim adaletsizliğini doğuruyor. Bu adaletsizlikten ise en çok etkilenen kırılgan kesimlerin arasında kadınlar yer alıyor. Ekofeminizm hareketi ile kadınların bu alanda güçlendirilmesi önem taşıyor. Bu yüzden yürütülen kampanyalarda sürekli kadınları görüyoruz. Kadınlar çevre sorunlarına ve iklim değişikliğine karşı erkeklerden daha duyarlı konumda.

İzmir yerelinde gençlerde iklim farkındalığını artırmak ve gençleri iklim krizi ile mücadeleye hazırlamak amacıyla çalışmalar yürütüyorsunuz. Bu deneyimler doğrultusunda, sizce gençlerin iklim krizi ile ilgili hassasiyetleri nasıl şekilleniyor? Gençlerin çevre ve iklim hareketinin geleceğinde nasıl bir rol oynamasını bekliyorsunuz? 

Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu kırılgan kesimlerin içerisinde gençler de yer alıyor.
İklim krizinin sonuçları giderek artıyor ve bu sonuçlardan etkilenecek kesim şu anda gençler ve çocuklar gözüküyor. Bu nedenle, en çok gençlerin bu alanda aktivizme yönelmesi çok normal. Gençlerin dönüştürücü gücünü burada doğru şekilde kullanmamız gerekiyor.

Hibe desteğimizle Doğa için Genç Çözümler: Naturethon projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Doğa için Genç Çözümler: Naturethon Projesi ile İzmir yerelinde iklim kriziyle mücadele etmek için stratejilerin eyleme geçirilmesi ve gençlerin eğitim ve atölyelerle güçlendirilerek ekolojik yaşam bilinci ve iklim savunuculuğunun yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Gençlerin iklim krizi ve alt başlıkları ile ilgili farkındalık sahibi olarak konu hakkında teknik bilgi edinmeleri; gençlere yerel pratik ve uygulamalar oluşturma becerisi geliştirmek, yerel sorunlara yerel çözümler oluşturmak ve Kamu-STK- Genç Aktivistler işbirliği kapasitesi geliştirerek oluşan fikirlerin uygulanması hedefleniyor. Proje kapsamında 30’ar kişilik 2 grup olmak üzere 60 genç ile temel iklim krizi, yerel savunuculuk, yerel kampanya ve politika geliştirme,sürdürülebilir kalkınma amaçlarını yerelleştirme, proje yazma ve yönetimi eğitim ve atölyeleri gerçekleştirilecek. Atölyelerde özellikle belediyelerin yerel iklim eylem planı, yeşil eylem planı, Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) ve yerel eşitlik eylem planlarının hedef ve göstergeleri ele alınacak ve bu hedeflerin gençlik ve eşit katılım ve temsiliyet rollerinin belirlenerek geliştirilmesi üzerine fikirler geliştirilerek uygulamalar planlanacak. Ayrıca genç katılımcılar yapılacak simülasyon çalışmaları ile karar verici konumuna geçerek farklı dinamiklerle karar alma sürecini deneyimleyecekler. Daha sonra gençler, 2 grup ile ayrı ayrı olmak üzere “İklim Krizi ile Mücadelede Yerel Eylem Geliştirme” konulu Naturethon (Fikir yarışması) ‘a takımlar halinde katılarak eylem önerilerini sunacaklar. Kazanan takımlara 3 haftalık hızlandırıcı programının sunulmasının ardından İzmir’de bulunan belediyelerin temsilcileriyle beraber gerçekleşecek demoday ile belediye temsilcileri – genç aktivist takımları eşleşerek uygulama takvimi oluşturulacak. 3 aylık uygulama sürecinin ardından her belediye ve grup ile değerlendirme toplantıları oluşturularak rapor haline getirilecek.

 

Kültür Sanat Fonu 2022 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Kültür Sanat Fonu

Kültür-sanat kurumlarının ve/veya kültür-sanat alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kültür Sanat Fonu’nun 2022 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona teknik kriterlere uyan toplam 37 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 28’i dernek, 6’sı vakıf ve 3’ü kooperatif tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Ankara, Antalya, Artvin, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Gaziantep, Gümüşhane, Hatay, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Rize, Tekirdağ ve Trabzon olmak üzere 17 ilden başvuru alındı. Kültür Sanat Fonu 2022 döneminde talep edilen toplam hibe tutarı 4.561.246 TL oldu.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2022 Dönemi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) yenilikçi projelerini, kurumsal gelişimlerini, kampanya ve savunuculuk çalışmalarını desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2022 dönemi fon başlangıç raporu yayımlandı. Fon kapsamında; Kadın Dayanışma Vakfı’na, Konuşmamız Gerek Derneği’ne, Lezbiyen Gey Biseksüel Trans Artı Bireylerin Aileleri ve Yakınları Derneği’ne ve Mimoza Kadın Derneği’ne 462.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu 2022 döneminin yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Dijital Bilgi Derneği ile Vikipedi’yi Yazıyoruz! Projesini Konuştuk

By | Yarınlara Uçuyoruz Projesi

Dijital Bilgi Derneği, internette açık lisanslı eğitim içeriği ve bilgi paylaşımını geliştirmek ve zenginleştirmek, bilişim okuryazarlığını ve dijital becerileri artırmak, bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimdeki ve bilgi paylaşımına katılımdaki toplumsal, bölgesel ve cinsiyete bağlı eşitsizliklerle mücadele etmek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Vakfımız yürütücülüğünde Pegasus Hava Yolları tarafından hayata geçirilen Yarınlara Uçuyoruz Projesi kapsamında Vikipedi’yi yazıyoruz! projesini hayata geçirecek olan dernek; hibe kapsamında, 15 farklı üniversiteden 500 gence ulaşacak. Dernek, aynı zamanda, Vikipedia ve kardeş projeler üzerinde çalışmak amacıyla düzenlenecek 5 Vikimaraton ile 100 kişiye ulaşacak. Son olarak 1 “photowalk” etkinliği düzenleyecek olan Dijital Bilgi Derneği, 10 kişi ile 400 özgür lisanslı fotoğraf üretecek.

Dijital Bilgi Derneği Proje Yöneticisi Başak Tosun ile yaptığımız röportajda; derneğin faaliyetleri, açık lisans kavramı, yanlış bilgi ile mücadelede açık lisans kaynakların önemi, bilişim okuryazarlığı ve dijital beceri kavramları ve proje kapsamında yürütülecek faaliyetler hakkında konuştuk. 

Dijital Bilgi Derneği, Yarınlara Uçuyoruz Projesi hibe programı kapsamında vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Derneğimiz, internet kullanıcısı herkesin dijital bilgi ve içerik üretimine katılabilmesini amaçlar. İnternet kullanıcılarının bilgi birikimlerini çevirimiçi ortamda paylaşmasına, herkesin serbestçe erişeceği nitelikli içeriklerin çoğalmasına destek vermek için çalışıyoruz.  Dernek olarak Türkiye’de Vikipedi başta olmak üzere wiki-tabanlı sitelere (Vikiveri, VikiSöz, VikiKaynak gibi) katkı veren, yazmayı, üretmeyi tutkuyla seven dijital bilgi gönüllüleri tarafından kuruldu. Çok sevdiğimiz bu uğraşı yaygınlaştırmak, dijital becerileri ve eleştirel okuma alışkanlıklarını geliştirmek için çalışıyoruz. Yoğun olarak yaptığımız çalışma; Türkiye’nin farklı illerinden üniversiteli gençlerle buluşarak onlara kitle kaynaklı mecralara nasıl katkı sağlayabileceklerini ve bu mecralardaki bilgileri tüketirken nelere dikkat etmeleri gerektiğini göstermek. Bu buluşmaları bazen gençlerin dersleri kapsamında bazen de ders-dışı aktiviteler aracılığı ile- Eğitimler, atölye çalışmaları vb.- yapıyoruz.  Bir diğer çalışmamız ise müzelerin, kütüphanelerin, arşivlerin dijital varlıklarının ve bilgi birikimlerinin wiki mecraları aracılığıyla daha geniş internet okuru kitlesi ile buluşmasına destek vermek. Sivil toplum kuruluşları (STK) ile ortak düzenlediğimiz ve Vikimaraton adını verdiğimiz etkinliklerde birlikte içerik üretiyor, STK’ların farkındalık yaratmak ve yaygınlaştırmak istedikleri konuları görünür kılmaya çalışıyoruz. En çok, kadınların görünürlüğünü artırmak için kadın biyografileri oluşturmak ve cinsiyetçi ifadeleri ayıklamak üzere Vikimaratonlar düzenliyoruz. Madde yazma ve fotoğraf yarışmaları düzenliyor, açık lisansla paylaşılan kaliteli içeriklerin artması için uğraşıyoruz.

Açık lisans nedir? Çevrimiçi platformlarda karşılaştığımız içerikleri yeniden kullanmadan önce açık lisans olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?  

Açık lisans fotoğraf, yazı, video, grafik, veri seti gibi üretimlerin sahiplerinin bu ürünlerini başkalarının paylaşması, yeniden kullanması, uyarlamasına izin verdiğini açıkça belirtmesidir. Bir içeriği yeniden kullanmaya sahibinin izin verip vermediğini anlamak için sahibini bulmak, ona ulaşmak ve ondan yanıt almak kuşkusuz çok zor ve uzun hatta kimi zaman imkânsız. Ancak çevrimiçi ortamda paylaşılan bir içerik hak sahibi tarafından logo ve lisans kodları ile yerleştirilmiş ise içeriğin kullanımına izin verilip verilmediği, izin verildiyse hangi şartlarda verildiği gibi lisans durumunu özetleyen o ifadelere ve kodlara bakarak açık lisans olup olmadığını anlarız. Eğer sitenin altında “Her hakkı saklıdır.” yazıyorsa açık lisans olmadığı anlaşılır. Ne yazık ki ülkemizde hemen her internet sitesinin altına bilinçsizce “Her hakkı saklıdır.” ibaresi yerleştiriliyor.  Bu yüzden, sitede paylaştığı içeriklerin başkalarınca kullanılıp yaygınlaşmasını aslında sahibi arzuluyor olsa bile içeriğin yeniden kullanılması yasadışı hale geliyor. “Her hakkı saklıdır.” ifadesinin bulunmaması da o içeriğin açık lisanslı olduğunu ifade etmez.  Paylaşıma izin verildiğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Örneğin Vikipedi sitesinde sayfanın altında CC-BY-SA 3.0 lisansı ile lisanslanmış olduğu yazar. Bu da atıf vermek ve aynı lisansla paylaşmak şartı ile içeriği paylaşmakta ve uyarlamakta herkesin serbest olduğunu ifade eder.

Özellikle COVID-19 salgını ile beraber dezenformasyon, mezenformasyon, yanlış bilgi gibi kavramlar yeniden tartışılmaya başlandı. İnternet kullanıcılarının açık bilgi üretimine katılması amacıyla çeşitli eğitimler düzenleyen bir kurum olarak sizce açık lisans yanlış bilgi ile mücadelede etkili bir yöntem olabilir mi?

Açık lisans, yanlış bilgi ile mücadelede etkili bir yöntem olabilir. Günümüzde bilgi üreticisi olan, bilgiyi saklayan ve sunan kurumlar çalışmalarını dijital ortama aktarmak için büyük emek ve zaman harcıyorlar. Ancak dijitalleştirmek yetmiyor. Bu birikimlerin ve hızla değişen bilgilerin, yanlış bilgiden çok daha büyük hızla yaygınlaştırılması gerekiyor ki kullanılabilsin ve insanlar tüketim tercihlerini, siyasi kararlarını vs. bu bilgilere dayanarak yapabilsin. Bilgiyi dijitalleştirip bir internet sitesinde yayımlamakla onu herkes için erişilir kılmış olduğu varsayılamaz. Bu şekilde bilgiyi dipsiz bir kuyuya atmış gibi olursunuz; ama açık lisanslarla paylaşmışsanız internet kullanıcılarının çoğaltıp yaygınlaştırması mümkün olur ve yanlış bilginin yayılma hızına yetişme şansı doğar. 

Son dönemlerde sıklıkla karşımıza çıkan bilişim okuryazarlığı ve dijital beceri kavramları nedir? COVID-19 salgınının gençlerin bilişim okuryazarlığı ve dijital becerisi üzerindeki etkilerinden bahsedebilir misiniz? 

Bilişim okuryazarlığı, kişilerin yapmak istedikleri işleri bilgi teknolojisi araçlarını kullanarak yapabilmesi için gerekli bilgi ve becerilere sahip olmasıdır. Biz, eğitimlerimizde okurluk ve yazarlık kavramlarını ayrı ayrı ele alarak vurgulamayı önemli buluyoruz. Şöyle ki: E-ticaret sitelerinde istediğiniz seçip buluyor, satın alabiliyor, sinemada görmek istediğiniz filmle ilgili film eleştirilerini internette bulup okuyabiliyor, tanıdıklarınızın sosyal medya hesaplarını okuyor, yemek tarifi videoları izliyor, günlük haber sitelerini okuyor musunuz? Öyleyse siz bir “Dijital okursunuz”. E-ticaret sitesinde, satın aldığınız ürünle ilgili yorum yapıyor, izlediğiniz filmlerle ilgili tanıtım yazısı yazıp film sitesinde yayımlıyor, sosyal medyada başkalarına yorum yapıyor ve kendi hesabınızda paylaşımlar yapıyor, video çekip paylaşıyorsanız “Dijital okur yazarsınız.”.  Bizim yaptığımız da insanları hem okur hem yazar olmaya davet etmek. Herkesi internette ulaştığı bilgi ve içeriklerin sadece pasif bir tüketicisi olmamaya, eleştirel bir gözle değerlendirme ve içeriklerin üreticisi olmaya yüreklendirmek istiyoruz. COVID-19 salgını toplumda özellikle daha önce dijital becerilerini geliştirme ihtiyacı hissetmemiş, ileri yaştaki bireyleri etkiledi ve onları dijital becerilerini geliştirmeye yöneltti. COVID-19 salgını sırasında yüz yüze sosyalleşme imkanı bulamayan gençler, çevrimiçi platformlar aracılığı ile sosyalleşerek dijital ortamlarda sosyal normlar oluşturma ve uygulama becerilerini geliştirdi. Bu süreçte, dijital göçmenler video-konferans uygulamalarını açıp kapamayı öğrenmeye çabalarken, gençler çevrimiçi ortamdaki bir toplantıda söz alma-tepkisini ifade etme gibi konularda çok fazla yol aldı.

Hibe desteğimizle Vikipedi’yi Yazıyoruz! projesini hayata geçireceksiniz. Bu projenin amacından ve proje kapsamında yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Vikipedi’yi Yazıyoruz! projesi, derneğimizin yürütmekte olduğu ve şimdiye kadar olumlu sonuçlar aldığı programları sürdüren bir devam projesi. Bu kapsamında; Vikipedi ve kardeş projelerine katkı verme yoluyla gençlerin yazma ve eleştirel okuma becerilerini, dijital yetkinliklerini geliştirme, açık bilgi kaynaklarına katkı verme kültürünü yaygınlaştırma ve Türkçe’de iyi kaynaklandırılmış kaliteli içeriklerin geliştirilmesini amaçlıyoruz. Proje kapsamındaki etkinliklerin bir bölümü üniversiteli gençleri ile yapılacak atölye çalışmalarını içeriyor. Atölyeler, katılımcıların akademik kaynaklardan yararlanarak, genel internet okurlarına hitap eden Vikipedi maddeleri üretmesini içeriyor. Katılan gençler böyle derslerinde öğrendiklerini, kendi kelimeleri ile ifade ederek açık bilgi kaynaklarına aktarma fırsatını elde edecek. Bu, dünyada çok yaygın bir uygulama, biz de şimdiye kadar uyguladığımız kurumlarda çok olumlu geribildirimler aldık. Proje kapsamında yürüteceğimiz bir diğer etkinlik ise sivil toplum, kültür ve araştırma kurumları ile düzenlenecek Vikimaratonları içeriyor. Vikimaratonlarda katılımcılar kısa bir eğitimin ardından önceden belirlenmiş bir tema ile ilgili madde içerikleri üreterek birkaç saat birlikte çalışıyor; o konuda farkındalığı artmasına ve internet kullanıcılarının zengin ve iyi kaynaklandırılmış Türkçe içeriğe ulaşmasına katkı veriyorlar; ortaklık yapan kuruluşun arşivindeki doküman ve görsellerin açık lisansla paylaşılıp kullanılması, görünürlüğünün artırılması sağlanıyor.

 

Yarınlara Uçuyoruz Projesi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Yarınlara Uçuyoruz Projesi

18-29 yaş arası gençlerin toplumsal, ekonomik ve sosyal hayata katılımı alanında faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Vakıfımız yürütücülüğünde Pegasus Hava Yolları tarafından hayata geçirilen Yarınlara Uçuyoruz Projesi fon başlangıç raporu yayımlandı. Fon kapsamında; Dijital Bilgi Derneği, Sosyal İklim Derneği ve S.S. Yaren Fikri Mülkiyet Hakları ve Proje Danışmanlığı Kooperatifi‘ne toplam 240.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Yarınlara Uçuyoruz Projesi hibe programının yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Barış Çocuk Orkestrası Koruma ve Geliştirme Derneği ile Şartlı Destek Fonu Kapsamında Yürüteceği Çalışmaları Konuştuk

By | Şartlı Hibe

İzmir’de faaliyet yürüten Barış Çocuk Orkestrası Koruma ve Geliştirme Derneği, mümkün olduğu kadar fazla çocuğa karşılıksız müzik eğitimi olanağı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Şartlı Destek Fonu kapsamında Turkey Mozaik Foundation finansmanı ile hibe desteği sağladığımız dernek sağladığımız hibe desteğini enstrümanların bakımı, yeni enstrüman alımı ve insan kaynağı giderlerini karşılamak için kullanacak.

Barış Çocuk Orkestrası Koruma ve Geliştirme Derneği kurucusu Selmin Günöz ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin yürüttüğü faaliyetler, dünyaca ünlü sanatçılar ile verilen konserlerin çocuklar ve aileler için önemi, müziğin birlikte çalışma yürüttükleri çocuklar üzerindeki etkisi, çalışma yürüttükleri bölgenin özellikleri ve hibe kapsamında yürütecekleri faaliyetler hakkında konuştuk. 

Barış Çocuk Orkestrası Koruma ve Geliştirme Derneği Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Barış Çocuk Orkestrası projesi, kurulduğu semtin dokusuyla birleşerek sanata katılım hakkı önündeki engelleri kaldırmayı hedefler. Derneğin kurulum amacı da bu projeyi desteklemektir. 

Projenin temel hedefi mümkün olan en fazla sayıda çocuğa karşılıksız müzik eğitimi olanağı sağlamak ve bu çocukları sokaktaki tehlikelerden korumaktır. Bu projede” MÜZİK”, gücüne çok inandığımız, barış, özgürlük ve adaleti en iyi şekilde ifade eden araçtır. Çok etkili bir araç. Müzik, barışçıl bir yaşam biçimi yaratmakta en büyük destektir.  Bu inançla ve bu hedefle, bize başvuran her çocuğu hiçbir yetenek sınavına tabi tutmaksızın kabul ederiz. Bazısı çabuk öğrenir, bazısı da yıllarca aynı seviyelerde kalır; fakat asla çocuklara bu işe uygun olmadıkları söylenmez, hissettirilmez. Dernek merkezimizde çocukların seviyelerine göre belirlediğimiz gruplara yönelik nitelikli eğitmenler eşliğinde müzik eğitimi veriyoruz. 7-17 yaş arası çocuklardan oluşan bu gruplar haftanın 2 günü bu eğitimlerden yararlanabiliyor. Cumartesi günleri ise tüm orkestra bir araya gelerek prova yapıyor. Yılda 1 veya 2 defa çocuklarımızın sahne üzerinde eşlik edebileceği uluslararası bir sanatçıyı davet ediyoruz ve hep beraber bir konser veriyoruz. 

İzmir’de suça sürüklenen çocuk oranının yüksek olduğu mahallelerde faaliyetlerinizi yürütüyorsunuz. Birlikte çalıştığınız çocukların durumundan ve bu grupla çalışmayı tercih etmenizin nedenlerinden bahseder misiniz?

Çalıştığımız bölge İzmir’in alkol, sigara, uyuşturucu gibi bağımlılık yapan maddelerinin en fazla tüketildiği, en fazla göç almış bölgelerinden birisidir. Özgüven eksikliği fazlasıyla fark edilir durumda. Günün her saatinde bir sokak çatışmasına tanık olabilirsiniz. Aileler, hava kararmaya başladığında sokağa çıkmaya çekiniyorlar. Tüm bu nedenlerden dolayı bu bölgeyi özellikle seçtik. Buradaki amaç çocukları bu tehlikelerden müzik aracılığıyla korumak. Bölgedeki uyuşturucu kullanımı çok küçük yaşlara kadar inmiş durumda. Yoksulluk gözle görülebilecek durumdadır. Kısacası, bu proje için en ideal yer burası. 

Yaptığınız çalışmaların çocuklar üzerindeki etkilerinden bahseder misiniz? Geçmiş yıllarda birlikte çalıştığınız çocuklar özelinde düşündüğünüzde, müzik çocukların iyi olma hallerini nasıl etkiliyor? 

Öncelikle özgüvenlerinin artması konusunda son derece başarılı bir sonuç gözlemlemekteyiz. Müzik eğitimi dışında dernek amacımızı destekleyen farklı faaliyetler de yürütüyoruz. Örneğin; çocuklar için felsefe atölyeleri düzenleyen bir gönüllü öğretmen, İngilizce dersi veren bir gönüllü öğretmen, sorunlarını rahatlıkla görüşebilecekleri gönüllü bir psikolog var. Anneler de psikolog desteğinden yararlanabiliyor. Bu bağlamda hem müzik eğitimi hem destekleyici çalışmalar sayesinde başlangıçta kavga, gürültü, küfür gibi sıkıntılı durumlarla çok iç içe olan çocuklar – hatta ceplerinde çakı, bıçak gibi tehdit edici aletlerle dolaşırlarken (Bu aletleri kendilerini korumak amacıyla taşıdıklarını ifade ediyorlardı.) – şimdi çok daha huzurlu ve sakinler. 

Vakıf olarak geliştirdiğiniz işbirlikleri ile Barış Çocuk Orkestrası’nın dünyaca ünlü sanatçılarla konserler vermesine olanak sağlıyorsunuz. Bu konserlerin Vakıfınız, orkestrada yer alan çocuklar ve aileleri açısından öneminden bahseder misiniz?

İzmir’in en mükemmel, Avrupai standartlarındaki salonunda Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM) dünyaca ünlü sanatçılarla birlikte sahne almak birlikte faaliyet yürüttüğümüz çocukların en büyük mutluluğu. İzleyici tarafından ayakta alkışlanmanın getirdiği mutluluk, ”BAŞARDIM” duygusu, bu işi nitelikli müzikle yapıyor olmanın verdiği keyif, sözcüklerle anlatılır gibi değil. Çocuklarla beraber aileler de süreç içerisinde dönüştü. Aileler zamanla kendilerine yabancı gelen bu müzik türüne alıştı. Ailelere yönelik çok sesli müziğin ne olduğunu ve çocuklarının beyinsel ve kişilik gelişimine nasıl katkı koyduğunu anlatan programlar yaptık. Pandemi boyunca zoom platformu üzerinden çevrimiçi devam ettiğimiz çalışmalarımızda sadece çocuklara yönelik değil anneler için de eğlence içerikli çalışmalar yaptık. Şimdi anneler çocuklarını izlerken yaşadıkları gururu bizlerle paylaşıyor. 

Şartlı Destek Fonu kapsamında sağladığımız hibe desteği ile yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz

Öncelikle bir adet korno satın aldık. Öğretmen giderimiz bir hayli fazla. Sağladığınız hibe desteği öğretmenlere yaptığımız ödemelerin karşılanmasına katkı sağlıyor. Desteğiniz için teşekkür ederiz!

 

Turquoise Coast Environment Fund Başvuruları Açıldı

By | Uncategorized

Kara ve denizle bağlantılı adalar, kıyısal bölgeler ve sulak alanlar da dahil olmak üzere, Türkiye’nin güney ve/veya batı kıyı bölgelerinde; doğa ve biyoçeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak çalışan yerel sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Conservation Collective işbirliği ile hayata geçirdiğimiz Turquoise Coast Environment Fund (TCEF) başvuruları açıldı.

Turquoise Coast Environment Fund kapsamında, Ege ve Akdeniz bölgesindeki başlıca çevresel zorluklar ve fırsatlar göz önünde bulundurularak doğal çevreyi korumayı ve yenilemeyi hedefleyen yerel STK’ların projeleri desteklenecek. Fonun 2022 dönemi kapsamında yapılacak başvuruların aşağıda belirtilen üç tematik alanı ve bu alanlarla uyumlu konuları  önceliklendirilmesi bekleniyor:

  1. Sürdürülebilir Gıda Sistemlerini teşvik etmek
  2. Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri teşvik etmek
  3. Koruma alanında çalışan yerel STK’larının yasal ve kurumsal olarak desteklenmek ve güçlendirilmek

Bunlarla beraber desteklenecek çalışmaların odağında aşağıda açıklanan öncelik alanlarının da olması bekleniyor:

  • Projelerin yerel ölçekte açık, net ve ikna edici olması,
  • Ölçülebilir ve sürdürülebilir uzun vadeli etkileri ve sistem değişikliği potansiyeli sağlaması,
  • Kapasite oluşturma ve yerel topluluklar arasında çok çeşitli paydaşları dahil etme fırsatları gibi, tekrarlanabilirlik ve ölçeklendirme fırsatları aranacaktır.

Projeye başvuracak STK’ların ve yapılacak başvuruların aşağıdaki kriterleri sağlaması bekleniyor:

  • Tüzel kişiliğe sahip, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olması (dernek, vakıf, kooperatif. vb.)
  • Türkiye’de doğa ve biyoçeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak çalışıyor olması
  • 2021 yılı gelirleri 3.000.000 TL’den az olması

Turquoise Coast Environment Fund kapsamında STK’lara dağıtılacak hibenin toplam tutarı en az  540.000 TL‘dir. Başvuru yapan STK hibe programından en fazla 180.000 TL talep edilebilir.

Fona başvurmak isteyen kuruluşların başvuru formunu eksiksiz şekilde doldurarak 30 Temmuz Cumartesi günü saat 18:00’e kadar göndermeleri gerekir.

Turquoise Coast Environment Fund hakkında detaylı bilgilere (başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve proje takvimi) ve başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz.