All Posts By

Sivil Toplum için Destek Vakfı

Her Yaşta Fonu’nun 2022 Döneminde Yapılan Başvurularla İlgili Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Her Yaşta Fonu, Her Yaşta Fonu

Yaşlılık ve yaşlanma alanlarıyla kadın, sağlık, eğitim gibi bu alanı çevreleyen konularda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını ve projelerini desteklemek amacıyla AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu’nun 2022 dönemi başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Fonun bu dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Troya Kültür Derneği ile Çanakkale Kültür Aktörleri Ağı Projesini Konuştuk

By | Kültür Sanat Fonu

Troya Kültür Derneği (Çanakkale Bienali İnisiyatifi – CABININ), Çanakkale’deki farklı toplum kesimlerini çağdaş sanatla buluşturmak, sanat odaklı etkinlikler ve eğitimler yoluyla dezavantajlı grupların toplumsal yaşama katılımlarını, üretkenlik ve becerilerini artırmak, Çanakkale’nin özgün, tarihi, doğal ve kültürel değerlerini uluslararası boyutta tanıtmak, Çanakkale’yi bir çağdaş kültür kenti olarak konumlandırma vizyonuna yönelik olarak uluslararası iletişim ve işbirliği ağları oluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Kültür Sanat Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği sağladığımız CABININ Çanakkale Kültür Aktörleri Ağı projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında Çanakkaleʼde yaşayan ve çalışan kültür aktörlerini, uzmanları ve kültür-sanat girişimlerini bir araya getirerek bu gruplar arasındaki iletişimin ve işbirliğinin artmasını sağlayacak bir ağ oluşturacak. Proje süresince bu grupların yaklaşımları, çalışma alanları, ihtiyaçları ve üretimleri arasındaki ortaklık ve farklılıkların belirleneceği toplantı, buluşma ve röportajlar yaparak Çanakkale kültür ekosisteminin işlevsel bir iletişim ve işbirliği haritası oluşturulacak.

CABININ eş-direktörü Deniz Erbaş ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; derneğin faaliyetleri, Çanakkale Bienali’nin yıllar içerisinde yaşadığı değişim, 8. Çanakkale Bienali ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

Troya Kültür Derneği (CABININ – Çanakkale Bienali İnisiyatifi), Kültür Sanat Fonu’nun 2022 döneminde vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

CABININ, Çanakkale’de başta Çanakkale Bienali olmak üzere çağdaş sanat ve kültür odaklı olarak bir araya gelen, farklı meslek gruplarından insanların gönüllülük esasıyla ve yatay olarak örgütlendiği bir sivil inisiyatif olarak 2006 yılından beri faaliyetlerini sürdürüyor. Çanakkale Bienali için oluşturulan kavramsal çerçeveler, Çanakkale kentine özgü değerlerin küresel ölçekteki güncel meselelerle kesişim alanlarında düğümleniyor. Dünyanın farklı yerlerinden sanatçıları, sanat uzmanlarını Çanakkale’ye davet ederek özgün ve yeni üretimler için koşullar oluşturuyoruz. Çanakkale’ye ait farklı ve özgün kültürel miras olarak kabul edilebilecek yapıları ve kamusal alanları farklı etkinlikler kapsamında değerlendirerek sergilerle kentin gündemine taşıdık. Er Hamamı (şimdiki Çanakkale Seramik Müzesi), Eski Ermeni Kilisesi, Eski Tütün Deposu (şimdiki Korfmann Kütüphanesi), Fevzipaşa Mahallesi’ndeki metruk binalar (şimdiki Mahal, Fevzipaşa Mahalle Evi ve diğerleri), Çanakkale kordonu, marinası, özel mülkiyetteki çeşitli yapılar, eski otogar, Halk Bahçesi, kent içindeki tescilli yapılar kullandığımız sergi alanlarına örnek olarak gösterilebilir.

Çanakkale Bienali 2014 yılından bu yana, dünya genelinden 200’ün üzerinde sanat bienalini bir araya getiren Uluslararası Bienaller Birliği (International Biennial Association – IBA) üyesidir ve Bienaller Vakfı (Biennial Foundation) küresel listesinde yer alıyor. Ayrıca CABININ 2015 yılında, İstanbul TÜYAP Artist Uluslararası Sanat Fuarı’nda Kurumsal Onur Ödülü’ne, 2020 yılında ise Baskı Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen Anadolu Ödülleri kapsamında, Süreli Etkinlikler Ödülü’ne layık görüldü. Son olarak sivil toplum çalışmalarının odağına çağdaş sanatı oturtan özgün modeliyle, Çanakkale kentinin UCLG – MEXICO CITY – CULTURE 21 Uluslararası Ödülü “En iyi Uygulamalar 2022” listesine seçilmesini sağladı.

Çanakkale’yi uluslararası düzeyde ve yüksek sanat alanında temsil eden, bu anlamda kentin çağdaş kimliğine katkı veren ve kültürel ekosistemini besleyen Uluslararası Çanakkale Bienali gelinen noktada, farklı kültür-sanat kurum ve kuruluşlarının destek ve işbirlikleriyle faaliyetlerine daha da güçlü bir biçimde devam ediyor. CABININ, ana etkinliği olan Çanakkale Bienali dışında 2012 yılında kurduğu Troya Kültür Derneği ve 2013 sonbaharında açtığı MAHAL Sanat ile kurumsal ve mekânsal altyapısını geliştirdi. Bu sayede faaliyetlerini tüm yıla yaygınlaştırabildi. Ayrıca süreçte projelerini günümüz kültür ve sanatıyla kesişen tasarım, arkeoloji, turizm, kent tarihi, gastronomi, eğitim, ekoloji gibi farklı konular üzerine çeşitlendirerek yaygınlaştırdı.

İlk kez 2008 yılında hayata geçirdiğiniz Çanakkale Bienali fikri nasıl ortaya çıktı? Bienalin yıllar içinde yaşadığı değişimden ve Çanakkale’deki kültür-sanat yaşamına katkılarından bahseder misiniz?

Bienalin ilk denemesi aslında ilk bienalden bir yıl önce 2007’de CABININ tarafından gerçekleştirilen geniş katılımlı ve tüm kente yayılan Sınır Çizgisi başlıklı kapsamlı sergiyle oldu. Bu ölçekte bir etkinliği Çanakkale’de gerçekleştirmek için imkânların araştırıldığı bu ilk denemede hem basın hem de yerel dinamikler bienal fikrine oldukça sıcak yaklaştılar. Ardından hemen bir yıl sonra Çanakkale Bienali başlamış oldu. Kültüre meraklı insanların ve üniversite gençlerinin yaşadığı Çanakkale aynı zamanda çok kültürlü yapıya sahip kamusal alanlarıyla ve tarihi, kültürel ve doğal değerleriyle bienal için oldukça elverişli bir kent. Balkan, Anadolu ve Ege kültürlerinin kesişim noktasında konumlanan Çanakkale, bu kültürlerden sürekli beslenen bir yapıya sahip. CABININ’in en başından beri temel amacı, Çanakkale’yi Akdeniz kültür ekosisteminde önemli bir kültür kenti olarak konumlandırmaktı. Gelinen aşamada bienalin ve Troya Kültür Derneği tarafından hayata geçirilen kültürel projelerin bu vizyon doğrultusunda üzerine düşeni yaptığını düşünüyoruz. Diğer taraftan Troya Müzesi’nin açılması gibi önemli altyapı girişimleri de bu çabalara önemli katkılar sunuyor denebilir.

Diğer yandan Çanakkale Bienali başladığı günden bu güne, toplumun farklı kesimlerini çağdaş sanat üretimiyle aktif şekilde iletişim ve etkileşime geçirecek sosyal programlarını geliştirerek devam ettirdi. Çanakkale Bienali kitleselleşmenin değil toplumsallaşmanın model ve stratejilerini benimseyen bir yapıya sahip. Yirmi yıla yaklaşan serüveni boyunca, çağdaş sanatın toplumun farklı kesimleriyle nasıl etkileşime sokulabileceğine dair fikir ve deneyimler de biriktirdi. Çocukları, gençleri, kadınları ve engellileri odağına alan sosyal programlar, bu grupların çağdaş sanat ve kültür üretimleriyle aktif etkileşimini ve bu bağlamdaki talep, üretim ve beklentilerinin daha geniş kitlelerle paylaşılabilmesini sağlamayı amaçlıyor. Bununla birlikte sanatın düşünsel, simgesel ve biçimsel süreçlerinden ilham alarak üretici enerjilerinin kamusal alanda ifade bulması için gereken koşulları oluşturmaya çalışıyor.

Son olarak kentin mimari mirasına yaptığımız katkılardan da söz etmek gerekiyor. Bugüne kadar bienal sergileriyle gündeme gelen birçok yapı restore edildi ve yeni kültürel işlevler kazandı. Böylece hem kentin kültürel mirası canlanmış oldu hem de kültür altyapıları gelişti. Şimdi Seramik Müzesi olan eski Er Hamamı, Korfmann Kütüphanesi olan eski tütün deposu, MAHAL’in de bulunduğu bölgedeki metruk Palamut Depoları’nın canlanması bu örneklerden sadece bazıları.

8.Çanakkale Bienali’ni “Birlikte nasıl çalışırız?” başlığıyla 1 Ekim’de hayata geçireceksiniz. Bu yıl gerçekleşecek olan Bienal’in amacından ve katılımcıları bekleyen etkinliklerden bahsedebilir misiniz? 

8.Çanakkale Bienali, 40’a yakın sanatçı ve davet ettiği 6 sanatçı inisiyatifiyle birlikte, “Birlikte nasıl üretiriz?”, “Birlikte nasıl yaşarız?”, “Birlikte nasıl çalışırız?” gibi çok temel ve kapsayıcı sorular üzerinden insan-insan, insan-doğa, insan-hayvan, hayvan-hayvan ve tüm canlı-canlı olmayan yapılar arasındaki karmaşık ilişkilerin bağlantılarını ve düğüm noktalarını araştırmayı amaçlıyor. Bir yandan konukseverlik, dostluk, işbirliği, emek, sorumluluk, adalet, bağışlama, hafıza, yas, neşe gibi farklı kavramları ele alırken öte yandan insanın “birlikte yaşama” zorunluluğunun peşini bırakmayan paradokslar, imkansızlıklar ve tekil şansları da odağına alıyor. 1 Ekim’de kapılarını açan Bienal, 11 mekânda gerçekleştirdiği sergilerin yanı sıra panel, atölye, film gösterimi ve paralel etkinliklerden oluşan programıyla 5 Kasım’a kadar devam etti.

Bu bienalin üç ana bilişine var. İlk olarak birlikte çalışma meselesine odaklandığımız için özgün bir aradalık modelleri sunan İstanbul’dan AVTO, Monitor İzmir, Antalya’dan ARE Projects, Ankara’dan Ka Atölye ve Çanakkale’den Garp Sessions inisiyatifleri ve İtalya’nın Lucca şehrinden bağımsız Giungla Festivali’ni davet ettik. Her biri Çanakkale’nin özgün kent mirasını yansıtan mekanlarda kendi üretme ve çalışma pratikleri kadar sanata bakış açılarını da yansıtan sergi ve projelerle bienalin sanatsal içeriğine dahil oldu. 

Bienalin ikinci bileşeni ise farklı mekanlara yayılan ana sergiler. Adrian Melis, Berfin Erdoğan & Yağmur Uyanık, Can Altay, Forensic Architecture, Goshka Macuga, Guido van der Werve, Jasmina Cibic, Johanna Billing, İhsan Oturmak, Maider López, Mariana Vassileva, Merve Şendil, Mircea Cantor, Özlem Günyol & Mustafa Kunt, Pilvi Takala, Pravdoliub Ivanov, Robert Montgomery, Serge Najjar ve Zeren Göktan bienalin sorduğu sorulara farklı açılardan yaklaşan üretimleriyle bienale katıldı. Halkın kolektif katılımıyla oluşan yeni kamusal projesi Hareketli Bahçe’yi Çanakkale’ye taşıyan Maider Lopez, insanların kent parklarında açtığı kendine has patikaların izlerini süren Mircea Cantor, kamusal heykel kaidelerinden oluşturduğu tırmanma duvarıyla Özlem Günyol ve Mustafa Kunt, Avrupa kimliğinin yolculuğunu hediye alegorisi üzerinden irdeleyen Jasmina Cibic ve tarihsel hafızaya kolaj mantığıyla yaklaşan erken dönem çalışmasıyla Goshka Macuga MAHAL’de izleyiciyle buluştu. theFeHAN2’de ise çocukların ve gençlerin birlikte çalışma ve üretme pratiklerine farklı bakış açıları yansıtıldı: Mariana Vassileva’nın okul sandalyeleriyle oluşturduğu kulesi, Zeren Göktan’ın sandalye yığınları arasında kalmış çocuğu yakaladığı fotoğrafı, Johanna Billing’in bir şeyler olmasını bekleyen gençleri, Pilvi Takala’nın ödül parasını harcamak için ortak aklı bulmaya çalışan okul öğrencileri. Son olarak, İhsan Oturmak’ın boğulan insanları izleyen sessiz yığınları ile Forensic Architecture tarafından arşivlenen Kuzey Ege’deki göçmen püskürtme vaka haritası ise görmezden gelmekte ortaklaştığımız durumları hatırlattı. 

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Çanakkale Evi’ndeki seçki ise birliktelik kadar tek başınalığın da gücüne vurgu yapıyor: Guido ven der Werde’nin bir saatlik epik yolculuğu, Serge Najjar’ın mimari içinde bir başına görüntülediği işçileri, Adrian Melis’in özgeçmiş formlarını öğüten ofis çalışanı, Pravdoliub İvanov’un yukarı ya da aşağı gitmeyi denkleyen tek kişilik merdiveni hem bir başınalığa hem de o tekilliklerin bir aradalığının işler hale getirdiği mekanizmalara gönderme yapıyordu. Robert Montgomery’nin Dardanel Spor Tesisleri cephesinde işi ise Çanakkale Bienali’ni kamusal alana taşıyan, duvara işlenen iki dizelik bir aşk şiiri.

Troya Müzesi 2018’den beri olduğu gibi bu yıl da özel bir bienal sergisine ev sahipliği yaptı. CABININ’in sanatın hafıza ve tarihsel süreçlerine yönelik duyarlılığının bir devamı olan Alparslan Baloğlu sergisinin küratörlüğünü Azra Tüzünoğlu üstlendi. Troya Müzesi’nin ve arkeolojik alanın katmanları arasında yolculuğa çıkan günümüz seyyahı Baloğlu, M.S. 2022 TROYA XI “Atlar, Tanrılar ve diğerleri” sergisi ile sadece hayal gücümüzle yarattığımız bir yer değil; gerçek bir şehir olan Troya’ya taze bir yorum getirdi. Uğruna yapılan savaşın, aşk için mi yoksa denizlere hâkim olmak için mi yapıldığı bilinmezken- bugünden sorular ve yeni olasılıklarla mit ve gerçeklik arasındaki ince çizgide seyreden sergi, Troya Müzesi’ne özgü üretilen ilk yerleştirme olma özelliği taşıyor. Bu sergi vesilesiyle Tüzünoğlu’nun hem sanatçının kendi arşivi hem Serhat Kiraz, Ahmet Öktem gibi yakın arkadaşlarıyla SALT Araştırma gibi kurumsal dijital arşivler hem de yüksek lisans ve doktora tezleri üzerinden neredeyse bir arkeolog titizliğiyle yaptığı araştırma sonucu ortaya çıkan eserlerin ve belgelerin derlendiği Alparslan Baloğlu’nun ilk retrospektifi de Troya Müzesi’nde sergilendi.

Ana sergiler 5 Kasım’da sona erdi, fakat daha önceki edisyonlarımızda olduğu gibi bienal temasını farklı açılardan devam ettiren farklı proje ve etkinlikler 2023 ilkbaharına kadar devam edecek.

COVID-19 salgının, ekonomik krizin ve toplumsal sorunların kültür-sanat alanını ciddi anlamda etkilendiğini biliyoruz. Çanakkale özelinde, salgının ve yaşanan bu krizlerin kültür-sanat alanı ve sanatçılar üzerindeki etkilerine dair gözlemlerinizden bahsedebilir misiniz? 

Çanakkale kent merkezi hizmet sektörünün baskın olduğu, boğaz geçişlerinden yani transit hareketlilikten, özellikle de bölgedeki kültür turizminden beslenen bir ekonomik yapıya sahip. COVID-19 salgını tabii ki kentin ekonomisi büyük oranda etkilendi. Kültür-sanat etkinlikler ve turizm faaliyetleri de pandemi dönemindeki yasaklar kapsamına girdiği için Türkiye genelinde yaşanan durum Çanakkale’de de etkili oldu. Çanakkale’de yaşayan insanların kamusal alanları kullanma alışkanlığına sahip olan; hava elverdiği ölçüde parkları, sahilleri, çay bahçelerini dolduran ve kamusal alanda var olan kişiler olduğunu söyleyebiliriz. Böyle olunca COVID-19 salgınına bağlı kısıtlamaların kentin genel ruh halini de oldukça olumsuz etkilediğini söyleyebiliriz. 

Bu süreçten sanatçılar da tabii ki temel ihtiyaçları bağlamında etkilendi, fakat COVID-19 salgınının şöyle bir etkisi de oldu. Örneğin Çanakkale’nin en önemli kültür endüstrisi diyebileceğimiz seramik tasarım ve üretimi yapan sanatçılar, aynı şekilde farklı sanatsal üretimler ve tasarımlar yapan genç kuşak sanatçı ve tasarımcılar, çevrimiçi platformları üretimlerini insanlarla paylaşmak için kullanmaya başladı. Bu özellikle ekonomik olarak tasarımcı ve sanatçıları besleyen bir etmen oldu. Benzer şekilde sanatçılar ve tasarımcılar dijital sergiler ile tanıştılar, kendi etkinliklerini düzenlediler. Yerel yönetim ise canlı konser yayınları gibi uygulamalarla COVID-19 sürecinde kültürel alanda bir varlık göstermeye, yerel sanatçıları desteklemeye çalıştı. Bir şekilde herkes hayatta kalma ve üretimlerine devam etme noktasında alternatifler geliştirdi diyebiliriz. Son tahlilde sürekli bir kriz, bilinmezlik, öngörülmezlik ve prekarya içerisinde var olmaya alışmış ya da bir şekilde şartlanmış kültür ve sanat insanlarının uyum sağlama, kendine yeni yollar açma, alternatifler bulma gibi becerilerinin gelişkin olması, COVID-19’a bağlı yaşadığımız sosyal ve ekonomik krizi bir şekilde atlatmakta da etkili oldu denebilir.

Hibe desteğimizle Çanakkale Kültür Aktörleri Ağı projesini hayata geçireceksiniz. Projenin amacından ve yapacağınız faaliyetlerden bahseder misiniz?

Çanakkale Kültür Aktörleri Ağı, 8. Çanakkale Bienali’nin sorduğu sorulardan hareket eden, Çanakkale’de sanat ve sivil toplum alanında bir altyapı geliştirme projesidir. Proje kapsamında Çanakkaleʼde yaşayan ve çalışan kültür aktörleri, uzmanlar, kültür-sanat girişimleri arasında iletişim ve işbirliği odaklı bir ağ oluşturmayı hedefliyoruz. Çanakkale kentinin merkez ilçesinde ve Bayramiç, Bozcaada, Gökçeada, Gelibolu, Ayvacık gibi farklı ilçelerinde yaşayan ve çalışan kültür aktörlerini bir araya getirecek olan proje ile bu aktörlerin yaklaşımları, çalışma alanları, ihtiyaçları ve üretimleri arasındaki ortaklık ve farklılıkların belirleneceği toplantılar, buluşmalar, röportajlar gibi formatların uygulanacağı fizibilite sürecinin yürütülecek. Daha sonrasında düzenlenecek geniş katılımlı toplantılar ile Çanakkale’nin kültür ekosisteminin işlevsel bir iletişim ve işbirliği haritasının işlemeye başlaması planlanıyor.

Hepimizin bildiği gibi son 5-6 yıldır ve özellikle pandemi ile artan bir yoğunlukta, büyük şehirlerden Çanakkale gibi kentlere ciddi bir iç göç yaşanıyor. Kentin daha önceki nüfus hareketliliğinin temel dinamiği “emekli”ler ve/veya belli sürelerle değişen üniversite öğrencileriyken son yıllarda özellikle kültür endüstrisi ya da yaratıcı endüstrilerden aktif genç ve orta kuşak profesyoneller Çanakkale’nin merkezine ya da kırsal kesimlerine yerleşti. Buralarda tüm yıl yaşamaya ve çalışmaya başladılar. Biz de Çanakkale merkezde bulunan sanat merkezimiz ve kültür-sanat projelerimiz bağlamında bu insanlarla çok sık tanışıyor ve karşılaşıyoruz. Bu yaratıcı bireylerin Çanakkale’nin bir kültür şehri olarak potansiyellerini geliştirmesi noktasında çok önemli katkıları olacağını seziyoruz. Uzun yıllara dayanan deneyim ve birikimimiz bize bunu gösteriyor. Öncelikle kültür aktörlerini Çanakkale kentiyle, bu kentin sivil toplum geleneğiyle, tarihiyle, Anadolu, Ege ve Balkan kültürlerinin ilginç bir buluşma alanı olmasının getirdiği potansiyellerle tanıştırmak gerektiğine aynı zamanda bir iletişim ve işbirliği köprüsüne ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Projemiz işte bu ihtiyaca yönelik olarak kültür aktörlerini görünür kılmak, iletişime geçirmek ve yerelle ilişkilerini sağlamak için Çanakkale kent merkezi ile kırsal kesimlerinde bir dizi araştırma ve fizibilite çalışmalarıyla işe başlıyor. Ardından gelecek toplantılarla Çanakkale ölçeğinde “Birlikte nasıl çalışırız?” “Birlikte nasıl üretiriz?” “Birlikte nasıl yaşarız?” gibi temel sorulara hep birlikte cevap bulmaya, 8. Çanakkale Bienali’nin bir araya getirdiği sanatsal yaklaşımlardan da ilham alarak bir yol haritası çıkarmaya çalışacağız.

 

Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 Döneminde Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Kurumsal Destek Fonu

Sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal gelişimlerinin güçlenmesini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 5 STK’ya toplam 647.000 TL hibe desteği sağlayacağız. Önceki yıllarda olduğu gibi, Fonun bu döneminde de hibe desteklerinin yanı sıra Vakfımız tarafından geliştirilen Kapasite Gelişim Bileşeni kapsamında mentorlarla çalışma başta olmak üzere STK’ların kurumsal gelişimlerini desteklemeye yönelik farklı imkanlar da sunacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Demokrasi, Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Derneği (DEMOS): Ankara’da faaliyet yürüten DEMOS, toplumsal cinsiyet bakış açısını merkeze alarak barış çalışmaları etrafında araştırmalar, analizler ve çeviriler yapıyor. Aynı zamanda, hak özneleri, toplumsal barış mücadelesi veren STK’lar, aktivistler ve araştırmacılar için ve onlarla beraber eleştirel ve erişilebilir bilgi üreterek, basılı ve dijital yayınlar, podcast’ler üretiyor; konferanslar, atölyeler ve seminerler düzenliyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız 129.000 TL hibe desteğiyle DEMOS, etki ölçümü kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapacak. Bu kapsamda dernek yarı zamanlı bir Etki Değerlendirme Uzmanı istihdam edecek.

Derin Yoksulluk Ağı (DYA): Açık Alan Derneği’nin bir girişimi olan ve derin yoksulluk ile mücadele etmek amacıyla hayata geçirilen DYA, derin yoksulluğun sürdürülemez koşullarını görünür kılmak ve yoksulluğu bir insan hakları ihlali olarak tartışmak için çalışmalar yapıyor. Derin Yoksulluk Ağı, #EvdenDeğiştir kampanyası ile pandeminin başından beri derin yoksulluk koşullarında yaşayan kişilerin temel ihtiyaçlarına erişimlerini desteklemek amacıyla faaliyetlerini yürütüyor. Fon kapsamında 130.000 TL hibe desteği sağladığımız DYA, etki ölçümü kapasitesini güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütecek. Bu amaç doğrultusunda izleme ve değerlendirme çalışmalarını koordine edecek tam zamanlı bir çalışan istihdam edecek.

Lotus Kadın Dayanışma Yaşam Derneği (Lotus Kadın): Kocaeli’nde faaliyet yürüten Lotus Kadın, kadına yönelik şiddetin son bulması hedefiyle başta yerel düzeyde olmak üzere tüm mekanizmaların işlemesi amacıyla dayanışma ağları kuruyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlayacak yerel ve ulusal politikalar üretilmesine katkı sağlayan dernek; eğitimler ve atölyeler düzenliyor. Aynı zamanda, veri toplayarak politikalar geliştiren dernek bu kapsamda savunuculuk faaliyetleri yürütüyor. Sağladığımız 130.000 TL hibe desteğiyle kaynak çeşitliliğini arttırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak için çalışmalar yapacak olan dernek bu amaç doğrultusunda yarı zamanlı Kaynak Geliştirme Sorumlusu istihdam edecek.

Kökler ve Filizler Derneği (Roots & Shoots Turkey – R&S TR): Çocuklar ve gençler için hazırlanmış küresel bir program olan Roots and Shoots, çocukların ve gençlerin ihtiyaç duydukları alanlarda bilgi ve becerilerinin güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla buluşmalar, çevrimiçi ve çevrimdışı atölyeler, etkinlikler ve eğitimler düzenliyor. Dernek, çocukların ve gençlerin maruz kaldığı zorbalık, özel hayatın korunmasının ihlali, ticari istismar ve tokenizm gibi risklerin önüne geçmek için çocuk haklarının bilinirliği konusunda da çalışmalar yürütüyor. Aynı zamanda, Dünya’daki yaşamın ve çeşitliliğin sürmesi için gençlerin dahil olduğu çalışmalar yürüten dernek; çocuklara ve gençlere değişim yaratmak istedikleri konular ve sosyal sorunlarla ilgili alanlar açıyor ve bu grupların toplumsal süreçlere etkin ve anlamlı katılımı için çalışmalar yapıyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 130.000 TL hibe desteği sağladığımız dernek, kaynak çeşitliliğini artırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecek. Bu kapsamda kaynak geliştirme çalışmalarından sorumlu yarı zamanlı bir kişi istihdam edecek.

Medikal Arama Kurtarma Derneği (MEDAK): Deprem, yangın, sel gibi afetlerde, büyük kazalarda, toplumsal ayaklanmalarda, dağ ve doğa koşullarında meydana gelen kaybolma ve kaza olaylarında, eğitimli ve organize olmuş tıbbi personelin olay yeri ve çevresinde aktif saha hizmeti yapabilmesi için gereken koordinasyonunu sağlamak ve bu personele bu gibi acil durumlarda kendi hayatını idame ve hayat kurtarma görevleri için gereken tüm eğitimi vermek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Aynı zamanda acil olmayan durumlarda kırılgan grupların sağlık hakkına erişimine aracı olmak için çalışmalar yapan MEDAK, kadınların ve çocukların sağlık hizmetlerine dijital yollarla daha kolay erişmesi için de çalışmalar yürütüyor. Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla 128.000 hibe desteği sağladığımız MEDAK, kaynak çeşitliliğini artırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı Kurumsal Kapasite Geliştirme Danışmanı istihdam edecek.

Katre Kadın Derneği Erzincan’da Kadın ve Sağlık Hakkı Projesini Tamamladı

By | Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu

Erzincan’da kurulan Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği (Katre Kadın Derneği), toplumsal cinsiyet eşitliği alanında kadınların, çocukların ve LGBTİ+’ların eşit bir yaşam sürdürmeleri amacıyla barınma, sağlık, hukuk, cinsel ve sosyal haklar gibi alanlarda çalışıyor. Aynı zamanda saha çalışmaları ile bilinçlendirme faaliyetleri yürüten dernek, şiddete maruz kalmış LGBTİ+’lara, kadınlara, çocuklara ve engelli kadınlara destek veriyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği sağladığımız Katre Kadın Derneği, bu hibeyle Erzincan’da Kadın ve Sağlık Hakkı projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı konulardaki bilgi ve farkındalık düzeyini artırmak amacıyla Erzincan’ın belirli mahallerinde toplam 50 kadın ile 12 hafta süreyle atölyeler düzenledi. 

Katre Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İlknur Akbaba ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; cinsel sağlık, üreme sağlığı konuları özelinde faaliyet yürütmenin zorlukları, kadınların haklarını bilmesinin ve kişisel sınırlarını belirlemesinin önemi, derneğin gelecek dönem planları ve proje kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında konuştuk. 

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Erzincan’da Kadın ve Sağlık Hakkı projesini yakın zamanda tamamladınız. Proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Projemiz kapsamında ilk olarak cinsellik ve beden, onay, istenmeyen ve/veya riskli gebeliklerin önlenmesi, cinsel yolla aktarılan enfeksiyonlar, kondom, haklar ve savunuculuk konularında dernek üyesi ve gönüllüsü 8 kadının katıldığı 6 çevrimiçi atölye çalışmasıyla eğitici eğitimleri gerçekleştirdik. Belirlediğimiz mahallelerde hane ziyaretleri yaparak projenin tanıtımını yaptık aynı zamanda sosyal medya hesapları üzerinden reklamlar vererek projenin duyurusunu gerçekleştirdik. 

Cinsellik ve beden, onay, istenmeyen ve/veya riskli gebeliklerin önlenmesi, cinsel yolla aktarılan enfeksiyonlar, kondom, haklar ve savunuculuk konularında aldığımız eğitimleri belirlediğimiz 2 mahalledeki 40 kadına toplantılar aracılığıyla aktardık. Bu toplantıları gönüllülerimizin evinde ve dernek binamızda gerçekleştirdik. Sosyal medyaya verdiğimiz reklamları görüp derneğimize ulaşan kadınlar oldu. Aynı zamanda, proje sonunda derneğimizin gönüllüsü olmak isteyen kadınlar da oldu. Mahallelerde toplantıları gerçekleştirirken kadınlardan şiddet başvuruları aldık. Aldığımız başvurularda bizden istenilen desteği kadınlara sağladık. Yanlış bilinen yöntemler nedeniyle sorun yaşayan kadınlarla birebir görüşme sağladık. Bu görüşmelerde kadınlara doğru yöntemlerin nasıl uygulanabileceğini ve bilinen yanlışların önüne nasıl geçilebileceğine dair aktarımlarda bulunduk. 

Cinsellik hakkında konuşmanın tabu olarak kabul edildiği bir toplumda yaşıyoruz. Faaliyet yürüttüğünüz bölge özelinde düşündüğünüzde cinsel sağlık, üreme sağlığı gibi konular hakkında konuşmanın ve çalışmalar yapmanın zorluklarından bahsedebilir misiniz? Bu zorluklarla mücadele edebilmek için ne tür stratejiler geliştirdiniz? 

Cinsel sağlık ve üreme sağlığı alanında çalışma yapmanın ve konuşmanın başlıca zorluklarından biri de bu konularda kadınlara dayatılan rollerin aşılmasında geleneksel yöntemlere olan inancı kırmanın zorluğuydu. Mahallelerde kadınlara toplantılarda üreme sağlığı, doğum kontrol yöntemleri, kadın sağlığı konuları hakkında konuşacağımızı belirterek toplantının duyurusunu, tanıtımını yaptık.  Hem erkeklerin kadınların toplantılara gelmesine engel olma ihtimallerine karşı hem de küçük bir şehir ve kapalı bir toplum olması nedeniyle toplantının tanıtımını yaparken cinsel sağlık, cinsellik kelimelerini kullanmamaya özen gösterdik.  Toplantılarımızı yaparken gizliliğe çok önem verdik ve toplantı başında kurallarımızı belirledik. Gerçekleştirdiğimiz toplantılarda cinsellik, cinsel sağlık konuları üzerine konuşurken katılımcılar, kolaylaştırıcı kadınlara evli olup olmadığını sordu. Bu durum bize gelenekçi bir sistem içerisinde büyümemizden kaynaklı olarak sadece evli kadınların cinsellik, üreme sağlığı gibi konular hakkında konuşabileceği düşüncesinin varlığını bir kez daha gösterdi. Bizler de bu konu üzerine eğilerek kadınlara açıklamalar yaptık. 

Kadınların haklarını bilmesi ve kişisel sınırlarını belirleyebilmesi neden önemli? Kadınları bu alanlarda güçlendirmek için yapılan çalışmalarda nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Geçmişte olduğu gibi bugün de cinsiyete atfedilen birçok rol nedeniyle kadınlar ikinci planda konumlandırılıyor ve eşit olmayan şartlarda yaşamlarını sürdürüyor. Eşit, özgür ve şiddetsiz bir dünya kurulabilmesi için kadınların haklarını bilmeye ve kişisel sınırlarını çizmeye ihtiyaç var. Bir kadın olarak ne giydiğimize, saat kaçta kiminle nerede olacağımıza, çalışıp çalışamayacağımıza, kaç çocuk doğuracağımıza, anne olmak isteyip istemediğimize sadece bizler karar verebiliriz. Bizler kendi hayatlarımızın öznesiyiz. Yaptığımız toplantılarda da kadınların kendi hayatlarının özneleri olduklarını vurgulayarak hiyerarşi kurmadan, eşit ilişki kurarak ve feminist bakış açısıyla çalışmalarımızı yürüttük. Bir kadın güçlenirse hepimiz güçleniriz ilkesiyle eşit, özgür ve şiddetsiz bir dünya için birlikte mücadele ederek dayanışıyoruz. 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında yapılan çalışmaların farklı bağışçılar tarafından desteklenmesi sizce neden önemli? 

Aldığımız hibe desteği ile derneğimizin eğitim verme becerisi arttı. Üreme sağlığı ve cinsel sağlık alanında dernek üyelerimizin ve gönüllülerimizin eğitim verme kapasitesi arttı. Dernek olarak ilk defa üreme sağlığı ve cinsel sağlık alanında çalışma yürüttük. Çalışma sonunda kadınlardan güzel geri dönüşler aldık ve daha fazla bu konuların konuşulmasına ihtiyaç olduğunu gördük. İlerleyen dönemlerde aldığımız eğitimleri farklı kadın gruplarına aktarmaya devam edeceğiz.

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında yapılan çalışmaların farklı bağışçılar tarafından desteklenmesi çalışmaların sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından çok önemlidir. Çünkü bu alanda çalışırken bağış toplamak ya da farklı kaynaklardan gelir sağlamak maalesef pek mümkün olmuyor. Dernek olarak üyelerimizden sembolik olarak 1 TL aidat alıyoruz, kadınlar bu aidatı ödemekte bile zorlanırken bağış isteyemiyorsunuz. 

Katre Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği’in gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz? 

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı bu alanda kadınların desteklenmesine ve güçlenmesine katkı sunacak projeler yürütmeye devam edeceğiz. Önceliğimiz eşit bir toplum yaratmanın ilk adımı olan hak temelli çalışmalar yürütmek ve kadın, çocuk ve LGBTİ+’ların yaşam alanlarının daha güvenli ve herkesle eşit olduğu gerçeğini vurgulamak. Siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel her alanda eşit bir şekilde rol almak için kadınları ikinci plana atan uygulamaların, yasaların ortadan kaldırılmasında rol alarak, savunuculuk çalışmaları yürütmeye devam edeceğiz.  Gelecek dönemde üreme sağlığı ve cinsel sağlık üzerine eğitimler gerçekleştirmeyi, kadınlarla öz savunma atölyeleri gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Şu an kadınlarla saha çalışmaları ve bilinç yükseltme grupları yapıyoruz.

Gelecek Daha Net Platformu Gençliğin Kimyası Projesini Tamamladı

By | Şartlı Hibe

18-25 yaş arası gençlerin hayatları ile ilgili bilinçli kararlar alabilmelerine ve kendi hayatlarının hakimi olmalarına destek olmak amacıyla  Sürdürülebilir Kalkınma için Yenilikçi Çözümler Derneği bünyesinde çalışmalarını yürüten Gelecek Daha Net Gençlik Platformu (GDN), profesyonel hayatta yer alan kişiler ile gençleri çevrimiçi ve çevrimdışı rehberlik, mentorluk, eğitimler, buluşmalar, videolar, kariyer koçluğu gibi fırsatlarla buluşturarak, gençlerin meslek seçimlerine destek sağlıyor. GDN, Organik Kimya işbirliği ve mali desteği ile Vakfımızın koordinasyonunda; kimya ve ilişkili bölümlerde okuyan gençlerin kimya sektörü ile ilgili birinci elden bilgi edinebilmesi ve kariyer yolculuklarında okudukları bölümler üzerinden meslek seçimi yapmalarını teşvik etmek amacıyla hayata geçirdiği Gençliğin Kimyası projesini tamamladı. 

GDN Proje Koordinatörü Genar Ersoy ile yaptığımız röportajda; proje kapsamında yürüttükleri faaliyetler, e-mentorluğun gençlerin kariyer seçimini ve gelişimini nasıl etkilediği ve gençlerin iş gücüne katılımı önündeki engeller hakkında konuştuk. 

Vakfımızın koordinasyonunu yürüttüğü, Organik Kimya’nın işbirliği ve mali desteğiyle gerçekleştirdiğiniz Gençliğin Kimyası projesinin ilk dönemini yakın zamanda tamamladınız. Proje kapsamında Organik Kimya ile geliştirdiğiniz işbirliğinden ve yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Organik Kimya ile birlikte kariyerini kimya sektöründe şekillendirmek isteyen gençlerin kimya sektörünü ve bu sektördeki farklı meslek kollarını daha iyi tanımalarını sağlamak ve kariyer yolculuklarına destek olmak amacıyla Gençliğin Kimyası Projesi’ni yürüttük. Proje kapsamında 27 genç, 27 Organik Kimya çalışanıyla 5’er seans mentorluk görüşmesi gerçekleştirdi. Organik Kimya Gönüllüleri ile 254 gencin katılımıyla 6 webinar gerçekleştirdik. Kimya sektöründeki farklı meslekleri tanıtmak için 7 farklı meslek videosu hazırladık. Gelecekten Bir Gün programı ile 2 gün boyunca 8 genç, Organik Kimya tesislerinde farklı departmanları ziyaret edip, deneyimleme şansı elde ettiler. Gençlerin kendileri ve dünya için iyi olan hedefleri belirlemelerini amaçlayan Goals For Good programı da toplam 27 gencin katılımıyla 2 grup halinde gerçekleştirildi. Bütün bunların sonunda projede yer alan 5 genç Organik Kimya’da staj yaptı. 1 genç de Organik Kimya’da istihdam edildi.

Projede kullandığınız yöntemlerden biri de e-mentorluk oldu. E-mentorluk gençlerin kariyer seçimi ve gelişimine nasıl bir katkı sağlıyor?  E-mentorluğun proje katılımcısı gençler ve Organik Kimya çalışanları üzerindeki etkisinden ve aldığınız geri bildirimlerinden bahsedebilir misiniz?

Mentorluk programıyla gençleri yapmak istedikleri mesleği yapan profesyonellerle eşleştirdik. Öncelikle mentorluk görüşmeleri için mentor menti uyumu çok önemlidir. Mentorluk çift taraflı yürüyen bir süreçtir. Doğru eşleşmelerle görüşmelerin verimini arttırdık. Gençler, hayallerindeki mesleği yapan kişilerin deneyimlerinden faydalandılar. Bu mesleği yapabilmek için edinmeleri gereken beceriler hakkında bilgi edindiler. Bu yolda yaşadıkları zorlukları ve üstesinden gelme yöntemleri üzerine mentorlarıyla birlikte çalıştılar. Sektörün sunduğu fırsatlardan haberdar oldular. Gençler, mesleki hedeflerini mentorlarıyla birlikte belirleme fırsatı elde ettiler.

Gençlerden aldığımız geri bildirimlerde mentorluk görüşmelerinin; derslerine daha motive olmalarını, kendilerinin farkına varmalarını, hedeflerini belirlemelerini, zayıf yönlerinin nasıl geliştirebileceklerini, özgüvenlerinin artmasını, hayatta daha kararlı olmalarını sağladığını belirttiler. Gençlerin tamamı, kimya alanında kariyer hedefleyen gençlere mentorluk görüşmelerine katılmalarını tavsiye etmektedirler.

Türkiye İstatistik Kurumunun Ocak 2022’de yayımladığı İşgücü İstatistikleri raporuna göre genç nüfusta işsizlik oranı %21,6. Proje kapsamında bir araya geldiğiniz ve kimya bölümlerinde eğitim gören öğrenciler özelinde düşündüğünüzde gençlerin iş gücüne katılımının önünde ne tür engeller olduğunu düşünüyorsunuz?

Gençler, eğitim aldıkları bölümden mezun olduktan sonra nerelerde iş bulabileceklerini pek bilmiyorlar. Mesleklerin, iş hayatındaki karşılığı onlar için çok fazla soru işareti barındırıyor. Bu da eğitim hayatları süresince kendilerini hangi alanlarda geliştirmeleri gerektiğini bilmemelerine sebep oluyor. Gençler mezun olduklarında da yapmak istedikleri meslekler ile becerileri arasında uyumsuzluklar ortaya çıkıyor. Sektörün beklentileri doğrultusunda gençlerin kendilerini geliştirmeleri çok değerli. Bunun için de sektörü yakından tanımaları, departmanların ve mesleklerin gerekliliklerini görmeleri gerekmektedir. Maalesef bu gençler için pek mümkün olmuyor. Sadece okullarındaki zorunlu staj ile kısıtlı olarak sektörü görme fırsatı elde edebiliyorlar. Bu da yeterli olmuyor. Bu nedenle gençler motive olamıyor. Sektörün beklentileri doğrultusunda kendilerini geliştirme fırsatı elde edemiyorlar. Bu durumda işsizlik oranının artmasına neden oluyor. Gençlerin kendi istedikleri meslekleri yapabilmeleri için yeterli fırsatlar sunulmadığı süreci genç işsizliği yüksek olacaktır ve iş hayatında gençler mutsuz olacaktır.

Şartlı Destek Fonu’ndan aldığınız hibe desteğinin gençlerin kimya sektöründeki farklı meslekleri tanıması, kimya sektöründe çalışmaya motive edilmesi ve yönlendirilmesi konularında ne tür katkıları oldu? Gençlerin farklı meslekleri tanımaları ve deneyimlemeleri alanında yapılan çalışmaların farklı bağışçılar tarafından desteklenmesi sizce neden önemli?

Gençlerin öncelikle kendi yapmak istedikleri mesleklere karar vermelerini sağlamaya çalışıyoruz. Daha sonrasında ihtiyaç duydukları faaliyetlerle güçlenmelerine katkıda bulunuyoruz. Kimya, Kimya mühendisliği bölümlerinde eğitim gören gençlerle ilk bir araya geldiğimiz sektörde gençlere yönelik tanıtım faaliyetlerin pek olmadığından bahsetmişlerdi. Sektördeki meslekler nelerdir, bu meslekleri yapabilmek için hangi yetilerin elde edilmesi gerekir bunları gençler birebir kendileri deneyimlediler. Sektörü ve imkanlarının farkına vardılar. Tüm bu deneyimleri sürekli büyüyen bir şirkette elde etmiş olmaları onları motive etti. Staj için bile olsa şirketlere ve o şirketlerde çalışan kişilere erişmek gençler için çok zor oluyor. Gençliğin Kimyası ile bu zorluğu azaltmış olduk. Gençler sektördeki kişilerle paylaşımda bulunabildiler. Bu proje ile kimya ile ilgili alanlar eğitim gören gençlere fayda sağladık. Farklı bölümlerde, alanlarda eğitim gören gençlere de daha fazla ulaşıp, fırsat sağlamak isteriz. Bunun için farklı sektörlerden paydaşlarla işbirliği yapmak çok iyi olur. Farklı alanlarda eğitim gören gençlerin güçlendirilmeleri için sektörlerdeki şirketlerin genç dostu olmaları çok değerli. 

Gençliğin Kimyası projesinin 2022 yılında başlayacak yeni döneminde yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Yeni dönemde yine gençleri, kimya sektörüyle bir araya getireceğiz. Mentorluk, webinarlar, meslek tanıtım videolarımız, Gelecekten Bir Gün programımız devam edecek. Bu sene kimya, kimya mühendisliği bölümlerinin dışında eğitim alan ve kimya sektöründe çalışmak isteyen gençleri daha fazla kapsayacağız. Devam eden faaliyetlerimizle daha fazla gence ulaşacağız. Geçen sene Organik Kimya’nın fazla tanıtamadığımız departman ve mesleklerine bu sene daha fazla yer vereceğiz. Ayrıca Gençliğin Kimyası bu sene, Organik Kimya’nın staj programları ve iş fırsatlarıyla daha entegre olarak yürütülecek.

 

Çocuk Fonu’nun 2022 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Çocuk Fonu

Çocukların ihtiyaçlarının giderilmesi ve haklarının tesis edilmesi için 0-15 yaş arası çocuklarla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) projelerini ve kurumsal gelişimlerini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation işbirliğiyle, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Çoçuk Fonu’nun 2022 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona teknik kriterlere uyan toplam 47 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 41’i dernek, 3’ü  vakıf, 1’i kooperatif, 1’i sendika ve 1’i vakıf üniversitesi uygulama ve araştırma merkezi tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Düzce, Gaziantep, Giresun, Isparta, İstanbul, İzmir, Karabük, Karaman, Malatya, Sakarya ve Şanlıurfa olmak üzere 15 ilden başvuru alındı. Çocuk Fonu’ndan talep edilen toplam hibe tutarı 5.493.750 TL oldu.

Her Yaşta Fonu’nun 2022 Döneminde Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Her Yaşta Fonu

Yaşlılık ve yaşlanma alanlarıyla kadın, sağlık, eğitim gibi bu alanı çevreleyen konularda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını ve projelerini desteklemek amacıyla Vakfımızın koordinasyonunda AgeSA Hayat ve Emeklilik işbirliği ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Her Yaşta Fonu’nun 2022 döneminde  desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 3 STK’ya toplam 348.200 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği (Bir İZ Derneği): Toplumsal barışa hizmet edecek önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin toplumun her kesimi tarafından erişilebilir olması için çalışmalar yapan Bir İZ Derneği, başta kadınlar, mülteciler, çoçuklar ve yaşlılar olmak üzere bireyi güçlendirmeyi merkeze alan projeler gerçekleştirerek ruh sağlığı hizmetlerinin tüm toplum için erişilebilir olmasına katkı sağlıyor. Fon kapsamında 108.200 TL hibe desteği sağladığımız Biz İZ Derneği hayata geçireceği Harita 65 + projesiyle; 65 yaş üstü bireylerin sosyal ve psiko-sosyal destek hizmetlere erişilebilirliğini tespit etmek, yaşlı haklarına dikkat çekmek, destek hizmetlerini yaygınlaştırmak ve yaşlılara yönelik servislerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütecek. Proje kapsamında Psikoloji, Sosyoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Sosyal Hizmet, Gerontoloji ve Tıp Fakültesi bölümlerinden 20 gönüllü lisans öğrencisiyle beraber 65+ İhtiyaç Analizi raporunu hazırlayacak olan dernek, raporun hazırlık sürecinde 20 yararlanıcı gencin görüşme teknikleri becerilerini geliştirmek için araştırma teknikleri eğitimi verecek. 65 yaş üstü bireylere yönelik verilen sosyal ve psiko-sosyal destek hizmetlerini haritalandırılması için yaşlı nüfusunun en yoğun olduğu 15 ili kapsayacak şekilde yaşlılara yönelik hizmet veren kurum ve kuruluşların bilgilerinin yer aldığı hizmet haritası hazırlayacak. Yaşlı haklarına dikkat çekmek amacıyla bir kısa film hazırlayacak olan dernek aynı zamanda hak temelli dijital içerikler geliştirerek 65 yaş üstü bireylerin ihtiyaçlarına dair kamuoyunda farkındalık yaratacak.

Dem Derneği: İşiten toplum ile işitmeyen toplum arasında acıma duygusundan uzak diyalog alanları yaratmak ve kolektif şekilde çözümler üretmek amacıyla faaliyetlerini yürüten dernek; Türk İşaret Dili eğitimlerini dijitalleştirdikleri sosyal girişimleri bukalemun.co aracılığıyla bu dilin yaygınlaştırılması, ve sağır ve işitme engellilerin istihdamı için çalışmalar yürütüyor. Fon kapsamında sağladığımız 148.000 TL hibe desteğiyle Duyduğun gibi Değil projesini hayata geçirecek olan Dem Derneği, proje kapsamında yaş sebebiyle işitme kaybı yaşayan 65 yaş üstü bireylerin yaşadıkları sorunları diyalog ile anlamak, kamuoyunda görünür kılmak ve çözüm için işbirliğini teşvik etmek amacıyla çalışmalarını yürütecek. Proje kapsamında, yaş ile birlikte işitme kaybı başlamış 65 yaş üstü 25 bireyle ve bu bireylerin yakınlarıyla birebir görüşmeler yapacak. Yaş ile birlikte başlayan işitme kaybının nedenlerini, nasıl oluştuğunu ve nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlamak için kulak burun boğaz, psikoloji gibi farklı disiplinden 6 uzmanla bir araya gelecek. Olası işbirliklerinin önünü açmak ve alanda yapılan mevcut çalışmalarla ilgili ortaklıklar oluşmasına katkı sağlamak için yaşlılık alanında çalışan 3 STK’ya saha ziyareti gerçekleştirecek. Proje sonunda yaş ile birlikte işitme kaybı başlamış 65 yaş üstü bireylerin sorunlarının ve çözüm önerilerinin yer aldığı bir rapor hazırlayacak. Son olarak Dem Derneği proje sürecinde yapacağı birebir görüşmelerde ortaya çıkan ve senoryalaştırılabilir bir hikâyeden kısa film belgeselini hazırlayacak.

Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği: Yaşlanmakta olan kişilerin günlük yaşam kalitelerini artıracak bilişsel ve psikososyal yöntemleri hayata geçirmek, aktif yaşlanma sürecine destek olmak ve bu sürece katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Fon kapsamında sağladığımız 92.000 TL hibe desteğiyle Yaşlı Yakınlarına Bakım Veren Aile Bireylerine Psiko-sosyal Destek Programı projesini hayata geçirecek olan Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği proje ile hem yaşlıların hem de bakımverenlerin iyi olma halini desteklemeyi ve bu grupların yaşam kalitelerini artırmayı amaçlıyor. Bu amaç doğrultusunda dernek; İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji Bölümü ortaklığıyla Psiko-sosyal Destek Programları oluşturacak. Hazırlanacak program, Beşiktas Belediyesi’nin bünyesinde bulunan 65+ Yaşam Ofisi’nin desteği ile Istanbul ilinin yaşlı nüfusu en yüksek ilçelerinden biri olan Beşiktas ilçesinde ikamet eden ve yaşlı yakınının bakımından sorumlu olan 50 kişiye uygulanacak.. Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği program öncesi ve sonrasında katılımcılara uygulanacak ön-test ve son-testlerle programın etkisini ölçecek ve bir model oluşturacak.

Turquoise Coast Environment Fund – Turkey Kapsamında Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Turquoise Coast Environment Fund

Kara ve denizle bağlantılı adalar, kıyısal bölgeler ve sulak alanlar da dahil olmak üzere, Türkiye’nin güney ve/veya batı kıyı bölgelerinde; doğa ve biyoçeşitlilik, deniz ve kıyı koruma konularında aktif olarak faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını desteklemek amacıyla Conservation Collective işbirliği ile hayata geçirdiğimiz Turquoise Coast Environment Fund – Turkey (TCEF) kapsamında desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 5 STK’ya toplam 794.796 TL hibe desteği sağlayacağız.

Hibe almaya hak kazanan STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Deniz Yaşamını Koruma Derneği: Gelecek deniz yaşamını sürdürülebilir ve adil yöntemlerle korumak için çalışmalarını yürüten Deniz Yaşamını Koruma Derneği; Marmara Denizi’nde, Akdeniz’e endemik olan mercanların transplantasyonu ve korunması, hayalet ağların deniz tabanından temizlenmesi, biyoçeşitlilik takibi, tür ve habitatlarının korunması, su altı kültür ve mirasının korunması, sanat ve sürdürülebilir tasarım alanlarında faaliyet yürütüyor. Sağladığımız 93.000 TL hibe desteğiyle Denizel Peyzajlara Denizden Bakış projesini hayata geçirecek olan dernek; Akdeniz denizel peyzajının görüntülenmesi, kayda alınması ve verilerin beslenmesi amacıyla Bodrum ve Kaş arasında belirlenen lokasyonlarda dalışlar yapacak. Gelecek denizel yaşam için farkındalık yaratmayı amaçlayan dernek, Bodrum ve Kaş arasındaki bölgelerde faaliyet yürüten çeşitli balıkçı kooperatiflerinin katılımıyla yerel bilgilendirme toplantıları düzenleyecek. Bu toplantılar sonucunda ortaya çıkan verileri ve yerel deneyimleri yaygınlaştırılmak için bir kısa film hazırlayacak olan dernek, proje kapsamında yapılacak deniz dibi temizliği sonrasında çıkan atıklardan bir sergi de düzenleyecek. Proje sonunda denizel peyzajlara dikkat çekmek için yapılan tüm çalışmaların yer aldığı ve yerel bir sanatçı tarafından tasarlanacak olan Denizel Peyzajlar Kitapçığı yayımlayacak. Bu projenin eş finansmanı SGP- Small Grant Programme tarafından destekleniyor.

İklim Araştırmaları Derneği: Ankara’da faaliyet yürüten İklim Araştırmaları Derneği, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği, afet ve risk yönetimi ile ilgili alanlarda çalışan gerçek ve tüzel kişileri bir çatı altında toplayarak; iklim değişikliği ile mücadele ve uyum, su yönetimi ve politikası, afet ve risk yönetimi, kentsel planlama ve ekonomi ve toplumsal çalışmalar alanlarında faaliyetlerini yürütüyor. Sağladığımız 171.796 TL hibe desteğiyle İklim Dirençli ve Sürdürülebilir Arı Meraları Pilot Uygulama projesini hayata geçiren dernek; Marmaris’te arıcılık faaliyetlerinin daha az çevresel etki ve daha fazla fayda ile sürdürülebilmesini ve yerel ürün ve geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesini amaçlıyor. İklim Araştırmaları Derneği bu doğrultuda oluşturulacağı paydaş listesi üzerinden paydaşlarla geliştirilecek ilişkilerin fırsat/risk matrisini hesaplayarak bir paydaş analizi ve haritalaması raporu hazırlayacak. Buna ek olarak, mevcut ve geleneksel arıcılık faaliyetlerinin etkilerini görmek için mevcut durum ve boşluk analizi raporunu hazırlayacak. Konuyla ilgili farklı paydaşları bir araya getirmek amacıyla Marmaris Bölgesi İklim Değişikliği, Arıcılık ve Arı Meraları Çalıştayını düzenleyecek olan dernek yapılacak saha çalışmasıyla Marmaris bölgesinin bitkisel desen ve iklim etkisi haritalandırarak alınacak toprak örneklerinin analizini yaparak arı üretimine katkı sağlayacak ve olası yeni ürünlerin pazar potansiyelini araştıracak. Proje kapsamında oluşturulan modelin yaygınlaştırılabilmesi amacıyla proje sonunda Pilot Uygulama Alanı: Arı Meraları Modeli Fizibilite Çalışması ve Raporu yayımlanacak.

NATURA Doğa ve Kültür Koruma Derneği (NATURA): Dünyada sadece Güneybatı Anadolu’da yaşayan ve günümüzde parçalanmadan dolayı yok oluşun eşiğinde olan Sığla (Günlük) orman toplulukları arasında koridor oluşturarak, parçaların birleştirilmesi ve bu orman topluluklarının yok oluş sürecinin tersine çevrilmesi için Ankara’da çalışmalarını yürütüyor. Sağladığımız 170.000 TL hibe desteğiyle NATURA, Akdeniz Kıyılarında Mega Yangınların Ardından Yaban Hayatına Ekolojik Restorasyon Desteği projesini hayata geçirecek. Proje ile Temmuz 2021’de Marmaris bölgesinde çıkan mega yangınlar sonrasında bölgedeki yaban hayatın güncel durumunu araştırmak için çalışmalar yapılacak. Bu amaç doğrultusunda toplumun tüm kesimlerini ekosisteminin kendini yenileme sürecine dahil etmek, dünyaya örnek olmak ve Bördübet Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nın Sekonder Süksesyon Gelişim Evreleri’ne katkıda bulunmak için Ekolojik Restorasyon Süreci başlatacak. NATURA, bu kapsamda ilk etapta 5 yıllık bir doğal restorasyon sürecinin uygulanması ve izlemesini konu edinecek Ekolojik Restorasyon Tasarım Rehberi’ni yayımlayacak. NATURA hedef türler hakkındaki güncel bilgileri, ekolojik restorasyon tasarımını ve potansiyel işbirliklerini konuşmak amacıyla çalışma alanından 50 farklı paydaşın katılacağı Mega Yangınlar ve Ekolojik Restorasyon Çalıştay’ını düzenleyecek. 

Sosyal İklim Derneği: İzmir’de doğayı merkeze alarak hak temelli çalışmalar yürüten Sosyal İklim Derneği; gençler arası diyalog kültürünü geliştirmek ve gençlerin sosyal hayata ve sivil topluma aktif katılımını sağlamak amacıyla çalışmalar yapıyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda, iklim krizi, çocuk hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve gençlik hakları konularında programlar, projeler ve atölyeler gerçekleştiriyor. Sağladığımız 180.000 TL hibe desteğiyle Act4Species-Türler için Harekete Geç! projesini hayata geçiren dernek; Ege ve Akdeniz bölgelerinde insan faaliyetleri nedeniyle yok olma tehlikesi altında olan ve/veya endemik türleri korumayı amaçlıyor. Sosyal İklim Derneği, projenin ilk ayağında Ege ve Akdeniz’de bulunan endemik ve/veya yok olmakta olan türlerin güncel durumunu anlamak için iklim krizinden etkilenen bölgelerde çalışmalar yürütmek amacıyla kurulan Kıyı Ege İklim Ağı bünyesinde yer alan akademisyenlerin desteğiyle bir ön rapor hazırlayacak. Proje kapsamında 100’den fazla katılımcının yer alacağı 5 çalıştay düzenleyecek olan Sosyal İklim Derneği, yerel düzeyde farkındalık yaratmak için STK’ların ve akademisyenlerin de dahil edileceği Tür Koruma Eylem Planı ve Tür Koruma Sosyal Medya Kampanyası düzenleyecek. 

Su Ekosistemlerini Koruma Derneği: Denizler, iç sular, kıyı ve geçiş alanlarında ve ilişki alanlarında yaşayan her türlü canlıyı ve bu alanları kapsayan sucul tabiatı korumak amacıyla Çanakkale’de çalışmalarını yürütüyor. Sağladığımız 180.000 TL hibe desteğiyle dernek, Direnen Gökçeada Tuz Gölü Sulak Alanı ile Çevre Bilincinin Geliştirilmesi projesini hayata geçirecek. Proje ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2021 yılında hayata geçirilen Gökçeada Tuz Gölü Sulak Alan Yönetim Planı kapsamında öngörülen eylemlerin uygulanıp uygulanmadığını takip edecek olan dernek aynı zamanda eylemlerin gerçekleşme durumunun takibi için yerel halkı bilinçlendirme çalışmaları yürütecek. Proje kapsamında kuracağı internet sitesi üzerinden yapılan çalışmaları ve sonuçlarını düzenli olarak paylaşacak. Gökçeada sulak alanının (turistik amaçla vücuda sürülen çamur) şifa niteliği taşıdığıyla ilgili var olan yanlış bilgiyle mücadele etmek için bu alanlarda kullanılan çamurun kimyasal içeriği analiz edilerek, bilgilendirme çalışmaları yapılacak. Yerel halkın çevre bilinci düzeyini belirlemek için ön-test uygulanacak olan Su Ekosistemlerini Koruma Derneği, yerel halkı bilinçlendirme çalışmaları (internet sitesinde düzenli paylaşım yapmak, el afişleri, ilanlar, eğitimler, tür katalogları ve kitapçıklar) sonrasında – uygulayacağı son test ile çalışmanın etkisini ölçecek. Proje kapsamında işletme sahiplerine, gençlere, çocuklara, çiftçilere farkındalık kazandırmak için çeşitli seminerler düzenlenecek. Dernek sulak alanın kuzeyinde bulunan vahşi çöp depolama alanının bertarafı için kamuoyu oluşturacak çalışmalar da yapacak.  

Köy Okulları Değişim Ağı Derneği Köy Öğretmenleri El Ele Projesini Tamamladı

By | Şartlı Hibe

Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA), köyde yetişen çocukların eğitim süreçlerini sürdürülebilir şekilde iyileştirmeyi hedefleyerek köylerde, çocuktan başlayarak tüm topluluğa yayılacak ve kırsal kalkınmayı destekleyecek yenilikçi bir eğitim anlayışını hayata geçirmek için faaliyetler yürütüyor. 30 Kasım 2021 tarihinde ilk kez çevrimiçi olarak gerçekleştirdiğimiz Destekle Değiştir etkinliğine katılan sivil toplum kuruluşundan birisi olan KODA, sağladığımız hibe desteğiyle hayata geçirdiği Köy Öğretmenleri El Ele projesini tamamladı. Proje kapsamında dernek mesleğe yeni başlayan köy öğretmenlerinin deneyimli köy öğretmenleri tarafından birebir görüşmeler ve eğitimlerle desteklenmesini sağladı.

Proje ve İçerik Geliştirme Koordinatörü Lale Hanöz ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; proje kapsamında yürüttükleri faaliyetler, projenin mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin kişisel yaşamlarına ve mesleki becerilerine katkıları, Destekle Değiştir etkinliğinin KODA’ya sağladığı katkılar ve derneğin gelecek dönem yürütmeyi planladığı faaliyetler hakkında konuştuk.

COVID-19 salgını sonrası yeniden başlayan yüz yüze eğitimin ikinci yılı kısa bir süre önce başlandı. Öğretmenlerden ve ailelerden aldığınız geri bildirimleri de düşündüğünüzde bu bir yıl köy okulları için nasıl geçti? Birlikte çalıştığınız öğretmenlerin ve okulların ortaya çıkan yeni ihtiyaçlarından ve bu ihtiyaçları karşılamak için yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Köy okulları, sahip olduğu kaynakların kısıtlılığı sebebiyle bu süreçte çeşitli zorluklar yaşadı. Özellikle salgının arttığı dönemlerde çevrimiçi eğitime geçilmesi hem çocuklar hem aileleri hem de öğretmenler açısından zorlayıcı bir süreçti. Bu sebeple KODA olarak öğretmenlerin ve ebeveynlerin kırsala uygun eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasını ve bu sayede kırsalda okuyan çocukların da nitelikli bir eğitime sahip olabilmesi için çalıştık.

Bu sene devam eden programlarımızla öğretmen adayları, mesleğinin başında yer alan öğretmenler ve mesleğinde deneyim sahibi öğretmenler gibi pek çok farklı gruptan öğretmene ulaştık. Bunun yanı sıra çocukların çevresindeki destek mekanizmasını güçlendirmek adına ebeveynler ile de çalıştık. Şartlı Destek Fonu ile gerçekleştirdiğimiz Köy Öğretmenleri El Ele Programı ise hem mesleğinin başında olan hem de deneyim sahibi öğretmenlere ulaştığımız bir mentorluk programı.

Hibe desteğimizle gerçekleştirdiğiniz Köy Öğretmenleri El Ele Programı projesini yakın zamanda tamamladınız. Proje kapsamından gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Köy Öğretmenleri El Ele Programı, mesleğinde deneyimli ilkokul sınıf öğretmenlerinin mesleğinin ilk üç yılında olan öğretmenlere sunduğu bir mentorluk programıdır. Bu program kapsamında, öncelikle en az 7 yıllık mesleki deneyime sahip sınıf öğretmenlerinden oluşan 40 kişilik bir öğretmen ekibi oluşturduk. Bu grubu oluştururken öncelikle, mesleğin başında olan öğretmenlere deneyim paylaşımı yapma konusunda motivasyonu yüksek, kendini çeşitli mesleki alanlarda yıllarca geliştirmiş öğretmenler arasından detaylı bir seçim yaptık.

Ardından, deneyimli öğretmenlerimiz KODA’nın gönüllü eğitmenleri tarafından çevrimiçi bir mentorluk eğitimi alarak KODA’nın gönüllü mentor öğretmenleri oldular. Bu mentorluk eğitimi kapsamında, iletişim becerileri ve liderlik gibi alanlarda teorik ve uygulamalı çalışmalar yaparak mentorluk becerileri edindiler.

Her mentor öğretmenimiz toplamda iki menti öğretmenle eşleşerek mentorluk çalışmalarına başladı. Mentorluk çalışmaları, çevrimiçi görüntülü konuşmalar aracılığıyla üç haftada bir olmak üzere toplam 6 görüşme şeklinde gerçekleştirildi. Görüşmelerinde, mesleğin başında olan öğretmenlerin yani metinlerin genel ihtiyaçları olan sınıf yönetimi, birleştirilmiş ya da taşımalı sınıflarda çalışma koşullarının olası ihtiyaçları, aile iletişimi ve benzeri konular ele alındı.

Birinci dönem 6 görüşmeyle mentiler süreçlerini tamamladı. İkinci dönemde ise programımıza yeni mentiler katıldı. Her iki dönem boyunca program katılımcısı öğretmenlerimiz ihtiyaç duydukları alanlarda çevrimiçi eğitimlerle desteklendiler. Örneğin, mentor öğretmenlerimizin mentorluk süreçlerinde doğru çocuk gelişimi perspektifinden faydalanabilmeleri için toplam 6 saat süren çevrimiçi bir pedagoji eğitimi sunduk. Bu sayede deneyimli öğretmenlerimiz hem kendi mesleki becerilerini geliştirirken hem de kazandıkları edinimleri mesleğinin başındaki öğretmenlerle paylaşma fırsatı elde etti.

Köy Öğretmenleri El Ele Programı projesinin mentiler üzerindeki etkisini göstermek için İzleme ve Değerlendirme Raporu hazırladınız. Raporda elde ettiğiniz sonuçları ve aldığınız geri bildirimleri düşündüğünüzde programın menti öğretmenlerin kişisel yaşamlarına ve mesleki becerilerine nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz?

Ortaya çıkardığımız etkiyi en iyi şekilde takip edebilmemiz adına programımızın izleme ve değerlendirme sürecine yürüttük. Bu süreçte elde ettiğimiz verilere göre programdan faydalanmış olan mesleğinin başındaki öğretmenler, kendilerini daha az yalnız hissettiklerini ve özellikle köydeki çalışma koşullarına uygun eğitim ve öğretim modellerini daha iyi uygulaya bildiklerini paylaştılar. Mesleki eğitimin yanı sıra katılımcı öğretmenler kendileriyle benzer deneyimleri yaşamış olan kişiler sayesinde zorluklara karşı birliktelik hissetme, motivasyon gibi duygusal ihtiyaçlarının da karşılandığını belirttiler. Deneyimli mentor öğretmenlerimiz ise mesleğinin başındaki öğretmenlerin hayatlarına dokunurken kendi mesleki motivasyonlarının da arttığını, aldıkları eğitimler aracılığıyla ise mesleki becerilerinin geliştiğine ve kişisel farkındalıklarının arttığını belirttiler. KODA olarak böylesi sonuçları görmekten mutluluk duyuyoruz.

Destekle Değiştir etkinliği sonrası aldığınız hibe desteğinin derneğinize ve çalışmalarınıza ne tür katkıları oldu? Köylerde daha iyi bir eğitimin önünü açmak amacıyla yapılan çalışmaların farklı bağışçılar tarafından desteklenmesi sizce neden önemli?

Köy Öğretmenleri El Ele Programı uzun soluklu ve çevrimiçi olarak tasarlanmış bir program. Bu da program katılımcısı öğretmenlerimizin yoğun çalışma tempoları içerisinde program için ayrıca zaman ayırmaları ve büyük emek vermeleri anlamına geliyor. Bu sebeple öğretmenlerin programa ve KODA’ya duydukları aidiyet duygusu bizim için çok kıymetli. Biz de yaz döneminde gerçekleştirdiğimiz ve bir hafta süren bir yaz kampında mentor öğretmenlerimiz ile bir araya geldik. Bursa’nın Orhaneli ilçesinde yüz yüze gerçekleştirdiğimiz bu eğitim kampında öğretmenlerimiz teorik ve uygulamalı bilgileri çeşitli eğitimlerle pekiştirme fırsatı edindi. Bunun yanı sıra derneğimizi, ekibimizi ve diğer tüm program katılımcılarını daha iyi tanımaları ve programı içselleştirmeleri adına bir alan açılmış oldu. Bu sebeple Destekle Değiştir etkinliğine ve çalışmamıza duyulan ilgiye çok teşekkür ederiz. Böylesi çalışmaların kurumlar tarafından desteklenmesi, çalışmalarımızın hedeflendiği yere ulaşabilmesi ve sürdürülebilmesi açısından çok değerli.

Köy Okulları Değişim Ağı Derneği’nin gelecek dönem önceliklerinden ve yapmayı planladığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Köy Okulları Değişim Ağı Derneği olarak öncelikle var olan programları derinleştirmeyi amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra bu sene ilk kez sosyal ve duygusal öğrenme programımızı hayata geçirdik. Bu program sayesinde kırsal bölgelerdeki çocuk ve gençlerin özgüven, iletişim, duygularını anlamlandırma gibi sosyal becerilerini geliştirmeyi amaçlıyoruz. KODA olarak kırsal bölgelerde yaşayan çocuklara ve onların çevresinde yer alan öğretmen, aile gibi tüm bireylere yönelik eğitim programlarımız ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Tiyatro Kooperatifi ile Tiyatroların Erişilebilirliği Projesini Konuştuk

By | Kültür Sanat Fonu

Tiyatro sanatının kamusal bir hizmet olduğu ön kabulüyle, sektörel sorunlara kalıcı çözümler bulmak ve özel tiyatroların sesi olmak amacıyla savunuculuk ve kapasite güçlendirme çalışmaları yapan Tiyatro Kooperatifi’ne Kültür Sanat Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği sağladık. Hibe desteğimizle Tiyatroların Erişilebilirliği projesini hayata geçiriyor. Proje kapsamında Erişilebilir Her Şey sosyal girişimi işbirliğiyle, Tiyatro Kooperatifi ortağı 9 tiyatronun yönetici ekiplerine ve saha çalışanlarına 5 saatlik tiyatroda erişilebilirlik, farkındalık ve iletişim eğitimleri verilecek. 6 tiyatro mekânı için fiziksel erişilebilirlik tavsiye raporu hazırlayacak. Ayrıca Türkiye’deki tüm tiyatroların kullanımına açık bir erişilebilirlik kontrol listesi hazırlanacak ve yaygınlaştırılacak.

Tiyatro Kooperatifi Genel Koordinatörü Fisun Eşki ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; özel tiyatrolarının finansal sürdürülebilirliğini desteklemek için yapılması gerekenler, ekonomik krizin özel tiyatrolara etkileri, dijitalleşmenin tiyatrolara etkisi ve proje kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk.

COVID-19 salgınının neden olduğu zorlukların etkisinin devam ettiği bir ortamda kültür-sanat kurumları ve tiyatrolar ekonomik krizin getirdiği zorluklarla da başa etmek zorunda kalıyor. Tiyatro Kooperatifi üyesi özel tiyatroların bu süreçten nasıl etkilendiğinden ve sektörün mevcut durumundan bahseder misiniz?

Kültür-sanat, genel olarak ekonomik ve sosyal krizlere karşı kırılgan bir alan. Pandemi öncesinde de varlıklarını güçlükle sürdüren özel tiyatroların mevzuat uyarınca tacir statüsünde olması, sürdürülebilirlik açısından büyük bir sorun teşkil ediyordu. Fakat salgın süreci var olan sorunları çok daha hayati bir noktaya taşıyarak tiyatrolara ekonomik ve psikolojik olarak büyük hasar verdi. Bu zorlu süreçte kapalı olmalarına rağmen finansal yükümlülükleri devam eden tiyatrolar, büyük bir borç yükü ile karşılaştı. Özel tiyatrolara birtakım kamu destekleri verildi ancak bu desteklere başvuru yapabilmek için “vergi borcunun olmaması” şartı arandığından dolayı pek çok özel tiyatro bu imkânlardan faydalanamadı. Pek çok ortağımız sahnesini, ofisini, atölyesini kapatmak zorunda kalırken, çok sayıda tiyatro profesyoneli hayatlarını sürdürebilmek için başka mesleklere yöneldi. Tiyatroların pandeminin yaralarını sarmak için mücadele verdiği bu dönemde, ekonomik krizle birlikte tüm bu sıkıntılar daha da derinleşti. Bu nedenle biz de Tiyatro Kooperatifi olarak, özel tiyatroların yasal statüsünün değiştirilmesi için yaptığımız savunuculuk çalışmalarımıza öncelik veriyoruz.

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2021 yılı itibariyle Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne kayıtlı 608 özel tiyatrodan 503’ü faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Özel tiyatro sahnelerinin ayakta kalmasını sağlamak ve finansal sürdürülebilirliğini desteklemek için neler yapılması gerekiyor? Tiyatro Kooperatifi olarak bu konuda çalışmalarınız bulunuyor mu?

Özel tiyatroların yaşadığı sorunların önemli bir kısmı ekonomik sebeplere dayanıyor. Biz de bu gerçekten yola çıkarak dayanışmamızı bir sosyal kooperatif olarak yapılandırdık ve ortağımız olan tiyatrolar için ekonomik ve sosyal fayda yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Alanımızdaki köklü sorunların çözülebilmesi için kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademi ve özel sektör ile işbirlikleri kurarak ilerliyoruz.  Mevcut durumda özel tiyatrolar, gelirlerinin % 90’ını bilet satışlarından elde ediyor ve bu, sürdürülebilirlik açısından büyük bir sorun. Örneğin, pek çok özel tiyatro görünürlük konusunda sıkıntı yaşıyor fakat tanıtım ve pazarlama çalışmalarına ayırabilecekleri kaynaklar çok kısıtlı. Tiyatrolara bu konuda destek sağlanması adına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) katılımcı bütçe programı “Bütçe Senin” için önerdiğimiz “İstanbul Tiyatrolarının Görünürlüğü Projesi” İstanbulluların oylarıyla İBB 2023 bütçesine girmeye hak kazandı. Bu proje ile kamusal bir faaliyet yürüten İstanbul’daki tüm özel tiyatroların tanıtım ve pazarlama ihtiyacının kamu kaynaklarıyla karşılanması sağlanacak.

Şu anki öncelikli hedefimiz ise özel tiyatroların herhangi bir ticari işletmeden farklı olarak kamusal bir faaliyet yürüttüklerinin altını çizmek ve alana özgü bir statüyle tanımlanmalarını sağlamak. Bu amaçla hukuk ve mevzuat alanlarındaki mücadelemize ağırlık veriyoruz. Özel tiyatroların üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi ve sanat emekçilerinin sosyal güvencelerinin sağlanması gerekiyor. Öte yandan, özel tiyatroların sponsorluk ve bağışlarla desteklenmesinin önünü açacak yönetmelik düzenlemeleriyle alana kaynak aktarımının teşvik edilmesi de büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda yaptığımız çalışmaları etki alanımızı ve dayanışma gücümüzü artırarak sürdürüyoruz. 7 sosyal kooperatif ortaklaşarak temellerini oluşturduğumuz Kooperatif Birliği Girişimi, bugün 123 özel tiyatroyu temsil ediyor.

COVID-19 salgını tiyatronun da aralarında yer aldığı birçok alan ve sektör için dijitalleşmeyi zorunlu hale getirdi. Gün geçtikçe daha da dijitalleşen bir dünyada tiyatro nasıl bir dönüşüm yaşıyor?

Pandeminin ilk dönemlerinde yaşanan kapanmalarla birlikte sahne sanatları faaliyetleri de durdu. Fakat bu alanda çalışan bireyler ve kurumlar; dijital dünyanın sunduğu imkânlarla üretmeye, paylaşmaya, iletişim kurmaya devam etti. Özel tiyatroların bir kısmı dijital mecralarda çalışmalarına ve üretimlerine devam ettiler fakat bunlar için gerekli altyapıyı oluşturmak da oldukça maliyetliydi. Bu süreçte Tiyatro Kooperatifi olarak Google.org desteği ve Inogar Kooperatifi yürütücülüğünde hayata geçirilen Sahne 2.0 projesinin paydaşı olduk. Projenin ana amacı, alanımızda çalışan, üreten, düşünen tüm bireylerin dijital kapasitelerini güçlendirmek ve üretimlerini dijital platformda seyirciyle buluşturmalarını sağlamaktı. Proje kapsamında, alanında uzman eğitmenlerin katkılarıyla, sahne sanatlarına yönelik olarak hazırlanmış 5 modülden oluşan bir çevrimiçi eğitim programı sunuldu. Bu programı tamamlayarak kendi içeriklerini tasarlayan kullanıcılar fikirlerini hayata geçirmek için İstanbul’daki Sahne 2.0 stüdyosundan ücretsiz olarak faydalandılar ve üretimlerini projenin YouTube kanalında seyirciyle buluşturma imkânı elde ettiler.  Fakat sizin de belirttiğiniz gibi dünya dijitalleşiyor, bu yalnızca pandemiyle ilişkili bir eğilim değil. Tiyatro eserlerinin dijital dünyanın imkân ve araçlarını kullanmasını çağın gerekliliği olarak yorumlayabiliriz. Tiyatro binlerce yıllık tarihi boyunca çok defa dönüşüm geçirdi ve şüphesiz günümüzün hızla değişen dünyasında da bu dönüşüm devam edecek.

Hibe desteğimizle Tiyatroların Erişilebilirliği projesini hayata geçireceksiniz. Projenin amacından ve bu kapsamda yapmayı planladığınız faaliyetlerden bahseder misiniz?

Erişilebilir Her Şey işbirliğiyle kurguladığımız bu projeyle, özel tiyatro mekânları ve faaliyetlerinin daha erişilebilir ve kapsayıcı hale gelmesini ve engellenen bireylerin kültür-sanat hayatına aktif katılabilmesi için gerekli şartların sağlanmasını hedefliyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2011 yılı verilerine göre, Türkiye’de 4.9 milyon engellenen birey yaşıyor. Mevcut durumda elimizde tiyatroların erişilebilirliğine dair istatistiki bir veri yok ancak, hepimizin bildiği üzere, Türkiye’de farklı engel gruplarındaki bireylerin koşulları ve ihtiyaçları gözetilerek tasarlanmış tiyatro mekânları ve bu doğrultuda kurgulanmış tiyatro oyunları bulunmuyor. İstanbul’un farklı noktalarında her gün yetişkinlere ve çocuklara yönelik çok sayıda tiyatro oyunu sahnelenirken, engellenen bireylerin bu etkinliklere erişimi mümkün kılınmıyor. Biz Tiyatro Kooperatifi olarak sanatın kamusal bir faaliyet olduğunu savunuyoruz ve kültür-sanatın her birey için erişilebilir olmasını çok önemsiyoruz. Bu proje ile hedefimiz, bu fırsat eşitsizliğinin önüne geçecek bir adım atmak ve engellenen bireylerin bilgiye erişme ve kültür-sanata katılma haklarını kullanabilecekleri bir zemin hazırlamak. Hem tiyatro sahnelerinin fiziksel erişilebilirliğini hem oyunların içeriksel erişilebilirliğini hem de tiyatro çalışanlarının iletişimsel erişilebilirliğini sağlayacak adımlar atmayı amaçlıyoruz. Kalıcı bir fayda yaratmak için bilet almaktan, oyunları izlemeye ve geribildirim vermeye kadar farklı adımlar içeren erişilebilirlik döngüsünün tüm adımlarını gözetmek gerekiyor; bu sebeple, öncelikli olarak orta/uzun vadede erişilebilir gösterimlere ev sahipliği yapabilecek ve engellenen bireyler için sosyal buluşma noktaları haline gelebilecek tiyatro mekânlarının fiziksel erişilebilirlik uygulamaları için hazırlık yapılması önem taşıyor.

Proje kapsamındaki ilk faaliyetimiz, Tiyatro Kooperatifi ortağı 10 tiyatronun yönetici ekiplerine ve saha çalışanlarına erişilebilirlik, farkındalık ve iletişim eğitimleri vermek olacak. Yöneticilere yönelik eğitimi, engellilik algı ve farkındalığı konusunda temel kavramlar ve tiyatrolarda erişilebilirlik uygulamalarına odaklanacak. Saha çalışanlarına yönelik olan eğitimi ise iki oturumda gerçekleştireceğiz. Burada da hedefimiz, engellenen bireylerle ilk temas edecek grup olan tiyatro saha ekiplerinin engellilik konusunda farkındalık kazanmalarını ve kapsayıcı tutum geliştirmelerini desteklemek. Tüm eğitimler, daha önce de bu alanda çeşitli eğitimler vermiş olan Erişilebilir Her Şey ekibi tarafından yürütülecek.

Ayrıca, yine Erişilebilir Her Şey ekibi tarafından 6 tiyatro sahnesine gerçekleştirilecek ziyaretler sonucunda, mekânların fiziksel erişilebilirlik durumlarına dair bir tavsiye raporu hazırlayacağız. Edindiğimiz bilgileri Türkiye çapında yaygınlaştırmak ve tüm tiyatroların kullanımına sunmak üzere tiyatrolar için bir erişilebilirlik kontrol listesi yayımlamayı da hedefliyoruz. Bu listenin tüm ilgililere ulaşması için yerel yönetimler, akademi ve sendikalar gibi farklı kurumlarla iletişimde olacağız. Bu konuda yapacağımız iletişim ve görünürlük çalışmalarıyla projemizin ilk aşamasını tamamlamayı hedefliyoruz.

Tiyatroların Erişilebilirliği projesini daha erişilebilir bir yaşama adım atmak isteyen herkese koçluk ve eğitim hizmetleri ile çözümler sunan Erişilebilir Her Şey iş birliğiyle hayata geçiriyorsunuz. Bu iş birliğinin kapsamından ve çalışmalarınıza katkılarından bahseder misiniz?

Erişilebilir Her Şey, kurumlara erişilebilirlik üzerine danışmanlık ve eğitimler veren bir sosyal girişim. 2019’dan bu yana da kültür-sanat kurumları ile çalışmalar yapmaktalar. Ayrıca tüm bu süreçlerde katılımcılık ilkesini gözeterek doğrudan engellenen bireyler ile çalışmaktalar. Tiyatro Kooperatifi olarak, Erişilebilir Her Şey’i sadece bu projede değil, genel olarak çözüm ortağımız olarak konumluyoruz. Bu projenin her adımını Erişilebilir Her Şey ekibi ile birlikte kurguladık, tüm süreci aynı ekibin danışmanlığında ve birlikte yöneteceğiz. Bu işbirliği bizim açımızdan oldukça heyecan verici zira Türkiye’de tiyatroların erişilebilirliği adına yapılan çalışmalar ne yazık ki çok sınırlı. Biz Erişilebilir Her Şey ile işbirliği içinde yürüteceğimiz bu proje ile tiyatroların erişilebilirliği konusunda sürdürülebilir ve kapsamlı bir dönüşüm sürecinin ilk adımlarını atmayı hedefliyoruz. Nihai hedefimiz ve arzumuz, erişilebilirlik konusunda ülke genelinde tiyatrolar başta olmak üzere tüm kültür sanat kurumları için örnek teşkil edebilecek bir model oluşturmak.