Category

Kurumsal Destek Fonu

Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 Döneminde Yapılan Başvurulara Dair Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Kurumsal Destek Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi için sahada aktif olarak faaliyet gösteren, bölgeye destek olan ve/veya deprem bölgesinde yer alan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmek amacıyla Bcause FoundationDalyan FoundationFondation de FranceKarl Kahane FoundationKreuzberger Initiative gegen Antisemitismus (KIgA)Turkey Mozaik FoundationWNS (Holdings) Limited işbirliğiyle ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 döneminin başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla fonun bu dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 Döneminde Desteklenecek STK’lar Belirlendi

By | Kurumsal Destek Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi için sahada aktif olarak faaliyet gösteren, bölgeye destek olan ve/veya deprem bölgesinde yer alan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmek amacıyla Bcause FoundationDalyan FoundationFondation de FranceKarl Kahane FoundationKreuzberger Initiative gegen Antisemitismus (KIgA)Turkey Mozaik FoundationWNS (Holdings) Limited işbirliğiyle ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 döneminde desteklenecek STK’lar belirlendi. Fon kapsamında 7 STK’ya toplam 6.271.631 TL hibe desteği sağlayacağız.

Desteklenen STK’lar ve çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda görebilirsiniz:

Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV) gençlerin toplumsal fayda sağlayan etkinliklerde yer alarak önyargısız, çatışmasız, eşitlikçi ve sosyal bireyler haline gelmesine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. ALİKEV sağladığımız 999.431 TL hibe desteğiyle kaynak çeşitliliğini artırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı Kaynak Geliştirme Sorumlusu istihdam edecek ve idari giderlerini karşılayacak.

Dayanışma İnsanları Derneği gençlerin ve kırılgan grupların kalkınmada yer almasına ve afetlere dayanıklı bir sivil toplumun oluşmasına katkı sağlamak amacıyla Adıyaman’da faaliyetlerini yürütüyor. Sağladığımız 790.000 TL hibe desteğiyle organizasyon yönetimini güçlendirecek olan Dayanışma İnsanları Derneği; derneğin politika metinlerini hazırlamak, organizasyon şemasını ve izleme & değerlendirme sistemini oluşturmak amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı Genel Koordinatör ve yarı zamanlı Gençlik Çalışanı istihdam edecek ve idari giderlerini karşılayacak.

Hatay Senfoni Orkestrası Kültür ve Sanat Derneği (HSO), Hatay ve çevresinde kültür ve sanat alanında bir dönüşüm yaratmak amacıyla çeşitli konserler, projeler ve eğitim atölyeleri gerçekleştiriyor. HSO sağladığımız 999.000 TL hibe desteğiyle kaynak çeşitliliğini artırmak ve finansal sürdürülebilirliğini sağlamak üzere çalışmalar yapacak. Bu amaç doğrultusunda iki tam zamanlı çalışan istihdam edecek olan HSO aynı zamanda hibe desteğiyle idari giderleri karşılayacak.

Kolektif Koordinasyon Derneği (KKD) afetlerden etkilenen toplulukların dayanıklığını ve refahını arttırmak amacıyla sürdürülebilir çözümler geliştirmek için Adana’da faaliyetlerini yürütüyor. KKD sağladığımız 986.000 TL hibe desteğiyle kaynak çeşitliliğini artırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecek. Bu kapsamda KKD tam zamanlı Genel Koordinatör ve İletişim Sorumlusu istihdam edecek. Aynı zamanda hibe desteğiyle idari giderlerini karşılayacak.

Konuşmamız Gerek Derneği Türkiye’de menstrüel ürünlerin erişilebilirliğinin, kalitesinin ve sürdürülebilirliğinin artırılması, regl yoksulluğu ve deneyimleri ile ilgili veri toplama ve içerik oluşturmanın yaygınlaştırılmasını ve Milli Eğitim Müfredatı’na kapsamlı cinsellik ve regl olma eğitiminin dahil edilmesi amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Konuşmamız Gerek Derneği sağladığımız 1.000.000 TL hibe desteğiyle gönüllülerle işbirliği ve ağ ve ortaklık kurma başlıkları altında çalışmalarını yürütecek. Bu amaç doğrultusunda gönüllü ağının işlerliğini sağlamlaştırmak, gönüllülük stratejisi oluşturmak ve Konuşmamız Gerek Adana pilot temsilciliğini açarak yerel STK’larla işbirlikleri geliştirmek amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı iki çalışan istihdam edecek olan dernek aynı zamanda idari giderlerini karşılayacak.

Medikal Arama Kurtarma Derneği (MEDAK) deprem, yangın, sel gibi afetlerde, büyük kazalarda, toplumsal ayaklanmalarda, dağ ve doğa koşullarında meydana gelen kaybolma ve kaza olaylarında, eğitimli ve organize olmuş tıbbi personelin olay yeri ve çevresinde aktif saha hizmeti yapabilmesi için gereken koordinasyonunu sağlamak ve bu personele bu gibi acil durumlarda kendi hayatını idame ve hayat kurtarma görevleri için gereken tüm eğitimi vermek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. MEDAK sağladığımız 999.200 TL hibe desteğiyle kaynak çeşitliliğini arttırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı Finans Sorumlusu istihdam edecek olan MEDAK aynı zamanda hibe desteğiyle idari giderleri karşılayacak.

Yeniden Antakya Platformu Derneği (YAP) Hatay’ın kültürel, sosyal ve ekonomik yapısının korunması ve yeniden canlandırılması amacıyla çalışmalarını yürütüyor. YAP sağladığımız 498.000 TL hibe desteğiyle proje yönetimi kapasitesini güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürütecek. Bu kapsamda tam zamanlı ve yarı zamanlı iki çalışan istihdam edecek. Aynı zamanda muhasebe hizmeti alacak olan YAP, hibe desteği kapsamında iletişim çalışmalarıyla ilgili kalemleri de karşılanacak.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 Dönemi Başvuruları Sona Erdi

By | Kurumsal Destek Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi için sahada aktif olarak faaliyet gösteren, bölgeye destek olan ve/veya deprem bölgesinde yer alan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmek amacıyla Bcause FoundationDalyan FoundationFondation de France, Karl Kahane FoundationKreuzberger Initiative gegen Antisemitismus (KIgA)Turkey Mozaik FoundationWNS (Holdings) Limited işbirliğiyle ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 dönemi başvuruları sona erdi.

Fona teknik kriterlere uyan toplam 115 STK başvuruda bulundu. Başvuruların 90’ı dernek, 9’u vakıf, 10’u kooperatif, 3’ü sendika, 2’si federasyon/konfederasyon ve 1’i vakıf üniversitelerinin araştırma ve uygulama merkezi tüzel kişiliğine sahip kuruluşlar tarafından yapıldı. Fona Adana, Adıyaman, Ankara, Balıkesir, Bartın, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Mersin, Muğla, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tokat ve Tunceli olmak üzere 25 ilden başvuru alındı. Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 döneminden talep edilen toplam hibe tutarı 92.557.452 TL oldu.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 Dönemi Başvuruları Açıldı

By | Kurumsal Destek Fonu

6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de şiddetli bir şekilde etkileyen depremlerin ardından, bölgede yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi için sahada aktif olarak faaliyet gösteren, bölgeye destek olan ve/veya deprem bölgesinde yer alan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmek amacıyla Bcause Foundation, Dalyan Foundation, Fondation de FranceKarl Kahane Foundation, Kreuzberger Initiative gegen Antisemitismus (KIgA), Turkey Mozaik Foundation, WNS (Holdings) Limited işbirliğiyle ve mali desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2023 dönemi başvuruları açıldı.

Fon kapsamında STK’lara hibe desteği yanı sıra kendi belirledikleri kurumsal gelişim alanında kapasitelerini güçlendirmek için Vakfımız tarafından ilk kez 2019 yılında geliştirilen Kurumsal Gelişim Bileşeni ile başta mentorlarla birlikte çalışma olmak üzere kurumsal gelişimlerini desteklemeye yönelik 10 ay süreyle çeşitli imkanlar sunulacaktır.

Hibe almaya hak kazanan STK’ların kurumsal gelişim desteği ile destekleneceği alanlar aşağıdaki gibidir:

  • Ağ ve Ortaklık Kurma
  • Finansal Sürdürülebilirlik
  • Gönüllülerle İşbirliği
  • İletişim
  • Organizasyon Yönetimi
  • Ölçme ve Değerlendirme
  • Proje Yönetimi
  • Savunuculuk ve Lobi Faaliyetleri

Aşağıda yer alan başvuru kriterlerine uyan ve tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar hibe programına başvurabilirler:

  • Türkiye’de kurulmuş dernekler, vakıflar, kooperatifler, sendikalar, vakıf üniversitesi uygulama ve araştırma merkezleri, federasyonlar/konfederasyonlar,
  • Deprem bölgesinde yaşanan tahribatın giderilmesi ve depremden etkilenenlerin iyi olma halinin desteklenmesi amacıyla sahada aktif olarak faaliyet gösteren, bölgeye destek olan ve/veya deprem bölgesinde yer alan kuruluşlar,
  • 2023’ten önce kurulmuş olan kuruluşlar için 2022 yılı gelirleri 4.000.000 TL’den az olan (2023 yılında kurulan kuruluşlar için bir bütçe kısıtı bulunmamaktadır.),
  • Kurumsal kapasite gelişimiyle ilgili bir vizyona ve ihtiyaca sahip olan kuruluşlar.

Kurumsal Destek Fonu’na başvuru yapan STK’lar en fazla 1.000.000 TL talep edebilirler. Fona başvurmak isteyen STK’ların başvuru formunu 9 Ekim 2023, saat 18.00’e kadar eksiksiz şekilde doldurmaları gerekir.

Fon ile ilgili detaylı bilgiye (hibe süreci, kurumsal gelişim bileşeni, başvuru koşulları, değerlendirme kriterleri ve takvim) ve başvuru formuna ulaşabilirsiniz.

Medikal Arama Kurtarma Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yürüttükleri Çalışmaları Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Medikal Arama Kurtarma Derneği (MEDAK) deprem, yangın, sel gibi afetlerde, büyük kazalarda, toplumsal ayaklanmalarda, dağ ve doğa koşullarında meydana gelen kaybolma ve kaza olaylarında, eğitimli ve organize olmuş tıbbi personelin olay yeri ve çevresinde aktif saha hizmeti yapabilmesi için gereken koordinasyonunu sağlamak ve bu personele bu gibi acil durumlarda kendi hayatını idame ve hayat kurtarma görevleri için gereken tüm eğitimi vermek amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe desteği kapsamında kaynak çeşitliliğini artırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütüyor.. Bu kapsamda tam zamanlı Kurumsal Kapasite Geliştirme Danışmanı istihdam ediyor.

MEDAK Yönetim Kurulu Başkanı/ HERA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Aral Sürmeli ve MEDAK Saha Direktörü Nurdan Terzioğlu ile yaptığımız röportajda; derneğin faaliyetler, HERA Digital Health’in amacı ve vakfın yürüttüğü çalışmalar, MEDAK’ta gönüllülük süreci ve Kahramanmaraş depremi sonrasında sahada yürüttükleri faaliyetler hakkında konuştuk. 

Medikal Arama Kurtarma Derneği Kurumsal Destek Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

MEDAK’ın amacı, deprem, yangın, sel gibi afetlerde, büyük kazalarda, toplumsal ayaklanmalarda, dağ ve doğa koşullarında meydana gelen kaybolma ve kaza olaylarında, eğitimli ve organize olmuş tıbbi personelin olay yerinde ve çevresinde aktif saha hizmeti yapabilmesi için gereken koordinasyonu sağlamak ve bu personele bu gibi acil durumlarda kendi hayatlarını idame ettirmeleri ve hayat kurtarma görevleri için gereken tüm eğitimi veriyor.

Oldukça geniş bir yelpazeyi kapsayan üyeleri sayesinde MEDAK; doktorlar, dağcılar, acil tıbbi müdahale ekipleri, ameliyat teknisyenleri, ameliyat hemşireleri, acil hemşireleri, klinik psikolog, ambulans ekibi, veteriner hekimler, ilk yardım eğitmenleri ve eğitmen eğitmenleri, amatör telsiz operatörleri, itfaiyeciler ve saha deneyimli tıp öğrencileri dahil üyeleriyle derin bir deneyime ve uluslararası standartlara uygun faaliyet kapasitesine sahiptir. MEDAK, afetlere hazırlık ve müdahale kapsamında gerçekleştirdiği eğitimlere yönelik bu uluslararası standartlardan ve üye deneyimlerinden faydalanıyor.. Eğitmen, üye ve gönüllü kadrosunun dahil olduğu ulusal ve uluslararası kuruluşları aşağıda görebilirsiniz:

MEDAK, faaliyetlerinde yerel koşul ve ihtiyaçlara, kültürel ve ekonomik gerekliliklere uygun eğitim faaliyetleri yürütür. 

MEDAK, afet ve acil durum senaryolarında saha sağlık hizmetleri sunmak için çalışmakta, ayrıca acil olmayan durumlarda hassas grupların (mülteci kadınlar, mevsimlik tarım işçileri, çocuklar vb.) sağlık hakkına erişimine yardımcı olmak için çalışıyor. Hassas gruplarla yürütülen projeler, sağlık profesyonelleri tarafından detaylı bir şekilde tasarlanır ve en iyi uygulamalar sunulur.

Mülteci nüfusu dikkate alındığında, mülteci kadınların kademeli bir savunmasızlığı söz konusudur. Çoğu zaman evde ve sınırlı bir sosyal ilişki içinde yaşayan bu kadınlar hem kendi sağlık riskleri hem de aile bireylerinin sağlık riskleri konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. Ayrıca sağlık sisteminin anlaşılamaması, sağlık kontrollerinin takibi konusunda bilgi eksikliği, sağlık kayıtlarının tutulmaması ve sağlık hizmetlerini kullanırken karşılaşılabilecek ayrımcılık, mülteci kadınların sağlık sisteminden uzaklaşmasına neden oluyor.

Kadınların sağlık hakkına erişimlerinin güçlendirilmesi, toplumsal kırılganlıkları ve riskleri azaltacaktır. Bu varsayımdan hareketle daha fazla kadına ulaşmak, bu kadınların sağlık okuryazarlığına erişmelerini ve doğru bilgilendirilmelerini ve sosyal hayata katılamadıkları için sağlık riski altında olan kadınların bilgi ve eylem bağlamında güçlendirilmesini sağlayacaktır.

MEDAK, son beş yılda aşağıdaki alanlarda faaliyet göstermiş ve bu faaliyetler sonucunda aşağıdaki kazanımlar elde etti:

  • Tıbbi Kurtarma Faaliyetleri: Dernek bünyesinde rutin olarak kurum içi eğitimler yapılıyor, afet ve acil durumlar için gönüllü potansiyeli oluşturmaya çalışılıyor. Bu kapsamda AKUT Arama Kurtarma Derneği ile protokol imzalandı. Ayrıca MEDAK, UMKE tarafından Türkiye Afet Müdahale Planı’nda paydaş olarak belirlendik.
  • Sağlık Okuryazarlığı Programı: 2050 yılında 250 milyon kişinin mülteci olacağı öngörülüyor. Böyle bir durumun riskleri ekonomik, kültürel ve sosyaldir. Mültecilerin sağlık sistemlerine entegre edilmemesi halk sağlığını olumsuz etkiliyor ve mevcut sağlık hizmetlerinin sürekliliğini bozma riski taşıyor. Sağlık okuryazarlığının gelişimi, risk altındaki hassas gruplara sağlık sistemi ile uyumlu bilgi ve rehberlik sağlamakla mümkündür. Bu kapsamda MEDAK’ın hayata geçirdiği SOSyria ve HERA projeleri ile bugüne kadar 5000’den fazla mülteci kadına ulaşılmış ve projeye katılan mülteci kadınların aşılama oranlarında artış gözlemlendi. 
  • Bilimsel Literatür: MEDAK, sağlık alanında olması nedeniyle bilimsel çalışmalara önem veriyor ve güncel literatürü takip ederek bilimsel işbirliklerini destekliyor. MEDAK’ın çalışmaları Dünya Aile Hekimleri Birliği (World Organization of Family Doctors -WONCA) tarafından değerlendirilerek, WONCA’da sunuldu. Aynı zamanda İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde mevsimlik tarım işçilerine yönelik yürütülen çalışmalar sunulmuş ve bilimsel işbirlikleri öngörüldü.
  • Hassas Grupların Sağlık Hizmetlerine Erişimine Yönelik Uzun Vadeli Saha Projeleri: MEDAK, proje çalışmaları ile hassas gruplara yönelik çalışmalar yürütmüştür. 2016 yılı itibari ile Suriyeli mülteci kadınlara yönelik hazırlanan proje International Medical Corps tarafından finanse edilmiş ve bu projenin ilk aşamasında altı aylık bir çalışma yapıldı. Bu eğitimler sonucunda 2000 kişiye ulaşıldı. 2018 yılında hayata geçirilen HERA Projesi ile 3000 kadına gebelik ve gebelik sonrası aşı takvimi hakkında bilgilendirme ve uygulama kullanımı eğitimi verildi. Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerin ardından deprem bölgesindeki sağlık kuruluşlarının ve kapasitelerinin belirlenmesi amacıyla Afet Sağlık Haritası projesi başlatıldı. Projede, sağlık kurumlarının, mobil ekiplerin ve sahra hastanelerinin WhatsApp üzerinden chatbot ile harita üzerinde tanımlanabilmesi hedeflendi. Bu sayede acil durumda veya sağlık müdahalesine ihtiyaç duyanlar, en yakın sağlık kurumuna ilişkin güncel verilere kolayca erişebiliyor. 

HERA Digital Health’in amacından ve bu kapsamda gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerden bahseder misiniz?

Sağlık kayıtları uygulaması anlamına gelen HERA, hamile kadınlar için koruyucu sağlık hizmetlerinin alımını artırmayı ve iki yaşın altındaki çocuklara aşı yaptırmayı amaçlayan açık kaynaklı bir mobil sağlık (mhealth) platformudur. Platform, bir mobil uygulama aracılığıyla, kullanıcıların sağlık hizmeti randevu hatırlatıcıları almasına, sağlık bilgileri almasına, merkezi tıbbi kayıtları saklamasına, acil servislerle iletişim kurmasına ve ev sahibi ülkenin sağlık sisteminde birden çok dilde gezinmesine olanak tanır. Uygulama şu anda Arapça, Türkçe, İngilizce ve Dari dillerinde mevcuttur.

HERA Dijital Sağlık Mobil uygulaması yerinden edilmiş toplulukların, dünyanın neresine giderlerse gitsinler sağlık öykülerini yanlarında götürebilmelerini ve sağlık hizmetlerine hızlı ve zorlanmadan erişebilmelerini sağlıyor. Bu kapsamda uygulamanın yaygınlaştırılması amacıyla MEDAK olarak eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Afetlerde tecrübeli olan MEDAK ekibi Kahramanmaraş depremlerinin ilk gününden itibaren HERA uygulamasını bölgenin kullanımına açmış, bölgedeki yıkılmamış ve aktif bulunan sağlık kurumlarının tespitini yapmış ve HERA uygulamasından yayınladı. Uygulamaya çeviri özelliği getirdik böylece afetten etkilenen farklı toplulukların bölgede çalışan uluslararası kuruluşlardan hizmet alırken dil bariyerini ortadan kaldırmayı hedefledik. 

6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş depremi sonrasında sahada faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarından biri olarak yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Sahadaki deneyimlerinizden yola çıkarak, deprem sonrasında yapılan müdahale çalışmalarının koordinasyonu, kırılgan grupların sağlık hizmetlerine erişimine yönelik çalışmaların etkisi konusundaki görüşleriniz nedir?

Durum tespit çalışması: MEDAK saha ekibi 17 Şubat-31 Mart tarihleri arasında depremden etkilenen Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Mersin ve Osmaniye illerinde, ilçelerinde ve köylerinde sağlık sisteminde yaşanan aksaklıkların giderilmesi konusunda atılan adımlara destek sağlamak; orta ve uzun vadede oluşacak ihtiyaçları belirlemek aynı zamanda ihtiyaç̧ analizi çalışması sonucunda ortaya çıkan sonuçlara uygun bir eylem planının oluşturmak amacıyla hızlı durum tespiti ve değerlendirmeye yönelik bir saha çalışması gerçekleştirdi. Bunun sonucunda Depremden Etkilenen İllerde Cinsel Sağlık Üreme Sağlığı Durum Değerlendirme yayımladık. Raporun İngilizcesi ’ne ulaşabilirsiniz. 

MEDAK/HERA Operasyon Merkezi: Depremin üçüncü haftasında Seyhan Belediyesi’nin Gürselpaşa bölgesinde tahsis ettiği bir alana konteyner operasyon merkezi kurduk ve deprem bölgesindeki çalışmalarını buradan yürütüyoruz. 

afetsaglikharitasi.org: 7 Şubat itibariyle, MEDAK ve HERA teknik birimleri Afet Sağlık Haritası hazırlayarak, afetsaglikharitasi.org adresinden yayımlanmaya başladık. Sağlık hizmeti veren kurumların güncel durumları, en yakın sağlık birimlerinin mevcut konumları, kurulan sahra hastanelerinin verdiği hizmetler anlık güncellemeler ile deprem bölgesindeki halkın kullanıma açıldı. Afet sağlık haritasının kullanımını artırmak için Türkiye genelinde ve afet bölgeleri özelinde Facebook, Instagram gibi dijital kanallar aracılığıyla yaygınlaştırma çalışmaları yapıldı. Bunun yanı sıra saha ziyaretleri yapılan il ve ilçelerde kurumsal görüşmeler ile yaygınlaştırma çalışmaları yürütüldü. Haritanın geliştirilme sürecinde yaklaşık olarak 40 gönüllü̈ görev almıştır. Sahadan veri toplama, veri işleme ve veri doğrulama yönergeleri oluşturularak çalışmalara başlandı. Afet sağlık haritası aynı zamanda çeviri özelliği ile afet bölgesinde bulunan kullanıcıların ana dillerinde sesli ve yazılı olarak hizmet veriyor. 

WhatsApp Chatbot Destekli Afet Haritası: helpbot.heradigitalhealth.org afet bölgelerinde insani yardım hizmeti veren sivil toplum kuruluşlarının (STK), WhatsApp chatbot üzerinden, 18 farklı kategoride, çok hızlı şekilde sundukları hizmetleri ekledikleri, herkesin kullanımına açık bir haritadır. WhatsApp chatbot özelliği ile hızlı şekilde afet bölgesinde istenen bütün hizmet merkezleri/ noktaları eklenebilir. 18’den fazla merkez veya noktayı haritaya eklemek bir dakikadan daha kısa sürüyor. Haritada yer alan kategoriler özelleştirilebilir. Haritaya girilen servis/yardım merkez veya noktaları son hizmet tarihinin dolması ile otomatik olarak haritadan siliniyor. 

STK’ların İç Koordinasyonu için WhatsApp Chatbot Destekli Harita: ngo.heradigitalhealth.org, MEDAK ve HERA geçmiş̧ afet tecrübesinden yola çıkarak -afetin boyutu da düşünüldüğünde- depremin ilk gününden itibaren, kuruluşlar arası iletişim ve koordinasyon sorunu yaşanmasının yüksek olasılığını öngörmüştür. Deprem bölgesinde faaliyet gösteren kuruluşların ekip içi koordinasyonunu kolaylaştırmak ve STK’ların gerekli gördükleri desteği mükerrer desteklerin önüne geçmek için afetsaglikharitasi.org haritasına ekleyebilecekleri, kaynakları verimli kullanabilmek ve STK’lar arası koordinasyonunun sağlanması için WhatsApp chatbot üzerinden hızlıca konum ekleme ve koordinat bazlı ve gerçek zamanlı tek bir harita üzerinden görüntülemeye olanak sağlayan bu platformu geliştirdik. Saha ekipleri anlık durumlarını WhatsApp chatbot üzerinden haritaya ekledikleri yönetilebilir bir sistem yöneticisi paneline sahiptir. Sadece STK’lara özeldir. Yönetilebilir ve özelleştirilebilir bir sistem yöneticisi paneline sahiptir. Hızlı şekilde toplu işlem ve raporlama yapılabilir. WhatsApp chatbot özelliği üzerinden hızlı şekilde kaynak eklenebilir. 

HERA Dijital Sağlık Mobil Uygulaması: HERA Dijital Sağlık Mobil Uygulaması, afetten etkilenen nüfusun kullanımına açılmış olup, Afet Sağlık Haritasında yapılan güncellemeler HERA uygulamasına eş zamanlı olarak entegre edilmiştir. Aynı zamanda, HERA Dijital Sağlık Mobil Uygulamasını kullanmadan önce kadınlara hamilelikte ve sonrasında önerilen bakımlar ve riskli durumlar, aşının çocuklar için önemi ve kurallara uygun olmayan aşılamanın potansiyel sonuçları hakkında bilgilendirme yapılmaktadır. Hatay Merkez, Antakya, Altınozü ve Samandağ ilçelerinde gerçekleştirilen ziyaretlerde, aile ve göçmen sağlığı merkezi çalışanlarına uygulama tanıtılmış ve nasıl kullanılacağı konusunda eğitim verilmiştir. HERA uygulaması hakkında daha detaylı bilgiye heradigitalhealth.org internet sitesi üzerinden erişilebilir.

Kadın Hijyen Kiti Dağıtımı ve HERA Dijital Sağlık Mobil Uygulamasının Deprem Bölgesinde Yaygınlaştırılması: Afetlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı (CSÜS) için Asgari Sağlık Hizmet Paketi (MISP) çerçevesinde hazırlanan kadın hijyen kitleri, MEDAK saha ekibi tarafından düzenli olarak deprem bölgesinde kırsal alanlarda yaşayan kadınlara dağıtılmaktadır. Aynı zamanda, HERA Dijital Sağlık Mobil Uygulamasının tanıtımı da gerçekleşiyor.

Deprem bölgesinde yaptığımız tespit çalışmaları sonucunda yayınladığımız raporda belirtildiği gibi, depremle birlikte cinsel sağlık ve üreme sağlığı ile ilgili hizmetler bölgede kesintiye uğramıştır.

Hastanelerin çoğunun hasar alması ve kullanılamaz hale gelmesi, kurulan geçici sağlık hizmet noktalarının ise akut sağlık ihtiyaçlarına yanıt vermek amacıyla tasarlanmış olması, hem hamile kadınların takibinde aksaklıklara yol açmış hem de bebekler için koruyucu-önleyici sağlık hizmetlerinin sınırlanmasına neden olmuştur. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri için sahra/gezici sağlık tesislerine ve dolayısıyla gerekli tıbbi ekipmana olan ihtiyaç artmıştır. Ayrıca gebelik önleyici ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar için koruyucu materyallere erişimin bölgede son derece zor olduğu görülmüştür. Depremin ilk 30 gününde yeterli ekipmanın bölgede bulunmadığı, sonrasında ise sınırlı sayıda ekipmanla hizmetlerin sunulduğu gözlemlenmiştir. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri için saha/gezici sağlık tesislerine ve dolayısıyla gerekli tıbbi ekipmana ihtiyaç olduğu, sağlık otoriteleri ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından açıklanmıştır.

Bölgede birçok STK faaliyet gösteriyor, ancak bu kuruluşlar arasında koordinasyon ve iletişim sağlanamadığından hizmetlerin tekrarlanması ve kaynak israfının oluşmasına neden oluyor. Depremden etkilenen insanların bazıları hizmetlerden yeterince faydalanırken bazıları hala hizmetlere erişim sağlayamamıştır; bu durum ciddi bir koordinasyon sorununa işaret ediyor. Deprem bölgesinin genişliği ve hasarın derinliği, kırılgan grupların özel ihtiyaçlarını görünmez kılıyor. Örneğin, LGBTI+’lar ve mülteci kadınlar için sınırlı sayıda hizmet bulunmakta ve bu da fiziksel ve cinsel şiddet ile ilişkili sağlık sorunlarının ölümcül sonuçlarına yol açıyor. Bölgede, kamuya dahil olmak üzere hiçbir kurumda cinsel şiddetin ardından koruyucu-önleyici sağlık malzemelerine rastlanmıyor.

Ne yazık ki Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin (United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs-UNOCHA) her hafta düzenlediği sağlık sektörü toplantılarına katılım sayısı düşmekte bu da sağlık alanında çalışan STK’ların kapasite ve kaynak yetersizliği nedeniyle bölgeden çekilmeye başladığını gösteriyor. AFAD ve sağlık alanında çalışan devlet kurumlarının şeffaf olmaması çadır ve konteyner kentlerde sağlık müdahalelerinin izlememesine yol açıyor. Bölgede çalışan STK’ların etki alanının artması için desteklenmesi gerekiyor. 

MEDAK medikal alt yapılı arama-kurtarma çalışmalarını gönüllülerin desteğiyle gerçekleştiriyor. MEDAK’ın gönüllülük sürecini ve gönüllülerin çalışmalarınıza katkıları anlatır mısınız?

MEDAK’ın kuruluşundan bu yana temel amacı afet ve insani krizlerde sağlık hizmeti sunmaktır. Bu amacı arama kurtarma ve medikal kurtarma faaliyetleriyle yerine getiriyoruz. Sağlık alanında deneyimi olan çoğunlukla sağlık çalışanlarından oluşan gönüllüler, belirli eğitimleri tamamlayarak sahada görev yapabilecek duruma getiriliyor. Dolayısıyla asıl hedefimiz, sağlık bilgisine sahip olan kişilere bir afet durumunda nasıl davranmaları ve çalışmaları gerektiğini aktarmaktır.

Yaşadığımız son depremler ve önceki afetlerde, önceden eğitim almış olan gönüllülerimiz, diğer arama kurtarma dernekleri ile işbirliği içinde, afetin akut döneminde sahadaki çalışmalara katılıyor. Bu afette de, daha önce eğitim almış kişiler, birçok arama kurtarma ekibinin çalışmalarına katılmış ve afetin ilk haftasından itibaren sahada görev yapmıştır. Bu görevler, lojistik destek sağlama, koordinasyon faaliyetleri, sağlık hizmeti sunma ve sağlık hizmeti sunucularını haritalama gibi birçok aktiviteyi içeriyor.

Buna ek olarak yaşanan afetin boyutu düşünüldüğünde, arama kurtarma dışında da birçok desteğe ihtiyaç oldu. Bunlardan birisi teknoloji ve yazılım mühendisliğiydi. Bunun sebebi MEDAK’ın bir yandan sahadaki sağlık durumu, sağlık hizmeti sunan merkezlerin aktif olup olmadığını anlamak ve popülasyona bunu bildirmek. Bunun için neredeyse 30 gönüllü arkadaş hem uzaktan hem de bölgede çalışmalar yürütüp bu bilgileri toparladı ve basit bir harita üzerinden bölgedeki afetzedelerin hizmetine aldı.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde sağladığımız hibe ile odaklanacağınız kurumsal gelişim başlığı ne olacak? Bu kapsamda ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Kurumsal Destek Fonu ile MEDAK’ın finansal sürdürülebilirlik ve dernek yönetimi konularında kapasite geliştirmeyi planlıyoruz. Bu iki konu, MEDAK’ın sahada etkili olabilmesi için uzun vadeli olarak ihtiyaç duyduğu en önemli unsurlardır. Bu şekilde gelecekte alacağımız fonları garanti altına almayı ve kalıcı bir bağışçı kitlesi oluşturmayı amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra, derneğimizin yönetimsel işlerini düzenlemeyi ve daha sistematik ve profesyonel bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz.

Bu iki konuda kurumsal olarak gelişebilmek için dışarıdan danışmanlık desteği almayı ve personel alımını planlıyoruz. Bu sayede bilgi edinme imkânı buluyor ve bu bilgiyi içselleştirerek kurumsal hafızamıza yerleştiriyoruz. Amerika’da bulunan kardeş kuruluşumuz HERA ile ilişkilerimizi güçlendirmek ve uluslararası bağışçılarla ilişkilerimizi geliştirmek için çaba gösteriyoruz. Bu kapsamda danışmanımız HERA ile işbirliği yaparak yaptığımız çalışmaları geliştiriyor ve bu çalışmaları bağışçılara raporluyor ve sosyal medya aracılığıyla duyuruyoruz. Ayrıca, Türkiye’de meydana gelen depremle birlikte saha odaklı çalışmalara da önem veriyoruz. Bu şekilde yaptığımız çalışmaları daha fazla duyurabiliyor, potansiyel ve mevcut bağışçılara çalışmalarımızı aktarabiliyor ve bağış toplayabiliyoruz.

 

Yeşil Düşünce Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yürüttükleri Çalışmaları Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Yeşil Düşünce Derneği, şenlikli, kolektif, katılımcı, şeffaf, sürdürülebilir, dirençli ve kendine yeten topluluklar oluşturmak anlayışı ile iklim krizini temele alarak; yenilenebilir enerji, yeşil ekonomi, ekolojik sürdürülebilirlik, demokrasi ve medya ile sosyal adalet alanlarında çalışmalarını yürütüyor. Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla hibe desteği verdiğimiz Yeşil Düşünce Derneği, etki ölçüm kapasitesini güçlendirmek amacıyla çalışmalar yürüttü. 

Yeşil Düşünce Derneği Genel Koordinatörü Melisa Kutluğ ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Kurumsal Destek Fonu kapsamında yürütülen çalışmalar, Afete Dirençli Kentlerde Güneşin Rolü Tutum Belgesi, Kimseyi Arkada Bırakmadan: Batı Karadeniz’de İklim Hareketinin Güçlendirilmesi projesi ve derneğin gelecek dönem planları hakkında konuştuk. 

Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 döneminde Vakfımızdan aldığınız hibe desteği ile derneğinizin kurumsal gelişimi için hangi alanlara odaklandınız? Hibe desteğimizle yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Kurumsal Destek Fonu’nun 2021 döneminde ağırlıklı olarak etki ölçümü/ izleme ve değerlendirme alanına odaklandık. Yaptığımız ihtiyaç toplantıları sonrasında oluşturduğumuz stratejik yönelim dokümanı sayesinde sene içinde hem izleyeceğimiz bir rota hem de sene sonunda dönüp bakabileceğimiz bir planımız oldu. Sene içerisinde alana dair, konusunda son derece uzman mentorumuzla eşleştik ve çok çeşitli çalışmalar gerçekleştirdik. Konuyu farklı yönleriyle ele alan üç farklı eğitim çalışması gerçekleştirdik. Bunun haricinde mentorumuz ile sene içinde ayda en az iki defa olacak şekilde ofis ekibi ile birlikte toplantılar gerçekleştirdik. Bu toplantılarda ise dernekte hali hazırda kullandığımız araç ve metotların iyileştirilmesi, etki ölçüm planının hazırlanması, mevcut veri toplama araçlarının güncellenip bunlarla ilgili kılavuz görevi görecek rehberlerin oluşturulması, toplanan verilerin tasniflenmesi ve toplanan verilerin görselleştirilmesi gibi daha önce pek çalışma fırsatımız olmayan konuları ele alma ve geliştirme fırsatımız oldu. 

Kurumsal Destek Fonu kapsamında aldığınız desteğin derneğinize ve çalışmalarınıza nasıl bir katkısı oldu? Fonu destekleyen bağışçılarımızla paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Etki izleme ölçme ve değerlendirme çalışmaları kendine genellikle proje bütçelerinde pek de yer bulamayan bir alan. Ancak bu alan bir kuruluşun, özellikle kendi gelişimini, hedeflerini, ortaya konan işler sonrası geriye yönelik değerlendirme ve iyileştirme açısından çok önemli. Biz de Kurumsal Destek Fonu kapsamında aldığımız bu destekle konunun uzmanı ile birlikte derinlemesine çalışma ve geliştirme fırsatı bulduk. Bu desteğin tüm seneye yayılması ve mentorun de yine bu süreçte uzun dönem desteği süreci özümseme, sürdürülebilir araçları tanımlama ve öğrenme aşamasında çok destekleyici oldu. Kendi çalışma alanında üretim yapan, bu konu üzerine profesyonelleşen kruluşlarla için kuruluşun kendi ihtiyaçlarını gözeterek gelişmesine katkıda bulunmak açısından Sivil Toplum Destek Vakfı’nın Kurumsal Destek Fonu’nun önemini deneyimlemiş olduk. Bu kurumsal gelişim desteklerinin uzun vadede demokratik, kapasitesi güçlü, etkin, kendine yeten bir sivil toplum geliştirmek açısından çok destekleyici olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan fonu destekleyen bağışçılara sizin aracılığınızla teşekkür etmek isterim. 

Yakın zamanda Afete Dirençli Kentlerde Güneşin Rolü Tutum Belgesi’ni yayımladınız. Belge’nin içeriğinden ve sunduğunuz çözüm önerilerinden bahsedebilir misiniz?

Afete Dirençli Kentlerde Güneşin Rolü Tutum Belgesi’ni iklim ve çevre alanında çalışan ve faaliyet geliştiren on farklı kuruluş olarak beraber yayımladık. Belge Şubat ayında yaşadığımız depremler sonrası özellikle deprem bölgesi ve Türkiye genelinde, iklim hedefleriyle uyumlu bir yeşil yeniden inşa sürecine dair öneri ve taleplerimizi içeriyor. Şehirlerin yeşil iyileşme ve toparlanma süreçlerinin merkeziyetçi bir yapılanma süreciyle değil katılımcı, bilim ve akla dayalı yeniliklerle iklimi, doğal alanları, çevreyi yani bölgenin tüm ekosistemini gözeterek kültür, ekonomi, gıda ve tarım boyutlarının da ele alarak şekillenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunlar ile birlikte güneş enerjisinin etkili kullanımına dair bazı taleplerimizi de ilettik. Talepler Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na inşa edilecek binalarda güneş paneli konulmasının yasal düzenleme ile zorunlu hale getirilmesi talebi ile başlıyor. Yapılacak evlerin çatılarının güneş paneline uygun olması, tüm alt yapı sisteminin uygunluğu ve tüm enerji ihtiyacının elektrifikasyonunu sağlayacak düzeyde inşa edilmesi yine taleplerden bazılarıdır. Detayları yine bu belgede inceleyebilirsiniz.

Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği’nin desteğiyle Kimseyi Arkada Bırakmadan: Batı Karadeniz’de İklim Hareketinin Güçlendirilmesi projesini yürütüyorsunuz. Projenin amacından ve proje kapsamında yürüttüğünüz çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

Bu projemizin geçmişi Ağustos 2021 yılında Kastamonu’da meydana gelen sel felaketine dayanıyor. 97 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda yaralının olduğu bu felaket sonrası geçtiğimiz sene başında bir rapor çalışmamız olmuştu. Bu rapor felaketin Bozkurt ilçesinde yarattığı tahribat ve bunun iklim adaleti bağlamında değerlendirilmesine yönelik saha çalışması notlarından oluşmakta idi. Böyle bir çalışmayı yapmışken iklim krizi etkilerini derinden hissetmeye başlayan Batı Karadeniz’e yönelik biraz daha uzun ve kapsamlı bir çalışmayı devam ettirmek istedik. Bu proje vesilesi ile de Zonguldak ve Kastamonu ilçelerinde birer günlük İklim Okulu organize ettik, bunların haricinde iklim forumu, bir rapor çalışması ve bunun yerel yönetim yetkililerine ve yöredeki kurumlara sunulması gibi etkinliklerimiz de olacak. Temelde Kastamonu ve Zonguldak’ta iklim krizine adaptasyon ve dayanıklılık kazanma süreçlerinde sivil toplumun katılımının sağlanmasına destek olmak, var olan kurumların, üniversitelerın ve  yerel yönetimlerin iklim değişikliği adaptasyonu ve dirençliliği konularında ilişkilenmeleri gibi hedeflerimiz de bulunuyor. 

Yeşil Düşünce Derneği’nin gelecek dönemde yapmayı planladığı çalışmalardan ve önceliklerinden bahseder misiniz?

Yeşil Düşünce Derneği olarak bu sene iklim krizi alanında kapasite geliştirme ve ağ kurma faaliyetlerinin haricinde yeşil ekonomi çalışmalarına ağırlık verdik. Yıllardır birlikte yeşil ekonomi üzerinde çalıştığımız Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği ile 13.’sünü gerçekleştireceğimiz Yeşil Ekonomi Konferansı ve bu alanda çalışan, çalışmalarını daha geniş kitlelerle paylaşma imkanı veren Araştırmacılar Konferansı’nı gerçekleştireceğiz. Brüksel merkezli Yeşil Avrupa Vakfı (Green European Foundation) ile bizim de aralarında olduğumuz Avrupa’nın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren  altı yeşil kurumun da dahil olduğu adil geçiş, yeşil mutabakat üzerine çalıştığımız bir proje yürütüyoruz. Ekolojik ve refah düzeyi yüksek bir düzende Yeşil Mutabakat için öneriler, geçişin adil olması için belirli toplum kesimlerinin ihtiyaçları üzerine yoğunlaşacağız. İklim krizi  bağlamında ise kömürden çıkış hedefleri için ise partnerilerinden biri olduğumuz Fosil Yakıtların Ötesinde (Beyond Fossil Fuels) kampanyası ile çeşitli iletişim içerikleri hazırlıyoruz. Yaz sonu için ise yeşil hareketin buluşma noktası sayılan, harekete ilgi ve merak duyanlarla buluştuğumuz Yeşil Kamp’ın da çalışmalarına başladık.  Kurumsal Destek Fonu kapsamında aldığımız eğitim ve mentorumuzla yaptığımız çalışmalar sayesinde tüm bu çalışmalarımıza devam ederken, gösterge belirleme ve etki ölçümü çalışmalarımızı da yürütüyor, her etkinlik ve projenin sonunda da çıktıları ve ölçümleri kaydetmeye devam ediyoruz.
Tüm çalışmalarımızın detayları için hem web sitemizi hem de sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz! Çok teşekkür ederiz.

 

Demokrasi, Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yapacakları Çalışmaları Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Demokrasi, Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Derneği (DEMOS), toplumsal cinsiyet bakış açısını merkeze alarak barış çalışmaları etrafında araştırmalar, analizler ve çeviriler yapıyor. Hak özneleri, toplumsal barış mücadelesi veren STK’lar, aktivistler ve araştırmacılar için ve onlarla beraber eleştirel ve erişilebilir bilgi üreterek, basılı ve dijital yayınlar, podcast’ler üretiyor; konferanslar, atölyeler ve seminerler düzenliyor.  Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe kapsamında etki ölçümü kapasitesini güçlendirmek için çalışmalar yapacak olan DEMOS yarı zamanlı bir Etki Değerlendirme Uzmanı istihdam edecek.

DEMOS Genel Koordinatörü Dilan Elveren ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; barış kavramı, toplumsal hafızanın afetlerle ilişkisi, dijital medyanın toplumsal mücadelelere getirdiği fırsatlar ve kısıtlamalar, derneğin faaliyetleri ve hibe kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

DEMOS Kurumsal Destek Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

2015 yılında, sosyal bilimler alanında çalışan ve bilgi üretimini ortaklaştırmayı amaçlayan kişiler tarafından Ankara merkezli olarak kurulduk. Kurulduğumuz günden bugüne geniş anlamıyla barış çalışmaları etrafında, toplumsal cinsiyet bakış açısını merkeze alan araştırmalar yapıyor, Türkiye ve dünyadan örnekleri inceliyoruz. 

Herkes için eşitliğin olduğu barışçıl bir toplum inşa etmeyi hayal ediyoruz. DEMOS çalışanları, gönüllüleri olarak Türkiye’de barış ve uzlaşma, geçiş dönemi adaleti, toplumsal hafıza ve çatışma dönüşümü konularında araştırma, bilgi ve deneyim paylaşımı faaliyetleri yürütüyor; izleme ve savunuculuk üzerine yeni çalışmalar planlıyoruz. Bu faaliyetlerin çıktılarını basılı ve dijital yayınlar, podcast’ler, konferanslar, atölyeler, seminerler vb. aracılığıyla paylaşıyor, yaygınlaştırıyoruz. Böylece hak öznelerini ve tabanda toplumsal barış mücadelesi veren örgütleri güncel tartışmalardan, eleştirel yaklaşımlardan ve alandaki uluslararası gelişmelerden haberdar ediyor, özneler için ve onlarla birlikte güçlenmeye gayret ediyoruz. 

Toplumsal cinsiyeti ayrı bir çalışma alanı olmaktan ziyade, DEMOS’un tüm çalışmalarını kesen bir temel eksen olarak ele alıyoruz. Kadın ve/veya LGBTİ+ barış inşacılarının, feminist ve LGBTİ+ örgütlerinin barış ve geçiş dönemi adaleti mekanizmalarına katılımını desteklemeyi hedefliyor, karar vericilerin yanı sıra sivil toplum ve barış hareketi içerisinde toplumsal cinsiyete duyarlı bir barış ve demokrasi anlayışını savunuyoruz.

Barış kelimesini nasıl tanımlarsınız? “Savaş olmaması”, barış ile aynı anlama geliyor mu? Barışın inşa edilmesinde ve sürdürülebilir olmasında sivil toplum kuruluşlarının ve kamu kurumlarının rolünden bahseder misiniz? 

DEMOS barış kavramını hem doğrudan, yapısal ve kültürel şiddetin sona ermesini hem de çatışmayı besleyen ve yeniden ortaya çıkarabilecek eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasını kapsayan bir tahayyül olarak ele alır. Dolayısıyla barışın fiziksel bir çatışmasızlık halinden daha fazlası olduğunu söylemek yanlış olmaz. Barış, toplumsal ilişkilerin tabandan yukarı dönüştürülerek yeniden düzenlenmesi; çatışmanın nedenlerinin ortadan kaldırılmasını içeren meşakkatli ve uzun süreç. DEMOS’a göre bu sürecin başarıya ulaşması için geçmişte yaşanan hak ihlalleri ve bugün karşı karşıya olduğumuz toplumsal eşitsizliklerle yüzleşilmesi gerekiyor. Bu da hakikatin ortaya çıkarılması, ihlallerin kaydedilmesi ve hafızalaştırılması, hesap verilebilirliğin sağlanması, mağdur/hayatta kalanların onarıma erişmesi ve bu ihlallerin tekrarlanmaması için güvenceler sağlanmasını içeriyor. Ancak savaşı yaratan sebeplerin ortadan kaldırıldığı bir senaryoda kalıcı, sürdürülebilir bir barış inşasından söz edilebilir. 

Sivil toplumun resmi barış ve geçmişle yüzleşme süreçlerine etkin katılımı sürecin şeffaflığını ve toplumda uyandırdığı güveni, dolayısıyla bu süreçlerin etkinliğini olumlu etkiliyor. Türkiye’de sivil toplum, çeşitli toplumsal hareketler ve siyasi partilerle birlikte Kürt sorununun demokratik yollarla çözümünü hedefleyen süreçler başta olmak üzere barış süreçlerini hedefleyen çalışmalar gerçekleştirdi. Olası bir çatışmasızlığa geçiş/barış müzakeresi sürecinin kendisine ve mekanizmalarına dair önemli deneyimler kazandı. Bu deneyimlerden faydalanılabilecek yeni bir döneme girme ihtimali ise canlı bir şekilde karşımızda duruyor. Bu sebeple, önümüzdeki seçim ile olası bir barış sürecinin tekrar masaya gelebileceği ihtimalinden yola çıkarak sivil toplumun geçmişte biriktirdiği bu deneyimi kullanabileceği alanlar açmak, sivil toplumun barış süreçlerine katılımını desteklemek önem arz ediyor. Öte yandan, bugüne kadarki resmi barış süreçleri ve geçmişle yüzleşme çerçevesinden değerlendirilebilecek resmi mekanizmalara (Örneğin, 5233 sayılı Tazminat Kanunu) baktığımızda devletin bu süreç ve mekanizmaların tasarlanması, uygulanması ve izlenmesinde sivil toplum katılımına alan açmadığını, hatta barış mücadelesinin içinde yer alan sivil toplum örgütleri (STÖ) ve kişilerin yargı tacizine uğradığını, barış talebinin kendisinin dahi kriminalize edildiğini görüyoruz. Gelecekte yaşanacak barış süreçleri için sivil toplum katılımını güvenceye alacak yasal düzenlemelere ihtiyaç var. 

DEMOS olarak toplumsal hafıza üzerine çalışmalar yapıyorsunuz. Toplumsal hafıza nedir? 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve çevre illeri de etkileyen depremlerle beraber düşündüğünüzde toplumsal hafızanın afetlerle nasıl bir ilişkisi bulunuyor? 

Toplumsal hafızayı, yaşadığımız çevrede meydana gelen toplumsal, kültürel ve siyasal dönüşümden ayrı düşünemeyeceğimiz; toplumu bir arada tutan ve birleştiren bir mekanizma olarak konumlandırıyoruz. Bize göre hafıza toplumsal ve politik olarak inşa ediliyor. Bu çerçevede hafıza ile ilgili yürüttüğümüz çalışmaları çatışma dönüşümü ve barış inşası süreçleri ile ilişkilendiriyoruz. Ulusal tarih yazımı gibi, iktidarın söylemini yeniden üreten ve yukarıdan aşağıya örülen hafızalaştırma pratiklerinin karşısına hafızayı dinamik bir mücadele alanı olarak ele alan, özne odaklı bir hafıza anlayışını yerleştiriyoruz. Her toplumsal grubun farklı toplumsal hafızalara sahip olduğu gerçeğinden yola çıkarak çoklu, homojen olmayan bir hafıza anlayışının altını çiziyoruz. Hafızayı, daha doğrusu hafıza çalışmalarını, bu perspektifle ele almanın toplumsal barışın inşası sürecinde bize geniş bir alan, kapsamlı bir bakış açısı sunacağını düşünüyoruz.

Kişilerin, toplumsal grupların deneyimleri ile değişen, dönüşen toplumsal hafızaya 6 Şubat depremleri de eklendi. Yaşanılan depremlerden hareketle toplumsal hafızanın afetlerle nasıl bir ilişkisi olduğunu toplumların felaketi deneyimleme, hatırlama ve yorumlama biçimleri üzerinden düşünmek mümkün. Afetin toplumsal hafızasının belgelenmesi afetin yıkıcılığını artıran ihmallerin ve afet dönemi gerçekleştirilen insan hakları ihlallerinin cezasız kalmaması, hayatta kalanların ve depremden etkilenenlerin onarım taleplerinin karşılanması, gelecekte benzer bir yıkımın yaşanmaması için gereken önlemlerin alınması ve politikaların yürütülmesi için elzem. Toplumun kendini maddi anlamda onarabilmesi için devletin bu kolektif travmadan hareketle etkili bir afet yönetimi politikası belirlemesi gerekir. Diğer yandan felaketlere bağlı duygusal ve psikolojik hasarların onarılabilmesi için kolektif bir dayanışma, birbirini anlama ve duyma süreçlerine ihtiyaç var. 

Toplumsal mücadele ve insan hakları alanlarında çalışmalar yapan bir dernek olarak dijital medyanın toplumsal mücadeleye getirdiği fırsatlardan ve kısıtlamalardan bahsedebilir misiniz? 

Dijital medya, kullanıcılara sunduğu araçlar ve platformlar sayesinde bireylerin ve toplulukların seslerini duyurmalarına ve sözlerini yaygınlaştırmalarına alan açıyor ve hedefledikleri kitleleri harekete geçirmeye yönelik çalışmalarını güçlendiriyor. Gün geçtikçe sayısı çeşitlenen ve kapasitesi genişleyen dijital medya kanalları hak temelli, politik ve sosyal konularda yürütülen farkındalık çalışmalarının daha fazla insana ulaşabilmesi için oldukça elverişli. Ana akıma alternatif ve öznelerin doğrudan kendilerinin ürettiği ve temsil edildiği bilgi üretimini mümkün kılan dijital medyanın elbette kimi riskleri ve sınırlılıkları da var. Günümüz dijital iletişiminin hızlı akışı içerisinde yanlış bilgilerin dolaşıma girmesi oldukça kolay ve herhangi bir kişi ya da grup yanlış ve/veya manipüle edilmiş bilgilerle etkileyebilir ve/veya kararları üzerinde belirleyici olabilir. Örneğin, bu gibi manipüle edilmiş bilgiler nedeniyle kadınlar, LGBTİ+lar gibi toplumdaki kırılgan gruplar dijital alanda hedef gösterebiliyor ve taciz edebiliyor. Platformların kimi ayrımcılık ve nefret söylemi karşıtı, eşitlikçi politikaları olsa da genelde bu şikayetlere herhangi bir olumlu geri dönüşte bulunulmuyor. Nitekim bu politikaları belirleyen de çeşitli şirketler yahut otoriteler olduğu için dijital alanın özneler ve hak mücadelesi yürüten aktivistler için kolaylıkla güvensiz bir ortama dönüşebildiği bir gerçek. Bu sebeple, dijital medya kanallarının ve platformlarının ne ölçüde bağımsız olduğu/olabileceği de tartışılıyor. Bu sebeple, dijital medyayı kullanan hak savunucuları, aktivistler ve STÖ’lerin ürettikleri ve yaygınlaştırdıkları bilgilerin doğru ve teyitli olması, açık ve şeffaf bir iletişim politikasının yürütülmesi, hedef kitlelerine sundukları dijital alanın ayrımcılıktan, hedef göstermeden ve nefret söylemlerinden arındırılmış olması gibi birçok değişkeni dikkate almaları gerekiyor.

Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde sağladığımız hibe ile odaklanacağınız kurumsal gelişim başlığı ne olacak? Bu kapsamda ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Temel çalışma alanlarımız olan barış ve uzlaşma, çatışma dönüşümü, geçiş dönemi adaleti ve toplumsal hafıza üzerine faaliyetlerimizin stratejik hedeflerimize etkisini daha verimli ve etkili şekilde izlemek, ölçmek ve bu etki ölçümünü sürdürülebilir kılmak amacıyla ölçme ve değerlendirme alanına odaklanacağız. 

Çalışmalarımızın etkisini ölçebilmek amacıyla toplumsal cinsiyete ve çoğulcu katılıma duyarlı ve nitel veri ağırlıklı bir ölçme ve değerlendirme modeli geliştirmeyi hedefliyoruz. Geliştireceğimiz bu modelin, mevcut çalışmalarımızın geliştirilmesine ve yeni faaliyetlerimizin planlanmasına katkı sunmasını amaçlıyoruz. Bir araştırma derneği olarak ürettiğimiz bilginin neden ve nasıl kullanıldığını veya kullanılmadığını, ne kadar erişilebilir olduğunu verilere dayanarak ortaya koymayı ve paydaşlarımızdan çalışmalarımıza dair geri bildirim almayı önemsiyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz modelle faaliyetlerimizi, dijital iletişimimizi var olan ve planlanan kaynaklarımızı da gözden geçirmeyi amaçlıyoruz.

 

Kökler ve Filizler Derneği ile Kurumsal Destek Fonu Kapsamında Yürütecekleri Çalışmaları Konuştuk

By | Kurumsal Destek Fonu

Kökler ve Filizler Derneği (Roots & Shoots Turkey – R&S TR), çocukların ve gençlerin ihtiyaç duydukları alanlarda bilgi ve becerilerinin güçlenmesine katkı sağlamak amacıyla buluşmalar, çevrimiçi ve çevrimdışı atölyeler, etkinlikler ve eğitimler düzenliyor. Dernek, çocukların ve gençlerin maruz kaldığı zorbalık, özel hayatın korunmasının ihlali, ticari istismar ve tokenizm gibi risklerin önüne geçmek için çocuk haklarının bilinirliği konusunda da çalışmalar yürütüyor.  R&S TR Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde Turkey Mozaik Foundation eş finansmanıyla sağladığımız hibe kapsamında, kaynak çeşitliliğini artırmak ve derneğin finansal sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla çalışmalar yürütecek. Bu kapsamda kaynak geliştirme çalışmalarından sorumlu yarı zamanlı bir kişi istihdam edecek.

Kökler ve Filizler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Aslıhan Niksarlı ve Yönetim Kurulu Üyesi Banu Binbaşaran Tüysüzoğlu ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; Türkiye’de gençlerin ve çocukların karar alma mekanizmasına katılımı, iklim krizinin sivil toplum gündemindeki yeri, derneğin faaliyetleri ve hibe kapsamında yürütecekleri çalışmalar hakkında konuştuk. 

Roots & Shoots Türkiye Kurumsal Destek Fonu kapsamında Vakfımızdan ilk kez hibe alıyor. Okuyucularımızın derneğinizi daha yakından tanıyabilmesi için kuruluş̧ amacınızdan ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? 

Roots & Shoots 1991 yılında Dr. Jane Goodall tarafından çocuk ve gençlerin çevre, hayvanlar ve insanlar için çalışarak, içinde bulundukları topluluğa ilham vermeleri ve değişime öncülük etmeleri amacıyla başlatılan küresel bir hareket. Biz de Roots & Shoots Türkiye olarak “yaşama, tüm çeşitliliğiyle ev sahipliği yapan bir gezegen” düşüyle 2021 yılında kurulduk. Kurulduğumuz günden beri de yaşadığımız krizler çağında sorunları fark eden ve bu konularda pozitif değişim yaratmak isteyen çocuk ve gençlere destek olmak; çocuk ve gençlere farklı disiplinlerden insanlarla buluşabileceği, gerekli becerileri edinebileceği ve projeler geliştirebileceği alanlar yaratmak için çalışıyor ve projeler üretiyor.

Bu projeleri çocuk ve gençlerin güçlenmesine yönelik ihtiyaç duydukları alanların ve metotların tespit edilmesi için katılım gözetilmesi ilkesiyle gerçekleştiriyoruz. Çalışmalarımızın bazılarına örnek verecek olursak yaşadığımız krizler çağında çocuklara ve gençlere ulaşmak, bu sorunları konuşmak ve yaşadıkları çevreyi öğrenmelerine yardımcı olmak için “Radix: Ekosistem Serüveni” kutu oyununu, öğretmenlere yönelik Biyoçeşitlilik Köyü Etkinlik Rehberi gibi farklı öğrenme materyalleri geliştiriyoruz. Özellikle iklim ve doğa alanında harekete geçen çocukların iyi olma hallerini desteklemek ve çocuklarla çalışan yetişkinlerin çocuk hakları temelli yaklaşıma dair güçlendirilmesi için çalışıyor; bunun için Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi ortaklığında ve Sabancı Vakfı Hibe Programları desteğiyle Katılımcı ve Güvenli Gençlik Aktivizmi projemizi yürütüyoruz. 

Bilimsel bilginin yaygınlaştırılması, çocuk ve gençlerin bilimi yakından deneyimlemelerini sağlamak adına çocuk ve gençlerin farklı disiplinlerden insanlarla bir araya getiren kuş gözlemi, doğa gözlemi gibi çeşitli çevrimiçi ve çevrimdışı aktiviteler ve atölyeler düzenliyoruz. İsveç Konsolosluğu işbirliğinde lise öğrencilerinin medya okuryazarlığı, kaynak eleştirisi ve sosyal medya kampanyacılığı alanlarında kapasitelerini geliştirmek amacıyla projelere odaklanıyoruz. R&S TR Liseli ve Üniversiteli Grupları’ndan gençlerle birlikte, tartışmak ve yaygınlaştırmak istedikleri konularda çeşitli içerikler geliştiriyor ve yaygınlaştırıyor; R&S TR Üniversite grubunu projelerini gerçekleştirmeleri için aktif olarak destekliyoruz. Bunların yanı sıra Türkiyeli çocuk/gençlerin, gezegenin diğer ülkelerindeki akranlarıyla etkileşim içinde olmalarını kolaylaştırmak için R&S TR’nin küresel ağıyla buluşmalar düzenliyoruz. 

Türkiye’de gençlerin, çocukların ve bu alanda faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşlarının karar alma mekanizmalarına katılımı ne ölçüde sağlanıyor. Gençlerin ve çocukların karar alma süreçlerine katılımının garanti altına almak ve güçlendirmek için neler yapılması gerekiyor? 

Türkiye’de karar alma mekanizmalarında büyük ölçüde çocukları, gençleri ve STK’ları maalesef görmüyoruz. Halbuki STK’lar toplumu temsil eder, toplumdan güç alır ve bu gücü karar mekanizmalarının güçlü işlemesine katkı olarak aktarabilir. Çocukların ve gençlerin, onları doğrudan ilgilendiren konularda karar mekanizmasına dahil olması, ihtiyaçların tespit edilmesini kolaylaştırır; yenilikçi çözümler üretilmesini sağlar.. Hem STK’lar hem de çocuklar ve gençlerin süreçlere ve karar mekanizmalarına dahil edilmeleri bir köprü işlevi görür. Bunların yanı sıra herkesin harekete geçtiği ve geçmek istediği konuyu sahiplenmesine alan açar ve motivasyonlarını yükseltir. 

Çocukların ve gençlerin karar alma süreçlerine dahil olmalarını sağlamak için halihazırda çocuk hakları, çocuk katılımı alanında çalışan kuruluşlardan destek almanın; çocukların seslerini yetişkinlere ve akranlarına duyabilecekleri mekanizmalar geliştirilmesinin karar alma süreçlerinde çocukların kendilerini ifade edebilmeleri için güvenli alanlar oluşturulması oldukça kritik. 

Burada hem STK’lara hem akademisyenlere ve uzmanlara hem de karar vericilere bir pay düşüyor. Çocuk ve gençlerin katılımını garantiye almak için tüm paydaşlar arasında işbirliğinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. 

Çevre ve ekoloji alanındaki hak mücadelesi ve yapılan çalışmalar toplumun tamamını ilgilendiriyor ve önemli ölçüde destek buluyor. İklim değişikliğinin yarattığı tehdidin büyüklüğü ve aciliyeti düşünüldüğünde, sizce bu konular sivil toplum kuruluşlarının gündeminde yeterince yer alıyor mu? Bu konuda atılabilecek adımlar var mı?

İklim değişikliği yaşadığımız krizler çağında acil eylem alınması gereken bir kriz. Bu nedenle son yıllarda birçok STK çalışmalarının yönünü iklim değişikliğiyle mücadeleye çevirdi; bunun yanı sıra sadece bu alanda çalışan STK’lar kuruldu. 

STK’lar da birlikte çalışmalar yürütmeye, faaliyetlerini paylaşmaya başladı.  Bu konuyla ilgili STK’lar tarafından yüksek bir farkındalık var ve farkındalık halk arasında da yaygınlaştırılıyor. Tabii ki böylesi büyük bir tehdit karşısında bu mücadelede STK’ların bu konuları gündemlerine alması ve harekete geçmesi yetersiz kalabiliyor. Karar vericilerle yeterince işbirlikleri yapılmadığı zaman harekete geçmek zor olabiliyor, azaltım ve uyum süreçleri yavaşlayabiliyor ve hatta tıkanabiliyor. Bu nedenle hem STK’lar arasındaki etkileşimlerin hem de karar vericilerle olan etkileşimlerin artması ve işbirlikleri ile güçlerin birleştirilmesi gerekiyor. STK’ların karar mekanizmalarında yer almalarını destekleyecek her türlü alanın açılması gerekiyor. 

İklim değişikliği kaynaklı tehditlerin giderek daha görünür hale gelmesiyle bu alandaki eylemler ve farkındalık çalışmaları da hız kazanıyor. Özellikle gençlerin liderliğini yaptığı bu tür eylemler şirketlerin ve devletlerin dikkatini çekmekte başarılı oluyor. Sizce Türkiye’de bu konuda gerekli adımları atılıyor mu? 

İklim değişikliği sorununun ülkelerin, karar vericilerin gündemine girmesinde gençlerinin rolü göz ardı edilemez. Jasilyn Charge, Gretha Thunberg gibi isimlerin harekete geçmesiyle tüm dünyada küresel bir hareket başladı. Bu hareket çok kısa sürede Türkiye’de de yerini buldu. Türkiye’nin farklı illerinde gençler topluluklar oluşturdular. 2018 yılından beri krizin ne olduğunu, onları nasıl etkilediğini ve taleplerini anlatıyorlar, kampanya yapıyorlar, eğitim veriyorlar. Bunun yanı sıra katılım mekanizmalarını zorluyorlar. Çocuk ve gençlere söz ve katılım haklarının sağlanmasını, karar alma mekanizmalarına dahil olmayı, çocuk ve gençlerle bu alanda ihtiyaca yönelik çalışmalar yapılması taleplerini her fırsatta dile getiriyorlar. 

Çocuklar ve gençlerin bu hareketi hiç şüphesiz ki şirketlerin, devletlerin, karar alıcıların, STK’ların, bireylerin dikkatini çekiyor; ancak gençlerin burada desteklenmesi gerekiyor. İklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarına şimdiden maruz kalıyorlar ve bundan sonrasında da giderek daha fazla mücadele etmek zorunda kalacaklar. Uzun soluklu ve yıpratıcı bir mücadele bu. Hem bilgi beceri bakımından donanımlı olmaları hem de eko kaygı gibi yıkıcı süreçlerden korunmalarını desteklemek, onların yanında olmak gerekiyor. Bundan sonrasında iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçlarını görmezden gelmek zaten mümkün olmayacak, mecburi azaltım çalışmaları ve uyum süreçlerinin harekete geçmesi kaçınılmaz. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu yönde adımlar atılıyor. Bizler de gençlerin ve STK’ların işbirliğinde ve takipçiliğinde sürecin hızlanacağına inanıyoruz. 

Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminde sağladığımız hibe ile odaklanacağınız kurumsal gelişim başlığı ne olacak? Bu kapsamda ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz? 

Derneğimizin ikinci yılını doldurmaya yaklaştığı bugünlerde finansal sürdürülebilirlik konusunu önceliğimiz olarak belirledik. Aldığımız hibeyle birlikte finansal gücümüzü gittikçe artan oranda destekçilerimizden almayı, böylelikle derneğimizin vizyon ve misyonuna uygun projeleri kendi kaynaklarımızla ve bağımsız olarak yapabilmeyi hedefliyoruz. Düzenli destekçi programı sayesinde finansal planlamamızın daha tutarlı ve sürdürülebilir olacağına, dolayısı ile derneğimizin organizasyon yapısının güçleneceğine inanıyoruz. Bu kapsamda finansal sürdürülebilirliğimizi sağlayabilmek için kaynak geliştirme uzmanlarının danışmanlığı eşliğinde bireysel ve düzenli bağış desteğinden oluşan bir finansal model yaratmayı planlıyoruz. 

 

Kurumsal Destek Fonu 2022 Dönemi Fon Başlangıç Raporu Yayımlandı

By | Kurumsal Destek Fonu

Dezavantajlı kesimlerin toplumsal katılımını geliştirmek ve/veya sosyal refahını artırmak amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal kapasitelerini güçlendirmelerine destek olmak amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 dönemi fon başlangıç raporu yayımlandı. Fon kapsamında; Açık Alan Derneği (Derin Yoksulluk Ağı), Demokrasi, Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Derneği, Kökler ve Filizler Derneği, Lotus Kadın Dayanışma ve Yaşam Derneği ve Medikal Arama Kurtarma Derneği’ne toplam 647.000 TL hibe desteği sağlıyoruz.

Kurumsal Destek Fonu 2022 döneminin yapısı, desteklediğimiz STK’lar ve yapacakları çalışmalara dair bilgilerin yer aldığı raporumuza buradan ulaşabilirsiniz.

 

Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 Döneminde Yapılan Başvurulara Dair Değerlendirme Metnimiz Yayımlandı

By | Kurumsal Destek Fonu

Sivil toplum kuruluşlarının (STK) kurumsal gelişimlerinin güçlenmesini desteklemek amacıyla Turkey Mozaik Foundation ve Dalyan Foundation işbirliği, bireysel ve kurumsal bağışçıların desteğiyle hayata geçirdiğimiz Kurumsal Destek Fonu’nun 2022 döneminin başvuru ve seçim süreçleri tamamlandı.

STK’ların bu süreçte öne çıkan ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla Fonun bu dönemi için yapılan başvuruların yoğunlaştığı konulara, başvuru yapan kuruluşların genel durumu ve ihtiyaçlarına dair değerlendirmelerimizin yer aldığı açıklama metnine buradan ulaşabilirsiniz.